<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Haber Platosu  - Güncel, En Son Haberler, Son Dakika</title>
      <link>https://www.haberplatosu.com</link>
      <language>tr</language>
      <description>haberplatosu.com, haberler, son dakika haberleri, türkiye ve dünya gündeminden en güncel gelişmeler, güncel köşe yazıları; siyaset, ekonomi, kültür, sanat haberleri ve analizleri haberplatosu'nda.</description>
      <category>News Headlines</category>
      <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 19:31:12 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.haberplatosu.com/rss/mansetler/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Mehmetçik Vakfı'nın vekâleten kurban bağışı kampanyası sürüyor]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/mehmetcik-vakfi-nin-vekaleten-kurban-bagisi-kampanyasi-suruyor/84611/</link>
            <description><![CDATA[Mehmetçik Vakfı Genel Müdürü E. Tuğgeneral İsmail Şanlı ve Bilgi ve İletişim Müdürü Gökhan Kasımlıoğlu ile HaberPlatosu.com yazarı Mustafa Toygar tarafından yapılan geniş kapsamlı röportajda, vakfın etkinlikleri ve hizmetleri detaylı bir şekilde ele alındı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/mehmetcik-vakfi-nin-vekaleten-kurban-bagisi-kampanyasi-suruyor/84611/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Sat, 08 Jun 2024 21:07:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>        </p><p>  Son yıllarda özellikle büyük şehirlerde kurban kesmek, kestiğimiz kurbanının etini dağıtmak büyük problem. Son iki yıl ben de vekletle kurban kesmeye yöneldim. Araştırmacı yazar olarak günlerce kurban bağışı talep eden; marketlerden, tarikatlara, cemaatlerden Diyanete, derneklerden vakıflara küçük çaplı bir araştırma yaptım.</p><p>        Bu çalışmalarım sırasında Mehmetçik Vakfı&#39;nın faaliyetleri olağanüstü dikkat çekiciydi. Emekli bir subay olmama rağmen bu vakfın böylesine muhteşem hizmetler yaptığının farkında değildim.</p><p>        Vakfın çalışmalarını daha detaylı ve derinlemesine araştırmak üzerek Balgat&#39;taki merkezlerine bir ziyarette bulundum. Vakfın hizmetleri büyüleyiciydi.</p><p>        Mehmetçik Vakfı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin emekli olmuş en mümtaz general ve subaylarına emanet ediliyordu.</p><p>        Yardım yapacaksam da, kurban bağışı (vekleten kurban kestireceksem de) yapacaksam da en güvenilir kuruluş olduğunu gördüm. Anladım ki yapacağım her kuruş yardım, yerini en doğru şekilde bulacaktı.</p><p>  Vakıf Genel Müdürü E. Tuğgeneral İsmail Şanlı ve Bilgi ve İletişim Müdürü Gökhan Kasımlıoğlu ile yaptığımız söyleşi ile bu güzide kurumumuzun yaptığı hizmetlerden tüm vatandaşlarımızın haberdar olmasını da kendimize vazife edindik. Kurban vekletinizin (kurban bağışınız) ve diğer yardımlarınızın yerine ulaşıp-ulaşmadığı konusunda kafanızın rahat etmesini istiyorsanız doğru adres; Mehmetçik Vakfıdır. Türkiye Mehmetçiğe Mehmetçik Türk milletine emanettir. </p><p>           Sözü uzatmadan sorularımızın cevapları ile siz dostları baş başa bırakmak istiyorum.</p><p><strong> (Mustafa Toygar/HaberPlatosu.com)</strong></p><p>SORU :</p><p>Merhaba, Mehmetçik Vakfı ne zaman ve ne maksatla kurulmuştur. Temel görevleri nelerdir?</p><p>CEVAP :</p><p>Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı, ülkemizin ve milletimizin güvenliği için canlarını hiçe sayarak görev yapan erbaş ve erlerimizden şehit olan veya askerlik görevi esnasında hayatını kaybeden Mehmetçiklerimizin bakmakla yükümlü oldukları yakınları ile gazi ve engelli Mehmetçiklerimize sosyal ve ekonomik destek sağlamak amacıyla                17 Mayıs 1982 tarihinde kurulmuştur. Temel görevleri ise;</p><p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında yaptığı vatani hizmet esnasında; Şehit olan ve hayatını kaybeden erbaş ve erlerin bakmakla yükümlü oldukları yakınları ile Malul Gazi ve Engelli Mehmetçiklerin kendilerine (Uzm. Erbaşlar, uzman jandarmalar ile sözleşmeli erbaş ve erler dışında) belirlenen esaslara göre ölüm ve maluliyet yardımı yapmak,</p><p>Gazi ve engelli Mehmetçiklerin kendilerine sürekli bakım yardımında bulunmak,</p><p>Söz konusu Mehmetçiklerin çocuklarına bakım ve öğrenim desteği sağlamak,</p><p>Yardım planına dhil Mehmetçik ve aileleri ile bağışçılara yönelik sosyal destek programları uygulamak,</p><p>Yardım planını destekleyen bağış, yatırım ve tanıtım programları ile kendini sürekli geliştirmesini sağlamak ve kamuoyunu düzenli olarak bilgilendirmek,</p><p>Bu faaliyetleri ile ülke düzeyinde sosyal adaletin, toplumsal barışın ve ulusal birliğin güçlenmesine katkıda bulunmaktır.</p><p><strong>EDİTÖRÜN NOTU: </strong>Mehmetçik Vakfı&#39;nın vekaletle kurban bağış kampanyası devam ediyor. Mehmetçik Vakfı Genel Müdürü E. Tuğgeneral İsmail Şanlı ve Bilgi ve İletişim Müdürü Gökhan Kasımlıoğlu ile yapılan geniş kapsamlı röportajda, vakfın etkinlikleri ve hizmetleri detaylı bir şekilde ele alındı. Araştırmacı yazar Mustafa Toygar, yaptığı çalışmalar sonucunda Mehmetçik Vakfı&#39;nın faaliyetlerinin etkileyici olduğunu keşfettiğini belirtti. Vakıf, vekaleten kurban kesim faaliyetleri ile de ön plana çıkıyor. Kurbanlar, dini usullere uygun olarak kesilip etleri şehit yakınlarına ve malul gazi ailelerine dağıtılıyor. Toygar, Mehmetçik Vakfı&#39;nın güvenilir bir kuruluş olduğunu ve yardımların en doğru şekilde kullanıldığına inandığını vurguluyor. Kurban vekletinin yanı sıra, vakıf nakdi ve ayni bağışları da kabul ediyor. Aynı zamanda eğitim yardımları ile de Mehmetçiklerin ailelerine destek oluyor. Mehmetçik Vakfı, Türk Silahlı Kuvvetleri&#39;nin fedakar Mehmetçiklerine ve ailelerine hizmet etmek için kurulmuş önemli bir kuruluş olarak öne çıkıyor. </p><p>SORU:</p><p>Vakfın en önemli faaliyetlerinden biri olan Vekleten Kurban Kesim faaliyeti kapsamında, kurbanlar hangi şartlarda kesilmektedir, kesilen kurbanlıklar ne şekilde değerlendirilmektedir?</p><p>CEVAP :</p><p>Vakıf tarafından, Dini vasıflara uygun olarak seçilen kurbanlıklar; modern kesim tesislerinde, Vakıf görevlileri, veteriner, din görevlisi ve noter huzurunda kesilmekte, kurban etlerinden kavurma yapılmasını müteakip şehit yakını ve malul gazi Mehmetçik ailelerine ve kurban bağışçılarına konserve kavurma olarak dağıtılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Diyanet İşleri Başkanlığının, kurban ibadeti ile ilgili fetvalarına uygun olarak; Kurban etlerinin dağıtılamayan bölümü ise, kurban kesimini yapan yüklenici firmalarla, kar amacı gütmeden mübadele edilerek, elde edilen gelir Vakıf senedine uygun bir şekilde şehit yakınları, malul gazi ve engelli Mehmetçik ailelerine yapılacak yardımlarda kullanılmaktadır.</p><p>2024 yılı için Vekleten Kurban Bağış kabulüne başlamış olup, bir hisse bedelini 11.850 TL, 370 ABD Doları ve 345 Euro olarak belirlenmiştir.</p><p>SORU:</p><p>  Ayni bağış kabul ediyor musunuz?</p><p>CEVAP :</p><p>Vakıf tabi olduğu mevzuat hükümleri gereğince nakit ve nakit gibi değerlendirilebilen bağışları (nakit bağış, kurban bayramı döneminde vekleten kurban bağışı ve gayrimenkul bağışı) kabul etmektedir. Ayni bağış olan gayrimenkul bağışında (ev, arsa, tarla, iş yeri ve benzeri) ise tapusu olan, birden fazla hissedarı olmayan ve hukuki problemi bulunmayan taşınmazlar bağış olarak kabul edilmektedir. Nakde dönüştürülmesi mümkün olamayan ev eşyası, giyim eşyası, gıda malzemeleri ve benzeri bağışları prensip olarak kabul edememekte, bunlardan vasiyet yolu ile intikal edenleri ise nakde çevirerek irada almaktadır.</p><p ><strong>Genel Müdür İsmail Şanlı.</strong></p><p>SORU:</p><p>  Vakfın kabul ettiği gayrimenkul bağışlarına ilişkin detaylı bilgi alabilir miyiz?</p><p> CEVAP :</p><p>1. Şartsız bağış: Bağışlanan gayrimenkulün tam mülkiyet hakkının Vakfa intikal ettiği bu bağış şeklinde bağışçı, Vakıf yetkilileri ile birlikte ilgili tapu sicil müdürlüğüne giderek taşınmazın tapusunu Vakıf üzerine intikal ettirir. Bu işlemde, Vakfın vergi muafiyeti olduğundan bağışçı tarafından herhangi bir vergi ya da harç ödemesi yapılmaz.</p><p>2. İntifalı Bağış: Bağışlanan gayrimenkulün intifa hakkının bağışçıda kaldığı bu bağış şeklinde, bağışçı, ilgili tapu sicil müdürlüğüne giderek gayrimenkulün çıplak mülkiyetini Vakfa devreder. Gayrimenkulün intifa hakkı bağışçıya ait olduğu için, bağışçı vefatına kadar gayrimenkulde oturabilir veya onu kiraya verebilir, ancak gayrimenkulü satarak veya devrederek tasarrufta bulunamaz ve gayrimenkul üzerinde yapının esasına yönelik değişiklik yapamaz. Bağışçının vefatı halinde, Vakıf yetkilileri tarafından gayrimenkul üzerindeki intifa şerhi kaldırılır ve gayrimenkulün tüm tasarruf ve kullanma hakkı Vakfa ait olur.</p><p>3. Vasiyetname ile Yapılan Bağış: Noterden vasiyetname tanzim edilerek yapılan bu bağış şeklinde, bağışçı menkul ve gayrimenkul mallarının Vakfa hangi şartlarla kalmasını istediğini noterde belirtir. Vasiyetname tanzim edilirken 'Akli Melekeleri Yerindedir' raporu ve iki tanık gerekmektedir. Noter, vasiyeti bir yazı ile nüfus müdürlüğüne bildirir. Bağışçı ise, vasiyetnamesi hakkında Vakfa bilgi verebilir veya vasiyetnamesinin bir suretini Vakfa gönderebilir. Bu bilgi ve belgeler Vakfın arşivinde saklanır. Vasiyetname ile yapılan bağış için Merhum Zeki MÜREN&#39;in yaptığı bağış bir örnektir. Sanat güneşimiz Zeki MÜREN, tüm mal varlığının yarısını vasiyetname düzenlemek suretiyle TSK Mehmetçik Vakfına bağışlamıştır.</p><p>4.  Gayrimenkul Bağışında Dikkat Edilecek Hususlar:</p><p>Gayrimenkulün tapusu bulunmalı ancak birden fazla hissedarı olmamalıdır.</p><p>Gayrimenkulün üzerinde ipotek, şerh, haciz, vergi borcu bulunmamalıdır.</p><p>Gayrimenkulün üzerinde miras ve diğer konularla ilgili hukuki problem bulunmamalıdır.</p><p>Gayrimenkul, imar yönünden sit alanı, yeşil alan, sel bölgesi, belediye kamulaştırma alanı, güvenlik ve arkeolojik alan içerisinde bulunmamalıdır.</p><p>Gayrimenkulün, belirli bir rayiç üzerinden kiraya verilebilme veya kısa sürede satılabilme imknı olmalıdır.</p><p>SORU:</p><p>Mehmetçik Vakfına yapılan bağışlar yasal limitler dhilinde vergiden düşülebiliyor mu?</p><p>CEVAP :</p><p>  193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu&#39;nun 89&#39;uncu maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu&#39;nun 10&#39;uncu maddesinde bağış ve yardımlara ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda vergi muafiyeti tanınan vakıflara (TSK Mehmetçik Vakfının vergi muafiyeti bulunmaktadır) ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan nakdi bağışların toplamının o yıla ait kurum kazancının %5&#39;ine kadar olan kısmı, kurumlar vergisi beyannamesine ayrıca gösterilmek kaydıyla kurum kazancından indirim konusu yapılabilmektedir.</p><p>SORU:</p><p>TSK Mehmetçik Vakfının eğitim ile ilgili bir görevi var mı?</p><p>CEVAP :</p><p>TSK Mehmetçik Vakfı bakım ve öğrenim yardımı esasları şu şekildedir.</p><p>Şehit olan veya askerlik görevi esnasında hayatını kaybeden erbaş ve erin ölüm tarihinden, malul gazi ve engelli erbaş ve erlerden sürekli bakım yardımına hak kazananların, malul veya engelli olmasına sebep olan olay (kaza dhil) durumunda olay tarihinden, hastalık durumunda ise, askerliğe elverişli değildir raporunu almasına neden olan hastalığın ilk tespit edilmesinden (kıta revirine ilk müracaat, hastaneye sevk veya bu hastalıkla ilgili olarak ilk istirahat/hava değişim tarihinden hangisi tespit edilmişse) önce doğmuş çocukları ile bu tarihte eşi hamile olup müteakiben doğan çocukların (askerlikten normal terhis olan erbaş ve erlerden terhisinden sonra askerlik hizmeti esnasında bir olay veya hastalığa bağlı olarak askerliğe elverişli değildir raporu alanlarda da hastalığın/sakatlığın/olayın başlangıcı olarak askerlik hizmeti esnasındaki tarih esas alınır) bakımı ve okudukları sürece öğrenimlerini sürdürebilmeleri için aşağıdaki esaslar dhilinde ödenir;</p><p>On sekiz yaşını tamamlayana kadar,</p><p>Lise düzeyinde eğitim gören çocuklara yirmi yaşını tamamlayana kadar, (lise eğitimini bitiren öğrenci on sekiz yaşını tamamlayana kadar lise seviyesinden yardım almaya devam eder),</p><p>Yükseköğretim düzeyinde iki veya üç yıllık ön lisans seviyesinde eğitim alan çocuklara yirmi beş yaşını tamamlayana kadar,</p><p>Yükseköğretim düzeyinde lisans veya lisansüstü seviyesinde öğrenim gören çocuklara yirmi altı yaşını tamamlayana kadar, </p><p>Öz gereksinimlerini yerine getiremedikleri, başkalarının bakım ve yardımına muhtaç oldukları devlet hastanelerinin sağlık kurulu raporu ile belgelenen hasta ve engelli çocuklara hastalık ve engellilik durumları devam ettiği sürece bakım ve öğrenim yardımı yapılır.</p><p>Bu yardımın tutarı yürürlükteki yardım planına göre öğrenim seviyeleri dikkate alınarak belirlenir.</p><p>Bakım ve öğrenim yardımı üçer aylık dönemler halinde ödenir.</p><p>Öğrenciler her yıl Eylül – Aralık ayları içerisinde öğrenci belgelerini ibraz etmek zorundadır. Bu süre sonrasında belge gönderenlerin yardımları bir sonraki üç aylık ödeme döneminden itibaren yapılır. Geriye dönük ödeme yapılmaz.</p><p>Bakım ve öğrenim yardımı almaya hak kazanan ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrenim yapan öğrencilere ayrıca; </p><p>Devlet üniversitelerinden 2&#39;nci öğrenimde okuyan öğrencilerin öğrenim ücreti ile açık öğretim fakültelerinde okuyan öğrencilerin harç (materyal) ücreti bedelleri (dekontta belirtilen miktar kadar) ödeme dekontunun gönderilmesini müteakip ödenir. Özel üniversite ve vakıf üniversitelerinde okuyan öğrencilerin öğrenim ücretleri, süresinde mezun olmayan öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücretleri ödenmez.</p><p>Bir aylık bakım ve öğrenim yardım bedeli kadar yılda bir defa Ocak ayı içerisinde kitap ve kırtasiye yardımı yapılır.</p><p>On sekiz yaşını doldurmamış, veli veya vasisi de bulunmayan, bir kurum veya koruyucu aile tarafından koruma altına alınmış olan çocukların yardımları, kontrol ve denetimi Vakfa ait olmak üzere, devlet bankalarında vadeli mevduat şeklinde değerlendirilir. Birikmiş mevduat, bilahare resmi vasi tayin edilmesi halinde vasilerine, vasi tayin edilmemesi halinde ise on sekiz yaşını doldurduklarında kendilerine ödenir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/mehmetcik-vakfi-nin-vekaleten-_1717870047_UIwx4d.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mehmetçik Vakfı'nın vekâleten kurban bağışı kampanyası sürüyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/mehmetcik-vakfi-nin-vekaleten-_1717870047_UIwx4d.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: 3 Mayıs Türk milliyetçilerinin bayraklaşan hareketidir]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-3-mayis-turk-milliyetcilerinin-bayraklasan-hareketidir/84609/</link>
            <description><![CDATA[Ülkücü Hareket’in tarihini yazan, Ülkücü Hareket’in kanaat önderlerinden, araştırmacı- yazar  Hakkı Öznur, 3 Mayıs 1944’ün  80. yıl dönümünde yazılı bir açıklama yayımladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-3-mayis-turk-milliyetcilerinin-bayraklasan-hareketidir/84609/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Fri, 03 May 2024 20:26:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan, Ülkücü Hareket&#39;in kanaat önderlerinden, araştırmacı- yazar  Hakkı Öznur, 3 Mayıs 1944&#39;ün  80. yıl dönümünde yazılı bir açıklama yayımladı.</p><p><strong>Hakkı Öznur&#39;un yayınladığı &ldquo;3 Mayıs 2024&rdquo; beyannamesinin tam metni: </strong></p><p>3 Mayıs 1944 yılında Türk milliyetçilerinin, Türkçülüğün şahikası, mistik önderi, Atsız Hoca önderliğinde, tek parti diktatörlüğüne, milli şef rejimine, meydan okuyuşunun 80. yıl dönümündeyiz.</p><p>3 Mayıs 1944&#39;te, 19 Ağustos 1981&#39;de Mamak mahkemelerinde Türk milliyetçileri &lsquo;hak, hukuk, adalet&#39; diyerek tarih yazmışlardır, destan yazmışlardır.</p><p>3 Mayıs, tek parti diktatörlüğüne, istibdat rejimine, milli şef rejimine, despotizme, gayrimilli zihniyetlere, ideolojilere karşı milletin evlatları, milletin yiğitleri Türk milliyetçilerinin tarihe not düştüğü, destan yazdığı, milli bir gündür.</p><p>3 Mayıs milli şuurun ayaklanmasıdır. Atsızın önderliğindeki Türk milliyetçileri 80 yıl önce büyük bir zulme maruz kaldılar. Tek parti döneminin mahkemelerinde yargılandılar ve tabutluklarda işkence gördüler, zulümler  gördüler</p><p>Parti devleti tarafından &ldquo;Milli Şef&rdquo; ilan edilen İsmet İnönü&#39;nün tek parti ve tek şef sistemine karşı çıkan Türk milliyetçileri, &ldquo;Irkçılık-Turancılık&rdquo; suçlamasıyla tabutluklara konuldular, işkenceler gördüler.</p><p>CHP diktası, Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü savunan Türk milliyetçilerini, dış güçlere yaranmak için işkencelere tabii tutup, yargılamıştı.</p><p>80 yıl önce 23 Türk milliyetçisi; inanmışlığın, adanmışlığın ve kararlılığın en mümtaz örneklerini, dikta rejimine boyun eğmeyerek göstermiştir.</p><p>Tabutluklarda; Türk milliyetçilerine yapılan işkenceler, onların Türk vatanına bağlılıklarını ve sevdalarını asla azaltmamış, aksine kamçılamış, sağlamlaştırmış ve daha da derinleştirmiştir.</p><p>23 Türk milliyetçisi, Türk milliyetçiliği ülkülerinden dolayı nice iftira ve isnatlara maruz kalmışlardır.</p><p>20. yüzyılın Kürşat&#39;ı Atsız Hoca, parti-devlet rejimine, tek parti diktatörlüğüne boyun eğmedi, dik durdu, tarih yazdı.</p><p>3 Mayıs 1944&#39;te yakılan meşale, Ülkücü yolumuza ışık tutmaya devam ediyor.</p><p>3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin bayraklaşan hareketidir.</p><p>3 Mayıs, haktan, halktan ve hakikatten yana olanların, inançlı ve kararlı duruşudur.</p><p>3 Mayıs, zulme, muktedirlere başkaldırma kültürüdür.</p><p>3 Mayıs, Türk aydınlarının milli direnişinin ve şahlanışının sembolüdür.</p><p>3 Mayıs, CHP diktatörlüğüne karşı sivil ve demokratik başkaldırının adıdır.</p><p>3 Mayıs, zalimlere, zulmedenlere karşı milli bir demokratik tepkinin ortaya konduğu tarihi gündür.</p><p>Türkçülük bayrağını dalgalandırmak, her Türk&#39;ün ilk ve milli vazifesidir.</p><p>ATSIZ Hoca&#39;nın ifadesiyle, &ldquo;3 Mayıs milli şuurun ayaklanmasıdır. 3 Mayıs 1944 bir dönüm günüdür. Türkçülerin ızdırabı ile yoğurulmuş ve tehlikeyi geriye atmış bir dönüm günü.&rdquo;</p><p>Atsız hocanın yakarışına ses  katarak diyoruz ki : 3 Mayıs ruhu ebediyen yaşasın!</p><p>3 Mayıs 1944, Türk milliyetçileri için tarihi öneme sahiptir. Türkçülüğün şahikası Nih&acirc;l Atsız, 3 Mayıs 1944&#39;ü &ldquo;Türk tarihinin gidişi üzerinde son derece tesirli&rdquo; saymıştır.</p><p>Başbuğ Türkeş, , bir konuşmasında şunları ifade etmiştir:</p><p>3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin, Türk milletinin varlık davasında çektikleri ıstırabın, elemin, gözyaşının ifadesidir.&rdquo;</p><p>3 Mayıs, Türk milliyetçilerine yalan ve iftiralarda bulunanların kendi iftira ve yalanlarıyla boğulduğu gündür.</p><p>MİLLİ ŞUURUN, MİLLİ DURUŞUN, ŞAHLANIŞIN ŞAHİKALAŞTIĞI GÜN: &ldquo;3 MAYIS&rdquo;</p><p>3 Mayıs 1944&#39;te Ankara sokaklarında binlerce milliyetçi genç, tek parti diktatörlüğüne meydan okumuştur. CHP diktatörlüğü, resmi tebliğ yayınlayarak 1944 yılında Türkçüleri, vatan hainliğiyle, hükümeti devirmeye teşebbüs ile suçluyordu.      </p><p>Devrin gayrimilli şefi, 19 Mayıs 1944 günü radyodan yaptığı kara nutukta, husumet beslediği Türk milliyetçilerini, &ldquo;cumhuriyet rejimini&rdquo; yıkmakla itham ediyordu. Cumhuriyet sevdalısı milletin evlatlarını, &ldquo;milli birlik düşmanı&rdquo; olarak nitelendiriyordu.</p><p>7 Eylül 1944 tarihinde Tophane&#39;deki 1 Numaralı Örfi İdare Mahkemesi&#39;nde 23 Türk milliyetçisi, &ldquo;gizli cemiyet kurmak, nizam düşmanlığı yapmak, hükümeti devirmeye teşebbüs etmek&rdquo; gibi akıl ve izan dışı suçlamalardan yargılandılar. Dava, İstanbul 1 Numaralı Örfi İdare Mahkemesi&#39;nde görüşülmeye başlanmıştır. 29 Mart 1945&#39;e kadar 65 oturum halinde sürecek olan meşhur &ldquo;Irkçılık-Turancılık&rdquo; davası başlamıştır.</p><p>İddianameyi tek parti diktatörlüğünün askeri savcısı Kazım Alöç, Çankaya Köşkü&#39;nde İsmet İnönü&#39;nün başkanlığında bir heyet ile ortak hazırladı.</p><p>Türk milliyetçileri, Çankaya Köşkü&#39;nde hazırlanan iddianame ile yargılandılar. Ancak, 31 Mart 1947 yılında gerçek hukukun temsilcileri, tek parti rejiminin iddianamesini çöpe atan &ldquo;hükümet darbesi diye bir şey yoktur&rdquo; diyerek adil ve adaletten yana &ldquo;beraat&rdquo; kararını vermiştir.</p><p>Askeri Yargıtay, büyük bir adalet misali vererek ve aynı zamanda milli şuurluluk göstererek, mahkemenin kararını bozmuş, dava dosyasını da 1 No&#39;lu Mahkeme&#39;den 2 No&#39;lu Mahkeme&#39;ye sevk etmişti. 2 No&#39;lu Sıkıyönetim Mahkemesi&#39;nde görülen dava neticesinde bütün sanıklar beraat etmişlerdi.</p><p>Başbuğ Türkeş kumpasları, &ldquo;Türkçülüğe yönelen haçlı seferleri&rdquo; olarak görmüştü. &ldquo;Irkçılık-Turancılık davası&rdquo; Türk siyas&icirc; hayatında kara bir lekedir.</p><p>NE DİKTALARA NE DİKTATÖRLERE BOYUN EĞDİK!  HER ZAMAN &ldquo;ADALET VE DEMOKRASİ&rdquo; DEDİK</p><p>Diktalarla, diktatörlerle, darbecilerle, cuntalarla, beşinci kol çevrelerle, iç ve dış mihraklarla, demokrasi düşmanlarıyla ve her türlü vesayetçilerle mücadele ede ede, dövüşe dövüşe bugünlere geldik.</p><p>Biz Türk milliyetçileri, tarihimiz boyunca diktalara, diktatörlüklere karşı çıktık, mücadele ettik. Ülkücüler ne diktalara ne diktatörlere boyun eğer.</p><p>Tek parti rejimine, tek adam diktatörlüğüne  &ldquo;hayır&#39; diyoruz.</p><p>3 Mayıs 1944&#39;te, 15 Nisan 1978&#39;de Ankara&#39;da yüz binlerce Ülkücü, her türlü küresel emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine, 19 Ağustos 1981&#39;de Mamak mahkemelerinde başta Alparslan Türkeş olmak üzere yüzlerce Ülkücü ve daha pek çok yüzlerce tarihe geçen olaylarda &lsquo;hak, hukuk, adalet&#39; diyerek tarih yazmışlardır, destan yazmışlardır.</p><p>TABUTLUKLARI İNŞA ETTİREN CHP ZİHNİYETİ</p><p>&ldquo;Tabutlukların&rdquo; inşa edilmesi fikri ilk olarak Mektebi Mülkiye mezunu olan. Nihat Hal&ucirc;k Pepeyi&#39;den  çıkmıştır.  Nihat Hal&ucirc;k Pepeyi 4 Kasım 1942 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevine getirildi 18 Kasım 1942 günü Ankara&#39;dan İstanbul&#39;a gelerek göreve başladı. 18 Kasım 1942- 4 Eylül 1943 tarihleri arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü  görevinde bulundu.</p><p>İstanbul Emniyet Müdürü Nihat Hal&ucirc;k Pepeyi  1943  Ocak başlarında  Almanya ve Nazi işgali altındaki ülkelere gitmiştir. Gezi sonrasında, gözlemlediği işkence yöntemlerini Türkiye&#39;ye getirmiştir. Sansaryan Han&#39;da &quot;tabutluk&quot; olarak bilinen dar işkence odalarını geliştirenlerden biri olmuştur.</p><p>Emniyet Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı yapmıştır. Merkez Valisi iken 18 Nisan 1953 tarihinde emekli olmuştur. 1954&#39;te Demokrat Parti&#39;den Kütahya, Ekim 1957&#39;de İstanbul&#39;dan (1957-1960) İstanbul milletvekili seçildi. 27 Mayıs 1960 İhtilali&#39;nden sonra tutuklandı ve Toptaşı Cezaevi&#39;ne konuldu.  İki yıl yattı.</p><p>İstanbul Emniyet Müdürü Ahmet Demir&#39;de  Sansaryan Han&#39;da  İşkencecilerin başıdır.  Ahmet Demir   14 Eylül 1943 &ndash; 21 Ağustos  1947yılları arasında  İstanbul Emniyet Müdürü olarak görev yapmıştır.</p><p>Tabutluklar&rdquo; meselesi ve onunla bağlantılı olarak Ahmet Demir&#39;in adı, 1944 Tevkifatında   gözaltına alınanların beraat etme&shy;lerinden  3  yıl sonra tekrar gündeme gelecekti Üç yıl önce tu&shy;tuklanan ve işkenceye maruz kalan milliyetçi gençler . &ldquo;tabutluklar meselesi&rdquo;ni tekrar gündeme getirecekti. </p><p>İstanbul Emniyet Müdürlüğünde &ldquo;tabutluklar&rdquo;, &ldquo;ölüm hücreleri&rdquo; kurulduğu, özellikle siyasal suçlulara işkence yapıldığı, çok ağır koşulların uygulandığı gazetelerde çarçaf çarçaf yayınlanmaktaydı._ Ahmet Demir&#39;in ismiyle adeta özdeşleşen &ldquo;tabutluklar&rdquo; me&shy;selesi, gündemi tayin etmişti</p><p>&ldquo;Tabutluklar &rdquo; bunun üzerine CHP  iktidarı tarafından 1947 yılında yık&shy;tırılmıştır &ldquo;Tabutlukların&rdquo; müsebbi,  hücreleri inşa etme fikri CHP&#39;ye aittir. CHP&#39;nin &ldquo;tabutlukların&rdquo; varlığından haberdar olduğunu  44 yargılamalarında yargılanan 23 Türk Milliyetçisi net bir şekilde ortaya koymuş ve ispat etmiştir. Mahkeme safhasındaki dosyalara girmiş, resm&icirc; belgelere de geçmiştir.</p><p>&ldquo;Tabutluk&rdquo; adıyla maruf hücrenin tavanına yerleştirilen, muazzam bir ısı yayan ve baş ağrısı yaratan ampuller, Nihat Haluk Pepeyi tarafından Türkiye&#39;ye getirilmiştir.</p><p>TABUTLUKLARA KOYDULAR, DARAĞAÇLARINDA ASTILAR</p><p>80 yıl önce 23 Türk milliyetçisi, &ldquo;tek parti diktatörlüğünde&rdquo; tabutluklara kondu. 1500-2000 mumluk ampulleri, tabutluklarda başlarına koydular.  36 yıl sonra bu sefer Amerikancı Kenanist rejim, yine Türk milliyetçilerini, Ülkücüleri tabutluklara koydu,</p><p>&lsquo;MHP ve Ülkücü kuruluşlar davası&#39; ile 3 Mayıs 1944 olayları nedeniyle yapılan yargılamalar arasında büyük bir benzerlik vardı. 1944 yılının ardından 37 yıl geçtikten sonra 19 Ağustos 1981&#39;de Mamak&#39;ta yapılan ilk mahkemede milliyetçiler, yine benzer iddialarla suçlanmıştı.</p><p>1944 yılında Türk milliyetçilerine kumpas kurdular. İddianameyi, Çankaya Köşkü&#39;nde hazırladılar. 12 Eylül 1980 sonrası açılan &ldquo;MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının&rdquo; iddianamesini de askeri savcı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer Genelkurmay Karargahı&#39;nda, ordu içindeki mezhepçi &ldquo;Saltık Çalışma Grubu&rdquo; ile birlikte hazırlamıştı.</p><p>1944 yılında Çankaya Köşkü&#39;nde, 12 Eylül sonrası Beşli Konsey-Evren-Saltık çalışma merkezinde, Türk milliyetçilerine kumpaslar kurdular.</p><p>Milliyetçi hareketin lideri Türkeş, bir ABD/NATO projesi olan 12 Eylül darbesine eğilmedi, küresel diktatör ABD&#39;nin &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dediği &ldquo;Beşli Çete&rdquo;ye cuntanın mahkemelerinde meydan okudu, masa başında hazırlanan yalanlarla, iftiralarla dolu 945 sayfalık düzmece iddianameyi, Mamak mahkemelerinde suratlarına fırlattı.</p><p>1944 yılında Sansaryan Han&#39;da işkencecilerin &ldquo;beyin tavası&rdquo; dediği tabutluk işkencelerini gördük. 12 Eylül döneminde C-5&#39;lerde benzerlerini yaşadık.</p><p>C-5 adlı özel işkence merkezlerinde işkencelerden geçirildik. Türkiye&#39;nin dört bir yanında kurulan işkence merkezlerinde, 100 binden fazla Ülkücü, işkenceli sorgulardan geçirildi! Zindanlara dolduruldu.</p><p>Türk mahkemelerinde, Türk milliyetçileri yargılanmaya kalkışıldı. İdamlardan geçtik, idamlarla yargılandık. Hücrelere, zindanlara tıkıldık.  Cezaevlerinde, işkence merkezlerinde öldürüldük.</p><p>Ölümlerin kol gezdiği, kızıl namluların kan kustuğu, fırtınalı, zor yıllardan geliyoruz. Öldürdüler, intihar süsü verdiler; astılar, &ldquo;bir sağdan, bir soldan&rdquo; dediler.</p><p>Vurulduk, kurşunlandık, bombalandık, asıldık, tabutluklara konduk, zulümlere maruz kaldık.</p><p>1968-1980 arası 2100 Ülkücü hareket mensubu, &ldquo;Vatanım! Ha ekmeğini yemişim, ha uğruna kızıl kurşun&rdquo;, &ldquo;Kanımız aksa da zafer İslam&#39;ın&rdquo; diyerek şehit düştüler.</p><p>9 yiğidimiz, can ülküdaşımız, gardaşımız, dava arkadaşımız, darağaçlarında şehit düştü. Onlarca dava arkadaşımız hapishanelerde şehit edildi.</p><p>ÜLKÜCÜLER, TEK ADAM-TEK PARTİ REJİMİNE KARŞIDIR!</p><p>Türk milliyetçileri, Ülkücüler, 3 Mayıs ruhuyla &ldquo;tek adam, tek parti, tek ses&rdquo; rejimine karşı Ülkücü duruşunu göstermeye devam edecektir.</p><p>Türk milliyetçileri, 1944&#39;ten günümüze diktalarla, diktatörlerle, demokrasi düşmanlarıyla ve her türlü vesayetçilerle mücadele ede ede bugünlere geldi.</p><p>Tek adam, tek parti rejimine, otoriterizme, otokratik siyasete, despotizme karşı çıkmak, 3 Mayıs ruhunun gereğidir. Türk milliyetçileri, muktedire, zulmedenlere, zulüm düzenini savunanlara destek vermez, alkış tutmaz ve onlarla asla iş birliği yapmaz.     </p><p>Türk milliyetçilerinin iradesine kimse ipotek koyamaz. Ülkücüler, Ülkücülüğün gereği olarak otoriterizme, tek adam-tek parti rejimine karşı çıkmaya, adaleti, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri savunmaya devam edecektir.</p><p>Bir ahlak, vicdan ve değerler hareketi olan Türk milliyetçiliği hareketi, 3 Mayıs başkaldırı ruhuna ve geleneğine bağlı kalarak askeri vesayete, yargı vesayetine, parti devletine, bürokratik oligarşiye karşı, milletin değerlerini savunmaya adalet ve demokrasiyi savunmaya devam edecektir.</p><p>Ülkücüler, tarihleri boyunca otoriterleşmeye, otokratik siyasete, tek adam-tek parti zihniyetlerine, kamplaşmaya, cepheleşmeye, kutuplaşmaya karşı çıkmıştır. Vesayetten ve güçten yana değil, milletten, haktan ve haklıdan yana taraf olmuştur.</p><p>Türk milliyetçileri, Ülkücüler, tarihleri boyunca İngiliz-Yahudi güdümlü vesayetçi, bürokratik oligarşi ile mücadele etmiştir. </p><p>Ülkücü hareket, her zaman üstünlerin hukukunu değil; hukukun üstünlüğünü, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi, sivil demokratik siyaseti savunmuştur.</p><p>Ülkücü hareketin siyaset çizgisi, ayrıştırıcı, ötekileştirici değil, birleştirici ve bütünleştiricidir.</p><p>Milletin vicdanı olan Ülkücüler; tarihi sorumluluğunun gereği olarak ilke ve değerlerinin ortaya koyduğu Ülkücü duruşu her alanda göstermek ve &lsquo;adalet, özgürlük, demokrasi&#39; demeye devam edecektir.</p><p>Ülkücülük, bir siyasal kimlik ve bir yaşam biçimidir. Ülkücülük ahlaktır, duruştur, tavırdır. Ülkücüler, milletin adamlarıdırlar. Ülkücüler tarihleri boyunca demokrasi, adalet ve özgürlüklerden yana tavır almış, adaletsizliklere, haksızlıklara, zulme hep karşı durmuştur.</p><p>Koçi Bey, risalesinde der ki; &ldquo;Devlet küfür ile ayakta durur ama zulüm ile ayakta durmaz.&rdquo; Zulmün değil, mazlumun yanında olmak, Ülkücü dünya görüşünün temel felsefesidir. </p><p>PARTİ DEVLETİ YENİLECEK, ADALET VE DEMOKRASİ KAZANACAKTIR</p><p>20. yüzyılın Kürşat&#39;ı Atsız Hoca, parti-devlet rejimine, tek parti diktatörlüğüne boyun eğmedi, dik durdu, tarih yazdı.</p><p>Biz Türk milliyetçileri, tarihimiz boyunca diktalara, diktatörlüklere karşı çıktık, mücadele ettik. Ülkücüler ne diktalara ne diktatörlere boyun eğer!</p><p>Biz Türk milliyetçileri, dik durmayı, zulme, kötülüğe ve kötü olana karşı direnmeyi, hak ve adalet uğrunda mücadele etmeyi haksızlıklara karşı çıkmayı, zalimlere başkaldırıyı Atsız Hoca&#39;dan, Serdengeçti&#39;den, Başbuğ Türkeş&#39;ten, Muhsin Başkan&#39;dan, şanlı tarihimizden, kahraman şehitlerimizden ve Ülkücü geleneğimizden öğrendik.</p><p>Atsız Hoca&#39;nın, Başbuğ Türkeş&#39;in, Muhsin Başkan&#39;ın izinde giden dava arkadaşları, ülküdaşları, onların öğrettiği yüce ülkü ve değerlerin ışığında adaleti, demokrasiyi savunmaya, milletin adamları olmaya devam edeceklerdir.</p><p>Tarih, elbet bir gün kumpasları, dönen dolapları, çevrilen entrikaları, şantajları, tehditleri, boyun eğenleri, muhbirleri, dönekleri, yandaşları, yalakaları, ispiyoncuları, alkışçı şakşakçıları, tek tek yazacaktır.</p><p>YAŞASIN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ÜLKÜSÜ</p><p>Ülkücülük, bizim onurumuzdur. Milletin hareketi Ülkücü hareket, bugünlere kolay gelmedi. İnandığımız hak dava için sevdası olduğumuz milletimiz, ülkemiz ve ülkümüz için çok ağır bedeller ödedik. Tarihimiz boyunca haksızlık ve zorbalığa sessiz kalmadık, zalimlerin önünde diz çökmedik, başımızı öne eğmedik</p><p>Tarih, elbet bir gün kumpasları, dönen dolapları, çevrilen entrikaları, şantajları, tehditleri, boyun eğenleri, muhbirleri, dönekleri, yandaşları, yalakaları, ispiyoncuları, alkışçı şakşakçıları, tek tek yazacaktır.</p><p>Tarihimiz boyunca sistemle, güç odaklarıyla, vesayetçilerle mücadele ettik. Biat etmedik, diz çökmedik. Hilelere, tuzaklara, komplolara, senaryolara boyun eğmedik. NATO merkezli gladyo, statüko ve vesayetler karşısında geri adım atmadık. Millet adına daima direndik.</p><p>Tarih akıyor. Tarihin akışını değiştiremezsiniz. Parti devleti yenilecek, bu abluka dağılacak, &ldquo;özgürlük, demokrasi ve adalet&rdquo; diyenler mutlaka kazanacaktır.</p><p>23 Türk milliyetçisinin dava arkadaşları, ülküdaşları, onların öğrettiği yüce ülkü ve değerlerin ışığında adaleti, demokrasiyi savunmaya milletin adamları olmaya devam edeceklerdir.</p><p>Tarihi öneme sahip, şan ve şeref dolu 3 Mayıs 1944 başkaldırısını bir kez daha Türk milliyetçiliğinin, Ülkücü Hareket&#39;in olanca coşkusuyla selamlıyoruz.</p><p>Öksüz Türklüğünü dünyalara değişmeyenlerin günü kutlu olsun Allah Türk&#39;ü korusun ve yüceltsin.,</p><p>Tarihi öneme sahip, şan ve şeref dolu 3 Mayıs 1944 başkaldırısını bir kez daha Türk milliyetçiliğinin, Ülkücü Hareket&#39;in olanca coşkusuyla selamlıyor, 3 Mayıs 1944&#39;ün kahramanlarını, Türkçü büyüklerimizi tarihi şahsiyetleri, dava önderlerimizi bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-3-mayis-turk-milli_1714757160_DXm1eC.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: 3 Mayıs Türk milliyetçilerinin bayraklaşan hareketidir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-3-mayis-turk-milli_1714757160_DXm1eC.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur model şahsiyet Muhsin Yazıcıoğlu'nu anlattı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-model-sahsiyet-muhsin-yazicioglu-nu-anlatti/84603/</link>
            <description><![CDATA[  ANDA Kardeşe Vefa Derneği ve ANDA Eğitim Araştırma Yardımlaşma Ve Arama Kurtarma Derneği’ne bağlı Bursa Uludağ Üniversitesi Anda Arama Kurtarma Topluluğu’nun düzenlediği Muhsin Yazıcıoğlu’nu Anma programına ilgi çok büyüktü.  Hakkı Öznur  programdan sonra akşam Yusuf Yüzlüler Derneği’nin düzenlediği iftara katıldı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-model-sahsiyet-muhsin-yazicioglu-nu-anlatti/84603/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sun, 31 Mar 2024 01:30:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> ANDA Kardeşe Vefa Derneği ve ANDA Eğitim Araştırma Yardımlaşma Ve Arama Kurtarma Derneği&#39;ne bağlı Bursa Uludağ Üniversitesi Anda Arama Kurtarma Topluluğu&#39;nun düzenlediği Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu Anma programına ilgi çok büyüktü.  Hakkı Öznur  programdan sonra akşam Yusuf Yüzlüler Derneği&#39;nin düzenlediği iftara katıldı.</p><p>Anma programına Muhsin Yazıcoğlu ailesinin avukatı Yazıcıoğlu&#39;nun yol arkadaşlarından Veysel Aşkın, Üniversite öğretim üyeleri,  yazarlar Metin Turhan,  Emre Keskin,  Hasan Güven, Bursa ANDA temsilciliği ve ANDA  gönüllüleri ve kalabalık bir öğrenci  topluluğu katıldı. Uludağ Üniversitesinin Mete Cengiz Kültür merkezinde düzenlenen programın konuşmacısı Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşı araştırmacı yazar Hakkı Öznur&#39;du.  </p><p>Ülkücü fikir ve siyaset adamı Hakkı Öznur konferans öncesi Bursa&#39;da, Emir Sultan&#39;da bulunan Ülkücü Şehitlerin kabirlerini de tek tek ziyaret etti. Hakkı Öznur Ülkücü Şehitlerin bulunduğu kabristana defnedilen, Ülkü Ocakları Eski Genel Başkanı, 30 Aralık 2022 tarihinde Ankara&#39;da uğradığı kalleşçe kahpece uğradığı silahlı saldırı sonucu hakka yürüyen,  ülkücü akademisyen Doç. Dr. Sinan Ateş ve babası,  ülkücü hareketin gazilerinden bir süre önce hakka yürüyen Musa Ateş&#39;i de kabirlerinin başında ziyaret etti.  Kabir ziyaretlerinde ülkücü şehitler için dualar edildi. Şehitleri ziyaretin ardından Konferansın yapıldığı Uludağ Üniversitesine geçildi.</p><p>Program saygı duruşu, istiklal marşı ile başladı. Ardından Kur&#39;an-ı Kerim tilavetiyle devam etti. Gönüllere taht kuran lider, dualarla ve okunan Kuran&#39;la yad edildi. Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yaşamını anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.</p><p>Programın açılış konuşmasını anma programını düzenleyen ANDA Arama Kurtarma Topluluğu adına Meryem Zeynep  Kurt yaptı.  Ardından kürsüye gelen Hakkı Öznur tarihe not düşen hizmetlerde bulunan ANDA&#39;ya teşekkür etti.  Öznur konuşmasında dava adamı, milletin adamı şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun 40 yıllık siyasi yaşamını anlattı. Öznur&#39;un 2 saat süren konuşmasında salonda duygusal anlar yaşandı.</p><p><strong>Öznur&#39;un konuşmasından başlıklar:</strong></p><strong>MAMAK ZİNDANLARINDAN TACEDDİN DERGAHINA</strong><p>Bugünün en önemli sorunu: Kaht-ı rical. Eskilerin &quot;kaht-ı ric&acirc;l&quot; yani &ldquo;devlet adamı kıtlığı&rdquo; dedikleri bir süreç yaşanıyor ülkemizde. Onun yokluğu hem devlet nezdinde hem millet nezdinde derinden hissediliyor. Toplumun bütün kesimleri onu özlemle arıyor. Birleştirici, bütünleştirici, yol gösteren, sağduyulu, itidalli tavrıyla hep örnek olmuştur.</p><p>Muhsin Başkan klasik bir politikacı değildi. O&#39;nda İslam ahlakı vardı. Ahlaklı, faziletli, dürüst, haysiyetli bir liderdi. Asla çıkarların adamı olmadı, daima fikirlerin adamı oldu. Öylesine vakar sahibi, feraset sahibi bir insandı ki; zulüm Azrail olsa da ben hep Hakk&#39;ı tutacağım, düsturuyla hareket ederdi. Muhsin Başkan ötekileştirmezdi. Birleştirici, bütünleştirici ve kuşatıcıydı. Toplumu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı siyasetleri her zaman tehlikeli bulmuş ve uyarıcı olmuştur.</p><p>Muhsin Başkan&#39;ın &ldquo;gizli&rdquo; ajandası yoktur. Açık, şeffaf ve milletiyle dava arkadaşlarıyla iç içe bir bütün olan milli bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu deyince dava adamlığı, davaya adanmışlık, fazilet fedak&acirc;rlık, vefa, kadirşinaslık, hasbilik, beklentisizlik akla gelir.</p><p>Biz Allah yolunda, kuran yolunda, millet yolunda şehit düşen Muhsin başkanla beraber olduk. İyi ki onun gibi yiğit bir liderle,  adam gibi adamla yol ve dava arkadaşı olmuşuz. Ne mutlu bizlere&hellip; </p><p>Türkiye&#39;nin milli direnç merkeziydi, meclisin sigortasıydı.  Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun cenaze töreni; kalabalığı, kuşatıcılığı, mesajları ve toplumun her kesimini kucaklaması ve her kesime mesaj vermesi açısından çok önemlidir</p><p>Devleti kuran ilk meclisten bu yana ilk kez millet meclisinde tekbirler duyuldu. Kocatepe Camii&#39;nden Tacettin Derg&acirc;hına uzanan yolları, sokakları, caddeleri dolduran milyonlar onun için gözyaşı döktü ve hüsn-ü şahadet etti. Cumhuriyet tarihi boyunca ölümüyle milyonları ağlatan, hüzne boğan ve ardından dualar, hatimler gönderilen kaç siyaset ve devlet adamı var!</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, her zaman adaletten, demokrasiden ve milletten yanaydı. Muhsin Yazıcıoğlu, devletin kilit noktalarında görev yapmadı. Ne Cumhurbaşkanı oldu ne başbakanlık yaptı ne bakanlık&hellip; Ne iktidara geldi ne de hükümete ortak oldu. Hep milletin ve devletin bekasını savundu. Hep &ldquo;Türk devleti ve milleti yaşasın&rdquo; dedi.  Ama buna rağmen hep darbeler yedi, zulümler gördü. Devlet ona bir gün lazım oldu, o gün de devlet Keş Dağları&#39;nda yanında yoktu.</p><p>ALDANMADI, ALDATMADI, DİK DURDU, DÜZ YAŞADI</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun siyasi çizgisinde kırıklık yoktur. &ldquo;Gizli&rdquo; ajandası yoktur. Açık, şeffaf ve milletiyle, dava arkadaşlarıyla iç içe, bir bütün olan kumaşı, omurgası, ahlakı, sağlam bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu, klasik bir politikacı değildi. O&#39;nda İslam ahlakı vardı. Ahlaklı, faziletli, dürüst, haysiyetli bir liderdi. Asla çıkarların adamı olmadı, daima fikirlerin adamı oldu. O, siyasi parti başkanının ötesinde tarihi bir kişilikti. Politikanın kayıkçı kavgasını andıran bir üslupla yürütüldüğü bir zeminde, inancın ve fikrin doğrularını söyleyerek, Türk siyasetinin hesap yapmayan tek lideriydi.</p><p>Günümüzün bazı siyasi liderleri gibi makyavelist değildi, Oportünist değildi, ikiyüzlü değildi, &lsquo;Aldanmadı&#39;, &lsquo;aldatmadı&#39;, milletimizden özür dileyecek yanlışlar yapmadı. Ne &lsquo;aldandı&#39; ne &lsquo;aldattı&#39;. Hep doğru, ilkeli, tutarlı siyaset izledi. Hiçbir çıkar ve menfaat duygusu olmadan millet aşkı ile yola çıkan Muhsin Yazıcıoğlu, politikanın fırıldaklarından olmadı, ikiyüzlü davranmadı. İhtirasları yoktu&hellip;</p><p>Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını, verdiği yüce davasına adadı. Her türlü istibdada karşıydı, İstiklal aşığıydı. Çile adamıydı. Davasının çilesini çekti hep. Nefsine esir düşmedi, kimseye iftira atmadı, kin tutmadı, Hep dik durdu, düz yaşadı, hayat çizgisinde kırıklık yok, çizgisini bozmadı, istikametini değiştirmedi. İnandığı değerlere hep bağlı kaldı.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun siyaset çizgisi, ayrıştırıcı değil birleştirici, ötekileştirici değil bütünleştiriciydi. Muhsin Yazıcıoğlu, her daim adaletten, demokrasiden, milletten yana olmuştur</p><p>İstikameti-kıblesi dosdoğru bir dava adamıdır. O, istikamet ve vakar sahibiydi. O, makam ve mevkileri değil, sonsuzluğu düşünen bir liderdi.  Milletinin istiklali ve istikbali için bir çok zorluğa göğüs gerdi. İstibdada karşı istiklale aşık olan Muhsin Yazıcıoğlu, sağlam karakterli, yüksek ahlaklı ve dik duruşlu bir dava adamıydı. İstikamet ve vakar sahibiydi.</p><p>Milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu, siyaset üreten bütün kesimlerle monoloğu değil diyalogu tercih eden, konuşmalarında vatandaşları kucaklayıcı bir dil kullanan ve bir siyasetçide olması gereken bütün güzel vasıfları üzerinde toplamış, bir rol-model siyasetçi, yüksek bir şahsiyet, özüne ve sözüne kayıtsız itimat ve itibar edilen tertemiz bir devlet adamıydı.</p><p>DÖNEMİN CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK&#39;Ü UYARDI</p><p>Ülkücü Gençlik hareketinin yayın organı  &ldquo;Büyük Türkiye&#39;ye Hasret&rdquo; ve  &ldquo;Genç Arkadaş&rdquo; gazetelerinde ideolojik politik başyazılar yazdı Genç Arkadaş&#39;ta &ldquo;sistem tartışmaları&rdquo; (4 bölüm)  Hasret Gazetesinde  &ldquo;İslam&#39;ın Bayrağı Kanlarımızla Yükseliyor&rdquo;, &ldquo;Ülkücü Gençlik Ölecek İslam Güneşi Sönmeyecek&rdquo;, &ldquo;Gücümüzü İslamdan Alıyoruz &ldquo;. &ldquo;Önce İman ve Ahlak.&rdquo; &ldquo;Ülkücü Gençlik Ölse de Zafer İslam Bayraktarlarının&rdquo; &ldquo;Ölçü İslam Olmalı&rdquo; ,&rdquo;Ülkücü Hareketin İlkeleri&rdquo;, &ldquo;Türk milliyetçiliği Hareketi&rdquo; ve gayri &ndash;milli ideolojiler vb. onlarca yazı yazmış. </p><p>1980 öncesi ÜOD ve ÜGD Genel Başkanlığı yapan  Ülkücü Gençlik  lideri  Muhsin Başkan  ölümün kol gezdiği, namluların kan kustuğu çatışmalı yıllarda Türk gençliğini hep şiddetten çatışmalardan uzak tutmaya çalıştı.  Konuşmalarında ve yazılarında &ldquo;eller silah değil, kalem tutmalı&rdquo; diyerek, gençliğe tarihi öneme sahip mesajlar verdi.</p><p>Türk gençliğini, küresel emperyalizme ve onun emrindeki beşinci kol gruplara, iç savaş tahrikçilerine karşı daima uyardı. &ldquo;Tahriklere kapılmayın, provokasyonlara gelmeyin&rdquo; dedi. Ülkü Ocakları Derneği Genel Başkanı iken, Şubat 1978 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk&#39;e diplomatik bir üslupla mektup yazarak, ülkenin içinde bulunduğu zor şartları ve tehlikeleri, devam eden kaos ortamını ve kızıl anarşiyi anlatıyordu.</p><p>Ülkenin Cumhurbaşkanı olarak sorumlu olduğu makamın gereğini yapmasını ve duruma seyirci kalmamasını istiyordu. Kısacası Cumhurbaşkanına, &ldquo;ülke tehlikede, demokrasi düşmanları kaos peşinde&rdquo; uyarısında bulunuyordu.  Bir gençlik lideri gibi değil, bir bilge siyaset ve devlet adamı gibi hareket ediyordu. Türkiye&#39;nin 12 Eylül askeri darbesine sürüklenen sürecini önceden görmüştü.</p><p>1977 &ndash; 1980 yılları arasında milletimizi derinden sarsan ve acılara gark eden Malatya, Sivas, Kahramanmaraş, Çorum, vb. yerlerde çıkan olayların birer provokasyon olduğunu, bu provokatif olayların, Türkiye&#39;yi iç savaşa sürüklemek isteyen yabancı istihbarat servisler ile ajan diplomatların (CIA elemanları, Barış Gönüllüleri) işi olduğunu, bunların amaçlarının Türkiye&#39;yi istikrarsızlaştırmak olduğunu siyasi konuşmalarında, sohbetlerinde, yazılarında açıkça ortaya koyuyordu.</p><p>12 EYLÜL DARBESİNİ ÖNCEDEN GÖRDÜ. UFKU GENİŞ BİR LİDERDİ</p><p>Demokrasi dışı arayışlarda bulunan ve 1978 Temmuz&#39;undan itibaren &ldquo;ihtilal şartlarını olgunlaştırmak&rdquo; isteyen, gladyo ile iç içe çalışan askeri vesayetçi kesimlerin, darbe hazırlıkları yaptığı süreci, ülküdaşlarıyla değerlendiriyor, yaklaşan bir darbeye karşı ne yapacaklarını, darbenin rengini ve böyle bir darbede Türkiye&#39;nin nasıl bir durumla karşılaşabileceğinin durumunu kendi aralarında tartışıyorlardı.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye ve dünya meselelerini çok iyi analiz ediyordu. Türkiye&#39;nin askeri bir darbeye hızla sürüklendiğini, askerlerin Genelkurmay kararg&acirc;hında darbe hazırlıkları yaptığını, olacak bir darbenin, Amerikancı, NATO&#39;cu bir darbe olacağını ve demokrasinin büyük yara alacağını, ülkenin karanlık bir döneme gireceğini önceden tespit etmişti. Yönelişleri sezen bir başkandı.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu ufku geniş bir liderdi. &ldquo;Darbe geliyor&rdquo; öngörüsünde ve tespitlerinde haklı çıkmıştı. CIA&#39;nın &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dediği, Amerikancı, NATO&#39;cu Generaller 12 Eylül darbesini yapmışlar, yönetime el koymuşlar ve ülke karanlığa sürüklenmiş, demokrasi bir kez daha rafa kaldırılmıştı.</p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU BİR İHBAR NETİCESİNDE KURULAN BİR PUSUDA YAKALANMIŞTIR</p><p>12 Eylül 1980 tarihinde de darbe yapıp, yönetime el koyanlar tarafından; hareketin lideri Başbuğumuz Alparslan Türkeş, MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri d&acirc;hil 50 binden fazla ülküdaşımız, gözaltına alınmıştır. Binlercesi, uydurulan senaryo, tertip, düzmece belge ve yalancı şahitlerle haksız yere suçlanarak, tutuklanmıştır.</p><p>Muhsin Başkan darbenin olduğu tarihte Sivas&#39;ta bulunmaktaydı. Darbeyi öğrenir öğrenmez Ankara&#39;ya geldi. 12 Eylül fırtınası devam ediyordu. İrtibat kopmuştu. Yazıcıoğlu, zor koşullarda ülküdaşlarına yardım etmeye çalışıyordu. İşi zordu. Bütün bu zorluklara rağmen teşkilatın dışarıda kalan kadrolarını toparlamaya, yeniden bir teşkilat yapısı kurmaya büyük çaba sarf ediyordu.</p><p>İstanbul dönüşü Başbuğumuz Türkeş, Aralık ayında bazı aracılar vasıtasıyla Yazıcıoğlu&#39;na haber göndererek &ldquo;Yazıcıoğlu yurt dışına çıksın&rdquo; diyordu. Türkeş Yazıcıoğlu&#39;na bu teklifi &ldquo;12 Eylülcüler yakalar, işkence yaparlar. Büyük eziyet görür&rdquo; diye yapmıştı. Yazıcıoğlu ise Türkeş&#39;in bu isteğine şöyle cevap veriyordu: &ldquo;Arkadaşlarımız idam edilirken, işkenceden geçirilirken zindanlardayken benim yurt dışına çıkmam doğru değil. Arkadaşlarımı yalnız bırakamam. Önemli olan benim şahsımın dışarı çıkması değil, hareketin toplanması dağınıklığın giderilmesidir.&rdquo;</p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU, C-5 ADLI İŞKENCE MERKEZİNDE İŞKENCELERDEN GEÇİRİLDİ!</p><p>12 Eylül askeri müdahalesiyle, MHP ve ülkücü kuruluşların lider kadroları başta olmak üzere on binlerce ülkücü tutuklanmıştır. Ülkücülerin işkence gördüğü merkezlerden biri İstanbul Harbiye&#39;deydi. Adana Bölgesi&#39;nin işkence merkezi Polis Okulu&#39;ydu. Kayseri&#39;de Zincidere adı verilen bir işkence merkezi vardı. Malatya, Bursa, Eskişehir, Sivas, Erzurum, Konya vb. yerlerde Emniyet Müdürlüğü&#39;nün içindeki özel işkence merkezleri vardı. Mamak&#39;ta C-5&#39;te,  Zincidere&#39;de, Malatya&#39;da, Bursa&#39;da, Eskişehir&#39;de; Türkiye&#39;nin dört bir yanında işkencehanelerde Ülkücüler şehit edildi. Dava arkadaşlarımızı şehit ettiler intihar süsü verdiler.</p><p>12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik hareketinin lideri olan Muhsin Yazıcıoğlu Ankara Mamak&#39;taki 4. Kolordu Komutanlığı 28. Mekanize Piyade Tümeni içerisinde bulunan C-5 adlı işkence merkezinde 1 ay işkencelerden geçirildi. Muhsin Başkan&#39;ın, adına &ldquo;C-5&rdquo; denilen işkencehanede gördüğü işkence, 13 Şubat 1981 tarihli &ldquo;ilk muayene&rdquo; kaydında, &lsquo;dirseklerinde yara, parmaklarında yanık izleri ve idrarında kan&#39; tespit edildi bilgisiyle yer alıyordu.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, C &ndash; 5 adlı işkence merkezinde de devam ettirmiş, ser verip, sır vermemiş, işkencecilere direnmiş, teslim olmamıştır. Her türlü zulme ve baskıya rağmen merkezinde işkencecilere karşı dik durmuş, ülkücü duruşunu bozmamış, onlara asla boyun eğmemişti.</p><p>İşkenceli sorgulara konseyden talimat alan solcu savcı ve hakimler de katılıyordu. Hava Hakim Albay Nurettin Soyer ve onun gibi ülkücü hareket düşmanı savcıların nezaretinde ülkücülere işkenceler yapılıyor, işlemedikleri suçlar işkence ile üzerlerine yıkılmaya çalışılıyordu. Birçok ülkücü idam sehpalarında ve işkencehanelerde şehit düştü.</p><p>Türkiye&#39;nin dört bir yanından Ankara Mamak Askeri Cezaevi&#39;ne C-5 adlı özel işkence merkezine getirilen Ülkücülere, Başbuğ Türkeş ve Muhsin Başkan başta olmak üzere Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin aleyhine ifade vermeleri için büyük baskı ve işkenceler yaptılar.</p><p>İdam edilen Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan gibi ülküdaşlarımızı hücrelerinden çıkartıp tekrar işkenceli sorgulara almışlar ve &ldquo;Türkeş&#39;i ve Yazıcıoğlu&#39;nu suçlayın, idamınızı engelleriz&rdquo; gibi alçakça tekliflerde bulunmuşlardır. Hava Hakim Albay Nurettin Soyer&#39;in içinde bulunduğu çetede cezaevi komutanı Raci Tetik de vardı. İdama gidenleri hücrelerinden çıkartıp dövdüler, insanlık dışı eziyetlerde bulundular.</p><p>Türk mahkemelerinde, Türk milliyetçileri yargılanmaya kalkışıldı. 12 Eylül 1980 sonrası açılan &ldquo;MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası&#39;nın&rdquo; iddianamesini de askeri savcı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer Genelkurmay kararg&acirc;hında, ordu içindeki mezhepçi &ldquo;Saltık Çalışma Grubu&rdquo; ile birlikte hazırlamıştı.  29 Nisan 1981&#39;de &ldquo;MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası&rdquo; açıldı. Davanın savcısı ülkücü düşmanı Nurettin Soyer idi.</p><p>29 Nisan 1981 tarihinde 945 sayfalık bir iddianame ile başlayan davada Milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş ve Ülkücü Gençlik lideri Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun içinde bulunduğu 220 ülkücünün idamı istenmiştir.</p><p>MAMAK&#39;TAN  MECLİSE</p><p>Muhsin Başkan Mahkemelerde yaptığı tarihi savunma ile 12 Eylül&#39;cülerin karanlık yüzünü ortaya çıkarmış, maskelerini düşürmüştür. 12 Eylül mahkemelerinin hukuksuzluğunu ortaya koymuştur. Onun varlığı, duruşu, yiğit tavrı zindanlardaki Ülkücülere büyük güven veriyor, onların moralini yükseltiyordu. Mamak Cezaevi&#39;nde yattığı sürece dik duruşu, örnek tavrıyla dışarı da olduğu gibi içerde de örnek bir gençlik lideriydi. Bu yüzden O, bütün Ülkücülerin hep yürekten sevdiği, inandığı, itimat ettiği, yiğit &ldquo;Muhsin Başkan&rdquo;larıydı.</p><p>Yazıcıoğlu bir konuşmasında &ldquo;Ne kaderime küstüm ne devletime küstüm! Çünkü inanmak iman etmek varsa bir şeye bedel neyse katlanıp; Ya Rabbi kahrın da hoş lütfun da dedik&rdquo; demişti. Davasına, inanmış bir iman ve ahlak adamı söyler bu sözleri.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu hiçbir zaman 12 Eylülcülere, zalimlere boyun eğmemiş tahliye talebinde bile bulunmamış, ülkücü camianın bütün acısını ve ızdırabını omuzlamaya çalışmıştı. Yazıcıoğlu, &ldquo;Ben tahliye edilirsem arkadaşlar kendilerini yalnız hissederler. Bu zindandan en son çıkacak ben olmalıyım.&rdquo; diyordu. 12 Eylül zulmünün bütün dehşetiyle sürdüğü Mamak cezaevinde bir gençlik lideri nasıl davranması gerekiyorsa öyle davrandı. Dava arkadaşları için ümit ve moral kaynağı oldu hep&hellip;</p><p>8 Nisan 1987 yılında cezaevinden çıktıktan sonra dava arkadaşlarıyla aktif siyasi hayata girdi. 20 Ekim 1991 genel seçimlerinde Sivas&#39;tan milletvekili seçildi. 9 Ocak 1993&#39;te Büyük Birlik Partisi&#39;ni kurdu. Şehadetine kadar BBP&#39;nin genel başkanlığını yaptı.</p><p>93 SÜRECİNDE LAİK-ANTİLAİK VE TÜRK-KÜRT ÇATIŞMASI ÇIKARTILMAYA ÇALIŞILDI</p><p>Soğuk Savaş&#39;ın sona ermesiyle, Avrupa&#39;da Gladyo tasfiye edilirken Türkiye&#39;de ise Gladyo, çalışmalarını aksatmadan devam ettiriyordu. 1993 sürecinin; suikastlar, provokasyonlar, faili meçhul cinayetler, devlet içinde illegal yapılanmalar ve demokrasi dışı arayışlar, 12 Eylül 1980 öncesinden farkı yoktu. Gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, emekli ve muvazzaf subaylar, profesyonelce işlenmiş siyasi cinayetlere kurban gittiler.</p><p>Körfez Savaşı&#39;nın sona ermesinden sonra, bölgedeki boşluktan istifade eden PKK ise, TSK&#39;ya silahlı eylemler düzenledi. &ldquo;Kirli güç&rdquo; olan Çekiç Güç destekli PKK, eylemleri ile birlikte suikastlar da devam ediyordu. 1991-1994 yılları arasında Çekiç Güç&#39;e karşı çıkanlar, peş peşe suikast ve şüpheli ölümlerle hayatlarını kaybedecekti.</p><p>Bingöl-Elazığ karayolunda korumasız yola çıkarılan 33 erimizin şehit edilişi, Sivas, Başbağlar olayları, yine 1993 yılının en karanlık olaylarındandır. Karanlık suikastlar gibi, 33 er olayı, Sivas olayları (Madımak yangını) ve Başbağlar katliamı halen aydınlatılamamıştır. İç savaş tahrikçileri, Sivas, Başbağlar, Gazi Mahallesi olaylarıyla Alevi-Sünni çatışması çıkarıp, toplumu cepheleştirmek ve kamplaştırmak istemişlerdir.</p><p>Tutarlı ve ilkeli bir siyaset adamı olan liderimiz Yazıcıoğlu, 93 sürecinde ülkede devam eden ötekileştirici, kutuplaştırıcı, cepheleştirici, kirli politikaları yanlış buluyor ve karşı çıkıyordu.</p><p>Yazıcıoğlu, bürokratik oligarşi ile irtibatlı militarist kesimlerin ülkemizde &ldquo;laik-antilaik çatışması&rdquo; çıkartarak, BAAS tipi bir dikta rejimi peşinde koştuklarını dile getiriyordu. Yazıcıoğlu, &ldquo;Darbe dönemleri kapanmalı, antiparlamenterist akımlara karşı toplumun bütün kesimleri, duyarlı olmalı, demokrasiye sahip çıkmalı&rdquo; diyordu.</p><p>Yazıcıoğlu, Türkiye&#39;yi istikrarsızlaştırmaya yönelik menfur, karanlık suikastların üzerine kararlılıkla gidilmesini, devlet içinde, hukuk dışına çıkan, illegal karanlık yapılanmalarla mücadele edilmesini söylüyordu.</p><p>MİLLET&#39;TEN VE DEMOKRASİ&#39;DEN YANA YİĞİT TAVRIYLA TARİH YAZDI</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül sürecini takip eden &ldquo;1993 Örtülü Darbe&#39;sinde&rdquo; bu sürecin devamı olan 28 Şubat ve sonrasında yine demokrasiye ve mill&icirc; iradeye sahip çıkarak, Türk demokrasi ve siyasi tarihine yiğit bir lider, gerçek bir &lsquo;siyaset ve devlet adamı&#39; olarak geçmişti.</p><p>Örtülü darbe süreci (93 süreci karanlık yıl 1993) 28 Şubat ve e- muhtıra sürecinin de çok iyi bilinmesi lazım. Bu süreçte siyasete dışarıdan müdahaleler vardı. Yine Türk siyaseti küresel bir plan dahilinde dizayn edilmeye çalışılıyordu. Muhsin Yazıcıoğlu, bu süreçte de demokrasiyi milli iradeyi savundu.</p><p>Statükocularla, ordu içindeki mezhepçi sol cuntaların otoriter BAAS&#39;çı zihniyete sahip bir asker&icirc; darbe yapıp yönetime el koymaya çalıştıkları karanlık 28 Şubat sürecinde &ldquo;Namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam!&rdquo; diyerek mill&icirc; irade ve demokrasi düşmanlarına dikilmiş, demokratik sisteme sahip çıkmıştı.</p><p>Sincan&#39;da tank yürüten, milli irade ve demokrasi düşmanı, ulusalcı militarizme, oligarşik güçlere; &ldquo;Askerin yeri kışladır. Ordu sivil siyasete müdahale etmemelidir, &lsquo;ordu göreve&#39; diyen darbeci zihniyet, demokrasi ve millet düşmanıdır&rdquo; diye haykırmış, cesareti ve dik duruşuyla milletin gönlünde taht kurmuştu. Muhsin Yazıcıoğlu, askeri vesayete ve onun her türlü iş birlikçilerine şunları söylüyordu: &ldquo;Siyaset, siyasetçilerin işidir, askerlerin değil. Demokrasilerde ordunun yeri kışladır.&rdquo;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, askeri vesayete ve onun her türlü iş birlikçilerine şunları söylüyordu: &ldquo;Sivil siyasete ordu karışamaz. Genelkurmay Karargahı milli güvenliğimizle ilgilenmelidir, siyasetle değil. Siyaset siyasetçilerin işidir, askerlerin değil. Demokrasilerde ordunun yeri kışladır.&rdquo;</p><p>12 Haziran 1997 günü &ldquo;Türkiye, İran olmayacak, Cezayir olmayacak. Suriye yapılmasına da biz asla müsaade etmeyeceğiz&rdquo; diyerek, askeri darbe ile yönetime el koyup, BAAS&#39;çı/Nusayrici bir dikta rejimi kurma isteyenlerin oyununu bozmuş ve demokrasiye sahip çıkmıştır. BAAS rejimi peşinde koşan Laikçi-Faşistlere, Neomaoculara, kartel medyasına, askeri darbeye çağıran sivil ihtilal kuvvetlerine meydan okuyan tek liderdi.</p><p>Muhsin Başkan, ilkeli siyaseti, dik duruşu ve yiğit tavrıyla 28 Şubat aktörlerinin, küresel baronların, karanlık, oyununu bozmuş, ordu içindeki cuntalara geri adım attırmış, birçok çevreye göre ise; 28 Şubat sürecinde Türkiye&#39;yi mezhepçi Sol bir askeri darbeden kurtarmıştı.</p><p> &ldquo;NAMUS MESELEMİZ ÇÖZECEĞİZ&rdquo; DİYORDUNUZ. 15 YIL OLDU NE OLDU?</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşları bizlerin ve kamuoyunun ortak kanaati; Helikopter düşmedi, düşürüldü. Liderimiz ve dava arkadaşlarımız küresel bir organizasyonla şehit edildiler. Muhsin Yazıcıoğlu davasında devam eden mahkeme süreçleri, suikastın küresel örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir.</p><p>Mahkeme safhalarında da şahit oluyoruz ki; bu davada isimleri geçen bazı şüpheliler açıkça korunmuş ve ödüllendirilmişlerdir. Hükümet, olay olduğunda bölgede görev yapan ihmalleri ve kusurları bulunan, bilgi kirliliğine yol açan, arama kurtarma ile uğraşmayan, hiçbir şey yapmayan bürokratları ödüllendirmiştir. Hükümet, suçluları korumuştur. Sanık olarak yargılanması gerekenler tanık olarak mahkemelerde konuşturuluyor. Mahkemelerde ifade vermesi gereken bakanlar, bürokratlar, devlet görevlileri, mahkemelere çağrılmıyor, haklarında bir soruşturma bile açılmıyor.</p><p>Düzmece raporlar hazırlayarak suikasta kaza olarak gösterdiler. Binali Yıldırım&#39;ın başında olduğu Ulaştırma Bakanlığı, düzmece bir rapor hazırlayarak olay için &ldquo;kaza, pilotaj hatası&rdquo; demiştir. Ölümcül olay için &ldquo;küçük kaza, pilotaj hatası&rdquo; denilerek dosya kapatılmaya çalışılmıştır.</p><p>Açılımların Prensi&rdquo; denilen. Dönemin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay aynı zamanda liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştüğü olayı araştıran Meclis komisyonu başkanına &ldquo;Ne karıştırıyorsun? Gitti dağa çarptı. Bırak bu olayla ilgilenme&rdquo; diyen ve olayın araştırılmasını, soruşturulmasını engellemeye çalışan, dosyayı kapattırmaya çalışan kişidir.</p><p>ADALETTEN VE MİLLETTEN KAÇAMAZSINIZ.  YARGILANACAKSINIZ , HESAP VERECEKSİNİZ!</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına engel olanlar, &ldquo;kaza&rdquo; diyenler, &ldquo;kazadan kaza çıkarmayın&rdquo; diyenler, &ldquo;bu davanın peşini bırakın, kaza ile düştü, ne uğraşıyorsunuz?&rdquo;, &ldquo;helikopter dağa çarptı öldüler ne peşine düşüyorsunuz&rdquo;, &ldquo;Ne karıştırıyorsunuz? Gitti dağa çarptı. Bırakın bu olayla ilgilenmeyin.&rdquo; diyenler, AKP yöneticileri, bakanları, bürokratlarıdır.</p><p>AKP iktidarı tarafından korunan, kollanan, mahkemelere çıkartılmayan, ifadeleri bile alınmayan kim varsa; makamları, mevkileri ne olursa olsun bir gün mutlaka alayı adalet önüne çıkarılacak ve millete hesap vereceklerdir. Kaçışınız yok! Hepiniz, adalet önünde hesap vereceksiniz. Kaçışınız yok! Adaletten ve milletten kaçamayacaksınız. Adalete, millete hesap verecekler.</p><p>Gün gelecek devran dönecek, alayı hukuk önünde yargılanacaklar. Bu suikastta kim, kimler varsa, yer almışsa, rol almışsa nerede saklanırlarsa saklansınlar, bulacak, çıkaracak, milletimizin huzurunda hukuk içinde hesabını soracağız. Bir gün mutlaka hukukun h&acirc;kim olduğu gerçek mahkemelere çıkartılacaksınız. Milletimize hesap vereceksiniz.</p><p>CEMAL KAŞIKÇI İÇİN DÜNYAYI AYAĞA KALDIRDILAR, MUHSİN YAZICIOĞLU SUİKASTİ İÇİN KILLARINI KIPIRDATMADILAR</p><p>2 Ekim 2018&#39;de İstanbul&#39;daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu&#39;na girdikten sonra bir daha haber alınamayan, 18 gün sonra 20 Ekim 2018 günü öldürüldüğü zalim Suud rejimi tarafından resmen açıklanan gazeteci Cemal Kaşıkçı için AKP/Saray rejimi aylarca bu cinayetin peşine düşmüştü.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere devleti yönetenler, Cemal Kaşıkçı cinayetinin ortaya çıkarılması için her şeyi yapmışlar, dünyayı ayağa kaldırmışlardır. Elbette devletimiz, topraklarımızda işlenen bu cinayetin aydınlatılması için yapılması gerekeni yapacak bu işlenen cinayetin peşine düşecektir. Ancak iş, Muhsin Yazıcıoğlu suikastine geldiğinde aynı azmi, kararlılığı ve cesareti 15 yıldır göstermemişlerdir.</p><p>Erdoğan ve kabinesi, Kaşıkçı cinayeti için &ldquo;Kimse kuşku duymasın. Açığa çıkartılacak. Bu işten sıyrılmak mümkün değil&rdquo; demiştir. AKP Genel Başkanı Erdoğan, BM&#39;de Cemal Kaşıkçı suikastından söz etti ama 15 yıldır Yazıcıoğlu suikastından söz etmedi.</p><p>Milletin adamı liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarımız hastane köşesinde ölmedi. Keş dağları&#39;nda şehit edildiler. Bu suikast ülkeyi 22 yıldır yöneten AKP iktidarında, döneminde oldu. Saray/AKP rejimi, Muhsin Yazıcıoğlu davasıyla 15 yıldır yakındır nedense hiç ilgilenmemiştir, üzerine bile gitmemiştir.</p><p>Aziz milletimizin ve kamuoyunun &ldquo;suikast&rdquo; olarak gördüğü davayı baştan beri AKP hükümeti ve bürokratları &ldquo;kaza&rdquo; olarak göstermeye çalışmış ve başından beri davayla ilgilenmemiştir, AKP iktidarı, ihmalleri, kusurları, suçları, olan bazı askeri ve sivil bürokratları korumuş, kollamış, hatta ödüllendirmiştir.</p><p>İster asker ister sivil olsun, bu olayda sorumluluğu bulunanlar, ihmali ve kusuru olanlar, elimizden asla kurtulamayacaklar. Bu davanın ilelebet takipçisi olacağız. Devlet içinde, hükümet içinde, ordu içinde, bürokrasi içinde bu olayı örtbas etmeye, karartmaya, kapatmaya çalışanlar, hain emellerinde muvaffak olamayacaklar.,</p><p>Zannetmesinler ki, suikastın peşini bırakacağız.  Zannetmesinler ki, kumpasçıların yaptıklarını yanlarına bırakacağız. Zannetmesinler ki, susacağız, korkacağız, çekineceğiz, meydanları terk edeceğiz.</p><p>Şehit liderimiz Muhsin Başkanımızı tüm şehitlerimizi dava büyüklerimizi, dava arkadaşlarımızı rahmetle y&acirc;d ediyorum. Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun.  Onları asla unutmadık ve unutmayacağız. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-model-sahsiyet-muh_1711837835_Q1lmPn.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur model şahsiyet Muhsin Yazıcıoğlu'nu anlattı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-model-sahsiyet-muh_1711837835_Q1lmPn.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazıcıoğlu'nun şehadetinin 15. yılı.... Hakkı Öznur: Yolun yolumuz, davan davamızdır...]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/yazicioglu-nun-sehadetinin-15-yili-hakki-oznur-yolun-yolumuz-davan-davamizdir/84602/</link>
            <description><![CDATA[Muhsin Yazıcıoğlu, şehadetinin 15. yılında kabri başında okunan Kur’an-ı Kerim ve yapılan dualarla anıldı, mezarı çiçeklerle donatıldı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/yazicioglu-nun-sehadetinin-15-yili-hakki-oznur-yolun-yolumuz-davan-davamizdir/84602/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Wed, 27 Mar 2024 16:17:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu, şehadetinin 15. yılında kabri başında okunan Kur&#39;an-ı Kerim ve yapılan dualarla anıldı, mezarı çiçeklerle donatıldı. Anma programında, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşı, camianın ağabeyi Hakkı Öznur, Avrupa Nizam-ı &Acirc;lem Federasyonu Genel Başkanı Erol Yazıcıoğlu birer konuşma yaptılar. Yazıcıoğlu ailesi adına ise Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu Anadolu&#39;nun dört bir yanından ve yurtdışından gelen Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşlarına ve sevenlerine teşekkür etti.</p><p>Avrupa Nizam-ı &Acirc;lem Federasyonu  Taceddin Dergahında bir iftar yemeği  verdi. İftar  programına Yazıcıoğlu ailesi başta olmak  Hakkı Öznur ,İlker Kayalıoğlu,  Avukat  Kemal Yavuz, Avukat Veysel Aşkın, gibi  camianın önde gelen isimleri. ANF Genel Başkanı  Erol Yazıcıoğlu, ANF yöneticileri ve  yaklaşık 1000 kişi katıldı.</p><p>Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşı, Alperenlerin ağabeyi, Ülkücü Hareketin önde gelen isimlerinden Hakkı Öznur, milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarının şehadetlerinin 15.senei devriyesinde bir mesaj yayımladı.</p><p><strong>Öznur&#39;un mesajının tam metni:</strong></p><p>Aziz dava arkadaşlarım, ülküdaşlarım, yiğit Alperenler,</p><p>Türk siyasi ve demokrasi tarihine ilkeli ve dik duruşuyla yiğit tavrıyla, damga vuran milletin adamı liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun ve dava arkadaşlarımızın şehadetlerinin 15. Sene-i devriyesi.</p><p>Ömrünü, aziz Türk milletine, Nizam-ı &Acirc;lem ülküsüne vakfetmiş, siyasi yaşamı boyunca Türkiye&#39;nin milli çıkarlarını demokrasiyi ve milli iradeyi savunmuş inandığı davası ve ülküsü uğruna Keş dağlarında suikastla şehit edilen liderimizin ve dava arkadaşlarımızın davası hala mahkeme kapılarında sürerken. İlkesizler, ahlaksızlar, seçim kampanyalarında şehit liderimizin ismini kullanmaya, istismar etmeye, devam ediyorlar. Muhsin Başkanı ve dava arkadaşlarımızı kirli ağızlarına alarak oy peşinde koşuyorlar.</p><p>Devlet ricali ve bir takım siyasiler ,15 yıldır yaptıkları gibi timsah gözyaşları döküyor. Takiyyecilerin ki timsah gözyaşı, diğeri pınar pınar dökülen milletin gözyaşı. AKP&#39;nin timsah gözyaşlarının ne anlama geldiğini milletimiz ve Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşları çok iyi biliyor. Hiç kimse timsah gözyaşı dökmesin.</p><p>15 yıldır Muhsin Yazıcıoğlu suikastına &ldquo;kaza&rdquo; diyenler dosyayı kapatmaya çalışanlar yine seçim meydanlarında zübük siyasetini devam ettiriyorlar. Bunlarda utanma yok!  Hay&acirc; duygusunu kaybetmişler.  Bu kadar ahlaksız ve seviyesizce siyaset yapılmaz!  Ahlaksız siyaset yapanlar sadece siyasi alanda değil, hayatın her alanında ahlak ilkelerinin dışındadırlar. Ahlakı, ilkesi olmayan siyasetin ne millete ne demokrasiye  faydası olur.!</p><p>Yalan ve iftira ile siyaseti  kirlettiler.  AKP siyaseti lekelemeye devam ediyor.</p><p>Şehit liderimizin ve dava arkadaşlarımızın isimlerini kirli ağızlarına alanların ne mal olduklarını aziz milletimiz çok iyi biliyor.</p><p>Ey ahlaksızlar! Ey Hay&acirc;sızlar&#39; siz hiç Muhsin Yazıcıoğlu davası ile ilgilendiniz mi? Muhsin Yazıcıoğlu davasını takip ettiniz mi?</p><p>15 yıldır Mahkeme salonlarına geldiniz mi?</p><p>Bu dava niye sürekli uzatılıyor diye sordunuz mu?</p><p>Şehitlerin aileleri ile görüştünüz mü?</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu hastane köşesinde ölmedi. AKP iktidarında suikastla şehit edildi.</p><p>AKP&#39;nin İstanbul Belediye Başkanı Murat Kurum denen &ldquo;Sarayın çocuğu&rdquo; seçim konuşmasında utanmadan &ldquo; sen Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun aşkı, sen Erdoğan&#39;ın duasısın&rdquo; diyor.</p><p>Muhsin Başkan ilkeli seviyeli tutarlı ve omurgası olan bir siyaset adamıdır. Yazıcıoğlu ismi Erdoğan ile yana getirilemez!. BOP  Eş Başkanı olmakla yıllarca övünen Erdoğan ile BOP ve BİP gibi küresel emperyalist projelere karşı çıkan bu yüzden, küresel suikastla şehit edilen Muhsin Yazıcıoğlu ismi birlikte anılamaz, söylenemez!</p><p>Yakın siyasi tarihimiz,  bir bakıma erdemli siyaset yapanlar ile ahlaksız, ilkesiz  seviyesiz siyasetçilerin mücadele sahası olmuştur. Şehit Liderimiz siyasette her zaman ilkeli ve tutarlı olmayı savundu. Siyasette erdemi ve dürüstlüğü ön planda tuttu.  Siyasette hep açık ve şeffaf olmayı önerdi. Kapalı kapılar ardında yapılan her türlü anlaşma ve pazarlıklara şiddetle karşıydı. Bütün siyasi hayatı boyunca hep milletinin değer ve inançlarını savundu. O siyasette dürüstlüğün, faziletin, erdemin timsaliydi.</p><p>Siyasette hep ilkeli ve tutarlı oldu, milletine yalan söylemedi, yanlış yapmadı, popülizme sapmadı, sağa sola yalpalamadı, politikanın fırıldaklarından olmadı, ikiyüzlü davranmadı. İhtirasları yoktu. Nefsine esir düşmedi, kimseye iftira atmadı, kin tutmadı,</p><p>Hep dik durdu, düz yaşadı. Hayat çizgisinde kırıklık yoktu. Çizgisini bozmadı, istikametini değiştirmedi. İnandığı değerlere hep bağı kaldı. Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını verdiği yüce davasına adadı.</p><p>Milletin adamı Muhsin Başkan &ldquo;bir lokma bir hırka&rdquo; felsefesine uygun bir hayat sürmüştür. Onun dünyalık hiçbir mameleke sahip olmadığını bütün milletimiz biliyor.</p><p>Muhsin Başkanın bireysel serveti yoktur. para-tura-kasa işleri yoktur. Ama AKP Oligarşinin, beşli çetenin, para&ndash;tura-kasa işleri vardır.</p><p> Muhsin Başkan&#39;ın telefon görüşmelerinde devlet, ülke ,demokrasi ,adalet, vatan, memleket ve millet meseleleri konuşulur,  AKP liderinin, kabine üyelerinin, siyasetçilerinin  telefonlarında ise  &ldquo;  Şirketler ,ihaleler ,paraları sıfırla oğlum, paraları sakla oğlum, ne kadar para var oğlum&rdquo; konuşulur.</p><p>AKP deyince ayakkabı kutuları, para sayma makineleri, paraları sıfırlamalar,  valiz valiz paralar ,balya balya paralar ,  alo Fatihler, Alo Veyisler, ihaleler, fesat karıştırmalar, hırsızlıklar, yolsuzluklar, gayri- ahlaki hayatlar, akla geliyor .Şehit Muhsin Yazıcıoğlu deyince ise helal bir yaşam, ilkeli, seviyeli siyaset, dik duruş, dava adamlığı, davaya adanmışlık, vefa, kadirşinaslık akla geliyor.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu deyince ahlak ,dava, ülkü, vefa, milli duruş, milli tavır, akla gelir. Erdoğan deyince  şirket ,para, BOP ,Yahudi kuruluşların  verdiği madalyalar, ödüller  akla gelir.</p><p>&ldquo;Kendimi bildim bileli Ülkücüyüm&#39;&rdquo;,  &ldquo;Türk milliyetçisiyim&rdquo; diyen, bir &ldquo;İstikl&acirc;l Marşı &acirc;şığı&rdquo; olan, milletini ve devletini &ldquo;aşk&rdquo; derecesinde seven Muhsin Yazıcıoğlu, &ldquo;Benim hayatımda hiçbir karanlık nokta olmadı. Hiç kimsenin çantasında beni tehdit edecek bir tek belge, bir tek bilgi bulunamaz! İç odak dış odak tanımam, baskıya, dayatmaya, zulme boyun eğmem. Siyasi yaşamım zalimlerle, zulmedenlerle, mafyayla, çetelerle, hırsızlarla mücadeleyle geçmiştir&rdquo; demiştir.</p><p>Şehit liderimiz asil bir duruşa sahipti. Zarif bir üslubu ahlaklı bir siyaset çizgisi vardı. Siyasi çizgisinde hep tutarlı oldu sağa sola yalpalamadı. İnandıklarını söyledi. Siyaset üslubunda seviye, nezaket, naiflik, hoşgörü, diyalog, kuşatıcılık varken; Erdoğan&#39;ın üslubunda ise tam tersi var. Siyasi tarihte böyle bozuk üslup yok. Erdoğan kışkırtıcı dil ve söylemi ile kendisini eleştiren herkesi öteki görüyor, ötekileştiriyor. Öfkeyi inatlaşmayı ve kutuplaştırmayı bir siyaset tekniği olarak kullanıyor. Erdoğan güç zehirlenmesi yaşıyor. Gücünü kaybettiğinde her şeyini kaybedeceğini düşünüyor.</p><p>Kendisini eleştirenlere hakaretin biri bin para. Erdoğan, tek adam gibi hareket ediyor. Yalan, hakaret, iftira, tehdit almış başını gidiyor. Maalesef siyaset ve iktidar hırsı gözü karartıyor, vicdanı köreltiyor, insanda basiret ve feraset bırakmıyor. Muhsin Başkan nefsini yenmiş bilge bir liderdi. Ama Erdoğan ise nefsinin esiri olmuş hırs ve ihtiras ile hareket eden bir politikacıdır. Erdoğan kendisini demokratik bir şekilde eleştirenlere asla tahammül edemiyor. Nefsine yenik düşmüş, ihtiraslarına teslim olmuştur.</p><p>Şehit liderimiz birçok konuşmasında siyasilere devleti yönetenlere Şeyh Edebali&#39;nin sözlerini hatırlatmıştır. Devlet öfkeyle, kinle, hırsla yönetilemez. Eğer Muhsin Başkan bugün aramızda olsaydı Erdoğan&#39;a ve çevresindeki dalkavuklara, Sümbül Ağalara değil, Şeyh Edebali&#39;lere kulak verin derdi.</p><p>&ldquo;NAMUS MESELEMİZ ÇÖZECEĞİZ&rdquo; DİYORDUNUZ. 15 YIL OLDU NE OLDU?</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşları bizlerin ve kamuoyunun ortak kanaati; Helikopter düşmedi, düşürüldü. Liderimiz ve dava arkadaşlarımız küresel bir organizasyonla şehit edildiler. Muhsin Yazıcıoğlu davasında devam eden mahkeme süreçleri, suikastın küresel örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir.</p><p>Mahkeme safhalarında da şahit oluyoruz ki; bu davada isimleri geçen bazı şüpheliler açıkça korunmuş ve ödüllendirilmişlerdir. Hükümet, olay olduğunda bölgede görev yapan ihmalleri ve kusurları bulunan, bilgi kirliliğine yol açan, arama kurtarma ile uğraşmayan, hiçbir şey yapmayan bürokratları ödüllendirmiştir. Hükümet, suçluları korumuştur. Sanık olarak yargılanması gerekenler tanık olarak mahkemelerde konuşturuluyor. Mahkemelerde ifade vermesi gereken bakanlar, bürokratlar, devlet görevlileri, mahkemelere çağrılmıyor, haklarında bir soruşturma bile açılmıyor.</p><p>Düzmece raporlar hazırlayarak suikasta kaza olarak gösterdiler. Binali Yıldırım&#39;ın başında olduğu Ulaştırma Bakanlığı, düzmece bir rapor hazırlayarak olay için &ldquo;kaza, pilotaj hatası&rdquo; demiştir. Ölümcül olay için &ldquo;küçük kaza, pilotaj hatası&rdquo; denilerek dosya kapatılmaya çalışılmıştır.</p><p>Açılımların Prensi&rdquo; denilen. Dönemin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay aynı zamanda liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştüğü olayı araştıran Meclis komisyonu başkanına &ldquo;Ne karıştırıyorsun? Gitti dağa çarptı. Bırak bu olayla ilgilenme&rdquo; diyen ve olayın araştırılmasını, soruşturulmasını engellemeye çalışan, dosyayı kapattırmaya çalışan kişidir.</p><p>Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç 25 Mayıs 2012&#39;de &ldquo;olayın aydınlatılması namus borcumuzdur&rdquo; diyordu. &ldquo;Namus&rdquo; sözleri lafta kaldı. 15 yıldır Dosyada bir gelişme yok. Muhsin Yazıcıoğlu davasında namus sözü verenler, &ldquo;yaşasaydı omuz omuza olurduk&rdquo; palavrasını sıkanlar yine şimdi 31 Mart günü yapılacak olan yerel seçimler için meydanlarda palavralar sıkmaya millete yalan söylemeye devam ediyorlar.</p><p>KEÇİLER Mİ SÖKTÜ? ŞÜPHELERİM VAR&rdquo; DİYEN ABDULLAH GÜL 13 YILDIR NEDEN KONUŞMUYOR? KİMLERDEN ÇEKİNİYOR?</p><p>Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Muhsin Yazıcıoğlu davası ile en az 7 kez görüşülmüştür. Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde Erdoğan ile Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması ile ilgili en az 15 kez görüşülmüştür.</p><p>Erdoğan, Gül ve diğer yetkili makamda olanlarla defalarca görüşüldü. Dava dosyasıyla ilgili bilgiler, belgeler verdiler. Davanın karartılmaya çalışıldığını, uzatıldığını, sabote edilmeye çalışıldığını defalarca söylediler. Her seferinde, Erdoğan başta olmak üzere diğerleri, elim olayı dikkate almadılar. Hep &ldquo;kaza&rdquo; olarak gördüler.</p><p>Erdoğan&#39;ın yüzüne açıkça &ldquo;Hükümet bu davayla ilgilenmiyor, yargıya kapatın baskısı yapılıyor, suçlular şüpheliler korunuyor, ödüllendiriliyor.&rdquo; denilmiştir. Yazıcıoğlu soruşturmasının üzerine hükümetin gitmediği, olayın örtbas edilmeye çalışıldığı, askeri ve sivil bürokrasinin engeller çıkardığı yüzüne defalarca açıkça söylendi. İhmaller, kusurlar, şüpheler tek tek anlatıldı.</p><p>17 Temmuz 2014 günü, Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili Tekirdağ mitinginde BBP yi hedef almış, hazırlanan prompterde &ldquo;Neymiş, bu hükümet Yazıcıoğlu&#39;nun faillerini bulmamış. Bu ne zavallılıktır. Bizim karşımızda bu tür şeyleri konuşamıyorlar. Ziyaretlerine gittiğimizde bu tür şeyleri söyleyemiyorlar.&rdquo; diyerek doğru söylememiştir. H&acirc;lbuki kendisiyle Başbakanlık&#39;ta, Meclis&#39;te, AKP Genel Merkezi&#39;nde, Sarayında birçok görüşme yapılmıştır. Şehit liderimizle ilgili konular geniş bir şekilde heyetlerin bulunduğu ortamda defalarca kendisine anlatılmıştır.</p><p>Erdoğan&#39;ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde destek için, 25 Haziran 2014 günü BBP&#39;yi ziyaret ettiğinde iki saat süren görüşmenin 1 saati Muhsin Başkan&#39;ın dava dosyası ile ilgili olmuştu. Gelinen süreç safha safha kendisine yine anlatılmıştı. Hükümetin hiçbir şey yapmadığı net bir şekilde yüzüne söylendiği halde Erdoğan, &ldquo;Benim haberim yok&rdquo; diyordu.</p><p>Liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştüğü olayla ilgili yapılan birçok görüşmelerde Erdoğan&#39;ın yanında AKP&#39;nin bir sürü bakanı ve yöneticileri de vardı. Bu görüşmeleri ve bu görüşmelerde konuşulanları, kimse ink&acirc;r edemez. O görüşmelerde bulunanlar hayattadır.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu görüşmelerde&ldquo;  bir arkadaşımıza ben savcı değilim, h&acirc;kim değilim&rdquo; cevabını vermiştir. Her konuda konuşan, AKP Genel Başkanı Erdoğan; Muhsin Yazıcıoğlu suikastı için sessizliğini koruyor. 15 yıldır devam eden davayı görmezden gelmeye devam ediyor.</p><p> Ey AKP Genel Başkanı! Milletin adamı &ldquo;ŞEHİT LİDER&rdquo; Muhsin Yazıcıoğlu Aldanmadı&#39;, &lsquo;aldatmadı.&#39; Milletimizden özür dileyecek yanlışlar yapmadı. Ne &lsquo;aldandı&#39; ne &lsquo;aldattı&#39;. Hep doğru, ilkeli, tutarlı siyaset izledi.</p><p>ADALETTEN VE MİLLETTEN KAÇAMAZSINIZ.  YARGILANACAKSINIZ , HESAP VERECEKSİNİZ!</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına engel olanlar, &ldquo;kaza&rdquo; diyenler, &ldquo;kazadan kaza çıkarmayın&rdquo; diyenler, &ldquo;bu davanın peşini bırakın, kaza ile düştü, ne uğraşıyorsunuz?&rdquo;, &ldquo;helikopter dağa çarptı öldüler ne peşine düşüyorsunuz&rdquo;, &ldquo;Ne karıştırıyorsunuz? Gitti dağa çarptı. Bırakın bu olayla ilgilenmeyin.&rdquo; diyenler, AKP yöneticileri, bakanları, bürokratlarıdır.</p><p>AKP iktidarı tarafından korunan, kollanan, mahkemelere çıkartılmayan, ifadeleri bile alınmayan kim varsa; makamları, mevkileri ne olursa olsun bir gün mutlaka alayı adalet önüne çıkarılacak ve millete hesap vereceklerdir. Kaçışınız yok! Hepiniz, adalet önünde hesap vereceksiniz. Kaçışınız yok! Adaletten ve milletten kaçamayacaksınız. Adalete, millete hesap verecekler. Gün gelecek devran dönecek, alayı hukuk önünde yargılanacaklar. Bu suikastta kim, kimler varsa, yer almışsa, rol almışsa nerede saklanırlarsa saklansınlar, bulacak, çıkaracak, milletimizin huzurunda hukuk içinde hesabını soracağız. Bir gün mutlaka hukukun h&acirc;kim olduğu gerçek mahkemelere çıkartılacaksınız. Milletimize hesap vereceksiniz.</p><p>Şehadete yürüyen liderin dava ve yol arkadaşı olarak bir kez daha söylüyorum: Bir gün mutlaka hukukun h&acirc;kim olduğu, gerçek mahkemelere çıkartılacaksınız. Adil bir yargılama ile hukuk önünde yargılanacaksınız! Milletimize hesap vereceksiniz. Bizim Allah&#39;tan başka kimseden korkumuz yok. Allah&#39;a can borcumuzdan başka kimseye eyvallahımız yoktur! Tek gücümüz, tek dayanağımız Allah (C.C) ve Büyük Türk milletidir&hellip;</p><p>DİĞER  DEVLET  KURUMLARI GİBİ MİT&#39;TE MUHSİN YAZICIOĞLU SUİKASTİ İLE İLGİLENMEDİ</p><p>Diyarbakır doğumlu kimilerine göre 7 kez kimilerine göre 17 kez Irak&#39;ın kuzeyine giden, her gidişinde KDP lideri İsrail uşağı Mesud Barzani i tarafından heyecanla karşılanan PKK ve Barzani açılımının ilk koordinatörlerinden olan Emre Taner o dönemde MİT müsteşarıydı. Washington &ndash; Londra - Tel Aviv çizgisinde ve AB yanlısı olan, 2005- 2010 yılları arasında görev yapan Emre Taner AKP hükümeti ile paralel düşünen iktidarında memnun olduğu bir bürokrattı.</p><p>Suikastın olduğu tarihte, MİT müsteşarı olan Barzani ve Talabani&#39;yle çok yakın olan Washington, Londra ve Tel Aviv çizgisindeki Emre Taner&#39;di. Emre Taner&#39;in görev süresinin dolmasının ardından, 27 Mayıs 2010 tarihinde MİT müsteşarlığı görevine atanan Hakan Fidan da Emre Taner çizgisini devam ettirmiştir. Erdoğan&#39;ın laf söyletmediği Emre Taner de, &ldquo;sır küpüm&rdquo; dediği Hakan Fidan da Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasıyla  ilgilenmemişlerdir.</p><p>4 Haziran 2023 tarihinde yeni Dışişleri Bakanı olan, MİT&#39;te 13 yıl görev yapan Hakan Fidan Yazıcıoğlu davasıyla ilgili ne yapmış?. Hiçbir şey!. Ama yeni Dışişleri Bakanı Hakan Fidan AKP&#39;nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Murat Kurum&#39;un kazanması için İstanbul&#39;da esnafları gezmeyi ve kapı kapı dolaşmayı biliyor. Bölgemiz yanarken Rusya&#39;da patlayan silahlar, bombalar dünya gündeminde iken Fidan işi gücü bırakmış tam bir partizan gibi AKP seçim çalışmalarında..</p><p>REZA ZARRAB  VB. GİBİLER AKP HÜKÜMETİ TARAFINDAN EL ÜSTÜNDE TUTULMUŞTUR</p><p>Bundan 11 yıl önceye bir dönelim: Ayakkabı kutuları, banka şubesi olmuştu. Rüşvet, yolsuzluk, kara para vs. her türlü hukuksuzluğa imza atılmıştı. Ayakkabı kutularındaki paralar, kol saatleri, lüks arabalar, villalar, Zarrab&#39;ın dağıttığı rüşvet çarkıyla sağlanmıştı. Bakanlar, bakan çocukları, bürokratlar, gündemden düşmüyordu.</p><p>Reza Zarrab/Rıza Sarraf, 17 Aralık 2013 tarihinde üç bakan oğluyla birlikte rüşvet ve kaçakçılık yaptığı iddiasıyla gözaltına alındı. Zarrab, çağımızın en büyük rüşvet ve yolsuzluk olayının başkahramanlarından biridir. Zarrab&#39;la birlikte gözaltına alınan veya ismi olaya karışan 50 kişi arasında bakanlar, bakan evlatları, ünlü iş adamları, müteahhitler, bankacılar vardı. Zarrab, suç çetesi kurmak, rüşvetle yasal olmayan para ve altın transferi yapmak ve yasal olmayan yollardan Türk vatandaşlığı almakla suçlanmıştı. O günlerde, Erdoğan ve oğlu olduğu iddia edilen iki kişi arasında geçen konuşmalar da internete düşmüştü. Bunlardan biri, diğerine, evindeki bavul dolusu parayı sıfırlamasını söylüyordu.</p><p>Reza Zarrab, rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda tutuklanmış, ardından da 28 Şubat 2014 tarihinde tahliye edilmişti. AKP&#39;nin para musluğu Reza Zarrab, yolsuzluk ve rüşvet sürecinde yakalanan ve tutuklanan Zarrab&#39;ı kurtarmak için yargıya müdahale edilmiş ve tahliye ettirilmişti. Reza Zarrab, iktidar iradesi için adeta hayat memat meselesi ve beka sorunu olmuştu.</p><p>Reza Zarrab&#39;ın suç ortakları olan şaibeli bakanlar da &ldquo;AK Parti&#39;nin ak bakanları&rdquo; denilip Yüce Divan&#39;a gitmeleri engellenmişti. Reza Zarrab tahliye olduğunda &ldquo;adalet yerini buldu&rdquo; diyen, şimdi Cumhurbaşkanı olan Erdoğan&#39;dı. Erdoğan, Reza Zarrab dosyası kapatıldıktan sonra da dolandırıcı, hırsız, şarlatan Zarrab&#39;ı savunmaya devam etmiş, &ldquo;Ülkeye katkıda bulunan bir yardımsever&rdquo; olduğunu söylemişti.</p><p>REZA DENEN ÇUKURU, TÜRK BAYRAĞI ÖNÜNDE &lsquo;KAHRAMAN&#39; EDASIYLA TELEVİZYONA ÇIKARDILAR</p><p>Reza Zarrab, yine 18 Nisan 2014&#39;te iktidara yakın bir haber kanalına çıkmış, Türk bayrağının altında röportaj vermişti. AKP kanallarındaki &ldquo;bayraklı sahneyi&rdquo; milletimiz unutmadı. AKP sayesinde serbest bırakılan şarlatan Zarrab, AKP için Zarrab &ldquo;altın&rdquo; çocuktu. &ldquo;Reza Zarrab Türk devletinin projesidir&rdquo; diyerek onu pazarlayan, dolandırıcıya ihracat şampiyonu ödülü verip, havuz kanallarında Türk bayrağı önünde vatanseverlik nutukları attıran, siyasal iktidardı.</p><p>AKP hükümeti, dolandırıcı, hırsız, şarlatan Reza Zarrab için &ldquo;hayırsever iş adamı&rdquo;, &ldquo;cari açığımızı kapattı&rdquo;, &ldquo;o bir kahraman&rdquo; dediler. Türk bayrağıyla şov yaptırıp milli kahraman ilan ettiler. O alçağı, bir &ldquo;milli kahraman&rdquo; (!) olarak pazarlamaya kalktılar. Reza Zarrab denen rüşvetçi AKP hükümeti için 83 milyondan daha değerliydi. Çok yönlü, karanlık Reza Zarrab, maalesef AKP hükümeti tarafından, &ldquo;cari açığı kapatan&rdquo;, hatta Türk ekonomisini kurtaran &ldquo;milli kahraman&rdquo; muamelesi görmüştür. AKP zihniyetinin din-para-siyaset üçgeninde neler çevirdiğini, 22 yıldır biliyoruz. Rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, dünyanın hiçbir tarafında, hiçbir ülkesinde milli mesele olarak görülemez.</p><p>ZARRAB, AKP KORUMASINDA BAKAN ÇOCUKLARI İLE YATLARDA GEZERKEN YAZICIOĞLU&#39;NUN EVLATLARI, MARAŞ MAHKEMESİNDE GAZ YİYORDU, COP YİYORDU</p><p>Reza Zarrab, AKP korumasında, lüks yatlarla yanında AKP&#39;nin bakan çocukları ve rüşvet dağıttığı hırsız bürokratlarla gezip tozarken, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava arkadaşları, Alperen evlatları, Muhsin Yazıcıoğlu davasını takip için gittikleri Maraş Adliyesi önünde (30 Mayıs 2014) gaz yiyordu. Devam edem mahkemelerde basın toplantıları yapmalarına izin verilmiyor</p><p>Zarrab denen fırıldağa her türlü duyarlılığı gösterenler, şehit Muhsin Yazıcıoğlu davasına ise bırakın duyarlılık göstermeyi bu dava umurlarında bile olmadı. AKP&#39;nin &ldquo;hayırsever iş adamı&rdquo; dediği üçk&acirc;ğıtçı, şarlatan, onlar için çok ama çok değerliydi.</p><p>Reza Zarrab&#39;ın mahkeme tarafından tahliye edilmesini Balıkesir mitingi sonrası &ldquo;Hak yerini buldu (!)&rdquo; diyerek değerlendiren Erdoğan, 15 yıl olan Yazıcıoğlu soruşturmasında tek laf etmiş midir? Muhsin Yazıcıoğlu davası için Erdoğan &ldquo;ben savcı değilim, h&acirc;kim değilim&rdquo; diyor. Ancak, Reza Zarrab içeri alındığında en sert tepkiyi Erdoğan ve AKP hükümeti göstermiş, yargıya da müdahale ederek Zarrab&#39;ı tahliye ettirmişlerdi.</p><p>ALPERENLERİN YOLU ŞEHADETE YÜRÜYEN LİDERİN YOLUDUR</p><p>İlkesizler, ülküsüzler, hesap adamları, korkaklar saraya koşar, saraya biat eder, teslim olurlar.</p><p>Dava adamları ise dik durur, inandıkları davanın peşinde, ülkülerinin peşinde koşarlar.</p><p>Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşlarının yönü, istikameti, çizgisi, bellidir. Bizim yönümüz saray, saraylar, köşkler değil, Taceddin Derg&acirc;hıdır. Biz, saraya, muktedirlere bakarak hareket edenlerden değil, ilkelerine ve ülkülerine bakarak hareket eden Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşlarıyız.</p><p>Önceliğimiz, ilkelerimiz ve değerlerimizdir. Siyaset, ilkeler ışığında ülkeye hizmet etmenin adıdır. Siyasi tutarsızlık ve ilkesizlik ise asla kabul edilemez ve onaylanamaz. İradesini muktedirlere, güç merkezlerine, odaklarına teslim edenler asla &ldquo;özgür olamazlar&rdquo;, ilkeli bir duruş sergileyemezler.</p><p>Milletin adamı her zaman dik durmuş, doğru gitmiş şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun 19 Mart 2009 günü Karaman seçim bürosunda söylediği şu sözleri çok önemli ve anlamlıdır:</p><p>&ldquo;Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Bir saniyesine bile h&acirc;kim olamadığımız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.&rdquo;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yol ve dava arkadaşları Saray&#39;a, Balgat&#39;a, bakarak değil, kendi inandıkları ülkülerine, ilkelerine, çizgilerine ve ölçülerine göre hareket ederler ve buna göre tercihlerini yaparlar.</p><p>Alperen kadrolar, makam, mevki, ikbal,  Saray&#39;ın peşinde değil, inandıkları, şehit düştükleri, uğruna büyük bedeller ödedikleri hak davalarının ve yüce ülkülerinin peşinde koşarlar.</p><p>MESSOD BARZANİ VE ŞIVAN PERVER İLE &ldquo;DOST&rdquo; OLURLAR,  MUHSİN BAŞKAN&#39;IN DOSYASINI DA &ldquo;SÜMEN ALTI&rdquo; EDERLER</p><p>Terör üssü Kandil&#39;e ve Oslo&#39;ya, 2008-2011 yılları arasında uçak kaldırıp, terör örgütü yöneticileri ile 11 kez müzakere edenler, şehit liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şahadeti ile sonuçlanan hadisenin ise karartılmasına çalışmışlardır. 2013-2015 arası 29 kez İmralı&#39;ya giden, özerklik, öz yönetim isteyen BDP/HDP heyetinin teröristbaşı ile görüşmesine izin veren AKP iktidarı, Muhsin Yazıcıoğlu suikastını görmezden gelmiştir.</p><p>İmralı canisinin mektup ve mesajlarını, 17 kez Kandil&#39;e götürüp, terör örgütü PKK&#39;nın lider isimleriyle görüşüp, dönüşte onların mektuplarını, mesajlarını tekrar İmralı&#39;ya ve AKP yönetimine ileten BDP/HDP heyeti ile müzakerelerde bulunan, 28 Şubat 2015 tarihinde Dolmabahçe mutabakatını imzalayan, NATO&#39;cu HDP ile samimi pozlar veren AKP iktidarı, ömrü bölücülükle, emperyalizm ile mücadeleyle geçmiş şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun suikastını bilerek, bilinçli bir şekilde hep &ldquo;kaza&rdquo; olarak görmüştür.</p><p>PKK açılımı, Oslo rezaleti, İmralı ve Kandil&#39;le görüşmeler, kirli pazarlıklar, yaşanan Habur rezaletleri, Barzani ve Şivan Perver hainine gösterilen karşılama ve ağırlama, Erdoğan&#39;ın Kürdistan yaklaşımı, bölücülerin hem mecliste hem sokaklarda küstahlaşması, PKK&#39;nın siyasallaşmasının sağlanması, Suriye&#39;nin kuzeyinde PYD&#39;nin ortaya çıkması ,Muhsin Başkan&#39;ın şehadetinden sonra oldu.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı &lsquo;çözüm süreci&#39; denilen ihanet süreci, Habur rezaletleri, Oslo ve Brüksel&#39;de İngiltere&#39;nin himayesinde PKK terör örgütü ile yapılan kirli ve karanlık görüşmeler, İmralı ve HDP ile yapılan müzakereler gerçekleşmezdi.</p><p>İmralı canisi ile Barzani alçağıyla Şivan Perver haini ile ihanet sürecinde kanka olanlar, terör üssü Kandil&#39;e ve Oslo&#39;ya PKK için uçak kaldıranlar, şehit liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehadeti ile sonuçlanan hadisede için 15 yıldır kıllarını bile kıpırdatmadılar. BDP/HDP/ Öcalan ile Habur, İmralı, Oslo, Dolmabahçe görüşmelerini düzenleyenler, Muhsin Yazıcıoğlu suikastı ilgilenmediler.</p><p>Milli çıkarları bir tarafa bırakan AKP iktidarı İmralı&#39;da Kandil&#39;de Erbil&#39;de, Süleymaniye&#39;de Oslo&#39;da, Brüksel&#39;de, Londra&#39;da Paris&#39;te vb. yerlerde sözde &ldquo;çözüm süreci&rdquo; adı altında terör örgütünün lideri Öcalan ve KCK liderleriyle görüşürken Muhsin Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarının şehit düştüğü olay tozlu raflarda çekmecelere bırakmıştır. Küresel merkezlerle irtibatlı, derin odaklarla ilişkili, kapitalist-emperyalist sistemin adamları, Siyonist Barzani&#39;nin altına kırmızı halılar sererler. İmralı ve Kandil hattında kuryelik-postacılık yaparlar. Anadolu çocuklarının şehadetini ise küresel bir plan d&acirc;hilinde karartmaya, örtbas etmeye ve unutturmaya çalışırlar.</p><p>10 YILA YAKIN ZİNDANLARDA KALDI. 4 KEZ İDAMLA YARGILANDI.</p><p>Şehit liderimiz Muhsin Başkan&#39;ın 40 yıllık siyasi yaşamının 10 yılı hapislerde geçti. 12 Eylül darbesinin ardında tutuklandı. C &ndash; 5 adlı işkence merkezinde işkencelerden geçirildi. Mamak&#39;ta 2,5 metre karelik hücrede 5 yıl geçirdi. İşkencecilere boyun eğmedi, teslim olmadı.</p><p>&ldquo;MHP ve Ülkücü Kuruluşlar&rdquo; davasında dört kez idamla yargılandı. İdamını isteyen 12 Eylülcülere meydan okudu. Zulme rıza göstermedi, zalimlere boyun eğmedi. Devletine, milletine küsmedi. İnandığı davadan, ideallerden taviz vermedi.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu bir konuşmasında &ldquo;Ne kaderime küstüm ne devletime küstüm! Çünkü inanmak iman etmek varsa bir şeye bedel neyse katlanıp; Ya Rabbi kahrın da hoş lütfun da dedik&rdquo; demişti. Davasına, inanmış bir iman ve ahlak adamı söyler bu sözleri.</p><p>Muhsin Başkanın siyasi çizgisinde kırıklık yoktur. İstikameti-kıblesi dosdoğru bir dava adamıdır.</p><p>Yüce kitabımız Kur&#39;an diyor ki, &ldquo;Allah, Muhsinlerle beraberdir.&rdquo;</p><p>Rabbimizin yüce kitabında Muhsinleri sevdiğini ferman ettiği ayetlerindeki gibi kendini Allah&#39;a adamış yiğit ve güzel bir insandı Muhsin Başkan&hellip;</p><p>Acımız hale taptaze, tarifi mümkün değil. Acımız, hüznümüz devam ediyor. Muhsinlerle de hüznümüz Allah&#39;adır bizim&hellip;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun &ldquo;gizli&rdquo; ajandası yoktu. Açık, şeffaf ve milletiyle, dava arkadaşlarıyla iç içe, bir bütün olan milli bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu için kişilerin, grupların bekası değil, devletin, milletin bekası, ülkenin yarınları önemlidir..</p><p>Alperen hareketi, gelecek kuşaklar ve gelecek yüzyıllar için model bir şahsiyet olan mümtaz liderimiz şehit Muhsin Başkan&#39;ın yolunda ve izinde, kutlu yürüyüşlerini inançla, azimle, kararlılıkla sürdürecektir.</p><p>Alperen hareketinin çizgisi Muhsin Yazıcıoğlu çizgisidir. Hareketin misyonuna, ilkelere, değerlere, Muhsin Yazıcıoğlu çizgisine bağlılık, şan ve şeref dolu Alperen hareketinin en güzel ve en önemli vasfıdır.</p><p>Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun izinde giden dava arkadaşları, ülküdaşları, şehit liderlerinin öğrettiği yüce ülkü ve değerlerin ışığında adaleti, demokrasiyi savunmaya, milletin adamları olmaya devam edeceklerdir.</p><p>Bu kutlu yol, aziz ve mukaddes dava, iman, çile, ıstırap, azim ve kararlılık ile vücut buldu. Alperenlerimiz, Anadolu kıtamızın vücut bulmuş halidir. Bizler dünyalık menfaati, şahsi ikb&acirc;li ayaklar altına almış, hakikaten hakikate r&acirc;m olmuş bir hareketin müntesipleriyiz. Allah&#39;ın davasının davacısı olmanın şerefiyle şereflenmiş Alperen hareketimiz, gücün değil hakkın yanında olmayı kendine her daim vazife bilmiştir.</p><p>Biz Allah yolunda, Kur&#39;an yolunda, millet yolunda şehit düşen büyük dava ve devlet adamı millet&#39;in adamı Muhsin Başkan&#39;la beraber olduk. İyi ki onun gibi yiğit bir liderle, adam gibi adamla yol ve dava arkadaşı olmuşuz. Ne mutlu bizlere&hellip;</p><p>Kula kulluk etmeyeceğiz. Hakkaniyetten ayrılmayacağız. Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun misyonuna, bize bıraktığı tarihi mirasa sahip çıkacağız, onun söylediği gibi dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz .</p><p>Alperen hareketinin çizgisi Muhsin Yazıcıoğlu çizgisidir. Hareketin misyonuna, ilkelere, değerlere, Muhsin Yazıcıoğlu çizgisine bağlılık, şan ve şeref dolu Alperen hareketinin en güzel ve en önemli vasfıdır.</p><p>Hayatı boyunca zalimlerin önünde asla başını öne eğmeyen, her türlü güç ve şer odaklarına karşı dik durarak Hakk&#39;ın ve haklının yanında yer alan şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun misyonunu inançla, kararlılıkla sürdüreceğiz. Allah&#39;a can millete hizmet borcumuzdan başka kimseye eyvallahımız yoktur olmayacaktır!</p><p>SELAM OLSUN MUHSİN BAŞKAN&#39;IN YOLUNDA YÜRÜYENLERE, MUHSİN&#39;İ DURUŞU SÜRDÜRENLERE</p><p>Nasıl, cennet gençlerinin serdarı Hz. Hüseyin Efendimiz yolundan dönmediyse, nasıl ki Hüseyni yolun sevdalısı şehit liderimiz Muhsin Başkan, yolundan, davasından dönmemişse, şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun izinden ve yolundan giden yiğit, kahraman Alperenler de eğilmeden, bükülmeden Hüseyni yolda, şan ve şerefle yürümeye devam edecektir.</p><p>Alperen hareketi itidalli, sağduyulu, ülkesini ve milletinin meselelerini çok iyi bilen ve her zaman vakur duruşuyla, Muhsin-i tavırlarını sürdürecektir.</p><p>Hüseyni yolun sevdalısı şehit liderimiz Muhsin Başkan, yolundan, davasından dönmemişse, onun izinden ve yolundan giden yiğit, kahraman Alperenler de eğilmeden, bükülmeden Hüseyni yolda şan ve şerefle yürümeye devam edecektir.</p><p>Bu inanç ve duygular doğrultusunda başta şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere Hakk&#39;a yürüyen, sonsuzluğun sahibine uğurladığımız, şehadete yürümüş tüm şehitlerimizi, aziz dava arkadaşlarımızı rahmetle, minnetle, saygıyla, sevgiyle anıyoruz. Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun. Onları asla unutmadık ve unutmayacağız.</p><p>Ey şehit liderim:  Davan Davamız,  Yolun Yolumuz, Kavgan Kavgamız, Sevdan Sevdamızdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yazicioglu-nun-vefati-15-yili-_1711545479_scOTMK.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazıcıoğlu'nun şehadetinin 15. yılı.... Hakkı Öznur: Yolun yolumuz, davan davamızdır... ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yazicioglu-nun-vefati-15-yili-_1711545479_scOTMK.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin davaya devam edildi, Öznur: Gün gelecek hesap vereceksiniz]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-gun-gelecek-devran-donecek-adalet-onunde-hesap-vereceksiniz/84601/</link>
            <description><![CDATA[BBP'nin kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği "helikopter kazası"na ilişkin 15 yıldır devam eden mahkemenin son duruşması Kahramanmaraş 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu, ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu, Muhsin Yazıcıoğlu’nun dava ve yol arkadaşlarından araştırmacı yazar Hakkı Öznur ile diğer arkadaşları katıldı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-gun-gelecek-devran-donecek-adalet-onunde-hesap-vereceksiniz/84601/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Sun, 25 Feb 2024 17:03:56 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Büyük Birlik Partisinin (BBP) kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun hayatını kaybettiği &quot;helikopter kazası&quot;na ilişkin 15 yıldır devam eden mahkemenin son duruşması Kahramanmaraş 2&#39;nci Ağır Ceza Mahkemesi&#39;nde görüldü. Duruşmaya, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu, ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşlarından araştırmacı yazar Hakkı Öznur, İlker Kayalıoğlu, Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, MYP teşkilatları, İstanbul Beykoz Alperenler Derneği, yazar Emre Keskin ve çok sayıda Alperen katıldı.</p><p> Hakkı Öznur, süreçle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Öznur&#39;un ifadesiyle Yazıcıoğlu&#39;nun ölümüyle ilgili suikast iddiaları gündeme geldi. AKP iktidarı döneminde yaşanan olay, siyasi ve hukuki açıdan tartışmalara neden oldu. Davanın 15 yıldır sonuçlanmaması, adalet arayışını güçlendirdi. Davada yer alan iddialar, hükümetin dönemindeki ihmalleri ve kusurları ortaya çıkardı. Suikast iddialarıyla ilgili düzmece raporlar hazırlandığı öne sürüldü.</p><p>Hakkı Öznur, devam eden dava ve mahkeme süreciyle ilgili şu açıklamayı yaptı:</p>&quot;Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarımızın şehadetlerinin üzerinden 14 yıl, 10 ay, 27 gün geçti. Tam 5447 gün geçti. Dava yine ertelendi. Zaten böyle bir şeyi bekliyorduk. Şaşırmadık. Mahkemede görülen dava bir hırsızlık davası. Suikast davasını hırsızlık davasına soktular. Nitelikli hırsızlık, vb. konulardaki yargılamalar, gerçeklerin ters yüz edilmesidir. Karşımızda, küresel yapı ve elemanlarının emperyalist güçlerle birlikte işlediği, suç delillerini tamamen yok etmeye çalıştığı, tamamen planlı, programlı, son derece profesyonel bir suikast var. Milletin adamı şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşları bizlerin ve kamuoyunun ortak kanaati; Helikopter düşmedi, düşürüldü. Liderimiz ve dava arkadaşlarımız küresel bir organizasyonla şehit edildiler. Küresel emperyalizmin yerli işbirlikçileri de küresel suikast organizasyonda aktif olarak rol almıştır. Muhsin Yazıcıoğlu davasında devam eden mahkeme süreçleri, suikastin küresel örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir.<br /><strong>Suikast, ülkeyi 22 yıldır yöneten AKP iktidarı döneminde işlendi</strong>25 Mart 2009&#39;dan günümüze 2 Cumhurbaşkanı, 3 Başbakan, 8 TBMM Başkanı, 10 İçişleri Bakanı, 10 Adalet Bakanı, 10 Ulaştırma Bakanı, 8 Milli Savunma Bakanı, 6 Dışişleri Bakanı, 7 Başbakanlık Müsteşarı, 6 Genelkurmay Başkanı, 10 Kara Kuvvetleri Komutanı, 7 Hava Kuvvetleri Komutanı, 6 Deniz Kuvvetleri Komutanı, 10 Jandarma Genel Komutanı, 3 MİT müsteşarı, 7 Emniyet Genel Müdürü ve çok sayıda bakan, savcı, hakim, emniyet müdürü değişti. Ancak liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştükleri elim olay, aydınlatılamadı. Tam aksine, dosya karartılmaya, kapatılmaya, örtbas edilmeye çalışılmıştır. Muhsin Yazıcıoğlu AKP iktidarı döneminde şehit edilmiştir. Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına engel olanlar, &ldquo;kaza&rdquo; diyenler, &ldquo;kazadan kaza çıkarmayın&rdquo; diyenler, &ldquo;bu davanın peşini bırakın, kaza ile düştü, ne uğraşıyorsunuz?&rdquo;, &ldquo;helikopter dağa çarptı öldüler, ne peşine düşüyorsunuz&rdquo;, &ldquo;Ne karıştırıyorsunuz? Gitti dağa çarptı. Bırakın bu olayla ilgilenmeyin.&rdquo; diyenler, AKP&#39;li siyasiler, bakanlar ve bürokratlardır. Her konuda konuşan, Kaşıkçı suikasti için BM&#39;&#39;ye bile giden ve orada da konuşan AKP Genel Başkanı Erdoğan; Küresel organizeli, planlı, programlı, Muhsin Yazıcıoğlu suikastı için sessizliğini koruyor. İlgisiz tavrını devam ettiriyor. 15 yıldır devam eden davayı görmezden gelmeye devam ediyor. Ey Erdoğan! Milletin adamı &ldquo;ŞEHİT LİDER&rdquo; Muhsin Yazıcıoğlu Aldanmadı&#39;, &lsquo;aldatmadı.&#39; Milletimizden özür dileyecek yanlışlar yapmadı. Ne &lsquo;aldandı&#39; ne &lsquo;aldattı&#39;. Hep doğru, ilkeli, tutarlı siyaset izledi. Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun &ldquo;gizli ajandası&rdquo; yoktu. 40 yıllık siyasi yaşamında her zaman milli iradenin ve demokrasinin yanında yer aldı. Erenler der ki: &ldquo;Kıblesi net olanın istikameti de nettir&rdquo;. İstikameti &ndash;kıblesi doğruydu. Sistemin adamı değil, Davasının adamıydı. Küresel ve derin odakların değil, büyük Türk milletinin temsilcisiydi.<strong>Dönemin bakanlarının, askeri ve sivil bürokrasinin mensuplarının yargılanması engellenmiştir</strong>Mahkeme safhalarında da şahit oluyoruz ki; bu davada isimleri geçen bazı şüpheliler açıkça korunmuş ve ödüllendirilmişlerdir. Hükümet, olay olduğunda bölgede görev yapan ihmalleri ve kusurları bulunan, bilgi kirliliğine yol açan, arama kurtarma ile uğraşmayan, hiçbir şey yapmayan bürokratları ödüllendirmiştir. Hükümet, suçluları korumuştur. Sanık olarak yargılanması gerekenler tanık olarak mahkemelerde konuşturuluyor. Mahkemelerde ifade vermesi gereken bakanlar, bürokratlar, devlet görevlileri, mahkemelere çağrılmıyor, haklarında bir soruşturma bile açılmıyor.<br />15 yıl oldu. Usulüne uygun ne askeri ne sivil bürokraside soruşturma yapılmadı. Davayı takip eden Avukatlarımız, yüzlerce bilgi ve belge ortaya koymasına rağmen askeri bürokraside hiçbir askeri soruşturma yapılmamıştır. Beyanlar sürekli değişmekte, deliller karartılmakta, dosyalar ayrılmakta ve süreç tıkanmaktadır. İhmalleri, kasıtları, suçları olanlar, himaye edilmiş ve ödüllendirilmişlerdir. Arama-kurtarmayı akamete uğratan ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan sorumsuzca açıklamalar yapanlar siyasal iktidar tarafından yıllardır koruma altındalar. Dönemin siyasi sorumluları, bakanları, bürokratları (askeri ve sivil bürokrasi) yargılama safhasına, soruşturma safhasına sokulmuyorlar ve dosyaya dahil edilmiyorlar. Askeri ve sivil bürokrasinin bazı mensupları da bu elim olayda şüpheliler içerisindedir.<strong>Düzmece raporlar hazırlayarak suikasti kaza olarak gösterdiler</strong>DDK raporunda Sivil Havacılık Kurumu başta olmak üzere Ulaştırma Bakanlığı&#39;na bağlı diğer ilgili kurumların ihmal ve kusurları, tek tek sıralanmış ve belgelerde tahribat yaptıkları ve sahte evrak düzenledikleri de devam eden soruşturmalarda ortaya çıkmıştır. Başta Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumlarla ilgili onlarca delil mahkeme heyetine sunulmuştur. Binali Yıldırım&#39;ın başında olduğu Ulaştırma Bakanlığı, düzmece bir rapor hazırlayarak olay için &ldquo;kaza, pilotaj hatası&rdquo; demiştir. Ölümcül olay için &ldquo;küçük kaza, pilotaj hatası&rdquo; denilerek dosya kapatılmaya çalışılmıştır. Devlet kurumlarında usulüne uygun &ldquo;Kaza Soruşturma Kurulu&rdquo; oluşturulmadı. Askeri ve sivil bürokrasi, yetkisiz ve belgesiz kişileri, Kaza Kırım Ekibi&#39;ne seçti. Enkaz bölgesindeki Kaza Kırım Heyetleri, delilleri karartarak, suikastı kaza olarak göstermeye çalışmışlardır. Kaza Kırım Heyeti Başkanı Ferudun Seren, &ldquo;Kaza kırım tarihi itibariyle bizim ekip olarak herhangi bir kaza kırım eğitimimiz, belgemiz yoktu&rdquo; demişti. Sanık olarak yargılanması ve delilleri karattığı için baştan beri tutuklu olması gereken Kaza Kırım Heyeti Başkanı Ferudun Seren, mahkemede skandal ifadeler kullanmıştır. Kaza kırım eğitimi almamış bu kişi Ulaştırma Bakanlığı tarafından kaza kırım heyeti olarak görevlendirildiklerini söylemişti. Ferudun Seren ve ekibi 29 Mart 2009 günü enkaz bölgesinde helikopter cihazını alıp Ankara&#39;ya getirip delilleri karartan ekibin başıdır. Delilleri karartan, sahte delil üreten kirli yol ve yöntemlere başvuran Kaza Kırım Heyeti&#39;nin Başkanı Ferudun Seren&#39;i koruyan, sahip çıkan Binali Yıldırım&#39;dır. Binali Yıldırım vb. kendilerini asla sıyıramazlar.<strong>Yargılanacaksınız, hesap vereceksiniz</strong>Bu suikast davasını kapatmalarına asla izin vermeyeceğiz. Hiçbir güç, odak, mihrak bizim davayı takip etmemizi engelleyemez. Zannetmesinler ki susacağız, korkacağız, çekineceğiz. Zannetmesinler ki mahkeme salonlarını, adliye koridorlarını, meydanları terk edeceğiz! Kimse bizi sindiremez, korkutamaz! Muhsin Yazıcıoğlu çizgisini sürdüren dava ve yol arkadaşları, Alperen gençliğimiz mahkemelerde, adliye binalarında, meydanlarda olmaya ve davayı sonuçlanana kadar takip etmeye devam edecektir. Asla peşini bırakmayacağız! Onun için bir kez daha vurguluyorum; hakimler, savcılar hukuku yerine getirin! Size dikte ettirilen emir ve talimatları tanımayın. Keyfi kararlar almayın. Vicdanınızın sesini dinleyin. Devlet içinde hükümet içinde ordu içinde bürokrasi içinde bu olayı örtbas etmeye, karartmaya, kapatmaya çalışanlar, hain emellerinde muvaffak olamayacaklar. Devam eden davada, korunan, kollanan, mahkemelere çıkartılmayan, ifadeleri bile alınmayan kim varsa; makamları, mevkileri ne olursa olsun bir gün mutlaka, hepsi adalet önüne çıkarılacak ve millete hesap vereceklerdir. Bilgi kirliliğine yol açmaktan, somut delilleri, belgeleri tahrip etmekten, sahte delil üretmekten, suç delillerini yok etmekten, bilinçli olarak yanlış koordinatlar vererek enkaz bölgesine ulaşmayı engellemekten, çalışmaları sabote etmekten, görevi kötüye kullanmaktan, ihmalden, kusurdan, davayı karartmaya, kapatmaya, örtbas etmeye çalışmaktan, hepiniz yargılanacaksınız, sanık sandalyesine mutlaka oturacaksınız. AKP iktidarı tarafından korunan, kollanan, mahkemelere çıkartılmayan, ifadeleri bile alınmayan kim varsa; makamları, mevkileri ne olursa olsun bir gün mutlaka alayı adalet önüne çıkarılacak ve millete hesap vereceklerdir. Kaçışınız yok! Hepiniz, adalet önünde hesap vereceksiniz. Kaçışınız yok! Adaletten ve milletten kaçamayacaksınız. Adalete, millete hesap verecekler. Gün gelecek devran dönecek, alayı hukuk önünde yargılanacaklar. Bu suikastta kim, kimler varsa, yer almışsa, rol almışsa nerede saklanırlarsa saklansınlar, bulacak, çıkaracak, milletimizin huzurunda hukuk içinde hesabını soracağız. Bir gün mutlaka hukukun h&acirc;kim olduğu gerçek mahkemelere çıkartılacaksınız. Milletimize hesap vereceksiniz. Şehadete yürüyen liderin dava ve yol arkadaşı olarak bir kez daha söylüyorum: Bir gün mutlaka hukukun h&acirc;kim olduğu, gerçek mahkemelere çıkartılacaksınız. Adil bir yargılama ile hukuk önünde yargılanacaksınız! Milletimize hesap vereceksiniz. Bizim Allah&#39;tan başka kimseden korkumuz yok. Allah&#39;a can borcumuzdan başka kimseye eyvallahımız yoktur! Tek gücümüz, tek dayanağımız Allah (C. C) ve Büyük Türk milletidir&hellip;&quot; ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-gun-gelecek-devran_1708870998_ti7pfO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin davaya devam edildi, Öznur: Gün gelecek hesap vereceksiniz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-gun-gelecek-devran_1708870998_ti7pfO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Global katil Kissinger cehennemde ateşin bol olsun]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-global-katil-kissinger-cehennemde-atesin-bol-olsun/84593/</link>
            <description><![CDATA[EKSEN Eğitim Sen Sendikası’nın Ankara Kitap Fuarı’nda (ATO Congresium) düzenlediği “Dünden Bugüne Filistin” adlı panelin ikinci bölümünde araştırmacı yazar Hakkı Öznur, Yahudi ABD Dışişleri Bakanı, savaş suçlusu, 100 yaşında ölen Henry Kissinger ve onun işlediği savaş suçlarından bahsetti.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-global-katil-kissinger-cehennemde-atesin-bol-olsun/84593/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 19:34:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>EKSEN Eğitim Sen Sendikası&#39;nın Ankara Kitap Fuarı&#39;nda (ATO Congresium) düzenlediği &ldquo;Dünden Bugüne Filistin&rdquo; adlı panelin ikinci bölümünde araştırmacı yazar Hakkı Öznur, Yahudi ABD Dışişleri Bakanı, savaş suçlusu,100 yaşında ölen Henry Kissinger ve onun işlediği savaş suçlarından bahsetmiştir. Kissinger&#39;in soğuk savaş döneminde ölen milyonlarca insanın ölümünden sorumlu olan global bir katil olduğunu ifade etmiştir.</p><p>Hakkı Öznur,  ABD emperyalizminin 1948&#39;den günümüze terör rejimi İsrail&#39;e verdiği askeri, siyasi, ekonomik desteği anlattı. Öznur, ABD başkanlarının, Washington&#39;un, Pentagon&#39;un, NATO&#39;nun İsrail severliğini, İsrail muhipliğini, verdikleri küresel desteği, ABD İsrail elçiliğinin neden Kudüs&#39;e taşındığını, bu kararı kimlerin aldırdığını, Neoconların, Evanjeliklerin ve Yahudi lobilerinin/İsrail&#39;in nasıl sevindiğini tek tek anlattı ve ortaya koydu.  </p><p>Öznur konuşmasında, ABD&#39;deki Yahudi lobilerinden, lobi faaliyetlerinden ve İsrail lobisinin, ABD siyaseti üzerinde nasıl etkili olduğunu da yine tarihten örnekler vererek açık bir şekilde belgelerle ortaya koydu.</p><p>Evanjelik kavramından, Amerika&#39;daki 80 milyonluk Evanjelik nüfustan, Hristiyan Siyonistlerden ve onların ABD devleti üzerindeki büyük etkisinden söz eden Öznur &ldquo;İsrail&#39;in var olma stratejilerinin belirlenmesinde Neocon Evangelistlerin hayati rolü söz konusudur&rdquo; dedi.</p><p>Öznur konuşmasında, ABD siyasetinde etkili olan Evanjeliklerin İsrail lobisi ile ilişkilerini, İsrail&#39;e verdikleri açık destekleri, geçmişten günümüze yine  tarihi süreçleriyle anlattı.</p><p>Carter, Bush, Trump gibi Evanjelik ABD başkanlarının görevleri döneminde terörist İsrail&#39;e en radikal bir şekilde sahip çıktıklarını, yine ABD&#39;deki İsrail lobilerinin İsrail&#39;e açık destek veren ABD başkanlarına hem medya alanında hem mali konularda hem seçim kampanyalarında korkunç destek verdiklerini kronolojik olarak anlatmıştır.</p><p>Ülkücü fikir  ve siyaset   adamı , yakın politik  tarih  ve  Ortadoğu  uzmanı  Hakkı Öznur&#39;un panelde yaptığı konuşmanın ikinci bölümü:</p><p><strong>İSLAM DÜŞMANI  KİSSİNGER ABD&#39;NİN İLK YAHUDİ DIŞİŞLERİ BAKANI</strong></p>&quot;İla Cehennemüzzümera&quot; şeklinde olan ayet Zümer Suresi&#39;nde geçmektedir. Bu ayetin anlamı &quot;Yolu cehenneme kadar varanlar&quot; demektir.İslam düşmanı, insanlık düşmanı, Siyonist, katil Kissinger, cehennemde ateşin bol olsun&hellip;Henry Kissinger, 20. yüzyıla adını yazdıran soğuk savaşın en sert döneminde aktif görevde bulundu. Dünyanın en etkili kişilerindendi.  ABD&#39;de doğmadığı için, yasalar gereği ABD Başkanı olamadı. Ancak kabinelerinde yer aldığı ABD başkanlarından daha çok tanındı Kissinger.ABD&#39;nin ilk Yahudi Dışişleri Bakanı olan, Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevinde de bulunan, kanlı darbelerin, savaşların ve Orta Doğu&#39;da İsrail eksenli politik yapılanmanın mimarı, ABD&#39;nin &#39;savaş bakanı&#39; Henry Kissinger 100 yaşında geberdi.ABD&#39;nin belki de en ünlü diplomatı, ülkenin 2. Dünya Savaşı sonrası dış politikasını şekillendiren Kissinger, son 70 yılda ABD dış politikasına yön veren, ABD&#39;nin küresel hegemonyası için çok yönlü çalışan bir Alman Yahudi&#39;sidir. Almanya&#39;dan Amerika&#39;ya gelen Kissinger, Harvard&#39;da okumaya başladı. 1950&#39;de Siyaset Bilimi alanında lisans, 1954&#39;te de doktora derecesiyle mezun oldu. 1952 yılında ise daha hala okuldayken, 1951&#39;de Beyaz Saray tarafından komünizme karşı kurulan, ABD hükümetinin Psikolojik Strateji Kurulu&#39;nda işe başlamıştı. Tüm bunlar tamda ABD güçlerinin milyonlarca insanı katlettiği ABD&#39;nin Kore&#39;yi işgal ettiği yıllara denk gelmektedir.Global katil Kissinger, 1955-56 yıllarında Dış İlişkiler Konseyi&#39;nde nükleer silahlar ve dış politika alanında çalışma direktörlüğü yapmış ve 1957 yılında ABD&#39;nin zaferi garantilemek için savaşlarda düzenli olarak nükleer silahlar kullanması gerektiğini savunan, &ldquo;Nükleer Silahlar ve Dış Politika&rdquo; adlı kitabını yayınlamıştı.Kissinger , nükleer silahların kullanımına duyduğu sempati nedeniyle 1962 ve 1965 yılında İsrail&#39;i ziyaret etmiştir. İsrail&#39;&#39;de yaptığı temaslarla nükleer silahların kullanılabilirliği&hellip; ile ilgiliydi. Kissinger&#39; İsrail&#39;in nükleer silah geliştirdiğine inandığını ve &ldquo;bu programa İsrail&#39;in güvenliği açısından anlayışla bakılmalı ve destek verilmelidir&rdquo; demiştir.VİETNAM VE KAMBOÇYADA YÜZ BİNLERCE İNSANIN ÖLÜMÜNDEN SORUMLUDURYahudi Kissinger, dönemin New York Valisi Nelson Rockefeller&#39;ın 1960, 1964 ve 1968 yıllarındaki başkanlık kampanyalarında &ldquo;kıdemli dış politika danışmanı&rdquo; olarak görev yaptı. 1968&#39;de Cumhuriyetçi Parti&#39;den başkanlık için aday adayı olan Rockefeller&#39;ın yarışı kaybetmesinin ardından, partinin adayı Richard Nixon&#39;ın kampanyasında çalışmaya başladı. Nixon&#39;ın zaferiyle sonuçlanan 1968 seçimlerinden sonra Kissinger, 1969-1975 yıllarında ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yaptı.Kissinger&#39;ın önemli rol oynadığı bir diğer çatışma alanı ise Vietnam&#39;dır. Soğuk savaş dönemi şartlarında yaşanan büyük güç rekabetinde ABD yönetimi, Asya&#39;da yaşanan gelişmelere kayıtsız kalmamıştır. 1955&#39;te Vietnam&#39;da başlayan çatışma sürecinde komünist bloğu ülkeleri Kuzey Vietnam, Sovyetler Birliği ve Çin&#39;e karşı antikomünistleri destekleyen Washington yönetimi, 1963 yılında doğrudan savaşa dahil olmuştur. Washington&#39;un buradaki en önemli denklemi, domino teorisinde olduğu gibi Vietnam&#39;ın kaybının komünizmin yayılmasına yol açacağı varsayımı olmuştur. Bu nedenle Truman yönetiminden itibaren Washington yönetimi komünizme karşı Güney Vietnam&#39;ı desteklemiştir.1969&#39;da &ldquo;Vietnam&#39;daki savaşı bitirme&rdquo; propagandası ile seçime giren ve kazanarak ABD Başkanı olan Robert Nixon&#39;un Ulusal Güvenlik Danışmanı olan Kissinger, Vietnam Savaşı&#39;nın uzatılmasına ve bölgeye yayılmasına neden oldu.18 Mart 1969&#39;da Amerikan B-52 bombardıman uçakları, &ldquo;Vietnam&#39;daki komünistlere yardım ediyor&rdquo; sebebiyle savaşta olmadıkları bir Güneydoğu Asya ülkesini, Kamboçya&#39;nın doğusunu bombalamaya başladı. &ldquo;Kahvaltı Operasyonu&rdquo; adı verilen askeri operasyonu Nixon yönetimi, birkaç ay boyunca Kongre&#39;den bile gizli tuttu. Amerikan saldırıları mazlum bir millet olan Kamboçya halkına korkunç bir trajedi getirdi. Nixon ve Kissinger &ldquo;hareket eden her şeyi vurun&rdquo; talimatıyla ABD savaş suçları siciline bir yenisini daha ekledi ve Amerikan ordusu Kamboçya&#39;ya 540 bin ton bomba attı ve bazı tahminlere göre yarım milyona yakın insan öldürdü.1969 Mart&#39;ının başlarında Kissinger, Nixon&#39;a şöyle demişti: &ldquo;Vurun onları!&rdquo; 1973 yılına kadar 150,000 ila yarım milyon arasında Kamboçyalı, Kissinger tarafından öldürüldü. Kissinger aşırı bombardımanı duygusuzca şöyle tanımlıyordu: &ldquo;Çok da fazla bir şey yapmıyoruz, ihtiyatı elden bırakmıyoruz o kadar&rdquo;. Amerikan saldırıları Kamboçya halkına korkunç bir trajedi getirdi.Şubat 1969&#39;dan 1970 yılının Nisan ayına kadar, Amerikan savaş uçakları Kamboçya&#39;ya toplam 110 bin tondan fazla bomba attı. Gazeteci Seymour Hersh, &lsquo;The Price of Power&#39; (İktidarın Bedeli) adlı kitabında, komuta hiyerarşisinde yeri olmadığı halde, Kissinger&#39;in, nerelerin bombalanacağını bizzat belirlediğini tanıklıklarla aktarıyor. Vietnam&#39;a mühimmat akışını kesmek için Kamboçya&#39;da &lsquo;halı bombardımanının&#39; fikir babası olarak anılan Kissinger, 500 bin kişinin ölümünden sorumludur.&quot;GELEMİYORUM ÇÜNKÜ YARIN KAMBOÇYAYI İŞGAL EDİYORUZ&quot;Macaristan asıllı dünyaca ünlü Amerikalı oyuncu ve televizyon yıldızı Zsa Zsa Gabor ile yakınlaşmış olan Kissinger, ikinci defa buluşacakları gün, Kissinger son anda randevuyu iptal etmiş. Sinema artistinin &ldquo;Sebep?&rdquo; sorusuna Kissinger&#39;in verdiği cevap şu: &ldquo;Gelemiyorum, çünkü yarın Kamboçya&#39;yı işgal ediyoruz. Bu büyük bir sır ve Beyaz Saray dışında bunu bilen tek kişi sensin.&rdquo;Zsa Zsa Gabor, ilk kez Türk bir diplomat olan Burhan Asaf Belge ile 1937 de Budapeşte&#39;de evlenmişti. Çift, 1937 ve 1941 yılları arasında evli kalmıştı.Vietnam Savaşı&#39;nın sona ermesinin ardından 1971&#39;de o dönemki isimleriyle Batı Pakistan (Pakistan) ve Doğu Pakistan (Bangladeş) arasında başlayan ve Nixon yönetimindeki ABD&#39;nin görmezden geldiği çatışmalar, yaklaşık 3 milyon Bangladeşlinin ölümü ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesiyle sonuçlanan krizlerde bir şekilde Kissenger&#39;in tutumu hep tartışıldı.1973 yılında Şili&#39;de Salvador Allende hükümetini düşürmek için CIA ile işb irliği yapmaktan çekinmemişti. &ldquo;Ne yaptığına aldırmayın, bizim için Pinochet rejimi, Allende&#39;ninkinden iyidir&rdquo; deyişi de diplomasi tarihine geçmiştir.Arjantin&#39;de, 1976&#39;da (Devlet Başkanı Maria Estela Martinez) Peron hükümetine yapılan askeri darbeyi de destekleyen Kissinger, ABD&#39;nin 38&#39;nci Başkanı Gerald Ford dönemindeki politikalarıyla da başta Angola olmak üzere, Afrika&#39;daki iç savaşları &quot;körüklediği&quot; eleştirilerine maruz kaldı.ABD&#39;nin açıktan müdahil olduğu bölgelere temas etmekle de kalmıyordu. Dışişleri Bakanı olduğundan bu yana etki alanı artık tüm dünya olmuştu.Kissinger; bugünün Bangladeş&#39;inde o dönemde yaşanan olaylarda yaklaşık 3 milyon kişinin hayatını kaybetmesine yol açan olayların planlayıcısıdır.Güney Asya&#39;da da yine soğuk savaş gözlüğüyle bakan Kissinger&#39;in döneminde Endonezya&#39;nın Doğu Timor&#39;u işgalinde sadece 24 saat içinde yüz binlerce kişi hayatını kaybetmişti. Endonezya&#39;nın tarihe &quot;korkunç&quot; olarak geçen saldırılarının günahı da Kissinger&#39;ın boynuna asıldı o dönemde.Güney Afrika ve Filistin&#39;deki yerleşimci kolonilerinde beyazların üstünlüğünü destekledi. ABD&#39;nin Güney Afrika, Rodezya ve Portekiz sömürgeleri olan Mozambik ve Angola&#39;daki beyaz ırkçılığı yapan sömürgelerle bağlarını güçlendirmeye yönelik &ldquo;katran bebek&rdquo; politikasını savunan da yine bizzat Kissinger&#39;di.Kissinger öncülüğünde Amerikan dış politikası, benzer savaş suçlarını Laos, Pakistan, Bangladeş, Doğu Timor&#39;da da sürdürdü. Latin Amerika&#39;da faşist askeri cuntaların CIA desteğiyle başa geçirilmesinde Kissinger, baş roldeydi. ABD dış politikasına damga vuran isimlerden biri olan Kissinger, bir asırlık hayatında birçok savaş suçu işledi. Vietnam ve Kamboçya&#39;da yüz binlerin öldürülmesi, Latin Amerika&#39;da CIA destekli ölüm saçan darbe rejimlerine verdiği destekle uluslararası mahkemede yargılanması gereken bir katildir.Yüzyılımızın en kanlı katillerinden biri olduğuna kuşku yok. Pek çok ülkede diktatörlerin iktidara gelmesine yardım etti. Amerikan savaş makinesinin ürünü olan Kissinger, soğuk savaş döneminde Türkiye&#39;yi istikrarsızlaştırmak için elinden gelen her şeyi yaptı.  Kissinger, Türkiye&#39;nin 1974&#39;deki Kıbrıs Harekatı sırasında ABD Dışişleri Bakanı&#39;ydı. ABD, Türkiye&#39;ye ambargo uygulamıştı.SAVAŞ SUÇU İŞLEYEN KİSSİNGER&#39;E NOBEL ÖDÜLÜ VERİLDİNixon, Kissinger&#39;dan hep &ldquo;Yahudi çocuk&rdquo; diye söz ediyordu. Dışişleri Bakanı olduğundan bu yana etki alanı artık tüm dünya olmuştu. Birçok bölgeyi ve ülkeyi karıştırdı ve kan gölüne çevrilmesine neden oldu.1973 Arap-İsrail Savaşı&#39;nı (Yom Kippur) bitiren müzakerelere ve Vietnam Savaşı&#39;nı sonlandıran Paris Barış Anlaşması&#39;na yardım ettiği için 1973&#39;te Nobel Barış Ödülü&#39;ne layık görüldü Kissinger&hellip; Çok tartışmalı bir ödüldü bu elbette. Vietnam Savaşı&#39;nda ateşkesin sağlanmasındaki rolü olduğu gerekçesiyle &ldquo;Nobel Barış Ödülünü&rdquo; alması dünya da büyük tepki çekti.Kissinger ödüle, Kuzey Vietnamlı lider Le Duc Tho ile birlikte layık görüldü. Vietnamlı lider ödülü reddederken Nobel tarihinde ilk kez Ödül Komitesi&#39;nden 2 kişi de Kissinger&#39;e ödül verilmesini protesto etmek için istifa etti.New York Times gazetesi de ödülü &quot;Nobel Savaş Ödülü&quot; olarak adlandırırdı. Kanlı Nobel, bugün dahi eleştirilerin hedefindedir. Kissinger bir savaş suçlusuydu. Öyle ki, ABD savaş makinasının kanlı eylemleri için Senato&#39;yu bile by-pass edecek kadar gözü kara bir diplomatik tetikçiydi.100 YAŞINA KADAR AMERİKAN EMPERYALİZMİ VE ABD İMPARATORLUĞU İÇİN ÇALIŞTIRichard Nixon ve 38&#39;inci ABD Başkanı Gerald Ford dönemlerini kapsayan 1973-1977 arasında Dışişleri Bakanı, 1969-1975 arasında ise Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yaptı. Keskin zek&acirc;sı, hacimli yazıları ve diplomatik marifetleri ile İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin en etkili dış politika ve ulusal güvenlik uygulayıcılarından biridir. 1950&#39;lerin ortasından beri ulusal güvenlik alanında aktif olarak çalışmıştır. Kissinger, 1977 yılında resmi görevleri bıraksa da, Amerikan dış politikasına fikir bazında yön vermeye devam etti.Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı olarak görev yaptığı dönemde Orta Doğu&#39;dan Asya&#39;ya, Afrika&#39;dan Latin Amerika&#39;ya Washington&#39;ın çıkarlarını korumayı önceleyen Kissinger, kendisini Washington&#39;ın küresel liderliğini perçinlemeye adadı.Kissinger, son günlerine kadar ABD&#39;nin &quot;Yeni Dünya Düzeni&quot; adını verdiği Amerikan imparatorluğu için çalışmalarını sürdürdü. Yaptığı son uluslararası ziyaret Hindistan&#39;aydı. ABD-Çin küresel rekabetinde coğrafi ve nüfus büyüklüğü, teknolojik gelişmişliği ile Hindistan her iki tarafın da yanında görmek istediği ülkedir. 2019&#39;da Kissinger&#39;ın Hindistan&#39;a kadar giderek, bizzat Başbakan Modi ile görüşmüş, bu ülkeyi &quot;ABD kampına dahil etme&quot; için 96 yaşında diplomasi yürütmüştür.Kissinger Çin&#39;i 100&#39;den fazla ziyaret etti. Komünist Diktatör Çin Devlet Başkanı Xi Jinping&#39;le bu yılın Temmuz ayında görüştü. Çin Dışişleri Bakanlığı&#39;ndan yapılan açıklamada Kissinger için &ldquo;Çin halkının eski ve iyi dostu&rdquo; denildi.AZILI SİYONİST, BEBEK KATİLİ NETANYAHU&#39;NUN ÖRNEK ALDIĞI İSİM: SAVAŞ SUÇLUSU VE İNSANLIK DÜŞMANI KİSSİNGERTerör rejiminin Başbakanı, Siyonist, katil Netanyahu her fırsatta Kissinger ile gizli-açık görüşen biridir. En son görüşmeleri, 21 Eylül 2023 tarihinde. 7 Ekim Hamas saldırısı ve Gazze savaşının başlamasından sadece iki hafta önce, Birleşmiş Milletler&#39;in yıllık toplantısı vesilesiyle geldiği New York&#39;taydı.Netanyahu&#39;nun   örnek aldığı kişi, 20.nci yüzyılın savaş suçlularından Kissinger&#39;dir.  Global katil, çok yönlü karanlık adam Kissinger&#39;i örnek alan, savaş suçu işleyen, uluslararası mahkemede yargılanması gereken katili Netanyahu ölümünün ardından kendisi gibi bir katil olan ırkdaşı Kissinger için &lsquo;büyük devlet adamı, dost, yalnız Amerika&#39;nın dış politikasının izlediği yolu belirlemekle kalmadı, küresel alanda da derin izler bırakan kıvrak bir zeka, diplomatik güçtü&rdquo; diyor. ULUSLARARASI MAHKEMELERDE YARGILANMASI GEREKEN BİR SAVAŞ SUÇLUSUDUR2001 yılında kaleme aldığı &ldquo;Kissinger Duruşması&rdquo; (The Trial of Henry Kissinger) kitabının yazarı İngiliz Christopher Hitchens onu şöyle anlatıyor:&ldquo;Savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, darbeler, cinayet, adam kaçırma ve işkence de dahil olmak üzere genel, geleneksel veya uluslararası hukuka karşı suçlardan yargılanmayı hak ediyor.&rdquo;Katil Kissinger&#39;in ölümünün ardından Rus diktatör Vladimir Putin, Kissinger&#39;i &ldquo;bilge&rdquo; ve &ldquo;vizyoner&rdquo; olarak tanımladı.İsrail destekçisi ve &ldquo;İsrail, kırmızı çizgimizdir&rdquo; diyen Almanya Başbakanı Olaf Scholz, aslen Alman Yahudi&#39;si olan Kissinger için &ldquo;Almanya&#39;ya her zaman bağlıydı. Dünya çok önemli bir diplomatı kaybetti&rdquo; diye yazdı twitterda.ABD&#39;nin eski başkanlarından George Bush, Kissinger&#39;i anarken &ldquo;ABD, en güvenilir seslerinden birini kaybetti&rdquo; dedi.  Terörist İsrail&#39;e açık destek veren İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron onun için &ldquo;Büyük devlet adamı&rdquo; derken, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Kissinger&#39;i &ldquo;Tarihin devlerinden biri&rdquo; olarak nitelendirdi.Çin Dışişleri Bakanlığı&#39;ndan yapılan açıklamada Kissinger için &ldquo;Çin halkının eski ve iyi dostu&rdquo; denildi.HERZOG VE NETANYAHU DİNİ ATIFLARLA EVANJELİKLERİN DESTEĞİNİ ALMAYA ÇALIŞIYORKatil terör rejiminin yöneticileri, Siyonist, radikal çevreler, Filistinlilerle sürdürdükleri savaşta tarihi ve dini olay ve metinlere sıkça atıf yapıyorlar.Filistinlilerin Tevrat&#39;ta yok edilmesi emredilen &quot;Amelek&quot;e (Arap Amalika kavmi) benzetilmesi, Gazzelilerin Talmud&#39;taki bazı din adamlarının &quot;goy&quot;u (gentile: gayri Yahudi) tarif bağlamında kullandığı &quot;insan görünümlü hayvanlar&quot; şeklinde tanımlanması, Gazze&#39;nin Yehoşua&#39;nın Eriha ve Ay kentlerine yaptığına benzer şekilde &quot;tamamen yerle bir edilmesi&quot;, &quot;Gazzelilerden arındırılmış insansız Gazze&quot; pankartları, Mısır&#39;dan  Çıkış&#39;ta Firavun&#39;a karşı kazanılan zafer nedeniyle yapılan savaş dansına benzer &quot;Gazze harabelerinde dans&quot; çağrısı, İsrail askerlerinin &quot;Şem&#39;a Yisrael&quot; [Dinle ey İsrail] dualarıyla vecd içinde dans ederek savaşa motive olmaları, Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilerin topraklarını &quot;zamana yayarak yavaş yavaş işgal etmeleri&quot;, bu kültürü bilen ya da aşina olanlar için, dini argümanların politize edilmesine dair açık kaynaklara yansıyan örneklerden sadece bazılarıdır.Korsan İsrail&#39;in Cumhurbaşkanı Isaac Herzog&#39; düzenlediği basın toplantısında terörist  İsrail&#39;in Filistin&#39;e yönelik saldırılarında &quot;uluslararası hukuka&quot; uymayan eylemlerin anımsatılması üzerine &ldquo;biz Tevrat&#39;a göre hareket ederiz&rdquo; demiştir.Netanyahu dini atıflarla Evanjeliklerin desteğini almaya çalışıyor. Savaş suçlusu, katil Netanyahu ve İsrail yönetimi, içerideki eleştirilerin önüne geçmek, uluslararası destek sağlamak ve sivil ölümlerini meşrulaştırmak için Yahudi ve Hıristiyan teolojisine atıflar içeren konuşmalar yapıyor.HRİSTİYAN SİYONİZMİ: EVANJELİZMEvanjelizm sözcüğü &ldquo;Kitab-ı Mukaddes&#39;e dönmek veya yönelmek&rdquo; anlamına gelir. Kitab-ı Mukaddes&#39;ten kasıt sadece İncil değil, aynı zamanda Eski Ahit denilen Tevrat ve onunla birlikte Zebur&#39;dur. Ama asıl kaynak elbette ki İncil&#39;dir, İncil&#39;i oluşturan kitaplardır. Bunlar; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna&#39;dır.&lsquo;Evanjelik&#39; kelimesi, İngilizcesi &lsquo;evangel&#39; olan Yunanca kaynaklı &lsquo;euangelon&#39;dan gelmektedir. Evanjelikalizm ve Evanjelizm kelimeleri misyonerlik faaliyetleri anlamına gelen &ldquo;evangel&rdquo;den türetilmiştir; &ldquo;evanjelist&rdquo; kelimesinin ilk anlamı da İncil&#39;i yayan kimsedir.Evanjelizm, &ldquo;İncilcilik&rdquo; demektir. Dolayısıyla bugün, Evanjelist, &ldquo;İncili yayan&rdquo; demektir.&quot;Hristiyanlık bildirisini vaaz eden, yayan kişi&quot; anlamına da gelir. Evanjelist, Evanjelizm görüşünü benimseyen, yayan kişilere denmektedir.Evanjelik hareket veya Evanjelikalizm 20. yüzyılda, özellikle de son çeyreğinde Amerika Birleşik Devletleri&#39;nin siyasi, din&icirc;, sosyal ve kültürel hayatında ön plana çıkmıştır.Evanjelik veya Evanjelikalizm, çok sayıda çeşitli Protestan grubu tanımlamak için kullanılan geniş kapsamlı bir çatı kavramdır. İngilizce konuşulan bölgelerde bu terim 18. ve 19. yüzyıl başlarında Kuzey Atlantik Anglo-Amerikan dünyasında meydana gelen bir dizi din&icirc; canlanma hareketinin ürünü olan din&icirc; grupları ve dindarlaşma hareketini tanımlamak için kullanılmıştır.Evanjelizm merkezli bu akımın mensuplarına ve zamanla liberal Protestanlar haricindeki tüm Protestanlara Evanjelik denmeye başlanmıştır.Evanjelikalizm, çeşitli Protestan grupları tanımlamak için kullanılan bir çatı kavramdır.Evanjelizm, kökten dinci Protestanlık inancıdır. İsa&#39;nın gökten inerek dünyaya egemen olması için İsrail&#39;in &ldquo;büyük zafer&rdquo;i kazanması gerektiğine inanırlar.Hristiyan aşırı Sağ içinde kendine yer bulan ve teo-politik yönü güçlü Evanjelikler, radikal, dışlayıcı ve Mesih merkezli öğretileri sebebiyle Fundamentalist Hristiyanlar veya Amerikan Talibanı, teo-politik yaklaşımları sebebiyle de aşırı Sağ olarak isimlendirilmektedir. Hristiyan Siyonist Evanjelik Hristiyanlar, Amerika&#39;daki en güçlü hareketlerden birisidir.KATİL İSRAİL&#39;İN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ EVANJELİKLERABD&#39;deki Neocon Evanjelik derin devlet yapılanması, ABD başkanları üzerinde hep etkili olmuşlardır. ABD &ldquo;Büyük İsrail&rdquo; ya da &ldquo;Evanjelik İmparatorluğun&rdquo; ancak büyük bir savaşla, &ldquo;Tanrı&#39;yı kıyamete zorlamak&rdquo; ile olacağına inanan bir ekip tarafından yönetiliyor.70&#39;li yıllardan itibaren sürekli artarak devam eden İsrail&#39;e olan destek, hiç şüphesiz ki Evanjelist hareketin bir ürünü. Evanjelikler, ABD üzerinde olduğu kadar İsrail üzerinde de etkili bir grup olarak biliniyor. ABD dış politikasında özellikle de İsrail yanlısı politik duruşları nettir. Evanjelikler dış politikada neocon elitlerle iş birliği içindedir. İsrail&#39;in var olma stratejilerinin belirlenmesinde neocon Evangelistlerin hayati rolü söz konusudur.Evanjelikler, 1948 yılında Filistin topraklarına kurulan İsrail&#39;in &quot;İncil&#39;in öğretileri doğrultusunda kurulmuş olduğuna&quot;, &quot;Hazreti İsa&#39;nın tekrar hayata bu topraklarda geleceğine&quot; ve bu şekilde &quot;dünyanın sonunun&quot; geleceğine inanıyor. Bu teolojik sebebe dayanan Evanjelikler, Kudüs ve İsrail konusunda   Siyonist İsrail ile aynı düşünmekteler.Evanjelik Hıristiyanlar, Hz. İsa&#39;nın yeryüzüne geleceğine, Deccal ile savaşacağına ve &#39;Kıyamet Savaşı&#39; denen bu savaşın Tel Aviv yakınlarındaki Armageddon denilen yerde olacağına inanırlar. Zaten Amerikalıların yıllardır hararetli bir şekilde İsrail&#39;i desteklemesi bu teolojik arka plana dayandırılır.Hristiyan Siyonistlerin inancında, Tanrı&#39;nın kutsal toprakları sonsuza kadar Yahudilere verdiğine inanılır. Tanrı&#39;nın vadettiği kutsal topraklar olarak gördükleri yer, Ürdün Nehri&#39;nin iki tarafında kalan topraklardır; yani İsrail&#39;in yayılma politikası Evanjelikler için esastır.Evanjelizm&#39;in temel inancı Kitab-ı Mukaddes&#39;teki İsrail&#39;in yeniden doğması. Birçok Evanjelik, -merkezinde Kudüs&#39;ün olduğu- tamamen hayali bu kraliyeti yeniden kurmanın, İsa Mesih&#39;e geri dönüş için ilham vereceğine ve bunun da cennete yükselişlerini beraberinde getireceğine inanıyorlar.Evanjelistler, Eski ve Yeni Ahit&#39;e tümüyle inanırlar. Evanjelistlere göre sadece Yeni Ahit&#39;e inanmak yetmez, Eski Ahit&#39;e, dolayısıyla da Musevilerin seçilmiş kavim olduğuna inanmak ve Nil-Fırat arasının onlara ait olabilmesi için çaba göstermek gerekir. Ancak bu yapılırsa, Hz. İsa tekrar yeryüzüne çıkacak, krallığını kuracak ve inananlarla inanmayanlar arasındaki büyük savaş (Armageddon) başlayabilecektir.Evanjelikler, Eski Ahit&#39;te savunulan; Yahudilerin Tanrı&#39;nın seçilmiş halkı olduğu, kutsal toprakların (Kenan diyarı veya Tanrı tarafından Yahudilere vaat edilmiş Arz-ı Mev&#39;ud&#39;un) Yahudilerin malı olduğu ve Yahudilerin Mesih&#39;in gelişiyle birlikte dünya egemenliğine ulaşacakları şeklindeki kehanetlerini kabul ederler. Bu konuda kendilerine düşen en büyük görevin Yahudilerin dünya egemenliğine destek olduğunu düşünürler.EVANJELİKLERE GÖRE &ldquo;YAHUDİLER TANRI&#39;NIN SEÇİLMİŞ HALKI&rdquo;Evanjelistlere göre, insanlığın kaderi ilahi bir senaryo ile önceden belirlenmiştir ve herkes gibi Yahudiler de bu kozmik tiyatroda kendilerine biçilmiş rolü (Büyük İsrail&#39;i kurmak) oynamaktadırlar.Evanjeliklere göre; Yahudiler, vaat edilmiş topraklara ulaşıp Büyük İsrail&#39;i kurdukları zaman İsa Mesih yeniden yeryüzüne inebilecektir. Evanjelik diye adlandırılan bu kesim, Yahudilerin &ldquo;Tanrının seçilmiş halkı&rdquo; olduğuna inanıyorlar ve bu toplumun menfaatleri için çalışıyorlar. Evanjeliklere göre 1948&#39;de İsrail devletinin kurulması, Mesih&#39;in dönüşünün yaklaştığına işaret eden bir İncil kehanetidir. Evanjelist Hristiyanların Yahudilere ve İsrail&#39;e duydukları muazzam sempatinin ve Evanjelizm-Siyonizm ittifakının kaynağı ise bu inanıştır.  Evanjeliklerin en büyük hedefi, Orta Doğu&#39;da Büyük İsrail&#39;in kurulması ve İsa Mesih&#39;in buraya inmesi. Yine bu Hristiyan Siyonistler, İsrail&#39;in tamamen Yahudilerin olması gerektiğine ve &quot;Filistinli&quot; diye bir toplumun bulunmadığına inanıyorlar.1970&#39;lerden beri, İsrail&#39;e destek, muhafazak&acirc;r Hıristiyanlarda ve Cumhuriyetçi çevrelerde &acirc;deta bir iman konusu haline gelmiştir. Evanjelik hareketin önemli şahsiyetleri, İsrail&#39;in Hristiyan teolojisinde ve ABD dış politikasındaki yerine dair birbirine benzer görüşleri dile getirmişlerdir. Bunlar ABD&#39;nin, Tanrı&#39;nın safında kalması ve ulusça kutsanması için İsrail&#39;i desteklemesi ve koruması gerektiğini savunmuşlardırHristiyan Siyonizm&#39;i olan Evanjelikler, ABD üzerinde olduğu kadar İsrail üzerinde de etkili bir grup olarak biliniyor. ABD&#39;deki önemli siyasi aktörler arasında sayılan Evanjelikler, ABD&#39;nin İsrail Büyükelçiliği&#39;ni Kudüs&#39;e taşıması kararında etkili olmuşlardır. Trump, ABD&#39;nin elçiliğini taşıması kararını, Evanjeliklerin dini gerekçelerine bağlamıştır.YAHUDİLER TRUMP&#39;I PERS KRALI KYRUS İLE AYNI   KONUMA GETİRMİŞLERDİR!ABD&#39;nin 45. başkanı olan Trump&#39;ın 2017&#39;nin 6 Aralık tarihinde Kudüs&#39;ü, İsrail&#39;in başkenti olarak tanıyan açıklaması üzerine Yahudiler, onu Pers Kralı Kyrus ile karşılaştırıp aynı konuma getiriyorlardı.İsrail Başbakanı Netanyahu 2018 Mart ayında Trump&#39;ı ziyaret etmiş, Amerikan&#39;ın Tel Aviv Büyükelçiliği&#39;ni Kudüs&#39;e taşıması kararını ve Kudüs&#39;ü İsrail&#39;in başkenti olarak tanımasını övmüş ve İsrail halkının, bunu her zaman hatırlayacağını belirtmişti. Netanyahu da Trump&#39;ı, Pers Kralı Kyrus ile karşılaştırmıştı.Böylece İsrail Başbakanı da Trump&#39;ın bu kararını teolojik olarak yorumlamış, bu karara dini bir anlam yüklemiştir.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ziyaretinde kendisini 2500 yıl önce yaşamış olan ve Eski Ahit&#39;e göre M.Ö. 6. Babil&#39;i  fethederek İsrailoğulları&#39;nın sürgününe son veren Pers Kralı Kiros (Cyrus)&#39;a benzetmiştir.  Evanjelikler; Trump&#39;ın da Kiros gibi dindar olmamasına rağmen, Tanrı&#39;nın kutsal amacı için bir araç ve bir taşıyıcı olarak görevlendirildiklerine inanmaktadırlar.Netanyahu, Trump&#39;ın bu kararını, 1917&#39;deki Balfour Deklarasyonu ve 1948 yılında İsrail&#39;i tanıyan ilk devlet başkanı olan Harry Truman ile Yahudiler için eş değerde olduğunu açıklamıştı. Amerikan eski başkanlarından Harry S. Truman, görev süresinin bitmesinden kısa bir süre önce, Hristiyan Evanjelik Siyonistler tarafından &ldquo;Büyük Kyrus&rdquo; olarak adlandırılmıştı.ABD BAŞKANLARI EVANJELİKLERE HEP DESTEK VERDİ19. asrın başlarında ABD yönetimleri, Filistin toprakları üzerinde hep bir Yahudi devleti kurulması için yoğun çalışmalar yapmışlardır. Yahudi lobileri, hep gündemde tutmuştur.1916 Kasım ayı başında 100. yıl dönümü olan Balfour Deklarasyonu, 1948&#39;de İsrail&#39;in resmen kurulmasına yol açan sürecin en önemli adımı olmuştur. Balfour Deklarasyonu, süreci başlatıp yaklaşık 30 yıl sonra nasıl İsrail devleti kur(dur)ulduysa, &ldquo;Trump Deklarasyonu&rdquo; olarak niteleyebileceğimiz Trump&#39;ın Kudüs kararı da benzer bir süreçle sonuçlanma yani Kudüs&#39;ün tamamıyla Yahudilerin-Evanjeliklerin h&acirc;kimiyetine geçmesiyle sonuçlanabilir.Kendisini Cyrus olarak tanımlayan ve &ldquo;vaad edilen toprakların&rdquo; Yahudilere verilmesi konusunda tavrı oldukça net olan, ABD&#39;nin 33. Başkanı olan Harry S. Truman (1945-1953) döneminde kurulan İsrail&#39;i ilk tanıyan devlet olan ABD&#39;nin bu politikasını güçlü şekilde destekleyen başkanlardandır.1960 ile 1969 yılları arasında başkanlık yapan, Amerika Birleşik Devletleri&#39;nin 36. başkanı olan Lyndon Johnson da İsrailsever bir başkandır. Johnson bir seferinde &ldquo;Ne zaman İsraillileri düşünsem çocukluğumda dinlediğim İncil kahramanları gelir.  Bu iki ülke İbrani peygamberlerin manevi ışığıyla aydınlanmaktadır. Bu yüzden ABD&#39;nin de İsrail&#39;in de özgürlüğe ve demokrasiye inancı tamdır&rdquo; demişti.Johnson&#39;dan sonra göreve gelen ve 1974&#39;e kadar başkanlık yapan ABD&#39;nin 37. başkanı olan Richard Nixon (1969-1974) ise Evanjelik inançlarından ziyade, Evanjelistlerden ve İsrail lobisinin tepkisinden çekindiği için isteklerine boyun eğmiştir.Nixon&#39;a göre Sovyetleri Orta Doğu&#39;da durdurabilecek tek güç, İsrail&#39;dir. Başkan Gerald Ford ve Jimmy Carter dönemlerinde İsrail&#39;e destek artmıştır. Bunda Jimmy Carter&#39;ın Evanjelik kimliği ve dünya görüşü, etkili olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrası Nixon ile yavaş yavaş politikaya ısınmaya başlayan Evanjelist taban, asıl uyanışını Carter ve Reegan döneminde gerçekleştirdi.1976 yılında Evanjelik hareket içinde yer alan Güney Babtist Kilisesi&#39;ne mensup Jimmy Carter&#39;ın Amerikan Başkanı seçilmesiyle Amerikan Sağı yükselişe geçmiş, dünyaca ünlü Newsweek dergisi bunu &ldquo;Evanjelik Yılı&rdquo; olarak duyurmuştur. Sonraki otuz yıl boyunca başkanlık seçimlerinde çoğunlukla Evanjelikler, başkan olarak seçilmişlerdir.1977 seçimleri, Hristiyan Sağ hareketinin siyasete hızla girmesine sahne olmuştur. Basın yayın organlarını da kullanan bu hareket zamanla milyonlara ulaşmıştır. Bunun yanında radyo ve televizyon reklam geliriyle güçlü bir yapıya sahip olmuştur. Evanjelik seçmen, Cumhuriyetçi Partiye destek vermiştir. Hıristiyan Sağ, 46 yıldır ABD siyasetini elinde tutuyor.Hristiyan Sağcı/Evanjelikler, Jimmy Carter&#39;ın ve Ronald Reagan&#39;ın kampanyalarını desteklediler. Ülkenin tarihindeki en muhafazak&acirc;r din&icirc; başkan olan George W. Bush&#39;un seçilmesi, Evanjeliklerin bir başarısı olmuştur.ABD BAŞKANI CARTER: &ldquo;İSRAİL DEVLETİ&#39;NİN KURULMASI İNCİL&#39;İN KEHANETİNİN GERÇEKLEŞMESİDİR&rdquo;1977-1981 yılları arasında yönetimde olan Jimmy Carter, Baptist gelenekte yetişmiştir. Evanjelist olduğunu açıkça ifade eden Carter, emekliliğinden sonra eşiyle birlikte Pazar Okulları&#39;nda, daha önce de bahsedildiği gibi Nixon, Graham&#39;a İsrail Başkonsolosluğu&#39;nu dahi önermiş, fakat Graham bu ricayı geri çevirmiştir. (Sunday Schools) çocuklara eğitim vermeye başlamıştır. Orta Doğu konusunda; &ldquo;Kimse benim İsrail&#39;e sadakatimi sorgulamasın. İsrail&#39;in komşularıyla barış içinde yaşamasını istiyorum ancak bu uzlaşı ile sağlanmalı.&rdquo; demektedir.1976 yılında ziyaret ettiği Elisabeth Sinagogu&#39;nda; &ldquo;Sizinle aynı Tanrı&#39;ya saygı duyuyorum. Bizler sizinle aynı Kitab-ı Mukaddes&#39;i inceliyoruz. İsrail&#39;in ayakta kalması, siyasete bağlı değildir. Bu ahlaki bir ödevdir.&rdquo; demektedir. Zaten 1978&#39;deki bir konuşmasında da İsrail&#39;in kurulmasını, İncil&#39;de geçen bir kehanetin gerçekleşmesi olarak görmüştür.ABD&#39;nin 39. başkanı olan Jimmy Carter, bir konuşmasında şöyle diyor:&quot;1948&#39;de İsrail&#39;in kurulması, Yahudilerin yüzyıllar önce sürgün edildikleri yerden sonunda İncil&#39;de sözü geçen yere tekrar döndüğü anlamına gelmektedir. İsrail Devleti&#39;nin kurulması, İncil&#39;in kehanetinin gerçekleşmesidir.&quot;Başkanlığı boyunca kıyameti yaşayacağını, İsa peygamberin gelme vaktinin yaklaştığını anlatılarında ortaya koyan Başkan Reagan (1981-1989) için 80&#39;lerde Libya&#39;ya yapılan müdahale dahi İsrail içindir. Reagan, 80&#39;lerde Libya&#39;nın bombalanmasını, Eski Ahit&#39;ten ayetler göstererek açıklamıştır. Buna göre Libya, kıyamette İsrailoğulları&#39;na ihanet edecek ülkelerden biridir.1993-2001 yılları arasında başkanlık görevini yürüten ABD&#39;nin 42. başkanı Bill Clinton, başkanlığı sırasında eşiyle birlikte İsrail&#39;i ziyaret etmiştir.  2001-2009 yılları arasında iki dönem başkanlık yapan George Bush, babası Başkan Bush sayesinde iyi bir eğitim almıştır. Presbiteryen Kilisesi&#39;ne bağlı olarak yetişmiş olan Bush, Amerikan başkanları içinde Evanjelizm&#39;i en fütursuzca savunanı olmuştur.İncil&#39;i günlük olarak okuduğu ve her sabah dua ederek göreve başladığı bilinen Bush, kendisinin Tanrı tarafından görevlendirildiğini düşünmektedir Evanjelist Bush&#39;un İsrail sevgisi, başkanlığından önce de vardır. Vali olduğu dönemde, Yahudi Birliği&#39;ne seslenirken kullandığı cümleler, dikkat çekicidir:ABD, KUDÜS&#39;Ü İSRAİL&#39;İN BAŞKENTİ OLARAK GÖRÜYOREvanjelik din adamları, Trump&#39;ın başkan olması için çok çalışmışlardır. Amerika&#39;da Evanjelikler gibi başka hiçbir dini topluluk siyasi etki için çabalamadı. Trump, ilk başkan olduğunda da Oval Ofis&#39;te başkanlık kutlamasını ve duasını Evanjelikler ile birlikte yapmıştı.20 Ocak 2017-20 Ocak 2021 tarihleri arasında ABD Başkanı olarak görev yapan Trump&#39;ın ABD Başkanı olmasına sağlayan dinsel ve ideolojik Sağcı Hristiyan-Evanjelik taban, ABD siyasetinde etkilidir.ABD Dışişleri Bakanlığı yapan Mike Pompeo da koyu bir Evanjelik&#39;ti. Trump&#39;ın resmi ve gayriresmi olarak danışmanlığını yapanları birçoğu sıkı birer Evanjelik ya da İsrail yanlısı isimlerdir.ABD, 14 Mayıs 2018&#39;de büyükelçiliğini Tel Aviv&#39;den Kudüs&#39;e taşımıştır. Bu hadise, ABD Başkanı Donald Trump&#39;ın, 6 Aralık 2017 tarihinde Kudüs&#39;ü İsrail&#39;in başkenti olarak tanıdığını ve Tel-Aviv&#39;deki Amerikan Büyükelçiliği&#39;nin de Kudüs&#39;e taşınmasına karar verdiğini açıklamasının ardından gelişmiştir.Evanjelik ABD için Siyonist İsrail olmazsa olmazdır. ABD&#39;nin tek müttefiki, İsrail&#39;dir ve dış politikaları hep İsrail merkezlidir. Trump, başkanlık seçimlerinde, seçim kampanyasında başkan olması durumunda ABD&#39;nin Kudüs&#39;ü &quot;İsrail&#39;in başkenti&quot; olarak tanıyacağını söylemişti.Evanjeliklerin İsrail yanlısı politik talepleri konusunda daha önceki başkanlık dönemlerinde görülmemiş adımlar atan Başkan Trump, Kudüs Büyükelçilik Yasası&#39;nı Kongre&#39;den geçirmeyi bir seçim vaadi olarak sunuyordu. Trump, Hristiyan sağa, Evanjelik/fundamentalist Hristiyanlara ve ABD&#39;deki Ortodoks Yahudi cemaatine verdiği, Amerikan Büyükelçiliği&#39;ni Tel Aviv&#39;den Kudüs&#39;e taşıma sözünü, hayata geçirmiş oldu.Trump&#39;ın İsrail dostu olduğunu söylemesi, Amerikan elçiliğini Tel Aviv&#39;den Kudüs&#39;e taşıma sözünü vermesi, başkan seçilmesinin İsrail&#39;deki Ortodoks Yahudiler arasında sevinçle karşılanmasına yol açmıştır. Trump&#39;ın Kudüs&#39;ü İsrail&#39;in başkenti olarak tanıyıp, Tel Aviv&#39;deki Amerikan Büyükelçiliği&#39;ni Kudüs&#39;e taşıyacağını açıklamasında Hristiyan-Evanjeliklerin ve Yahudi lobilerin rolü büyüktü.ABD&#39;nin İsrail Büyükelçiliği, İsrail&#39;in 70. bağımsızlık yıl dönümünde Tel Aviv&#39;den Kudüs&#39;e taşındı. 25 Mart 2019 tarihinde, Trump, İsrail&#39;in işgali altındaki Golan Tepeleri&#39;ndeki hakimiyetini tanıdığına dair bir başkanlık beyannamesi imzaladı.İkinci yurt dışı ziyaretini İsrail&#39;e gerçekleştiren Trump, Ağlama Duvarı&#39;nı görev sırasında ziyaret eden ilk ABD Başkanı olarak tarihe geçti. Trump, İsrail lehine en çok adımlar atan ABD başkanlarından biri oldu ve Filistinlilerin hukukunu neredeyse hiç gündeme getirmedi.EVANJELİK TRUMP, İSRAİL&#39;İ ÇOK SEVİNDİRDİİsrail&#39;in varlık sebebi, işgaldir. İsrail&#39;in işgali, ulusal ve uluslararası hukukta onaylanmış değildir, onaylanması mümkün de değildir. Kudüs&#39;ün statüsü konusunda BM&#39;nin kararları nettir. 1967 sınırları sonrasında yapılan ve yapılacak bütün işgaller, yerleşkeler, utanç duvarları, yasa dışı olarak tescillenmiştir. Ancak ABD, uluslararası hukukun ve sistemin kararlarına karşı koymakta, tüm dünyaya meydan okumaktadır.Trump&#39;ın kararıyla, Kudüs&#39;ü İsrail&#39;in başkenti olarak tanıyan tarihteki ilk ülke, ABD oldu. Terörist İsrail&#39;in Başbakanı Netanyahu ABD&#39;nin kararının ardından yaptığı ilk açıklamada, Donald Trump&#39;a teşekkür etti ve &quot;İsrail halkı sonsuza kadar minnettar olacak&quot; dedi.ABD&#39;nin tek yanlı kararı, terörist İsrail&#39;in mükafatlandırılmasıdır. ABD&#39;nin bu kararı, İsrail&#39;in bütün Filistin&#39;i işgal etme planının bir parçasıdır.  ABD yönetiminin Kudüs&#39;ü İsrail&#39;in başkenti olarak tanıması ve İsrail&#39;deki büyükelçiliğini Kudüs&#39;e taşıması, uluslararası hukukun ve ilgili BM kararlarının açık bir ihlalidir. Unutmayalım, ABD başkanları da &quot;Dış politikada birinci önceliğim her zaman İsrail&#39;i korumak olacaktır&quot; ifadelerini hep kullanmıştır.YENİ BAŞKAN JOE BİDEN&#39;DE  TRUMP GİBİ İSRAİL YANLISIDIR3 Kasım 2020 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde Evanjelik kitlenin belirleyici gücünün farkında olan demokrat aday Biden da bu oyların bir kısmını, kendi tarafına çekebilmek amacıyla kişisel inancını ve sahip olduğu değerleri öne çıkarıyor, Evanjelik inanç liderleriyle toplantılar yapıyordu.Amerikan Yahudilerinin yüzde 70&#39;i tarafından desteklenen Biden, Beyaz Evanjelik Hristiyanların belli bir kısmının desteğini almıştı. ABD&#39;nin 46. Başkanı olan yeni Biden da Trump da İsrail politikaları konusunda farklı düşünmüyordu Her ikisi de işgalci, terör devleti İsrail&#39;e destek vermeye devam ediyor.ABD&#39;nin 46. Başkanı Joe Biden ve yönetimi, Kudüs ve Gazze&#39;de İsrail tarafından işlenen insan hakları ihlalleri konusunda İsrail&#39;e ses çıkarmamış ve açıkça İsrail&#39;in yanında olmuşlardır.ABD dış politikasını ele geçiren Hıristiyan Evanjelikler, kıyametçi söylemler ile Orta Doğu&#39;da gerilimi tırmandırıyor. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Evanjelik Mike Johnson, &quot;Hristiyan olarak, İncil&#39;in açıkça İsrail konusunda nerede durmamız gerektiğini söylediğini biliyorum. Tanrı&#39;nın, İsrail&#39;i kutsayan milletleri kutsayacağını biliyorum.&quot; diyor.Johnson, ABD&#39;nin Orta Doğu&#39;daki en büyük dostunun İsrail olduğunu belirterek daha önce eşiyle İsrail&#39;e gittiğini anlattı. İsrail Başbakanı Netanyahu ile bir telefon görüşmesi yaptığını aktaran Johnson, sözlerini şöyle sürdürdü:&quot;(Netanyahu&#39;ya) Ona İsrail&#39;e ve İsrail halkına desteğimizin sarsılmaz olduğunu söyledim. Ona, kongremizin benim liderliğim altında, sonuna kadar İsrail&#39;in yanında olacağına ilişkin güvence verdim. Hristiyan olarak, İncil&#39;in açıkça İsrail konusunda nerede durmamız gerektiğini söylediğini biliyorum. Tanrı&#39;nın, İsrail&#39;i kutsayan milletleri kutsayacağını biliyorum.&quot;Trump döneminde ABD Dışişleri Bakan Mike Pompeo, görev yaptığı dönemde ABD&#39;nin sahadaki ortağı PKK&#39;ya bağlı olan SDG&#39;nin omurgası sayılan YPG&#39;nin, terör örgütü olmadığını savunmuştu. ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-global-katil-kissi_1702485255_fYdt3p.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Global katil Kissinger cehennemde ateşin bol olsun ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-global-katil-kissi_1702485255_fYdt3p.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Zaman Ferhatça tavır, Metince duruş zamanı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-zaman-ferhatca-tavir-metince-durus-zamani/84592/</link>
            <description><![CDATA[Araştırmacı–yazar Hakkı Öznur, aynı gün Hakk'a yürüyen, iki dava adamı, iki gönül insanı,  iki yiğit Ülkücü Ferhat Tüysüz ve Metin Tokdemir’in vefatlarının 28. yılında bir mesaj yayımladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-zaman-ferhatca-tavir-metince-durus-zamani/84592/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Sun, 10 Dec 2023 08:25:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkücü Hareket&#39;in kanaat önderlerinden, Ülkücü fikir ve siyaset adamı, araştırmacı&ndash;yazar Hakkı Öznur, aynı gün Hakk&#39;a yürüyen, iki dava adamı, iki gönül insanı,  iki yiğit Ülkücü Ferhat Tüysüz ve Metin Tokdemir&#39;in vefatlarının 28. yılında bir mesaj yayımladı.</p><p>Öznur&#39;un mesajı şöyle:</p><p><strong>BİZİM OCAK&#39;IN &ldquo;KUTUP YILDIZI&rdquo;: METİN TOKDEMİR</strong></p><p>İki yiğit ülküdaşımız Ferhat Tüysüz ve Metin Tokdemir aynı gün 8 Aralık 1995 günü Hakk&#39;a yürüdüler. Sonsuzluğun sahibine kavuştuklarında, Bizim Ocak&#39;ın &ldquo;kutup yıldızı&rdquo; Metin Başkan 36 yaşında, zindanları Yusufiye&#39;ye çevirenlerden, can ülküdaşımız Ferhat&#39;ımız ise 33 yaşındaydı.</p><p>12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü mücadele içinde yer alan, yiğitliğiyle, mertliğiyle, ülküdaşlarının gönlünde taht kuran, ömrü çilelerle geçen Ferhat arkadaşımız, 12 Eylül Darbesi&#39;nden önce 1979 yılında, 17 yaşındayken cezaevine düşmüş, yaklaşık 12 yıl cezaevinde yattıktan sonra 15 Nisan 1991 tarihinde Bursa Cezaevi&#39;nden çıkmıştı.  </p><p>Ülkücüler kendilerini &ldquo;ülkü&rdquo;  dedikleri bir davaya adamışlardır. Ülkücülük en güzel dava adamlarının hayatında yaşanır. Şahsi ikbal peşinde koşmadan bir ömrü ülkü denen nazlı geline sevdalanarak, ülkülerinin yolunda hiç durmaksızın yürüyen aziz dava arkadaşlarımız Ferhat Tüysüz ve Metin Tokdemir hayatlarını ülkücülüğe, Ülkücü Harekete adamışlardır.</p><p>İki yiğit ülkücü,  can ülküdaşlarımız, kısa yaşamlarında tarihe not düşerek Hakk&#39;a yürüdüler. İnandıkları davalarından asla taviz vermediler. İnandıkları ülkülerinin peşinde koştular.</p><p>1980 sonrası Ocak hareketinin en karizmatik isimlerinden biri, Ülkücü gençlik lideri Metin Tokdemir&#39;dir. Ülkücülüğü iliklerine, hücrelerine kadar yaşayan bu dava adamı, gönül insanı Tokdemir, Türk&ndash;İslam ülküsüne ve Türk milliyetçiliği ülküsüne unutulmaz hizmetlerde bulunmuş, genç kuşaklara daima örnek olmuş, bir büyük mücadele ve dava adamıydı.</p><p>12 Eylül 1980 Darbesi sonrası gençlik hareketimizin toparlanmasında, birlik ve beraberliğin sağlanmasında, Anadolu&#39;da &ldquo;Bizim Ocak&rdquo; temsilciliklerinin çok hızlı açılmasında, gelişmesinde önderlik etmiş, bir gençlik lideriydi. 1980 sonrası ise Eskişehir Bizim Ocak Dergisi Temsilciliği, &ldquo;Gençlik Kültür Ve Sanat Ocakları&rdquo;  (G.K.S.O).  Genel Başkan Yardımcılığı, ardından Genel Başkanlığı görevlerinde bulundu.</p><p> Bir dava adamı, iman adamı, ,bir erdem ve hakikat insanı olan ülkücü yolun çelebisi, Ocak gençliğinin &ldquo;kutup yıldızı&rdquo; Metin Başkan, &ldquo;Bizim Ocak&rdquo; dergisinde ve &ldquo;Yeni Düşünce&rdquo; gazetesinde yazdığı yazılarla, Anadolu&#39;nun dört bir yanında verdiği konferanslarla Ülkücü gençliğin yol haritasını çizmişti. Güçlü belagati, hitabeti ile kitleleri heyecanlandırır, etkilerdi.</p><p>Konferansların ve seminerin adı Metin Tokdemir&#39;dir. Dönemin Ülkücüleri &ldquo;Ahde Vefa İmandandır&rdquo; sözünü ondan çok kez duymuşlardır. Bir &lsquo;Ülkü Yıldızı&#39; ve &lsquo;Devi&#39; olan, fikri yapısı ve liderlik özelliği ile bir döneme damgasını vuran, 80 sonrası Ocak gençliğinin 1 numarası olan Tokdemir, İslam&#39;ı bir ideoloji gibi yorumlayan, Kur&#39;an ayetlerini &ndash; Haşa! &ndash; slogana dönüştürmeye kalkan Vehh&acirc;bilik/Neo-selefi, H&acirc;ric&icirc; akımlara, karşı tavizsiz bir Ehl-i Sünnet savunucusuydu.</p><p>Metin Başkan hem teori hem pratik adamıydı. Teori ve pratiği  birleştirmiş bir dava ve aksiyon adamıydı. Türk gençliğinden Ehl-i Sünnet çizgisine sıkı sıkı bağlanmalarını ve bu konuda tavizsiz olmalarını isteyen Metin Tokdemir, bir iman, ahlak ve vicdan hareketi olan Ülkücü hareketi, ırkçılık ile suçlayan &ldquo;küfür&rdquo; ile itham eden, Ortadoğu bataklığındaki sapık ve harici akımlardan beslenen telifçi, tercümeci, selefi, tekfirci, bid&#39;atçi, İrancı,   radikal vb. hastalıklı zihniyete sahip; köksüz, ruhsuz siyasal İslamcı  çevrelerle hep mücadele etmişti.</p><p>ÜLKÜCÜLER ÜZERİNDE SİNSİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTEN İRANCI/ŞİACI TAKIMA EN SERT TAVRI METİN BAŞKAN GÖSTERMİŞTİR</p><p>12 Eylül 1980 sonrasının siyasal ve konjonktürel şartları, radikal akımların güçlenmesini sağladı.  1980 sonrası Girişim, İstiklal, Şehadet Tevhid, Davet, Objektif, Yeryüzü vb. İrancı ve Humeynici yayın organları, İran tipi ve İran bağlantılı bir devrimin savunucuları idi. 1980&#39;lerin ortalarından itibaren peş peşe yayınlanmaya başlayan bu dergiler ve yayınlarda, İran devriminin etkisi açıkça görülüyordu. Teorik gıdalarını İran&#39;dan alıyorlardı.</p><p>İran taraftarı çevreler, İran rejiminin &ldquo;mezhepçi&rdquo; yönünü bir türlü görmek istemiyorlardı. İran, onlar için bir tabuydu. Kim İran&#39;ı, Humeyni&#39;yi eleştiriyorsa &ldquo;H&acirc;ric&icirc;&rdquo; mantığıyla saldırıyorlar ve &ldquo;tekfir&rdquo; ediyorlardı.  İran&#39;ın beşinci kol faaliyeti olarak çalışmalarını sürdüren bu Tahran merkezli gruplar, en çok Ehl-i Sünnet noktasında tavizsiz olan Ülkücü harekete saldırıyorlardı.</p><p>Ülkücü dünya görüşünün tavizsiz savunucusu, Türk-İslam ülküsünün inanmış kavga adamı, yaşamı ülkücülük olan Metin Tokdemir, 1980 sonrası  &ldquo;Girişim&rdquo;,  Objektif, İstiklal, Şehadet, Yeryüzü vb. kimisi İran yanlısı kimisi Neo-harici zihniyetli grupların Ülkücü harekete yönelik saldırılarına &ldquo;Bizim Ocak&rdquo; dergisindeki yazılarında ve Anadolu&#39;nun dört bir yanında verdiği konferanslarda gereken cevapları veriyor, foyalarını ortaya çıkarıyordu.</p><p>Bir taraftan Kutubcu&ndash;Mevdudici tezleri savunanlar; öte yandan Tahran&#39;ı ideolojik-siyasi merkezi üs olarak gören İran yanlısı çevreler, 1980 sonrası Ülkücüler üzerine sinsi çalışmalar, faaliyetler yürütüyorlardı. Cezaevlerindeki Ülkücülere yönelik yayınlar yapıyorlardı. Saflarımızdan ayrılmış, atılmış bir takım problemli, arıza tiplerin, Ülkücü hareket aleyhine yazdıkları, saçma sapan yazılarını yayınlıyorlar ve haber yapıyorlardı. Ülkücüler üzerinden taban kazanmaya çalışıyorlardı.</p><p>Ülkücü gençlik lideri Metin Tokdemir Başkan, hastalıklı zihniyetlerle yaşarken mücadele etmiş, Vehh&acirc;bilik/Selefi, H&acirc;ric&icirc; tehlikeye dikkat çekmişti.  Metin Tokdemir 80&#39;lerde; kafaları, zihinleri, ruhları bulanık, bize, bu topraklara ait olmayan kavramlarla karşımıza çıkan, tercüme İslamcılarla, soğuk savaş döneminin hastalıklı bir ideolojisi olan Siyasal İslamcılıkla, Amerikancı/Natocu sapık akımlarla tarihi bir kavgaya girişmişti.</p><p>Metin Tokdemir, kendisi gibi düşünmeyen herkesi tekfir eden Vehhabi/Neo-H&acirc;ric&icirc; akımlarla, tercüme İslamcılarla, İrancı çevrelerle kararlı bir mücadele yürütüyordu. Kur&#39;an&#39;a ve Sünnetullah&#39;a ters düşen yol ve yöntemlere başvuran sapık akımlara karşı özellikle gençliği, konferanslarında, yazılarında hep uyarmıştır</p><p>Metin  Başkan kendisi gibi düşünmeyen herkesi tekfir eden Vehhabi/Neo H&acirc;ric&icirc;  akımlarla tercüme İslamcılarla, İran&#39;cı çevrelerle kararlı bir mücadele yürütüyor, bu sapık akımlarla  ilgili bir konuşmasında şunları söylüyordu.</p><p> &ldquo;İslam&#39;ı bir ideoloji gibi öğretenler, algılayanlar, uygulamaya çalışanlar tarihi yanılgı içindedirler. İslam&#39;ın kaynaklarının birincisi Kur&#39;andır, Kur&#39;an Allah&#39;ın kelamıdır. İslam&#39;ın ikinci kaynağı Resulullah&#39;ın Sünneti ve sahih hadisleridir.&rdquo;</p><p>Allah (c.c) verdiği ve emanet ettiği canı;  &quot;...O&#39;ndan geldik, O&#39;na döneceğiz&quot; şiarı ve imanı ile yaşayan; davasını Kur&#39;an&#39;la anlatan; 36 yaşında Hakka yürüyen, Türk- İslam Ülkücüsü Metin Tokdemir,  örnek bir dava adamı gibi yaşamış, hareket etmiş; Ülkücü ilke ve değerlerin yılmaz savunucusu olmuştur. 1980&#39;lerin sonunda çakma mücahitlere, çakma akıncılara bir makalesinde  şu tarihi sözleri söylemiştir:</p><p>&ldquo;Yeni bir iman çağının müjdecisi Türk- İslam Ülkücüleri adeta bir şuheda neslidir.  Şehitleri, gazileri zindanlarda çile doldurmuş &ldquo;Yusuf Yüzlüleri&rdquo; ile Müslüman Türk olmanın mesuliyeti ve sevdasıyla büyük bedeller ödeyen ülkücüler feragat ve fedakarlığın en yüksek temsilcileri olmuştur.</p><p> Ülkücü Hareket, Türkiye&#39;de  bulunan bütün Cemaatler ve gruplar içinde imanı ,vatanı ve milleti için en yüksek bedel  ödeyen kesimdir. Bugün kendilerini islam&#39;ın bayraktarı ilan edenlere sormak lazım siz hangi bedeli ödediniz? Bir damla gözyaşı döküp bir nebze olsun acı çektiniz mi?</p><p>Kompleks ve kıskançlıklarından dolayı bir türlü sevemedikleri ülkücüler, yedisinden yetmişine neferlerini Allah yolunda, İslam uğruna toprağa verirken ,bu gün kendilerini İslam&#39;ın bayraktarı ilan eden  çevreler o günlerde ne işle meşguldüler acaba?&rdquo;</p><p>NEREDE MİTİNG, YÜRÜYÜŞ VE KONFERANS VARSA ORADA METİN BAŞKAN VARDI</p><p>27 Mayıs 1989 günü, Sazak köyünde düzenlenen &ldquo;Gün Sazak Ve Ülkücü Şehitler Haftası&rdquo; programından döndükten sonra otobüsler aniden Ankara Kızılay meydanına girmişti. Otobüslerden inen yaklaşık 1000 civarında Ülkücü genç, komünist Bulgar rejimini protesto etmek, zulüm altındaki soydaşlarımıza destek vermek için Sovyet elçiliğinin önüne gelmiştik. Hem Bulgar hem Sovyet rejimini telin eden sloganlar atıyorduk. Kol kola giren Ülkücü gençliğin ön saflarında Metin Başkan da vardı. Polis barikatları aşılırken, Metin Başkan&#39;ın o heybetli duruşu, tavrı, gençliği organize edişi, hala gözlerimin önünde.</p><p>19-20 Ocak 1990 tarihlerinde, Sovyet emperyalizmine başkaldıran Azerbaycan Türkü&#39;nün tarihi ve destansı mücadelesine en büyük desteği Ülkücüler verecekti. Kızıl ordunun tankları ve Rus askerleri, Azerbaycan Türkü&#39;nün kıyamına sert bir şekilde müdahale ederken, Metin Tokdemir büyük teşkilatçılığıyla tüm Türkiye&#39;de Rusya&#39;yı telin eden, Azerbaycan Türkü&#39;ne destek veren mitingleri organize etti. &ldquo;Gençlik Kültür Sanat Ocakları&rdquo; Genel Başkanı olan Tokdemir, Türkiye genelinde düzenlenen birçok mitinge katılmış, tarihi konuşmalar yapmıştı.</p><p>Metin Tokdemir, Ankara&#39;da binlerce Ülkücü gencin katıldığı, Zafer Çarşısı&#39;nın önünde başlayan Tandoğan Meydanı&#39;nda biten yürüyüşte en öndeydi. Yürüyüşün sonunda ülküdaşlarına megafonla hitap ettiği an hala gözümün önündedir.</p><p>Başta Site Yurdu olmak üzere çeşitli yurtlarda kalan Ülkücü öğrenciler, yine Beşevler bölgesindeki okullar başta olmak üzere Ankara&#39;nın çeşitli üniversitelerinde okuyan Ülkücü öğrenciler, o gün Ankara sokaklarında tarihi bir gösteri yapmışlardı. Binlerce Ülkücü tekbirlerle, sloganlarla Ankara&#39;yı inletmişlerdi. Metin Tokdemir&#39;in bu eylemlerde tarihi rolü büyüktü.  Ocak Genel Başkanlığını bıraktıktan sonra bir dönem Türk Ocakları Genel Merkezi&#39;nde, Türk Cumhuriyetleri&#39;nden gelen öğrencilerin koordinasyonu görevini üstlendi.</p><strong>ADI  FERHAT TÜYSÜZ  ÜLKÜSÜ NİZAM-I &Acirc;LEM ÜLKÜSÜ, SEVDASI HÜSEYNİ BİR SEVDAYDI</strong><p>12 Eylül 1980 öncesiydi. Zor ve fırtınalı yıllardı. Ölüm kol geziyor, kızıl namlular kan kusuyordu. Ferhat Tüysüz, İstanbul&#39;da mücadeleci yapısıyla, duruşuyla, tavrıyla, yiğitliğiyle Ülkücü gençlik hareketinde çok sevilen, sayılan, saygı duyulan genç bir ülküdaşımızdı. Her gün şehitler verdiğimiz o zor ve fırtınalı yıllarda, kavga günlerinde en önde dövüşenlerdendi. İstanbul sokaklarında kurşunların, taşların, sopaların üzerine korkusuzca nasıl gittiğinin tanıkları dönemin Ülkücüleridir.</p><p>İstanbul&#39;un başta Şişli olmak üzere her semtinde, mahallesinde Ferhat Tüysüz vardır. Okulları işgal eden, mahalleleri kızıl kurtarılmış bölgelere çevirmek isteyen, terör estiren, her türlü komünist örgütlerin karşısında Ferhat Tüysüz gibi gardaşlarımız, yiğitlerimiz, dava arkadaşlarımız vardı.</p><p>POL-DERLİ ÇETELERİN, DERİN SOL ÖRGÜTLERİN HEDEFİ OLMUŞTUR</p><p>Ferhat, genç yaşında ülkücü gençlik hareketinin sembol isimlerden biri olmuştu. Birçok kez karakollara, şubeye düşmüş,  çok ağır işkenceler görmüştü. 1979 yılından Hakk&#39;a yürüdüğü 8 Aralık 1995 tarihine kadar komünistlerin, bölücülerin, devşirme dönme takımının hedefi olmuştu. Derin Sol örgütlerin, komünistlerin korkulu rüyası olmuştu. Daha 17 yaşındayken ismini bilmeyen, duymayan kalmamıştı. Ülkücü hareket düşmanı, ana akım medya, Sol medya sürekli Ferhat Tüysüz ile ilgili çarşaf çarşaf asparagas iftiralarla dolu algı operasyonları yapıyorlardı. İş birlikçileri, emniyet teşkilatı içindeki Marksist-Leninist zihniyetli polislerdi.</p><p>Tüysüz başta olmak üzere birçok dava arkadaşımız, hakkında infaz kararları almışlardı. Ferhat Tüysüz gibi önde gelen simge isimlere 12 Eylül öncesi başlayan sistematik saldırılar, 12 Eylül sonrasında devam etmişti. </p><p>TEKELCİ MEDYA, SOL MEDYA, DEVŞİRME DÖNME TAKIMI 16 YIL LİNÇ KAMPANYALARI DÜZENLEDİ</p><p>16 yıl (1979-1995) tekelci medyanın, sol medyanın, beşinci kol grupların iftiralarına, saldırılarına, maruz kalmış, linç kampanyalarına uğramıştır. Yiğit Ülküdaşımız, gardaşımız, canımız, gerçek bir dava adamı ve gönül insanı olan Ferhat arkadaşımız, cezaevi döneminde yakalandığı elim hastalık sonucu akciğer kanserinden 8 Aralık 1995 günü Ankara&#39;da Hakk&#39;a yürüdü.</p><p> Bütün ömrü çile ile geçen, gerçek dava adamı, adının büyüklüğü kadar mütevazılıği ile gönüllerde yer eden Ülküdaşımız Ferhat Tüysüz&#39;ün kabri, Ankara&#39;da Bağlum Mezarlığı&#39;ndadır. Seyyid Abdülhakim-i Arvasi hazretleri ve Abdurrahim Karakoç ağabeyimizin kabri de buradadır.</p><p>Türkiye&#39;nin dört bir yanındaki (İstanbul, Çanakkale, Gaziantep, Bursa) cezaevlerinde yattı. Sürekli okuyan, üreten bir dava arkadaşımızdı. Son döneminde eski ama işe yarayan bir daktilosu olmuştu. İki parmakla geçtiği daktilonun başında hareketimizle ilgili davamızla ilgili yazılar yazıyordu. Bursa Cezaevi&#39;nden, &ldquo;Bizim Ocak&rdquo;, &ldquo;Bizim Derg&acirc;h&rdquo; dergilerine gönderdiği yazılarını yazdığı daktilosu, yine kendisiyle birlikte Bursa Cezaevi&#39;nde yatan ülküdaşlarımızdan biri olan Emir Kuşdemir&#39;in evinde. Kendisi de 11 yıl cezaevinde yatan ülküdaşlarımızdan olan Emir Başkan daktiloyu evinin bir köşesinde Ferhat&#39;tan kalan aziz bir hatıra olarak saklıyor.</p><p>Ferhat, tahliye olduktan sonra yaşamını İstanbul&#39;da değil, Ankara&#39;da sürdürmek istemişti. O tarihte, MÇP Genel Sekreter Yardımcısı, aynı zamanda şehit ailelerimiz ve cezaevlerinde yatan ülküdaşlarımıza sahip çıkmak için kurulan SOGEV&#39;in (şimdiki ismi Selçuklu Vakfı), Başkanı olan Muhsin Yazıcıoğlu ile görüşerek ona, &ldquo;Başkanım, Ankara&#39;ya yerleşmek ve burada hayatımı sürdürmek, düzenimi kurmak istiyorum. Hem sizin yanınızda olurum. Davamıza, hareketimize burada hizmet etmeye devam ederim.&rdquo; Muhsin Başkan duygulanmıştı.</p><p>Muhsin Başkan başta olmak üzere herkes Ferhat ülküdaşımızı çok severdi. Şehit liderimiz Muhsin Başkan, onun çilelerle geçen ömrünü en iyi bilenlerdendi. Uğradığı işkencelerin, maruz kaldığı zulümlerin ne olduğunu en iyi bilenlerdendi.</p><p>Muhsin Başkan, Ferhat ülküdaşımızın kararına saygı duymuş ve destek vermişti. Ferhat, Ankara&#39;ya, dava arkadaşlarımızın yardımlarıyla Keçiören&#39;e yerleşmişti. Ankara&#39;nın Keçiören ilçesine bağlı &lsquo;Gazino&#39; olarak bilinen semtte bulunan &ldquo;Yeni Birlik Blokları A Blok 11 Numara&rdquo;da oturuyordu. Yan komşusu, Bursa Cezaevi&#39;nde birlikte yattığı ülküdaşlarımızdan, şimdi avukat olan Osman Başer&#39;di.</p><p>Ferhat arkadaşımız, bir taraftan hayat mücadelesi veriyor, öte taraftan evlenip, yuva kurmaya çalışıyordu. Evlendi, mutlu bir yuva kurmuştu. Ancak çilesi bitmiyordu, imtihanı bitmiyordu. Birisi ailesi ve çocukları ile olmak üzere iki kez trafik kazası geçirdi. Bu elim kazaların birinde sevgili evladı, hepimizin evladı Şeyma Nur kızımız, yavrumuz vefat etti. Bu elim acı, hepimizi derinden yaralamıştı. En çok da canımız Tüysüz ailesini...</p><p>HASTALIĞINA RAĞMEN NİZAM-I &Acirc;LEM OCAKLARI&#39;NIN HER FAALİYETİNE KATILIYORDU</p><p>Dava adamı, gönül insanı, çile mektebinin öğrencisi, taş medreseli Ülkücülerin simge isimlerinden,  Ferhat Tüysüz ülküdaşımız hastalığına rağmen Muhsin Yazıcıoğlu çizgisine bağlı Nizam-ı &Acirc;lem Ocakları&#39;nın düzenlediği faaliyetlere katılıyor, destek veriyordu. Hiç unutmuyorum; hala gözlerimin önünde. 1994 yılının Aralık başında Çeçenistan&#39;ı işgal eden, soykırım uygulayan Rus emperyalizmini telin etmek amacıyla Ankara Çeçen Kafkas Derneği, Tandoğan Meydanı&#39;nda bir miting düzenlenmişti. Mitinge her çevreden gruplarda katılmıştı. Nizam-ı &Acirc;lem Ocakları da yaklaşık 1500 kişilik bir kitleyle Ankara Necatibey Caddesi&#39;nde bulunan Ankara Nizam-ı &Acirc;lem Ocakları önünde bir araya gelmişti. Buradan Tandoğan Meydanı&#39;na kadar sloganlarla, tekbirlerle yürünmüştü. Ön safta yürüyen ve slogan atanlar arasında Ferhat Ülküdaşımız da vardı.</p><p>Bu miting alanında bazı gerilimler de yaşanmıştı. Çeçenistan mitingine bazı Sol kökenli küçük gruplar da katılmıştı. Özellikle bazı Çeçen Kafkas derneklerinin yönetiminde, soğuk savaş döneminden kalma bir takım Marksist-Solcu çevreler vardı. Bunlar, miting devam ederken, konuşmalar sürerken provokatif tutumlar sergileyerek, bazı olayların çıkmasına neden olmuşlardı. Güvenlik güçleri, olayı çıkartan bu marjinal gruplara müdahale edeceğine Nizam-ı Alem Ocakları kitlesine saldırmıştı. Nizam-ı &Acirc;lem Ocakları baştan itibaren tertip komitesinin aldığı kararlara uymuş ve kendilerine gösterilen alanda yerlerini almışlar, pankartlarını açmışlardı.</p><p>Dönemin BBP Milletvekili Ökkeş Şendiller ile Nizam-ı &Acirc;lem Ocakları Genel Başkanı Emir Kuşdemir ve yardımcısı olan Ferhat Tüysüz ve Ocak yönetimindeki kardeşlerimizle birlikte duruma müdahale ettik. Güvenlik güçlerini uyardık. Polis şeflerine yaptıklarının yanlış olduğunu, olayları çıkartanların Sol gruplar olduğunu, Çevik Kuvvet&#39;in kurt köpekleriyle arkadaşlarımıza saldırmalarının kabul edilemez olduğunu, derhal geri çekilmelerini sert bir şekilde ifade ettik. &ldquo;Siz ne yapmak istiyorsunuz? Nizam-ı &Acirc;lem Ocakları&#39;nı miting alanından neden uzaklaştırmak istiyorsunuz?&rdquo; diyerek tavrımızı göstermiştik. Ferhat ülküdaşımız o gerilimli ortamda hem kitlemize sahip çıkıyor hem de kavganın en ön saflarında yer alıyordu. Ortalığın karıştığı bir anda bir baktım Can Ferhat&#39;ımızla yan yana, omuz omuza güvenlik güçlerinin sert müdahalesini durdurmaya çalışıyorduk.</p><p>SABIR VE TEVEKKÜL ADAMIYDI, METANET ABİDESİYDİ</p><p>İşkenceler, cezaevi yılları ondan fiziki olarak derin izler bırakmıştı. Bir gün öksürük ile başlayan sıkıntılar kendini gösterince yine hareketin çilesini, cefasını çekmiş dava arkadaşlarımızdan Abidinpaşa ülkücülerinden Kenan Kılıçarslan, Ferhat Tüysüz&#39;ü çalıştığı Sanatoryum Hastanesi&#39;nde ciddi bir muayeneden geçirtmişti. Yapılan muayene ve tahliller sonucu Ferhat gardaşımızın &ldquo;kanser&rdquo; denen illete yakalandığı ortaya çıkmıştı. Kenan Kılıçarslan ülküdaşımız, rahmetli Ferhat&#39;ın hastalığını öğrendikten sonraki o büyük metanetini ve duruşunu şöyle anlatıyor:</p><p>&ldquo;Memuriyet hayatımın 25 sene kadarı hastanelerde geçti. Çok amansız hastalıklar, hastalar ve ölümlerin şahidi oldum. Bazı hastaların ex olma halini doktorlar müdahale ederken dikkatle an be an izlediğim oldu. Doktor röntgen filmine bakar bakmaz kulağıma eğilip &lsquo;arkadaşının ciğerleri bitmiş&hellip;&#39; dedi. Ferhat ise derhal fark etti doktorun hareketini. Olumsuz bir durum olduğunu anlamıştı. Ben de tutulup kalmıştım, böyle bir netice bir insanın yüzüne karşı nasıl söylenirdi.</p><p>Sonrası çok kolay gelişti. Zira rahmetlide evvelce hiç şahidi olmadığım öyle bir iman ve metanet vardı ki&hellip; İnanılmaz derecede mütevekkilane bir tavır ile benden tıbben ancak birkaç ay ömrü kaldığını öğrendikten sonra, sohbet ede ede yürüyerek bizim hastanenin derneğine namaz kılmaya gittik. Kanser mütalaalarında bulunduk.</p><p>Son günleri ve son anlarını bile inanılmaz bir teslimiyet ve metanet abidesi olarak yaşadı. Cezaevinden çıktıktan sonra tanışmıştık kendisiyle, kısa sürmüştü tanışmamız ama fazlasıyla dopdolu geçmişti o kısa süre. Allah&#39;ın rahmeti üzerine olsun.&rdquo;</p><p>Dava arkadaşlarımız, başta Muhsin Başkan olmak üzere Ferhat&#39;ın hastalığına çok üzüldüler. Ferhat&#39;ı çeşitli hastanelerde de muayene ettirdiler. Fakat sonuç aynıydı.  Ferhat, hastalığını biliyordu. Ancak ne bir endişe ne bir korku vardı. Sabırla, metanetle karşıladı. Daima tevekkül etti. Dilinde hep &ldquo;Allah var, gam yok&rdquo; sözü vardı.</p><p>Bir ülküdaşımızın ifadesiyle &ldquo;Sessiz sedasız bir dava ve iman abidesi isminin altını kazıdıkça, koca bir derviş çıkıyordu&rdquo;.</p><p>VASİYETİ: &ldquo;BENİ BAĞLUM KABRİSTANI&#39;NA DEFNEDİN&rdquo;</p><p>Hastalığı ilerleyince Bursa Cezaevi&#39;nde beraber yattıkları, ülküdaşı, dava arkadaşımız Emir Kuşdemir ve bazı ülküdaşlarımız tarafından Cebeci Tıp Fakültesi Hastanesi&#39;ne kaldırıldı. Ülküdaşımız Osman Başer, Ferhat&#39;ın kısa bir süre Keçiören Sanatoryum Hastanesi&#39;nde yattığını söylüyor. Ferhat ülküdaşımızın hastalığının hızla ilerlemesi üzerine arkadaşlarımız Cebeci&#39;deki Ankara Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü&#39;ne yatırdılar. Ancak kanser bütün vücudunu sarmıştı. 1 ay kadar burada yattıktan sonra 8 Aralık 1995 günü sabaha karşı Hakk&#39;a yürüdü. Bir iman adamı, bir dava adamı, bir gönül insanı, bir yiğit Ülkücü, sonsuzluğun sahibine kavuşmuştu.</p><p>Bir ülkü devi olan Ferhat, bu ağır hastalığın sonucunu biliyordu. Allah&#39;a teslim olmuş bir mümindi. &ldquo;Allah&#39;tan geldik, yine Allah&#39;a döneceğiz&rdquo; inancıyla, imanıyla hayata bakıyordu. Vefatından önce vasiyetini yazmıştı: &ldquo;Beni Bağlum&#39;a defnedin&rdquo;.</p><p>Hayatlarını bir davaya vakfedenlerin hareket noktaları idealleridir. Dava ruhuna sahip olanlar, hayatlarını ideallerine göre program altına alır. Bir idealist olan Ferhat Tüysüz de yüce ülkü ve değerler uğrunda imanından aldığı güç ile Allah yolunda yılmadan, yorulmadan, bıkmadan, usanmadan çalışmış ve bu yolda Hakk&#39;a yürümüş bir mefkureciydi. Büyük İsl&acirc;m/ehl-i sünnet &acirc;limi ve mutasavvıfı, büyük veli (1886-1943) Abdülhakim Arv&acirc;s&icirc;&#39;nin kabrinin bulunduğu Bağlum kabristanına gömülmek istiyordu.</p><p>HACI BAYRAM CAMİ&#39;NDEKİ CENAZE NAMAZINA BİNLERCE ÜLKÜDAŞIMIZ KATILDI</p><p>Can gardaşımız Ferhat&#39;ımızın cenaze namazı, Hacı Bayram Cami&#39;nde kılındı. Cenaze namazına şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte, Anadolu&#39;nun dört bir yanından gelen, ülküdaşlarımız, cezaevlerinde birlikte yattığı çok sayıda dava arkadaşımız, Nizam-ı &Acirc;lem Ocakları&#39;na mensup Alperen gençlerimiz katıldı. Hacı Bayram Cami&#39;nde cenaze namazı kılındıktan sonra yüzlerce araçlık konvoyla Ferhat ülküdaşımızın naaşı Bağlum&#39;da defnedileceği kabre getirildi. Can Ferhat&#39;ımız, Ülküdaşlarının, dava arkadaşlarının, omuzlarında tekbirlerle, dualarla, vasiyeti olan Bağlum kabristanına defnedildi.</p><p>Günlük olarak yayınlanan &ldquo;Gündüz&rdquo; gazetemiz Ferhat Tüysüz ve Metin Tokdemir&#39;in hakka yürüyüşünü 9 Aralık 1995 günü &ldquo; Başımız Sağolsun&rdquo;  manşetiyle vermişti.</p><p>Aziz ülküdaşlarımız Metin Tokdemir ve Ferhat Tüysüz&#39;ü hakka yürüyüşlerinin 28. sene-i devriyesinde, bir kez daha rahmetle, minnetle, özlemle anıyoruz. Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-zaman-ferhatca-tav_1702185932_vBk1u6.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Zaman Ferhatça tavır, Metince duruş zamanı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-zaman-ferhatca-tav_1702185932_vBk1u6.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Türk milliyetçisi olmak suçsa bu suçu 'şerefle' işlemeye devam edeceğiz]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-turk-milliyetcisi-olmak-sucsa-bu-sucu-serefle-islemeye-devam-edecegiz/84590/</link>
            <description><![CDATA[Ülkücü Hareket'in tarihini yazan,  Ülkücü fikir ve siyaset adamı Alperenlerin ağabeyi,  Hakkı Öznur,  29 Ekim’in 100. Yıl dönümü  ve Türk Milliyetçiliği ile ilgili bir açıklama yayımladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-turk-milliyetcisi-olmak-sucsa-bu-sucu-serefle-islemeye-devam-edecegiz/84590/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Tue, 31 Oct 2023 20:52:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan,  Ülkücü fikir ve siyaset adamı Alperenlerin ağabeyi,  Hakkı Öznur,  29 Ekim&#39;in 100. Yıl dönümü  ve Türk Milliyetçiliği ile ilgili bir açıklama yayımladı. Öznur açıklamasında, &ldquo;Türk Milliyetçiliği Cumhuriyeti kuran iradedir. Cumhuriyetimizin mimarı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk te bir Türk milliyetçisidir. Vatanı kurtaran, devleti kuran irade Türk milliyetçiliğidir Türk milliyetçiliği ırkçılık değil, Türkiye Cumhuriyetini kuran mill&icirc; iradedir.&rdquo; ifadelerine yer verdi.emiştir. </p><p>Hakkı Öznur&#39;un açıklamasının tam metni:</p>&quot;Türk Milliyetçiliği, 5000 yıllık Türk tarihinin köklerinden doğmuştur. Tarihi, kültürel, felsefi, siyasi temelleri ve binlerce yıllık köklü derinliği vardır.Türk Milliyetçiliği, istiklal harbini veren, yönlendiren, başarıya ulaştıran ve cumhuriyeti kuran iradedir. Milletin değerlerini yaşama ve yaşatma ülküsüdür.Aziz Türk milleti, Birinci Dünya Savaşı&#39;ndan sonra verdiği yeniden diriliş ve bağımsızlık mücadelesini Cumhuriyet&#39;i ilan ederek taçlandırmıştır.Gazi Mustafa Kemal Atatürk, umutları tükenmiş bir milleti Milli Mücadele ateşiyle ayağa kaldırıp Anadolu&#39;nun vatan olmasını sağlayarak bugün 100 yaşına giren Türkiye Cumhuriyeti&#39;ni kurdu.Bağımsızlığımızın nişanesi Cumhuriyet&#39;imiz,  Türk tarihinde yeniden varoluşu, dirilişi, kuruluşu ve sonsuza dek devam edecek iradeyi temsil eder.Türk milliyetçiliği, mill&icirc; devlet ve üniter yapı temelinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin temel taşıdır.  Türk Milliyetçiliği bir suç değil, fazilettir, erdemdir.Türk Milliyetçiliği Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu felsefesidir. Bu devletin kuruluş felsefesi ile oynama hakkına kimse sahip değildir.Türk milliyetçiliği, Türkiye&#39;nin milli birliğinin korunmasının en önemli sigortasıdır. 1000 yıldır bu topraklardayız. Kıyamet sabahına kadar bu kadim Anadolu topraklarında var olacağız.Vatanı kurtaran, devleti kuran irade Türk milliyetçiliğidir Türk milliyetçiliği ırkçılık değil, Türkiye Cumhuriyetini kuran mill&icirc; iradedir.Türk milliyetçiliğini ırkçılık, ayrımcılık  ile aynı fotoğraf karesi içinde göstermek isteyenler  Türk ve Türkiye düşmanlarıdır.Türk milliyetçiliği fikrine &ldquo;ırkçı fikir&rdquo; demek hakikate karşı ve insaf sınırlarını zorlayan bir bühtandır.Türk milliyetçilerine &ldquo;ırkçı&rdquo; diyenler etki ajanıdır, nüfuz casusudur, beşinci kol görevlisidir, yabancı istihbarat servislerinin elemanıdır, CIA devrimcisidir, derin Sol mensubudur, Bölücüdür, Barzanicidir, Kripto Ermeni, kripto Yahudi&#39;dir. Harici/Vahhabi, Selefi, İrancı sapık akımların zihniyetine sahiptir.Devletimizin kurucu felsefesi olan Türk Milliyetçiliği fikrini suçmuş gibi gösteren ifadeler, hastalıklı yaklaşımlar,  tavırlar asla kabul edilemez! Milletin milliyetçiliği olan Türk milliyetçiliği fikrine saldırı itibar suikastlığıdır.  Türk milliyetçiliği şuuru bu topraklarda ilelebed payidar olmamızın teminatıdır.Cumhuriyet 100 yıllık destandır. Türk milliyetçiliğine yönelik düşmanlık Türk&#39;e, Türkiye&#39;ye, Cumhuriyet&#39;e ve mill&icirc; birliğe düşmanlık demektir.Türk Milliyetçiliği fikri ayrıştırıcı ve bölücü değil birleştirici ve bütünleştiricidir.  Türk Milliyetçiliği milli şuur ve tarih bilincidir.Türk milliyetçiliği Türk milletinin kendi varlığını koruma hareketidir. Türk milliyetçiliği hareketi ayrıştırıcı, ötekileştirici  değil, birleştirici ve bütünleştiricidir.Türk milliyetçiliği ülküsü Büyük Türkiye&#39;dir, Türk dünyasıdır, Türk ve İslam dünyasının birliğidir.Türk milliyetçiliği, Türkiye&#39;yi, Türk dünyasını, Türk birliğini savunmaktır.TÜRK MİLLİYETÇİSİ OLMAK SUÇSA BU SUÇU &ldquo;ŞEREFLE &ldquo; İŞLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ!Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin temel taşları; cumhuriyet, demokrasi ve milliyetçiliktir. Türkiye Cumhuriyeti, milli devlet olarak kurulmuştur.Milliyetçiliğimizin temel kaynağı İsl&acirc;m imanı, İsl&acirc;m ahl&acirc;k ve fazileti ve Türklük şuurudur.Türk milliyetçiliği, İslam&#39;ın iman ve şuuru içinde yücelmeyi gaye edinen   bir  ülküdür.Türk Milliyetçiliği,  Milletin vicdanıdır. Milletini sevmek ve yüceltmek ülküsünün adıdır.Milliyetçilik, &ldquo;milli irade&rdquo;ye inanır.  Milliyetçilik kalkınmadır, sanayileşmedir, demokratikleşmedir, adalettir, hukuktur, özgürleşmedir, din ve vicdan hürriyetidir, inançlara ve değerlere saygıdır.Türk Milliyetçiği milletin inanç ve değerlerini ,Türk milletinin birlik ve beraberliğini, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunmaktır. Kamplaşmaya, kutuplaşmaya, cepheleşmeye karşı çıkmak , daima demokrasiyi korumak  demokratik ve temiz siyaset yapmaktır.Türk Milliyetçisi olmak suçsa; bu suçu devletimizin  kurucusu, cumhuriyetimizin mimarı Atatürk, Mareşal Fevzi Çakmak, ve cumhuriyeti kuran kahramanlarımızda işlemiştir.Türk milliyetçisi olmak suçsa, bu suçu, Türklüğün büyük lideri Ülkücü Hareketin kurucusu Başbuğumuz Alparslan Türkeş&#39;te işlemiştir.Türk Milliyetçisi olmak suçsa, bu suçu,  bütün hayatını Türkiye&#39;nin birliğine, bütünlüğüne adamış  tavizsiz Türk  milliyetçisi, ülkesine, vatanına, bayrağına milletine, ülküsüne, davasına   hizmet yolunda  küresel bir tertiple Keş Dağlarında şehit edilen  Muhsin Yazıcıoğlu da işlemiştir.Gazi Mustafa Kemal&#39;in emanet ettiği bu yüce Cumhuriyet&#39;e sahip çıkan Alparslan Türkeş ve Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşları  olarak Türk Milliyetçiliği ülküsünü savunmaya inançla, azimle, kararlılıkla devam edeceğiz.Ülkemizde Türk milliyetçiliği düşmanlığı yeni değildir. Tek parti döneminden günümüze, Türk milliyetçileri, her türlü saldırılara uğramış, zulme maruz kalmışlardır.Türk Milliyetçiliği davasında tarihimiz boyunca ağır ve büyük bedeller ödedik. Bedel ödemek gerekiyorsa yine öderiz.Tarih şahittir!  Aziz Milletimiz şahittir!  Asla, Türk Milliyetçiliği davasından taviz vermedik. Defalarca kervanımızı bastılar tarihi yürüyüşümüzü durdurmaya çalıştılar. On yıllarca, diktatörlerin zulümlerine, baskılarına, maruz kaldık, vurulduk, öldürüldük, idamlardan geçtik, işkenceleri gördük, zindanlara atıldık, tabutluklara sokulduk,  yok edilmek istendik.Ama her seferinde yeniden dirildik ve ayağa kalktık. İdam sehpalarında işkence merkezlerinde zindanlarda,YAŞASIN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ, YAŞASIN TÜRKLÜK ÜLKÜSÜ,   YAŞASIN ÜLKÜCÜ HAREKETdedik.      Türk milliyetçiliği Oğuz Han&#39;dır, Bilge Kağan&#39;dır, Alparslan&#39;dır, Osman Gazi&#39;dir, Fatih&#39;tir, Yavuz&#39;dur, Gazi Mustafa Kemal&#39;dir,Türk Milliyetçiliği Malazgirt&#39;tir, İstanbul&#39;un fethidir, Çanakkale&#39;dir, Milli Mücadeledir, Kuvayımilliye&#39;dir.Türk Milliyetçiliği Yusuf Has Hacib, K&acirc;şgarlı Mahmud, Gaspıralı İsmail&#39;dir,  Kutadgu Bilig (Kutlu kılan bilgi),  Divanü Lugati&#39;t Türk.Türk milliyetçiliği ülküsü Anadolu&#39;dur, Türk Dünyasıdır, Kıbrıs&#39;tır, Batı Trakya&#39;dır.  Bosna&#39;dır, Kosova&#39;dır, Kerkük&#39;tür, Telafer&#39;dir, Erbil&#39;dir. Halep&#39;tir, Bakü&#39;dür, Almata&#39;dır, Taşkent&#39;tir, Buhara&#39;dır, Türkistan&#39;dır.  Grozni&#39;dir, Gümülcine&#39;dir, Kırcali&#39;dir, Üsküp&#39;tür,  Saraybosna&#39;dır.  Çecenistan&#39;dır,  Doğu Türkistan&#39;dır.  Kısacası Türk ve İslam dünyasıdır. Türk Milliyetçiliği Alparslan Türkeş&#39;tir, Dündar Taşer&#39;dir, Ahmet Er&#39;dir, Mehmet Irmak&#39;tır, Mehmet Doğan&#39;dır,  Sadi Somuncuoğlu&#39;dur  İbrahim Metin&#39;dir. Faruk Akkülah&#39; tır. Türk Milliyetçiliği milletin adamı Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;dur,  Şehit Bakanımız  Gün Sazak&#39;tır,  Şehit İstanbul İl Başkanımız Recep Haşatlı&#39;dır.Türk Milliyetçiliği Türkçülüğün mistik önderi Atsız&#39;dır, Serdengeçti&#39;dir, Galip Erdem&#39;dir. Seyid Ahmet Arvasi&#39;dir.Türk Milliyetçiliği Zeki Velidi Togan&#39;dır, Hikmet Tanyu&#39;dur, Osman Turan&#39;dır, Mustafa Kafalı&#39;dır, Necmettin Hacıeminoğlu&#39;dur, Mehmet Eröz&#39;dür, Erol Güngör&#39;dür, Necmettin Sefercioğlu&#39;dur, Orhan Düzgüneş&#39;tir, Turan Yazgan&#39;dır, Ayvaz Gökdemir&#39;dir,  Yücel Hacaloğlu&#39;dur.  Turan Güven&#39;dir.   Türk Milliyetçiliği  Mehmet Akif&#39;tir, Abdürrahim Karakoç&#39;tur, Arif Nihat Asya&#39;dır, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu&#39;dur, Dilaver Cebeci&#39;dir, Ozan Arif&#39;tir.Türk Milliyetçiliği Nejdet Sançar&#39;dır, Nevzat Kösoğlu&#39;dur, Mehmet Niyazi&#39;dir, Emine Işınsu&#39;dur, Bahattin Özkişi&#39;dir, Mustafa Necati Sepetçioğlu&#39;dur.Türk Milliyetçiliği Ahlaktır, Maneviyattır, İlimdir, İrfandır Fikir ve Aksiyondur,Türk Milliyetçiliği &ldquo;Genç Kalemler&rdquo;dir, &ldquo;Türk Yurdu&rdquo;dur, &ldquo;Orhun&rdquo;dur, &ldquo;Orkun&rdquo;dur, &ldquo;Ötüken&rdquo; dir, &ldquo;Millet&rdquo;tir, &ldquo;Toprak&rdquo;dır, &ldquo;Serdengeçti&rdquo;dir, &ldquo;Fedai&rdquo;dir, &ldquo;Ocak&rdquo;dır, &ldquo;Bozkurt&rdquo;tur, &ldquo;Genç Arkadaş&rdquo;tır, &ldquo;Hasret&rdquo;tir, &ldquo;Ülkü Ocağı&rdquo;dır, &ldquo;Nizam-ı Alem&rdquo;dir, &ldquo;Alperen&rdquo;dir, &ldquo;Birliğe Çağrı&rdquo;dır, Hergün&#39;dür, Gündüz&#39;dür, Yeniçağ&#39;dır, Ortadoğu&#39;dur. Ülkü Ocağı&#39;dır.Türk Milliyetçiliği Ruhi Kılıçkıran&#39;dır, Süleyman Özmen&#39;dir, Yusuf İmamoğlu&#39;dur, Dursun Önkuzu&#39;dur, Alpaslan Gümüş&#39;tür, Yusuf Bahri Genç&#39;tir,  Ercüment Yahnici&#39;dir, Cemil Çöllü&#39;dür, Sacit Çeyiz&#39;dir, Fırat Çakıroğlu&#39;dur.Darağacında idam edilen 9  bayrağımızdır, Mustafa Pehlivanoğlu&#39;dur, Ali Bülent Orkan&#39;dır,   Halil Esendağ&#39;dır, Selçuk Duracak&#39;tır.Türk Milliyetçiliği zindanları Medrese-i Yusufiyeye çeviren Ahmet Tevfik Ozan&#39;dır, Selahattin Arpacı&#39;dır, Selahattin Şenliler&#39;dir.   Veli Can Oduncu&#39;dur  Ferhat Tüysüz&#39;dür, İsa Armağan&#39;dır.Türk Milliyetçiliği Ali Güngör&#39;dür,  Erol Dok&#39;tur, Metin Tokdemir&#39;dir.   Türk Milliyetçiliği Allah, Kuran, Bayrak, Millet Dava ve Ülküleri uğruna 12 Eylül öncesi ve sonrası şehit edilen  binlerce Ülkücü Şehidimizdir.Türk Milliyetçiliği Allah, vatan, millet, bayrak yolunda şehit düşen ecdadımızdır, Ülkücü şehitlerdir. Ve halen bu toprakların birliği, bütünlüğü için şehit düşen vatan evlatlarıdır, kahraman Anadolu çocuklarıdır.TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ HAREKETİ  AHLAK, VİCDAN, DEĞERLER VE İLKELER HAREKETİDİRBizim milliyetçiliğimiz hak, hukuk, adalet diyen, sürekli hakkı haykıran cihanşümul bir tebliğ ve ebediliğe yönelmiş bir iman davasının ilk safhasını teşkil eder; kula kulluğu reddeder; Allah&#39;tan başka ilah ve güç tanımaz.  Türk milliyetçiliği Fikrini  hala faşizmle, nasyonal-sosyalizmle ve dahi bunların &ldquo;neo&rdquo; versiyonlarıyla  aynı gören soğuk savaş mahsulü hastalıklı çevrelerin saplantılı yaklaşımları devam etmekte. Faşizm, Nazizm ve Komünizm gibi totaliter akımlar tarih sahnesinde yok iken, Türk milliyetçiliğinin felsefi ve kültürel temelleriyle yüzyıllara dayanan köklü bir geçmişi vardır. Türk milliyetçiliği, tarihi bir yaşama tarzı ve birleştirici duygu olarak milletimizin tarihi ile yaşıt sayılabilir.Türk milliyetçileri, asla yabancı ideolojileri benimsemez ve taklit etmez. Türk milliyetçiliği, her çeşit taklitten arınmış, kendi toplumunun köklerinden ortaya çıkmış ve değerlerini inançlarını benimsemiş yüce bir ülküdür.Bizim milliyetçilik anlayışımız, ilahi misyonumuz olan İ&#39;lay-ı Kelimetullah davasıdır. Türk milliyetçiliği, ırkçılık temeline dayanan bir dünya görüşü değildir, mensubu olduğu yüce milletimiz de ırkçılık nedir bilmez.    Başbuğ Türkeş Milliyetçiliğe bakışımızı şöyle anlatıyor: &ldquo;Bizim milliyetçiliğimiz ırkçılığa karşıdır, ırkçı değiliz biz. Biz Elhamdülillah Müslümanız, kelime-i şeh&acirc;det getirip Müslüman olan herkesi din kardeşimiz olarak başımıza taç yaparız ve onları Türk milletinin evladı olarak görürüz ve ırkçılığı reddederiz. Irkçılık, İsl&acirc;m&#39;a aykırıdır ve çok sakat bir siyasi görüştür. Milliyetçilik anlayışımız, manevi şuurlanmaya dayanır. Milliyetçilik anlayışımız, akılcı, demokratik, çağdaş bir milliyetçiliktir. Nazist Hitler ırkçılığının, komünist ırkçılığının, her türlü antidemokratik, insan sevgisine dayanmayan emperyalist ırkçılığın karşısındayız. GAZİ MUSTAFA KEMAL :   BEN HERŞEYDEN ÖNCE BİR TÜRK MİLLİYETÇİSİYİMCumhuriyetimizin temelini teşkil eden Türk toplumunu veya Türk milletini de şöyle tarif etmiştir: &ldquo;Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#39;ni kuran halka Türk milleti denir&rdquo;.Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türk milliyetçiliğinin 113 yıllık kalesi  Türk Milliyetçiliğinin fikir kalesi Türk Ocakları  hakkında  Şebinkarahisar Türk Ocağı defterine 11 Ekim 1924 yılında şu satırları yazmıştır: &ldquo;Türk Ocağı, Türk&#39;ün has ocağı, varlık ve birlik ocağı,yüksek alevlerle tütsün, muhitine nurlar saçsın; yaşasın ve yaşatsın. Türk Ocağı, Türklük güneşinin ocağıdır. Asırlarca bunu söndürmek için çalıştılar. Bu ocak hepimizi aydınlattı.&rdquo;Bu gün Türk milliyetçiliği paylaşımlarını suç sayanlara   Atatürk&#39;ün Türk ve Türklüğe bakışını ortaya koyan veciz ifadeleri kulaklarına küpe olsun!-Bu ülke, tarihte Türk&#39;tü bugün de Türk&#39;tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.-Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.-Türk, Türk olduğu için asildir. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz.- Benim yaratılışımda fevkalade olan bir şey varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdir.Her Türk ferdinin son nefesi, Türk milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir.<br />-Türkler, demokrat, hür ve sorumluluklarını bilen vatandaşlardır; Türk Cumhuriyeti&#39;nin kurucuları ve sahipleri bizzat kendileridir.-Türklük esastır. Bu mevcudiyeti tarih içinde araştırmak, birbirini izleyen bir tarih zinciri içinde tespit edilecek Türk medeniyeti ile övünmek yerinde olur. Fakat, bu övünmeye layık olmak için bugün çalışmak lazımdır.Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal, milliyetçiliğe nasıl baktığını şu sözlerle ortaya koymaktadır:-Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk&#39;ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.-Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz. Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetin dayanağı Türk kültürü ile ne kadar dolu olursa, o topluluğu dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.-Milletimiz sahip olduğu vasıfları ve liyakati, hükümetinin yeni ismiyle, medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla göstermeyi başaracaktır. Türkiye Cumhuriyeti, cihanda tuttuğu mevkie layık olduğunu, eserleriyle ispat edecektir.-Milliyet davası, şuursuz ve ölçüsüz bir dava tarzında düşünülmemelidir. Milliyet davası, siyasi bir mücadele konusu olmadan önce şuurlu bir mefk&ucirc;re meselesidir.-Biz ne Bolşevik ne de Komünistiz. Ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetçi ve dinimize hürmetk&acirc;rız.-Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle iş birliği yapan bütün milletlere saygı duyar ve riayet ederiz.-Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün cumhuriyet anlayışını ve cumhuriyetle demokrasi arasındaki ilişki hakkındaki görüş ve kanaatlerini yansıtan şu cümleler çok anlamlıdır:&ldquo;Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve mantık&icirc; uygulamasını sağlayan hük&ucirc;met şekli, cumhuriyettir.&rdquo;&ldquo;Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk; o, on yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır.&rdquo;&ldquo;Milletimiz, demokratik bir hük&ucirc;met kurmak sayesinde düşman ordularını yok etti, vatanı istil&acirc;dan kurtardı&rdquo;.EMPERYALİZMİN YENİ SİLAHI SIĞINMACILAR VE GÖÇMENLERSığınmacılar meselesi, Türkiye&#39;nin demografik yapısını tehdit ediyor.  Türkiye&#39;nin fay hatları patlatılmak isteniyor. Sığınmacılar/göçmenler meselesi, bir beka meselesi haline gelmiştir. Sığınmacı, göçmen, mülteci ne denilirse denilsin  sığınmacılar ve göçler  artık iç güvenlik ve milli güvenlik sorunudur.Sığınmacılar ve devam eden göçler, Türkiye&#39;nin ve Türklerin milli güvenlik meselesidir. Sığınmacılar/göçler ve nüfus konusu, Türkiye&#39;nin milli güvenliği açısından son derece ciddiyetle ele alınması gereken bir konudur. Meselenin &ldquo;sığınmacılar&rdquo; veya &ldquo;Türkiye&#39;deki Suriyeliler, Afganlılar meselesi&rdquo; olmadığını, bunların da içinde bulunduğu çok daha kapsamlı büyük bir oyun olduğunu biliyoruz.Türkiye uluslararası göçmen kampı yapılmak isteniyor. Sığınmacılar ve göç konusu, bir beka bir milli güvenlik sorunudur. Türkiye&#39;nin demografik yapısının bozulmasına tahammülü yoktur. AKP&#39;nin sığınmacılar politikası Türkiye&#39;nin güvenliği için bir tehdit haline gelmiştir. Bu politika sürdürülebilir değildir. Suriyeli sığınmacıların sayısı Türkiye&#39;nin kültürel ve etnik dokusunu değiştirecek bir hızla artmıştır. Ülkemizde 10 milyona yakın sığınmacı ve kaçağın vatanlarına dönmesini istemek ne zamandan beri  suç oldu?Devlet yönetimimiz l&acirc;l olmuş, göçleri seyretmeye devam ediyor.  Milletimiz sığınmacılardan, her gün tabur tabur gelen göçmenlerden ve onların küstah, şımarık, had bilmez ve suça meyilli tavırlarından, davranışlarından son derece rahatsızlar. Türkiye, dezenformasyon yoluyla köpürtülen şiddet atmosferine çok dikkatli olmalıdır.Sığınmacılar ve göç meselesini dile getirenleri, sığınmacı ve göçmeni düşmanı gibi göstermek doğru değildir ve haksızlıktır. Mesele, &ldquo;ırkçılık&rdquo; olarak görülemez.Sığınmacılar meselesinin geldiği boyutu, tehlikeyi göstermek Suriyeli düşmanlığı veya nefreti değildir. Tehlikeye dikkat çekmektir. Sığınmacılar ve göçmen konusunda Türkiye, tam bir istil&acirc;ya uğruyor. Yarın çok geç olacaktır. Meselenin çözümüne yönelik gerçekçi bir sığınmacı/göçmen politikası olmayan siyasal iktidar, günü kurtarma ve iktidarının ömrünü uzatmanın derdinde.Türkiye&#39;de bulunan 8 milyon Suriye nüfusu büyük bir nüfustur. Gelenler, dönme niyetinde değil. Kontrolsüz büyük istilayla demografik yapımızı bozarak güvenlik, sosyal refah ve geleceğimizi tehdit eder duruma getirdiler. Bu sığınmacılık değil siyasi bir oyundur Emperyalizmin yeni silahı, sığınmacılar ve göçmenlerdir.ABD, AB ülkeleri, sığınmacıları küresel bir plan d&acirc;hilinde Türkiye&#39;ye yönlendiriyor. ABD ve AB, kendileri sığınmacıları kabul etmezken Türkiye&#39;yi yeryüzünün en büyük sığınmacı/toplama kampına çevirmek istiyorlar.Küresel, emperyalist güçler, stratejik göç mühendisliğini, Türkiye&#39;nin siyasi, ekonomik ve demografik yapısını krize sürükleyecek şekilde, yüksek yoğunluklu yöntemlerle sürdürüyorlar. Göç mühendisliği, emperyalizmin iç savaş ve yıkım planıdır.Türkiye, 1970&#39;lerin Beyrut&#39;una, günümüzün Suriye&#39;sine, Irak&#39;ına, Afganistan&#39;ına döndürülmeye çalışılıyor. Türkiye&#39;yi, Pakistanlaştırma, Iraklaştırma, Suriyeleştirme senaryosu, devam ediyor. Suriye&#39;siyle, Irak&#39;ıyla Orta Doğu, Türkiye&#39;ye girmiştir.NE PARTİ DEVLETİ NE ASKERİ VESAYET  YAŞASIN  CUMHURİYET ,YAŞASIN DEMOKRASİBir ahlak, vicdan ve değerler hareketi olan Türk milliyetçiliği hareketi, askeri vesayete, yargı vesayetine, parti devletine, bürokratik oligarşiye karşıdır. Demokrasisiz cumhuriyetin militarist, totaliter, Faşist ve Komünist rejimden hiçbir farkı yoktur.Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken  H&acirc;l&acirc; Cumhuriyet&#39;imizi tam bir demokrasiyle taçlandırabilmiş değiliz. Cumhuriyetimizin 100. Yılında demokrasi ile taçlanmış bir cumhuriyet, fikir ve ifade hürriyetinin teminat altında olduğu müreffeh bir Türkiye ve güçlü bir Türk Birliği ülkümüz her Türk milliyetçisinin şiarıdır.Bugün tarihimizin en bölünmüş ve kutuplaşmış sosyal ortamı ile ikinci yüzyılımıza giriyoruz. Siyasal iktidar 100. yılı değişik yol ve yöntemlerle unutturmaya çalıştı. 100. yılı değil, kendi  gerici programlarının propagandasını yaptılar.  Ama aziz milletimiz Cumhuriyet&#39;ine sahip çıktı. Pencereler, balkonlar, evlerin en güzel yerleri tüm Türkiye kırmızı-beyaz oldu. Bayraklarıyla,  marşlarıyla, &#39;Yaşasın Cumhuriyet&#39; nidalarıyla çınlayan bir yer, gök var.Atatürk&#39;ün en büyük eseri Türkiye Cumhuriyeti&#39;dir. &#39;ilelebed payidar olacağını&#39;, sonsuza dek yaşayacağına inandığı cumhuriyeti geleceğin genç kuşaklarına emanet etmiştir.İstiklal ve istikbalimiz için şehadete yürüyen kahraman şehitlerimizin izinde ve yolunda giden Türk Milliyetçilerine düşen görev; Cumhuriyet&#39;i, kurucu iradenin hedefleri doğrultusunda tavizsiz Türk Milliyetçisi  Atatürk&#39;ün &#39;en büyük eserim&#39; dediği Türkiye Cumhuriyetini  korumak ve yaşatmaktır.Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizden kalan Cumhuriyet mirası hepimizindir ve bize emanettir. Gazi Mustafa Kemal&#39;in önderliğinde yazılan kurtuluş destanının gururunu, heyecanını ve bu destanın varış noktası olan Cumhuriyetimizin ilanının 100.yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutluyoruz.Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümünü ve aziz milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı&#39;nı kutluyorum.Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün, &#39;Cumhuriyet fazilettir ve Türk milletine layıktır&#39; sözünün bilinciyle nice yüzyıllara.Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin kurucusu, mimarı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#39;ü, kurucu kadroları, İstiklal Mücadelemizin kahramanlarını ve bu toprakları vatan yapan, aziz şehit ve gazilerimizi tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum.Ayrıca yakın veya uzak tarihimizde vatan, millet,  bayrak , devlet için can vermiş aziz şehitlerimize de Cenab-ı Allah&#39;tan rahmet diliyorum.&quot; ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-turk-milliyetcisi-_1698774779_79ZuFV.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Türk milliyetçisi olmak suçsa bu suçu 'şerefle' işlemeye devam edeceğiz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-turk-milliyetcisi-_1698774779_79ZuFV.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Elçibey'e, Paşayeva'ya tüm şehitlerimize rahmet olsun]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-elcibey-e-pasayeva-ya-tum-sehitlerimize-rahmet-olsun/84586/</link>
            <description><![CDATA[Araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, Azerbaycan Milli Meclisi Kültür Komisyonu Başkanı Milletvekili Ganire Paşayeva’nın vefatı ile ilgili yazılı  açıklama yayımladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-elcibey-e-pasayeva-ya-tum-sehitlerimize-rahmet-olsun/84586/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Wed, 04 Oct 2023 23:56:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Ülkücü Hareket&#39;in önde gelen isimlerinden Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşı, araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, Azerbaycan Milli Meclisi Kültür Komisyonu Başkanı Milletvekili Ganire Paşayeva&#39;nın vefatı ile ilgili yazılı  açıklama yayımladı.Öznur, Paşayeva&#39;nın şehit lider  Muhsin Yazıcıoğlu hakkındaki düşüncelerini anlattı.Hakkı Öznur, Ganire Paşayev&#39;anın Türklük ülküsüne bağlı, sevdalı olduğunu ve  48 yıllık ömrünü can Azerbaycan&#39;a, Türk dünyasına adadıklarını söyledi. Öznur, Karabağ&#39;ın Ermeni işgalinden kurtulması için Paşayeva&#39;nın çok büyük siyasi çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Açıklamasında Türkiye sevdalısı Ganire Paşayeva&#39;nın sık sık Türkiye&#39;yi ziyaret ettiğini, bu ziyaretlerinde iki kez BBP kurucu lideri şehit Muhsin Yazıcıoğlu ile de görüştüğünü ve Yazıcıoğlu&#39;nun şehadetinden sonra düzenlenen anma programlarına katılarak, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun Azerbaycan&#39;a nasıl destek verdiğini, onun büyük bir lider olduğunu başta Azerbaycan halkı olmak üzere Türk dünyasının bilge lideri Muhsin Başkan&#39;ı asla unutmayacaklarını konuşmalarında söylediğini dile getirdi.Hakkı Öznur açıklamasında, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun Azerbaycan&#39;ın ilk Cumhurbaşkanı büyük lider Ebulfez ile olan dostluğundan ve Yazıcıoğlu&#39;nun Hocalı katliamı sonrası bölgeye giden tek lider olduğundan söz etti.Öznur&#39;un yaptığı yazılı açıklamanın tam metni:<strong>ÖMRÜNÜ TÜRKLÜK ÜLKÜSÜNE ADADI</strong><p>Ömrünü Türklük ülküsüne, Türk dünyasına adayan, büyük vatansever, Türk milliyetçisi, Azerbaycan Milli Meclisi Kültür Komisyonu Başkanı Milletvekili Ganire Paşayeva, 28 Eylül günü vefat etmiştir.</p><p>Sonsuzluğun sahibine kavuşan, merhume Ganire Paşayeva&#39;nın ölümü, Türk milletini de derinden üzmüştür. Ganire Hanım, Türklüğün, Türk dünyasının, Türk devletlerinin sesiydi. Türk ülküsüne Türklük davasına bağlı  Ganire Paşayeva gibi kendini dünya Türklüğüne, büyük Turan ülküsüne davasına adamış birinin kaybı, hepimizi derinden üzmüştür.</p><p>Yalnızca Azerbaycan&#39;da değil, Türk dünyasında da oldukça sevilen ve yakından bilinen bir isim olan Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, tavizsiz bir Türk milliyetçisiydi.</p><p>Türkiye sevdalısı Paşayeva, &quot;Türkiye&#39;nin güçlü olmasının Türk dünyasının güçlü olması&quot; anlamını taşıdığını sık sık ifade ediyordu.</p><p>Can Azerbaycan&#39;ın ve Türk dünyasının yılmaz savunucusu Ganire Paşayeva, Karabağ mücadelesiyle hatırlarda kalacak.</p><p>Katıldığı bir programda yer alan Türk düşmanı Ermeni vekilin, &quot;Ermeniler Karabağ&#39;dan çekilmez&quot; sözlerine sinirlenen Paşayeva&#39;nın yanıtı sert olmuştu. &quot;Artık ne Sovyet var size yardım edebilecek, bizi baskıda saklayacak. Bitti o dönem. Azerbaycan bütün yaralarına rağmen kalkıyor. Çok az kaldı sizi Karabağ&#39;dan çıkaracağız, öyle çıkarırız ki bakarsınız.&quot; ifadelerini kullanan Paşayeva, Ermeni grupların zulmüne de değinmiş, Ermeni vekili perişan etmişti.</p><p>Paşayeva&#39;nın ardından bıraktığı miras, onun isminin Türk dünyasında daima anılmasını sağlayacak.</p><p>GANİRE PAŞAYEVA: &ldquo;MUHSİN BAŞKAN ADAM GİBİ ADAMDI, YİĞİT BİR LİDERDİ&rdquo;</p><p>Ganire Paşayeva, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ile Ankara&#39;da görüşmüştü. Azerbaycan&#39;dan gelen heyetin içinde olan Paşayeva, BBP Genel Merkezi&#39;ni ziyaret ederek Muhsin  Yazıcıoğlu  ile görüşmüşlerdi. Türklüğün yılmaz savunucularından Paşayeva, Türklüğün liderlerinden Muhsin Yazıcıoğlu ile Türk dünyasını Türklüğün meselelerini ve işgal altındaki Karabağ&#39;ı konuşmuşlardı.</p><p>Şehadete yürüyen liderimizin ardından tüm Türk dünyasında yas vardı. Dünya Türklüğü, yakından tanıdıkları, her zaman yanlarında olan Muhsin  Yazıcıoğlu&#39;nun ardından gözyaşı dökmüşler, dualar etmişlerdi.</p><p>Can Azerbaycan&#39;ımız büyük lider şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu çok severdi. Çünkü Yazıcıoğlu, Hocalı katliamı sonrası bölgeye Türkiye&#39;den giden tek liderdi.</p><p>Mart 2013 yılında Eskişehir&#39;de yapılan Muhsin Yazıcıoğlu Sempozyumu&#39;nda konuşan Azerbaycan Milletvekili Merhume Ganire Paşayeva, şehit liderimiz Muhsin Yazıcoğlu&#39;nun Ermenistan işgalindeki Karabağ&#39;ın bağımsızlığı konusundaki mücadelesini anlatmış ve salonda duygusal anlar yaşanmıştı.</p><p>Merhume Paşayeva, şunları söylemişti:</p><p>&quot;O, Türklerin derdini kendi derdi olarak gördü. Karabağ&#39;ın acısını içinde, yüreğinde hissetti, Türkiye&#39;nin bir davası gibi gördü, dertlendi. Yazıcıoğlu&#39;nu unutmadık, unutturmayız ve unutmayacağız. Yazıcıoğlu&#39;nu unutmak, çok bedeller ödetir.</p><p>Yazıcıoğlu&#39;nu unutmak demek benliğini, geçmişini unutmak demektir. Azerbaycan&#39;da Yazıcıoğlu dendiğinde adam gibi adam akla gelir. Onun bir Karabağ acısı, ağrısı vardı. Oradaki yaşananlar onu çok rahatsız ederdi. O, burayla çok dertlendi, mücadele verdi.&rdquo;</p><p>Ganire Paşayeva  9  Nisan 2015 günü  Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Türk Yurdu Öğrenci Topluluğu tarafından &#39;100&#39;üncü Yılında Ermeni Meselesi&#39; adlı konferansa katılmış ve binlerce öğrenciye hitap etmişti.</p><p>23 Mart 2018  tarihinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesine ikinci kez  gelen Ganire Paşayeva  konferans sonrası etrafını çeviren gençlerle sohbet ederken şehit lider  Muhsin Yazıcıoğlu&#39;ndan söz etmiştir Sivas&#39;ın  yetiştirdiği  büyük lider milletin adamı Yazıcıoğlu ile ilgili şunları anlatmıştır:</p><p> &quot;Bu güzel şehrin  büyük bir  evladı var, Muhsin Yazıcıoğlu! Muhsin başkan nur içinde yatsın. Ayın 25&#39;i, 25 mart onun vefatının yıldönümü. Büyük bir değerdi Türk milleti için, büyük bir değerdi Türk Müslüman dünyası için. Gençlerimizin öğrenmesi gereken milli duygu ve düşüncelerde insanlardan biri bu güzel Sivas&#39;ın yetiştirdiği o müthiş insandı. Onu da burda anmadan, &quot;nur içinde yatsın&quot; demeden ayrılırsam günah olurdu. Allah bütün Türk aydınlarına da rahmet eylesin.&quot;</p><p>Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun sevgili kızı , canım kızımız  Firuze Yazıcıoğlu&#39;nun, Afşin Yazıcıoğlu ile Haziran 2013&#39;te Ankara&#39;da gerçekleşen nik&acirc;h törenine Azerbaycan&#39;dan gelerek katılmıştı. Yazıcıoğlu ailesine karşı büyük bir sevgisi vardı.</p><p>HANIM HALİLOVA: &ldquo;MUHSİN BAŞKAN SADECE TÜRKİYE&#39;NİN DEĞİL, BÜTÜN TÜRK DÜNYASININ DA ŞEHİDİDİR&rdquo;</p><p>Büyük lider Elçibey ile birlikte omuz omuza &quot;azatlık&quot; mücadelesi vermiş danışmanı, akademisyen Hanım Halilova, &quot;Muhsin Bey, bizim değerli bir liderimizdi. Tüm dünya ayağa kalktı. Özbekistan&#39;da, Çeçenistan&#39;da, Kazan&#39;da, Kırgızistan&#39;da, nerede Türk var, hepsi ağlıyor&quot; diyerek diğer Türk devletlerinin de taziyelerini iletmişti.</p><p>İstanbul&#39;da yapılan 1. Uluslararası Muhsin Yazıcıoğlu Sempozyumu&#39;nda konuşan, toplantıya Azerbaycan&#39;dan katılan Doç. Dr. Hanım Halilova da konuşmasında Yazıcıoğlu&#39;nun sadece Türkiye de değil, bütün Türk dünyasında çok sevilen bir lider olduğunu söyledi. Halilova, &ldquo;O, sadece Türkiye&#39;nin değil, aynı zamanda Türk dünyasının da şehididir.&rdquo; dedi.</p><p>Azerbaycan Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyeti Başkanı Hanım Halilova, yine Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun şehadeti ile ilgili yazmış olduğu bir yazıda onunla ilgili anılarını şöyle anlatmıştır:</p><p>&ldquo;Muhsin Bey&#39;le ilk kez 3 Nisan 1993 tarihinde Bakü&#39;de Azerbaycan Halk Cephesi&#39;nin binasında görüştük. Kelbecer&#39;in Ermeniler tarafından işgal edilmesinden hemen sonra bize destek vermek için Bakü&#39;ye gelmişti. Kelbecer, işgal edildiği gün rehberi olduğum Kadın Hukukları Müdafaa Cemiyeti kadınları ile devlet televizyonuna çıktık. Azerbaycan&#39;da ve Türk dünyasında ilk olarak Ermeni işgaline karşı kadın taburunu kurduğumuzu açıkladım. Ondan önce de kadınlarımız, Ermenilere karşı savaşmış ve birçok kadın şehit düşmüştü. Yalnız Kelbecer&#39;in işgal edilmesinden sonra biz resmi olarak kadın taburunun kurulduğunu açıkladık. Ben asker kıyafetimle Muhsin Bey&#39;le görüştüğümde o bana önce merakla baktı. Ben de ona durumu izah ettikten sonra bana: &lsquo;Tarihimizde Türk kadını, en ağır günlerde ister erkeği ile birlikte isterse de tek başına düşmana karşı mücadele vermiştir&#39; dedi. Bizim Muhsin Bey&#39;le ilk tanışmamız ağır şartlar altında olmuştur. O zaman Elçibey Cumhurbaşkanı idi. Muhsin Bey&#39;in Bakü&#39;de olduğunu duyduğunda hemen görüşmüş ve görüşme sıcak ortamda geçmişti. Muhsin Bey, çok vefalı insan idi. Elçibey, Cumhurbaşkanı olduğunda birçok kişi onunla görüşmek için can atıyordu. Kendilerini ona yakın göstermekteydiler. Elçibey&#39;e darbe olduktan sonra o insanlar Elçibey&#39;i hiç sormadı bile. Muhsin Bey ise Elçibey, Keleki köyünde sürgündeyken sık sık telefonla onu aramaktaydı. 2000 yılında Elçibey, Ankara Hastanesi&#39;nde yattığında Muhsin Bey onunla görüşmek için randevu istemişti. Elçibey&#39;e Muhsin Bey&#39;in aradığını söylediklerinde &quot;Hayır önce benim onu aramam gerekir, önce ben arayayım sonra randevu verelim.&quot; demişti. Elçibey, telefonda, Muhsin Bey&#39;e &quot;Önce benim sizi aramam lazımdı, çünkü siz en zor zamanlarda daima yanımızda oldunuz.&quot; dedi. Elçibey vefat ettiğinde Muhsin Bey, Türkiye&#39;den bir grup insanla Bakü&#39;ye gitti. Onu Azerbaycan halkı ile toprağa verdi.</p><p>Türk ve İslam dünyası için verdiği hizmetlerden dolayı tarih Muhsin Bey&#39;i daima saygıyla ve takdirle yad edecektir. Çünkü Muhsin Bey, Türk dünyasındaki insanların kalplerinde, gönüllerinde layık olduğu yere oturmuştur.&rdquo;</p><p>HOCALI  SOYKIRIMI  SONRASI AZERBAYCAN&#39;A GİDEN TEK LİDER MUHSİN YAZICIOĞLU&#39;YDU</p><p>Soykırım bir insanlık suçudur.. Bu suç, 31 yıl önce Azerbaycan&#39;ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında da işlendi Kadın veya erkek, genç ya da yaşlı demeden yüzlerce insan dünyanın gözü önünde katliama uğradı.</p><p>Hocalı  Soykırımın üzerinden 31 yıl geçti fakat acısı bugün de Azerbaycanlıların kalbinde tazeliğini koruyor.</p><p> Dünya, insanlık tarihinin en korkunç katliamlarından birine uyandığında takvimler 26 Şubat 1992&#39;yi gösteriyordu. Ermeni çeteler  Rus ordusunun da desteğiyle  20. yüzyılın en kanlı  soykırımlarından birini Hocalıda gerçekleştirdi.</p><p>Hocalı Soykırımı insanlığın en büyük kara lekelerinden biridir</p><p>Tarihe kara bir leke olarak geçen soykırım Azerbaycan&#39;ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında meydana geldi. Ermeni kuvvetleri kadın, erkek, çocuk ayrımı yapmaksızın önüne geleni katletti.</p><p>Azerbaycan&#39;ın Dağlık Karabağ bölgesinde yer alan Hocalı, Erivan yönetiminin Dağlık Karabağ&#39;a h&acirc;kim olma ve bunun akabinde &ldquo;Büyük Ermenistan&#39;ı&rdquo; kurma gibi emperyalist bir politikayı hayata geçirme arzusu sonucu 25 Şubat 1992 gecesi Ermeni silahlı güçleri tarafından saldırıya uğramıştır.</p><p> Rus ordusunun o zaman Hankendi&#39;de bulunan güçlerinden yardım aldılar. Ermeni kuvvetlerinin, Rusların teknik imkanlarını kullanarak kenti top ve tank ateşine tuttu; hatta saldırıda Rus askerlerinin bizzat yer aldığı bile kayıtlara geçti.</p><p>Hocalı&#39;da savunmasız durumdaki, sivillere  Ermeni  çetelerin gece karanlığında yaptığı katliam, 26 Şubat&#39;tın ilk ışıklarıyla insanlık tarihine kara bir leke olarak yazıldı</p><p>Resmi kayıtlara göre, öldürülenlerden 63&#39;ü çocuk, 106&#39;sı kadın, 70&#39;i yaşlıydı. 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştu. 1275 kişi ise, Ermeni güçlerin elinde esirdi. Esir alınan 68&#39;i kadın, 26&#39;sı çocuk 150 kişiden hiç haber alınamadı. Katliamda 8 aile tamamen yok edildi, 25 çocuk her iki ebeveynini, 130 çocuk ise ebeveynlerinden birini kaybetti.</p><p>Öyle ki bu katliam çağın yaşanmış en ağır soykırımlarından biri olarak tarihte yerini almıştır. Azerbaycan Parlamentosu Hocalı&#39;da yaşananların &ldquo;soykırım&rdquo; olduğunu ilan etti. </p><p>Biz ise unutmadık; aklımıza, kalbimize kazıdık, bu acıyı. Çünkü unutmak ölmektir; tekrara davetiyedir. Ne diyordu bilge kral, &ldquo;Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.&rdquo;</p><p>İnsanlık tarihine kara bir leke olarak yazılan bu katliam, hiçbir zaman unutulmayacak</p><p>26 Şubat 1992&#39;de Hocalı katliamı olduğunda Ermenistan&#39;a ve onun hamisi olan Rusya&#39;ya en sert tepkiyi koyanların başında o zaman Sivas milletvekili olan şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu gelmiştir.</p><p>Ermeniler, Hocalı&#39;da katliam yaparken, Karabağ&#39;ı işgal ederken, TBMM&#39;de gür bir seda ile Azerbaycan&#39;ın haklılığını haykıran, Azerbaycan Türk&#39;ünün sesi soluğu olan, yine Muhsin Yazıcıoğlu idi.</p><p>DYP-SHP Hükümeti&#39;nin dış politikadaki siyasetini şiddetle eleştirmişti. Yazıcıoğlu neden hükümete karşı çıktıklarını şöyle anlattı:</p><p>&ldquo;Hükümet, Karabağ meselesinde yanlış siyaset izliyordu. Ermeni silahlı çeteleri liderleri Robert Kaçaryan&#39;ın direktifleri ile her gün insanlık dışı katliam yapıyor, baskı ve zulüm uyguluyordu. Hükümet ise Ermenilerin bütün bu saldırganlığına zorbalığını sadece seyrediyordu. Hocalı&#39;da 26 Şubat gecesi 83&#39;ü çocuk 106&#39;sı kadın 613 kişi hunharca katledildi. Bunlar acımasızca yöntemlerle işkencelerle öldürülmüştür. Ermeniler soykırım yapıyor, sivil halkı alçakça katlediyor, iktidar ise Azerbaycan&#39;a yardım etmiyor, sahip çıkmıyordu. Elbette buna sesiz kalamazdık. O yüzden bu vahşete seyirci kalan hükümete karşı çıktık.&rdquo;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu hem mecliste hem meydanlarda Azerbaycan Türk&#39;üne sahip çıkmış, hatta BBP kurulduktan kısa bir süre sonra Azerbaycan&#39;da, cephede savaşan Azerbaycan Türk&#39;ünün yanına koşmuş, yaralı askerleri hastanelerde ziyaret etmiştir. Şehit düşen Azerbaycan Türk&#39;ü kardeşlerimizin evlerine taziye ziyaretinde bulunmuştu. Azerbaycan Türk&#39;ünün &ldquo;harbi hastane&rdquo; dedikleri, Merkez Harbi Hastanesi&#39;nde yaralıları ziyaret ederken Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki arkadaşlarımız çok duygulanmışlardı. Bu ziyaret, Azerbaycan Türk&#39;üne büyük moral olmuştu. DYP-SHP Hükümeti, Azerbaycan Türk&#39;üne duyarsız kalırken, Muhsin Yazıcıoğlu cephedeydi.</p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU, EBULFEZ ELÇİBEY İLE GÖRÜŞTÜ</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekiler, cepheden Bakü&#39;ye gelerek büyük lider, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey&#39;le 1993 Mart sonunda görüşmüşlerdir. Her iki lider bu görüşmede çok duygulanmışlardı. Muhsin Yazıcıoğlu, Azerbaycan&#39;da meydana gelen gelişmeler konusundaki genel görüşme önergeleri üzerindeki ön görüşmede fikirlerini dile getirmiştir. 23 Eylül 1993 günü yaptığı konuşmada, devletimizin ve işbaşında bulunan iktidarın, derhal Azerbaycan&#39;a sahip çıkmasını, Rus emperyalizmine ve onun desteklediği Ermeni çetelere karşı büyük lider Elçibey&#39;e ve can Azerbaycan&#39;a destek vermesini istemiştir. Muhsin Yazıcıoğlu, 28 Şubat 2007 yılında Alperen Ocakları Genel Merkezi tarafından düzenlenen &ldquo;HOCALI KATLİAMI&rdquo; adlı panelde &ldquo;Küresel güçler, Hocalı katliamını unutturmak istiyor&rdquo; demiştir.</p><p>Yazıcıoğlu konuşmasında, &ldquo;Dün Hocalı&#39;da, bugün Telafer&#39;de yaşanan katliamlardan kimse bahsetmiyor. Batı, ikiyüzlülüğünü sürdürüyor. ABD ve Batı, Türk düşmanı Ermenistan&#39;a destek vermeye devam ediyor.&rdquo; demiştir.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, katliamın 16. yılı dolayısıyla yayımladığı mesajda, şunları söylemişti:</p><p>&ldquo;Hocalı&#39;da katledilen soydaşlarımızın hakkını takipte sadece dünya sessiz kalmamıştır, maalesef  ülkemizi idare eden siyasi iktidarın  duyarsızlığı ve takipsizliği de kahredicidir. Birileri yüz yıl öncenin h&acirc;l&acirc; hesabını sormaya çalışırken, biz Türkler daha 16 yıl öncekini neredeyse unutma noktasına getirildik.&rdquo;</p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU, EBULFEZ ELÇİBEY&#39;İN ÇOK YAKIN DOSTUYDU</p><p>BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, beraberinde Divan Üyeleri Prof. Dr. Orhan Arslan, Orhan Kavuncu, Recep Kırış ile Ankara Hastanesi&#39;nde tedavisi tamamlandıktan sonra Sheraton Otel&#39;e yerleşen Ebulfez Elçibey&#39;i ziyaret etmişlerdi.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, burada yaptığı konuşmada, Elçibey&#39;in Türk dünyasının yetiştirdiği bilge bir şahsiyet olduğunu vurgulayarak, &quot;Hayatınız mücadele içinde geçti. Azerbaycan&#39;da devlet başkanı olarak büyük hizmetleriniz oldu. Sizi Türkiye&#39;ye gelmişken, ziyaret edip, hastalığınız dolayısıyla geçmiş olsun demek istedik.&quot; demişti.</p><p>Ebulfez Elçibey ise BBP liderine hitaben yaptığı konuşmada, &quot;Azerbaycan&#39;a olan dikkatiniz, ilginiz takdire şayandır. Biz özgürlük, bağımsızlık hareketini başlatırken, çok yardımınız oldu. Ben köyüme çekildiğimde de yardımlarınızı devam ettirdiniz. Bunlar için çok teşekkür ediyorum.&quot; ifadelerini kullanmıştı.</p><p> Elçibey, rahatsızlığına rağmen Muhsin Yazıcıoğlu ve yanındakilerini, otel asansörünün kapısına kadar yolcu etmişti.</p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU: &ldquo;NE YAPMAK İSTİYORSUNUZ? BU ACELECİLİK NİYE?&rdquo;</p><p>Azerbaycan&#39;ın 2. Cumhurbaşkanı, siyasetçi ve yazar, büyük dava ve devlet adamı Ebulfez Elçibey, 22 Ağustos 2000 günü 62 yaşında Ankara&#39;da Hakk&#39;a yürümüş, sonsuzluğun sahibine kavuşmuştur. Büyük lider Elçibey, zor zamanlarında, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun hep yanında olduğunu, kendisine destek verdiğini ve yardımı dokunduğunu, her zaman her yerde anlatmıştır. Bu hususta tarihe bir not daha düşmek lazım: Elçibey&#39;in naaşı, vefat ettiği gün apar-topar ülkesine gönderildi. BBP&#39;ye ambargo koyan basına yansımasa da Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun tarihi öneme sahip bir açıklaması vardı. Şöyle diyordu milletin adamı, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu:</p><p>&ldquo;Ne yapmak istiyorsunuz. Bu acelecilik niye? O, Türk dünyasının birliği için çalışan büyük bir devlet, fikir ve dava adamıydı. Türk milleti onun cenaze namazını kılmalı, vatanına öyle yolcu etmeliydi. Hükümet ortakları, Türk devlet anlayışına yakışmayan bir şekilde olağan üstü bir acelecilik ve panik içinde Elçibey&#39;in naaşını Azerbaycan&#39;a gönderdiler. Yazıklar olsun kınıyorum&hellip; Elçibey, tavizsiz bir Türk milliyetçisidir. Bütün hayatını Türklüğün mukadderatına ve Türk dünyasına adamıştır.&rdquo;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, her konuşmasında, Elçibey&#39;in dünya Türklerinin birliğini savunan bir lider olduğunu söyledi. Elçibey, başta Azerbaycan olmak üzere Türk dünyasının tamamını ilgi alanı olarak kucaklamış, büyük bir Türk milliyetçisi idi.</p><p>TÜRKİYE&#39;DEN ELÇİBEY&#39;İN CENAZESİNE KATILAN TEK LİDER, MUHSİN BAŞKAN&#39;DI</p><p>Elçibey, Türk dünyasının problemlerine Kuzey Azerbaycan&#39;ın bağımsızlığı, Karabağ&#39;ın Ermeni işgalinden kurtarılması, Güney Azerbaycan ile birleşme ve Türk birliğine geçme şeklinde yaklaşmıştır.</p><p>Ebulfez Elçibey, Türk dünyasında bir destandır, bir kahramandır, bilge bir kişiliktir.  Elçibey tam idealistti. Tam bir dava, inanç, ahlak ve karakter adamıydı. Politikacı olamayacak kadar açık sözlü, mert bir liderdi. Hayatı boyunca hiç politikacı olmadı. Bu anlamda o, siyasete de uzaktı, siyaset de ondan hep uzak kaldı.</p><p>Millet önderiydi, büyük idealleri vardı, bunlar Azerbaycan ile sınırlı değildi. Çünkü Elçibey istikameti, çizgisi doğru milletine sevdalı, milli şuur sahibi, meseleleri Azerbaycan ile sınırlı düşünmeyen, engin ufuklara sahip gerçek ülkücüydü. Gerçek bir dava adamıydı.</p><p>Türklük mefkuresine bağlı, Ebulfez Elçibey&#39;in naaşının Türkiye&#39;den Azerbaycan&#39;a nakledilmesinde de sadece şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye&#39;den katılan tek Türk milliyetçisi liderdi. Müslüman Türk&#39;ün hafızası asla bu durumu unutmayacaktır. Muhsin Yazıcıoğlu Elçibey&#39;in vefatından sonra şu mesajı yayınlamıştı:</p><p>&ldquo;Çok değerli fikir ve devlet adamı, ömrünü hürriyet mücadelesine adamış, Türk dünyasına büyük hizmetleri olan, dost insan, Azerbaycan eski devlet başkanı Ebulfez Elçibey&#39;in vefatı sadece Azerbaycan&#39;ı değil ömrünü istiklaline adadığı Türk dünyasını üzmüştür. Can Azerbaycan&#39;ın Türklerinin engin sağduyusu, Elçibey&#39;in taşıdığı Türklük, bağımsızlık ve birlik ateşini yaşatmaya ve taşımaya devam edecektir. Bu vesile ile büyük dava adamı Ebulfez Elçibey&#39;e Cenab-ı Allah&#39;tan rahmet temenni eder, şahsım ve partim adına kardeş Azerbaycan halkına ve tüm Türk dünyasına başsağlığı dilerim.&rdquo;</p><p>25-31 Ağustos 2000 tarihli Muhalif gazetesinin 32. sayısının kapağında Muhsin Yazıcıoğlu ile Ebulfez Elçibey&#39;in birlikte çekilmiş, samimi, içten resimleri vardı. Resimlerin üstünde ise &ldquo;Türkistan Yasta. Türk dünyasının Dede Korkut&#39;u Ebulfez Elçibey Hakk&#39;a yürüdü&rdquo; diye sözleri manşetten verilmişti.</p><p>YAZICIOĞLU: &ldquo;ELÇİBEY&#39;LE GÖRÜŞTÜM, &lsquo;TÜRKİYE YARDIM ETSİN&#39; DEDİ&rdquo;</p><p>&lsquo;Birlik Akademisi&#39; &ldquo;Doğumunun 70. yılında Ebulfez Elçibey&rdquo; konulu bir anma toplantısı düzenlemişti. 25 Haziran 2008 Çarşamba günü, TOBB konferans salonunda yapılan anma programına çok sayıda davetli katılmıştı.</p><p>Tarihe not düşülen anlamı ve maneviyatı yüksek bu muhteşem anma programında Şehit liderimiz milletin adamı, tavizsiz Türk milliyetçisi Muhsin Yazıcıoğlu, tarihi bir konuşma yapmıştı. Yaptığı konuşmada Elçibey&#39;i &#39;&#39;Büyük devlet adamı, tavizsiz Türk milliyetçisi, bilge bir lider ve insan&#39;&#39; olarak nitelendirmiş ve onunla ilgili hatırasını anlatmıştı. Muhsin Başkan, konuşurken duygusal sahneler yaşanmıştı.  Elçibey&#39;i 1991 yılında şahsen tanıdığını belirten Yazıcıoğlu, Elçibey&#39;in Azerbaycan&#39;ın bağımsızlığına kavuşmasındaki mücadelesinin kimse tarafından yadsınamayacağını söylemişti.</p><p>Hocalı katliamının ardından Azerbaycan&#39;a gittiğinde Elçibey&#39;le bir araya geldiklerini anlatan Yazıcıoğlu, &ldquo;Daha sonra iletişim eksikliğinden kaynaklanan bir kopukluk üzerine bir araya gelemedik. Hemen Dışişleri yetkilileri aracılığıyla bize haber gönderdi ve üzerinde kamuflaj elbiseleri, helikopterle cepheden yanımıza geldi. Kucaklaştık, savaşın gidişi ile bilgiler verdi, bizden de bazı istekleri olduğunu ve Türkiye&#39;ye ulaştırmamızı rica etti.&rdquo; şeklinde bir anısını paylaştı.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, yıllar önce katıldığı bir yayında Elçibey ile olan anısında Türkiye&#39;nin Azerbaycan&#39;a iki helikopter verecek güçte olmadığı yılları şu şekilde anlatıyor:</p><p>&quot;İki tane helikopter bile vermediler. Ben Kelbecer işgal edilir edilmez Azerbaycan&#39;a gittim. Bir heyetle kendimiz oluşturup gittik. Sayın Elçibey&#39;e &#39;Türkiye&#39;den beklentiniz nedir?&#39; diye sorduğumuzda o bize &#39;İki helikopter vermeyen bir ülkeden ne beklerim?&#39; demiştir açıkça.&quot;</p><p>Azerbaycan&#39;ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı, Türk dünyasının ve Azerbaycan halkının unutulmaz lideri Ebulfez Elçibey. Elçibey, yüksek bir tarih şuuru ve derin bir Türklük sevgisine sahiptir. Elçibey, Türk milleti için yaşayan, yüreği milletimizin yükselmesi ve mutluluğu için çarpan bir büyük liderdir.</p><p>Elçibey, Türk dünyasının Türk gibi düşünen liderlerinden biridir. Hayatını, &ldquo;Büyük Türk Birliği Ülküsü&#39;ne&rdquo; adadı.  Elçibey, yürüttüğü milli politikalar ve Türk milliyetçiliği ülküsüne sarsılmaz bağlılığıyla, Türk milletinin gönlünde taht kurdu.</p><p>ELÇİBEY&#39;E ,PAŞAYEVA&#39;YA  RAHMET OLSUN</p><p>Ebulfez Elçibey gibi Türk milletine sevdalı Azerbaycan Mill&icirc; Meclisi&#39;nin 3, 4, 5 ve 6. dönem milletvekili olan, hukukçu, hekim, gazeteci, yazar ve siyasetçi Ganire Hanım da Türklük davasına büyük hizmetlerde bulundu. Türkçülük davası ve Türk ülküsü yolunda kendi sağlığını feda etti. Merhume Paşayeva&#39;nın Türk dünyası için verdiği tarihi mücadeleyi asla unutmayacağız.</p><p>Tüm Azerbaycanlı kardeşlerime başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Ruhu şad, mek&acirc;nı cennet olsun&hellip; Allah yakınlarına sabır versin. Her birimizin, bütün Türk dünyasının başı sağ olsun.</p><p>Paşayeva&#39;nın vefatı, sadece Azerbaycan için değil, tüm Türk milleti için büyük bir kayıptır. Ganire Hanım&#39;a Cenabı Allah&#39;tan rahmet, başta ailesi ve tüm sevenlerine sabır diliyorum. Can Azerbaycan&#39;ın başı sağ olsun!  Türk dünyasının başı sağ olsun!</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-elcibey-e-pasaveya_1696454838_dSofMU.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Elçibey'e, Paşayeva'ya tüm şehitlerimize rahmet olsun ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-elcibey-e-pasaveya_1696454838_dSofMU.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Gözdağı öyle mi? Hepimiz 21 Şubat'ta Kahramanmaraş'tayız]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-gozdagi-oyle-mi-hepimiz-21-subat-ta-kahramanmaras-tayiz/84585/</link>
            <description><![CDATA[Hakkı Öznur Kahramanmaraş’ta devam eden  Muhsin Yazıcıoğlu davası ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu. Hakkı Öznur 20 Eylül Çarşamba günü salon dışında yaşananlar ve Yazıcıoğlu davası ile bir  açıklama yayımladı. ]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-gozdagi-oyle-mi-hepimiz-21-subat-ta-kahramanmaras-tayiz/84585/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Mon, 25 Sep 2023 22:20:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ BBP lideri şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşı,  Ülkücü  Hareket&#39;in  önde gelen isimlerinden, Alperenlerin ağabeyi, araştırmacı yazar  Hakkı Öznur Kahramanmaraş&#39;ta devam eden  Muhsin Yazıcıoğlu davası ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu. Hakkı Öznur 20 Eylül Çarşamba günü salon dışında yaşananlar ve Yazıcıoğlu davası ile bir  açıklama yayımladı. Öznur&#39;un açıklamasının tam metni:<strong>MAHKEMELERİ, ADLİYE KORİDORLARINI, MEYDANLARI TERKETMEYECEĞİZ!</strong><p>Milletimizin ve kamuoyunun &ldquo;suikast&rdquo;, siyasal iktidarın &ldquo; kaza&rdquo; dediği    dava kapatılmaya, karartılmaya, örtbas edilmeye çalışılıyor. Kahramanmaraş 2&#39;nci Ağır Ceza Mahkemesi&#39;ndeki duruşma yine ertelenmiştir.  Şaşırdık mı?  Şaşırmadık! 15 yıla  yakındır dava sürekli uzatılıyor.</p><p>Hiçbir güç, odak, mihrak bizim davayı takip etmemizi engelleyemez.  Oyunlarını bozmaya devam edeceğiz.  Enselerindeyiz ,peşlerindeyiz.</p><p>Zannetmesinler ki suikastın peşini bırakacağız. Zannetmesinler ki susacağız, korkacağız, çekineceğiz.  Zannetmesinler ki  Mahkeme salonlarını, adliye  koridorlarını ,  meydanları   terk edeceğiz!</p><p>Kimse bizi sindiremez, korkutamaz!    Muhsin Yazıcıoğlu çizgisini sürdüren dava ve yol arkadaşları, Alperen gençliğimiz  mahkemelerde, adliye binalarında, meydanlarda olmaya ve davayı sonuçlanana kadar takip etmeye devam edecektir. Asla peşini bırakmayacağız !</p><p>21  Şubat 2024 günü bütün dava ve yol  arkadaşlarımız Yazıcıoğlu&#39;nun sevenleri o gün mahkeme salonunda olacağız.  </p><p>BASIN AÇIKLAMASINA DAHİ  TAHAMMÜL EDEMİYORLAR.   DAVA&#39;YI TAKİP ETMEMİZİ KİMSE ENGELLEYEMEZ!</p><p>15 yıla yakındır devam eden mahkemelerde  zaman zaman  siyasal iktidardan talimat alan güvenlik güçlerinin  gazlı ve coplu müdahalelerine maruz kaldık.    Adliye önünde ellerinde dövizlerle &lsquo;Adalet istiyoruz&#39; diyen şehit ailelerine ve Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşlarına verilen emir ve talimatlarla Fiziki müdahaleler yapılmıştır.  Şehit liderimizin ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu dahil olmak üzere bir çok  dava arkadaşlarımıza, genç alperenlerimize gaz sıkılmış, coplarla saldırılmıştır.</p><p>Şehitlerimizin  yakınlarına, avukatlarımıza, dava arkadaşlarımıza bir çok zorluklar ve engeller çıkartılmıştır. Değişen bir şey Yok!   Çarşamba günü yapılan mahkeme sonrası davayla ilgili,  demokratik hak olan basın açıklaması yapmak isteyen   Yazıcıoğlu ailesine ve  arkadaşlarımıza  engel olunmaya çalışılması asla kabul  edilemez. </p><p>Basın açıklamasında  şehit liderimizin ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu başta olmak üzere  aile yakınları da vardır. Şehit liderimizin ailesinin de içinde olduğu kitleye  güvenlik güçlerinin müdahalesi yanlış olmuştur. Demokratik bir hak olan basın açıklamasının engellenmesi davanın neden sonuçlanmadığını  neden  kapatılmak istendiğini bir kez  daha göstermiştir.</p><p>Adliye önünde basın açıklamasına bile tahammül edemiyorlar.  Basın açıklamasına  engel olunması ve engeller çıkarılması davanın çözülmek istenmediğini  unutturulmak ve gündemden düşürülmek istendiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. </p><p>YASSIADA REJİMİNİN,  CUNTA REJİMLERİNİN HAKİMLERİNE, SAVCILARINA ÖZENMEYİN!    ONLAR,    BUGÜN  RAHMETLE DEĞİL NEFRETLE ANILIYORLAR!</p><p>Yassıada rejiminin Başsavcısı  demokrasi ve milli irade düşman Altay Ömer Egesel Menderes ve arkadaşlarının idamlarını istiyordu.  Yüksek Adalet Divanı Başkanı Yassıda Mahkeme Başkanı Salim Başol&#39;da  sanıklara &ldquo;Sizi buraya tıkayan kuvvet böyle istiyor&rdquo;  diyordu.</p><p>12 Eylül Cunta rejiminin  askeri savcısı  Nurettin Soyer&#39;di. Diktatör Kenan Evren&#39;in ve 5&#39;li Konseyin maşası MHP ve Ülkücü düşmanı,  Nuretttin Soyer  220 ülkücünün idamını istiyordu. C-5 işkence merkezinde POL-DER mensubu  kızıl çeteler   Ülkücülere işkence yaparken sadistçe seyrediyordu.</p><p>Yassıada mahkemesi, 12 Eylül mahkemeleri  tamamen  tiyatrodan ibaretti;  Bu gün  aziz milletimiz   EGESEL&#39;İ  ,BAŞOL&#39;U, SOYER&#39;İ vb . rahmetle minnetle değil , nefretle  anıyor. </p><p>Cunta rejimlerinin, saray rejimlerinin, otoriter rejimlerin sözde hakimleri savcıları hukuk tanımaz.  Onun için bir kez  daha vurguluyorum;  hakimler ,savcılar hukuku yerine  getirin!  Size dikte ettirilen emir ve talimatları tanımayın. Keyfi kararlar almayın. Vicdanınızın sesini dinleyin.</p><p> Muhsin Yazıcıoğlu davasını sonuçlandırın! Sanık sandalyesinde yer alması gerekenleri getirin. Korkmayın, tarih korkakları değil; gerçek hukuk adamlarını, hukuk&#39;a  ve  demokrasiye bağlı olanları yazar! Yoksa  Egesel&#39;lerden ,Başol&#39;lardan Soyer&#39;lerden farkınız kalmaz! Tarih yargılar, millet affetmez ve nefretle anar.</p><p>KÜRESEL BİR   TERTİPLE  ŞEHİT EDİLDİ</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu davasında devam eden mahkeme süreçleri, eylemin örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir.</p><p>Cumhuriyet tarihimiz boyunca yapılan suikastlerin en başında Muhsin Yazıcıoğlu suikastı gelmektedir. Liderimiz ve dava arkadaşlarımız küresel bir organizasyonla şehit edildiler.</p><p>Küresel merkezlerde planlanan büyük bir organizasyonla milletin adamı, milli ve yerli lider, Türkiye&#39;nin milli direnç merkezi Muhsin Yazıcıoğlu organize bir suikastla şehit edilmiştir.</p><p>Devletimizin içine kadar sızmış, kılcal damarlarına kadar yerleşmiş kriminal yapılar, kriptolar, beşinci kol gruplar bu küresel tertipte yer almışlardır.</p><p>BOP , BİP VB. KÜRESEL EMPERYALİST PROJELERE VE SENARYOLARA KARŞI ÇIKTI İŞBİRLİKÇİLERİYLE MÜCADELE ETTİ</p><p>ABD ve İngiltere&#39;den oluşan Anglosakson ittifakı ve onun Orta Doğu&#39;daki iş birlikçisi İsrail&#39;in bölgedeki oyunlarına ve küresel proje olan BOP, BİP ve BAP&#39;a net karşı koyan tek liderdi.</p><p>Anglosakson çizgisinin Türkiye ve Orta Doğu&#39;daki kirli ve karanlık oyunlarına, İngiliz/Yahudi fitnesine, Atlantik Konseyi&#39;ne, Atlantik haydutlarına, Atlantik işbirlikçilerine, dünya çete başlarına meydan okuyan Muhsin Yazıcıoğlu&#39;ydu.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi yaşamı boyunca küresel güç merkezleriyle Kapitalist-emperyalist sistemle mücadele etti.</p><p>Milli lider milletin adamı  Muhsin Yazıcıoğlu, BOP, BİP vb. küresel, emperyalist projelere, bölgemizde ABD, İngiltere, İsrail üçlüsü tarafından kurulmak istenen ikinci İsrail&#39;e karşı çıktığı için şehit edilmiştir.</p><p>BİR GÜN MUTLAKA YARGILANACAKSINIZ!</p><p>Her türlü kriptolar, beşinci kol gruplar, bölücüler, kısacası, Türklük ve Türkiye düşmanları, Muhsin Yazıcıoğlu davasının çözülmemesini, kapatılmasını istiyor. Türkiye&#39;de yaşanan birçok olayda her türlü kriptoların da parmağı olduğunu, yer aldığını milletçe biliyoruz. İster asker ister sivil olsun bu olayda sorumluluğu bulunanlar, ihmali ve kusuru olanlar, elimizden kurtulamazlar. Sonuna kadar takipçisi olacağız. Devlet içinde hükümet içinde ordu içinde bürokrasi içinde bu olayı örtbas etmeye, karartmaya, kapatmaya çalışanlar, hain emellerinde muvaffak olamayacaklar.</p><p>&ldquo;Muhsin Yazıcıoğlu, bizim kırmızı çizgimizdir&rdquo; diyen aziz milletimiz ve yiğit Alperenler, bu olayın peşini asla bırakmayacaktır.</p><p>Devam eden davada, korunan, kollanan, mahkemelere çıkartılmayan, ifadeleri bile alınmayan kim varsa; makamları, mevkileri ne olursa olsun bir gün mutlaka, alayı adalet önüne çıkarılacak ve millete hesap vereceklerdir.</p><p>Bilgi kirliliğine yol açmaktan, somut delilleri, belgeleri tahrip etmekten, sahte delil üretmekten, suç delillerini yok etmekten, bilinçli olarak yanlış koordinatlar vererek enkaz bölgesine ulaşmayı engellemekten, çalışmaları sabote etmekten, görevi kötüye kullanmaktan, ihmalden, kusurdan, davayı karartmaya, kapatmaya, örtbas etmeye çalışmaktan, hepiniz yargılanacaksınız, sanık sandalyesine mutlaka oturacaksınız. </p><p>Kaçışınız yok! Hepiniz, adalet önünde hesap vereceksiniz. Kaçışınız yok! Adaletten ve milletten kaçamayacaklar. Adalete, millete hesap verecekler. Gün gelecek devran dönecek, alayı hukuk önünde yargılanacaklar.</p><p>Bu suikastta kim, kimler varsa, yer almışsa, rol almışsa nerede saklanırlarsa saklansınlar, bulacak, çıkaracak,  milletimizin huzurunda hukuk içinde hesabını soracağız.</p><p>Bir gün mutlaka hukukun h&acirc;kim olduğu gerçek mahkemelere çıkartılacaksınız. Milletimize hesap vereceksiniz.</p><p>Bizim Allah&#39;tan başka kimseden korkumuz yok. Allah&#39;a can borcumuzdan başka kimseye  bir borcumuz yoktur! Tek gücümüz, tek dayanağımız Allah (C. C) ve millettir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-gozdagi-oyle-mi-he_1695669634_6GRCwf.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Gözdağı öyle mi? Hepimiz 21 Şubat'ta Kahramanmaraş'tayız ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-gozdagi-oyle-mi-he_1695669634_6GRCwf.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ankara Türk Ocakları ülkücü şehitleri Ulucanlar Cezaevi’nde andı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/ankara-turk-ocaklari-ulkucu-sehitleri-ulucanlar-cezaevi-nde-andi/84584/</link>
            <description><![CDATA[Ankara Türk Ocakları Başkanı, 58 kuşağına mensup Türk milliyetçisi büyüklerimizden, Türk milliyetçiliği ülküsünün yılmaz bir savunucusu, eğitimci Türkan Hacaloğlu başkanlığındaki Ankara Türk Ocağı yöneticileri, Ankara Türk Ocaklarına mensup gençlik grubu Ulucanlar cezaevini ziyaret etti.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/ankara-turk-ocaklari-ulkucu-sehitleri-ulucanlar-cezaevi-nde-andi/84584/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Tue, 19 Sep 2023 21:19:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ankara Türk Ocakları Başkanı, 58 kuşağına mensup Türk milliyetçisi büyüklerimizden, Türk milliyetçiliği ülküsünün yılmaz bir savunucusu, eğitimci Türkan Hacaloğlu başkanlığındaki Ankara Türk Ocağı yöneticileri, Ankara Türk Ocaklarına mensup gençlik grubu Ulucanlar cezaevini ziyaret etti.</p><p>Etkinliğe Milliyetçi Hareket&#39;in lideri Alparslan Türkeş ile birlikte kurucularından olan Milliyetçi&ndash;Ülkücü Hareketin önderlerinden merhum &ldquo;Türkmen Ağası&rdquo;, dava büyüklerinden Dündar Taşer&#39;in kızı Yasemin Yahnici (çocukları ve torunları ile katıldı), Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan araştırmacı yazar Hakkı Öznur, Türkeş üzerine yazdığı kitaplarla bilinen yazar Metin Turhan, 12 Mart öncesi cezaevine düşen Ülkü Ocakları kadrosundan Rıfat Dunay ve 78 kuşağı ülkücülerinden hem Ulucanlar hem Mamak Askeri Cezaevi, Eskişehir, Bursa Özel Tip cezaevlerinde toplam 13 sene yatan Medrese-i Yusufiyeli&#39;lerden Emir Kuşdemir ve yine çeşitli cezaevlerinde yatan çok sayıda ülkücü ve kalabalık bir gençlik topluluğu katıldı.</p><p>Türk Ocakları üyeleri, Genç Ülkücüler ellerindeki pankartlarla ve idam edilen Ülkücülerin resimleri ile Ulucanlar Cezaevi&#39;nde bir araya geldiler. Daha sonra toplu olarak idamların yapıldığı darağacının önünde konuşmalar yapıldı. Hakkı Öznur, Emir Kuşdemir idam edilerek şehit edilen ülkücüleri anlattılar.</p><p>Türk milliyetçisi gençler ve katılımcılar 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası bu cezaevinde kalan Ülkücülerin kaldığı koğuşları ve kısımları ziyaret ettiler. Ülkücülerin kaldığı 2. koğuş ve diğer kısımlar ziyaret edilirken 80 öncesi ve sonrası bu koğuşlarda kalan bazı Rıfat Dunay ve Emir Kuşdemir katılanlara Ulucanlar cezaevini, o günleri ve yaşananları anlattılar.</p><p>68 kuşağına mensup ülkücülerden Medrese-i Yusufiyeli&#39;lerden Rıfat Dunay konuşmasında 1970 -1974 yılları arasında Ulucanlar cezaevinde yatan ülkücüleri, verdikleri büyük mücadeleyi ve ülkücü şehitlerimiz Süleyman Özmen ile Dursun Önkuzu&#39;yu anlattı.</p><p>78 kuşağına mensup ülkücülerden Medrese-i Yusufiyeli&#39;lerden Emir Kuşdemir ise 12 Eylül öncesi Ulucanlar cezaevinde yatan ülkücüleri ve idam edilerek şehit edilen Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan ve Ali Bülent Orkan&#39;ı anlattı. Emir Kuşdemir konuşmasında şunları söyledi:</p><p>&ldquo;12 Eylül cunta rejimi 9 ülküdaşımızı idam sehpasında şehit etmiştir. Birçok dava arkadaşımızı da işkence hanelerinde şehit etmişlerdir. Fikri Arıkan, Mustafa Pehlivanoğlu ve Ali Bülent Orkan&#39;la bu üç yiğit ülkücü, Üç Ülkücü Şehidimizle, dava adamlarıyla Ulucanlar cezaevinde birlikte yattım. Her 3 şehidimizi de yakından tanıyorum. Onlar ülkücü harekete büyük hizmetlerde bulundular ve inandıkları ülkü davasında şehadete yürüdüler. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.&rdquo;</p><p>YASEMİN YAHNİCİ : TÜRKEŞ VE TAŞER AİLESİ ULUCANLAR CEZAEVİNDEKİ ÜLKÜCÜ GENÇLERİ SIK SIK ZİYARET EDERDİ</p><p>Dava önderlerimizden merhum Dündar Taşer&#39;in kızı, ,68 kuşağına mensup ülkücülerden Yasemin Yahnici de cezaevi ziyaretinde çok duygulanarak hüzünlü bir konuşma yaptı ve herkesi duygulandırdı. Yahnici şunları söyledi:</p><p>&ldquo;Bizler o zaman Ülkü Ocakları Birliğine mensup ülkücü gençlerdik. Genç Ülkücüler Teşkilatı, Ülkü Ocakları Birliği o dönem davamıza, hareketimize, Türk Milliyetçiliği Ülküsüne büyük hizmetlerde bulundular. Düzenlenen miting, yürüyüş, gecelere ve düzenlenen konferanslara, seminerlere katılırdık. 1968 -1971 yılarında Ruhi Kılıçkıran, Süleyman Özmen, Yusuf İmamoğlu, Dursun Önkuzu gibi dava arkadaşlarımız şehit edildi. Binlerce ülküdaşımız, dava arkadaşımız, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz 1968 ile 1980 yıllarında emperyalizmin uşağı komünistler tarafından, bölücüler tarafından şehit edildi. Şehit edilenler arasında 27 Aralık 1979&#39;da şehit edilen kayınbiraderim Ercüment Yahnici de vardır. Bu vesileyle bütün Ülkücü şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.</p><p>Ulucanlar cezaevini gezerken hatıralar gözümde canlandı. Rahmetli babam Ülkücü gençleri, evlatları olarak görür onları çok severdi, onlara büyük önem verirdi. Her zaman yanlarında olurdu. Ülkücü Gençlik de babamı çok severdi. Onun konferanslarına, sohbetlerine katılırlar ve onu dinlemekten çok mutlu olurlardı. Onun fikirlerine ve tavsiyelerine büyük önem verirlerdi.</p><p>Babam Dündar Taşer, hakka yürüdüğü (13 Haziran 1972) güne kadar cezaevine düşen ilk ülkücüleri ağabeylerimizi asla yalnız bırakmadı. Onları Ulucanlar cezaevinde ziyaret ederdi. Bazen ben de babamla ve Ülkücü arkadaşlarımızla görüş günlerinde Ulucanlar cezaevine gider burada yatan ülkücüleri ziyaret ederdik.</p><p>Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş&#39;in eşi Muzaffer Türkeş ve annem Asuman Taşer de bazen Ulucanlar cezaevine ziyarete gelirlerdi Cezaevinde yatan ülkücülerle sohbetler ederlerdi ve onlarda çok mutlu olurlardı. Gerek Ulucanlar gerekse 12 Eylül sonrası Mamak cezaevinden tahliye olan bazı ülkücü gençler ve bizden yaşça büyük ağabeylerimiz bize mutlaka uğrarlardı. Annem onlarla özel olarak ilgilenir, onlara yemekler hazırlar ve onları evladı gibi görür bağrına basardı.&rdquo;</p><p>TÜRKAN HACALOĞLU: ÜLKÜCÜLERE BÜYÜK BASKI VE ZULÜMLER YAPILDI</p><p>Ankara Türk Ocakları Başkanı Türkan Hacaloğlu ise Ülkücülerin vermiş olduğu tarihi ve destansı mücadeleden söz etmiş, Türklük Ülküsü ve Türk Milliyetçiliği davası uğruna iki binden fazla Ülkücünün şehit edildiğini anlatmıştır. 12 Eylül sonrası açılan MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasından söz etmiş, bu davanın 12 Eylül öncesi kurgulandığını ve 12 Eylül sonrası tatbik edildiğini söyledi. Cunta rejiminin Ülkücülere büyük baskı ve zulümler yaptığını anlatmıştır.</p><p>Türkan Hacaloğlu, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasını yakından takip ettiğini, duruşmalara dinleyici olarak zaman zaman katıldığını, işkence gören Ülkücülerin mahkeme salonunda kendilerine yapılan işkenceleri ve zulümleri anlatırken dinleyicilerin nasıl etkilendiklerini hüzünlenerek duygulanarak gençlere ve katılanlara anlatmıştır. Ülkücülerin Cunta rejimine boyun eğmediğini, davalarından asla taviz vermediğini de konuşmasında dile getirdi.</p><p>Katıldığı bir duruşmada MHP Eğitimcilerinden Yılma Durak&#39;ın kendisine yapılan işkenceleri anlatırken çok etkilendiklerini, çok üzüldüklerini hatta salonda bulunan ülkücülerin ailelerinden fenalaşanlar olduğunu aktaran Hacaloğlu, ülkücü ailelerin ve sanık olarak salonda bulunan ülkücülerin işkencecilere büyük tepki gösterdiğini mahkeme salonun karıştığını belirtti.</p><p>Hacaloğlu, 12 Eylül 1980 öncesi ÜOD ve ÜGD Genel Başkanlığını yapan Ülkücü Gençliğin Lideri Şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;na da C-5 adlı işkence merkezinde POL-DER mensubu solcu polislerin günlerce işkenceler yaptığını konuşmasında dile getirdi.</p><p>Hacaloğlu, kendini Mamak&#39;a adayan MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasında yargılanan ülkücülerin davasına giren, hem onlarla hem onların aileleri ile yakından ilgilenen ülkücü evlatlarını asla yalnız bırakmayan büyük dava adamı &quot;Ülkücülerin Erdemi&quot; Galip Erdem ağabeyden ve onun unutulmaz hizmetlerinden söz ettti.</p><p>Ömrünü Türk Milliyetçiliği Ülküsüne adamış, ismi Hacaloğlu şunları söyledi:</p><p>&ldquo;Mamak&#39;ta sanık olamadım ama hiç olmazsa onların avukatı olayım&rdquo; diyerek evinin bir köşesinde unutmuş olduğu hukuk fakültesi diplomasını çıkarıp, buruşuk avukatlık cübbesini giyerek, &ldquo;MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasında&rdquo; yargılanan Ülkücüleri savunmak için davalara girdi. Birçoklarının avukatlığını üstlendi. Tavizsiz Türk milliyetçisi Galip Abi kendisi için hiç yaşamadı hep ülkücü evlatları için yaşadı. Mamak&#39;ta, Ülkücü gençler ziyaret görüşünde onu görünce &ldquo;Galip Abi, Galip Abi&rdquo; diye seslenirler, müthiş manevi güç alırlardı. Mamak kapılarında bekleyen Ülkücülerin aileleri evlatlarına hep Galip ağabeyi anlatırdı.</p><p>Galip ağabey hem Ülkücü olmanın çilesini hem de çile çeken Ülkücülerin çilesini çekti. Galip Erdem Ülkücü&#39;nün çilesini yazdı, yazdığı gibi yaşadı.&rdquo;</p><p>Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan yakında çıkacak olan &ldquo;10 Ciltlik Ülkücü Hareket&rdquo; kitabının yazarı Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur&#39;da konuşmasında Türk Ocakları üyesi gençlere ve katılanlara şunları söyledi:</p><p><strong>ÜLKÜCÜLER CEZAEVLERİNİ MEDRESE-İ YUSUFİYEYE ÇEVİRDİLER</strong></p>&quot;Ülkücüler ilk olarak 68 döneminde cezaevine girmeye başladılar. 1970 -1974 yılları arasında 300 civarında ülkücü girip çıkmıştır. Ulucanlar cezaevinde yatan ÜOB Başkanlığı yapmış isimlerden İbrahim Doğan başta olmak üzere dönemin ÜOB ve Genç Ülkücüler Teşkilatı yöneticileri, mensupları Ceza ve Tutukevlerinin birer Yusufiye ve Taş Medrese haline gelmesinde ilk harcı koyanlardandır.1970-1974 yılları arasında İbrahim Doğan, Ali Güngör, Sami Bal, Mahir Özsoy, Hasan Ali Arıkan, , Sabri Can, Ulucanlar Cezaevi&#39;nde uzun süre yatan ilk Ülkücülerdendir. ÜOB Genel Başkanlığını yapan gençlik liderlerinden İbrahim Doğan, (Nisan 1970- Mayıs 1974) arası Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yattı. İbrahim Doğan&#39;dan sonra ÜOB başkanlığını yapan Ramiz Ongun da kısa bir süre yattı. 1974 yılında ÜOD Genel Başkanlığını yapan Muharrem Şemsek&#39;ten sonra ÜOD Genel Başkanlığı yapan (1975) Sami Bal 1970 yılında cezaevine giren, 74 affına kadar yatan ilk ülkücülerdendir.1970-1971 yıllarında MHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı yapmış isimlerden Ramazan Ceylan (Mirzaoğlu), Turan Güven&#39;de Ulucanlar Cezaevi&#39;ne iki kez girip çıktılar. Dönemin ÜOB, Genç Ülkücüler Teşkilatı ve MHP Gençlik Kolları üyeleri de cezaevinde yatmıştır. Dursun Atak, Sedat Yıkılmaz, Rıfat Dunay, Hanifi İlbey, Mahmut Ceylan, Hayrettin Dikici, Yücel Özlem, Sabri Şimşek, Harun Yöndem, Akif Şahin, Ahmet Yılmazer, Salih Dilek, Galip Sevinç, Faruk Berberoğlu, Beyhan Aslan, Ali Karadağ, Erol Kaya, Mehmet Sağ, Mehmet Somuncuoğlu, Mustafa Manav, Mustafa Dikici, Kürşad Ünal, Mustafa Sami Barsan, Muammer Sözügüzel gibi çok sayıda Ülkücü, cezaevine giren ilk Ülkücülerdendir.ÜOB başkanlığı yapmış Dr. İbrahim Doğan, Ramiz Ongun, ÜOD Genel Başkanlığı yapmış Sami Bal, MHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı yapmış Ramazan Ceylan, Turan Güven, Ali Güngör, 74 öncesi Ulucanlar&#39; da yatan dönemin Ülkücü gençlik liderlerindendir.ÜOD GENEL BAŞKANLIĞI YAPMIŞ MUHARREM ŞEMSEK, VE MUHSİN YAZICIOĞLU&#39;DA ULUCANLAR CEZAEVİNDE YATMIŞLARDIR1974-1975 arası Ülkü Ocakları Derneği Genel Başkanlığı&#39;nı yapan, hareketimizin gazilerinden Muharrem Şemsek (1974-1976. yıllarında 3. kez) ÜOD ve ÜGD Genel Başkanlığı&#39;nı yapmış olan Muhsin Yazıcıoğlu, ( 1974, 1976 yıllarında 3 kez ) ÜGD Genel Başkanlığı&#39;nı yapmış isimlerden Şevkat Çetin, Ülkü Ocakları Genel Merkezi&#39;nde görev yapmış Haşim Akten, Burhan Kavuncu, Mahir Damatlar, Behçet Kemal Gürsoy gibi bir çok Ocak yöneticileri, Ankara Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış Esat Bütün ve ocak kadrosundan bir çok yönetici ve çok sayıda, üniversiteli, liseli, yüzlerce Ülkücü genç, 12 Eylül 1980 öncesi Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmışlardır. Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatan ülküdaşlarımızın büyük çoğunluğu daha sonra Mamak Cezaevi&#39;nde yatmışlardır. 12 Eylül cuntası tarafından idam edilen Ülkücülerden Ali Bülent Orkan, Fikri Arıkan, Mustafa Pehlivanoğlu, Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmıştır.Ulucanlar Cezaevi&#39;nin birinci kısmı, ikinci koğuş Ülkücülerin yattığı koğuştu. 1975 başlarından itibaren üniversitelerden, liselerden, semtlerden çok sayıda Ülkücü genç, cezaevine girmiş ve yatmıştır. 1970-1988 yılları arasında 3000 civarında Ülkücü bu cezaevinde yatmıştır.Ulucanlar Cezaevi deyince Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Selahattin Arpacı, Selahattin Şenliler, ilk akla gelenlerdir. Şahsi ikbal peşinde koşmadan bir ömrü ülkü denen nazlı geline sevdalanarak, ülkülerinin yolunda hiç durmaksızın yürüyen Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Selahattin Arpacı, Selahattin Şenliler, Ulucanlar Cezaevi&#39;nin sembol isimlerindendir. Ulucanlar Cezaevi&#39;nin derviş gönüllüleri, karanlık zindanlarda beraber kalan, feda kuşağının üç yiğit Ülkücüsü, şimdi ötelerin ötesinde, ebedî âlem &ldquo;ahirette&rdquo; buluştular. Bu üçlü, ebedi yolculuklarında da birbirini takip etmişler; adeta peş peşe rahmeti rahmana kavuşmuşlardır.Ülkücüler, zindanları ilim ve irfanla &lsquo;medrese-i Yusufiye&#39;ye çevirdiler. Ve hapishaneler bir nevi medrese-i Yusufiye oldu. Medrese-i Yusufiyeler&#39; de yatmış 68 ve 78 kuşağı Ülkücüler, o büyük anlamlı tarihi mücadelede tarihe not düşmüş, tanıklık etmiş, mukaddes bir davanın ve kavganın yiğitleriydi. Zaman içerisinde zindan, mahpushane, hapishane, cezaevi, taş medrese ve nihayet Yusufiye adını alarak Ülkücülerin dilinde farklı bir mana kazanan hapishanelerde 1970 yılından 1993 yılına kadar binlerce Ülkücü çile doldurmuştur.Kendilerine &ldquo;Yusufi&rdquo; ismini verenlerin Hz. Yusuf misali zindanları medrese-i Yusufiye&#39;ye çeviren Ülkücülerin hikâyesidir. Yusufiye medreselerinde nice güzel insan okumuştur. Ömürlerini aziz Türk milletine, Türk milliyetçiliği ülküsüne, Ülkücü harekete vakfettiler. Ülkücü hareketin çilesini, cefasını çektiler. İnandığı hak davadan asla taviz vermediler.ÜÇ ŞEHİDİMİZ MUSTAFA PEHLİVANOĞLU, FİKRİ ARIKAN VE ALİ BÜLENT ORKAN ULUCANLAR CEZAEVİ&#39;NDE İDAM EDİLDİ.Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatan ülküdaşlarımızın büyük çoğunluğu daha sonra Mamak Cezaevi&#39;nde yatmışlardır. 12 Eylül cuntası tarafından idam edilen Ülkücülerden Ali Bülent Orkan, Fikri Arıkan ve Mustafa Pehlivanoğlu, Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmıştır. Ülkücüler, sadece Ankara&#39;da, Ulucanlar ve Mamak Cezaevi&#39;nde değil; Türkiye&#39;nin dört bir yanındaki cezaevlerinde de yatmışlardır.İstanbul&#39;da Paşakapısı, Selimiye, Sağmalcılar, Bayrampaşa, Kartal Maltepe vb. İzmir&#39;de Buca Cezaevi (1980 sonrası Şirinyer askeri cezaevi) değişik cezaevlerinde yine, İzmir, Manisa, Edirne, Balıkesir, Bursa, Eskişehir, Antalya, Bursa, Adana, Kahramanmaraş, Konya, Sivas, Kırşehir, Elazığ, Malatya, Erzurum, Erzincan, Samsun, Trabzon gibi bir çok il ve illere bağlı ilçe merkezlerinde yatmışlardır.Mamak Askeri Cezaevi, Selimiye Askerî Cezaevi, Kartal Maltepe Askerî Cezaevi, Kayseri Zincidere Askerî Cezaevi, Konya Dutlukır Askerî Cezaevi, Bartın Özel Tip Cezaevi, Bursa Özel Tip Cezaevi, Eskişehir Özel Tip Cezaevi, çeşitli askerî cezaevlerinde kalmışlardır.12 Eylül 1980 sonrası 587 sanıklı MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasından yargılanan ve Mamak Askeri Cezaevi&#39;nde yatan Ülkücüler, 1987 yılından itibaren sivil cezaevlerine gönderilmişlerdir. İstanbul&#39;da, Ankara&#39;da İzmir&#39;de yatan Ülkücüler, darbe sonrası yurdun dört bir yanındaki askeri ve sivil cezaevlerine gönderilmişlerdir. Bursa, Gaziantep, Eskişehir, Konya, Bolu, Sakarya, Bolu, Bartın, Aydın, Manisa, Çanakkale, Tekirdağ, Samsın, Edirne, Adana, Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Kayseri, Sivas, Erzurum, Erzincan, Diyarbakır vb. il ve ilçelere bağlı cezaevlerinde yatmışlardır.12 Eylül öncesinde olduğu gibi 12 Eylül sonrası da binlerce Ülkücü, cezaevinde yattı. Türkiye&#39;nin dört bir yanında yatmadıkları askeri ve sivil cezaevi kalmadı. Edirne&#39;den Kars&#39;a, Çanakkale&#39;den Çankırı&#39;ya, Eskişehir&#39;den Malatya&#39;ya, Adana&#39;dan Bartın&#39;a, Erzincan&#39;dan Konya&#39;ya, Bursa&#39;dan Adana&#39;ya, Gaziantep&#39;ten Samsun&#39;a 1980&#39;den 1992 yılına kadar uzun yıllar cezaevlerinde yattılar.CUNTA REJİMİ ANKARA&#39;DA ÖZEL OLARAK C -5 ADLI İŞKENCE MERKEZİ KURDUKenan Evren-Haydar Saltık ikilisi ve onlara bağlı merkezin hazırladıkları plana uygun olarak bu faşist darbe yapıldı. Darbenin şefi Kenan Evren, her şeyi ABD ile el ele ve NATO&#39;nun amaçları doğrultusunda yapmıştır. Pentagon için Amerikan yanlısı darbeci generaller, &ldquo;Bizim Çocuklardı.&#39;&#39; Kenan Evren liderliğindeki cunta tarafından gerçekleştirilen Amerikancı darbe Ülkücü harekete karşı yapılmıştır12 Eylül 1980 tarihinde darbe yapıp, yönetime el koyanlar tarafından, hareketin lideri Başbuğumuz Alparslan Türkeş, MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri dâhil 50 binden fazla ülküdaşımız, gözaltına alınmıştır. Binlercesi, uydurulan senaryo, tertip, düzmece belge ve yalancı şahitlerle haksız yere suçlanarak, tutuklanmıştır.12 Eylül askeri müdahalesiyle, MHP ve Ülkücü kuruluşların lider kadroları başta olmak üzere on binlerce Ülkücü gözaltına alınmış işkenceler yapılmış ve tutuklanmışlardır. Mamak&#39;ta C-5&#39;te, Zincidere&#39;de Malatya&#39;da, Bursa&#39;da, Eskişehir&#39;de; Türkiye&#39;nin dört bir yanında işkence hanelerde Ülkücüler şehit edildi. Dava arkadaşlarımızı şehit ettiler ve intihar süsü verdiler.12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik hareketinin lideri olan Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere, binlerce Ülkücü, Ankara Mamak&#39;taki 4. Kolordu Komutanlığı 28. Mekanize Piyade Tümeni içerisinde bulunan C-5 adlı işkence merkezinde işkencelerden geçirildiSoyer ve emrindeki asker-polis karışımı Solcu çete, Beşli Konsey&#39;i arkalarına alarak Mamak&#39;ta her türlü hukuksuzluğu yapmışlardır. Türkiye&#39;nin dört bir yanından Ankara Mamak Askeri Cezaevi&#39;ne C-5 adlı özelişkence merkezine getirilen Ülkücülere, Başbuğ Türkeş ve Muhsin Başkan başta olmak üzere Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin aleyhine ifade vermeleri için büyük baskı ve işkenceler yaptılar.12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik hareketinin lideri olan Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere, binlerce Ülkücü, Ankara Mamak&#39;taki 4. Kolordu Komutanlığı 28. Mekanize Piyade Tümeni içerisinde bulunan C-5 adlı işkence merkezinde işkencelerden geçirildi. Muhsin Başkan&#39;ın, adına &ldquo;C-5&rdquo; denilen işkencehanede gördüğü işkence, 13 Şubat 1981 tarihli &ldquo;ilk muayene&rdquo; kaydında, &lsquo;dirseklerinde yara, parmaklarında yanık izleri ve idrarında kan&#39; tespit edildi bilgisiyle yer alıyordu.Ülkücü hareket düşmanı bazı askeri savcı ve hakimler, işkenceli sorgulara bizzat eşlik ediyordu. Asker ve polis karışımı özel işkence ekibi Ülkücülere işkence ederken, Mamak Cezaevi komutanı Raci Tetik ise zevkle seyrediyor ve kimi zaman işkencecilere nezaret ederek &ldquo;Gerekirse ölsünler, sakat kalsınlar, hiç önemli değil. Devam edin&rdquo; diyordu.Soyer ve emrindeki asker-polis karışımı Solcu çete, Beşli Konsey&#39;i arkalarına alarak Mamak&#39;ta her türlü hukuksuzluğu yapmışlardır. Türkiye&#39;nin dört bir yanından Ankara Mamak Askeri Cezaevi&#39;ne C-5 adlı özel işkence merkezine getirilen Ülkücülere, Başbuğ Türkeş ve Muhsin Başkan başta olmak üzere Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin aleyhine ifade vermeleri için büyük baskı ve işkenceler yaptılar.Ülkücülerin işkence gördüğü merkezlerden biri İstanbul Harbiye&#39;deydi. Adana Bölgesi&#39;nin işkence merkezi Polis Okulu&#39;ydu. Kayseri&#39;de Zincidere adı verilen bir işkence merkezi vardı. Malatya, Bursa, Eskişehir, Sivas, Erzurum, Konya vb. yerlerde Emniyet Müdürlüğü&#39;nün içindeki özel işkence merkezleri vardı.Mamak&#39;ta C-5&#39;te, Zincidere&#39;de Malatya&#39;da, Bursa&#39;da, Eskişehir&#39;de; Türkiye&#39;nin dört bir yanında işkence hanelerde Ülkücüler şehit edildi. Dava arkadaşlarımızı şehit ettiler intihar süsü verdiler.Bekir Bağ ülküdaşımızı şehit edenler arasında Zeki Kaman ve Dürüst Oktay gibi işkenceci polis şefleri de vardır. Bekir Bağ şehit edilmiş, Raci Tetik ise işkencecileri korumuş himaye altına almıştır. Cezaevi doktoru Mehmet Yıldız doktorluk yeminini çiğnemiş, intihar yönünde rapor vermiştir.10 Kasım 1980 günü Abidinpaşa Ülkücülerinden, Ankara Çubuklu, 18 yaşındaki Bekir Bağ adlı ülküdaşımız; 1 Ekim 1981 günü yine Abidinpaşa Ülkücülerinden Nevşehirli ülküdaşımız Hasan Alemlioğlu, Raci Tetik&#39;in cezaevi komutanı olduğu süreçte şehit edildiler.21 Mart 1981 günü Aydın Demirkol, 26 Mart 1981 günü Mehmet Kazgan ülküdaşlarımız, Malatya Emniyet Müdürlüğü&#39;nde yapılan işkencelerin ardından emniyet binasından atılarak şehit edildiler. 1 Ağustos 1981 günü Cumali Şimşek, Kayseri Zincidere&#39;de, 23 Eylül 1980 günü Rafet Demir, Bursa emniyetinde şehit edildiler. Şehit edilen ülküdaşlarımız için intihar ve hastalık raporu verdiler. MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının sanıklarından Hüseyin Kurumahmutoğlu, yine Mamak Cezaevi&#39;nde, 15 Temmuz 1987 tarihinde şehit düştü.Buhranlı ve zor dönemlerde Türk milletine istikamet veren, yol gösteren iki büyük lideri, rahmetli Başbuğ&#39;umuz Alparslan Türkeş&#39;i, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu tüm şehitlerimizi ve Hakk&#39;a yürüyen aziz dava ve yol arkadaşlarımızı rahmetle, minnetle, saygıyla, sevgiyle anıyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Onları asla unutmadık ve unutmayacağız. Bu aziz millet, kendisine hizmet edenleri, şehitlerini, kahramanlarını asla unutmaz.&quot; ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ankara-turk-ocaklari-ulkucu-se_1695147575_smO5oi.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ankara Türk Ocakları ülkücü şehitleri Ulucanlar Cezaevi’nde andı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ankara-turk-ocaklari-ulkucu-se_1695147575_smO5oi.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ülkücüler darağacının altında darbecileri lanetledi]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/ulkuculer-daragacinin-altinda-darbecileri-lanetledi/84583/</link>
            <description><![CDATA[Araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, merhum Alparslan Türkeş ve Ülkücü Hareket  ile ilgili çalışmalarıyla bilinen hareketin hafızalarından yazar Metin Turhan ve bir grup Ülkücü, ellerindeki pankartlarla ve idam edilen Ülkücülerin resimleri ile Ulucanlar Cezaevi’nde bir araya geldiler.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/ulkuculer-daragacinin-altinda-darbecileri-lanetledi/84583/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Wed, 13 Sep 2023 22:17:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Geleneksel Türk milliyetçileri, 12 Eylül buluşmalarının programların mimarları olan, Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan, Ülkücü camianın sevilen ve saygın isimlerinden araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, merhum Alparslan Türkeş ve Ülkücü Hareket  ile ilgili çalışmalarıyla bilinen hareketin hafızalarından yazar Metin Turhan ve bir grup Ülkücü, ellerindeki pankartlarla ve idam edilen Ülkücülerin resimleri ile Ulucanlar Cezaevi&#39;nde bir araya geldiler.Ülkücüler önce, 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası bu cezaevinde kalan Ülkücülerin kaldığı koğuşları, kısımları yine ziyaret ettiler. Ülkücülerin kaldığı 2. koğuş ve diğer kısımlar ziyaret edilirken 80 öncesi ve sonrası bu koğuşlarda kalan bazı Ülkücüler, burada katılanlara cezaevini, o günleri ve yaşananları anlattılar.Araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, cezaevi gezilirken 1970-1980 yılları arasında Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatan Ülkücüleri, kaldıkları koğuşları ve yaptıkları eğitim çalışmalarını anlattı. Öznur, ayrıca idamların yapıldığı darağacının önünde asılarak şehit edilen Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan&#39;ı anlattı. Aziz şehitlerimizin hayatlarından ve mücadelelerinden söz etti. Ulucanlar Cezaevi&#39;nde uzun yıllar yatan kısa bir süre başkanlık da yapan Mustafa Ekin, Ulucanlar Cezaevi ile ilgili genç Ülkücülere geniş bir bilgi verdi.Hakkı Öznur, Ulucanlar Cezaevi, 12 Eylül&#39;ün 43. yıl dönümü ile ilgili yazılı bir açıklamada yaptı. Yazılı açıklamasının tam metni:<strong>KAHROLSUN HER TÜRLÜ DİKTATÖRLÜK! KAHROLSUN DİKTATÖRLER</strong><p>ABD ve NATO uşağı cunta tarafından yapılan 12 Eylül darbesinin 43. yılı. Millet ve demokrasi düşmanı bu darbeyi bir kez daha lanetliyoruz.</p><p>Darbenin 43. yılında yine Ulucanlar Cezaevi&#39;ndeyiz.</p><p>Ülkücüler, parti-devlet rejimine, tek parti diktatörlüğüne boyun eğmedi, dik durdu, tarih yazdı.</p><p>Biz Türk milliyetçileri, tarihimiz boyunca diktalara, diktatörlüklere karşı çıktık, mücadele ettik. Ülkücüler ne diktalara ne diktatörlere boyun eğer!</p><p>12 Eylül öncesi yüzlerce Ülkücünün yattığı Ulucanlar Cezaevi, Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi veya Ulucanlar Cezaevi, 1925 ve 2006 yılları arasında, Ankara&#39;nın Altındağ ilçesinin Ulucanlar semtinde faaliyet göstermiş olan bir cezaevidir.</p><p>1923&#39;te askeri depo olarak hizmet vermek üzere inşa edilen ve günümüzde müzeye çevrilen Ulucanlar Cezaevi&#39;nde Atatürk döneminde 7, 20 Mayıs 1963&#39;teki başarısız askeri kalkışma girişimi sonrası 2, 12 Mart 1971 muhtırası sonrası 3 ve 12 Eylül 1980 darbesi sonrası 7 idam gerçekleştirilmiştir.</p><p>1970-1974 yılları arasında İbrahim Doğan, Ali Güngör, Sami Bal, Mahir Özsoy, Hasan Ali Arıkan, Mahir Özsoy, Sabri Can, Ulucanlar Cezaevi&#39;nde uzun süre yatan ilk Ülkücülerdendir. ÜOB Genel Başkanlığını yapan gençlik liderlerinden İbrahim Doğan, (Nisan 1970- Mayıs 1974) arası Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yattı. İbrahim Doğan&#39;dan sonra ÜOB başkanlığını yapan Ramiz Ongun da kısa bir süre yattı.</p><p>1970-1971 yıllarında MHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı yapmış isimlerden Ramazan Ceylan (Mirzaoğlu), Turan Güven de Ulucanlar Cezaevi&#39;ne iki kez girip çıktılar. Dönemin ÜOB, Genç Ülkücüler Teşkilatı ve MHP Gençlik Kolları üyeleri de cezaevinde yatmıştır. Dursun Atak, Sedat Yıkılmaz, Rıfat Tünay, Hanifi İlbey, Mahmut Ceylan, Hayrettin Dikici, Yücel Özlem, Sabri Şimşek, Harun Yöndem, Akif Şahin, Ahmet Yılmazer, Salih Dilek, Galip Sevinç, Faruk Berberoğlu, Beyhan Aslan, Ali Karadağ, Erol Kaya, Mehmet Sağ, Mehmet Somuncuoğlu, Mustafa Manav, Mustafa Dikici, Kürşad Ünal, Mustafa Sami Barsan, Muammer Sözügüzel gibi çok sayıda Ülkücü, Ülkücü gençlik hareketinden cezaevine giren ilk Ülkücülerdendir.</p><p>ÜOB başkanlığı yapmış Dr. İbrahim Doğan, Ramiz Ongun, ÜOD Genel Başkanlığı yapmış Sami Bal, MHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı yapmış Ramazan Ceylan, Turan Güven, Ali Güngör, 74 öncesi Ulucanlar&#39;da yatan dönemin Ülkücü gençlik liderlerindendir.</p><p>ULUCANLAR CEZAEVİNİN SEMBOL İSİMLERİ   PEŞ PEŞE RAHMET&#39;İ RAHMANA KAVUŞTULAR</p><p>Dr Ahmet Tevfik Ozan Selahattin Arpacı , Selahattin Şenliler</p><p>Ulucanlar Cezaevi deyince Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Selahattin Arpacı, Selahattin Şenliler, deyince, Ulucanlar Cezaevi akla gelir. Selahattin Arpacı 28 Ocak 2020 günü, Selahattin Şenliler 26 Aralık 2020 tarihinde, Dr. Ahmet Tevfik Ozan da 15 Ocak 2021 tarihinde Hakk&#39;a yürüdüler. Bu üç büyük Ülkücü peş peşe rahmeti rahmana kavuştular.</p><p>Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Selahattin Arpacı, Selahattin Şenliler&#39;in isimlerini Ülkücüler 12 Eylül 1980 öncesi yayınlanan Hasret ve Genç Arkadaş gazetelerinde çıkan haberlerden biliyor. Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Selahattin Arpacı, Selahattin Şenliler ve birçok dava arkadaşlarımızın Ulucanlar Cezaevi&#39;nden gönderdikleri yazılar ve şiirler, Ülkücü yayın organlarında yayınlanırdı.</p><p>Şahsi ikbal peşinde koşmadan bir ömrü ülkü denen nazlı geline sevdalanarak, ülkülerinin yolunda hiç durmaksızın yürüyen Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Selahattin Arpacı, Selahattin Şenliler, Ulucanlar Cezaevi&#39;nin sembol isimlerindendir. Hakk&#39;a yürüyen bu üç yiğit Ülkücü, Ulucanlar Cezaevi&#39;nin simge isimleri bugün ötelerin ötesinde buluştular. Ulucanlar Cezaevi&#39;nin derviş gönüllüleri, karanlık zindanlarda beraber kalan, feda kuşağının üç yiğit Ülkücüsü, şimdi ötelerin ötesinde, ebed&icirc; &acirc;lem &ldquo;ahirette&rdquo; buluştular.</p><p><br /> </p><p>Ahmet Tevfik Ozan, ceza ve tutukevlerinin birer Yusufiye ve taş medrese haline gelmesinde ilk harcı koyanlardandır. Selahattin Arpacı ve Selahattin Şenliler ile birlikte, bu hususta büyük emek sarfetmiştir. Bu üçlü, ebedi yolculuklarında da birbirini takip etmişler; adeta peş peşe rahmeti rahmana kavuşmuşlardır.</p><p>Ülkücüler, zindanları ilim ve irfanla &lsquo;medrese-i Yusufiye&#39;ye çevirdiler. Ve hapishaneler bir nevi medrese-i Yusufiye oldu. Medrese-i Yusufiyeler&#39;de yatmış 68 ve 78 kuşağı Ülkücüler, o büyük anlamlı tarihi mücadelede tarihe not düşmüş, tanıklık etmiş, mukaddes bir davanın ve kavganın yiğitleriydi. Zaman içerisinde zindan, mahpushane, hapishane, cezaevi, taş medrese ve nihayet Yusufiye adını alarak Ülkücülerin dilinde farklı bir mana kazanan hapishanelerde 1970 yılından 1993 yılına kadar binlerce Ülkücü çile doldurmuştur.</p><p>Kendilerine &ldquo;Yusufi&rdquo; ismini verenlerin Hz. Yusuf misali zindanları medrese-i Yusufiye&#39;ye çeviren Ülkücülerin hik&acirc;yesidir. Yusufiye medreselerinde nice güzel insan okumuştur. Ömürlerini aziz Türk milletine, Türk milliyetçiliği ülküsüne, Ülkücü harekete vakfettiler. Ülkücü hareketin çilesini, cefasını çektiler. İnandığı hak davadan asla taviz vermediler.</p><p>FEDA KUŞAĞININ YİĞİTLERİNE SELAM OLSUN!</p><p>1974-1975 arası Ülkü Ocakları Derneği Genel Başkanlığı&#39;nı yapan,  hareketimizin gazilerinden Muharrem Şemsek (1974-1976  yılında 3. kez) ÜOD ve ÜGD Genel Başkanlığı&#39;nı yapmış olan Muhsin Yazıcıoğlu, ( 1975, 1976  yılında iki kez ) ÜGD  Genel Başkanlığı&#39;nı yapmış isimlerden Şevkat Çetin, Ülkü Ocakları Genel Merkezi&#39;nde görev yapmış Haşim Akten, Burhan Kavuncu, Mahir Damatlar, Behçet Kemal Gürsoy, Ankara Ülkü Ocakları kadrosundan bir çok yönetici ve   çok sayıda, üniversiteli, liseli, yüzlerce Ülkücü genç, 12 Eylül 1980 öncesi Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmışlardır. Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatan ülküdaşlarımızın büyük çoğunluğu daha sonra Mamak Cezaevi&#39;nde yatmışlardır. 12 Eylül cuntası tarafından idam edilen   Ülkücülerden Ali Bülent Orkan, Fikri Arıkan, Mustafa Pehlivanoğlu, Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmıştır.</p><p>Ulucanlar Cezaevi&#39;nin birinci kısmı, ikinci koğuş Ülkücülerin yattığı koğuştu. 1975 başlarından itibaren üniversitelerden, liselerden, semtlerden çok sayıda Ülkücü genç, cezaevine girmiş ve yatmıştır. 1970-1988 yılları arasında 3000 civarında Ülkücü bu cezaevinde yatmıştır.</p><p>ÜÇ ŞEHİDİMİZ MUSTAFA PEHLİVANOĞLU, FİKRİ ARIKAN, ALİ BÜLENT ORKAN, ULUCANLAR CEZAEVİ&#39;NDE İDAM EDİLDİ</p><p>Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatan ülküdaşlarımızın büyük çoğunluğu daha sonra Mamak Cezaevi&#39;nde yatmışlardır. 12 Eylül cuntası tarafından idam edilen Ülkücülerden Ali Bülent Orkan, Fikri Arıkan, Mustafa Pehlivanoğlu, Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmıştır. Ülkücüler, sadece Ankara&#39;da, Ulucanlar ve Mamak Cezaevi&#39;nde değil; Türkiye&#39;nin dört bir yanındaki cezaevlerinde de yatmışlardır.</p><p>İstanbul&#39;da Paşakapısı, Selimiye, Sağmalcılar, Bayrampaşa, Kartal Maltepe vb. İzmir&#39;de Buca Cezaevi (1980 sonrası Şirinyer askeri cezaevi) değişik cezaevlerinde yine, İzmir, Manisa, Edirne, Balıkesir, Bursa, Eskişehir, Antalya, Bursa, Adana, Kahramanmaraş, Konya, Sivas, Kırşehir, Elazığ, Malatya, Erzurum, Erzincan, Samsun, Trabzon gibi bir çok il ve illere bağlı ilçe merkezlerinde yatmışlardır.</p><p>Mamak Askeri Cezaevi, Selimiye Asker&icirc; Cezaevi, Kartal Maltepe Asker&icirc; Cezaevi, Kayseri Zincidere Asker&icirc; Cezaevi, Konya Dutlukır Asker&icirc; Cezaevi, Bartın Özel Tip Cezaevi, Bursa Özel Tip Cezaevi, Eskişehir Özel Tip Cezaevi, çeşitli asker&icirc; cezaevlerinde kalmışlardır.</p><p>12 Eylül 1980 sonrası 587 sanıklı MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasından yargılanan ve Mamak Askeri Cezaevi&#39;nde yatan Ülkücüler, 1987 yılından itibaren sivil cezaevlerine gönderilmişlerdir.  İstanbul&#39;da, Ankara&#39;da İzmir&#39;de yatan Ülkücüler, darbe sonrası yurdun dört bir yanındaki askeri ve sivil cezaevlerine gönderilmişlerdir. Bursa, Gaziantep, Eskişehir, Konya, Bolu, Sakarya, Bolu, Bartın, Aydın, Manisa, Çanakkale, Tekirdağ, Samsın, Edirne, Adana, Kahramanmaraş, Malatya, Elazığ, Kayseri, Sivas, Erzurum, Erzincan, Diyarbakır vb. il ve ilçelere bağlı cezaevlerinde yatmışlardır.  </p><p>12 Eylül öncesinde olduğu gibi 12 Eylül sonrası da binlerce Ülkücü, cezaevinde yattı. Türkiye&#39;nin dört bir yanında yatmadıkları askeri ve sivil cezaevi kalmadı. Edirne&#39;den Kars&#39;a, Çanakkale&#39;den Çankırı&#39;ya, Eskişehir&#39;den Malatya&#39;ya, Adana&#39;dan Bartın&#39;a, Erzincan&#39;dan Konya&#39;ya, Bursa&#39;dan Adana&#39;ya, Gaziantep&#39;ten Samsun&#39;a 1980&#39;den 1992 yılına kadar uzun yıllar cezaevlerinde yattılar.</p><p>DARBE ŞARTLARINI OLGUNLAŞTIRMAK İÇİN ÜLKEYİ KAN GÖLÜNE ÇEVİRDİLER</p><p>12 Eylül öncesi MHP, iktidara yürüyordu. MHP&#39;nin 15 Nisan 1978 tarihinde yaptığı 500 binden fazla Ülkücünün katıldığı tarihi mitingin ardından &ldquo;Anadolu&#39;nun Şahlanışı&rdquo; adıyla düzenlediği diğer büyük mitingler, egemen güçleri, çıkar çevrelerini rahatsız etmiştir. Milliyetçi hareketin iktidar yürüyüşü ABD, NATO ve yerli iş birlikçilerini korkutmuştu. Milliyetçi hareket düşmanı ABD ve NATO merkezli gladyo hemen harekete geçtiler. 1980 yılının Nisan, Mayıs, Haziran ayında düzenlediği &ldquo;Gönül Seferberliği&rdquo; mitingleri, Genelkurmay karargahında darbe planlarını yürüten ABD/NATO&#39;ya bağlı Evren-Saltık ikilisi tarafından (SALTIK ÇALIŞMA GRUBU) yakından takip ediliyordu. Amerikancı, NATO&#39;cu Kenan Evren, Haydar Saltık ve onlarla birlikte darbe çalışmalarını yürütenlerin tamamı Türkeş ve MHP düşmanlarıydı. Ankara&#39;dan Washington&#39;a, MHP aleyhine raporlar gönderiyorlardı. ABD emperyalizmi ve NATO merkezli gladyo, Türkiye&#39;yi iç savaşa sürüklemek istiyordu. Türkiye&#39;yi istikrarsızlaştırmaya çalışıyordu. </p><p>17-18 Nisan 1978 Malatya, 3-7 Eylül Sivas, 19-26 Aralık Kahramanmaraş, 1980&#39;in Mayıs-Temmuz ayları Çorum vb. yerlerde yapılan kışkırtmalar sonucu çok sayıda vatandaşımız öldü, canlar yandı, yürekler dağlandı. Milletimiz acılara boğuldu. Ülkemizi acıya boğan olaylar ne sağ ne sol ne Alevi-Sünni çatışması idi. Provokasyonların amacı, ülkeyi iç savaşa sürükleyip, darbe şartlarını olgunlaştırmaktı. 12 Eylül, dökülen kanlar üzerinden geldi. Akan kanların bizzat sorumlusu, ABD ve NATO&#39;ya bağlı, ordu içindeki derin, karanlık yapı ve onların sivil iş birlikçileriydi.</p><p>CIA elemanları ve uzantıları, Malatya, Sivas, Kahramanmaraş ve Çorum olaylarını tertip etmişlerdir. Bu kanlı olaylarda, CIA ve Pentagon okullarında yetişen, adlarına &ldquo;barış gönüllüleri&rdquo; denilen ajanların var olduğu ise yıllar sonra ortaya çıkmıştır.</p><p>MHP GENEL MERKEZİ&#39;NE SİLAHLI, BOMBALI SALDIRI DÜZENLENMİŞTİR</p><p>MHP bir milli duruşu, milli şuuru ve milli tavrı temsil ediyordu.  Bombaların patlamadığı, insanların sokak ortasında, bürosunda, evinde katledilmediği yer yoktu... Her gün birkaç Ülkücü, şehit ediliyordu. CHP&#39;nin iş başına geldiği 22 aylık iktidarı döneminde, 1200 Ülkücü, komünist terör örgütleri tarafından şehit edilmişti.</p><p>30 Haziran 1979 günü, MHP Genel Merkezi, Ankara&#39;da polis üniforması giymiş Sol örgüt militanlarının silahlı, bombalı saldırısına uğradı. Alper Demirci ve Ömer Yüce adlı iki Ülkücü genç, şehit edilmişti. MHP&#39;nin doğudaki belediye başkanlarından Hikmet Tekin, 12 Ağustos günü PKK militanları tarafından pusuya düşürülmüş, annesi ve kardeşi ile birlikte hunharca şehit edilmişlerdi.</p><p>Bombaların patlamadığı, insanların sokak ortasında, bürosunda, evinde katledilmediği yer yoktu... Her gün birkaç Ülkücü şehit ediliyordu. CHP&#39;nin iş başına geldiği 22 aylık iktidarı döneminde, 1200 Ülkücü, komünist terör örgütleri tarafından şehit edilmişti.</p><p>1977-12 Eylül 1980 tarihleri arasında, sadece İstanbul&#39;da şehit edilen MHP yöneticisi 250&#39;den fazladır. 19 Kasım 1977 günü Beşiktaş İlçe Başkanı&#39;mız Hikmet Ay, 29 Haziran 1978 günü Zeytinburnu İlçe Başkanı&#39;mız Bekir Şendilmen, 3 Ekim 1978&#39;de İstanbul MHP İl Başkanı&#39;mız Recep Haşatlı ile oğlu Mustafa Haşatlı, 13 Mayıs 1979 günü MHP Şişli İlçe Başkanı&#39;mız Yusuf Bahri Genç, 13 Kasım 1979 günü Şişli İlçe Başkanı&#39;mız Cihan Duman, 26 Kasım 1979 günü Eyüp İlçe Başkanı&#39;mız Ali Tezdoğan, 13 Ağustos 1979 Kartal İlçe Başkanı&#39;mız Rahşan Kanbur, 24 Kasım 1979 günü Zeytinburnu İlçe Başkanı&#39;mız İsmail Aslan, 31 Aralık 1979 günü Beyoğlu İlçe Başkanı&#39;mız Mehmet Akçiçek, 24 Ocak 1980 günü Şişli İlçe Başkanı&#39;mız Ali Sünnetçi, 1 Şubat 1980 günü yine Eyüp İlçe Başkanı&#39;mız Ali Terzibaşı, 24 Haziran 1980 günü Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı&#39;mız, Ali Rıza Altınok eşi ve kızıyla şehit edildiler.</p><p>MHP İlçe Başkanı&#39;mız Yusuf Bahri Genç, 19. saldırıdan kurtulamamıştı. Dönemin Günaydın gazetesinde yayınlanan bir haberde, &ldquo;18 kez saldırıya uğrayan milliyetçi genç son saldırıdan kurtulamadı&rdquo; diyordu.</p><p>Kızıl saldırılar devam ediyordu. Adana&#39;da 6 Ülkücü öğretmen, MHP Manisa İl Başkanı Cemil Çöllü, Mardin İl Başkanı Ata Pehlivanoğlu, Tunceli İl Başkanı Haydar Koç, Kars İl Başkanı Avukat Hüseyin Cahit Aküzüm, MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi, gazeteci-yazar İlhan Darendelioğlu ve MHP&#39;nin çok sayıda il ve ilçe yöneticileri, &lsquo;Fedai&#39; dergisi sahibi Kemal Fedai Coşkuner ve daha yüzlerce Ülkücü, komünist terör örgütleri tarafından şehit edildi.</p><p>27 Mayıs 1980 günü MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak Dev-Sol adlı terör örgüt tarafından Ankara&#39;da şehit edildi. Ülkücülerin elinde olan Ankara&#39;daki Ziraat Mühendisleri Birliği, 2 Eylül 1980 günü bombalı ve silahlı saldırıya uğradı. 4 Ülkücü şehit edildi. Türkiye&#39;nin her yerinden buna benzer haberler gelmeye devam ediyordu.</p><p>TSK&#39;DA &ldquo;SALTIK ÇALIŞMA GRUBU&rdquo; SON HIZLA DARBE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR</p><p>Temmuz 1978&#39;de Genelkurmay Kararg&acirc;hı&#39;nda Kenan Evren&#39;in talimatıyla oluşan &ldquo;Darbe Çalışma Grubu&rdquo; çalışmalarını sürdürüyordu.  Haydar Saltık ve ekibi NATO merkeziyle birlikte çalışıyor.  (SALTIK ÇALIŞMA GRUBU) Ankara&#39;dan Washington&#39;a, MHP aleyhine raporlar gönderiyorlardı. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Haydar Saltık&#39;ın başında bulunduğu, adına &ldquo;SALTIK ÇALIŞMA GRUBU&rdquo; denen karanlık yapı, ihtilal şartlarını olgunlaştırmak için her şeyi planlamış ve uygulamıştır. Ülkücü düşmanı Haydar Saltık&#39;ın başkanlığındaki &ldquo;DARBE ÇALIŞMA GRUBU&rdquo;nda bulunanlar, Washington&#39;un &ldquo;Bizim Çocukları&rdquo;dır.</p><p>Türkiye&#39;nin birliğini ve bütünlüğünü savunan MHP&#39;nin demokrasiye, ülkeye, vatana sahip çıkışı karşısında, CIA istasyon şefleri, &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dedikleri, ABD yanlısı generallere &ldquo;elinizi çabuk tutun, darbe çalışmalarını hızlandırın&rdquo; talimatını vermişlerdir.</p><p>Türkiye 12 Eylül&#39;e hızla sürükleniyordu. 11 Eylül 1980 günü Ankara&#39;da sokakları, terör örgütleri almıştı. Dört bir yana Sol örgütlerin bombalı pankartları asılmıştı. Ankara, bir harp sahası gibiydi. Bakanlıklarda, Genelkurmay&#39;ın önünde, Meclis&#39;in önünde, sayısız Dev-Yol imzalı bombalı pankartlar asılıydı. Silahlar, bombalar, Ankara&#39;dan Diyarbakır&#39;a, İstanbul&#39;dan Kars&#39;a, Edirne&#39;den Van&#39;a her yerde patlıyordu. Ülke, savaş alanına dönmüştü.</p><p>Sıkıyönetimin sadece adı vardı. Güvenlik güçleri, adeta inzivaya çekilmişti. Şehirler, sokaklar, Sol terör örgütlerine teslim olmuştu. Sanki bütün bunlar &ldquo;darbe şartlarının olgunlaşması&rdquo; içindi. Askerlerse o gün Genelkurmay&#39;ın yeraltında darbe hazırlıklarının son rötuşlarını yapıyor, darbe için geriye sayımı başlatıyorlardı...</p><p>ABD/NATO ile ilişkili, gladyoyla bağlantılı, devletin kılcal damalarına kadar girmiş ajanlar, kriptolar, uzantıları, ihtilal şartlarını olgunlaştırmak için sansasyonel cinayetler, bombalı katliamlar ve kitlesel provokasyonlar meydana getirmişlerdir. Abdi İpekçi suikastı, Gün Sazak&#39;ın şehit edilmesi, MHP Genel Merkezi baskını ve daha yüzlerce vb. olayları sıralayabiliriz.</p><p>Cunta rejiminin başı, Kenan Evren&#39;in Konya&#39;da bir konuşması var. &ldquo;Biz 3 yıl sabrettik, muradımıza erdik&rdquo; diyor. İhtilal şartlarının olgunlaşması için Türkiye&#39;nin kan gölüne dönmesine, oluk oluk kan akmasına, binlerce insanın ölmesine bilerek göz yumduklarını söyleyen Evren, sabrederek muradına erdi. Bu, tarihin cevap arayacağı büyük bir itiraftır. Evren ve konsey üyeleri ölümlere, çatışmalara ve ülkenin kaosa sürüklenmesine seyirci kaldıkları ve ihtilal şartlarını olgunlaştırmak için darbeye zemin hazırladıkları ve planladıkları için sorumludurlar suçludurlar.</p><p>12 EYLÜL 1980&#39;DE CIA&#39;NIN &ldquo;BİZİM ÇOCUKLARI&rdquo; DARBE YAPTI</p><p>Kenan Evren-Haydar Saltık ikilisi ve onlara bağlı merkezin hazırladıkları plana uygun olarak bu faşist darbe yapıldı.</p><p>Darbe gecesine saatler kala bir kısım siyasetçilerin az çok bildikleri darbeyi, Washington çoktan haber almıştı. 27 Mayıs ve 12 Mart&#39;ta olduğu gibi sözde Amerikan yardım heyeti JUSMAT, çok önceden hazırlıklarını bildikleri darbeyi Pentagon&#39;a, Washington&#39;a bildirmişlerdi. 12 Eylül haberi &ldquo;Situation Room&rdquo;a, Balgat&#39;taki Jusmat&#39;tan gelmişti. &ldquo;Türk ordusunun komuta heyeti yönetime el koydu. Herhangi bir kuşku ve kaygıya gerek yok. Müdahale etmesi gerekenler etti&rdquo;.</p><p>JUSMAT&#39;ın başındaki General Thompson, CIA İstasyon Şefi Paul Henze, ABD Elçisi James Spain gibi isimler, darbeyi yapanların ABD ve NATO&#39;nun dostları olduğunu söylüyorlardı. Darbenin şefi Kenan Evren, her şeyi ABD ile el ele ve NATO&#39;nun amaçları doğrultusunda yapmıştır. Pentagon için Amerikan yanlısı darbeci generaller, &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo;dı.</p><p>ABD VE NATO UŞAĞI CUNTA REJİMİ ANKARA&#39;DA ÖZEL OLARAK C -5 ADLI İŞKENCE MERKEZİ KURDU</p><p>12 Eylül 1980 tarihinde darbe yapıp, yönetime el koyanlar tarafından, hareketin lideri Başbuğumuz Alparslan Türkeş, MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri d&acirc;hil 50 binden fazla ülküdaşımız, gözaltına alınmıştır. Binlercesi, uydurulan senaryo, tertip, düzmece belge ve yalancı şahitlerle haksız yere suçlanarak, tutuklanmıştır.</p><p>12 Eylül askeri müdahalesiyle, MHP ve Ülkücü kuruluşların lider kadroları başta olmak üzere on binlerce Ülkücü tutuklanmıştır. C-5, Harbiye, Hasdal gibi askeriyeye ve emniyete ait olan viranelerde işkencelerden geçirilmişlerdi.</p><p>1944 yılında Sansaryan Han&#39;da işkencecilerin &ldquo;beyin tavası&rdquo; dediği tabutluk işkencelerini gördük. 12 Eylül döneminde C-5&#39;lerde benzerlerini yaşadık. Mamak&#39;ta C-5&#39;te, Zincidere&#39;de Malatya&#39;da, Bursa&#39;da, Eskişehir&#39;de; Türkiye&#39;nin dört bir yanında işkencehanelerde Ülkücüler şehit edildi. Dava arkadaşlarımızı şehit ettiler, intihar süsü verdiler.</p><p>12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik hareketinin lideri olan Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere, binlerce Ülkücü, Ankara Mamak&#39;taki 4. Kolordu Komutanlığı 28. Mekanize Piyade Tümeni içerisinde bulunan C-5 adlı işkence merkezinde işkencelerden geçirildi,</p><p>Soyer ve emrindeki asker-polis karışımı Solcu çete, Beşli Konsey&#39;i arkalarına alarak Mamak&#39;ta her türlü hukuksuzluğu yapmışlardır. Türkiye&#39;nin dört bir yanından Ankara Mamak Askeri Cezaevi&#39;ne C-5 adlı özel işkence merkezine getirilen Ülkücülere, Başbuğ Türkeş ve Muhsin Başkan başta olmak üzere Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin aleyhine ifade vermeleri için büyük baskı ve işkenceler yaptılar.</p><p>12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik hareketinin lideri olan Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere, binlerce Ülkücü, Ankara Mamak&#39;taki 4. Kolordu Komutanlığı 28. Mekanize Piyade Tümeni içerisinde bulunan C-5 adlı işkence merkezinde işkencelerden geçirildi. Muhsin Başkan&#39;ın, adına &ldquo;C-5&rdquo; denilen işkencehanede gördüğü işkence, 13 Şubat 1981 tarihli &ldquo;ilk muayene&rdquo; kaydında, &lsquo;dirseklerinde yara, parmaklarında yanık izleri ve idrarında kan&#39; tespit edildi bilgisiyle yer alıyordu.</p><p>C-5 adlı işkence merkezinde işkencelerden geçirilen Ülkücüler, daha sonra A Blok&#39;ta &ldquo;kafes&rdquo; denen Kenan cehenneminde dayaktan geçiriliyorlardı. C-5 ve kafesten sonra dayaklar götürüldükleri hücre ve koğuşlarda da devam ediyordu.</p><p>Ülkücü hareket düşmanı bazı askeri savcı ve hakimler, işkenceli sorgulara bizzat eşlik ediyordu. Asker ve polis karışımı özel işkence ekibi Ülkücülere işkence ederken, Mamak Cezaevi komutanı Raci Tetik ise zevkle seyrediyor ve kimi zaman işkencecilere nezaret ederek &ldquo;Gerekirse ölsünler, sakat kalsınlar, hiç önemli değil. Devam edin&rdquo; diyordu.   </p><p>Soyer ve emrindeki asker-polis karışımı Solcu çete, Beşli Konsey&#39;i arkalarına alarak Mamak&#39;ta her türlü hukuksuzluğu yapmışlardır.  Türkiye&#39;nin dört bir yanından Ankara Mamak Askeri Cezaevi&#39;ne C-5 adlı özel işkence merkezine getirilen Ülkücülere, Başbuğ Türkeş ve Muhsin Başkan başta olmak üzere Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin aleyhine ifade vermeleri için büyük baskı ve işkenceler yaptılar.</p><p>Ülkücülerin işkence gördüğü merkezlerden biri İstanbul Harbiye&#39;deydi. Adana Bölgesi&#39;nin işkence merkezi Polis Okulu&#39;ydu. Kayseri&#39;de Zincidere adı verilen bir işkence merkezi vardı. Malatya, Bursa, Eskişehir, Sivas, Erzurum, Konya vb. yerlerde Emniyet Müdürlüğü&#39;nün içindeki özel işkence merkezleri vardı.</p><p>Mamak&#39;ta C-5&#39;te, Zincidere&#39;de Malatya&#39;da, Bursa&#39;da, Eskişehir&#39;de; Türkiye&#39;nin dört bir yanında işkencehanelerde Ülkücüler şehit edildi. Dava arkadaşlarımızı şehit ettiler intihar süsü verdiler.</p><p>12 Eylül savcıları ve 12 Eylül mahkemeleri, işkencecileri aklayarak ve onlara hiçbir şey yapmayarak ödüllendirmişler ve açıkça insanlık dışı işkenceleri teşvik etmişlerdir.</p><p>Bekir Bağ ülküdaşımızı şehit edenler arasında Zeki Kaman ve Dürüst Oktay gibi işkenceci polis şefleri de vardır. Bekir Bağ şehit edilmiş, Raci Tetik ise işkencecileri korumuş himaye altına almıştır. Cezaevi doktoru Mehmet Yıldız doktorluk yeminini çiğnemiş, intihar yönünde rapor vermiştir.</p><p>10 Kasım 1980 günü Abidinpaşa Ülkücülerinden, Ankara Çubuklu, 18 yaşındaki Bekir Bağ adlı ülküdaşımız; 1 Ekim 1981 günü yine Abidinpaşa Ülkücülerinden Nevşehirli ülküdaşımız Hasan Alemlioğlu, Raci Tetik&#39;in cezaevi komutanı olduğu süreçte şehit edildiler. Bekir Bağ, C-5&#39;te işkence gördükten sonra götürüldüğü hücrede şehit düştü.</p><p>21 Mart 1981 günü Aydın Demirkol, 26 Mart 1981 günü Mehmet Kazgan ülküdaşlarımız, Malatya Emniyet Müdürlüğü&#39;nde yapılan işkencelerin ardından emniyet binasından atılarak şehit edildiler. 1 Ağustos 1981 günü Cumali Şimşek, Kayseri Zincidere&#39;de, 23 Eylül 1980 günü Rafet Demir, Bursa emniyetinde şehit edildiler. Şehit edilen ülküdaşlarımız için intihar ve hastalık raporu verdiler. MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının sanıklarından Hüseyin Kurumahmutoğlu, yine Mamak Cezaevi&#39;nde, 14 Temmuz 1987 tarihinde şehit düştü.</p><p>MHP DÜŞMANI BAŞSAVCI NURETTİN SOYER, MHP&#39;Yİ KAPATTIRMAK İSTİYOR</p><p>Dönemin Ankara Sıkıyönetim Komutanı, müfrit MHP karşıtı olan Korgeneral Nihat Özer, zihniyetleri örtüştüğünden Soyer&#39;i vakit geçirmeden başsavcı yaptı.</p><p>Oysa Soyer&#39;in Ülkücü düşmanın olduğu önceki yıllarda birçok karar ve uygulamalarına yansımış, bazı MHP milletvekilleri reddi hakim talebiyle şikayetçi olmuşlardı.</p><p>Nurettin Soyer, daha darbe resmen açıklanmadan saat 24 sularında özel ekibini yanına alarak, parti genel merkezini resmen bastı.</p><p>Saat 02.30&#39;du. İhtilal anonsu daha yapılmamıştı. Aynı saatlerde Bolu&#39;daki komando tugayının Ankara&#39;ya gönderilmiş olan taburundan bir &ldquo;özel tim&rdquo; Mamak Nizamiyesi&#39;nden dışarı çıktı. Hedefi Bahçelievler&#39;di.</p><p>MGK Genel Sekreteri Haydar Saltık ve Başsavcı Nurettin Soyer ikilisinin MHP ve Ülkücü harekete yönelik planlı ve programlı çalışmaları doğrultusunda, emirleri altındaki özel güçler devreye sokuldu ve karanlık MHP baskını böyle başlamıştı. 12 Eylül gecesi, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı&#39;nın bünyesinde yer alan Başsavcı Nurettin Soyer&#39;in emriyle Pol-Derli Solcu polisler ve askerler, kanunsuz bir şekilde MHP Genel Merkezi&#39;ni bastılar.</p><p>Darbe, henüz televizyonlarda ilan edilmeden özel kuvvetlerden bir tabur asker, MHP Genel Merkezi&lsquo;ne baskın tarzında girdi. Aynı anda hiç gereği yokken sokağa getirilen bir tank elektrik direğini deviriyor ve bütün semt saatlerce karanlıkta kalıyor, parti binasında gece boyunca karanlıkta arama yapılıyor. Oysa diğer partilerde arama ertesi gün saat 9&#39;da, bazılarında ise bir gün sonra polis tarafından yapılıyor. Zabıt tutmak gibi hukuki kurallar umursanmıyor. Soyer, yapılanları bizzat yönetiyordu.</p><p>Genel Merkez&#39;de vaktinden önce başlatılan arama, Bolu Komando Tugayı&#39;ndan gelen bir asker&icirc; timle polislerden oluşan karma bir ekip tarafından el fenerlerinin ışığı altında yürütüldü. Polislerin ekip şefi konumundaki Başkomiser Dürüst Oktay ile Zeki Kaman, MHP camiasının tanıdığı isimlerdi. Emniyet teşkilatı içerisinde Solcu polislerle kurduğu Pol-Der isimli ideolojik örgütün lider kadrosu içerisinde yer alan ve tutumları nedeniyle ilgili makamlara sık sık şik&acirc;yet edilen bu polisler, Başsavcı Nurettin Soyer&#39;in Mamak&#39;ta kurduğu özel ekibin seçkin elemanlarıydı.</p><p>Hiçbir siyasi parti, MHP hariç, ihtilal gecesi aranmadı ve basılmadı. Ama MHP, gece saat 02.30&#39;da asker, polis karışımı özel timler tarafından basıldı. MHP Genel Merkezi&#39;nin baskınında başta Nurettin Soyer olmak üzere Pol-Der&#39;li Zeki Kaman ve Dürüst Oktay gibi özel tim görevlilerinin bulunması da bu baskının gerçek amacını ortaya koyuyordu.</p><p>MHP Genel Merkezi&#39;ne gece gelerek, her türlü arama ve tarama işlerini yaparak, kamuoyunda MHP&#39;yi suçlu duruma düşürmek isteyen Nurettin Soyer&#39;in tek amacı, milliyetçi hareketi 12 Eylül mahkemelerinde yargılamaktı.</p><p>EVREN: &ldquo;SOYER, ARKANDAYIM, İSTEDİĞİNİ YAPABİLİRSİN&rdquo;</p><p>Hava H&acirc;kim Albay Nurettin Soyer, 1980 başında darbeyi planlayanlar tarafından Ankara 4. Kolordu Komutanlığı Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Başsavcılığı&#39;na atanır. Nurettin Soyer, Kenan Evren&#39;i ve konsey üyelerini ziyaret etmiştir. Ardından onlarla toplantı yapmıştır. Konseyin, başta Türkeş olmak üzere MHP yöneticilerinin, Ülkücü kuruluşların yöneticilerinin tutuklanmaları taleplerini yerine getirecekti. Beşli çeteye, MHP aleyhine hazırladığı sahte delilleri, gerçek dışı düzmece haberleri göstermiş ve onların onayını almıştır. Evren&#39;den cesaret alan Soyer, konsey üyelerine &ldquo;sizin desteğiniz devam ettiği müddetçe Türkeş ve arkadaşları asla cezaevinden çıkamaz.&rdquo; diyordu.</p><p>Evren, konsey üyelerinin de bulunduğu toplantıda Askeri Savcı Hava Albay Nurettin Soyer&#39;e, sivil ve askeri savcılar bulmasını, üzerinde çalışması talimatını verdi. Soyer, MHP ve Ülkücü kuruluşlar davası için 20 sivil, 6 askeri savcı ile çalıştı. Bunlara verilen emir, MHP&#39;nin kapatılması, MHP ve Ülkücü hareket mensuplarının cezalandırılması ve cezaevlerinde uzun yıllar yatmalarıydı.</p><p>SOYER: &ldquo;EVREN VE SALTIK DESTEK VERDİ YOKSA MHP DAVASI AÇILMAZDI&rdquo;</p><p>Beşli Konsey&#39;den aldığı güç ile Soyer ve arkadaşları, MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri başta olmak üzere Ülkücüleri uyduruk senaryo, düzmece belge ve yalancı şahitlerle tutuklamışlar, zindanlara doldurmuşlardır. Askeri Savcı Soyer ve emrindeki asker-polis karışımı Solcu çete, Beşli Konsey&#39;i arkalarına alarak Mamak&#39;ta her türlü hukuksuzluğu yapmışlardır.</p><p>Nurettin Soyer, 12 Eylül&#39;den birkaç ay sonra basına görüntülü bir açıklama yaptı. Büyükçe bir masanın üzerinde dizili çeşitli cins ve büyüklükte yirmiden fazla silahı göstererek, bunları MHP Genel Merkezi&#39;nde bulduklarını, burasının suç örgütü olduğunu gösteren başka belgeleri de ele geçirdiklerini iddia ederek, gerekli hukuki işlemlerin yapılacağını ifade etti. Soyer, aynı iddiaları Kenan Evren ve konsey üyelerine verdiği brifingde de tekrarladı. Cunta rejimi ile ilişkili tekelci medya ve Sol basın, Nurettin Soyer&#39;in yönlendirmesiyle MHP ve Ülkücü hareket, henüz dava bile açılmadan suçlanıp, infaz edilmeye çalışıldı. Ülkücü düşmanı Soyer, hukuki ve ahlaki kriterleri bir yana bırakarak konseyi ve kamuoyunu &ldquo;ajite&rdquo; etmek istemişti ve amacına ulaşmıştı.</p><p>Evren&#39;in maşası Nurettin Soyer, Doğu Perinçek&#39;in yazarlarından olduğu ve Aydınlıkçılar tarafından çıkarılan, haftalık &ldquo;2000&#39;e Doğru&rdquo; dergisine, MHP davasıyla ilgili yaptığı açıklamada, MHP davasının açılması için en büyük desteği, Kenan Evren&#39;den gördüğünü bir kez daha itiraf etmiştir.</p><p>MHP Genel Merkezi&#39;ne gece gelerek, her türlü arama ve tarama işlerini yaparak, kamuoyunda MHP&#39;yi suçlu duruma düşürmek isteyen Nurettin Soyer&#39;in tek amacı, Milliyetçi Hareket&#39;i 12 Eylül mahkemelerinde yargılamaktı.</p><p>Direk Kenan Evren&#39;e bağlı askeri savcılıkta savcılık karakolu kurulmuştu. Bu karakolun yanında C-5 adlı işkence merkezi vardı. POL-DER&#39;li polis şefleri Zeki Kaman, Dürüst Oktay, burada Ülkücüler aleyhine özel çalışma yürütüyorlardı. MHP ve Ülkücü kuruluşlarla ilgili evraklar Ülkücü düşmanı bu polis şefinin ve onunla birlikte çalışan polislerin elindeydi. Nurettin Soyer, 12 kişiden oluşan Zeki Kaman ekibine Ülkücüleri gözaltına aldırıyor, işkence ettiriyordu. Bütün bu yaşananlar Soyer&#39;in bilgi ve talimatıyla olmuştur. Zeki Kaman denilen alçak, bu cüreti Nurettin Soyer&#39;den ve cunta rejiminden alıyordu. Hakim ve savcılardan olması gereken dosyalar POL-DER&#39;li çetelerin elinde geziyordu.</p><p>MHP VE ÜLKÜCÜ DÜŞMANI SAVCI NURETTİN SOYER, 220 ÜLKÜCÜNÜN İDAMINI İSTEDİ</p><p>1978 Aralık ayında meydana gelen Kahramanmaraş olaylarından sonra 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. İktidarda olan CHP, bu özel dönemde görev yapacak hakim ve savcılar için özel çalışma yürüttü. CHP&#39;li Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık bu iş için müşaviri Solcu Bnb. Askeri Hakim Olcay Mis&#39;i görevlendirdi. Sosyal demokrat-sosyalist- Marksist görüşlere sahip kim varsa sıkıyönetimin yargı kadrosu yapıldı. Nurettin Soyer, bunlardan biriydi. Dönemin Ankara Sıkıyönetim Komutanı, müfrit MHP karşıtı olan Nihat Özer kendisi gibi MHP ve Ülkücü düşmanı Soyer&#39;i vakit geçirmeden başsavcı yaptı.</p><p>MHP ve Ülkücü kuruluşlar davası ile 3 Mayıs 1944 olayları nedeniyle yapılan yargılamalar arasında büyük bir benzerlik vardı. 1944 yılının ardından 37 yıl geçtikten sonra 19 Ağustos 1981&#39;de Mamak&#39;ta yapılan ilk mahkemede milliyetçiler yine benzer iddialarla suçlanmıştı.</p><p>1944 yılında Türk milliyetçilerine kumpas kurdular. İddianameyi, Çankaya Köşkü&#39;nde hazırladılar. 12 Eylül 1980 sonrası açılan &ldquo;MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının askeri savcısı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer de MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının iddianame dedikleri iftiranameyi Genelkurmay Karargahı&#39;nda, ordu içindeki mezhepçi &ldquo;Saltık Çalışma Grubu&rdquo; ile birlikte hazırlamıştır.</p><p>12 Eylül 1980 sonrası açılan MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının iddianamesini de Askeri Savcı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer Genelkurmay Kararg&acirc;hı&#39;nda, ordu içindeki mezhepçi &ldquo;Saltık Çalışma Grubu&rdquo; ile birlikte hazırlamıştı. Türk mahkemelerinde, Türk milliyetçileri yargılanmaya kalkışıldı. 29 Nisan 1981 tarihinde 945 sayfalık bir iddianame ile başlayan davada milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş ve Ülkücü gençlik lideri Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun içinde bulunduğu 220 Ülkücünün idamı istenmiştir. 587 sanıklı, MHP ve Ülkücü kuruluşlar davası iddianamesinin hazırlanması yedi ay on gün sürdü. Mütalaası, bir yılda tamamlandı.</p><p>Nurettin Soyer&#39;in hazırladığı 986 sayfalık iddianame ilk satırından son cümlesine kadar ideolojik saplantıları olan hastalıklı bir zihnin hezeyanlarını içeriyordu.</p><p>CUNTA REJİMİNİN VE BEŞİNCİ KOL ÇEVRELERİN ADAMI: NURETTİN SOYER</p><p>Dünyanın en insafsız, hukuktan en nasipsiz savcısı Nurettin Soyer, iddianame adlı itirafnameyi yazarken yardımcılarından biri Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu idi. MHP aleyhine yapılan haber ve yazı dizileri, 12 Eylül rejiminin dört elle sarıldığı malzemeler olmuştur.  12 Eylül 1980 sonrası açılan MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasında dönemin savcıları ve 12 Eylül darbecilerinin yayınladığı &ldquo;Anarşi raporlarında&rdquo; kaynak olarak Aydınlık gazetesi, TİKP&#39;in basın bültenleri ve diğer dönemin Solcu gazete ve dergilerinden faydalanılmıştır.</p><p>Bu iddianame hukukun rafa kaldırıldığı ideolojik bir rezalettir. İddianamede anlaşılmaz bir pervasızlıkla, kaynak belirtmeye bile gerek görülmeden bir Marksist&#39;in eserinden satır satır alıntılar yapılmıştır. Böylelikle hukuk&icirc; bir metin olma mecburiyeti bir tarafa bırakılarak, ideolojik bir suçlamaya dönüşen iddianame, MHP yöneticileri tarafından şiddetle eleştirildi. İddianamenin tutarsızlığı belgelerle, tarih&icirc; olaylarla ortaya konuldu.</p><p>Darbeden hemen sonra bazı gazetelerde, &ldquo;İyi ki 12 Eylül olmuş. Yoksa MHP, Türkiye&#39;de büyük bir darbe ve katliam yapacaktı&rdquo; haberleri çıkmıştı. Bu haberin arkasında, MHP aleyhine bilgilerin sızdırılmasında, yazdırılmasında, cuntanın infaz aparatı Nurettin Soyer&#39;in parmağı vardı.</p><p>MHP aleyhine yapılan haber ve yazı dizileri, 12 Eylül rejiminin dört elle sarıldığı malzemeler olmuştur.  12 Eylül 1980 sonrası açılan MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasında dönemin savcıları ve 12 Eylül darbecilerinin yayınladığı &ldquo;anarşi raporlarında&rdquo; kaynak olarak Aydınlık gazetesi, TİKP&#39;in basın bültenleri ve diğer dönemin Solcu gazete ve dergilerinden faydalanılmıştır.</p><p>MİLLİYETÇİ HAREKETİN LİDERİ TÜRKEŞ CUNTA REJİMİNE VE CUNTANIN MAHKEMESİNE MEYDAN OKUDU</p><p>1944 yılında Çankaya Köşkü&#39;nde, 12 Eylül sonrası Beşli Konsey-Evren-Saltık çalışma merkezinde Türk milliyetçilerine kumpaslar kurdular. Milliyetçi hareketin lideri Türkeş, bir ABD/NATO projesi olan 12 Eylül darbesine eğilmedi, küresel diktatör ABD&#39;nin &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dediği &ldquo;Beşli Çete&rdquo;ye, cuntanın mahkemelerinde meydan okudu.</p><p>Cunta mahkemesi, üç kişiden oluşuyordu. Başkan Hava Albay İrfan Yücesan, duruşma H&acirc;kimi Albay Vural Özenirler, Hv. H&acirc;kim Yzb. Fahir Kayacan&#39;dan oluşuyordu. Mamak Mahkemesi&#39;nde ilk sırada olan MHP lideri Alparslan Türkeş, yazmış olduğu kitaplarla kürsüye yürümüştür. Savcılık, iddianamede Türkeş&#39;in kitaplarını tamamen çarpıtmış, alttan bir üsten bir kelime alıp birbirine katmış, suç delili olarak kullanmıştı. Türkeş savcının alıntı yaptığı kitapların sayfalarından savcının iddialarını, çarpıtmalarını tek tek çürütmüştü. Bu arada iddia makamını teşkil eden Hv. H&acirc;kim Albay Nurettin Soyer, sesini çıkaramıyordu. Başbuğ Türkeş, masabaşında hazırlanan yalanlarla, iftiralarla dolu 945 sayfalık düzmece iddianameyi, Mamak mahkemelerinde suratlarına fırlattı.</p><p>Milliyetçi hareketin lideri Türkeş, mahkemelerin başladığı ilk günden itibaren iddia makamını, savcılarını en ağır bir dille eleştirdi. Mamak Mahkemesi&#39;nde tarihi bir olay yaşanmıştır.  Diktatörün adamı, konseyin Savcısı, Sol çevrelerin yere göğe sığdıramadığı ve Ülkücülere yaptığı zulümlerden dolayı alkışladığı, sahip çıktıkları Savcı Nurettin Soyer, iftiralarla dolu iddianameyi okurken Başbuğ Türkeş, &ldquo;Biz 945 sayfalık, baştan aşağı yalan ve iftira ile dolu olan bu iddianame ile idam istenerek buraya getirildik.&rdquo; Ve 945 sayfalık iddianameyi eli ile havaya kaldırıp gür sesi ile haykırdı: &ldquo;BU BİR İDDİANAME DEĞİL, İFTİRANAMEDİR!..&rdquo;</p><p>Başbuğ&#39;umuz Türkeş ne savcılık sorgusunda ne mahkemelerde başını öne eğmedi. Mahkemede iddianame denen iftiranameyi, defalarca kaldırıp heyete karşı salladı ve kürsüye vurdu.</p><p>Alparslan Türkeş, 12 Eylül 1980 darbe sonrası idamla yargılandığı &ldquo;MHP ve Ülkücü kuruluşlar&rdquo; davasında Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No&#39;lu Askeri Mahkemesi Kıdemli H&acirc;kimliğine sunduğu savunmasında; &ldquo;Milliyetçi hareket, siyasi hayatta her zaman &lsquo;hak, hukuk, adalet&#39; demiştir. Milliyetçiliğimiz milletten ve adaletten yana olmaktır. Haksızlıklara, adaletsizliklere, yolsuzluklara daima karşı çıktık. Haksızlık ve adaletsizlik, zulüm demektir. Ülkeler küfür ile yıkılmaz ama zulüm ile yıkılır. Milletimizin hizmetinde olmaya daima gayret ettik.&rdquo; demiştir.</p><p>ABD ELÇİSİ JAMES SPAIN: &ldquo;EĞER ABD YANLISI GENERALLER DARBE YAPMASAYDI ÜLKÜCÜLER İKTİDARA GELECEKTİ&rdquo;</p><p>Türkiye&#39;nin birliğini ve bütünlüğünü savunan MHP&#39;nin demokrasiye, ülkeye, vatana sahip çıkışı karşısında, CIA istasyon şefleri, &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dedikleri, ABD yanlısı generallere &ldquo;elinizi çabuk tutun, darbe çalışmalarını hızlandırın&rdquo; talimatını vermişlerdir.</p><p>ABD karşıtı milliyetçi hareketin, iktidara yürüyüşünü gören ABD emperyalizmi, hemen hamlesini yapmış, Ülkücü hareketin iktidar yürüyüşünü durdurmak için düğmeye basmış, kendisine bağlı Amerikancı generallere 12 Eylül darbesinin hazırlıklarını yaptırmış ve sonuçta darbe gerçekleşmiş, Ülkücü hareket yok edilmek istenmiştir.</p><p>ABD&#39;nin 12 Eylül öncesi en çekindiği ve nefret ettiği hareketlerden biri &ldquo;Ülkücü hareket&rdquo; idi. Türk milliyetçilerinin anti-Amerikancı tavrı, ABD&#39;nin tepkisini çekiyordu. MHP ve Ülkücülerin yükselen toplumsal dalgası ve kitleselleşmesi, ABD çıkarlarının tehlikeye girmesi demekti. 12 Eylül&#39;e az bir zaman kala Washington, MHP dışı bir yönetim istiyordu, Ankara&#39;dan. Washington MHP&#39;siz bir hükümet teklifini Orta Doğu&#39;da görevli diplomatları ve CIA istasyon şefleri aracılığıyla iş birlikçilerine iletiyordu. Washington, MHP&#39;nin milli ve yerli duruşundan, ABD karşıtı milliyetçi siyasetinden ve çizgisinden son derece rahatsızdı.  ABD, AP-CHP koalisyonunu istiyordu.</p><p>Dönemin ABD Ankara Büyükelçisi James Spain&#39;in imzasını taşıyan bir belge, &quot;Ordunun yönetime el koymasının ardından ABD-Türkiye ilişkileri&quot; başlığını taşıyor. Yazıda, Türkiye&#39;de ordunun yönetime el koymasının &quot;daha köklü ve daha kabul edilir&quot; bir durum olduğu ifade edilerek, &quot;Bu bir Latin Amerika cunta darbesi değil&quot; deniliyor.</p><p>12 Eylül döneminde (1980-1981) ABD Ankara Büyükelçisi olan James Spain, emekli olduktan sonra Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Ufuk Güldemir ile yapmış olduğu röportajda MHP&#39;ye olan düşmanlıklarını açıkça söylüyordu. Cumhuriyet gazetesinin 30 Aralık 1984, 3 Ocak 1985 tarihli sayılarında yayınlanan röportajında 12 Eylül generallerine övgüler düzerken &ldquo;Türkiye, Ülkücülere teslim edilmediği&rdquo; için adeta zil takıp bir oynamadığı kalmıştı.</p><p>12 Eylül generallerine övgüler düzerken &ldquo;İyi ki 12 Eylül darbesi oldu. Eğer 12 Eylül olmasaydı, Ülkücüler iktidara gelecekti. Türkiye&#39;yi Alparslan Türkeş yönetecekti&rdquo; diyordu.</p><p>Buhranlı ve zor dönemlerde Türk milletine istikamet veren, yol gösteren iki büyük lideri, rahmetli Başbuğ&#39;umuz Alparslan Türkeş&#39;i, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu tüm şehitlerimizi ve Hakk&#39;a yürüyen aziz dava ve yol arkadaşlarımızı rahmetle, minnetle, saygıyla, sevgiyle anıyoruz. Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun. Onları asla unutmadık ve unutmayacağız. Bu aziz millet, kendisine hizmet edenleri, şehitlerini, kahramanlarını asla unutmaz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ulkuculer-daragacinin-altinda-_1694632624_eOCpdf.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ülkücüler darağacının altında darbecileri lanetledi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ulkuculer-daragacinin-altinda-_1694632624_eOCpdf.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Kerkük olaylarının sorumlusu Barzani ailesi ve KDP çeteleri]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-kerkuk-olaylarinin-sorumlusu-barzani-ailesi-ve-kdp-ceteleri/84581/</link>
            <description><![CDATA[Hakkı Öznur, “Pro İsrail Barzani” ailesinin, işbirlikçi KDP ve KYB’nin Kerkük üzerindeki hesaplarını,  kirli emellerini, ve Kerkük konusunda Bağdat hükümetinin iki yüzlü siyasetini ele aldı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-kerkuk-olaylarinin-sorumlusu-barzani-ailesi-ve-kdp-ceteleri/84581/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 21:17:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ &ldquo;Ortadoğu&#39;nun Cahşları&rdquo; adlı iki ciltlik  eserin yazarı araştırmacı-yazar Hakkı Öznur Kerkük&#39;te oynanan oyunlara, çatışmalara, dikkai çeken bir açıklama yayımladı. Öznur, &ldquo;Pro İsrail Barzani&rdquo; ailesinin, işbirlikçi KDP ve KYB&#39;nin Kerkük üzerindeki hesaplarını,  kirli emellerini, ve Kerkük konusunda Bağdat hükümetinin iki yüzlü siyasetini ele aldı.Orta Doğu ve yakın politik tarih üzerine yaptığı çalışmalar, yayınladığı tarihi öneme sahip kitaplarla, Türk fikir, kültür ve siyasi hayatına büyük hizmetlerde bulunan, Türkiye&#39;nin en önemli araştırmacı yazarlarından biri olan alanında otorite olarak kabul edilen  siyasi tarih araştırmalarının en önemli isimlerinden  Hakkı Öznur &ldquo;Kerkük&rdquo; başta olmak üzere Irak&#39;ın kuzeyinde ve Orta Doğuda oynanan emperyalist oyunları daha  önce  2 ciltlik 2082 sayfadan oluşan &ldquo;Orta Doğu&#39;nun Cahşları&rdquo;  adlı  dev eserinde  yazmış ve anlatmıştı.&ldquo;Ortadoğu&#39;nun Cahşları&rdquo; adlı iki ciltlik kitap  ilk defa bu alanda yayınlanan tek kitap ve tek çalışmadır. Ülkemizde ve dünyada Barzaniler ve Barzani hareketi üzerine böylesine kapsamlı, detaylı, bilgi ve belgelerle dolu bir çalışma, kitap yoktur.&ldquo;Ortadoğu&#39;nun Cahşları&rdquo;, terör rejimi İsrail&#39;in maşası, &ldquo;Pro İsrail Barzanileri&rdquo; anlatıyor. &ldquo;Ortadoğu&#39;nun Cahşları&rdquo;, Barzanilerin kökenleri ve siyasi tarihi ile beraber bir nevi, Orta Doğu tarihi de diyebiliriz.  &ldquo;Ortadoğu&#39;nun Cahşları&rdquo; adlı eserde Barzani ailesinin bu anlamda, coğrafyamızdaki en büyük cahşlar (hain ve işbirlikçi olduğu) bütün yönleriyle anlatılmaktadır.Ülkücü  Hareket&#39;in en önemli  isimlerinden ve  -Kanaat önderlerinden olan Hakkı Öznur&#39;un, 6 ciltlik &ldquo;Ülkücü Hareket&rdquo;, 2. Ciltlik &ldquo;Derin Sol&rdquo;, 3 ciltlik &ldquo;Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı&rdquo;, &ldquo;1993 Örtülü Darbe&rdquo;, &ldquo;Cahşların Savaşı&rdquo; adlı yakın siyasi tarih araştırmalarından oluşan kitapları da bulunuyor.Araştırmacı  Yazar Hakkı Öznur&#39;un   Kerkük   ile  ilgili açıklamasının tam metni:<p>Irak vilayetleri ve Kerkük&#39;te 18 Aralık 2023&#39;te yapılacak il meclis seçimleri öncesinde Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, binanın tekrardan KDP&#39;ye devredilmesi talimatını vermişti. Bu  yanlış ve provokotif  kararın  ardından 25 Ağustos günü karargahın önünde çadır kurup nöbet tutan Türkmenler ve Araplar, Kerkük-Erbil otoyolunu trafiğe kapatmıştır. Kerkük&#39;teki Türkmenler, Sünni Araplar  hem Bağdat yönetimini karşı çıkmışlar, hem de, Kerkük&#39;te kaos peşinde koşan KDP mensubu barzanicilere kitlesel gösteriler yaparak karşı çıkmışlardır.</p><p>Kerkük kentinde güvenliği sağlayan Ortak Operasyonlar Komutanlığı binasının Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani&#39;nin talimatıyla Kürdistan Demokrat Partisi&#39;ne (KDP) devredilme talimatı, kaosa zemin  hazırlamak  ve Kerkük&#39;ü kan gölüne çevirmekten başka bir şey değildir Böyle bir kararı alan  Başbakan Sudani, kaosa zemin hazırlamıştır.</p><p>Türkmenlerin ve Arapların haklı direnişi ve tepkileri karşısında  Sudani  geri adım atmak zorunda kalmıştır. Irak Başbakanı yanlış yapmıştır. Sonunda geri adım atmak zorunda kalmıştır. Ancak bu geri dönüşten geriye her an yeniden patlamaya hazır bir Kerkük kalmıştır.</p><p>KDP ve KYB&#39;li  peşmerge güçleri, 2014&#39;te kendileri gibi işbirlikçi ve terör örgütü olan IŞİD&#39;in ortaya çıkmasından sonra Irak ordusunun Kerkük&#39;te boşalttığı üslere konuşlanmaya başlamış ve 3 yıl boyunca kentte denetimi fiilen ele almıştı.</p><p>KBY&#39;nin 25 Eylül 2017&#39;de düzenlediği sözde &quot;bağımsızlık referandumu&quot; ve Kerkük&#39;ü ilhak girişiminin ardından, merkezi hükümete bağlı güçler, 16 Ekim 2017&#39;de Kerkük&#39;e girerek kentteki peşmerge varlığına son vermişti. Irak ordusu KDP binasını boşaltıp Kerkük Operasyonlar Komutanlığı Karargahı yapmıştı. Merkezi hükümete bağlı güçler, KDP&#39;nin işgalci tavrı üzerine kente girmiş ve Kürt silahlı grupları Kerkük&#39;ten kovmuştu.</p><p>KYB&#39;li Kerkük Valisi, Türk düşmanı Necmeddin Kerim  Irak ordusundan kaçarak  makamını terketmiş Amerika&#39;ya  kaçmış, 30 Ekim 2020&#39;de orada ölmüştür. ABD, İsrail uşağı Peşmergeler arkalarına bile bakmadan kaçmışlardı. Barzani ailesi de, Talabani ailesi de bütün çapulcu peşmergeler de 16 Ekim 2017 günü arkalarına bakmadan kaçtıkları günü unutmuşa benziyorlar.</p><p>İsrail uşağı KDP, binanın daha önce parti tarafından kullanıldığını ve yeniden partiye verilmesini istiyor. Ordunun kullandığı binanın KDP&#39;ye verilmesi gerektiğini söyleyen KDP&#39;li silahlı  gruplar, karargah önünde nöbet tutan Türkmenlere ve Araplara saldırmaya kalktılar. Rahimava bölgesinde KDP&#39;li silahlı militanlar gösteri düzenleyerek, Erbil-Kerkük yolunun açılmasını istediler.</p><p>Kerkük&#39;te 2 Eylül den beri Kürt gruplar &ldquo;Operasyonlar&rdquo; binasının KDP ye teslim edilmesini istemişlerdir. Karargah binası önünde kurulan çadıra doğru yürüyüşe geçen silahlı Kürt grupları ile Irak Güvenlik Güçleri çatışmıştır. Silahlı Kürt göstericilerin çıkarmış olduğu olaylara Bağdat merkeze güvenlik güçleri müdahale etmiştir. Güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu ikisi (KYB) üyesi dört Kürt gösterici öldü.</p><p>ABD, İSRAİL MUHİBİ BARZANİLER, KAOS PEŞİNDE KOŞAN AÇIKLAMALAR YAPIYOR</p><p>KDP, inisiyatifle Barzani&#39;nin peşmergesi Kerkük&#39;te silahlı bir aktör olarak yeniden sahneye çıkmıştır. IKBY tarafından silahlı eğitim verilen binlerce Kürt militan, Türkmenlere karşı düzenlenecek fiili saldırılar için bekletilmektedir. KDP, KYB, PKK Türkmenlere karşı birlikte hareket etmekteler. Kerkük&#39;ü Erbil&#39;e bağlamaya çalışan Kürt unsurlarının bir diğer hesabı da bölge petrolüne el koymak. Kerkük petrollerini ve Kerkük şehrini kendi bölgelerine katmak için her şeyi yapıyorlar.</p><p>Kürtler, bir oldu bitti ile Kerkük&#39;ü Kürt bölgesine d&acirc;hil etmeye çalışmaktalar. Kürtler, Irak&#39;ın bir parçası gibi bir kaygı taşımıyor. Hep ayrı bir devlet kurmanın hayalleri peşinde koştular. Bütün çabaları, Kerkük kentinin kurmak istedikleri bağımsız Kürdistan devletine d&acirc;hil edilmesi içindir</p><p>KDP lideri Mesud Barzani, Kürtlerin dökülen kanının hesabının sorulacağını söyleyerek, tansiyonu yüksek tutmaya devam ediyor. Kerkük&#39;te sükunet sağlanmazsa olayların boyutu değişebilir. Kerkük ve çevresindeki terör örgütü PKK ve İran destekli gruplar da bölgede tansiyonu yükseltmeye çalışıyor.</p><p>Türkmenlerin ve Arapların haklı tepkilerini &quot;bozguncu ve yasa dışı&quot; olarak nitelendiren Barzani, &quot;Kürt çocuklarımızın Kerkük&#39;te kanının dökülmesinin bedeli ağır olur&quot; diyerek küstahça açıklamalar yapmaya devam ediyor.</p><p>Kerkük&#39;teki bir KDP yetkilisi, &ldquo;Kerkük Kürdistan&#39;ın bir kentidir. Kerkük&#39;teki bütün evler Barzanilerin ve Talabanilerin evidir&rdquo; diye konuşarak gerilimi yükseltmenin, iç savaş çıkartmanın, Kerkük&#39;ü kan gölüne çevirmenin peşinde koşuyor.</p><p>Kerkük&#39;te yaşanan olayların ardından Irak Başbakanı Sudani ile telefonda görüşen I-KDP lideri  Mesud Barzani ve  I-KBY Başkanı Neçirvan Barzani,   Kerkük&#39;teki Türkmenleri ve Kürt karşıtı Arapları suçlamaya kalkmıştır.</p><p>Kerkük&#39;te,  Türkmenlere ve Araplara karşı yıllardır silah kullanan KDP militanlarını görmezden gelen Neçirvan Barzani, Bağdat hükümetini Türkmenlere ve Araplara baskı yapmaya çağırmıştır.</p><p>Yaşananların ardından bir açıklama yapan  İsrail muhibi Neçirvan Barzani, Erbil-Kerkük karayolunun 6 gündür hukuka aykırı bir şekilde kapatıldığını söylerken KDP  militanlarının provokasyonlarından  silahlı  Kürt göstericilerden ise hiç söz  etmiyor ve bahsetmiyor.</p><p>Kerkük&#39;teki barikatlar kuran, sağa sola saldıran, silah kullanan  Kerkük&#39;te kaosa neden olan  güvenlik ve istikrarı tehlikeye sokan Barzaniler. KDP&#39;li çetelerdir. Irak Hükümetin Kerkük&#39;teki tüm toplulukların güvenliğini ayrım gözetmeksizin korumak zorundadır.</p><p>Kerkük&#39;ün istikrarı, Irak&#39;ın istikrarı demektir. Kerkük&#39;te huzur ve güvenliğin yolu KDP çetelerinin ellerinden silah araç ve gereçlerinin alınması ve merkezi hükümete devridir.</p><p>TÜRK DÜŞMANI KDP&#39;DEN YENİ PROVOKASYON: &ldquo;KERKÜK KÜRDİSTAN&#39;DIR&rdquo; YAZILI PULU BASTILAR</p><p>IKBY sözcüsü Peşeva Hevrami, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, I-KDP lideri Mesud Barzani ve Mesrur Barzani&#39;nin Kerkük&#39;te hayatını kaybeden silahlı Kürt militanların şehit statüsünde kabul edilmesi için talimat verdiğini söylüyor. Barzani silahlı Kürt gruplara direniş ve çatışma çağrısında bulunuyor, &ldquo;Kerkük&#39;ü Türkmenlere bırakmayın&rdquo; diyor.</p><p>IKBY&#39;ye bağlı  İletişim Bakanlığı adlı KDPci kurum  Kerkük&#39;teki peşmerge heykelini &ldquo;Kerkük Kürdistan&#39;dır&rdquo; yazısı ile posta pulu yaptı. Yeni provokasyonlar peşinde koşan Barzanici çeteler, Kerkük&#39;te yaptıkları çatışmalara yönelik gösterilerinin ardından kentin sözde Kürdistan kimliğine vurgu yapmak amacıyla tam bir kışkırtma olan posta pulu bastılar. Tarihi Türk şehri olan Kerkük&#39;ü Kürt şehri göstermek amacıyla &ldquo;Kerkük Kürdistan&#39;dır&rdquo; yazılı pulu bastılar. Pulun üzerinde ABD, İsrail uşağı &ldquo;peşmerge heykeli&rdquo; ve sözde &ldquo;Kürdistan bayrağı&rdquo; dedikleri paçavra bulunuyor.</p><p>Kerkük&#39;te, yapımına Temmuz 2015&#39;te başlanan ve 23 Eylül 2017&#39;de bitirilen peşmerge heykeli, 23 metre yüksekliğinde. Barzanici-Dilan Reşad, &ldquo;Pul 5 bin dinar değerinde ve en pahalı pulumuz. Bu pul, Kerkük halkına ve dünkü gösterilere destek için yapıldı&rdquo; dedi. Sözcü Reşad pulun yakın zamanda kurumlarda ve uluslararası postalarda kullanılacak demiştir.  Bu yapılan yeni provokasyonlara zemin hazırlamaktır.</p><p>KERKÜK ORTAK OPERASYONLAR BİNASI KDP&#39;  YE DEĞİL IRAK PETROL BAKANLIĞI&#39;NA AİTTİR</p><p>Irak&#39;ın asli ve kurucu unsurlarından olan Türkmenlerin ana yurdu olan Kerkük&#39;te olanları yakından takip ediyoruz. Kerkük&#39;teki Ortak Operasyonlar Komutanlığı binası, Petrol Bakanlığı&#39;na ait. Hiçbir partinin orayı siyasi faaliyeti için kullanmasını istemiyoruz.</p><p>Kerkük yerel idaresi, Ortak Operasyonlar Komutanlığınca kullanılması için yeniden onarımına yaklaşık 1 milyar Irak dinarı harcamıştır. Kullanılan bina, Kerkük&#39;ün istikrarı, güvenliği ve huzurunun sembolüdür. Kerkük&#39;te Kürtler, provokasyon peşinde. Kaos ortamı yaratılmak isteniyor. Kaos ortamında Türkmenler hedef alınabilir. KDP peşmerge güçleri, Kerkük&#39;te lokal çatışmalar, yerini geniş çaplı çatışmalara bırakabilir.</p><p>Kerkük&#39;te Saddam döneminde Araplaştırma politikası vardı. 2003&#39;ten sonra da Kürtleştirme politikası oldu. Kerkük&#39;te nüfus, 2003 öncesi nüfus 850 bin civarındaydı. Şu an 1 milyon 800 bin.</p><p>ABD/İsrail işbirlikçisi KDP&#39;de çok eskiden beri &ldquo;Kerkük Kürtlerin Kudüs&#39;üdür&rdquo; anlayışı var. Messod Barzani, 1993 yılından beri defalarca &ldquo;Kerkük, Kürdistan&#39;ın Kudüs&#39;ü, Kerkük Kürdistan toprağı, Kerkük Kürt şehridir, bağımsız bir Kürt devleti kurulacaktır&rdquo; sözlerini sarfetmiştir.</p><p>Babası Mustafa Barzani gibi hain olan ve hain babasının izinden giden Messod Barzani de son 9 yılda 16 kez Kerkük&#39;e geldi. Her gelişinde kirli emellerini ortaya koydu. Özellikle Irak&#39;ın işgalinden 16 Ekim 2017 tarihine kadar Kerkük&#39;ü işgal eden peşmerge çetelerine destek vermiş, her konuşmasında, &ldquo;Kerkük, Kürdistan&#39;ın kalbidir&rdquo;, &ldquo;Kerkük, Kürt bölgesine aittir ve Kürt şehri&rdquo; demiştir.</p><p>MİT VE ÖZEL KUVVETLER  KERKÜK&#39;TEKİ TAHRİKÇİ KDP ŞEFLERİNİ PAKETLEYİP BARZANİ&#39;NİN SARAYINA ASMALIDIR.</p><p>Devletimiz derhal Kerkük ile ilgili radikal adım atmalıdır. Bağdat hükümeti ile görüşerek yaptıkları yanlışlar ve yüz verdikleri Barzaniciler konusunda uyarıda bulunmalı. Türk ordusunun gelişmelere seyirci kalmayacağını söylemelidir.</p><p>Tarihi Türk şehrini Kürt şehri yapmak isteyen Barzanilerle Barzani ailesi ile yapılan her görüşme, zaman kaybıdır. KDP ve KYB de terör örgütüdür.</p><p>Kerkük konusu, Türkmenler için de Türkiye için de Türkiye&#39;nin milli güvenliği açısından son derece önemlidir. Kerkük&#39;te Türkmenler, büyük bir endişe içindeler. Türkiye&#39;nin bekası ve milli güvenliği, Kerkük&#39;ten başlar.</p><p>Kerkük&#39;teki Türk kimliği silinmeye çalışılıyor. Irak hükümetinde temsil edilmeyen Türkmenlerin hakkı, yenmeye devam ediyor.</p><p>&bull; Irak hük&ucirc;meti, Türkmenlerin iradesini yok sayamaz. 3 Milyon Irak Türk&#39;ünü kimse görmezden gelemez.</p><p>&bull;  Bağdat hükümeti, KDP, KYB ve şehir merkezinde cirit atan PKK&#39;lı çetelere karşı derhal önlem almalı, silahlarına el koymalıdır. Türkmen kardeşlerimizin can güvenliğini garanti altına almalıdır.</p><p>&bull; Ülkenin üçüncü esasi unsuru olan Türkmenlere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmasına izin verilmemelidir.</p><p>&bull; Türkmenler, tüm alanlarda güçlü olmalıdır. Irak&#39;ta tüm Türkmen kurum, kuruluş, parti ve dernekler tek yürek tek yumruk olmalıdır.</p><p>&bull; Kerkük Valisi ve Belediye Başkanı, Türkmen olmalıdır.</p><p>&bull; KDP ve KYB silahlı güçleri, silahlarını merkezi hükümete teslim etmeli ve şehri terk etmelidir.</p><p>&bull; Kerkük merkezde bulunan PKK büroları, derhal kapatılmalı, terör örgütü militanları Türkiye&#39;ye teslim edilmelidir.</p><p>&bull; Kerkük&#39;ün federal yapıdaki vilayet statüsü korunmalı ve herhangi bir bölgeye bağlanması kabul edilmemeli,</p><p>&bull; Hiçbir meselede Kerkük, pazarlık konusu haline getirilmemeli.</p><p>&bull; Kerkük nüfusu üzerindeki demografik değişim çabalarına engel olmak amacıyla nüfus çalışması yapılmalı, Kerkük&#39;e sonradan yerleşen halkın Kerkük için değil, geldikleri bölge için oy kullanması sağlanmalıdır.</p><p>&bull; Kerkük&#39;te, Kürt milis gruplar ve devlet dışı silahlı aktörlerin faaliyetleri engellenmeli, izin verilmemeli.</p><p>&bull; MİT, Suriye ve Irak&#39;ta yaptığı gibi Kerkük&#39;te provokasyon peşinde koşan Barzani ve Talabani&#39;nin şeflerini ve PKK örgüt liderlerini paketleyip Türkiye&#39;ye getirmelidir.</p><p>Kerkük ve bütünlükle Türkmeneli bölgesi, Türk bölgesidir.  Türkmenler Irak&#39;ın çimentosudur. Kadim Türk şehri olan Kerkük&#39;ü Barzaniciler IKBY yönetimine almak için elinden geleni yapmış ancak başarılı olamamışlardır.</p><p> Kerkük&#39;ün yapısını bozacak her eylem, Irak&#39;ın bütünlüğünün bozulması demektir. Türkmen yurdu Kerkük, yüzlerce yıldır Türk coğrafyasıdır.</p><p>Mesud Barzani başta olmak üzere  Neçirvan Barzani, Mesrur Barzani tüm Barzaniciler Tüm Talabaniciler, Kerkük konusunda hadlerini bilmelidir. Bedelini ağır öderler.</p><p>İŞBİRLİKÇİ KDP VE KYB&#39;Lİ KÜRTLER BAĞDAT DÜŞTÜKTEN SONRA KERKÜK&#39;E GİRDİLER, TÜRMENLERE AİT TAPU VE BELGELERİ YAKTILAR</p><p>ABD askerlerinin himayesinde KDP ve KYB&#39;li peşmergeler, Kerkük&#39;teki demografik yapıyı değiştirmek için Kerkük&#39;e girer girmez tapu ve nüfus dairelerini basarak bütün belgelerle birlikte bu daireleri yaktılar. Irak&#39;ın işgalinden sonra son 20 yılda Kerkük&#39;teki demografik yapının Kürtler lehine değişmesi ve Kürtlerin özellikle ABD desteğiyle Kerkük&#39;e yerleştirilmeleri sonucunda çok ciddi bir Kürt nüfus oluşmuştur.</p><p>KDP ve KYB&#39;nin teşviki ile Irak&#39;ın kuzeyinde yaşayan Kürtler, Süleymaniye&#39;den, Ranya&#39;dan, Diyana&#39;dan, Revandüz&#39;den, Şaklava&#39;dan, Akra&#39;dan, Erbil&#39;den getirilerek başta Kerkük olmak üzere Diyala&#39;ya, Selahattin&#39;e yerleştirildiler. Bu bölgelere gelen Kürtlere, Barzani ve Talabani para vererek ev ve iş yerleri almaları, boş olan evlere yerleşmeleri, boş arazilere evler yapmalarını sağladı.</p><p>Kuzeyden gelen bu Kürt nüfus nedeniyle başta Kerkük olmak üzere demografik yapı değişmeye başladı. Türkmenlere hiçbir şey sorulmadan, Türkmen nüfusun yoğun olduğu bazı bölgeler Kürt bölgesine d&acirc;hil edilmiştir. Irak&#39;ta Telafer&#39;den başlayıp Mendeli&#39;ye kadar uzanan ve Türkmeneli denen bölge işte bu tartışmalı bölge diye anılan bölgedir.</p><p>20 Mart 2003 sabahı ABD ve müttefikleri &ldquo;Haçlı seferleri orduları&rdquo; gibi Irak&#39;ı işgal ettiler. I-KDP ve KYB&#39;li peşmergeler küresel haydut ABD&#39;nin bölgedeki en önemli iş birlikçileri oldu. Netice itibariyle, 20 Mart&#39;ta başlayan işgal, 9 Nisan 2003&#39;te, ABD askerlerinin Bağdat&#39;ın merkezindeki Firdevs Meydanı&#39;na girip, 10 Nisan&#39;da meydandaki dev Saddam Hüseyin heykelini yıkmasıyla zirve noktasına ulaştı. Artık başkent Bağdat, Koalisyon Güçleri&#39;nin eline geçmişti. Peşmergenin ilk işi 9 Nisan 2003 günü Bağdat&#39;ın düşmesinden sonra Kerkük&#39;e girmek oldu. 10 Nisan günü on binlerce tam teçhizatlı silahlı peşmerge binlerce araç ve gereçle Kerkük&#39;e girdi.</p><p>Kerkük&#39;te nüfus ve tapu idareleri, yağmalandı, yakıldı. Kerkük&#39;ün tüm kayıtları yok edildi. Türkmenlerin tapuları, nüfus kayıtları kül oldu. KDP ve KYB&#39;li CIA peşmergeleri, Türkmen şehri Kerkük&#39;e bilerek girmiş ve talan etmiştir. ABD öncülüğünde Kerkük&#39;ü Kürtleştirme projesi ortaya konmaya çalışılmıştır. Kürtler, Kerkük&#39;e göç ettirilerek bölgenin demografik yapısı değiştirildi.  Kentteki Türkmenlere ait iş yerleri de yağma ve saldırılarda büyük zarar gördü. 1961 ve 1991 yıllarının ardından gerçekleşen bu üçüncü yağma hareketi ile Türkmen kenti olan Kerkük&#39;ün kimliksizleştirilmesi, Türkmenlerin ise yurtsuzlaştırılması resmileştirilmeye çalışılıyordu. KDP ve KYB&#39;li peşmergelerin amaçları, tarih boyunca bir Türk toprağı olan Kerkük&#39;te Türk izini silmekti.</p><p>Küresel, emperyalist ABD&#39;nin 2003 yılında KDP ve KYB ile anlaşarak Kerkük, Diyala ve Selahattin&#39;e peşmerge gücü yerleştirmesi, Irak&#39;taki tartışmalı bölgeler sorununun temelini oluşturmuştur.</p><p>2003-2017 arasındaki Kürt partileri, Kerkük&#39;te hegemonya ve demografik değişimi empoze etme çabalarını referandum ile denediler. Ancak diğer birleşenlerin siyasi ve idari ağırlığını göz ardı ettikleri için başarısız oldular.</p><p>TERÖR REJİMİ İSRAİL, KERKÜK&#39;ÜN IKBY&#39;YE BAĞLANMASI İÇİN BARZANİ İKTİDARININ EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ</p><p>ABD, AB ve İsrail planı açık ve nettir. İş birlikçileri olan KDP, KYB ve PKK gibi taşeron Kürt örgütleri, Orta Doğu&#39;da güçlendirmektir. İsrail&#39;in güvenliği açısından da bölgede bağımsız bir Kürt devletinin kurulması, çok önemlidir. İsrail ise kurulacak bir Kürt devletini ekonomik ve stratejik açıdan doğal bir müttefik olarak görüyor. Barzanistan, İsrail Siyonizm&#39;ine bağlı, küresel bir projedir. ABD, İngiliz, İsrail projesi olan Kürdistan, İran sınırından Akdeniz&#39;e uzanan bir kuşaktır.</p><p>Baba Mustafa Barzani&#39;nin soğuk savaş dönemindeki kirli ilişkiler ağını, oğlu Mesud Barzani oğulları ve yeğenleri devam ettirmektedir. Barzani hareketine ve Irak&#39;ın kuzeyinde oluşan Kürt bölgesine İsrail, en büyük yardımı yapmıştır. 25 Eylül 2017&#39;de yaptıkları bağımsızlık referandumuna en büyük destek, İsrail&#39;den gelmiştir. Korsan referandumu öncesinde Irak&#39;ın kuzeyinde Barzani yandaşları, İsrail bayrakları taşıyordu. Sözde bağımsızlık referandumunda Erbil&#39;de Akre de, Zaho&#39;da Duhok&#39;ta vb. yerlerde düzenlenen mitinglerde Barzaniciler, KDP ve İsrail bayraklarını taşıyor, İsrail lehine sloganlar atıyorlardı.</p><p>Modern Kürt Lawrenceleri, Barzani ailesinin dostları Peter Galbraith, David Phillips, Henri Barkey, Brett Mcgurk, Joel Rayburn, David Brownstein, vb. Irak&#39;ın kuzeyinde yürüttükleri kirli ve karanlık faaliyetlerle Barzanilerin Orta Doğu&#39;daki en büyük müttefikleridir.</p><p>İsrail&#39;e ve İsrail&#39;in temsil ettiği çizgiye bağlı olan &ldquo;Neoconlar&rdquo; olarak bilinen çevre Orta Doğu&#39;da her zaman Barzani&#39;ye, Talabani&#39;ye, açık destek vermişlerdir.</p><p>REŞİD-SUDANİ İKİLİSİ DE KERKÜK&#39;TE MEYDANA GELEN OLAYLARDAN SORUMLUDUR</p><p>Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile rakibi Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasında 2003&#39;ten beri Kürtlerin elinde olan cumhurbaşkanlığı makamı konusunda kıyasıya süren çekişmenin ardından, 13 Ekim 2022 de parlamentoda yapılan oylamada KYB üyesi olmasına rağmen adaylığını bağımsız olarak koyan ve KYB&#39;nin resm&icirc; adayı Berham Salih&#39;e karşı KDP&#39;nin de desteğini alan Abdüllatif Reşid yeni cumhurbaşkanı seçilmişti.</p><p>329 sandalyeli Irak Meclisi&#39;nde Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) üyesi olan ancak seçime bağımsız giren Abdullatif Reşid ilk turda seçilmesi için gereken 220 vekil oyunu alamamış, 157&#39;de kalmıştı. Partisinin desteklediği mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih&#39;in ilk turda 99 oy almasıyla ikinci tura favori olarak giren Reşid, yeterli sayıda oya ulaşarak Irak&#39;ın yeni cumhurbaşkanı olmuştur. 329 sandalyeli Meclis&#39;teki ikinci tur oturumuna 269 vekil katılarak oy kullandı. Geçerli oyların 162&#39;sini alan Reşid, Meclis&#39;te yemin ederek görevine başlamıştı.</p><p>Reşid, seçilmesinin hemen akabinde İran yanlısı grupların da içinde yer aldığı Şii Koordinasyon Çerçevesi&#39;nin başbakan adayı Muhammed Şiya es-Sudani&#39;yi hük&ucirc;meti kurmakla görevlendirdi. Meclis&#39;te iki vekili bulunan Furateyn Akımı&#39;nın da lideri olan Sudani&#39;yi eski başbakan Nuri el-Maliki ile Fetih koalisyonu lideri ve Haşdi Şabi komutanı Hadi el-Amiri önderliğindeki Şii Koordinasyon Çerçevesi, başbakan adayı göstermişti Kürt Cumhurbaşkanı Şii ittifakın başbakan adayı Muhammed Şiya es-Sudani&#39;yi hükümeti kurmakla görevlendirmişti. Reşid-Sudani ikilisi Kerkük&#39;te meydana gelen olaylarını fitilini ateşlemişlerdir.</p><p>Reşid-Sudani ikilisi, Mesud Barzani ile Kerkük&#39;teki bina meselesini önceden görüşmüşler, Barzani alçağına söz vermişlerdir. Ama Türkmenler ve Araplar başkaldırarak Kerkük&#39;teki oyunu bozunca Reşid- Sudani ikilisi sağduyu çağrısı yapmak zorunda kalmışlardır.</p><p>YENİ IRAK CUMHURBAŞKANI, ESKİ CUMHURBAŞKANI CELAL TALABANİ İLE BACANAK</p><p>2003&#39;ten beri Kürtler, ABD ve koalisyon güçlerinin desteğiyle Irak cumhurbaşkanlığı görevini yürütüyorlar. Abdullatif Muhammed Cemal Reşid, Bağdat&#39;ta cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan dördüncü Kürt olma sıfatını taşıyor. Daha önce sırasıyla Celal Talabani, Fuad Masum ve Berhem Salih, cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüştü.</p><p>1944 yılında Süleymaniye&#39;de doğan tam bir siyasal Kürtçü olan Reşid, Avrupa&#39;daki Kürt Öğrenci Derneği&#39;nde de liderlik yapmıştı. 1992&#39;den 2003&#39;e kadar Irak Ulusal Kongresi liderliğini yaptı. 1986&#39;da Kürdistan Ulusal Birliği&#39;nin İngiltere temsilcisiydi. 2004 yılında Irak Su Kaynakları Bakanı oldu. 2010 yılına kadar görevini sürdürdü. Su Kaynakları Bakanı olarak görevinin sona ermesinden sonra, Irak hükümeti onu Birleşmiş Milletler FAO Genel Sekreteri olarak görevlendirdi. Aralık 2010&#39;da Irak Cumhurbaşkanı Kıdemli Danışmanı olarak atandı ve Cumhurbaşkanı seçilene kadar bu görevde kaldı.</p><p>Ayrıca eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani&#39;ye müsteşarlık yaptı. İbrahim Ahmed&#39;in kızı Şanaz İbrahim ile evli olan ve 2 çocuk babası Latif Reşid aynı zamanda Celal Talabani&#39;nin bacanağı oluyor.</p><p>Reşid&#39;in 17 Ekim 2022 günü Bağdat&#39;taki Salam Cumhurbaşkanlığı Sarayı&#39;nda düzenlenen törene eşi, Irak&#39;ın yeni First Lady&#39;si Şahnaz İbrahim Ahmed, yöresel Kürt kıyafetleriyle katılmıştı.</p><p>Irak Cumhurbaşkanı ve eşi Şahnaz İbrahim, ülkede çok fazla tanınan kişiler değil.  Ancak soyadları aslında onların çok tanınan ve bilinen bir ailenin mensubu olduğunu ortaya koyuyor.</p><p>Abdullatif Reşid, Orta Doğudaki iş birlikçi Kürt siyasetinin önemli figürlerinden Orta Doğu&#39;da &ldquo;İngiliz ajanı&rdquo; olarak bilinen, uzun yıllar İngiltere&#39;de (İngiliz İstihbaratının himayesinde) yaşayan Marksist İbrahim Ahmed&#39;in damatlarından biridir. Eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile bacanaktır. Talabani, İbrahim Ahmed&#39;in büyük kızı Hero İbrahim ile evlidir. Hero Talabani, KYB&#39;yi yönlendiren isimlerdendir. Oğullarından Bafel Talabani bugün KYB lideridir.</p><p>KYB LİDERİ BAFEL TALABANİ  PKK&#39; LI TERÖRİST  MAZLUM ABDİ VE ABD&#39;Lİ GENERALLER KAMIŞL&#39;IDA BİR ARAYA GELMİŞLERDİ</p><p>Terör örgütlerinden Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Suriye&#39;nin kuzeyinde PKK/PYD&#39;ye bağlı &ldquo;Suriye Demokratik Güçleri&rdquo; (SDG)&#39;nin başında olan 21 Aralık 2022 günü Mazlum Abdi ile bir araya geldi. Bu hainlerin görüşmesine PYD&#39;ye destek veren küresel emperyalist güçlerin uzantılarından Uluslararası Koalisyon Güçleri Genel Komutanı (CJTFOIR) ABD Generali Matthew McFarlane de katılmıştı.</p><p>Kirli ve karanlık görüşmeler, Bafel Talabani&#39;nin sosyal medya hesaplarından da paylaşılmıştı. Ayrıca terörist Mazlum Abdi ve Bafel Talabani&#39;yi bir arada gösteren fotoğraflar paylaşılmıştır.</p><p>PYD&#39;li terör şeflerinden terörist Mazlum Abdi, Talabani ile görüşmesinden sonra şu ifadeleri kullanmıştır:</p><p>&ldquo;KYB lideri @Bafeltalabani ve @CJTFOIR komutanı Matthew McFarlane ile bölgenin istikrarını korumak için terörle mücadelede ortak çabalar geliştirme konusunda görüşmekten memnuniyet duyuyorum. Bu ortaklıklardan gurur duyuyoruz ve bunu genişletmek için çalışıyoruz. Desteğiniz ve dostluğunuz için teşekkürler.&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-kerkuk-olaylarinin_1694197020_Zswbi3.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Kerkük olaylarının sorumlusu Barzani ailesi ve KDP çeteleri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-kerkuk-olaylarinin_1694197020_Zswbi3.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Milli Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu öğrencileri 'Engelleri Aşmak İçin Vardır' diyerek mutluluğa kapak açtı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/milli-egitim-vakfi-ilkogretim-okulu-ogrencileri-engelleri-asmak-icin-vardir-diyerek-mutluluga-kapak-acti/84580/</link>
            <description><![CDATA[Çankaya/Ankara Milli Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu 4A sınıfı öğrencileri “Engeller aşmak için vardır” dediler ve engellilere UMUT olmak amacıyla “Mutluluğa Kapak Aç Projesi” kapsamında topladıkları plastik kapakları Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne gönderdiler.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/milli-egitim-vakfi-ilkogretim-okulu-ogrencileri-engelleri-asmak-icin-vardir-diyerek-mutluluga-kapak-acti/84580/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/hayat/">Hayat</category>
            <pubDate>Thu, 15 Jun 2023 11:22:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ankara&#39;nın Çankaya ilçesindeki Milli Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu 4A sınıfı öğrencileri &ldquo;Engeller aşmak için vardır&rdquo; dediler ve engellilere UMUT olmak amacıyla &ldquo;Mutluluğa Kapak Aç Projesi&rdquo; kapsamında topladıkları plastik kapakları Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği&#39;ne gönderdiler.</p><p>Okulun Müdür Yardımcısı Sibel Çevik Yıldırım projeye ilişkin yaptığı açıklamada &ldquo;geleceğin iş dünyası biz eğitimcilerden kriz yönetmeyi bilen, çözüm odaklı, yaratıcı düşünen, çevresindeki olaylara duyarlı, empati yapabilen nesiller yetişmemizi istiyor. Öğrencilerimizde engelli bireylerin ihtiyaçları konusunda farkındalık oluşturmak, doğal afetlerle karşı karşıya kaldıklarında yani kriz durumunda çözüm odaklı düşünüp yardımlaşma bilinci oluşturmak, geri dönüşümün önemini yaparak ve yaşatarak öğretmek amacıyla &#39;Mutluluğa kapı açmak&#39; istedik. &ldquo;Mutluluğa Kapak Aç Projesi&rdquo;ne destek veren proje paydaşımız Elazığ Kültür Derneğine, Alnoor Sudanese Schools&#39;a, tüm velilerimize ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum&rdquo; dedi.</p><p>Proje kapsamında topladıkları plastik kapakları Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği&#39;ne gönderdiklerini ifade eden 4A Sınıf Öğretmeni Tülin Türel Toklu Tilki ise şunları kaydetti:</p><p>&ldquo;Dünya genelinde doğal afetlerin artması; yardımlaşma ve dayanışmanın, doğal kaynakları doğru kullanmanın önemini her geçen gün arttırıyor. Öğrencilerimizde hem yardımlaşma hem de çevre bilinci oluşturmak, empati yapma ve sorun çözme becerilerini geliştirmek amacıyla bu projeyi hayata geçirdik. Öğrencilerimden Nahide Yeliz ERDEM, Nehir BAŞŞAHİN, Maha SALİH, Asya Nas SOYUTEMİZ koordinatörlüğünde yürütülen ve projemize destek veren proje paydaşlarına, tüm veli ve öğrencilerime teşekkür ediyorum.&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/milli-egitim-vakfi-ilkogretim-_1686817374_M5BRrU.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Milli Eğitim Vakfı İlköğretim Okulu öğrencileri 'Engelleri Aşmak İçin Vardır' diyerek mutluluğa kapak açtı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/milli-egitim-vakfi-ilkogretim-_1686817374_M5BRrU.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yeni dönemin ikinci kabine toplantısı 8 saat sürdü... Erdoğan'dan çarpıcı açıklamalar]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/yeni-donemin-ikinci-kabine-toplantisi-8-saat-surdu-erdogan-dan-carpici-aciklamalar/84579/</link>
            <description><![CDATA[Erdoğan, "Temmuz ayı engelli ve engelli yakını aylığı ile yaşlı aylıklarının ödemesini erkene alıyor, toplam 1,4 milyon kardeşimizi bayramdan önce sevindiriyoruz" dedi. Kamuoyunun çok merak ettiği asgari ücretle ilgili Erdoğan şunları kaydetti: "Asgari ücret komisyonu çalışmalara başladı. Yapıcı bir zeminde ilerliyor. Tüm tarafların içine sinecek hayırlı bir seviyede olacak". Erdoğan "Memur maaş artış oranlarıyla ilgili meclis sürecini yakında başlatıyoruz. Geçen haftaki takdimlerin ardından kapsamlı değerlendirmeler gerçekleştirdik." açıklamasında da bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/yeni-donemin-ikinci-kabine-toplantisi-8-saat-surdu-erdogan-dan-carpici-aciklamalar/84579/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Thu, 15 Jun 2023 02:33:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeni dönemin ikinci kabine toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın liderliğinde Bakanlar Kurulu&#39;nun katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde gerçekleşti. Toplantı saat 14.30&#39;da başladı ve saat 22.30&#39;da sona erdi. Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Türkiye&#39;de yeni bir anayasa için gerekli siyasi ortamın oluştuğunu işaret ederek 'Hep birlikte ülkemizi darbe kökenli mevcut anayasadan kurtarmak istiyoruz.' ifadesini kullandı. İşte  haberin ayrıntıları...</p><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Temmuz ayı engelli ve engelli yakını aylığı ile yaşlı aylıklarının ödemesini erkene alıyor, toplam 1,4 milyon kardeşimizi bayramdan önce sevindiriyoruz' dedi. Kamuoyunun çok merak ettiği asgari ücretle ilgili Erdoğan şunları kaydetti: 'Asgari ücret komisyonu çalışmalara başladı. Yapıcı bir zeminde ilerliyor. Tüm tarafların içine sinecek hayırlı bir seviyede olacak' Erdoğan 'Memur maaş artış oranlarıyla ilgili meclis sürecini yakında başlatıyoruz. Geçen haftaki takdimlerin ardından kapsamlı değerlendirmeler gerçekleştirdik.' açıklamasında da bulundu.</strong></p><p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde 8 saat süren Kabine Toplantısı&#39;nın ardından kameraların karşısına çıkan Erdoğan&#39;dan önemli açıklamalar geldi.</p><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan&#39;ın açıklamalarından satır başları şöyle:</p><p>'MEMUR MAAŞLARININ ARTIŞIYLA İLGİLİ SÜRECİ BAŞLATIYORUZ'</p><p>'Bakanlarımız kabineye sunumlarını yaptı. 6 Haziran&#39;daki toplantımızın ardından yeni kabine üyelerimizin de yemin etmesiyle ülkemize hizmet davamıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Seçimlerin üzerinden daha 10 gün bile geçmeden yürütme organındaki tüm görevlendirmeleri süratle tamamladık. Hiçbir gecikmeye mahal vermeden Türkiye Yüzyılı&#39;nı inşa edecek kadroları belirledik, belirliyoruz.</p><p>Esnafın, çiftçinin, işçinin, iş dünyasının önünü göremediği siyaset rayına girmediği için ülkenin toparlanamadığı eski günler hamdolsun tamamen geride kalmıştır. Türkiye&#39;yi kimin yönetici sorusunun cevabı seçim gecesi netleşmiştir. Türkiye&#39;ye vakit ve enerji kaybettiren ne varsa artık tarih olmuştur. Bunda hiç şüphesiz en büyük pay vatandaşlarımıza aittir. Parlamenter sistem tartışmaları bir daha açılmamak üzere kapanmıştır. Bundan sonra hedeflerimize daha hızlı koşacağız.</p><p>Zorlukların, engellerin üstesinden çok daha kolay geleceğiz. Vatandaşımızın hayatına dokunan hizmetleri daha çok artıracağız. Vatanımızın bekasına yönelik saldırıları daha kararlı püskürteceğiz. Türkiye&#39;nin hak ve hukukunu küresel planda daha cesur savunacağız. Memur maaş artış oranlarıyla ilgili meclis sürecini yakında başlatıyoruz. Geçen haftaki takdimlerin ardından kapsamlı değerlendirmeler gerçekleştirdik. Kadınlar yeni dönemimizde de bürokrasiden siyasete öncü rol oynamaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı kadınlarımızın omzunda yükselecek. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Bey&#39;i hükümet programını hazırlamak için görevlendirdik.</p><p>'TÜRKİYE&#39;NİN 2002 ÖNCESİNDE GÜVEN VE İSTİKRAR AÇIĞI VARDI'</p><p>Bugün dünden daha güçlü duruş sergileyebiliyorsak yeni yönetim sisteminin sağladığı kazanımlara borçluyuz. Siyasette güven ve istikrar ekonomiden diplomasiye her alanda başarının anahtarıdır. Türkiye 2002 öncesinde her ikisinin eksikliğinin faturasını çok ağır ödemiş bir ülkedir. Pek çok sıkıntının temelinde siyasette güven ve istikrar açığı vardı. 2002&#39;den itibaren güven ve istikrarı tah9kim eden hamlelerimizle bu açığı kapattık. Millet sandıkta son sözü söylemiş kararını vermiştir. Muhalefetin de hakikatleri görmesini ve kabullenmesini temenni ediyoruz.</p><p>Siyaset kurumunun asli görevi seçmenin çizdiği istikamette yürümektir. Bunun da ilk işareti milletin takdirini baş tacı edip samimi bir özeleştiriyle hatadan dönmektir. Muhalefetin seçim atmosferinden ve uğradığı ağır hezimetin şokundan hala çıkamadığını görüyoruz. Sırf oy tercihinden dolayı hakarete uğramadık toplum kesimi bırakmadılar. AK Parti&#39;nin özellikle kırsal kesimin oylarıyla bu seçimi kazandıklarını iddia edecek kadar sefil hale geldiler. Bir taraftan &#39;Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün partisiyiz&#39; diyeceksin öbür taraftan Gazi&#39;nin &#39;Köylü milletin efendisidir&#39; sözünü görmezden geleceksin. Köylülerimize yönelik hakaretleri biz kabul etmiyoruz.</p><p>'DARBE ANAYASASINDAN KURTURALIM İSTİYORUZ'</p><p>Ülke değişiyor, dünya değişiyor ama bunların millete bakışı asla ve asla değişmiyor. Milleti hizmete ve hürmete layık görmeyen zihniyetin Türkiye Yüzyılı&#39;nda yeri yoktur. Bu çevrelerin seçmeni suçlama hastalığından bir an önce kurtulmasını diliyoruz. Muhalefetin milletin tercihlerine saygı duymayı artık öğrenmesi kanaatindeyiz. Vatandaşın kapattığı defterleri tekrar açmak yerine, demokratik kazanımları güçlendirmenin daha doğru bir davranış olacağına inanıyoruz.</p><p>Biz son 21 yılır olduğu gibi bugün de her türlü müspet teklife, yapıcı eleştiriye açığız. Türkiye&#39;nin birliğini, dirliğini, demokrasisinin standartlarını yürütecek adımları 85 milyon olarak hep beraber atalım diyoruz. Ülkemizi darbe mahsulü mevcut anayasasından hep birlikte kurtaralım istiyoruz. İnşallah görev süremiz boyunca Cumhur İttifakı&#39;nda ortaklarımızla birlikte Türkiye&#39;yi sivil bir anayasa ile buluşturmaya çalışacağız.</p><p>'ASGARİ ÜCRETLERDE SONUÇ HERKESİN İÇİNE SİNECEK'</p><p>Buğday ve arpa alım fiyatlarımızın üreticilerimiz tarafından memnuniyetle karşılandığını görüyoruz. Bundan sonra da çiftçimizi, köylümüzü desteklemeye devam edeceğiz. Biz bu milletin efendisi değil hizmetkrıyız. Aramızdaki fark bu.</p><p>Emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz. Engelli ve engelli yakını ve yaşlı aylığı ödemesini erkene alıyor, Kurban Bayramı öncesi sevindiriyoruz. Geçen haftaki açıklama sonrası asgari ücret komisyonu çalışmalara başladı. Yapıcı bir zeminde ilerliyor. Tüm tarafarın içine sinecek hayırlı bir seviyede olacak. Sadece Haziran ayı içerisinde ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 19 milyon lira ödeme gerçekleştireceğiz.. Bugün de her bakanlıkla ilgili kapsamlı değerlendirmeler gerçekleştirdik. Bakan arkadaşlarımızdan önümüzdeki döneminden kısa, uzun, orta vadeli planlarını dinleme fırsatı buldum.</p><p>Yeni dönemde ekonomimizi şahlandıracak kurmay kadromuzu hamdolsun kısa sürede oluşturduk. Merkez Bankası&#39;ndan BDDK&#39;ya kadar alanında temayüz etmiş isimleri görevlendirdik. Kadınlar yeni dönemimizde de bürokrasi, siyaset, iş dünyasına kadar öncü rol oynamaya devam edecektir. Türkiye yüzyılı ülkemiz kadınlarının omuzlarında yükselecektir.</p><p>'KİME NE SÖZ VERDİYSEK BİRER BİRER GERÇEKLEŞTİRİLECEKTİR'</p><p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan beri 30 senedir hangi makamda olursak olalım duruşumuzu korumayı başardık. Gelecek 5 sene boyunca milletimize verdiğimiz tüm sözleri yerine getirmekle kararlıyız. Gençlerimizden kamu görevlilerine, depremzedelerimize kadar kime neyi taahhüt etmişsek inşallah tek tek gerçekleştireceğiz. Kampanya döneminde bir tarafta seçim çalışmalarımızı yaparken diğer taraftan bu projelerimizin bazılarını hizmete aldık.</p><p>Ülkemizin 81 vilayetine toplam 100 milyon metrekare büyüklüğe sahip 500 adet millet bahçesi kazandırmak en önemli hedeflerimiz arasındadır. Bu alandaki vizyon projemiz Atatürk Havalimanı&#39;nı yapmakta olduğumuz 7,7 milyon metrekare büyüklüğündeki millet bahçemizdir. Dünya çapında bir eseri İstanbulumuza kazandırıyoruz.</p><p>'KKTC&#39;NİN HAKLARININ GASP EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ'</p><p>Bölgemizde Türkiye&#39;nin hesaba katılmadığı, katkısının alınmadığı denklemin kalıcı olması mümkün değildir. Bugün ülkemizin nüfuz alanı sınırlarının çok ötesine taşmıştır. Son seçimler Afrika, Asya, Avrupa, Latin Amerika, Türk Dünyası, İslam alemine kadar çok yakından takip edilmesi bunun en net ifadesidir. Bizimle gönül bağı olan 100 milyonlar geleceklerini Türkiye&#39;de görüyor. Başarılarımız bu ülkelerdeki kardeşlerimizi, dostlarımızı da sevindiriyor.</p><p>Dün ve önceki gün yaptığımız yeni dönemimizin ilk yurt dışı seyahatlerinde bu gerçeğe şahitlik ettik. Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz bizleri muhteşem coşkuyla bağırlarına bastılar. Türk milletinin ayrılmaz parçasını teşkil eden Kıbrıs Türk halkıyla yan yana omuz omuza mücadelemizi sürdüreceğiz. Ne ülkemizin ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#39;nin haklarının gasp edilmesine asla izin vermeyceğiz.</p><p>'KARABAĞ&#39;DA DALGALANAN BAYRAK KARDEŞLİĞİMİZİN SİMGESİ'</p><p>Kızının çeyizini depremzedelerimize bağışlayan, bizimle sevinip bizimle ağlayan o yüce gönüllü insanları daima şükranla yadedeceğiz. İlham kardeşimizin manevi desteği kalbimizin baş köşesindedir. Azerbaycan ziyaretine bir teşekkür borcunun ifadesi olarak bakıyoruz. İkili ilişkilerimizi her alanda geliştirecek pekçok önemli kararlar aldık. İki lider olarak özellikle Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi&#39;nin kurulmasına büyük önem veriyoruz.</p><p>Bölgemizde barış ve istikrarın tesisine dair güçlü beklentilerimizi bir kez daha teyit ettik. 30 yıllık işgalin ardından Karabağ&#39;da dalgalanan Azerbaycan bayrağını kardeşliğimizin simgesi olarak görüyoruz.</p><p>'11 YERİ DAHA SANAYİ SAHASI OLARAK İLAN EDİYORUZ'</p><p>Deprem bölgesindeki 11 ilimizin alt yapısı ve üst yapısıyla yeniden ayağa kaldırılması birinci önceliğimizdir. Gözümüz, kulağımız ve gönlümüz her zaman bölgedeki kardeşlerimizledir. Bugüne kadar 61 milyar lirayı buluyor toplan nakti yardımlar. Depremzedelerimizi bir an önce yuvalarına kavuşturmak istiyoruz. Depremde zarar gören organize sanayi bölgeleri, sanayi siteleri, fabrikaların hasar tespit çalışmalarını zaten tamamlamıştık. İş dünyamıza yönelik destekleri arttırmıştı. Yayımlaığımız kararname ile 11 yeri daha sanayi sahası olarak ilan ediyoruz.</p><p>Biz afetzedelerimizi kesinlikle sahipsiz ve çaresiz bırakmayacağız. TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için elimizdeki tüm imkanları seferber edeceğiz. Bu düşüncelerle toplantımızın ve aldığımız kararların milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Cuma günü karne sevinci yaşayacak tüm evlatlarımızı tebrik ediyorum. Saygıdeğer öğretmenlerimize, emekleri ve fedakarlıkları için teşekkür ediyorum. Bu hafta sonu yüksek öğretim sınavına girecek tüm öğrencilerimize muvaffakiyetler diliyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yeni-donemin-ikinci-kabine-top_1686785598_AVh9Dp.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yeni dönemin ikinci kabine toplantısı 8 saat sürdü... Erdoğan'dan çarpıcı açıklamalar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yeni-donemin-ikinci-kabine-top_1686785598_AVh9Dp.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Dündar Taşer ülkücülere daima büyük hedefler gösterdi]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-o-znur-du-ndar-tas-er-u-lku-cu-lere-daima-bu-yu-k-hedefler-go-sterdi/84577/</link>
            <description><![CDATA[Ülkücü Hareket'in tarihini yazan , camianın önde gelen isimlerinden araştırmacı yazar Hakkı Öznur, vefatının 51. yılında Ülkücü Hareket’in kurucularından, Dündar Taşer’in 47 yıllık hayatını fikri ve siyasi çizgisini, Türk siyasi hayatındaki yerini, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’teki tarihi önemini ve bilge kişiliğini anlatan bir yazı kaleme aldı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-o-znur-du-ndar-tas-er-u-lku-cu-lere-daima-bu-yu-k-hedefler-go-sterdi/84577/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 13 Jun 2023 23:04:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan , camianın önde gelen isimlerinden araştırmacı yazar Hakkı Öznur, vefatının 51. yılında Ülkücü Hareket&#39;in kurucularından, Dündar Taşer&#39;in 47 yıllık hayatını fikri ve siyasi çizgisini, Türk siyasi hayatındaki yerini, Milliyetçi-Ülkücü Hareket&#39;teki tarihi önemini ve bilge kişiliğini anlatan bir yazı kaleme aldı.Öznur&#39;un, Hakk&#39;a yürüyüşünün ardından 51 yıl geçen büyük dava ve millet adamı Dündar Taşer ile ilgili yazısının tam metni:<p>Ülkücü Hareketin siyasal anlamda kurucusu, Milliyetçi Hareketin lideri merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş, fikri mimarı ise aziz Dündar Taşer&#39;dir. Dündar Taşer, sadece Türk milliyetçiliği fikrinin ve siyasi hareketinin değil fikir ve düşünce dünyamızın en önemli ve etkili isimlerinden biridir.</p><p>İslam&#39;a, Türklüğe, Türk&#39;ün teşkilatçılığına ve büyük devlet kurma hassasiyetine hayran, keskin görüşlü, kıvrak zekalı büyük bir Türk milliyetçisiydi. Geniş tarih bilgisi, milletine olan inanç ve güveniyle meselelere fevkalade isabetli teşhisler koymuş, çözümü yine milletinde bulmuştu. Müstesna şahsiyetiyle davasını yaşayan, yılmaz bir mücadele adamı olarak, Ülkücü hareketin şerefli mazisi ve mücadele geleneğinde, önde gelen isimlerden biri olarak hak ettiği yeri almıştır.</p><p>Dündar Taşer, Türk-İslam ülküsünün örnek bir şahsiyetidir. Milletinin derin ve saf kültürü ile mücehhez, insan sevgisiyle dopdolu, asil davranışlarıyla, efendiliği ve engin kültürüyle, bilge bir dava adamıydı. Dündar Taşer Ülkücülerin her dönemde ve özellikle günümüzde dikkatle okuyup anlaması gereken abide bir şahsiyettir</p><p>İlk gençlik yıllarından beri milliyetçi ruha ve aksiyona sahiptir. 3 Mayıs 1944 olaylarında Türk milliyetçilerine karşı düzenlenen &ldquo;Haçlı Seferi&rdquo;nde, Atsız ve arkadaşlarının tabutluklarda, hücrelerde işkencelerden geçirilip, zindanlara atıldığı tek parti döneminin faşist diktatörlüğünde, baskılara ve zulümlere karşı çıktığı için Harp Okulu&#39;nda okuyan birçok genç Türkçü gibi soruşturmaya maruz kalan kişilerden biri olmuştur.</p><p>Taşer ismini kamuoyu ilk defa, 27 Mayıs Hareketi&#39;yle birlikte duydu. Hiç beyanat vermediği, kendini tanıtıcı faaliyet göstermediği için hakkında bilinenler, çok azdır. Onun hayat çizgisini takip edenler ağırbaşlı, mütevazi, zamanında konuşan ve davanın en çok kendisine ihtiyacı olan mevkilerinde yer alan sabırlı, metin ve cesur üslubuyla, Bozkurtların Böğü Alp&#39;ini hatırlar. Taşer&#39;in ömrü, &ldquo;taş yerinde ağırdır&rdquo; sözünün tefsiri gibidir.</p><strong>Dündar Taşer ve Alparslan Türkeş.</strong><p>27 Mayıs darbesinden vefatına kadar fikir birliği, kader birliği yaptığı Alparslan Türkeş&#39;le birlikte olmuştur. Bu darbeye katılmasının sebebiyse, ülkenin içinde bulunduğu bunalım ve kaçınılmaz bir şekilde &lsquo;geliyorum&#39; sinyalleri veren askeri bir darbede, ülke yönetimini, CHP yanlısı İnönü taraftarı güçlere ve zihniyete yönetimi bırakmamaktı. Türkeş&#39;le beraber ihtilal komitesinin içinde yer alarak, CHP yanlısı güçlerin, iktidar oyunlarını bir süre bozdular. Fakat daha sonra ihtilal komitesi içerisinde yer alan MBK üyeleri arasında komiteci oyunlar başlayacaktı.</p><p>SÜRGÜN YILLARINDA BİLE BÜYÜK TÜRKİYE&#39;Yİ DÜŞÜNDÜ</p><p>Komite içerisindeki 13 Kasım darbesiyle, sürgüne gönderilen 14 kişinin içerisindeydi. 13 Kasım hadisesi, onu çok üzdü. Bu hadiseyi hayatı boyunca hoş görmedi. Sürgün yıllarını Fas&#39;ta geçirdi.</p><p>Dündar Taşer, asker olmasına ve 27 Mayıs 1960 darbesi içinde yer almasına rağmen darbeleri, askeri müdahaleleri pek hoş karşılamıyordu. Darbe hareketlerinin ne kadar kötü olursa olsun, mevcut düzeni sarstığını ve milletin başına yeni belalar getirdiğini</p><p>söylüyordu. Milleti, sihirli kelimelerle aldatmanın vahametine de vurgu yapıyordu.</p><p>Bazı kavramlarda sihirli kuvvetler vehmetmenin aydınlarımızın zaafı olduğunu ve kendimize yabancılaşmanın sonucu olduğuna dikkat çekiyordu. Milli ölçüyü kaybetmemenin önemini her dem tekrarlıyordu. Milli ölçüyü kaybedenlerin iç ve dış politikada kendi milletinin menfaatini gözetemeyeceğini belirtiyordu.</p><p>Dündar Taşer adını hatırlayanların çok azı onu asker olarak hatırlar. Daha çok dava adamı bir Taşer hatırlanır. Büyük Türkiye davasının adamı... Askerliği, karıştığı 27 Mayıs hareketi ve siyasetçiliği hep bu dava adamlığının gölgesinde hatırlanır. Ve o gölgede bir askerden ziyade tarihçi bir bilge, bir devlet adamı durur. Esasen Dündar Taşer&#39;den geriye kalan da bilgeliği ve devlet adamlığıdır.</p><p>Millî ve vatanî duygulara doğuştan sahipti. Türkeş&#39;in ifadesiyle o, &ldquo;bir Türkmen ağası&rdquo; idi. Kendini idrak ettiği çağdan itibaren milletimizle ilgili rüyaları vardı. Taşer, iki yıl süren sürgün hayatından sonra yurda dönüşlerin serbest bırakılmasıyla, 1963 yılında, çok sevdiği vatanına ve toprağına kavuşacaktı. Onun yeri ve önemi, yurda döndükten sonra yer alacağı siyasi hayatta çabuk fark edilecekti. 1965 yılında Alparslan Türkeş, Muzaffer Özdağ, Ahmet Er, Numan Esin, Rıfat Baykal gibi darbede yer alan, birlikte sürgüne gittikleri arkadaşlarıyla, CKMP&#39;de siyasi hayatına başladı.</p><p>27 Mayıs müdahalesini takiben adı MBK üyesi olarak açıklanıncaya kadar, kimliğini, fikrî kişiliğini yakın çevresi ve ailesinin dışında bilip tanıyan yoktu. Hayatının sonuna kadar lider olarak tanıyıp sadakatle bağlı kaldığı Alpaslan Türkeş bile, kendi ifadesiyle 13 Kasım&#39;a kadar onun milliyetçilik yönünü tam olarak bilmiyordu. Ancak Taşer&#39;in müstesna vasıfları, ilkeli ve millî şuur sahibi seciyeli kişiliği, kültürel birikimi, tarih bilgisi, kısa zamanda herkes tarafından fark edildi. Sürgüne gönderildiği 13 Kasım 1960&#39;dan iki yıl sonra yurda döndüğü sıralarda Dündar Taşer&#39;in nasıl bir cevher olduğu artık biliniyordu. 1965&#39;den itibaren milliyetçi hareketin partileşerek Türk siyasetinin</p><p>temel unsurlarından biri haline gelmesinde Dündar Taşer&#39;in büyük rolü olmuştur.</p><p>FİKİRLERİYLE MİLLİYETÇİ HAREKETE YÖN VERDİ</p><p>CKMP&#39;nin 1965 yılında yapılan kurultayında, partinin GİK üyeliğine seçildi. 1967 kurultayından sonra Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Partide, Türkeş&#39;ten sonra gelen ikinci isimdi. CKMP&#39;nin yeni döneminde fikri ve siyasi gelişiminde çok büyük hizmeti ve emeği vardır. Gecesini gündüzüne katarak, partinin Anadolu&#39;da kök salmasında, &lsquo;Milliyetçi Hareket&#39; bayrağının bir uçtan bir uca dalgalanmasında daima önde koşanlardandı.</p><p>Taşer, 1965&#39;te Gaziantep&#39;ten milletvekili adayı, 2 Haziran 1968 seçimlerinde senatör adayı, 1969 genel seçimlerinde İstanbul&#39;dan milletvekili adayı oldu. İstanbul&#39;daki adaylığında seçimi, çok az bir farkla kaybetti. AP iktidarının milli bakiye seçim sistemini kaldırarak, yerine daha avantajlı çıkacağını düşündüğü nispi seçim sistemini getirmesiyle, birçok MHP&#39;li gibi milletvekili olamadı.</p><p>Taşer, siyaseti bir gaye olarak değil, milletine ve ülkesine hizmet yolunda bir araç olarak görürdü. Siyasette dürüstlüğü, erdemliliği şiar edinmiş gerçek bir dava adamıydı. Politik hayatta Taşer, fazileti, inancı, fedakarlığı, sevgiyi, tevazu ve Ülkücülüğü temsil etmiştir. Siyasi arenadaki dostları da muarızları da onun engin tarih, kültür, siyaset bilgisine ve zekasına hayrandılar. Onun yapmış olduğu tespitler ve değerlendirmeler, bütün kesimler tarafından dikkate alınırdı.</p><p>GENÇ ÜLKÜCÜLER TEŞKİLATI, ÜLKÜ OCAKLARI, ÜLKÜCÜ GENÇLİK, DÜNDAR TAŞER&#39;İN ESERİDİR</p><p>1965&#39;li yıllardan itibaren Avrupa&#39;da esen Sol rüzgarlar ve Sosyalizm modası, Türkiye&#39;yi de etkiledi. 1961 Anayasa&#39;sının sağlamış olduğu siyasi haklarla birlikte çok sayıdaki Komünist ve Sol gruplar, illegaliteden legaliteye dönerek su yüzüne çıkacaklardı. İhtilalci Sol hareketlerin, fikri ve siyasi açıdan faaliyetlerini yoğun bir şekilde sürdürüp kitleselleşme çalışmalarıyla, milleti ve devleti tehdit edecek yıkıcı ve bölücü çalışmalarının ayyuka çıktığı bir dönemde, Türk milletinin milli refleksi olan Türk milliyetçileri, sessiz kalmadı. Taşer, Türkeş&#39;in de bulunduğu CKMP&#39;nin bir toplantısında ülkede yaşanandurumla ilgili; &ldquo;Mutlak mana da milli, manevi, İslami değerlere bağlı gençliği ülkü ve fikirler etrafında toplayacak aksiyoner bir hareketi oluşturmak zorundayız.&rdquo; diyordu.</p><strong>Hakkı Öznur, Taşer&#39;in mezarı başında.</strong><p>Taşer, kolları sıvayarak, kendini parti çalışmalarından çok, gençlik çalışmalarına ayırdı. Üniversitelerde ve Anadolu&#39;da, &lsquo;Ülkücü Hareket&#39; ismiyle siyasi kimliğe kavuşacak olan Ülkücü gençlik teşekküllerinin kurulma çalışmalarında öncülük ve önderlik etti. Gençlerle sadece bir arada oturarak dernekçilik yapmadı. Türkiye&#39;nin istikbali olarak gördüğü milliyetçi, ülkücü gençliğin faaliyetlerinde bir ışık gibi duruyor, yön gösteriyordu. Ortaya çıkan problemler veya zorluklarla karşısında ise meselelerin nasıl çözüme kavuşacağını, bir taktisyen gibi öğretiyordu.</p><p>Taşer bir konuşmasında şunları söylüyordu:</p><p>&ldquo;Ülkücüler! Hedefiniz &lsquo;Büyük Türkiye&#39; ülküsünü gerçekleştirmektir. Hedefiniz yeniden büyük Türk-İslam medeniyetini kurmaktır. Şanlı tarihimiz ve büyük ecdadımızın bize yüklediği misyon budur. Allah (c.c.) bizimle beraberdir.&rdquo;</p><p>İçtimai yapıdaki bozukluğun sebeplerini ve kaynaklarını iyi bilirdi. Milliyetçi hareketin geleceğini ve Türkiye&#39;nin kurtuluşunu, Ülkücü gençliğin yetişmesiyle mümkün olacağına inanırdı. Gençliğin üzerine titrerdi. Türk milletinin bekasının teminatı olan Ülkücü gençliğin, düşmanlarının bütün oyunlarını bozacak kudretteki ruh sağlamlığında ve teşkilatlanma gücünde, onun damgası vardır. Gençliğin yetişmesinde, şahsiyetini bulmasına önem vermesi sebebiyle, yöneticisi olduğu partiden bağımsız olarak bir araya gelmelerini arzu etmiş, dolayısıyla zaman içinde gücü, cesareti, şecaati milletçe takdir edilen, gençlik üzerindeki müessiriyetini geniş çevrelere göstermesini başarmıştır.</p><p>DÜNDAR TAŞER, YARININ BÜYÜK TÜRKİYE&#39;SİNİN KADROLARINI HAZIRLIYORDU</p><p>Türkeş&#39;in liderliğinde başlayan milliyetçi siyasi hareket, ilk günden itibaren onun değerlendirmesi çerçevesinde gençlik meselesini, okullardaki ortamı temel millî meselemiz olarak algıladı. Millî şuur sahibi, millî değerlerini özümseyen, milletimize yararlı olma ideali bulunan gençlerin yetişmesine yardım amacıyla eğitim faaliyetleri başlatıldı. Önce gençlik kolu üzerinden yürütülen faaliyetler, Ülkü Ocakları&#39;nın kurulmasıyla parti dışında bir gençlik hareketi görünümü kazandı. Ülkü Ocakları&#39;nın kurulması ve diğer milliyetçi kuruluşların, dergilerin devreye girmesi, olayların seyrini değiştirdi. Rejimi ve anayasal düzeni hedef alan faaliyetleri yürütenler, artık rahat hareket edemez hâle geldiler.</p><p>Dündar Taşer, her zaman bu faaliyetlerin içerisinde bulundu; gençleri kendi öz evladı kadar seviyor, üzerlerine titriyor, her meseleleriyle yakından ilgileniyor, onları asla yalnız bırakmıyordu. Onun bu hassasiyeti, engin muhabbeti ve şefkati karşılıksız kalmadı; Ülkücü- milliyetçi gençler, Dündar Taşer&#39;i bir siyasetçi olarak değil bir aile büyüğü, yakın akrabaları olarak gördüler; gönülden sevip hürmet ettiler.</p><p>1967-1968 yılları arasında kurulmaya başlayan Genç Ülkücüler ve Ülkü Ocakları&#39;nın kurdurulmasında ve eğitiminde tarihi bir rolü vardır. İlk gençlik hareketlerinin başladığı yıllar içerişinde, onun en önemli özelliklerinden biri, gençliği milli, manevi değerlerle yetiştirecek, onları her türlü anarşist, materyalist düşüncelerden koruyacak bir teşkilatın nasıl kurulacağını, bir tarihçi, sosyolog ve psikolog gibi düşünmesiydi.</p><p>Kendini bir siyasi parti yöneticisinden çok, mefkure insanı olarak görüyordu. Gençliğin siyasi kadroların programları etrafında değil, fikirler ve ülküler etrafında toplanması gerektiğini düşünüyordu. Bu yüzden gençlik çalışmalarını parti çalışmalarından hep ayrı tutmuştur.</p><p>Taşer, temellerini oluşmasına katkıda bulunduğu, öncülük ettiği genç ülkücülerin ve Ülkü Ocakları&#39;nın düzenlemiş olduğu sohbetlerde en çok aranılan ve değişmez isimlerdendi. Onun aydınlattığı sohbetlerde Ülkücü gençler, geleceğe ümitle bakarlardı. Bazen gece yarıları başlayıp sabahlara kadar devam eden konuşmalar, uzadıkça uzar ama hiç kimse</p><p>sohbetlerin bitmesini istemezdi. Onun sıcaklığı, içtenliği bütün genç ülkücülerin yüreğini ısıtırdı. Hele Osmanlı&#39;yla başlayıp cumhuriyetle devam eden konulara girildi mi, sanki tarihin derinliklerinden gelen bir insan konuşuyor gibi pür dikkat dinlerlerdi. O sanki yaşayan bir Osmanlı&#39;ydı.</p><p>Taşer &ldquo;Ülkücüler, ipeğe sarılmış bir çeliktir.&rdquo; Diyordu. Ülkücü gençliğin bazı özeliklerine dikkat çekiyordu: &ldquo;Büyüklerine karşı mutlak saygılıdırlar, saygıları zillet değildir. Kanaatleri sağlam, imanları bütün, fikirleri berraktır. Serttirler, ama odun gibi değil elmas gibi pırıl pırıl.&rdquo;</p><p>Güzel ahlak sahibi, ihlaslı bir Müslüman&#39;dı. Yüksek meziyet sahibiydi. Dündar Taşer, bir Ülkücü&#39;nün yaşama ve hareket şevkini net çizgilerle ortaya koyarken, milli şuur sahibi münevverlerimize de en güzel örneklerden biri olmuştur. Memleketin içinde bulunduğu şartların bir var olma kavgası olduğunu biliyor ve ülkenin, Akif&#39;in &ldquo;Asım&#39;ın nesli&rdquo; dediği, dinine, milletine, kültürüne ve tarihine sahip, vatanperver Ülkücü kadrolarla kurtulacağına inanıyordu.</p><p>TÜRKEŞ, GENÇLİĞİN EĞİTİMİNİ DÜNDAR TAŞER&#39;E BIRAKMIŞTI</p><p>CKMP/MHP döneminde, 1968-1970 arası Mustafa Kaplan, Numan Esin, Rıfat Baykal, Muzaffer Özdağ vb. bazı isimlerin Türkeş ile fikri ve siyasi konularda ters düşüp ayrılmalarıyla Ülkücü gençlerin problemlerine, eğitimlerine, Türkeş tarafından Dündar Taşer görevlendirilmiştir. Devlet&#39;teki makaleleri, Ülkücü gençlere yol gösteriyordu.</p><p>1967 yılından itibaren vefatına kadar her yıl Osmanlı Devleti&#39;nin kurulduğu yer olan Söğüt&#39;te düzenlenen Ertuğrul Gazi Törenleri&#39;ne, partinin ve gençlik kollarının da katılmasında önemli etkisi olmuştur. Düzenlenen törenlere katılımlarda Ülkücü gençliğin kalabalık bir şekilde yerini almasına, toplantılarda hazır bulunmasına özen gösterirdi. Söğüt&#39;te düzenlenen bu ziyaretlerle gençliğin tarih ve milliyetçilik şuuruna, tarih sahnesinde büyük rol oynamış, ecdadımız Osmanlı&#39;nın daha iyi anlaşılması noktasında, Ülkücü gençliğin misyonunun öneminin altını çizer, hedefler gösterirdi. Kafasındaki güçlü, milli bir devletin adı, tarihteki Osmanlı&#39;ydı. Yeni bir Türk-İslam</p><p>medeniyeti kurmanın yolunun Osmanlı&#39;yı kavramaktan geçtiğine inanıyordu.</p><p>Bütün varlığını, Türk milletini geleceğe taşıyacak, büyük Türkiye ülküsünü gerçekleştirecek Türk gençliğine adamış olan Taşer, fikir ve aksiyon adamıydı. Taşer, bizim tarihimizdeki &ldquo;Veli&rdquo; ve &ldquo;Alp&rdquo; tiplerinin her ikisinin de özelliklerini üzerinde taşıyordu. Gençler ve tabii yaşlılar onu kendilerine bu kadar yakın bulurken, efsane devirlerden bugüne kalmış bir kahraman gibi onu bütün benliklerini bağlarken, bu vasıfların tesiri altındaydılar.</p><p>Türk siyasi hayatına damgasını vuran, Türkiye&#39;nin en güçlü sivil hareketi olan Ülkücü hareketin gerçek manada kurucusu ve öncüsü olan Taşer, gençliğe üç önemli temel esası öğretmeye çalışmıştır:</p><p>-İslam ahlak ve fazileti, -Türklük ve tarih şuuru,,</p><p>-&#39;lay-ı Kelimetullah için Nizam-ı Alem.</p><p>Dündar Taşer, Türk milletine karşı beslediği sevgiyi, kültür ve tarihle beslemişti</p><p>DEVLET GAZETESİNDEKİ YAZILARI, MİLLİYETÇİ HAREKETE YOL GÖSTERİYORDU</p><p>1970&#39;ler Türkiye&#39;sine baktığımızda onun yapmış olduğu tahlillerin ve tespitlerin ne kadar doğru olduğunu bugün bile görüyoruz. Meseleleri ele alırken kendine mahsus, sağlam ve rahat bir üsluba sahipti. Milliyetçi hareketin sözcülüğünü yapan &lsquo;Milli Hareket&#39; ve haftalık Devlet gazetesinde yazmış olduğu başyazılar ve parti sözcüsü olarak beyan ettiği ülke ve dünya meseleleriyle ilgili görüşler, hareketin ideolojik çizgisine de yön verirdi.</p><p>Haftalık &ldquo;Devlet&rdquo; gazetesinin arka sayfasındaki makaleleri yazardı. Makalesini çok kolay kaleme alır, daktilo kullanmaz, el yazısı ile yazardı.</p><p>Okuyucuları adeta tiryakisi oldu. Yazıları, siyasi çevreler tarafından yakından takip edilirdi.</p><p>Türk milletine aşıktı. Binlerce yıllık geçmişi olan şanlı tarihimizi, Türk tarihini iyi biliyordu, hatta yaşıyordu. Kabına sığmayan keskin zekası, derin kültürü, sağlam mantığı, asil heyecanı, hitabet gücü ve akıcı yorumuyla hayranlık uyandırıyordu.</p><p>ŞEHİT SÜLEYMAN ÖZMEN&#39;İN CENAZESİNDE TARİHİ BİR KONUŞMA YAPMIŞTIR</p><p>Aziz Dündar Taşer, Ülkücü gençliğin sadece sohbetlerine katıldığı, fikir danıştıkları bir siyaset adamının ötesinde, onların zor günlerinde, çatışmalı yıllarda, küfre karşı vermiş oldukları milli, İslami kavgalarında, başları sıkıştığında, darda kaldıklarında, o, hep genç Ülkücülerle birlikteydi.</p><p>Taşer, üniversitelerden hapishanelere, hastane kapılarından mezarlıklara uzanan Ülkücü mücadelede, onların arkadaşı, ağabeyi, güvendikleri bir dağ idi. 1968 öğrenci hareketleriyle başlayan, daha sonra sokaklara ve her tarafa yayılan kızıl terörün okullardan sokaklara kadar yansıyan saldırıları karşısında, büyük bir azim ve kararlılıkla karşısına dikilen Ülkücü hareket mensuplarının vermiş olduğu, o büyük mücadelede, ilk şehitlerden olan, 21 Mart 1970 günü şehit düşen, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisi Süleyman Özmen&#39;in Maltepe Cami&#39;nde düzenlenen cenaze töreninde yaptığı duygusal konuşma, herkesi derinden etkilemişti.</p><p>Hatta tören esnasında yanında bulunan Galip Erdem&#39;e söylediği;</p><p>&ldquo;Ne kadar üzülürsem üzüleyim, ağlamak adedim değildir. Hatta annemin ölümünde bile ağlamadım ama bu çocuğun gidişi ağlattı beni.&rdquo; diyecek kadar etkilenmişti.</p><p>Binlerce Ülkücü&#39;ye hitaben şu sözleri söylüyordu:</p><p>&ldquo;Süleyman; bu vatan, bu millet, hepimiz için ölmüştür. Süleyman bir semboldür, bir şehittir. Şehitler kutsisidir. Süleyman hayatının</p><p>başındaydı. Ne kapitalist ne de burjuvaydı. Hepimiz için öldü. Süleyman sizlersiniz. Süleyman yaşayacaktır. Çünkü &lsquo;Şehitler Ölmez&#39;&rdquo;.</p><p>BİR DAĞ GÖÇTÜ</p><p>MHP Genel Başkan Yardımcısı Dündar Taşer, 13 Haziran 1972 gecesi ebedi aleme göç etti. Geri manevra yapan ekmek kamyonunun, arkasından çarpmasıyla ağır bir şekilde yaralanan Dündar Taşer, kaldırıldığı Numune Hastanesi&#39;nde bütün çabalara rağmen kurtarılamamıştır. Acı haber, kısa zamanda bütün Türkiye&#39;ye yayılmıştı. Milliyetçi-Ülkücü hareket, derinden sarsılmıştı. Bu beklenmedik ölüm haberi, Ülkücü camiayı şok etmişti.</p><p>Cenazesi 15 Haziran 1972 Perşembe günü Hacı Bayram Cami&#39;nden kaldırıldı. Binlerce Ülkücü&#39;nün, partilinin, Türkiye&#39;nin dört bir yanından, akın akın gelen dava arkadaşlarının, ülküdaşlarının katılımıyla, tekbir sesleri arasında, Karşıyaka Mezarlığı&#39;ndaki ebedi istirahatgahına defnedildi. Taşer&#39;in cenaze töreninde herkes, tarifsiz bir keder içindeydi. Son yolculuğuna uğurlayanlar, büyük ve kutsal bir vazifenin şuuru içindeydiler. Çünkü o büyük Ülkücü, mücahit, ömrünü bu bayrak, bu millet, bu vatan için harcamıştı. &lsquo;Ezan susmasın, bayrak inmesin&#39; kavgasının lider ve sembol isimlerindendi. Cenaze töreni başlamadan evvel, tabutu, musalla taşına konduğunda ülkücü gençler, yani onun, ülkemin ve milletimin geleceği dediği &ldquo;Alperenler Ordusu&rdquo; Türkmen Ağası&#39;na karşı son vazifelerini sırayla nöbet tutarak yerine getirmeye çalışıyorlardı.</p><p>Ülkücü gençlik, kendilerine kimlik, teşkilat ve aksiyon kazandıran bu büyük dava adamının, Türkiye&#39;nin dört bir yanından Ankara&#39;ya Hacı Bayram Cami&#39;ne gelerek, son görevlerini ona karşı yerine getirdiler.</p><p>Cenaze törenine hükümetten muhalefete kadar birçok siyasi partinin lider ve üst düzey yöneticileri, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri olmak üzere on binden fazla vatandaş topluluğu katılmıştır.</p><p>TÜRKEŞ: &ldquo;BAYRAĞI GÖNDERE BİRLİKTE ÇEKECEKTİK&rdquo;</p><p>Dündar Taşer&#39;in ebedi istirahatgahına tevdi edildikten sonra MHP lideri Alparslan Türkeş, büyük dostu, kader arkadaşı; birlikte çok şey paylaştıkları, Milliyetçi Hareket&#39;in şerefli mücadelesinde büyük emek vermiş, çaba sarf etmiş, lider ve bilge bir şahsiyet olan bu büyük Ülkücü&#39;nün ardından şu konuşmayı yapmıştır:</p><p><strong>&ldquo;Bayrağı Göndere Birlikte Çekecektik! Aziz ülküdaşım!</strong></p><p><strong>Acı kader bizi, mezarının başında konuşmak gibi aklımıza hiç getirmediğimiz bir vazifeyi yapmak mecburiyetinde bıraktı. Sen, milletimizin yiğit ve Ülkücü bir evladı, partimizin çok mümtaz bir siması idin. Daha uzun yıllar omuz omuza çalışacağımıza, ülkümüzün bayrağını birlikte taşıyıp zafer gönderine çekeceğimize inanmıştık. Olmadı. Ne yapabiliriz, takdir-i ilahi.</strong></p><p><strong>Aziz Taşer;</strong></p><p><strong>Ömrünce Türk milletini sevmenin, büyüklüğüne inanmanın sırrına ermiş, hayatının gayesini milletine hizmette görmüş, dünya hırslarına iltifat etmemiş, hiçbir mevkiin cazibesine kapılmamış, tam bir Türk milliyetçisi olarak yaşamıştın.</strong></p><p><strong>Zekanın parlaklığı, sevginin sonsuzluğu, kültürünün zenginliği kadar yüreğinde büyüktü. Talihsiz bir dönemde, nankör bir dünyada, milletini en çok sevenlerin horlandığı bir idrak yokluğu içinde yaşamak, kalbini kemiren bir dertti. Yine de dayanaklı idin ama kader; nankörlüklerin, anlayışsızlıkların çökertemediği mukavemetini, bir arabanın çarpmasıyla yıktı.</strong></p><p><strong>Biz de yıkıldık ama biliyoruz ki ömrünü verdiğin mücadelenin zaferi uğruna, üzüntümüz ne kadar büyük olursa olsun, asla sarsılmadan ilerlememizi bekliyorsun. Ruhunun daima bizi takip edeceğini, müşterek davamıza hizmet edebildiğimiz müddetçe müsterih olacağını çok iyi bilmekteyiz. Seni hep aramızda sayacağız. Hayatımın gayesi saydığın müşterek ülkümüzün zafere ulaşması uğrunda, birlikte kurduğumuz iman ocağının sönmeden yanacağına ve bir gün milletimizin kara talihinin değiştirileceğine, manevi huzurunda söz veriyoruz.</strong></p><p><strong>Aziz ülküdaşım Taşer!</strong></p><p><strong>Seni, dava arkadaşlarının ve bütün memleketimizin gelecek yıllarda daha iyi anlayacağına ve manevi şahsiyetinin takipçisi olduğumuz kutsal davamızda bizlere destek olacağına inancımız tamdır.</strong></p><p><strong>Aziz ülküdaşım!</strong></p><p><strong>Seni ebedi bir yolculuğa uğurluyoruz. İnanıyoruz ki huzur içindesin. Huzur içinde kal. Yüce Allah&#39;tan rahmet dileyerek, aziz hatıran önünde deri bir acı içinde eğiliyoruz.&rdquo;</strong></p><p>Dündar Taşer, 58 ve 68 kuşağına mensup milliyetçi-Ülkücü kadroları, dönemin genç Ülkücülerini, milliyetçi aydınları, akademisyenleri, milliyetçi çevreleri konuşmalarıyla, konferanslarıyla esas olarak sohbetleriyle, ikili ilişkileri ile derinden etkilemiş, lider kimlikli bir tarihi şahsiyetti.</p><p>DÜNDAR TAŞER VE KÜBİTEM</p><p>Dündar Taşer, 1969 yılında kısa adı KÜBİTEM olan Kültür Bilim Teknik Merkezi&#39;ni, Ankara&#39;daki milliyetçi-Ülkücü üniversite öğretim üyeleri ile birlikte kurdu. KÜBİTEM&#39;in gayesi, Türk milliyetçiliği fikrine gönül vermiş, MHP hareketini destekleyen, sempati duyan üniversite çevrelerini burada toplayarak Ülkücü hareketin ülke ve dünya meseleleri ile ilgili plan, program üreten, bir fikir üretim merkezi işlevini sağlamaktı.</p><p>Üniversite çevrelerinin yoğun bir ilgi gösterdiği KÜBİTEM, Dündar Taşer&#39;in büyük gayret ve çabalarıyla adeta Ülkücü hareketin entelektüel bir okulu haline geldi. Taşer, KÜBİTEM vasıtasıyla merkez ve Anadolu&#39;daki Ülkücü kuruluşların faaliyetlerine, burada toplanan ilim ve fikir adamlarını konferans ve seminer vermek üzere konuşmacı olarak gönderirdi.</p><p>KÜBİTEM&#39;de (Kültür Bilim Teknik Merkezi), bir araya gelen Türkiye&#39;nin önde gelen seçkin, milliyetçi, Ülkücü aydınları, MHP&#39;&#39;ye plan, proje ve program üretme ve geliştirme çalışmalarında çok büyük katkılar sağladılar.</p><p>Üniversite çevrelerinin yoğun bir ilgi gösterdiği KÜBİTEM, Dündar Taşer&#39;in büyük gayret ve çabalarıyla adeta Ülkücü hareketin bir okulu haline geldi. Taşer, KÜBİTEM vasıtasıyla merkez ve Anadolu&#39;daki Ülkücü kuruluşların faaliyetlerine, burada toplanan ilim ve fikir adamlarını konferans ve seminer vermek üzere konuşmacı olarak gönderirdi.</p><p>Meşrutiyet Caddesi, Bayındır Sokak 58/2 adresinde faaliyete geçen KÜBİTEM, bir ilim, irfan merkezi olarak tasarlanmıştı, Dündar Taşer&#39;in dergâhıydı. Sadi Somuncuoğlu, İbrahim Metin, Halil Özyıldız, İskender Öksüz ve birçok isim, Meşrutiyet Caddesi&#39;ndeki KÜBİTEM&#39;in kadroları arasındaydı.</p><p>KÜBİTEM, Prof. Dr. İskender Öksüz Hoca&#39;nın ifadesiyle &ldquo;KÜBİTEM 1968- 1971 döneminin üniversite ve medya karargahıdır. KÜBİTEM ve Dündar ağabey demek, bol sohbet, tarih, strateji, mücadele demektir.&rdquo;</p><p>MİLLİYETÇİ-ÜLKÜCÜ AYDINLAR KÜBİTEM&#39;E AKARDI</p><p>KÜBİTEM, şair, yazar ve üniversitelerde bulunan az sayıdaki milliyetçi, Ülkücü öğretim üyesinin buluşma noktasıdır. Orada Dündar Taşer, Galip Erdem, gelen misafirlerle sohbet ederler, fikir alışverişinde bulunurlar. Şehit Gün Sazak&#39;ın Ülkücü camia ile tanışıp sevmesi de KÜBİTEM günlerine dayanır.</p><p>Devlet gazetesinin emektarlarından &ldquo; Adı Devlet Olsun, Devletli Yıllar ( 1969-1979) kitabının yazarı Osman Çakır &ldquo;KÜBİTEM, Dündar Taşer&#39;in sohbet mahfiliydi&rdquo;der. Sohbet meclisinde bulunanlara, haz ve ilham veren büyülü sohbetlerin merkezi de &lsquo;Kübitem&#39; (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) idi. Dündar Taşer&#39;in sohbetlerini dinlemek isteyen sevenleri, KÜBİTEM&#39;e akıyordu. Dündar Taşer konuşurken beş bin yıllık tarihimiz akıyor, canlanıyordu.</p><p>Devlet gazetesinin bir odası, Dündar Taşer&#39;e tahsis edilmişti. Dündar Taşer, misafirlerini burada karşılar, görüşür; sohbetlerini burada sürdürürdü. Emine Işınsu, gazetenin tek bayan yazarı idi ve Dündar Taşer, Işınsu&#39;ya çok itibar ederdi&rdquo; Ülkücü Hareketin üniversitesi olan TÖRE&#39;nin kurucusu, Türk dünyasının büyük romancılarından Emine Işınsu&#39;da Dündar Taşer&#39;in tarihe not düşen sohbetlerinin müdavimiydi.</p><strong>Hakkı Öznur, Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazmıştı.</strong><p>Dündar Taşer, tarih şuuru ile beslenen milli ölçünün adamı idi. Taşer&#39;in tarih şuuru, milli ve manevi değerlerin gölgesinde nefes alan, binlerce yıllık ömre sahip bir ruhi hayatın tavır ve davranışlarından ilham alan bir şuurdur.</p><p>Ülkücü fikir adamı Nevzat Kösoğlu, Dündar Taşer ile ilgili en güzel yazıyı Erol Güngör&#39;ün yazdığını söyler. Haklıdır da. Öyle bir yazı bir daha yazılmadı. O kadar güzel, o kadar muhtevalı, o kadar duygulu. Çok ender bir yazıdır.</p><p>Türk Ocakları&#39;nın 16 yıl genel başkanlığını yapmış, ömrünü Türk milliyetçiliği ülküsüne vakfetmiş, milliyetçi camianın kanaat önderlerinden Nuri Gürgür, yakından tanıdığı çok sevdiği, Dündar Taşer ile ilgili kaleme aldığı &ldquo;Fikir, Hareket ve Dava Adamı: Dündar Taşer&rdquo; yazsısında şunları söylüyor:</p><p>&ldquo;Dündar Taşer, Erol Güngör ve Ziya Nur Aksun, tefekkür dünyamızın bu üç güzide ismi, birbirlerini 1960&#39;lı yılların ortalarında tanıdılar. Hem fikir ve düşünce yapılarının hem de mizaçlarının, iç dünyalarının şaşılacak derecede benzeştiğini fark ettiler. Kısa zamanda kaynaştılar, can dostu oldular. Ömürlerinin elverdiği birkaç yılı, vakitlerini birlikte paylaşmanın hazzını duyarak dolu dolu yaşadılar.</p><p>Ömürleri elverseydi milletimiz bu üç değerli beynin hizmetlerinden kuşkusuz çok daha fazla yararlanacaktı. Ne yazık ki en verimli dönemlerinde aramızdan ayrıldılar. Fikir ve düşünce hayatımızın giderek sığlaştığı günümüz ortamında, arkalarında bıraktıkları büyük boşluğun anlamını her an yaşıyoruz.</p><p>Değerlendirmelerinde çok hasis davranan, kolay beğenmeyen Galip ağabey, Taşer&#39;in vefatı üzerine şöyle yazmıştı: &ldquo;Büyük hedeflere yönelmenin seçkin kişiler elinde gerçekleşeceğini, yüce bir ülküye inananların birbirini sevmesi, sayması, küçüklerin büyükleri dinlemesi şartını hiç unutmamış, herkese öğretmeye çalışmıştır.&rdquo;</p><p>Can dostu Ziya Nur Aksun&#39;un vefatından sonra bu değerli insanı birçok yönüyle anlatan, özellikle onu tanıyıp dinleme imkânı bulamayan milliyetçi gençlere tanıtan &ldquo;Dündar Taşer&#39;in büyük Türkiye&#39;si&rdquo; isimli eseri, son derece yararlı bir hizmet olmuştur. Bu &ldquo;can dostlar&rdquo; şimdi ebedî hayatta buluşmuş olmalılar.&rdquo;</p><p>Andolsun ki, &ldquo;Dündar Ağam&rdquo;, Oğuz&#39;un çocukları Dündar Taşer&#39;in &ldquo;Büyük Türkiye&#39;sini kuracaktır. And olsun ki kazanacağız, zafere ulaşacağız. Devletimizi, ülkemizi, Oğuz&#39;un çocukları yönetecektir.</p><p>Alperen ruhlu &ldquo;Veli&rdquo; Bir Türk Milliyetçisi olan Dündar Taşer&#39;in elim bir olayla, Hakka yürüyüşünün ardından tam yarım asır geçti. Türkiye, Türk Milliyetçileri , Ülkücü Hareket yokluğunu derinden hissediyor. Fikir, Hareket ve Dava adamı Dündar Taşer&#39;i vefatının 51., sene-i devriyesinde rahmetle, minnetle, dualarla yad ediyoruz.</p><p>47 yaşında rahmet-i rahmâna kavuşan; Türkmen Ağa&#39;mız, dava büyüğümüz, tavizsiz Türk milliyetçisi Dündar Taşer&#39;in kabri nûr, rûhu şâd, mekânı cennet, makâmı âlî olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-o-znur-du-ndar-tas-er-u-_1686687647_mW86uV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Dündar Taşer ülkücülere daima büyük hedefler gösterdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-o-znur-du-ndar-tas-er-u-_1686687647_mW86uV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TFF başkan adayı Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu'ndan futbolun paydaşlarına sitem]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/tff-baskan-adayi-prof-dr-sebahattin-devecioglu-ndan-futbolun-paydaslarina-sitem/84576/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkan adayı Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu 15 Haziran 2023 tarihine kadar adaylık süreci devam ederken başka adaylar yokmuş gibi davranan Türk butbolunun paydaşlarına sitem geldi.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/tff-baskan-adayi-prof-dr-sebahattin-devecioglu-ndan-futbolun-paydaslarina-sitem/84576/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/spor/">Spor</category>
            <pubDate>Tue, 13 Jun 2023 12:48:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkan adayı Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu 15 Haziran 2023 tarihine kadar adaylık süreci devam ederken başka adaylar yokmuş gibi davranan Türk butbolunun paydaşlarına sitem geldi.</p><p>Akajans&#39;ın haberine göre, Devecioğlu, &quot;Değerli Türk futbolu ailesi&quot; hitabıyla yazılı açıklama yayımladı.</p><p>TFF başkan aday adaylığımızını ve projelerini10 Mayıs&#39;ta herkesten önce açıkladığını dile getiren Devecioğlu şanları kaydetti:</p><p>&quot;Aday olma ve Seçime katılmak için İmza toplama sürecimizi hiçbir kulübe zarar vermemek amacıyla kanun ve statü gereği 06 Haziran 2023 tarihinde yayınlanan Genel Kurul Kararı&#39;nı bekleyerek başlatmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu süreç 15 Haziran Saat 17:00 kadar devam edecektir. TFF statüsüne göre, 22 Haziran 2023 tarihinde yapılacak olan Seçimli Olağan Genel Kurul toplantısından 7 gün önce, yani 15 Haziran 2023 tarihine kadar Adaylık Başvuru süreci devam ederken, Kulüpler Birliği Vakfı&#39;nın 12 Haziran 2023 tarihli son toplantısında bir kulübümüzün toplantıya katılmaması ve 2 kulübümüzün çekimser olduğu belirtilmiş ve kulüplerin temayülünün &quot;Mevcut Yönetimin Devamı&quot; şeklinde olduğu ifade edilmiştir.</p><p>15 Haziran 2023 tarihine kadar Adaylık süreci devam ederken, Türk futbolunun Paydaşları ve Mevcut TFF yönetiminin başka adaylar olduğunu göz ardı ederek, diğer aday olacak kişilere Projelerini sunma fırsatı ve imkanı vermemesi, farkında olmadan Türk futbolunun gelişimine zarar vermektedir. İnancımız odur ki; birçok kulüp ve delege zarar görmemek ve mevcut yönetimle kötü ilişkilere girmemek adına doğal olarak sessiz kalmakta ve tarafını belli etmemektedir. Bizler bu durumu paydaşlar adına normal karşılamaktayız. Ancak, demokratik yarış için şartların oluşturulmasından yanayız. Bizim için önemli olan; 2023 yılında 100. yaşını kutlayacak olan Türk futboluna, yeni yüzyılda yeni bir Misyon ve Vizyon kazandırmak, akademik gelişimine katkıda bulunmak ile birlikte Türk futbolunu daha iyi bir seviyeye taşımak, rekabet gücünü ve marka değerini artırmak için hep birlikte çalışmak ve Türk futbolunu hep birlikte yönetmektir. Bunu başarmak için sonuna kadar var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.</p><p>Futbol kamuoyuna saygılarımla.&quot;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/tff-baskan-adayi-prof-dr-sebah_1686649719_jtfqhU.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TFF başkan adayı Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu'ndan futbolun paydaşlarına sitem ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/tff-baskan-adayi-prof-dr-sebah_1686649719_jtfqhU.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur, şair ve yazar Abdurrahim Karakoç'u anlatıyor]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-sair-ve-yazar-abdurrahim-karakoc-u-anlatiyor/84574/</link>
            <description><![CDATA[Ülkücü Hareket'in tarihini yazan  araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, 20. yüzyılın büyük şairlerinden mütefekkir, dava adamı, Abdurrahim Karakoç’un  vefatının 11. sene-i devriyesinde, "lambada titreten alevi üşüten" o dava adamını anlatan geniş bir yazı  kaleme aldı]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-sair-ve-yazar-abdurrahim-karakoc-u-anlatiyor/84574/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Thu, 08 Jun 2023 00:25:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkücü Hareket&#39;in önde  gelen isimlerinden,  Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan  araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, 20. yüzyılın büyük şairlerinden mütefekkir, dava adamı, Abdurrahim Karakoç&#39;un  vefatının 11. sene-i devriyesinde, &quot;lambada titreten alevi üşüten&quot; o dava adamını anlatan geniş bir yazı  kaleme aldı.  Öznur yazısında, yakından tanıdığı Türk dünyasının en büyük halk şairi Abdurrahim Karakoç&#39;un 80 yıllık yaşamını, dava şiirlerini, düşünce felsefesini, onun milli-İslami değerlere bağlı çevreler üzerindeki etkisini, fikri ve siyasi yaşamını anlattı.</p><p>Öznur, büyük şairin, Ülkücü Hareket üzerinde çok etkili olan, Ülkücü gençlerin ezbere bildiği &ldquo;Vur Emri&rdquo;, &ldquo;Kan Yazısı&rdquo; kitaplarından bahsetti. Hakkı Öznur ayrıca 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat gibi süreçlerde askeri vesayete karşı çıkan, milli irade ve demokrasiden yana olan duruşunu, yiğit tavrını anlattı. Hakkı Öznur,  Karakoç ile ilgili yazısı şöyle:</p>ANADOLU İNSANININ SESİ VE YÜREĞİYDİ<p>20. yüzyılın büyük şairi, Anadolu insanın sesi ve yüreğiydi. Dilimizde &lsquo;Anadolu&#39; deyimi hem vatan toprakları hem de mağdur, yoksul, ezilmiş insanların diyarı anlamında kullanılır. Abdurrahim Karakoç Anadolu&#39;dur. Anadolu insanının hissiyatına tercüman olmuştur. Derdi Anadolu, tasası Anadolu&#39;ydu. Şiirleriyle yoksul Anadolu insanının sesi olmuştur. Hep kenarda kalan, oyunun dışına itilen kimsesizlerin kimsesiydi. Anadolu insanın karşılaştığı zorlukları ve çektiği sıkıntıları eserlerinde işlemiştir.</p><p>Ülkümüzün ve gönül dünyamızın ozanı, büyük dava adamı Abdurrahim Karakoç, sisteme muhalifti. Statüko kırıcıydı. Ezber bozucuydu. Hadiselere İslami perspektiften bakardı. Davası İslam olan her çevre onun şiirlerinden beslenmiştir.</p><p>Unutulmaz Türkülerinde şairi &ldquo;Büyük Usta&rdquo;  Abdurrahim Karakoç  80 yıllık ömrünü Türk milletine ve hak, hakikat yoluna harcadı. Çizgisini hiç değiştirmedi.  Karakoç ağabey  istikamet ve vakar sahibiydi.</p><p>Gönül ve dava insanı, büyük şair, halk bilgesi Abdurrahim Karakoç, halk şiirimizin büyük ustasıdır. Türk halk şiir geleneğinin teknesinde yoğrulmuş, çağdaş bir hiciv-taşlama şairidir. Milli hizmeti ve edebi değeri ile edebiyat tarihimizde yer edinmiştir. Şiirlerine tamamen milli ve İslami renkler hakimdi.</p><p>Sıra dışı bir şairdi. Bir duruşu ve çizgisi vardı. Şiirleri sade, yalın ve vurucudur. Keskin bir hiciv ve taşlama ustasıdır. Türk edebiyatı içinde hiciv, sevda ve dava şiirlerinde eşsiz eserlere imza atan şair Abdurrahim Karakoç, yüzyılın büyük şairidir.</p><p>Hayatını davasına , Türk-İslam ülküsüne adayan, ilim, ahlak ve fazilet insanı Karakoç, bir mücadele adamıydı. Ülkücüydü, Türk milliyetçisiydi, cesurdu. Düşündüklerini, öğrendiklerini, kişi ve kurumlardan korkmaksızın dile getiren, hakikatin peşinden koşan büyük bir dava adamıydı. Her zaman &ldquo;Yolumuz hak yoldur, hakikat yoludur, Allah yoludur.&rdquo; demiştir.</p><p>Müslüman denilince akla gelen ahlaki erdemlerin en başında, yine doğruluk gelir. Doğru söz, imanın sesi; hakkı söylemek, müminin şiarıdır. İslam dini hakikate, doğruluğa ve hakkı söylemeye büyük önem vermiştir. Karakoç ağabey, bir ahlak iman ve karakter adamıydı.</p><p>Karakoç ağabey, &ldquo;Davası olmayanın sevdası olmaz, sevdası olmayanın da öfkesi olmaz&rdquo; derdi. Bir dava sahibi olduğunu ve bunu da sanatına yansıttığını görürüz. Mısraları dillerde dolaşan, son şairlerimizden biridir. Zamanın şairleri, artık onun gibi halkın diline düşen şiirler yazamıyorlar.</p><p>Mutlak hakikate aşık, sözünün eri, ülkesine ve ülküsüne her zaman sadık bir şairdir. Türk şiirine, çağımıza kendi mührünü damgasını vurmuş bir şairdir.</p><p>Milli ve İslami davası olan Karakoç ağabey sisteme muhalif, ideallerine, ilkelerine ve değerlerine bağlı bir dava ve ahlak adamıdır. Kamil bir Müslüman, Alperen ruhlu bir İslam müdafiiydi. Karakoç, Ülkücüydü, tavizsiz Türk milliyetçisiydi. Bileği hiç bükülmeyen ve zinhar bedel ödemekten çekinmeyen bir dava adamıydı.</p><p>İrfanı şiirimizin, dava şiirimizin, halk şiirimizin, aşk şiirimizin en önemli temsilcisi olan Karakoç, köklerine, geleneklerine, değerlerine ve milletine bağlı gerçek bir Alperen&#39;di.  Yaralı hislerin keskin dilli ozanı, resmi ideolojiye, tepeden inmeci, seçkinci, jakoben- militarist anlayışlara, vesayetçi çevrelere cesurca karşı çıkan, milli bir şair ve düşünce adamıdır.</p><strong>Soldan Sağa: Mustafa Toygar, Abdurrahim Karakoç, Hakkı Öznur.</strong><p>Geleneksel şiir tarzında yazdığı için ayrıca geleneksel tarzın da güçlü bir temsilcisiydi. İsyanı Sük&ucirc;tunda saklı Karakoç, geleneksel halk şiiri vadisinde şiir söylemiş bir edeb&icirc; şahsiyettir. Güzel Türkçesiyle kaleme aldığı duygu yüklü şiirleriyle, gönüllerde müstesna bir yer edinen Karakoç, Türk halk edebiyatının en büyük ustalarındandır.</p><p>HAS BİR ŞAİR VE HASBİ DAVA ADAMIYDI</p><p>80 yıllık ömrüne 800 yıl sığdırdı. Muktedirlerle, güç odaklarıyla zalimlerle, zulmedenlerle mücadele etti. Asla eğilmedi, boyun eğmedi, teslim olmadı. Bütün hayatı cedelle ve mücadeleyle geçti.  Hep dik durdu.</p><p>Beş kuşak, onun şiirleriyle büyüdü. Has bir şair ve hasb&icirc; bir d&acirc;v&acirc; adamıydı. Abdurrahim Karakoç&#39;un en dikkat çekici özelliklerinden biri, son temsilcilerinden olduğu halk edebiyatındaki ustalığının yanı sıra mütefekkir kimliğiydi. Şair ve mütefekkir olan Abdurrahim Karakoç&#39;un fikirlerinin oluşumunda beslendiği ana kaynak, doğrudan Kur&#39;&acirc;n-ı Ker&icirc;m&#39;dir.</p><p>Vicdani duruşu ve ahlakıyla, tam bir dava adamıydı. Milletine mal olmuş şairler, milli ruh ve şuurun şah damarlarıdır. Merhum Ahmet Kabaklı Hoca, Karakoç için &ldquo;İslamcı-Milliyetçi düşüncenin bayrağını yiğitçesine açmış ve uğurunda pervasız, samimi cihat vermiştir.&rdquo; demiştir.</p><p>ŞİİRLERİ SOSYAL İÇERİKLİYDİ,  TOPLUMSAL MESAJLAR VERİYORDU</p><p>Abdurrahim Karakoç&#39;un bir şair olarak tanınmasında Aksekili iki dava adamının rolü büyüktür; Kemal Fedai Coşkuner (1927-1979), Osman Yüksel Serdengeçti (1917-1983).Karakoç Ağabey&#39;in sloganı &ldquo;Allah&#39;a, vatana ve hürriyete olan Fedai&rdquo; dergisinde birçok şiirleri yer aldı.10 Ekim 1964&#39;te &lsquo;Fedai&#39; dergisinin 15. sayısında Abdurrahim Karakoç, okuyuculara tanıtılmıştı.</p><p>Karakoç Ağabey&#39;in edebiyatımızda klasik olmuş, o meşhur &ldquo;Hasan&#39;a Mektuplar&rdquo; ilk defa Fedai dergisinde yayımlandı. Türk edebiyatında bir benzeri bulunmayan ve 22 mektuptan oluşan &ldquo;Hasan&#39;a Mektuplar&rdquo;ında, güya köyde olup bitenleri gurbetteki bir arkadaşına bir mektup şeklinde yazar. Burada köyden kasıt Türkiye&#39;dir. &ldquo;Mektup yazdım Hasan&#39;a/Ha Hasan&#39;a, ha sana&rdquo; şeklinde başlar bu şahane eserin dizeleri. Buna cevap olarak da 5 mektup da Hasan&#39;dan gelir. &ldquo;Hasan&#39;a Mektuplar&rdquo;da halkın dertleri dile getirilir. &ldquo;Hasan&#39;a Mektuplar&rdquo;da ezilenlerin, yoksulların meseleleri dile getirilmiştir.</p><p>Yirminci yüzyılın Seyrani&#39;si diyebileceğimiz şair, hicivleriyle dikkat çekmiş ve Hicivleriyle yanlışı göstermiştir. Toplumsal aksaklıkları, haksızlıkları ve adaletsizlikleri düzeltmek için kalemini silah gibi kullanmıştı. Sosyal mesajlar veren &ldquo;Hasan&#39;a Mektuplar&rdquo; eserinde yer alan şiirler ve içerikleri muhteşemdir. &ldquo;Hasan&#39;a Mektuplar&rdquo; adıyla 1965 yılında basılan taşlamalar, Türk edebiyat tarihinde, ilk iki baskısı onar bin yapılan, ilk ve tek şiir kitabıdır.</p><p>O, her zaman muhalif tavrıyla ezilenlerin, dışlanmışların sözcüsü olmuştur. Abdurrahim Karakoç ağabeyin tanınmasında rolü olan tavizsiz Türk milliyetçisi, şair ve yazar Osman Yüksel Serdengeçti&#39;nin de payı büyüktür. İlk kitabını Fedai dergisi bastı. (&ldquo;Hasan&#39;a Mektuplar&rdquo; 1964-1965 yıllarında 2 baskı yaptı. Daha sonra Osman Yüksel Serdengeçti, &ldquo;Hasan&#39;a Mektuplar-Haberler Bülteni&rdquo;ni 1969 yılında bastı.)</p><p>Has bir şair hasb&icirc; d&acirc;v&acirc; adamı Karakoç ağabeyin ses getiren sosyal içerikli şiirleri Fedai dergisinde yayınlanması, derginin tirajını patlatmıştı.1960&#39;larda Karakoç ağabeyin birçok şiirini yayınlayan Fedai dergisinin sahibi, şair-yazar ve aynı zamanda 12 Eylül öncesi MHP&#39;de siyaset yapan Kemal Fedai Coşkuner, 3 Aralık 1979 yılında İzmir&#39;de Agora semtinde, komünist militanlar tarafından sırtından vurularak şehit edildi.</p><p>ABDURRAHİM KARAKOÇ ŞİİRLERİ İLE ÜLKÜCÜ HAREKETE BÜYÜK GÜÇ KATMIŞTI</p><p>7 Nisan 1969 yılında yayın hayatına başlayan haftalık &lsquo;Devlet&#39; gazetesinde yazılar yazıyordu. Köşesinin adı &lsquo;Poligon&#39;du. &lsquo;Düğün Davetiyesi&#39; şiiri &lsquo;Devlet&#39;gazetesinin 86. sayısında yani 23 Kasım 1970 tarihli sayısında yer almaktadır. Ankara&#39;da komünist militanlar tarafından işkence ile şehit edilen dava arkadaşımız, ülküdaşımız Dursun Önkuzu&#39;nun şehit edildiği gün &lsquo;Sahte Mücahitler&#39; şiiri gazetede çıkmıştı.</p><p> Ülkücü gençler bu şiiri, 1970&#39;lerin başında sağcı, mukaddesatçı diye geçinen, Ülkücülere karşı husumet besleyen AP ve MSP yanlısı çevrelere karşı bildiri gibi dağıtıp okuyor, onları adeta kızdırıyorlardı.</p><p>&ldquo;Vur Emri&rdquo; şiiri Devlet gazetesinin 119. sayısında yayımlandı. Abdurrahim Karakoç, Ülkücü kuruluşların düzenlediği bazı gecelere, şölenlere, toplantılara, katılır ve büyük ilgi görürdü. Mütevazı bir kişiliğe sahip olan Karakoç, protokolden hiç hoşlanmazdı. Bazen yoğun talep üzerine Ülkücü gençleri kırmamak için arada sırada şiir okuduğu da olurdu.</p><p><strong>Abdurrahim Karakoç, BBP&#39;nin kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun mezarı başında.</strong></p><p>Ülkücülerin düzenlediği şölen ve gecelere destan şairimiz, rahmetli Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, &ldquo;Bayrak&rdquo; şairimiz rahmetli Arif Nihat Asya vb. birçok kıymetli şairlerimiz, aşıklarımız katılır ve okudukları şiirlerle, söyledikleri türkülerle kitleleri coştururlardı.</p><p>1977 yılında Ülkü Ocakları Genel Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren (TÖMFED) tarafından çıkarılan, o yıllarda büyük ilgi gören &ldquo;Kanımız Aksa da Zafer İslam&#39;ın&rdquo; kasetinde &ldquo;Vur Emri&rdquo; kitabının taşlamalar bölümünde yer alan &ldquo;İsyanlı Sükut&rdquo; okunmuştur. Ülkü Ocakları Genel Merkezi Bayanlar Kolu&#39;nda görev yapan Yıldız Ramazanoğlu bu şiiri seslendirmişti.</p><p>KARLI BİR GÜNDE ÇEKİLEN FOTOĞRAF VE ABDURRAHİM KARAKOÇ&#39;UN UNUTULMAZ DÖRTLÜĞÜ</p><p>1 Mart 1977 tarihinde İstanbul&#39;da Adana Yurdu&#39;na düzenlenen bombalı saldırıda, Mustafa Erol ülküdaşımız şehit düşmüştü. Ertesi gün müthiş bir tipi ve yoğun kar yağışı altında Ülkücü gençler, onun mübarek cenazesini, o hafızalara kazınan karlar içerisinde kaldırmışlardı.Soğuk ve karlı bir İstanbul gününde paltolara sarılmış Ülkücü gençler, lapa lapa yağan kar altında şehit Mustafa Erol&#39;u omuzlarlarken çekilen o fotoğraf, poster haline getirilmiş ve resmin üzerinde Abdurrahim Karakoç Ağabey&#39;imizin &ldquo;Kara Haber&rdquo; adlı 3 kıtalık şiirinin ilk kıtasında yer alan;</p><p>&ldquo;Ellerin yurdunda çiçek açarken</p><p>Bizim ile kar geliyor kardeşim.</p><p>Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?</p><p>Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.&rdquo;</p><p>dörtlüğü vardı.</p><p>O şiir posterlere, afişlere asılmıştı. Karlı cenaze töreninin resmi bütün Ülkücü derneklerde asılıydı.  12 Eylül öncesini yaşayan Ülkücüler, bugün her baktıklarında kendilerini görürler o fotoğrafın bir yerinde. İnsanın kanını donduracak bir kar yağışı ve tipinin engelleyemediği binler yürüyordu o gün İstanbul sokaklarında.</p><p>Adana Öğrenci Yurdu&#39;na yapılan bombalı ve silahlı baskın sırasında, bulunduğu odaya atılan bombanın infilakı neticesinde şehit olan  ülküdaşımızın naaşı, binlerce ülküdaşımızın katıldığı törende eller üzerinde taşınırken, İsmet Taşkurt adlı Anadolu Ajansı&#39;nda çalışan bir gazetecinin çektiği karlı cenaze töreninin yayınlanan fotoğrafı hala gözlerimizin önündedir. İsmet Taşkurt adlı gazeteci Havadis, Son Havadis, Yeni İstanbul, Bizim Anadolu gibi gazeteler ile 1970-1981 yılları arasında da Anadolu Ajansı&#39;nda (AA) çalışmıştır.</p><p> Ölümün kol gezdiği, kızıl namluların kan kustuğu 12 Eylül 1980 öncesi, şehit düşen her Ülkücü dava arkadaşımızın ardından basılan posterlerde çoğu kez Abdurrahim Karakoç&#39;un mısraları fotoğraf altı olarak değerlendirilirdi.</p><p>78 KUŞAĞININ ÜLKÜCÜLERİ DAVA ŞİİRLERİNİ EZBERE BİLİRDİ</p><p> &ldquo;Halk şiiri&rdquo; geleneğini sürdüren, mükemmel hicivleriyle halkın sorunlarına tercüman olan geleneksel bir şair. Türkiye&#39;de mill&icirc; ve İslam&icirc; şiirin seçkin simalarından biriydi. İrfani şiirimizin, aşk şiirimizin en önemli temsilcisiydi.</p><p>Hakkın, adaletin, imanın, mill&icirc; duruşun ve sevginin sesiydi. Marşlara, türkülere, ezgilere kaynaklık eden söz ve şiirleriyle milletimizin gönlünde taht kurmuştur. Ülkücülerin şiirlerini ezbere bildiği Karakoç, Ülkücü hareketin şairi olarak tarihe geçmiştir.&ldquo;Kılavuz Nesil&rdquo; adlı 5 kıtalık şiirinde Ülkücü gençlik için şunları söylüyordu:</p><p>&ldquo;Batılın önünde set</p><p>Hakk&#39;a kılavuz nesil.</p><p>İlimde Akşemseddin</p><p>Kararda Yavuz nesil</p><p>Hakk&#39;a kılavuz nesil.&rdquo;</p><p>12 Eylül 1980 öncesi MHP mitinglerinde önce Karakoç Ağabey&#39;in &ldquo;Vur Emri&rdquo; kitabından şiirler okunur, sonra mikrofona MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş&#39;i çağırılırdı. Dava şiirlerinde İslam, Türklük, milli duruş vardı. Milletin milliyetçiliğini savundu. Ülkücü çizgiye sahipti. Şiirlerinin merkezinde hep İslam ve Türklük  vardı.</p><p>Abdurrahim Karakoç, bir dava şairi olduğu kadar aşk şairidir. Mihriban&#39;ın, suyun, dağların şairi olan Karakoç&#39;un şiirlerinde toplumsal bozuklukların dile getirilmesi yanında temiz vicdanları yücelten, çirkinliğe, bayağılığa, hainliğe isyan eden İsl&acirc;m&icirc;/ham&acirc;s&icirc; bir anlayış ve eda görülür. İnsanın kul olma özelliğine, köküne, geleneklerine ve millet olma ideallerine bağlı samimi bir duyarlılık, onun şiirini ören diğer önemli temalardır. En çok hiciv tarzında, toplumun aksayan yönlerini yazdı. Sistemin ve siyasetin Anadolu insanı üzerindeki baskısını, zulmünü dile getirdi.</p><p>Dava Felsefem, Üşüyenler, Toplu Havadis, Hak Yol İslam Yazacağız, Vur Emri, Yangın Var, Unutma Bacım, Anadolu Gezisi, Dokuz Yönlü Dert, Anadolu Dedi Ki, İlan, İfade, Yaralar, Bilmedik, Kimsesiz Mehmetlere, Tamam mı, Müjde, Unutma, İslam Yolu, Adak, Kara Haber, Kan Yazısı, Balabanım, Bozkurda Mektup, Bir Güzel Ülküdür Gönül Verdiğim, Temenni, Ültimatom, Kör Döğüşü, Genelge, vb. birçok şiir&hellip;</p><p>&ldquo;Vur Emri&rdquo;nin ilk baskısı 1973 yılında yapıldı. 1975 yılında ÖtükenYayınevi tarafından, 2. baskısı ise 1976 yılında Töre/Devlet Yayınevi tarafından yapıldı. &ldquo;Kan Yazısı&rdquo;nın ilk baskısı da, 1977 yılında yapıldı. Daha sonra peşpeşe baskıları devam etti.</p><p> &ldquo;Vur Emri&rdquo; vatan ve millet düşmanlarına karşı bin yıllık davanın haykırışıdır. 5 kıtalık &ldquo;Vur Emri&rdquo; şiirinin ilk kıtasının sonu &ldquo;Vur Türklük Aşkına!&rdquo; diye biter. Şiirin son kıtasının son mısrası da &ldquo;Vur Allah Aşkına Vur!&rdquo; diye biter.</p><p>Türklük aşkına vur ünlemiyle devam eden şiir &ldquo;Allah aşkına vur&rdquo; ile noktalanıyordu. Türk-İslam ülküsüne gönül vermiş olanKarakoç ağabey, &ldquo;Bir Güzel Ülkü&rdquo; adlı 18 kıtalık şiirinde ülküsünü şöyle anlatıyor:</p><p>Ülkü demek makam mevki taç değil<br />Ülkü demek totem sembol haç değil<br />Kul icadı kof ilkeler hiç değil<br />Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.</p><p>Abdurrahim Karakoç&#39;un şiirleri, milletin adamları olan Ülkücülere, heyecan veriyordu.</p><p>BAŞBUĞ TÜRKEŞ, ABDURRAHİM KARAKOÇ AĞABEYİN BİR ÇOK ŞİİRİNİ  EZBERE BİLİR VE OKURDU</p><p>Milliyetçi Hareketin lideri Başbuğ Alparslan Türkeş ile tanışması 1970 yılındadır. Hareketin lideri Türkeş MHP&#39;nin bir toplantısı için Maraş&#39;a gelmiştir. Maraş&#39;taki MHP yöneticileri Abdurrahim Karakoç ağabey ile Türkeş&#39;i bir araya getirmişlerdi. Türkeş zaten o yıllarda edebiyat dünyamızda şiirleriyle büyük ses getiren, tanınan Abdurrahim Karakoç ağabeyi çok iyi biliyordu. Çünkü MHP ve Ülkücü kadrolar, Karakoç&#39;un şiirleriniokuyor ve biliyorlardı. MHP ve Ülkücü kuruluşların kongrelerinde, mitinglerinde, gecelerinde, toplantılarında Abdurrahim Karakoç ağabeyin şiirleri okunurdu.</p><p><strong>Karakoç, Ülkücü Hareket&#39;in fikir mimarlarından Ahmet Er&#39;i, dava arkadaşlarıyla ziyaret etmişti. Soldan Sağa: Abdurrahim Karakoç, Lütfü Şahsuvaroğlu, Ahmet Er, Zafer Tüter.</strong></p><p>Rahmetli Alparslan Türkeş, Karakoç ağabeyin birçok şiirini ezbere bilirdi. Ona büyük saygısı ve hürmeti vardı. 12 Eylül darbesi sonrası 1987 yılında MÇP&#39;nin düzenlediği bir toplantıya Abdurrahim Karakoç ağabey de katılmıştı. MÇP lideri Başbuğ Türkeş, Karakoç ağabeyi görünce onun &ldquo;Dün Gece&rdquo; adlı 9 kıtalık;</p><p>&ldquo;Çelik testereyle kestim suları</p><p>Yıkadım duvara astım suları</p><p>Düşümde düşüme girdin dün gece &hellip;&rdquo;  şiirini okumuştu.</p><p>Ve ardından Abdurrahim Karakoç için &ldquo;Böyle bir milli şairimiz, başka var mı böyle anlatış, başka var mı böyle yorum?&rdquo; gibi iltifatlarda bulunmuştu.</p><p>MİLLETİN ADAMI ŞEHİT LİDERİMİZ MUHSİN BAŞKAN&#39;I ÇOK SEVERDİ,</p><p>Şehit  liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun ismini 12 Eylül 1980 öncesinden biliyordu . Onunla çok yakınlaşması , esas olarak  Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun Nisan 1987 yılında cezaevinden çıkışından sonradır.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun Ülkü Ocakları Derneği (ÜOD) ve Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) Genel Başkanlığı yaptığı (1977-1978) dönemleri ve daha sonraki Ülkücü Hareket&#39;teki görevlerini ve Muhsin Başkan ile ilgili Ülkücü camiadaki büyük sevgiyi daha onu  yakından tanımadan biliyordu.</p><p>Bir sohbette, &ldquo;Muhsin Başkan&#39;la geç tanıştım. Ancak, Muhsin Başkanı 12 Eylül öncesinden biliyorum. İsmini çok duymuştum. Ülkücü dergilerde, ve gazetelerde onun Ocak Genel Başkanı iken yaptığı bir çok açıklamasını okudum. Ülkücü Gençlik lideri olarak ta o zamandan sevilen ve saygı duyulan bir isimdi.  Ülkücü gençler,  Ülkücü camia, onu çok seviyordu. Lider özelliği daha o yıllarda ortaya çıkmıştı&rdquo;  Karakoç ağabey Muhsin Başkan için &ldquo;Yiğit insan, lider adam&rdquo; diyordu. Muhsin Başkan&#39;ın dik duruşuna, ilkeli tavrına, samimiyetine, ahlakına hayrandı.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu da şairdi, şair ruhluydu. Az yazdı ama çok güzel şiirleri var. 1984 yılında Mamak cezaevinde yazdığı &ldquo;Üşüyorum&rdquo; şiiri şehadetinden sonra milyonlarca insanın dilinde, ezberinde her yerde söyleniyor, okunuyor.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun gençlik yıllarından beri Abdurrahim Karakoç&#39;un birçok şiirlerini ezbere bilirdi. Ona büyük saygısı ve sevgisi vardı.  Aralarında çok köklü ve güzel bir ağabey-kardeş ilişkisi vardı. Karakoç ağabey, zaman zaman Muhsin Yazıcıoğlu ile bir araya gelir, ülke ve dünya meseleleri üzerine hasbihal ederlerdi.</p><p>Abdurrahim Karakoç ağabeyin &ldquo;Dava Felsefem&rdquo; adlı şiirindeki:</p><p>&ldquo;Ben milletim uğruna adamışım kendimi</p><p>Bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir</p><p>Zulüm Azrail olsa, hep Hakk&#39;ı tutacağım</p><p>Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.&rdquo;</p><p>Dörtlüğünü Muhsin Başkan birçok toplantıda, kongrelerde, şölenlerde söylemiştir. Karakoç ağabeyle en son röportajı hakka yürüyüşünden 75 gün önce, Sincan&#39;daki evinde yaptık. Rahatsızdı. Bir süre Karakoç ağabeyle Muhsin Başkan&#39;ı konuştuk. Karakoç ağabey bize Muhsin Başkan ile duygularını ve milletin ona gösterdiği derin sevgiyi anlattı ve şunları söyledi:</p><p>&ldquo;Muhsin Başkan&#39;ı çok severdim. O da beni severdi. Muhsin Yazıcıoğlu, nefsi bir insan değildi. Beşeri duygulardan mümkün mertebe uzak durdu. Ahlakı, karakteri çok düzgün, yiğit bir insandı.</p><p> Cenazesine gittim. Orada tarihin sayfalarına geçecek bir manzara ile karşılaştım. Müthiş bir görkem mevcut, onu gördüm. İnsanlar akın akın koşarak gelmişler ve orada idiler. Dualar ediyorlardı. Tilavetler yapıyorlardı. Ağlayan kadın, kız, çolukçocukları gördüm. Gözleri ağlamaktan çakmak çakmak olan, yeni fidan delikanlıları müşahede ettim. Öyle ki, cadde ve sokaklarda yürümek, imkansız hale gelmişti. Ben de bel fıtığından dolayı yürüyemiyordum. Arkadaşların sayesinde onlara tutunarak ve üç dört kez bir yerlere oturup dinlene dinlene Kocatepe Cami&#39;ne gidebildim. Sonra rahmetlinin cenazesinin arkasında o hüzünlü ve bir o kadar da manidar denilecek kalabalığın arkasından, Mithatpaşa&#39;da yavaş yavaş yürüdüm.</p><p>Ve sonra buram buram gelecek kokan, bu necip milletin gönlünü ortaya inci gibi sözlerle, dizelerle seren İstiklal Marşı&#39;nın yazıldığı yere Tacettin Dergahı&#39;na defnettik o güzel adamı. Sevindiğim tek şey mezarının bulunduğu yer. İnanın ki, devlet önem addettiği bir kişi için mezar bulunmasını istese böyle bir yeri inanın bulamazdı. Rahmetli, dünyada görmediğini inşaallah orada görüyordur. Güzel adamdı. Kimseye nasip olmayan bir cenazesi oldu. Onun cenazesine gelen insanların yarısı oy verseydi, iktidara gelirdi.&rdquo;</p><p>KARAKOÇ AĞABEY BBP&#39;NİN KURUCULARINDANDIR, İKİ DÖNEM BAŞKANLIK DİVANINDA YER ALDI</p><p>Abdurrahim Karakoç ağabey, Türkeş Bey ve Ülkücü camianın ısrarıyla 27 Kasım 1988&#39;de yapılan MÇP kurultayında parti yönetimine 14. sıradan MYK üyesi olarak girdi.  Muhsin Başkan&#39;ın MÇP&#39;den 7 Temmuz 1992&#39;de ayrılmasından sonra &lsquo;Yeni Düşünce&#39; gazetesinde yazı yazmayı bıraktı. MÇP&#39;den daha Muhsin Başkan ayrılmadan istifa etmişti. MÇP yönetimi ile bazı fikri ve siyasi konularda farklı düşündüğü için sessiz sedasız istifa etmişti.</p><p>Abdurrahim Karakoç, 12 Eylül sonrası yayınlanan haftalık &lsquo;Yeni Düşünce&#39; gazetesinde uzun bir dönem yazılar yazdı. Köşesinin ismi &lsquo;Poligon&#39; idi. MÇP&#39;den ayrılan Muhsin Başkan önderliğindeki kadrolar tarafından, 1992 yılında yayınlanmaya başlayan &lsquo;Yeni Hafta&#39; gazetesi ve bu gazetenin 1994&#39;te günlüğe dönüşmesiyle &lsquo;Gündüz&#39; gazetesi olarak yayınlanan gazetede, gazete kapanana kadar yazılar yazdı. &lsquo;Yeni Hafta&#39; ve &lsquo;Gündüz&#39; gazetesindeki yazılarda bir köşeye dörtlükler yazıyordu. Daha sonra bu şiirleri &lsquo;Gerdanlık&#39; başlığında topladı.</p><p>Yeni Hafta gazetesindeki köşesi &lsquo;3. Göz&#39; ve Gündüz gazetesindeki köşesi &lsquo;Düzen Dışı&#39;idi. Gündüz gazetesinin ekonomik zorluklar nedeniyle kapanması üzerine 2000-2012 yılları arasında vefatına kadar Akit - Yeni Akit gazetesinde yazılar yazdı.</p><p>Abdurrahim Karakoç ağabey, 29 Ocak 1993 Cuma günü kurulan BBP&#39;nin 99 kurucusundan biriydi. BBP kurulduktan sonra iki dönem Genel Başkan Yardımcılığı yaptı.1993-1995 yılları arasında BBP&#39;de Başkanlık Divanı üyesi olarak yer aldı.</p><p>ASKERİ VE BÜROKRATİK HER TÜRLÜ VESAYETE KARŞIYDI</p><p>Karakoç, kelimenin tam m&acirc;n&acirc;sıyla bir d&acirc;v&acirc; adamıydı. Seksen yıllık ömrü boyunca inancından hiç sapmadı. Darbelere, muhtıralara, kalkışmalara ve her türlü vesayetçiliğe  karşı çıktı, vesayetçi çevrelerle mücadele etti. 27 Mayıs, 12 Eylülve 28 Şubat&#39;ı eleştiren şiirleri ve yazılarından dolayı onlarca kez mahkemeye verildi, hepsinden beraat etti. Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu.</p><p>İlk yargılandığı şiiri, 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası yazdığı 5 kıtalık  &lsquo;Kına Havası&#39; idi. Sistemle, siyasal iktidarlarla güç odaklarıyla hiç barışık olmadı.Zinde güçler, demokrasi maskaralığı ve haksızlıklar hiciv şiirlerini besledi.</p><p>1994-1999 yıllarında Gündüz gazetesindeki köşesinde, askeri vesayet peşinde koşan, demokrasi dışı arayışlarda bulunan çevrelere hep karşı çıktı. Laikçi, faşist 28 Şubatçılarla,28 Şubat zihniyetiyle mücadele etti. ABD ve İsrail&#39;in adamı, dönemin önde gelen generallerinden Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir tarafından mahkemeye verilen Gündüz gazetesi mensuplarındandır.</p><p>Gündüz gazetesi ve BBP, darbe peşinde koşan, orduyu göreve çağıran statükocularla, bürokratik oligarşiyle, tekelci medyayla, ordu içindeki cuntalarla, Çevik Bir gibi generallerin peşinde takılan sözde siyasetçilerle, Neo-Maocu,28 Şubat sürecini destekleyen Maocu Aydınlıkçılarla mücadele etti. Abdurrahim Karakoç ağabeyin de yazılarından rahatsız olmuşlar, onu da mahkemeye vermişler, hedef göstermişlerdi.</p><p>Hasbi bir adam ve kendine has bir üslubu olan Abdurrahim Karakoç, demokrasinin ve milli iradenin yanında yer aldığı için darbe girişimlerine, ordu içindeki cuntalara ve Baas rejimi peşinde koşan, İslam düşmanı zihniyetlere, malum çevrelere karşı çıktığı için alçakça saldırılara maruz kalmıştır. Ama inandıklarından, değerlerinden asla taviz vermemiştir.</p><p>KAVGA GÜNLERİMİZİN  İLHAM KAYNAĞIYDI</p><p>Ölümün kol gezdiği, kızıl namluların kan kustuğu 70&#39;li yılların Türkiye&#39;sinde Karakoç ağabeyin &lsquo;Vur Emri&#39; ve &lsquo;Kan Yazısı&#39; şiir kitapları Ülkücü gençliğin elinden düşmüyordu. 68-78 kuşağı, onun şiirleri ile beslendi. İlk gençliğimizin heyecan dalgasında Abdurrahim Karakoç ağabeyin ayrı bir yeri vardır. Şiirleri, kavga günlerimizin ilham kaynağı idi. Duvarlara &ldquo;Kanımız aksa da zafer İslam&#39;ın&rdquo; vb. Ülkücü sloganlar yazarken, Karakoç ağabeyin de şiirlerinden mısralar duvarları süslerdi. Şiirleri 4 kuşağa tesir etmişti.</p><p>Karakoç ağabey ile tanışmamız 37 yıl önceye dayanmaktadır. 12 Eylül sonrası yayınlanmaya başlayan &lsquo;Bizim Ocak&#39; dergisinin Ankara&#39;daki bürosunda karşılaşmış ve tanışmıştım. Fırtınalı yıllarda kitaplarıyla tanıştığım, birçok şiirini ezbere bildiğim, değerli insan, kıymetli dava büyüğümüz Abdurrahim Karakoç ağabey ile tanışmam beni çok memnun etmişti. Karakoç ağabey ile vefatına kadar çok güzel bir dostluğumuz vardı.</p><p>Yeni Hafta&#39; ve &lsquo;Gündüz&#39; gazetesinde yazılar yazdık. 1992-1999 yılları arasında önce Ziya Gökalp Caddesi&#39;nde bulunan, daha sonra Sıhhıye&#39;ye taşınan gazetemizin bürosunda en az haftada bir kez görüşürdük. Karakoç ağabey, Sincan&#39;daki evinden gazeteye gelir, bizlerle çok güzel sohbetler ederdi. Hayatımda tanımaktan şeref duyduğum dava büyüklerimizden biri Abdurrahim Karakoç&#39;tur. Rahmetli liderimiz Muhsin Başkan gibi Abdurrahim Karakoç ağabey de yazarlık hayatım boyunca bana manevi olarak büyük destek vermiştir.</p><p>Can ağabeyim, kitap çalışmalarımı hep desteklemiştir. Ne zaman yeni bir kitabım yayınlansa rahmetli Karakoç ağabey, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, çok sevinirdi. Karakoç ağabey, çıkan her yeni kitabımla ilgili mutlaka bir tanıtım yazısı yazar, okuyuculara tavsiye ederdi. 6 ciltlik &ldquo;Ülkücü Hareket&rdquo;, &ldquo;Cahşların Savaşı&rdquo;, &ldquo;Derin Sol&rdquo; adlı kitaplarımla ilgili çok güzel, övgü dolu kıymetli yazılar yazmıştı.</p><p>YÜZLERCE ŞİİRİ BESTELENMİŞ, PLAKLARA, KASETLERE OKUNMUŞTUR.</p><p>Temiz Türkçe ve hece vezniyle aşk, ayrılık, özlem, tabiat ve gurbet konulu şiirler yazan Karakoç, şiirindeki ahengi aliterasyon (aynı sesin veya hecenin tekrarlanması) ve asonanslarla (aynı ünlü seslerin tekrarı) sağladı.</p><p>Şiirlerinde ilahi ve beşeri aşk, tabiat, gurbet, toplumsal yozlaşma, Türklük, İslam davası, ölüm gibi çeşitli konulara değinen Abdurrahim Karakoç, şiiri &quot;bir gayeye varmak için araç&quot; olarak gördüğünü ifade etmişti. Şairin yerini milletin, mertebesini Allah&#39;ın tayin ettiğini söyleyerek milli ve dini duruşunu ortaya koydu</p><p>İslami değerler ile Türk milletinin kültürel değerlerini benimseyen bir Türk İslam estetiği, modern Türk şiirleri olmak üzere yeni Türk edebiyatını ve yeni orijinal Türk söyleyişine vakıf bir sanatk&acirc;rın hassasiyeti, ruh hali, yeni medya çağının başladığından haberdar olan köyden haberler yazarak, vatandaş türküsüyle Türkiye&#39;deki iletişim farkında olan bir yazar,  hece vezninin rakip kabul etmez ustası Abdurrahim Karakoç&hellip;</p><p>Her şiirini bir nesil nasıl bir aşkla okudu, nasıl bir duygu fırtınası yaşadı, zor anlatılır. Karakoç, uzun yıllar gençliğin sadece heyecan veren bir şairi değil, aynı zamanda düz yazılarıyla da çok okunan bir yazarıydı. Özellikle hicivlerinde kullandığı keskin dili ile Karakoç, sistemle kavgalı halkın öfke patlamasını yansıtır. Bu yüzden Karakoç, daha çok hicivleriyle tanınır.</p><p>Karakoç ağabey hem bir türkü şairidir hem de türküleşen şairdir. Vatan sevgisi ve aşk temalı şiirleri büyük ilgi görmüş, 100&#39;e yakın şiiri türkü ve şarkı olarak bestelenmiştir.</p><p>Karakoç&#39;un, &quot;Sarı saçlarına deli gönlümü/Bağlamışlar çözülmüyor Mihriban/Ayrılıktan zor belleme ölümü/Görmeyince sezilmiyor Mihriban. Yar deyince kalem elden düşüyor/Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor/Lambada titreyen alev üşüyor/Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban...&quot; eseri, birçok ünlü isim tarafından yorumlanarak unutulmaz türküler arasında yerini aldı.</p><p>İbrahim Tatlıses, Şükriye Tutkun, Selda Bağcan, MahsunKırmızıgül, Musa Eroğlu, Esat Kabaklı, Gülay, Orhan Hakalmaz, Hasan Sağındık, Selçuk Küpçük, Gülşen Kutlu, Sevcan Orhan, Güler Duman, Gündoğar Manga, Haluk Levent ve Azerin tarafından seslendirilerek okunmuştur.</p><p>Abdurrahim Karakoç   Türk halk edebiyatının en önemli seslerinden biridir.  Karakoç, bu toprakların yetiştirdiği en büyük şair ve ozanlardan biriydi.</p><p> &ldquo;Kör dünyanın göbeğine/Hak yol İsl&acirc;m yazacağız&rdquo; gibi şiirleri de marş olarak çok söylenmiştir.  Şiirleri marş gibi okunan, özü ve sözü bir olan   Abdurrahim Karakoç ağabeyin en çok şiirlerini besteleyen ve okuyan, çok değerli sanatçımız Hasan Sağındık&#39;tır. (24 şiirini bestelemiş ve okumuştur)</p><p>ŞİİRLERİ ÜLKÜCÜ HAREKET&#39;İN YAYIN  ORGANLARINDA YAYINLANDI</p><p>Şiirleri &lsquo;Fedai, Devlet, Töre, Bizim Ocak&#39; dergileriyle kendisinin çıkardığı Yeni Ufuk gazetesinde, ayrıca Yeni Düşünce, Yeni Hafta ve Gündüzgazetelerinde yayımlanmıştır. Gündüz ve Yeni Akit gazetelerinde köşe yazarlığı yapmıştır.</p><p>Ülkücü hareketin edebiyat dergilerinden &lsquo;Doğuş&#39; dergisi, Kasım 1983 20. sayısını Abdurrahim Karakoç ağabeye ayırmış ve özel sayı çıkarmıştı. &quot;Genç Kardelen&quot; 1998&#39;de, &quot;Kardeş Kalemler&quot; dergisi ise 2012&#39;de &quot;Abdurrahim Karakoç Özel Sayısı&quot; yayımladı. Birçok milliyetçi-Ülkücü, fikir ve sanat adamı hakkında yazılar yazmışlardı.</p><p>Şair ve yazar Abdurrahim Karakoç, &quot;Çobandan Mektuplar&quot; ve &quot;Düşünce Yazıları&quot; gibi düz yazılarının yanı sıra şu şiir kitaplarına da imza attı:</p><p>&quot;Hasan&#39;a Mektuplar&quot;, &quot;El Kulakta&quot;, &quot;Vur Emri&quot;, &quot;Kan Yazısı&quot;, &quot;Dosta Doğru&quot;, &quot;Suları Islatamadım&quot;, &quot;Beşinci Mevsim&quot;, &quot;Akıl Karaya Vurdu&quot;, &quot;Yasaklı Rüyalar&quot;, &quot;Gökçekimi&quot;, &quot;Gerdanlık&quot;, &quot;Parmak İzi&quot;</p><p>Abdurrahim Karakoç, Türk milletinin vicdanı ve öfkesi olarak edebiyat tarihinde yer almıştır. Kendi dilinden kendisini ise şöyle tarif etti Abdurrahim Karakoç;</p><p>&#39;Ebed&icirc; kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 7 Nisan 1932 tarihinde dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imk&acirc;nlara, kıtlık yıllarına rağmen h&acirc;l&acirc; o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, &#39;Özlenecek neresi var? &#39; diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıştım. Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.</p><p>Bana gelince: Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, &#39;bilimsel&#39; cüppeliler, entellektüel züppeler, mill&icirc; soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını ink&acirc;r etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum. Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İsl&acirc;m düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma din&icirc; duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular. En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse..&rdquo;</p><p>Büyük Şairimiz Karakoç kendisini bir şiirinde şöyle tanıtmıştı:</p><p>&quot;İman kaynağımdır, tevhid havuzum/ İslam&#39;ın dışında arama beni/ Muhammed-ül Emin tek kılavuzum/ Putların peşinde arama beni/ Hak kel&acirc;m duyduğum kitap Kur&#39;an&#39;dır/ Başka yok! Uyduğum kitap Kur&#39;an&#39;dır/ Dolduğum, doyduğum kitap Kur&#39;an&#39;dır/ Beşerin &#39;boş&#39;unda arama beni.&quot;</p><p>Abdurrahim Karakoç 7 Haziran 2012 tarihinde Hakk&#39;a yürüdü. Sonsuzluğun sahibine kavuştu. Bağlum köyünde Abdulhakim  Arvasi Hazretleri&#39;nin yanına gömüldü. Bu topraklarda, bu coğrafyada, tüm Türk dünyasında; Abdurrahim Karakoç konuşulmaya ve okunmaya devam edecektir.</p><p>&quot;Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban&quot; derken güzel sevdaları, &quot;Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir&quot; sözüyle kutlu davaları bizlere anlatan, sessiz ve asilce fani dünyadan en sevgiliye ulaşan ozanımız, üstadımız, gönlümüzün sesi olan gönül ve fikir adamı, dava büyüğümüz, halk edebiyatımızın en büyük şairi Abdurrahim Karakoç ağabeyi Hakk&#39;a yürüyüşünün 11. sene-i devriyesinde bir kez daha rahmet minnet özlem ve dua ile yad ediyoruz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-sair-ve-yazar-abdu_1686174305_kDs6og.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur, şair ve yazar Abdurrahim Karakoç'u anlatıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-sair-ve-yazar-abdu_1686174305_kDs6og.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan Türk siyasi tarihine geçti: 28 Mayıs'ta 17’nci zafer]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/erdogan-turk-siyasi-tarihine-gecti-28-mayis-ta-17-nci-zafer/84573/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Mayıs seçimlerinde oy oranlarını artırarak rakibi Kemal Kılıçdaroğlu'nun önünde yer alarak 17. zaferini ilan etti. Bu zafer, yerel ve genel seçimler de dahil olmak üzere kazanılan 17. zafer olarak tarihe geçti.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/erdogan-turk-siyasi-tarihine-gecti-28-mayis-ta-17-nci-zafer/84573/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Mon, 29 May 2023 03:06:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Seçimi&#39;nin ikinci turunun yapıldığı 28 Mayıs 2023&#39;te de ipi göğüsledi ve 13. cumhurbaşkanı seçildi.  Erdoğan, 28 Mayıs&#39;ta oy oranlarını artırarak rakibi Kemal Kılıçdaroğlu&#39;nun önünde yer alarak 17. zaferini ilan etti. Bu zafer, yerel ve genel seçimler de dahil olmak üzere kazanılan 17. zafer oldu.</p><p>Türkiye Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu yarıştı ve sonuçlar netleşti.</p><p>14 Mayıs&#39;ta gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri&#39;nde Cumhurbaşkanı Erdoğan %49,5, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu %44,88 ve Ata İttifakı adayı Sinan Oğan ise %5,2 oy oranına sahip oldu. Bu sonuçlar doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı seçimi için 28 Mayıs&#39;ta ikinci tur yapılmasına karar verildi.</p><p>İkinci tur seçimleri için Türkiye genelinde 973 ilçe ve 1094 ilçe seçim kurulunda 191 binden fazla sandık kuruldu. Milyonlarca seçmen, oy kullanmak için sandık başına gitti.</p><p>İkinci turda Cumhur İttifakı&#39;nın Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Millet İttifakı&#39;nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yarıştı. 28 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, %51 oy oranıyla zafer elde etti.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1983 yılında Refah Partisi Beyoğlu ilçe teşkilatında başladığı siyasi hayatına bir seçim zaferi daha ekledi.</p><p>Bu seçimden sonra, 2004 yerel seçimleri de AK Parti&#39;nin başarısını sürdürdüğü bir seçim oldu. 2007&#39;deki cumhurbaşkanlığı krizinin ardından erkene alınan genel seçimlerde ise oy oranlarını artırdı.</p><p>Seçim sonuçları &quot;son dakika&quot; koduyla dünyaya duyuruldu! &quot;Erdoğan zaferini mühürledi&quot; şeklinde haberler yapıldı.</p><p>Cumhurbaşkanı&#39;nın halk tarafından seçilmesini öneren Anayasa değişikliği referandumu da Erdoğan&#39;ın zaferiyle sonuçlandı.</p><p>2009 yerel seçimleri ve 2011 genel seçimleri de Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın liderliğindeki AK Parti&#39;nin açık ara zaferleriyle sonuçlandı. Bu iki seçim arasında 2010&#39;da gerçekleştirilen referandumda da zafer kazanıldı.</p><p>2014 yerel seçimleri, Erdoğan&#39;ın AK Parti&#39;deki ilk Genel Başkanlık döneminin son seçimi olarak kaydedildi. Bu seçimden sonra aynı yılın Ağustos ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Erdoğan zaferle ayrıldı. Ardından Genel Başkanlık koltuğuna önce Ahmet Davutoğlu, sonra Binali Yıldırım oturdu. AK Parti, Erdoğan&#39;ın bıraktığı oy oranlarının gerisine düşmeden 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerini geçirdi.</p><p>2017&#39;de gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi referandumuyla birlikte Erdoğan, AK Parti Genel Başkanlığına yeniden döndü. 2018&#39;deki ilk seçimde yeni sistemin getirdiği Cumhurbaşkanlığı ve Meclis çoğunluğunu elde etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-turk-siyasi-tarihine-g_1685318787_k65al7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan Türk siyasi tarihine geçti: 28 Mayıs'ta 17’nci zafer ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-turk-siyasi-tarihine-g_1685318787_k65al7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye seçimini yaptı: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 17'nci zaferi]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/turkiye-secimini-yapti-cumhurbaskani-erdogan-in-17-nci-zaferi/84572/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ikinci tur deneyimini yaşadı ve Recep Tayyip Erdoğan'ı bir kez daha Cumhurbaşkanı olarak seçti. Erdoğan, oy oranlarını artırarak rakibi Kemal Kılıçdaroğlu'nun önünde yer alarak yerel ve genel seçimler de dahil olmak üzere 17. zaferini ilan etti.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/turkiye-secimini-yapti-cumhurbaskani-erdogan-in-17-nci-zaferi/84572/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Sun, 28 May 2023 23:02:41 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ikinci tur deneyimini yaşadı ve Recep Tayyip Erdoğan&#39;ı bir kez daha Cumhurbaşkanı olarak seçti. Erdoğan, oy oranlarını artırarak rakibi Kemal Kılıçdaroğlu&#39;nun önünde yer alarak yerel ve genel seçimler de dahil olmak üzere 17. zaferini ilan etti.</p><p>Türkiye Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi için sandık başına gitti. Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu&#39;nun yarıştığı seçimlerde oy sayımı sona yaklaştı.</p><p>14 Mayıs&#39;ta gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri&#39;nde Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 49,5, Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 44,88 ve Ata İttifakı adayı Sinan Oğan yüzde 5,2 oy oranına sahipti. Bu seçim sonuçlarına göre, Cumhurbaşkanlığı seçimi için 28 Mayıs&#39;ta ikinci tur kararı alındı.</p><p>İkinci tur için Türkiye genelinde 973 ilçe ve 1094 il seçim kurulunda toplamda 191 binden fazla sandık kuruldu. Milyonlarca seçmen oy kullanmak için sandık başına gitti.</p><p>İkinci tur seçiminde Cumhur İttifakı&#39;nın Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan ile Millet İttifakı&#39;nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yarıştı.</p><p>İki Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığı 14 Mayıs ve 28 Mayıs&#39;ta tek bir değişiklik yaşandı, o da Hatay&#39;da gerçekleşti. 14 Mayıs&#39;taki seçimlerde Hatay&#39;da Kemal Kılıçdaroğlu öne çıkarken, 28 Mayıs seçimlerinde ise Recep Tayyip Erdoğan öne geçti.</p><p>Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs&#39;taki seçimlerde en çok oyu Tunceli, Şırnak, Hakkari, Diyarbakır ve Batman&#39;dan alırken, 28 Mayıs seçimlerinde Tunceli, Şırnak, Hakkari, Diyarbakır ve Kırklareli&#39;nde en yüksek oy oranına ulaştı.</p><p><strong>Sandıklarda sona doğru</strong></p><p>Yüksek Seçim Kurulu&#39;na göre geçici sonuçlar şöyle:</p><p>Açılan sandık oranı: %99,43</p><p>Recep Tayyip Erdoğan: %52,14</p><p>Kemal Kılıçdaroğlu: %47,86</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-secimini-yapti-cumhurb_1685304161_LxHU1r.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye seçimini yaptı: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 17'nci zaferi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/turkiye-secimini-yapti-cumhurb_1685304161_LxHU1r.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Gün Sazak küresel mafyanın taşeronu terör örgütünce şehit edildi]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-gun-sazak-kuresel-mafyanin-taseronu-teror-orgutunce-sehit-edildi/84570/</link>
            <description><![CDATA[Ülkücü Hareket’in tarihini yazan, araştırmacı yazar Hakkı Öznur, Gün Sazak’ın şehadetinin 43. yıl dönümü münasebetiyle yazılı bir mesaj yayımladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-gun-sazak-kuresel-mafyanin-taseronu-teror-orgutunce-sehit-edildi/84570/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Sat, 27 May 2023 21:46:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan, araştırmacı yazar Hakkı Öznur, Gün Sazak&#39;ın şehadetinin 43. yıl dönümü münasebetiyle yazılı bir mesaj yayımladı.</p><p>Hakkı Öznur mesajında &ldquo;Cumhuriyet tarihinin en başarılı Gümrük ve Tekel Bakanı olarak tarihe geçen, görev süresi boyunca rüşvetle, yolsuzlukla, hırsızlıkla kaçakçılıkla, çetelerle, mafyayla verdiği destansı mücadele ile bilinen, büyük siyaset ve devlet adamı Gün Sazak, kapitalist, enternasyonal&#39;e bağlı, küresel mafya&#39;nın taşeronu olan Dev-Sol tarafından şehit edilmiştir&rdquo; dedi. Gün Sazak suikastının arkasında, Bilderberg Group/NATO merkezli Gladyo ve küresel mafya olduğunu mesajında ifade etti.</p><p>Hakkı Öznur&#39;un ŞEHİT  GÜN SAZAK ile ilgili yayımladığı mesajın tam metni:</p><p>Yakın politik tarihimize bakıldığında birçok suikastları, provokasyonları açık olarak görürüz. Tek amaçları, Türkiye&#39;yi istikrarsızlaştırmak olan kapitalist, enternasyonal/Gladyo, 12 Eylül öncesi, ülkemizi iç savaşa sürüklemek istiyordu. Hedef kaotik bir ortam, çözümse Amerikancı/NATO&#39;ya bağlı askeri bir darbeydi.</p><p>ABD/NATO ile ilişkili, Gladyo ile bağlantılı, devletin kılcal damalarına kadar girmiş ajanlar, kriptolar ve uzantıları, ihtilal şartlarını olgunlaştırmak için sansasyonel cinayetler, bombalı katliamlar ve kitlesel provokasyonlar meydana getirmişlerdir. Abdi İpekçi suikastı, Gün Sazak&#39;ın şehit edilmesi, MHP Genel Merkezi baskını ve daha yüzlerce vb. olayları sıralayabiliriz.</p><p>Gümrük ve Tekel Bakanlığı döneminde, gümrüklere disiplin getiren, iltimasa da karşı çıkan, sigara, uyuşturucu, silah kaçakçılarına göz açtırmayan, mafyanın belini kuran, iç ve dış mihrakların oyunlarını bozan Gün Sazak, küresel mafya tarafından hedef alınmıştı. Sıkı denetimlerle, Türkiye üzerinde mafya tipi taşeron kaçakçı şebekelerinin hortumlarını kesti. İşte bu yüzden 27 Mayıs 1980&#39;de küresel mafya, kaçakçı şebekeleri; Gladyo ile de ilişkisi olan taşeron örgüt Dev-Sol&#39;u kullandı.</p><p>Ömrünü, aziz Türk milletine vakfetmiş büyük siyaset devlet adamı MHP Genel Başkan yardımcısı Gün Sazak, kapitalist Enternasyonal-Bilderberg Group tarafından taşeron olarak kullanılan, Gladyo ile de bağlantılı Dev-Sol adlı karanlık örgüt tarafından 27 Mayıs 1980 günü Ankara&#39;da şehit edildi.</p><p>Gün Sazak&#39;ın şehadetinin üzerinden 43 yıl geçmiştir. Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun şehadetinin üzerinden 14  yıl1 ay 28 gün toplam 5177 gün geçti . İki büyük Türk milliyetçisinin, Ülkücünün şehadetlerine yol açan &lsquo;menfur suikastlar&#39;, küresel tertiptir. İki suikastin arkasında küresel emperyalizm ve yerli işbirlikçiler vardır.</p><p>Yakın politik tarihimizde yer alan &lsquo;iki suikast&#39;, Türkiye ve Türk milleti açısından son derece önemlidir. Bütün Türklüğü yakından ilgilendirmektedir. Aziz Türk milletinin iki büyük evladı, Türkiye düşmanları, Türklük düşmanları tarafından şehit edilmiştir. Milletin adamları olan Gün Sazak da Muhsin Yazıcıoğlu da duruşları, inançları, tavırları Ülkücü kimlikleri ile kapitalist enternasyonalin, küresel emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin hedefi olmuşlardı.</p><p>Her ikisi de siyasi yaşamları boyunca, Türkiye düşmanlarıyla, Türk- İslam düşmanlarıyla, iç ve dış mihraklarla kapitalist enternasyonal&#39;le ,mafya&#39;yla, çetelerle, bölücülerle mücadele etmişlerdir. Her ikisi de milli ve yerliydi, milletin adamlarıydı.</p><p>Aziz Türk milletinin  evladı Gün Sazak; Türkiye düşmanları, Türklük düşmanları tarafından şehit edilmiştir. Gün Sazak,  Mafyaya ,çetelere   soyguncu düzene  karşı , dik duruşu   ve onlarla tarihi mücadelesi , Ülkücü kimliği nedeniyle kapitalist enternasyonalin, küresel emperyalizmin ve  yerli işbirlikçilerinin hedefi olmuştur. Gün Sazak siyasi yaşamı boyunca, Türkiye düşmanlarıyla, Türk- İslam düşmanlarıyla, iç ve dış mihraklarla kapitalist enternasyonal&#39;le mafya&#39;yla, bölücülerle mücadele etmiştir.</p><p>Gün Sazak, bakanlığı döneminde, tarihi icraatlarıyla küresel mafyanın ve devlet içindeki işbirlikçilerinin belini kırmış, &ldquo;Her şeyi göze aldım, mafyanın belini kıracağım, rüşvete yolsuzluğa son vereceğim, hırsızlık şebekelerini dağıtacağım.&rdquo; sözüyle devletten ve milletten yana yiğit tavrıyla, kapitalist enternasyonale bağlı olan, küresel mafyanın ve uzantılarını hedefi olmuştu. Onun döneminde, gümrüklerde &acirc;deta kangren h&acirc;line gelmiş bulunan yolsuzluk ve rüşvet önlenmiş, kaçakçılığın kökü kazınmıştır.</p><p>GÜN SAZAK:  BİZİ VURABİLİRLER AMA DAVAMIZIN ZAFER YÜRÜYÜŞÜNÜ DURDURAMAZLAR</p><p>27 Mayıs, Türk siyasi hayatına iki önemli hadiseyle geçti. Birincisi, DP iktidarı bir askeri darbeyle görevinden uzaklaştırılmıştı. İkincisi ise Gün Sazak, 27 Mayıs 1980 günü Ankara&#39;daki evinin kapısında, terör örgütü Dev-Sol&#39;un militanları tarafından kurşunlanarak şehit edilmişti.</p><p>Şehadet mertebesine ulaşmadan evvel, Anadolu&#39;nun dört bir yanında bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen şehit Ülkücülerin cenaze törenlerinde &ldquo;herkesin acaba bir gün bize de sıra gelecek mi&rdquo; diye birbirine baktığı bir dönemde; &ldquo;Bizi vurabilirler, ama davamızı zafer yürüyüşünü durduramazlar.&rdquo; diyordu ülküdaşlarına.</p><p>Anadolu insanının bütün hasletlerini üzerinde taşıyan bir karakter örneği olarak, tam bir milli sentezdi. Toprakla haşır neşir olmuş Anadolu insanının ağırlığını, seciyesini, ahlakını üzerinde taşıyan bir abide şahsiyetti.</p><p>Gün Sazak makam, mevki, ikbal, koltuk peşinde koşan bir siyaset adamı değildi. Onun için en önemli ilke ve esas, ülkesinin mutluluğu, milletinin selameti için hiçbir menfaat ve beklentide bulunmaksızın hizmet etmekti.</p><p> GÜN SAZAK BAKAN OLDU, KÜRESEL MAFYA TEDİRGİN OLDU</p><p>Gün Sazak, 21 Temmuz 1977 tarihinde kurulan AP, MSP, MHP koalisyon hükümetinde parlamento dışından Gümrük ve Tekel Bakanı oldu. Bakanlık dönemi, Türk tarihinde kaçakçılığa karşı en şiddetli mücadelenin yürütüldüğü bir dönem olarak hatırlanır. Sazak, üstün çalışma şevki ve azmi ile başarılı bir bakanlık döneminde herkesin takdirini kazandı.</p><p>5 Haziran 1977 seçimlerini müteakiben kurulan 2. Milliyetçi Cephe olarak adlandırılan AP, MSP ve MHP koalisyon hükümetinde, MHP&#39;ye 5 bakanlık ayrılır. Gün Sazak ile aynı dönemde MHP Genel Başkan Yardımcısı olan Sadi Somuncuoğlu, Siyasi Partiler Kanunu&#39;nda siyasi parti genel başkanlarına bakanları belirleme yetkisi tanınmasına rağmen, bu bakanlıklar için MHP Genel İdare Kurulu&#39;na seçim yapıldığını ve o günlerin en netameli bakanlığı olan Gümrük ve Tekel Bakanlığı&#39;nda milletvekili olmadığı halde Gün Sazak&#39;ın seçimle getirildiğini anlatıyor.</p><p>Sazak, her MHP&#39;li bakan gibi, çok ciddi bir görevle karşı karşıya olduğunun bilincindeydi. Bütün gözler onların üzerinde olacaktı. Bir tarafta ülkede devam eden terör, diğer yanda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik bunalım, MHP&#39;li bakanları büyük bir yükün altına sokmuş oluyordu.</p><p>Sazak&#39;ın da göreve geldiği Gümrük ve Tekel Bakanlığı, çok önemli bir kurumdu. Denetimsizlik sorunu vardı. Gümrüklerde her türlü kaçakçılık serbestçe yapılıyordu. Rüşvet ve suiistimal, almış başını gidiyordu. Sigaranın karaborsa olduğu, çay ve tuzun dahi bulunmadığı yıllardı. Devletin içerisinde çöreklenmiş menfaat grupları da mafyacılarla birlikte çıkar iş birliği yaparak, kurumu zaafa uğratmışlardır.</p><p>Gün Sazak eleman alırken aradığı ölçü şu olur; hırsız olmamak, liyakatli olmak ve parti teşkilatına değil bakanlık teşkilatına bağlı olmak. Gümrük kapılarında, dürüstlüğünden emin olduğu sembolik sayıda Ülkücüyü, gümrük kontrolörü olarak göreve alır. Bunlar bir kapıda da kalmayıp bütün kapıları dolaşırlar.</p><p>Sazak, görevlendirdiği insanlara tam yetki vermiş, icraatlarına karışmamıştı. Bakanın dürüstlükteki direnci bütün kuruma yansımış ve çürük elmalar ihbar edilmeye başlanmıştı. Gümrüklerde tırların girişi zorlaşırken, hacıların gümrükte beyanlarının esas kabul edilip giriş-çıkışlarına kolaylık sağlanmış ve ilk defa ticari plakalı otomobil ve minibüslerin hacca gidişine izin verilmişti.</p><p>Gün Sazak&#39;ın bakanlık görevine gelmesiyle birlikte, mafyaya karşı ciddi bir mücadele başlatıldı. Yeraltı dünyasının uluslararası bağlantılarına, ülkemizdeki uzantılarına büyük darbe indirildi. Ülkeyi kan gölüne çeviren, gümrük kapılarından sınır boylarına kadar uzanan her türlü silahları tırlarla, kamyonlarla ülkeye sokan komünist, sol terör yuvalarının eline geçmesini sağlayan bütün kanunsuz hareketler, unsurlar bertaraf edildi.</p><p>Kısacası hem küresel mafyaya hem de kızıl terör örgütlerine darbe indirildi. Gerek yeraltı dünyası gerekse onların uluslararası bağlantıları, sermaye çevreleri artık istedikleri gibi serbestçe hareket edemeyeceklerdi. Beş aylık bir icraat döneminde mafyanın beli kırılmıştı.</p><p>Gün Sazak, vermiş olduğu mücadele ile milletlerarası kaçakçılığın da oyununu bozmuştu. Uzak Doğu&#39;dan, Orta Doğu&#39;dan Batı&#39;ya giden ve gelen kaçakçılık yolunun kavşağındaki Türkiye&#39;de gümrükleri tutarak kaçakçıların yolunu tıkadı. Böylece hem beynelmilel kaçakçılığın ve hem de komünizmin hedefi haline geldi.</p><p>MAFYAYLA,  ÇETELERLE  MÜCADELE EDEN  &lsquo;KONTROLÖRLER KURULU&#39; TARİHİ BİR HİZMET YAPMIŞTIR</p><p>Gümrüklerdeki rüşvet ve kaçakçılık olaylarıyla ancak Ülkücü kadrolar mücadele edebilirdi. Rüşveti, yolsuzlukları ancak Ülkücü irade bitirebilirdi. Mafyayla, çetelerle, hırsızlarla ancak Ülkücüler mücadele edebilirdi. Ve öyle de olmuştu.</p><p>Ülkücülerden kurulu olan &lsquo;Kontrolörler Kurulu&#39; kısa zamanda çok büyük işler yaptılar. Bakanlığın kötü şöhreti olan rüşvet ve kaçakçılığın kökü kazıldı, mafyanın beli kırıldı.</p><p>Namuslu bir adamın güvendiği, inanmış kadro &lsquo;Kontrolörler Kurulu&#39;, MHP&#39;de eğitimcilik yapan kadrolardan oluşturulmuştu. Bu kurulun üyeleri, bakanlıkta göreve başlarken ciddi bir eğitimden geçirildiler. Gün Sazak bakanlıktan ayrılınca bu kurul üyeleri de görevlerini bıraktılar. &lsquo;Hergün Gazetesi muhabirleri&#39; adı altında asıl görevlerine, MHP Ülkücü kuruluşlar eğitimciliği işlerine devam ettiler.</p><p>Gün Sazak&#39;ın devlet adamı olarak gösterdiği büyük başarıyı, siyasi hasımları bile takdir etmişti. Onun Gümrük ve Tekel Bakanlığı dönemi sadece &ldquo;mataracı tipleriyle değil&rdquo;, bütün cumhuriyet tarihindeki yönetimle mukayese edilse bile, siyaset ve idare tarihimize altın harflerle geçecektir.</p><p>Gün Sazak, Türkiye&#39;nin bunalımlarının çok ağırlaştığı günlerde vazifeler yüklenmişti. Milliyetçi hareketin hukuken ve kalben ikinci adamı olmuştu. Dürüstlüğü, cesareti, imanı, engin insan sevgisi, fikir haysiyetine bağlılığı, dirayeti ve herkese güven telkin eden karakteriyle Gün Sazak, &lsquo;Ülkücü insan tipinin yaşayan bir numunesiydi&#39;.</p><p>Sazak&#39;ın icraatları, kısa bir sürede hissedildi. Komünist grupların dışında sağdaki liberallerden, soldaki sosyal demokratlara kadar MHP&#39;ye sıcak bakmayan birçok siyasi çevreler bile Gün Sazak&#39;tan övgüyle bahsedeceklerdi.</p><p>Kaçakçılığın kökü kazındı. Kazındı, ama kaçakçılar pes etmedi; kurdukları &quot;havuza&quot; yüklü para koydular. Ardından, tarihe &quot;Güneş Motel Vakası&quot; adıyla geçen pazarlıklardan sonra, AP&#39;den 12 milletvekili istifa edip CHP&#39;ye geçti. Böylece 5,5 ay görevde kalan MC hükümeti düştü.</p><p>TBMM&#39;de 31 Aralık 1977 günü yapılan güven oylaması sonucu koalisyon hükümeti düştü ve meşhur &ldquo;Güneş Motel Rezaleti&rdquo; ile satın alınıp bakanlık verilen menfaat şebekesinin katılımı ile Bülent Ecevit başkanlığında yeni bir hükümet kurulup, 5 Ocak 1978&#39;de görevi devraldı.</p><p>Ecevit Başbakan oldu, AP&#39;den gelenlerin 10&#39;una  bakanlık verdi. Tuncay Mataracı, Gümrük Tekel Bakanı oldu. Kaçakçılar, işe kaldıkları yerden yeniden başladılar.</p><p>KAPİTALİST ENTERNASYONALİN TAŞERONU DEV-SOL TARAFINDAN ANKARA&#39;DA ŞEHİT EDİLDİ</p><p>Gün Sazak, 27 Mayıs 1980 Salı akşamı, evinin önünde, Dev-Sol lideri , Gladyo&#39;nun elemanı Dursun Karataş&#39;ın emriyle, bu örgütün militanları tarafından düzenlenen haince saldırı sonucu şehit edildi. Sazak&#39;ın şehadet haberi, başta MHP olmak üzere bütün ülkede bomba etkisi yarattı. Her gün, yurdun dört bir yanında birçok mensuplarını al bayrağa sarılı tabutlarla, tekbir sesleriyle toprağa veren Milliyetçi hareket camiası, MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak&#39;ın şehadet haberiyle adeta yıkılmışlardı. Düşman, MHP&#39;yi tam on ikiden vurmuştu. Artık komünist terörün vurduğu; öğrenci-memur, işçi-köylü, esnaf, ocaklı, partili yöneticilerin yanına, şehitler kervanına bu sefer de en üst düzeyde partide görev yapan, bakanlık görevinde de bulunmuş, mümtaz bir şahsiyet olan Gün Sazak da katılacaktı.</p><p>Türk milleti Sazak&#39;a ağlıyordu. Ülkenin her yanında, şehadet haberinin duyulmasıyla birlikte il, ilçe ve belde teşkilatlarında bayraklar yarıya indirilip, siyah bayrak çekiliyordu.</p><p>MHP Başkanlık Divanı da acele toplanarak &ldquo;gerekirse sine-i millete döneriz&rdquo; kararını kamuoyuna açıklayacaktı. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere Adana, Bursa, Antep, Trabzon, Konya, Kayseri, Maraş, Tokat, Çorum, Yozgat, Eskişehir, Elazığ, Erzurum, Sivas, Çankırı, Kütahya, Manisa, Amasya gibi illerde, Gün Sazak&#39;ın toprağa verileceği güne kadar binlerce Ülkücünün katıldığı kitlesel gösteriler yapıldı. Ülkenin çeşitli yerlerinde büyük camilerde ruhuna Kur&#39;an-ı Kerim okundu. Okullarda boykotlar yapıldı, forumlar düzenlendi, kızıl terörü lanetleyen yüz binlerce bildiri dağıtıldı.</p><p>MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, 28 Mayıs 1980 Perşembe günü, MHP İstanbul İl Merkezi&#39;nde Gün Sazak&#39;ın şehit edilmesi ile ilgili bir basın toplantısı düzenledi. MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, düzenlediği basın toplantısında özetle şunları söyledi:</p><p>&ldquo;Gün Sazak, Türk milletinin düşmanları, komünist ve bölücü cinayet çeteleri tarafından şehit edilmiştir. Türkiye&#39;de bir iç savaş başlatmak isteyenlerin oyununu sabırla ve itidalle bozmalıyız. MHP&#39;lileri, Türk milliyetçilerini, Ülkücüleri uyarıyorum: Komünist ve bölücülerin oyunlarını bozmalıyız.&rdquo;</p><p>ŞEHİT GÜN  SAZAK&#39;IN CENAZE TÖRENİNE YÜZ BİNLER KATILDI</p><p>MHP Genel Merkezi önünde, Şehit Gün Sazak için bir tören düzenlendi. Türkiye&#39;nin dört bir yanından gelen on binlerce Ülkücü, Bahçelievler&#39;deki MHP Genel Merkezi önünde toplanmıştı. Parti genel merkezine bina boyunda hazırlanmış ve alt ucundan &ldquo;Şehitler Ölmez&rdquo; yazısının yerleştirildiği Şehit Gün Sazak&#39;ın bir portresi asılmıştı.</p><p>Kalabalığın sayısı yüz binlerle ifade ediliyordu. Bahçelievler 3. Cadde tamamen dolmuş, kalabalık Beşevler bölgesine taşmıştı. Ülkücüler, genç yaşlı hep bir ağızdan tekbir getiriyorlar, &ldquo;Allahu Ekber!&rdquo; nidası bir gök gürültüsünü andırıyordu. Parti genel merkezi önünde şehit Gün Sazak&#39;ın tabutunun yerleştirileceği bir bölüm hazırlanmıştı. Saat 10.20&#39;de Karşıyaka Mezarlığı morgunda bulunan Şehit Gün Sazak&#39;ın cenazesi, bir grup MHP Genel İdare Kurulu üyesi tarafından parti genel merkezine getirilmişti.</p><p>Beşevler&#39;de cenaze arabasından indirilerek, Ülkücülerin omuzları üzerinde taşınmaya başlandı. Şehit Gün Sazak&#39;ın tabutu, binlerce Ülkücünün elleri üzerinden kayarak, gittikçe yükselen tekbir sesleri arasında parti genel merkezi önüne getirildi. Şehit Gün Sazak&#39;ın bayrağa sarılı tabutunun önünde resmini taşıyan bir Ülkücü genç ve genç kız yürüdü.</p><p>Konuşmalardan sonra Bahçelievler&#39;den Hacı Bayram&#39;a, Ülkücüye yakışır vakar ile yürüyüşe geçildi. Daha sonra Gün Sazak&#39;ın tabutu eller üzerinde kaldırılarak Hacı Bayram Camisi&#39;ne doğru yürüyüşe geçildi. Yüz binler tekbirler getirerek, büyük bir düzen ve disiplin içinde, ülkücülüğün vakarı ile Beşevler, Tandoğan, Ulaştırma Bakanlığı önü, Ulus yoluyla Hacı Bayram Camisi&#39;ne geldiler. Cuma namazı kılınıp cenaze namazına başlandığında Hacı Bayram&#39;a gelenler hala devam ediyordu.</p><p>Cenaze namazının kılınmasından sonra yüz binlerce Türk milliyetçisi, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı ve Ülkücü hareketin önderlerinden Gün Sazak&#39;ın tabutunu Eskişehir&#39;e göndermek üzere arabaya kadar taşıdılar. Hacı Bayram&#39;da sıkılan yumruklar göğe yükseliyor, yürekten tekbirler yeri sarsıyordu. Türk milliyetçiliği fikrinin lideri Türkeş&#39;in sıkılı yumruğu bütün Türk-İslam Ülkücülerine yeni ufukları gösteriyordu. Şehitler ölmezdi.</p><p>Şehitler ölmez!</p><p>ÜLKÜCÜ YOLUMUZ, ŞEHİTLERİN YOLUDUR</p><p>Tarih, Gün Sazak&#39;tan muhakkak bahsedecektir. Gün Sazak dürüstlüğüyle, liyakatıyla hizmetleriyle büyük bir devlet adamıdır. Şehit Gün Sazak sadece kaçakçılığa, mafyaya, çetelere karşı verdiği mücadeleyle veya tekelde verimliliği en yüksek seviyeye çıkaran bakan olarak değil, siyasi hayatımızın ihanetler tarafından zehirlendiği, kan ve barutla boğulmak istendiği bir bunalım devresinde Türk milliyetçiliğinin aklı selime, itidale ve geniş görüşlülüğe sahip en değerli temsilcilerinden biri olarak anılacaktır. Ülkücüler, bir bunalım çağında, aklını kaybetmeyen tek kadronun önde gelen isimlerinden biri olarak onu rahmet ve şükranla yad edecektir.</p><p>Şehit Gün Sazak, imanın, karakterin, ahlakın timsaliydi. K&acirc;mil m&acirc;n&acirc;sıyla bir ideal insanı olan bir ahlak, karakter, iman adamı Gün Sazak, büyük Türk milletine hizmet yolunda, şehitlik mertebesine ulaşarak, sonsuzluğun sahibine kavuşmuştur.</p><p>Ülkücüler olarak, Sazakların yolunda yürümeye, devam edeceğiz.</p><p> Ülkücü hareket olarak büyük dava adamı, bir iman, karakter, dürüstlük ve ahlak abidesi Türkmen beyi Gün Sazak&#39;ı unutmayacağız.  Şehadetinin 43.  Sene-i devriyesinde  aziz şehidimizi  rahmet ve duayla anıyoruz..  Ruhu şad,  mekanı cennet olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-gun-sazak-kuresel-_1685213845_ySp3TH.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Gün Sazak küresel mafyanın taşeronu terör örgütünce şehit edildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-gun-sazak-kuresel-_1685213845_ySp3TH.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Şehadetinin 10. yılında Medet Önlü'yü Hakkı Öznur anlattı: Hayatını halkına ve davasına adadı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/sehadetinin-10-yilinda-medet-onlu-yu-hakki-oznur-anlatti-hayatini-halkina-ve-davasina-adadi/84567/</link>
            <description><![CDATA[Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Devleti'nin Türkiye Fahri Başkonsolosu Medet Önlü, 22 Mayıs 2023 tarihinde, şehadetinin 10. yıldönümünde Gazi Üniversitesinde anıldı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/sehadetinin-10-yilinda-medet-onlu-yu-hakki-oznur-anlatti-hayatini-halkina-ve-davasina-adadi/84567/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Fri, 26 May 2023 20:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Devleti&#39;nin Türkiye Fahri Başkonsolosu Medet Önlü, 22 Mayıs 2023 tarihinde, şehadetinin 10. yıldönümünde Gazi Üniversitesinde anıldı. Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesinde gerçekleşen anma etkinliğine, katılım yoğundu. Önlü ailesinin de katılımıyla anıldı. Programda, Medet Önlü&#39;nün hayatını, uğradığı suikastı ve Çeçen direnişini konu alan, <strong>Alperen Aydın</strong>&#39;ın kaleminden <strong>Yüzde İki Yayınları</strong>&#39;ndan çıkan <strong>&quot;Çeçen Halkının Onuru: Medet Önlü&#39;&quot; </strong>kitabının tanıtımı da yapıldı.</p><p>Gazi Üniversitesi Teknoloji Fakültesinde gerçekleşen anma etkinliğinde salon Medet Önlü&#39;nün sevenleriyle doldu. Anma etkinliğinin ilk konuşması Vaynakh Gençliği Birliği Üyesi Taylan Han tarafından gerçekleştirildi. Taylan Han, Medet Önlü&#39;nün şehadetine kadar Çeçenya&#39;da yaşananları anlattı.</p><p>Çeçen ve Kafkas Muhacirleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KAFKASDER) Başkanı Ali Viskhadzhıev, Medet Önlü ile tanıştığı 2008 yılından itibaren Kuzey Kafkas halklarının davasında yaşadıklarını anlattı. Viskhadzhıev Medet Önlü için &quot;Büyük bir davanın, büyük bir neferidir&quot; dedi. Ali Viskhadzhıev, Medet Önlü&#39;nün davanın önemli bir önderi olduğunu ifade etti.</p><p>Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Türkiye ve Ortadoğu Ülkeleri Genel Temsilcisi<strong> Abdulhakim Şaptukayev,</strong> Medet Önlü&#39;nün Çeçen davası için önemini vurguladı. Şaptukayev, Çeçen kültüründe kahramanlığa dikkat çekerken, Medet Önlü&#39;nün davasından vazgeçmediğini; mücadeleye sonuna kadar devam ettiğini söyledi.</p><p>Medet Önlü&#39;nün şehadet yıl dönümünde yapılan anım programında, Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı<strong> Murat Özden</strong> de konuşma konuşmasında Medet Önlü&#39;nün katillerinin eninde sonunda bulunacağını ifade etti.</p><p>Çerkes Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri <strong>Kenan Kaplan,</strong> Medet Önlü için, &ldquo;Bir kişiye Çeçen demek için ne demek gerekiyorsa, onlara sahipti. Gerçek bir Çeçen&#39;di&rdquo; dedi.</p><p>Medet Önlü&#39;nün şehadet yıl dönümünde düzenlenen anım programında Önlü&#39;nün hayatını anlatan bir mini belgesel gösterildi. Mini belgeselde, Medet Önlü&#39;nün konuşmaları gösterilirken, bağımsız Çeçenya davasındaki payı gözler önüne serildi.</p><p>Program kapsamında Sürgündeki Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Başbakanı Ahmed Zakayev, Medet Önlü&#39;nün şehadet yıl dönümünde video mesaj yayınladı. Sürgündeki Tataristan Hükumetinin Başbakanı Rafis Kaşapov, Medet Önlü&#39;nün şehadetinin yıl dönümünde mektup yolladı. Kaşapov, Medet Önlü&#39;nün bu dava uğrunda mücadele ettiğini ve bu dava uğrunda hayatını kaybettiğini söyledi.</p><p>Anma programında şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşlarından Gönüllerde Birlik Vakfı Başkanı Mahir Damatlar ve Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur, İçkerya Çeçen Cumhuriyeti&#39;nin Türkiye Fahri Başkonsolosu şehit Medet Önlü&#39;nün  şehit  lider Muhsin Yazıcıoğlu ile olan ilişkisini anlattı.</p><p>Gönüllerde Birlik Vakfı Başkanı Mahir Damatlar: &lsquo;&#39;Keş dağları ile Çardak arasında müthiş bir bağ vardı. Rahmetli Medet ile rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu arasında müthiş bir kardeşlik, dava bağı vardı. Biz de buna şahittik ve birlikteydik!&#39;&#39; dedi.</p><p>Ülkücü  Hareket&#39;in tarihini  yazan, Ülkücü Hareket&#39;in kanaat önderlerinden araştırmacı yazar Hakkı Öznur da,  suikastlerle şehit edilen, iki büyük dava adamı  Muhsin Yazıcıoğlu  ile Medet Önlü&#39;yü konuşmasında anlattı. Medet Önlü İle Muhsin Yazıcıoğlu arasındaki samimi dostluktan, kardeşlikten ve Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun Çeçen davasına verdiği büyük destekten söz etti.</p><p>Hakkı Öznur ayrıca  Şehit Medet Önlü ile ilgili yazılı bir açıklama da yayımladı. </p><p>İşte o açıklama:</p><p><strong>ALPEREN RUHLU MÜCAHİD : ŞEHİT MEDET ÖNLÜ</strong></p><p> &ldquo;İnn&acirc; lillahi ve inn&acirc; ileyhi r&acirc;ci&ucirc;n.&rdquo; (Bakara Suresi, 156) (Hepimiz Allah&#39;tan geldik, tekrar O&#39;na döneceğiz.)</p><p> &ldquo;Asra yemin ederim ki,</p><p>İnsan gerçekten ziyandadır.</p><p>Ancak iman edip salih işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler hariç.&rdquo;</p><p>Asr Suresi en kısa surelerinden biri olmakla birlikte Kur&#39;an-ı Ker&icirc;m&#39;deki bütün din&icirc; ve ahl&acirc;k&icirc; yükümlülüklerin, öğütlerin özü sayılacak bir anlam zenginliğine sahiptir.</p><p>İman etmek, hakkı temsil ve himaye etmek, bu yolda tüm inananlarla birlikte sabır ve sebat göstermek insanın alnının yazısıdır.</p><p>Hayat İman ve cihad. Cihad yolu, cennet yoludur. Rabbimiz buyuruyor: &lsquo;&#39;Allah kendi yolunda ölenlerin yaptıklarını boşa çıkarmaz. Allah onları hidayete iletecek ve durumlarını düzeltecek. Onları dünyada iken tanıttığı cennete koyar.&#39;&#39; (Muhammed Suresi/ 5&ndash;6),</p><p>Kafkasya ve Orta Asya Müslümanlarının katili, emperyalist Rusya ve işbirlikçisi olan yönetimlerin vahşet, katliam ve suikastlarla kabarık olan kirli sicillerine 22 Mayıs 2013 akşamı bir yenisini daha eklemişlerdir.</p><p>Çeçen mücadelesinin sembol şahsiyeti Medet Önlü, bundan tam 10 yıl önce kendi ofisinde  bir suikastle şehit edildi. İslam davasının mücahidlerinden Medet Önlü, Rusya ve  Rus gizli servisi (KGB-FSR) hedefindeki isimlerden biriydi.</p><p>Çeçen Cumhuriyeti&#39;nin kurucu lideri, şanlı direnişin mimarı, yüzyıllardır miras kalmış Cihad geleneğinin en önemli siması, 21 Nisan 1996&#39;da Şehit düşen, büyük lider, Çeçenistan Devlet Başkanı Cahar Dudayev  Türkiye&#39;yi ziyaret ettiğinde, Medet Ünlü onu Ankara&#39;da bürokrasi çevreleri ile görüştürmüştü.  Dudayev de, Medet&#39;e Çeçenistan-İçkerya  Cumhuriyeti Fahri Konsolosu unvanını layık görmüştü.</p><p>Şan ve şeref dolu Çeçen tarihinde şerefle yerini alan şehit Medet Önlü, Rusya&#39;nın Çeçenistan&#39;daki işgaline karşı yıllarca mücadele etmiş ve Rus emperyalizmine karşı mücadelesini her zaman azimle, inançla, imanla, kararlılıkla sürdürmüş bir mücadele, dava ve gönül adamıydı.</p><p>Şehit lider, Dudayev&#39;in yolunda ve izinde giden Medet Önlü, Çeçenistan ile ilgili yaptığı çalışmalar dolayısıyla tehdit alan birisiydi. Bu sebeple tedbirliydi. Elinden geldiği kadar kendini kollamaya çalışıyordu. Türkiye emanete sahip çıkamadı. Çeçenistan&#39;ın bize emaneti olan Medet Önlü, Allah yolunda Hakk&#39;a yürüdü. Medet Önlü, kendine hep büyük lider şehit Cahar Dudayev&#39;i örnek  almıştı.</p><p>İslam mücahidi Medet Önlü, Ömrünü Çeçenistan davasına adadı bu uğurda bu kutlu yolda şehadete yürüdü. Yıllarca, Anadolu&#39;nun dört bir yanında Çeçen cihadını ve direnişini anlattı, her dizesi &ldquo;La ilahe illallah&rdquo; diye biten meşhur Çeçen Marşı&#39;nı Türkçeye çevirdi, Çeçen direnişine destek olmak için dava arkadaşlarıyla çeşitli organizasyonları yaptı. Çeçen direnişinin Türkiye&#39;deki en önemli ismi haline gelmiş Alperen ruhlu bir dava adamıydı.</p><p>Hayat İman ve cihad.  Cihad yolu, cennet yoludur. Allah&#39;ın rızasını kazanmayı kendine ilke edinen hayatını Cihada ve Çeçenistan&#39;ın bağımsızlığına adamış,  Çeçen halkının onuru yiğit evladı, Çeçen davasının öncülerinden kahramanlarından Medet Önlü bundan 10 yıl önce  şehit edildi.</p><p>O şimdi,  büyük lider, şehadete yürüyen lider, Şanlı cihad&#39;ın mimarı Cahar Dudayev&#39;in yanında.</p><p>Medet kardeşimizi şehit edenler şunu unutmasınlar!</p><p> Bir Medet Şehit düşer binlerce Medet doğar</p><p>  Bir Ölür Bin diriliriz  </p><p>Medet kardeşimiz, Hasbiydi. Hesap adamı değil dava adamıydı. Gecesini gündüzünü davasına adamış ve bu kutlu yolda Hakk&#39;a yürümüştü.</p><p>Çeçen komutan ve muhacirleri; kirli yöntemlerle öldüren kanlı eller, &ldquo;Bağımsız Çeçenistan Birleşik Kafkasya&rdquo; idealini savunan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Medet Önlü&#39;yü de şehit etmişlerdir.  İslam Ümmetinin yiğit liderlerinden Cahar Dudayev&#39;in izinde ve yolunda giden Medet Önlü, Çeçen direnişinin Türkiye ve Orta Doğu bölgesindeki sesi ve sözcüsüydü.</p><p>&ldquo;DOSTUM PUTİN&rdquo; DİYENLER EMPERYALİST RUSYA&#39;NIN TOPRAKLARIMIZDA DÜZENLEDİĞİ SUİKASTLERİ  GÖRMEZDEN GELDİLER</p><p>İstanbul&#39;da, Ankara&#39;da, Rusya karşıtı birçok Çeçen mücahit, menfur cinayetlerle ortadan kaldırılırken siyasal iktidar ise &ldquo;Rusya&#39;yla aramız açılmasın&rdquo; diyerek sessiz ve seyirci kalmıştır.</p><p>Kızıl Faşist  diktatör  Putine, &ldquo;Dostum Putin&rdquo; diyenler,  emperyalist Rusya&#39;ya toz kondurmayanlar, Katliamcı &ndash; Soykırımcı Rusya ile dost olmaktan mutluluk diyenler Çeçen halkının asla dostu olamazlar!  Zalimlerle, zulmedenlerle aynı safta  olanlar   Çeçen halkının  asla dostu olamazlar! </p><p>Türkiye, Çeçen mezarlığına dönmektedir. Yabancı istihbarat servisleri ve beşinci kol çeteler, topraklarımızda suikastlar işliyorlar, sokaklarda cirit atıyorlar, istedikleri yerde, istedikleri insana suikast düzenleyebiliyorlar, ellerini, kollarını sallayarak geziyorlar.</p><p>Bu suikastlar, Çeçenlere yönelik saldırılar olmanın yanında, Türkiye&#39;ye yönelikte saldırılardır. Başta İstanbul&#39;da olmak üzere birçok suikast, ciddiyetle soruşturulsaydı; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Medet Önlü, başkentin ortasında gündüz vakti katledilir miydi?</p><p>ABD gibi küresel bir terörist olan Rusya Türkiye&#39;ye sığınan birçok Çeçen liderini  şehit etti.   Rus  gizli servisi ve işbirlikçileri topraklarımızda cinayetler işliyor. &ldquo;Dostum Putin&rdquo; diyenler, &ldquo;Rusya&#39;yla aramız bozulmasın&rdquo; diyerek  cinayetleri  görmezden geldiler.   Rus istihbaratının topraklarımızda işledikleri cinayetlerin hiçbirinin hesabını Ruslardan sormadılar.</p><p>Cinayetlerin sorumlularının yakalanmadığı için yaratılan bu elverişli ortam içerisinde Rus gizli servisi, saldırılarını Türkiye vatandaşlarını da içerecek şekilde genişletmiştir.</p><p>Çeçen kardeşlerimize yapılan suikastların aydınlatılması ve geçmiş cinayetlerle bağlantılarının çözülmesi lazımdır. Ülkemizde muhacir olarak yaşayan Çeçenlerin can ve mal emniyetlerinin sağlanması, hükümetin görevidir. Daha önceki suikastlarla ilgili sis perdesi, maalesef aralanamamıştır. Türkiye, Rus ajanlarının cirit attığı, elini kolunu sallayarak dolaştığı, cinayeti işledikten sonra da çıkıp gittiği bir ülke haline gelmiştir.</p><p>MEDET ÖNLÜ İÇİN ADALET !!!</p><p>Medet Önlü&#39;nün katlini aydınlatmak, Türkiye&#39;nin namus borcudur. Çeçenistan mücadelesi ile özdeşleşmiş bir şahsiyet olan Medet Önlü&#39;yü ve diğer Çeçenleri, Rus usulü kirli yöntemlerle katleden hainlerin küresel terör şebekesinin elemanları olduğundan milletimizin kuşkusu yoktur. </p><p>Türkiye&#39;ye sığınmış Çeçen kardeşlerimize yönelik ilk cinayetler, 2008 yılından başlamış ve 2015 yılına kadar devam etmiştir.  Suikastlar, 1990&#39;lı yıllarda emperyalist haçlı ruhuna sahip Moskof&#39;a karşı başlatılan Çeçen direnişinde aktif rol oynamış kişilere yönelik olduğu görülecektir.</p><p>Çeçenistan&#39;da Rus emperyalizmine karşı savaşan en az 20 Çeçen komutan, İstanbul&#39;da şehit edilmiştir. Meşru mücadele veren, meşru devletinin bağımsızlık mücadelesini veren, seçimle gelen bir hükümetin ordusunun komutanları, Türkiye topraklarında Rus istihbaratı ve onun işbirlikçileri tarafından şehit edildi.</p><p>MEDET ÖNLÜ ÇEÇEN HALKININ ONURUDUR</p><p>Rusya&#39;nın Çeçenistan&#39;ı işgali ve Çeçenistan&#39;da kurulan Rusya güdümlü hükümetin uyguladığı insan hakları ihlallerine ve haksızlıklara karşı çıkmaktaydı. Yıllarca Çeçenlerin haklı mücadelesinin Türkiye&#39;deki en öne çıkan temsilcilerinden olan Şehit Medet Önlü, 1990&#39;lı yıllardan itibaren aktif yürüttüğü faaliyetlerle Türkiye&#39;deki Çeçenlerin doğal bir temsilcisi olmuştu. Farklı toplumsal kesimlerle kurduğu ilişkilerle Çeçen meselesini gündeme getirmeye çabalayan Önlü, bunu önemli ölçüde başarmıştı. Fakat bu durum birilerinin dikkatini çekmiş ve Önlü ismi, ortadan kaldırılması gereken bir hedefe dönüşmüştü.</p><p>Fransa, Almanya, Ukrayna, Azerbaycan, Gürcistan, İnguşetya gibi ülkelere dağılan Çeçenlerin bir durağı da Türkiye&#39;ydi. 1999 yılında başlayan İkinci Çeçenya-Rusya Savaşı ile çoğu çocuk, kadın ve gazilerden oluşan 2.000&#39;in üzerinde Çeçen kardeşimiz İstanbul&#39;daki derme çatma kamplara yerleşti.</p><p>Medet Önlü, Türkiye&#39;de can güvenlikleri konusunda sorun yaşayan Çeçen mültecilere, insani ve hukuki destek sağlıyordu. Türkiye&#39;de bulunan Çeçen sığınmacıların her sorunuyla yakından ilgilenen Medet Önlü, sığınmacılara vize işlemleri, ikametg&acirc;h sorunları, eğitim, barınma ve sağlık konularıyla ilgili yardım sağlıyordu.</p><p>Türkiye&#39;de herhangi bir yasal statü sahibi olamayan, barınma veya çalışma gibi en temel ihtiyaçları dahi giderilmeyen, temel kamu hizmetlerinden faydalanamayan Çeçenler, yaşadıkları her türlü sıkıntıda Medet Önlü&#39;den destek almaktaydılar. 2000&#39;li yıllarda baskı altına alınan Çeçen muhaliflerin bazıları Türkiye&#39;ye sığındı; bu isimlerin de Önlü ile ilişkisi vardı</p><p>RUS İSTİHBARATI VE İŞBİRLİKÇİLERİ, DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA SUİKASTLAR DÜZENLİYOR</p><p>Rus emperyalizmi tarafından şehit edilen, İslam ümmetinin kahraman liderlerinden, efsane komutan Cahar Dudayev ve onun gibi yiğit kahraman Çeçenler, nasıl şehit edildiyse Rusya ve Çeçenistan&#39;daki kukla yönetimlerin ölüm listesinde olan yiğit Çeçen mücahitler de tek tek şehit edildi, Çeçenlerin katili, Putin adlı tirandır.</p><p>Rus faşizminin gizli servisleri, Çeçenleri katletmeye devam ediyor.  Düzenlenen menfur suikastların arkasında Moskova yönetimi vardı. Rusya&#39;nın devlet terörü, değişik cinayetlerle devam ediyor. En başta Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti&#39;nin ilk Cumhurbaşkanı Cahar Dudayev, bu terörün kurbanları arasında yer almıştır.</p><p>Rus ajanları, ajan diplomatlar, İstanbul&#39;da, Ankara&#39;da, Hatay&#39;da birçok yerde cirit atıyor, her türlü karanlık işi, infazları hem de Türkiye&#39;ye meydan okurcasına yapıyorlar. Rusya ve işbirlikçileri Çeçen cihadını sürdüren, emperyalist Moskova&#39;ya yiğitçe direnen, kafa tutan, kahraman Çeçenleri de hedef alıyor.</p><p>MUHSİN BAŞKAN&#39;DA MEDET ÖNLÜ&#39;DE  SUİKASTLERLE ŞEHİT EDİLDİLER</p><p>Milletin adamı,  büyük lider   Muhsin Yazıcıoğlu  25 Mart 2009  tarihinde  küresel bir suikastle keş dağlarında şehit edildi. Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun şehadetinden bugüne 14 yıl 1 ay 28 gün, toplam 5171  gün geçti.  Medet  Önlü&#39;nün şehadetinden bugüne ise 10 yıl 2 gün toplam 3655 gün geçti.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu  BOP ,BİP gibi küresel emperyalist  projelere karşı çıktı. küresel diktatör ABD  ve  terör rejimi Siyonizme meydan okudu. Muhsin Yazıcıoğlu  Kafkasya&#39;da soykırım uygulayan, katliamcı ,sömürgeci Rus emperyalizmine  karşı çıktı. Çeçen cihadına ve yiğit  Çeçen halkına  daima destek verdi ve yanında oldu.</p><p>&ldquo; Ne Amerika Ne Rusya Ne Çin&rdquo; diyen,  siyasi yaşamı boyunca her türlü emperyalizm ile mücadele eden  Muhsin Yazıcıoğlu  Çeçen halkının özgürlük mücadelesinde en büyük desteği veren liderlerdendi.</p><p>Şehit lider Cahar Dudayev ile  şehit düşen bir çok Çeçen mücahitlerle çok yakın dostluğu ve hukuku vardı. Şehit Medet Önlü ile de ağabey kardeş ilişkisi vardı </p><p>Muhsin Başkan da  Medet Önlü de  suikastlerle şehit edildiler</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu ve Medet Önlü suikastları H&acirc;l&acirc; aydınlatılmadı. Medet Önlü için adalet diyoruz! Muhsin Yazıcıoğlu için adalet diyoruz! Bu iki  suikastı aydınlatmak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin görevidir!</p><p>Her ikisi de dava adamıydı. İnandıkları hak davada şehadete yürüdüler.</p><p>Şehit Medet Önlü , lideri, büyük şehidimiz Dudayev&#39;in yanında, çok sevdiği  &ldquo;yiğit adam&rdquo; dediği Muhsin Başkanla beraberler. Ötelerin ötesindeler. Onlar Sonsuzluğun sahibinin yanındalar, Resul-ü Ekrem&#39;in (s.a.v) kanatları altında Peygamber sancağı gölgesindeler</p><p>Medet Önlü kardeşimiz hesap adamı değil dava adamıydı. İnandığı bir davası inandığı bir halkı vardı. Halkına aşıktı, davasına aşıktı. Mübarek kutlu davada şehit edildi. Medetler Ölmez! Muhsinler Ölmez! Şehitler Ölmez!</p><p>BBP GENEL MERKEZİNE SIK SIK GELİR MUHSİN BAŞKAN&#39;A ÇEÇENİSTAN&#39;LA  İLGİLİ BİLGİLER VERİR, GELİŞMELERİ ANLATIRDI</p><p>Halkının istiklali  için  şehit düşen  büyük dava adamı Medet Önlü, milletin adamı şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;na yürekten bağlı, onu çok seviyordu.  Onun izlemiş olduğu milli ve İslami çizgiyi doğru buluyor ve destekliyordu. Şehit lider  Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu mazlumların yanında olan, zalimlerin zulmüne uğrayan, maruz kalan, ümmetin sesi olan büyük bir devlet adamı olarak görüyordu.</p><p>Medet kardeşimiz her zaman BBP Genel Merkezi&#39;ne kimi zaman yalnız, kimi zaman heyetlerle uğrar, Muhsin Başkan&#39;a ve BBP yöneticilerine, Çeçenistan&#39;daki gelişmelerle ilgili bilgiler verir, bilgilendirirdi. Genel Merkez&#39;e geldiğinde birçok kez kendisiyle hasbihal etmiş, Çeçen cihadını, Çeçenistan da yaşananları, Rus emperyalizminin küresel oyunlarını konuşmuştuk. Değerli fikirlerinden istifade etmiştik ve bizleri doğru bilgilerle bilgilendirmişti.</p><p>Nizam-ı Alem davasını savunan Medet Önlü, BBP ve Nizam-ı Alem Ocakları&#39;mızın düzenlediği birçok kitlesel toplantılara, yürüyüşlere, gecelere, beraberinde heyetlerle katılmış ve destek vermiştir. Özellikle gençlik teşkilatımız Nizam-ı Alem Ocakları ve onun devamı olan Alperen Ocakları&#39;mızın Ankara ve İstanbul&#39;da düzenlemiş olduğu Çeçenistan&#39;la ilgili yürüyüşlere, mitinglere, basın açıklamalarına iştirak etmiş ve bazı etkinliklerde konuşmalar yapmıştır.</p><p>&ldquo;ÇEÇENLERİN GÖNLÜNDE ŞEHİT CAHAR DUDAYEV&#39;DEN SONRA ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU&#39;NUN ADI YAZILIDIR.&rdquo;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu hem Çeçenlerin hem Doğu Türkistan Türklerinin sınır dışı edilerek iade edilmesine karşı çıkmış ve çoğu zaman engel olmuştur. Bu milli ve İsl&acirc;mi tavrı yüzünden siyasal iktidarlarla karşı karşıya kalmış, onlara kafa tutmuş, meydan okumuştu. Rus ve Çin emperyalizminin Türkiye&#39;ye &ldquo;iade edin&rdquo; diye baskı kurduğu mazlumlara sahip çıkmış, Rus ve Çin istihbaratının ve onların işbirlikçilerinin oyununu bozmuştur.</p><p>Doğu Türkistan Türklerinin, Irak Türklerinin, Çeçen mücahitlerin ve bütün mazlumların yanında olmuş, onlara sahip çıkmıştır.  Çeçen kardeşlerimize her zaman maddi manevi yardımda bulundu. Bütün Çeçen liderler ve yiğit Çeçen halkı, bunu çok iyi bilir ve her yerde de anlatmışlardır.</p><p>Şehit Cahar Dudayev, kendisini ziyaret eden bir heyete &ldquo;Muhsin kardeşime selamlarımı götürün. Onun da imanından başka gücü yokmuş, fakat Allah&#39;ın izniyle o iman bizlere yeter de artar. Başka güce ihtiyacımız yok&rdquo; demişti.</p><p>Yine bir Çeçen lider, &ldquo;Çeçenlerin gönlünde Cahar Dudayev&#39;den sonra Yazıcıoğlu&#39;nun adı yazılıdır.&rdquo;  ifadesini kullanmıştır. Şehit Medet Önlü, Muhsin Başkan&#39;ın Şehadetinden sonra onunla ilgili yapmış olduğu konuşmalarda, vermiş olduğu mülakatlarda, liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun Çeçen davasına nasıl büyük destek verdiğini, katkılar sağladığını anlatmıştır.</p><p>Medet Önlü kardeşimiz   Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun  şehadetinin ardından şunları  yazmıştı:<br />&quot;Hem onun riyaseti ,hem ona bağlı olan insanlar topluluğunun bugüne kadar Çeçen mücadelesinde alabildiğine kardeşliğini gördük,onun dünyada ve ukbada şahidiyiz Elhamdulillah</p><p>Muhsin Başkanla tanışıklığımız çok eskilere dayanıyordu. Çeçenistan&#39;da bağımsızlık ilanından sonra hadiseye ne kadar sevindiğinin ve heyecanlandığının şahidiyim..</p><p>Çeçen davasını gerçekten kendi davası sayabilme özelliğini bütün dava arkadaşlarıyla birlikte ortaya koyan, unutamayacağımız bir kardeş, bir ağabey ve bir başkandı.</p><p>Çeçenistan&#39;dan ne zamanki bir misafirimiz geldiğinde kendisine haber verirdim. Nasıl sevindiğini ve sevineceğini bildiğimden bu haberi ona iletmek benim için de bir şerefli bir görevdi. İstisnasız her seferinde ilk tepkisi, &ldquo;Hangi adreste bulunuyorsunuz?&rdquo; olmuştur. O gerçekten bir protokol insanı değildi. Verdiğimiz adrese kendisi gelmek için bu soru sorulmuştur. Mesele Çeçen meselesi olduğunda onun için iş, iştigal konusu, toplantı vs. bir anda biter ve kendisi bizzat zaman kaybetmeksizin yanımıza gelirdi. Halbuki bir parti genel başkanı idi. Dünya kadar meşguliyeti, havası, kibri bahanesi olabilirdi. Hayır, o, bu anlatılanların insanı değildi, olmak da istemiyordu. Onun Çeçen meselesine ne kadar önem verdiğini de bir gönül insanı olduğunu da ne kadar samimi davrandığını da yakinen biliyorum.</p><p>Çeçenistan&#39;da yıllardır devam eden savaş sebebiyle her fırsatta acılarımızı paylaşır, siyasi platformlarda bizim sesimiz olurdu. Çeçenistan&#39;da yaşanan olayları ve gelişmeleri Türkiye kamuoyuna duyurmak için yayın hayatına başlatılan Çeçenistan Bülteni dergimize yazı yazmasını talep ettiğimde canı gönülden destek vermişti. Ve &quot;Çeçen Davamız&quot; başlığıyla şahane bir yazı yazarak bu anlamda da ilk destek verenlerden oldu.</p><p>Aynı membadan beslenen Allah yolunun yiğit erleri, birbirlerini severler ve birbirlerini iyi bilirler. Merhum Başkan, bizleri, Çeçen kardeşlerini çok severdi. Vallahi bizler de onu çok sevdik. Onu da davasını da dava arkadaşlarını çok seviyoruz. Şehit lideri  Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu asla unutmayacağız.</p><p>Onların ortaya koyduğu mücadele mücadelemizdir. İmanları, sabırları, çileleri ve mücadeleleri direniş gücümüzün dinamikleridir. Şehadetleri ise temenni ve arzumuzdur.&rdquo;</p><p>ŞEHİT DUDAYEV: MUHSİN KARDEŞİME EN DERİN SELAMLARIMI İLETİN</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yol arkadaşlarından, dava arkadaşlarından, Nizam-ı Alem dergisi yazarlarından, rahmetli ülküdaşımız Cihan Yenişehirlioğlu, bir grup arkadaşıyla Çeçenistan&#39;ı ziyaret ederek Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun bir hediyesini Cahar Dudayev&#39;e götürmüştü. Dudayev, çok duygulanmıştı. Ve heyetteki arkadaşlarımıza &lsquo;Muhsin kardeşime selamlarımı götürün&#39; &lsquo;Bildiğim kadarıyla onun da imanından başka gücü yokmuş, fakat Allah&#39;ın izniyle o iman bizlere yeter de artar. Başka güce ihtiyacımız yok.&rdquo; demişti.</p><p>Şehit Cahar Dudayev&#39;in çok yakınında bulunan bir Çeçen kardeşimiz anlatmıştı:</p><p>&ldquo;Muhsin Yazıcıoğlu, paraları olmadığı için kaloriferleri yanmayan parti binasında palto ile oturuyordu. Bana tam 80 bin dolar teslim etti. Topladıkları bütün para bu kadardı. Parayı kendi partililerinden toplamıştı. Tek dolarına bile dokunmadan olduğu gibi Çeçenistan&#39;a yolladı. Hem de kendisi soğuktan donarken&hellip;&rdquo;</p><p>YOLUMUZ ALLAH YOLUNDA ŞEHİT DÜŞENLERİN YOLUDUR</p><p>&ldquo;Allah yolunda öldürülenlere &lsquo;ölüler&#39; demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz.&rdquo; (Bakara 154)</p><p>Türkiye&#39;de bir suikast politikası yürüterek, Bağımsız Kafkasya&#39;nın sesini boğmaya çalışan Rusya&#39;nın suikast politikaları, başarıya ulaşamayacaktır. Şehitler diyarı, şüheda toprağı olan Çeçenistan asla Rus emperyalizmine ve onun işbirlikçilerine teslim olmayacaktır.</p><p>Şanlı Çeçen mücadelesi, Moskof&#39;a, yerli işbirlikçilerine ve soysuzlara geçit vermez! Çeçen tarihi ihaneti asla cezasız bırakmaz! Bu kutlu yol, bu şanlı direniş, bu onurlu mücadele, inançla, azimle, kararlılıkla devam edecektir.</p><p>Ne ABD ne terör merkezi NATO ne terör devleti Siyonist İsrail ne Haçlı AB ne NATO merkezli Gladyo İslam ümmetinin kıyamını, yükselen hak, adalet ve özgürlük mücadelesini durduramayacak, engelleyemeyecektir.</p><p>Çeçen Davası ihaneti kabul etmez! Çeçen davasına ihanet edenlerin sonu tarihin karanlıklarıdır! Özgürlük savaşçıları yalnız değildir!</p><p>Medet Önlü, Çeçenistan&#39;da doğmadı, Çeçenistan&#39;da yetişmedi ama ne kadar da uzak olsa da Çeçen ruhu ne demek, Çeçen kahramanlığı ne demek olduğunu hayatıyla ve mücadelesi ile gösterdi.</p><p>Şehadetinin 10. Senei devriyesinde  Çeçenistan&#39;ın bağımsızlığının yılmaz savunucusu    Medet Önlüyü ve şehadete yürümüş tüm şehitlerimizi, dava büyüklerimizi, dava arkadaşlarımızı, rahmetle y&acirc;d ediyorum.</p><p>Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun. Onları asla unutmadık ve unutmayacağız. Ailesine, yakınlarına ve Çeçen halkının tüm onurlu fertlerine sabırlar diliyorum.</p><p>Yaşasın Bağımsız Çeçenistan! Birleşik Kafkasya!&#39;&#39;  </p><strong>İsmail Yıldız&#39;ın konuşması</strong><p>Anma programında Kapanış konuşmasını Eksen Eğitim Sen Genel Başkanı ve Yüzde İki Yayınları sahibi İsmail Yıldız yaptı. İsmail Yıldız, Yüzde İki Yayınlarından yayınlanan, Alperen Aydın&#39;ın kaleme aldığı &lsquo;&#39;Çeçen Halkının Onuru: Medet Önlü&#39;&#39; kitabını tanıttı.</p><p>Yıldız şöyle konuştu:</p><p>&quot;Değerli kardeşim Alperen Aydın&#39;ın çabalarıyla hazırlanmış bir kitap. Kitabı okurken çok etkilendiğim bir bölüm vardı. Şehit Medet Önlü, başka şehitlerimizden bahsederken bir bölüm var, o bölümü ben size okumak istiyorum. Belki de onu en güzel anlatan kendisi&hellip; &lsquo;&#39;Ey aziz ŞEHİD, Allah Teala Şahadetini kabul eylesin. Biliyoruz ki sen görevini en iyi şekilde yaptın. Ve biliyoruz ki senin gibi tüm zorluklara karşı bu direnişi sürdürecek nice kahramanlarımız var. Ve onlar da bu davayı sonsuza kadar taşıma kararlılığındadırlar. Sen zayıf durmadın. Onurundan vazgeçmedin, zillete düşmedin.</p><p>Sen; tam da Çeçenleri temsil eden geçmiş güzel örneklerde olduğu gibi yüreğini, canını, bedenini feda ederek Allah yolunda nasıl verileceğinin örneği oldun. Vatanın bağımsızlığını, küfre karşı izzetli duruşun ne anlama geldiğini öğreterek gidenlerden oldun. Biz senden razı olduk. Allah da razı olsun.&quot;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/sehadetinin-10-yilinda-medet-o_1685212912_FaWeo4.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Şehadetinin 10. yılında Medet Önlü'yü Hakkı Öznur anlattı: Hayatını halkına ve davasına adadı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/sehadetinin-10-yilinda-medet-o_1685212912_FaWeo4.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan paylaşım: Tüm vatandaşlarımın oyuna talibim]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/cumhurbaskani-erdogan-dan-paylasim-tum-vatandaslarimin-oyuna-talibim/84563/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalmasının ardından bir açıklama paylaştı. Oy veren tüm vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, "Hangi siyasi partiye gönül verirse versin tüm vatandaşlarımın oyuna talip olduğumuzu ifade etmek istiyorum" mesajı verdi.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/cumhurbaskani-erdogan-dan-paylasim-tum-vatandaslarimin-oyuna-talibim/84563/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 16 May 2023 01:39:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalmasının ardından bir açıklama paylaştı. Oy veren tüm vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, 28 Mayıs&#39;ta gerçekleştirilecek ikinci tur seçime ilişkin &quot;Hangi siyasi partiye gönül verirse versin tüm vatandaşlarımın oyuna talip olduğumuzu ifade etmek istiyorum&quot; mesajı verdi.</p><p>Erdoğan, cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci tura kaldığının açıklanmasının ardından bir paylaşım yaparak millet iradesine saygı duyduğunu bildirdi.</p><p>Oy veren herkese teşekkür eden Erdoğan şunları kaydetti:</p><p><strong>&quot;Tarihimizin en yüksek katılımlı seçimlerinden biri olan 14 Mayıs seçimleri, aziz milletimizin basiret ve ferasetiyle demokrasimize yakışır bir şölen havası içinde gerçekleşmiştir.</strong></p><p><strong>Milletimiz; Kandil&#39;den, Pensilvanya&#39;dan, sosyal medya mecralarından ve yabancı dergi kapakları üzerinden yapılan siyaset mühendisliklerine rağmen özgür iradesine sahip çıkmıştır.</strong></p><p><strong>Sonuçtan bağımsız olarak 14 Mayıs seçimlerinin kazananı Türk demokrasisi ve 85 milyon ferdiyle Türk Milleti olmuştur. Milletimiz 27 milyondan fazla oyla, %49,51 oy oranıyla şahsımıza bir kez daha büyük bir teveccüh göstermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#39;nde de çoğunluğu Cumhur İttifakına vererek bize ve İttifakımıza güvendiğini, inandığını, geleceğini burada gördüğünü teyit etmiştir.</strong></p><p><strong>14 Mayıs&#39;ta sandığa giderek, özgür iradelerini yansıtan tüm vatandaşlarıma, yurtdışıyla birlikte 56 milyon insanımızın her birine demokrasiye hayat veren katkıları ve saygıdeğer oyları için teşekkür ediyorum. Türkiye, dün gösterdiği olgunlukla, dünyanın en ileri demokratik kültürüne sahip ülkelerinden biri olduğunu göstermiştir.</strong></p><p><strong>Yüksek Seçim Kurulu tarafından yapılan açıklamalara göre en yakın rakibimizle aramızdaki 2 buçuk milyon oy farkına rağmen Cumhurbaşkanı seçimi, yarım puandan daha az bir farkla ikinci tura kalmıştır. Hayatı boyunca milletin iradesi dışında hiçbir güç tanımamış, milletin çizdiği istikametten ayrılmamış bir siyasetçi olarak, sandıkta tecelli eden bu iradeye saygı duyuyoruz.</strong></p><p><strong>28 Mayıs&#39;a kadar durmadan, dinlenmeden ve aşkla koşturarak aziz milletimize olan sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. 14 Mayıs&#39;ta elde ettiğimiz oy oranını daha da yükselterek, 28 Mayıs seçiminden zaferle çıkacak, inşallah tarihi bir başarıya imza atacağız.</strong></p><p><strong>Durmak yok, yola devam diyerek Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda 28 Mayıs için bugünden itibaren çalışmaya başladık. Hangi siyasi partiye gönül verirse versin tüm vatandaşlarımın oyuna talip olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.&quot;</strong></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/cumhurbaskani-erdogan-dan-payl_1684190398_X0q1j3.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan paylaşım: Tüm vatandaşlarımın oyuna talibim ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/cumhurbaskani-erdogan-dan-payl_1684190398_X0q1j3.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[CHP listelerinden seçime giren 6 parti kaç vekil çıkardı?]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/chp-listelerinden-secime-giren-6-parti-kac-vekil-cikardi/84562/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye, dün, Cumhurbaşkanlığı seçiminin yanı sıra 28. Dönem vekillerini belirlemek için de sandığa gitti. Ana muhalefet partisi CHP, 169 milletvekiliyle TBMM'de temsil hakkı kazandı. CHP'nin, ittifak ortakları Deva Partisi 14, Saadet Partisi 10, Gelecek Partisi 10, Demokrat Parti 3 ve İYİ Parti ile Türkiye Değişim Partisi 1'er milletvekilliği kazandı. CHP listesinden 6 partinin 39 milletvekili Meclis'e girdi]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/chp-listelerinden-secime-giren-6-parti-kac-vekil-cikardi/84562/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Mon, 15 May 2023 15:42:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye, dün, Cumhurbaşkanlığı seçiminin yanı sıra 28. Dönem vekillerini belirlemek için de sandığa gitti. Ana muhalefet partisi CHP, 169 milletvekiliyle TBMM&#39;de temsil hakkı kazandı. CHP&#39;nin, ittifak ortakları Deva Partisi 14, Saadet Partisi 10, Gelecek Partisi 10, Demokrat Parti 3 ve İYİ Parti ile Türkiye Değişim Partisi 1&#39;er milletvekilliği kazandı. CHP listesinden 6 partinin 39 milletvekili Meclis&#39;e girdi</p><p>28. Dönem TBMM Milletvekili seçimlerine Millet İttifakı&#39;nın büyük paydaşı olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), ittifakın diğer ortakları olan Saadet, Gelecek, Demokrat ve Deva partilerine de listelerinden yer verdi.</p><p>TDP VE İYİ PARTİ&#39;YE DE LİSTESİNDE YER VERDİ</p><p>CHP ayrıca, Erzincan&#39;da Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül&#39;ü birinci sıradan aday gösterirken, İYİ Parti&#39;yle yaptığı ortak listeyle de İYİ Parti vekil adaylarına listesinden yer ayırdı.</p><p>6 PARTİDEN 39 VEKİL MECLİSE GİRDİ</p><p>Dün gerçekleşen TBMM seçimi sonucu CHP 169 milletvekilliği kazandı. CHP&#39;nin, ittifak ortakları Deva Partisi 14, Saadet Partisi 10, Gelecek Partisi 10, Demokrat Parti 3 ve İYİ Parti ve Türkiye Değişim Partisi 1&#39;er milletvekilliği kazandı. CHP listesinden 6 partinin 39 milletvekili Meclis&#39;e girdi.</p><p>SAADET PARTİSİ</p><p>Birol Aydın (İstanbul), Mustafa Kaya (İstanbul), Bülent Kaya (İstanbul), Mehmet Atmaca (Bursa), Hasan Bitmez (Kocaeli), Mesut Doğan (Ankara), Mahmut Arıkan (Kayseri), Mehmet Karaman (Samsun), Necmettin Çalışkan (Hatay) ve Şerafettin Kılıç (Antalya).</p><p>GELECEK PARTİSİ</p><p>Nedim Yamalı (Ankara), Serap Yazıcı (Antalya), Mustafa Bilici (İzmir), Hasan Ekici (Konya), Kani Torun (Bursa), Selim Temurci (İstanbul), Doğan Demir (İstanbul), Mesih Şahin (İstanbul), Sema Silkin Ün (Denizli) ve Selçuk Özdağ (Muğla).</p><p>DEVA PARTİSİ</p><p>Sadullah Kısacık (Adana), Sadullah Ergin (Ankara), İdris Şahin (Ankara), Hasan Karal (İstanbul), Elif Esen (İstanbul), Evrim Rızvanoğlu (İstanbul), Mustafa Yeneroğlu (İstanbul), Medeni Yılmaz (İstanbul), Cem Avşar (Tekirdağ), Burak Dalgın (Balıkesir), Sema Aliye Kavaf (Manisa), Seda Kaya Ösen (İzmir), Mehmet Emin Ekmen (Mersin) ve Ertuğrul Kaya (Gaziantep).</p><p>İYİ PARTİ VE TDP&#39;YE 1&#39;ER VEKİL</p><p>Fermuar sistemiyle İYİ Parti&#39;den Ahmet Ersagun (İstanbul) ve Türkiye Değişim Partisi&#39;nden (TDP), Mustafa Sarıgül (Erzincan) milletvekili oldular.</p><p>DEMOKRAT PARTİ</p><p>Cemal Enginyurt (İstanbul), Salih Uzun (İzmir) ve Haydar Altıntaş (İzmir).</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/chp-listelerinden-secime-giren_1684154570_L67Pfm.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ CHP listelerinden seçime giren 6 parti kaç vekil çıkardı? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/chp-listelerinden-secime-giren_1684154570_L67Pfm.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TBMM'nin 28. Dönem üyeleri belli oluyor: Cumhur İttifakı ipi göğüsledi]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/tbmm-nin-28-donem-uyeleri-belli-oluyor-cumhur-ittifaki-ipi-gogusledi/84561/</link>
            <description><![CDATA[Milletvekili genel seçiminde Meclis çoğunluğunu Cumhur İttifakı elde ediyor]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/tbmm-nin-28-donem-uyeleri-belli-oluyor-cumhur-ittifaki-ipi-gogusledi/84561/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sun, 14 May 2023 23:42:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>14 Mayıs&#39;ta sandığa giden seçmenler, 28. Dönem Parlamentosu&#39;nda yer alacak 600 milletvekili için de sandık başına gitti.</p><p>AA&#39;nın açıkladığı resmi olmayan sonuçlara göre, saat 08.30 itibarıyla sandıkların yüzde 99.3&#39;ü açıldığında Cumhur İttifakı&#39;nın Meclis&#39;te çoğunluğu elde ettiği görülüyor.</p><p>Cumhur İttifakı, yüzde 49.37 oy oranıyla 321 milletvekili çıkarırken, Millet İttifakı yüzde 35.19 oy oranıyla 213 vekili Meclis&#39;e gönderiyor.</p><p>Emek ve Özgürlük İttifakı&#39;nın yüzde 10.52 oy oranıyla Meclis&#39;e göndereceği vekil sayısı ise 66 oldu.</p><p>Partilere göre sandalye dağılımı sandalye dağılımı şöyle oluşuyor:</p><p><strong>AK Parti: 266<br />CHP: 169<br />Yeşil Sol Parti: 62<br />MHP: 50<br />İYİ Parti: 44<br />Yeniden Refah Partisi: 5<br />TİP: 4</strong></p><p>5 PARTİ GRUP KURABİLİYOR</p><p>Bu sonuçlara göre, 27. Dönem&#39;deki gibi 5 parti Meclis&#39;te grup kurabilecek bir sandalye dağılımı ortaya çıkıyor. Grup kurabilmek için gereken sandalye sayısı 20&#39;dir.</p><p>Cumhur İttifakı ile seçime giren Yeniden Refah Partisi ve Emek ve Özgürlük İttifakı ile seçime giren TİP, milletvekili çıkarma başarısı elde etmelerine rağmen grup kurabilmek için gerekli olan sandalye sayısına ulaşamadılar.</p><p>AK PARTİ&#39;NİN SANDALYE SAYISI AZALDI</p><p>2018 seçimlerinde yüzde 42.56 oy oranıyla 295 milletvekili Meclis&#39;e gönderen AK Parti, bazı isimlerin bakanlık görevine atanması sebebiyle vekilliklerini sonlandırmıştı. Ayrıca, yaşanan vefatlar nedeniyle AK Parti&#39;de sandalye kaybı yaşanmış ve dönem sonunda sandalye sayısı 285&#39;e düşmüştü. 14 Mayıs&#39;ta açıklanan kesin olmayan sonuçlara göre, AK Parti&#39;nin sandalye kaybettiği görülmektedir.</p><p>CHP ARTIRDI AMA PARTİLERİNE DÖNERLERSE&hellip;</p><p>CHP&#39;nin ise dönem sonunda 134 olan sandalye sayısını 169&#39;a çıkardığı görülüyor. Ancak bu sayı içinde CHP listelerinden seçime giren SP, DEVA, Gelecek ve Demokrat Partili isimler de bulunuyor. Bu isimlerin CHP&#39;den ayrılıp partilerine dönmeleri ya da birlikte grup kurmaları halinde CHP&#39;nin sandalye sayısının da azalması ihtimali bulunuyor.</p><p>OYLARI AZALSA DA SANDALYE SAYILARI ARTTI</p><p>Yine 27. Dönem sonu sandalye dağılımına MHP&#39;nin 2, İYİ Parti&#39;nin 8 vekil fazla çıkaracağı görülüyor. Hakkında dava nedeniyle kapatılma ihtimaline karşı tedbir için Yeşil Sol Parti listesinden seçime giren HDP&#39;li vekillerin de 6 sandalye daha fazla elde edebileceği görüyor. Ancak bu üç parti içinde oylarını artıran tek partinin MHP olduğu görülüyor.</p><p>YENİDEN REFAH İLK KEZ</p><p>Fatih Erbakan&#39;ın Genel Başkanlığındaki Yeniden Refah Partisi ilk kez parlamentoda temsil edilme hakkı elde etmiş oldu.</p><p>TİP 4 VEKİL SAYISINI KORUYOR</p><p>Geçen dönem HDP listelerinden seçime girdikten sonra partileri TİP&#39;e dönen Erkan Baş, Ahmet Şık ve Barış Atay&#39;a CHP&#39;den istifa eden Sera Kadıgil de katılmıştı. Bu seçim yeniden aday olan bu isimlerden üçü yeniden milletvekili seçilirken Barış Atay seçilemedi. Gezi davasından tutuklu Can Atalay&#39;ın seçilmesiyle, TİP Meclis&#39;teki koltuk sayısını korudu.</p><p>İLK KEZ YÜZDE 7 SEÇİM BARAJI</p><p>6 Nisan 2022 tarihinde Resmi Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe giren Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, ülke seçim barajını yüzde 10&#39;dan yüzde 7&#39;ye düşüren ve ittifakların aldığı oyların milletvekili hesabı ve dağılımını değiştiren önemli bir düzenlemeyi içeriyordu. Değişiklikle birlikte, bu seçimde ülke seçim barajı yüzde 7 olarak uygulandı.</p><p>D&#39;HONT SİSTEMİ</p><p>24 Haziran 2018 seçimlerinde uygulanan sistemde, ittifak yapan partilerin milletvekili sayısı, ittifakın aldığı toplam geçerli oy üzerinden hesaplanıyordu. Daha sonra, ittifak içerisindeki oy oranına göre milletvekili sayısı dağıtılıyordu. Ancak, yeni yasaya göre ittifakı oluşturan siyasi partilerin her birinin çıkaracağı milletvekili sayısı, her seçim bölgesinde elde ettikleri geçerli oy sayısına dayanarak belirleniyor. Yani, D&#39;Hondt sistemi kullanılarak oransal bir dağılım gerçekleştiriliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/tbmm-nin-28-donem-uyeleri-bell_1684096956_SEO7Hz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TBMM'nin 28. Dönem üyeleri belli oluyor: Cumhur İttifakı ipi göğüsledi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/tbmm-nin-28-donem-uyeleri-bell_1684096956_SEO7Hz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye 13'üncü Cumhurbaşkanı için oyunu verdi]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/turkiye-13-uncu-cumhurbaskani-icin-oyunu-verdi/84560/</link>
            <description><![CDATA[13'üncü Cumhurbaşkanı'nın belirlenmesi için Türk halkı sandık başına gitti.  Saat 17.00 itibarıyla oy verme işlemi sona erdi. Oy sayımı hala devam ediyor. İlk sonuçlar ise şöyle...]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/turkiye-13-uncu-cumhurbaskani-icin-oyunu-verdi/84560/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Sun, 14 May 2023 23:13:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye, 13. Cumhurbaşkanını belirlemek için sandık başına gitti.  Cumhurbaşkanı adayları; Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Sinan Oğan arasından 13&#39;üncü Cumhurbaşkanı için oy kullanıldı. Milyonlarca seçmen 191 bin 884 sandıkta oylarını kullandı. Saat 08.00&#39;de başlayan oy verme işlemi saat 17.00 itibariyle sona erdi.</p><p>İŞTE İLK SONUÇLAR</p><p>Türkiye&#39;de seçmenler, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Sinan Oğan gibi Cumhurbaşkanı adayları arasından 13. Cumhurbaşkanı&#39;nı belirlemek için oy kullandı. Toplamda milyonlarca seçmen, 191 bin 884 sandıkta oy kullandı.</p><p>Oy verme işlemi saat 08.00&#39;de başladı ve saat 17.00&#39;de sona erdi. Resmi olmayan ilk sonuçlara göre, saat 23.19 itibarıyla sandıkların %88&#39;i açıldı ve sonuçlar şöyle:</p><p><strong>Recep Tayyip Erdoğan: %49,86</strong></p><p><strong>Kemal Kılıçdaroğlu: %44,38</strong></p><p><strong>Sinan Oğan: %5,30</strong></p><p><strong>Muharrem İnce: %0,46</strong></p><p>Bu tabloya kesinleşirse cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci dura kalıyor</p> <strong>Liderler oylarını kullandı</strong><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile Üsküdar&#39;daki Saffet Çebi Ortaokulu&#39;nda oy kullandıktan sonra, &quot;Bugün sabah itibarıyla İçişleri Bakanımdan aldığım bilgilere göre de olaysız bir şekilde süreç devam ediyor&quot; dedi. Erdoğan daha sonra Ankara&#39;ya gelerek Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;ne geçti.</p><p>Millet İttifakı&#39;nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ise Ankara Arjantin İlkokulu&#39;nda oy kullandıktan sonra, &quot;Hepimiz demokrasiyi çok özlemişiz. Hepimiz birlikte olmayı çok özlemişiz&quot; şeklinde konuştu. Kılıçdaroğlu daha sonra CHP Genel Merkezi&#39;ne geçti.</p><p>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de İYİ Parti Genel Merkezi&#39;ne gitti.</p><p>Sinan Oğan, çocukları Göktürk ve Zeynep ile birlikte Çankaya ilçesinde bulunan Kocatepe Mimar Kemal Anadolu Lisesi&#39;nde oy kullandı. Cumhurbaşkanı adayı Oğan, &quot;Tüm vatandaşlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Lütfen herkes oy kullanın. Bu seçimi sükunetle ve suhuletle bir bayram havasında geçirelim, hayırlı olsun&quot; dedi.</p><strong>YSK Başkanı&#39;ndan açıklama</strong><p>Saat 22.40&#39;ta Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Yener, kameraların karşısına geçerek bir açıklama yaptı. Yener, &quot;YSK&#39;nın veri girişinde şu anda herhangi bir aksama veya gecikme söz konusu değildir. Verilerimiz, anlık olarak siyasi partilerle de paylaşılmaktadır&quot; diye konuştu.</p><p>YSK Başkanı Ahmet Yener, sandık alanlarından gelen sonuçların ilçe seçim kurullarına, ilçe seçim kurullarından da il seçim kurullarına intikal ettiğini belirtti. Ayrıca, YSK&#39;nin veri girişinde herhangi bir aksama olmadığını ve verilerin anlık olarak siyasi partilerle paylaşıldığını söyledi. Yurt içinde yüzde 47.08, yurt dışında ise yüzde 12.60 oy girişi gerçekleştiğini açıkladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-13-uncu-cumhurbaskani-_1684095234_c1Wi3D.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye 13'üncü Cumhurbaşkanı için oyunu verdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/turkiye-13-uncu-cumhurbaskani-_1684095234_c1Wi3D.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Futbolun profesörü Sebahattin Devecioğlu TFF Başkanlığına aday]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/futbolun-profesoru-sebahattin-devecioglu-tff-baskanligina-aday/84559/</link>
            <description><![CDATA[Türk Futbol Federasyonu Haziran Ayında Seçime gidiyor, mevcut başkan Mehmet Büyükekşi’den sonra Prof. Dr. Sabahattin Devecioğlu da adaylığını resmen açıkladı]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/futbolun-profesoru-sebahattin-devecioglu-tff-baskanligina-aday/84559/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/spor/">Spor</category>
            <pubDate>Wed, 10 May 2023 14:35:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türk Futbol Federasyonu Haziran Ayında Seçime gidiyor, mevcut başkan Mehmet Büyükekşi&#39;den sonra Prof. Dr. Sabahattin Devecioğlu da adaylığını resmen duyurdu.</p><p>Türk futbolunun en yetkili yönetim organı Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bu yaz seçime hazırlanıyor. TFF, Ankara&#39;&#39;da 22-23 Haziran 2023&#39;&#39;te olağan genel kurula giderek yeni başkan ve yönetim kurulunu seçecek.</p><p>Mevcut başkan Mehmet Büyükekşi&#39;nin karşısına seçimde güçlü bir ekip çıkıyor.  F.Ü. Beden Eğitimi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu başkanlığında ve tamamı futbolun içinden gelen isimlerden oluşan ekip, &ldquo;Türk futbolunun içinde bulunduğu kötü durumun futbolu, futbol adamlarının yönetememesinin bir sonucudur. Durumu idare etmeye değil çözüm üretmeye geliyoruz.&rdquo; mesajı verdi.</p><p><strong>&quot;Reçetelerimiz hazır&quot;</strong></p><p>TFF Başkan Adayı Prof. Dr. Sabahattin Devecioğlu, &ldquo;Uzun yıllardır Türk futbolu için çalışıyorum, son yıllarda Türk futbolunun yaşadığı problemleri kısa zamanda çözemezsek, kaos olur.  Yıllarca, Dünya ve Avrupa futbolu ile ilgili araştırmalar ve projelerde yer aldım.  Futbol kulüplerinde, federasyonlarda ve liglerde çalışmalar yapıp deneyim kazandım. Futbolumuzun zorluklarını da bunları aşmak için nasıl bir yol izleyeceğimizi de biliyorum. Reçetelerimiz ve güçlü kadrolarımızla çözüm için geliyoruz.&rdquo; açıklamasında bulundu.</p><p><strong>&quot;Güçlü ekip, güçlü yönetim&quot;</strong></p><p>Prof. Dr. Devecioğlu şunları kaydetti:</p><p> &quot;Türk futbolunun içinde bulunduğu durum kabul edilemez, kulüplerden, seyircisine kadar bütün kesimlerin şik&acirc;yetçi olduğu bir kurumu yönetiyormuş gibi yapamazsınız, radikal çözümlerle futbolun önünü açmazsanız bir 50 yıl daha yerimizde saymaya devam ederiz.&rdquo; Dedi, Devecioğlu, Türk futbolunun asıl probleminin yönetimsel olduğunu belirterek, ya çözüm üretin ya da yoldan çekilin.&quot;.</p><p><strong>Sebahattin Devecioğlu kimdir?</strong></p><p>1968 Elazığ doğumlu olan Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu, ilk, orta, ve liseyi memleketinde okudu. Lisede futbol oynayan Devecioğlu, 1986 yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümüne girdi. Devecioğlu 1990&#39;&#39;da Futbol İhtisas Dalı&#39;&#39;ndan mezun oldu.</p><p>2008-2009 Sezonunda Elazığspor Kulübü&#39;&#39;nde yöneticilik ve çeşitli dönemlerde de divan başkanlığı yapan Devecioğlu, 2019 Elazığspor Kayyım Başkanlığını üstlendi.</p><p>Çok sayıda makale ve kitap çalışmasına imza atan Devecioğlu, spor yönetimi ve ekonomisi üzerine internet portalları da kurdu. Çok yönlü bir spor bilim insanı olan Devecioğlu, Türkiye Okçuluk Federasyonu, Judo Federasyonu, Oryantiring Federasyonu, Elazığ Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu kurullarında da bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/futbolun-profesoru-sebahattin-_1683718502_8YVwn6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Futbolun profesörü Sebahattin Devecioğlu TFF Başkanlığına aday ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/futbolun-profesoru-sebahattin-_1683718502_8YVwn6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Başkaldırının önderi Atsız'a selam olsun]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-baskaldirinin-onderi-atsiz-a-selam-olsun/84557/</link>
            <description><![CDATA[Ülkücü Hareket’in tarihini yazan, Ülkücü Hareket’in kanaat önderlerinden, araştırmacı- yazar  Hakkı Öznur, 3 Mayıs 1944’ün 79. yıl dönümünde yazılı bir açıklama yayımladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-baskaldirinin-onderi-atsiz-a-selam-olsun/84557/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Fri, 05 May 2023 01:55:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan, Ülkücü Hareket&#39;in kanaat önderlerinden, araştırmacı- yazar  Hakkı Öznur, 3 Mayıs 1944&#39;ün 79. yıl dönümünde yazılı bir açıklama yayımladı. Hakkı Öznur&#39;un yayımladığı &ldquo;3 Mayıs 2023&rdquo; beyannamesinin tam metni: </p><strong>YAŞASIN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ÜLKÜSÜ</strong><p>3 Mayıs 1944 tarihinde Türk milliyetçilerinin, Türkçülüğün şahikası,  önderi, Atsız Hoca önderliğinde, tek parti diktatörlüğüne, milli şef rejimine, meydan okuyuşunun 79. yıl dönümündeyiz.</p><p>79. yıldönümünü andığımız 3 Mayıs 1944 tutuklamaları, Türk milliyetçiliği tarihinin ibretamiz dönüm noktalarından biridir.</p><p>3 Mayıs 1944&#39;te, 19 Ağustos 1981&#39;de Mamak mahkemelerinde Türk milliyetçileri &lsquo;hak, hukuk, adalet&#39; diyerek tarih yazmışlardır, destan yazmışlardır.</p><p>3 Mayıs, tek parti diktatörlüğüne, istibdat rejimine, milli şef rejimine, despotizme, gayrimilli zihniyetlere, ideolojilere karşı milletin evlatları, milletin yiğitleri Türk milliyetçilerinin tarihe not düştüğü, destan yazdığı, milli bir gündür.</p><p>3 Mayıs milli şuurun ayaklanmasıdır. Atsızın önderliğindeki Türk milliyetçileri 79 yıl önce büyük bir zulme maruz kaldılar. Tek parti döneminin mahkemelerinde yargılandılar ve tabutluklarda işkence gördüler, zulümler  gördüler</p><p>Parti devleti tarafından &ldquo;Milli Şef&rdquo; ilan edilen İsmet İnönü&#39;nün tek parti ve tek şef sistemine karşı çıkan Türk milliyetçileri, &ldquo;Irkçılık-Turancılık&rdquo; suçlamasıyla tabutluklara konuldular, işkenceler gördüler.</p><p>CHP diktası, Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü savunan Türk milliyetçilerini, dış güçlere yaranmak için işkencelere tabii tutup, yargılamıştı.</p><p>79 yıl önce 23 Türk milliyetçisi; inanmışlığın, adanmışlığın ve kararlılığın en mümtaz örneklerini, dikta rejimine boyun eğmeyerek göstermiştir.</p><p>Tabutluklarda; Türk milliyetçilerine yapılan işkenceler, onların Türk vatanına bağlılıklarını ve sevdalarını asla azaltmamış, aksine kamçılamış, sağlamlaştırmış ve daha da derinleştirmiştir.</p><p>23 Türk milliyetçisi, Türk milliyetçiliği ülkülerinden dolayı nice iftira ve isnatlara maruz kalmışlardır.</p><p>20. yüzyılın Kürşat&#39;ı Atsız Hoca, parti-devlet rejimine, tek parti diktatörlüğüne boyun eğmedi, dik durdu, tarih yazdı.</p><p>3 Mayıs 1944&#39;te yakılan meşale, Ülkücü yolumuza ışık tutmaya devam ediyor.</p><p>3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin bayraklaşan hareketidir.</p><p>3 Mayıs, haktan, halktan ve hakikatten yana olanların, inançlı ve kararlı duruşudur.</p><p>3 Mayıs, zulme, muktedirlere başkaldırma kültürüdür.</p><p>3 Mayıs, Türk aydınlarının milli direnişinin ve şahlanışının sembolüdür.</p><p>3 Mayıs, CHP diktatörlüğüne karşı sivil ve demokratik başkaldırının adıdır.</p><p>3 Mayıs, zalimlere, zulmedenlere karşı milli bir demokratik tepkinin ortaya konduğu tarihi gündür</p><p>Türkçülük bayrağını dalgalandırmak, her Türk&#39;ün ilk ve milli vazifesidir.</p><p>ATSIZ Hoca&#39;nın ifadesiyle, &ldquo;3 Mayıs milli şuurun ayaklanmasıdır. 3 Mayıs 1944 bir dönüm günüdür. Türkçülerin ızdırabı ile yoğurulmuş ve tehlikeyi geriye atmış bir dönüm günü.&rdquo;</p><p>Atsız hocanın yakarışına ses  katarak diyoruz ki :  3 Mayıs ruhu ebediyen yaşasın!</p><p>3 Mayıs 1944, Türk milliyetçileri için tarihi öneme sahiptir. Türkçülüğün şahikası Nih&acirc;l Atsız, 3 Mayıs 1944&#39;ü &ldquo;Türk tarihinin gidişi üzerinde son derece tesirli&rdquo; saymıştır.</p><p>Başbuğ Türkeş, kumpasları, &ldquo;Türkçülüğe yönelen haçlı seferleri&rdquo; olarak görmüştü. Milliyetçi hareketin lideri Başbuğ Türkeş, bir konuşmasında şunları ifade etmiştir:</p><p>&ldquo;3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin, Türk milletinin varlık davasında çektikleri ıstırabın, elemin, gözyaşının ifadesidir.&rdquo;</p><p>3 Mayıs, Türk milliyetçilerine yalan ve iftiralarda bulunanların kendi iftira ve yalanlarıyla boğulduğu gündür.</p><p> 20. yüzyılın Kürşat&#39;ı Atsız Hoca, parti-devlet rejimine, tek parti diktatörlüğüne boyun eğmedi, dik durdu, tarih yazdı.</p><p>Biz Türk milliyetçileri, tarihimiz boyunca diktalara, diktatörlüklere karşı çıktık, mücadele ettik. Ülkücüler ne diktalara ne diktatörlere boyun eğer!</p><p>Biz Türk milliyetçileri, dik durmayı, zulme, kötülüğe ve kötü olana karşı direnmeyi, hak ve adalet uğrunda mücadele etmeyi haksızlıklara karşı çıkmayı, zalimlere başkaldırıyı Atsız Hoca&#39;dan, Serdengeçti&#39;den, Başbuğ Türkeş&#39;ten, Muhsin Başkan&#39;dan, şanlı tarihimizden, kahraman şehitlerimizden ve Ülkücü geleneğimizden öğrendik.</p><p>Atsız Hoca&#39;nın, Başbuğ Türkeş&#39;in, Muhsin Başkan&#39;ın izinde giden dava arkadaşları, ülküdaşları, onların öğrettiği yüce ülkü ve değerlerin ışığında adaleti, demokrasiyi savunmaya, milletin adamları olmaya devam edeceklerdir.</p><p>MİLLİ ŞUURUN, MİLLİ DURUŞUN, ŞAHLANIŞIN ŞAHİKALAŞTIĞI GÜN: &ldquo;3 MAYIS&rdquo;</p><p>3 Mayıs 1944&#39;te Ankara sokaklarında binlerce milliyetçi genç, tek parti diktatörlüğüne meydan okumuştur. CHP diktatörlüğü, resmi tebliğ yayınlayarak 1944 yılında Türkçüleri, vatan hainliğiyle, hükümeti devirmeye teşebbüs ile suçluyordu.      </p><p>Devrin gayrimilli şefi, 19 Mayıs 1944 günü radyodan yaptığı kara nutukta, husumet beslediği Türk milliyetçilerini, &ldquo;cumhuriyet rejimini&rdquo; yıkmakla itham ediyordu. Cumhuriyet sevdalısı milletin evlatlarını, &ldquo;milli birlik düşmanı&rdquo; olarak nitelendiriyordu.</p><p>7 Eylül 1944 tarihinde Tophane&#39;deki 1 Numaralı Örfi İdare Mahkemesi&#39;nde 23 Türk milliyetçisi, &ldquo;gizli cemiyet kurmak, nizam düşmanlığı yapmak, hükümeti devirmeye teşebbüs etmek&rdquo; gibi akıl ve izan dışı suçlamalardan yargılandılar. Dava, İstanbul 1 Numaralı Örfi İdare Mahkemesi&#39;nde görüşülmeye başlanmıştır. 29 Mart 1945&#39;e kadar 65 oturum halinde sürecek olan meşhur &ldquo;Irkçılık-Turancılık&rdquo; davası başlamıştır.</p><p>İddianameyi tek parti diktatörlüğünün askeri savcısı Kazım Alöç, Çankaya Köşkü&#39;nde İsmet İnönü&#39;nün başkanlığında bir heyet ile ortak hazırladı.</p><p>Türk milliyetçileri, Çankaya Köşkü&#39;nde hazırlanan iddianame ile yargılandılar. Ancak, 31 Mart 1947 yılında gerçek hukukun temsilcileri, tek parti rejiminin iddianamesini çöpe atan &ldquo;hükümet darbesi diye bir şey yoktur&rdquo; diyerek adil ve adaletten yana &ldquo;beraat&rdquo; kararını vermiştir.</p><p>Askeri Yargıtay, büyük bir adalet misali vererek ve aynı zamanda milli şuurluluk göstererek, mahkemenin kararını bozmuş, dava dosyasını da 1 No&#39;lu Mahkeme&#39;den 2 No&#39;lu Mahkeme&#39;ye sevk etmişti. 2 No&#39;lu Sıkıyönetim Mahkemesi&#39;nde görülen dava neticesinde bütün sanıklar beraat etmişlerdi.</p><p>Başbuğ Türkeş kumpasları, &ldquo;Türkçülüğe yönelen haçlı seferleri&rdquo; olarak görmüştü. &ldquo;Irkçılık-Turancılık davası&rdquo; Türk siyas&icirc; hayatında kara bir lekedir.</p><p>NE DİKTALARA NE DİKTATÖRLERE BOYUN EĞDİK!  HER ZAMAN &ldquo;ADALET VE DEMOKRASİ&rdquo; DEDİK</p><p>Diktalarla, diktatörlerle, darbecilerle, cuntalarla, beşinci kol çevrelerle, iç ve dış mihraklarla, demokrasi düşmanlarıyla ve her türlü vesayetçilerle mücadele ede ede, dövüşe dövüşe bugünlere geldik.</p><p>Biz Türk milliyetçileri, tarihimiz boyunca diktalara, diktatörlüklere karşı çıktık, mücadele ettik. Ülkücüler ne diktalara ne diktatörlere boyun eğer.</p><p>Tek parti rejimine, tek adam diktatörlüğüne  &ldquo;hayır&#39; diyoruz.</p><p>3 Mayıs 1944&#39;te, 15 Nisan 1978&#39;de Ankara&#39;da yüz binlerce Ülkücü, her türlü küresel emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine, 19 Ağustos 1981&#39;de Mamak mahkemelerinde başta Alparslan Türkeş olmak üzere yüzlerce Ülkücü ve daha pek çok yüzlerce tarihe geçen olaylarda &lsquo;hak, hukuk, adalet&#39; diyerek tarih yazmışlardır, destan yazmışlardır.</p><p>TABUTLUKLARA KOYDULAR, DARAĞAÇLARINDA ASTILAR</p><p>79 yıl önce 23 Türk milliyetçisi, &ldquo;tek parti diktatörlüğünde&rdquo; tabutluklara kondu. 1500-2000 mumluk ampulleri, tabutluklarda başlarına koydular.  36 yıl sonra bu sefer Amerikancı Kenanist rejim, yine Türk milliyetçilerini, Ülkücüleri tabutluklara koydu,</p><p>&lsquo;MHP ve Ülkücü kuruluşlar davası&#39; ile 3 Mayıs 1944 olayları nedeniyle yapılan yargılamalar arasında büyük bir benzerlik vardı. 1944 yılının ardından 37 yıl geçtikten sonra 19 Ağustos 1981&#39;de Mamak&#39;ta yapılan ilk mahkemede milliyetçiler, yine benzer iddialarla suçlanmıştı.</p><p>1944 yılında Türk milliyetçilerine kumpas kurdular. İddianameyi, Çankaya Köşkü&#39;nde hazırladılar. 12 Eylül 1980 sonrası açılan &ldquo;MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının&rdquo; iddianamesini de askeri savcı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer Genelkurmay Karargahı&#39;nda, ordu içindeki mezhepçi &ldquo;Saltık Çalışma Grubu&rdquo; ile birlikte hazırlamıştı.</p><p>1944 yılında Çankaya Köşkü&#39;nde, 12 Eylül sonrası Beşli Konsey-Evren-Saltık çalışma merkezinde, Türk milliyetçilerine kumpaslar kurdular.</p><p>Milliyetçi hareketin lideri Türkeş, bir ABD/NATO projesi olan 12 Eylül darbesine eğilmedi, küresel diktatör ABD&#39;nin &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dediği &ldquo;Beşli Çete&rdquo;ye cuntanın mahkemelerinde meydan okudu, masa başında hazırlanan yalanlarla, iftiralarla dolu 945 sayfalık düzmece iddianameyi, Mamak mahkemelerinde suratlarına fırlattı.</p><p>1944 yılında Sansaryan Han&#39;da işkencecilerin &ldquo;beyin tavası&rdquo; dediği tabutluk işkencelerini gördük. 12 Eylül döneminde C-5&#39;lerde benzerlerini yaşadık.</p><p>1944&#39;te tabutlukları mesken tutanlar ile    12 Eylül zindanlarında Yusufiyelerde  çile çekenler aynı sevdaya Türklük ülküsüne baş koymuşlardır.</p><p>C-5 adlı özel işkence merkezlerinde işkencelerden geçirildik. Türkiye&#39;nin dört bir yanında kurulan işkence merkezlerinde, 100 binden fazla Ülkücü, işkenceli sorgulardan geçirildi! Zindanlara dolduruldu.</p><p>Türk mahkemelerinde, Türk milliyetçileri yargılanmaya kalkışıldı. İdamlardan geçtik, idamlarla yargılandık. Hücrelere, zindanlara tıkıldık.  Cezaevlerinde, işkence merkezlerinde öldürüldük.</p><p>Ölümlerin kol gezdiği, kızıl namluların kan kustuğu, fırtınalı, zor yıllardan geliyoruz. Öldürdüler, intihar süsü verdiler; astılar, &ldquo;bir sağdan, bir soldan&rdquo; dediler.</p><p>Vurulduk, kurşunlandık, bombalandık, asıldık, tabutluklara konduk, zulümlere maruz kaldık.</p><p>1968-1980 arası 2100 Ülkücü hareket mensubu, &ldquo;Vatanım! Ha ekmeğini yemişim, ha uğruna kızıl kurşun&rdquo;, &ldquo;Kanımız aksa da zafer İslam&#39;ın&rdquo; diyerek şehit düştüler.</p><p>9 yiğidimiz, can ülküdaşımız, gardaşımız, dava arkadaşımız, darağaçlarında şehit düştü. Onlarca dava arkadaşımız hapishanelerde şehit edildi.</p><p>ÜLKÜCÜLER, TEK ADAM-TEK PARTİ REJİMİNE KARŞIDIR!</p><p>Türk milliyetçileri, Ülkücüler, 3 Mayıs ruhuyla &ldquo;tek adam, tek parti, tek ses&rdquo; rejimine karşı Ülkücü duruşunu göstermeye devam edecektir.</p><p>Türk milliyetçileri, 1944&#39;ten günümüze diktalarla, diktatörlerle, demokrasi düşmanlarıyla ve her türlü vesayetçilerle mücadele ede ede bugünlere geldi.</p><p>Tek adam, tek parti rejimine, otoriterizme, otokratik siyasete, despotizme karşı çıkmak, 3 Mayıs ruhunun gereğidir. Türk milliyetçileri, muktedire, zulmedenlere, zulüm düzenini savunanlara destek vermez, alkış tutmaz ve onlarla asla iş birliği yapmaz.     </p><p>Türk milliyetçilerinin iradesine kimse ipotek koyamaz. Ülkücüler, Ülkücülüğün gereği olarak otoriterizme, tek adam-tek parti rejimine karşı çıkmaya, adaleti, demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri savunmaya devam edecektir.</p><p>Bir ahlak, vicdan ve değerler hareketi olan Türk milliyetçiliği hareketi, 3 Mayıs başkaldırı ruhuna ve geleneğine bağlı kalarak askeri vesayete, yargı vesayetine, parti devletine, bürokratik oligarşiye karşı, milletin değerlerini savunmaya adalet ve demokrasiyi savunmaya devam edecektir.</p><p>Ülkücüler, tarihleri boyunca otoriterleşmeye, otokratik siyasete, tek adam-tek parti zihniyetlerine, kamplaşmaya, cepheleşmeye, kutuplaşmaya karşı çıkmıştır. Vesayetten ve güçten yana değil, milletten, haktan ve haklıdan yana taraf olmuştur.</p><p>Türk milliyetçileri, Ülkücüler, tarihleri boyunca İngiliz-Yahudi güdümlü vesayetçi, bürokratik oligarşi ile mücadele etmiştir. </p><p>Ülkücü hareket, her zaman üstünlerin hukukunu değil; hukukun üstünlüğünü, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi, sivil demokratik siyaseti savunmuştur.</p><p>Ülkücü hareketin siyaset çizgisi, ayrıştırıcı, ötekileştirici değil, birleştirici ve bütünleştiricidir.</p><p>Milletin vicdanı olan Ülkücüler; tarihi sorumluluğunun gereği olarak ilke ve değerlerinin ortaya koyduğu Ülkücü duruşu her alanda göstermek ve &lsquo;adalet, özgürlük, demokrasi&#39; demeye devam edecektir.</p><p>Ülkücülük, bir siyasal kimlik ve bir yaşam biçimidir. Ülkücülük ahlaktır, duruştur, tavırdır. Ülkücüler, milletin adamlarıdırlar. Ülkücüler tarihleri boyunca demokrasi, adalet ve özgürlüklerden yana tavır almış, adaletsizliklere, haksızlıklara, zulme hep karşı durmuştur.</p><p>Koçi Bey, risalesinde der ki; &ldquo;Devlet küfür ile ayakta durur ama zulüm ile ayakta durmaz.&rdquo; Zulmün değil, mazlumun yanında olmak, Ülkücü dünya görüşünün temel felsefesidir. </p><p>ŞEHİTLERİMİZE, DAVAMIZA, MİLLETİMİZE SADAKAT ŞEREFİMİZDİR</p><p>Atsız  Hoca&#39;nın, Alparslan Türkeş&#39;in, Dündar Taşer&#39;in, Ahmet Er&#39;in,  Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun, Osman Yüksel Serdengeçti&#39;nin,  Nejdet Sançar&#39;ın, Galip Erdem&#39;in, Seyyid Ahmet Arvasi&#39;nin, Abdurrahim Karakoç&#39;un, Nevzat Kösoğlu&#39;nun, Sadi Somuncuoğlu&#39;nun,  Prof. Dr. Erol Güngör&#39;ün, Prof. Dr. Necmetttin Hacıeminoğlu&#39;nun, Prof. Dr. Turan Güven&#39;in, Mehmet Niyazi&#39;nin, Emine Işınsu&#39;nun Ayvaz Gökdemir&#39;in, Yücel Hacaloğlu&#39;nun, Ahmet Ersin Yücel&#39;in, Dilaver Cebeci&#39;nin, Selahattin Arpacı&#39;nın, Selahattin Şenliler&#39;in, Dr. Ahmet Tevfik Ozan&#39;nın, Ferhat Tüysüz&#39;ün, Metin Tokdemir&#39;in dava arkadaşları, ülküdaşları, &lsquo;hak, hukuk, adalet&#39; demeye devam edeceklerdir.</p><p>Ruhi Kılıçkıran&#39;ın, Süleyman Özmen&#39;in, Dursun Önkuzu&#39;nun, Yusuf İmamoğlu&#39;nun, Alparslan Gümüş&#39;ün, Recep Haşatlı&#39;nın, Yusuf Bahri Genç&#39;in, Ercüment Yahnici&#39;nin, Hikmet Tekin&#39;in, Sacit Çeyiz&#39;in, Gün Sazak&#39;ın, Mustafa Pehlivanoğlu&#39;nun, Halil Esendağ&#39;ın, Selçuk Duracık&#39;ın, Ali Bülent Orkan&#39;ın, 2000&#39;den fazla şehit Ülkücünün dava arkadaşları, Ülkücüler/Alperenler, zulme, zulmedenlere karşı çıkmaya, muktedirlerin, zalimlerin canını sıkmaya, adaleti, hukuku, demokrasiyi savunmaya devam edecektir.</p><p>Ülkücülük, bizim onurumuzdur. Milletin hareketi Ülkücü hareket, bugünlere kolay gelmedi. İnandığımız hak dava için sevdası olduğumuz milletimiz, ülkemiz ve ülkümüz için çok ağır bedeller ödedik. Tarihimiz boyunca haksızlık ve zorbalığa sessiz kalmadık, zalimlerin önünde diz çökmedik, başımızı öne eğmedik</p><p>Tarih, elbet bir gün kumpasları, dönen dolapları, çevrilen entrikaları, şantajları, tehditleri, boyun eğenleri, muhbirleri, dönekleri, yandaşları, yalakaları, ispiyoncuları, alkışçı şakşakçıları, tek tek yazacaktır.</p><p>Tarihimiz boyunca sistemle, güç odaklarıyla, vesayetçilerle mücadele ettik. Biat etmedik, diz çökmedik. Hilelere, tuzaklara, komplolara, senaryolara boyun eğmedik. NATO merkezli gladyo, statüko ve vesayetler karşısında geri adım atmadık. Millet adına daima direndik.</p><p>Tarih akıyor. Tarihin akışını değiştiremezsiniz. Parti devleti yenilecek, bu abluka dağılacak, &ldquo;özgürlük, demokrasi ve adalet&rdquo; diyenler mutlaka kazanacaktır.</p><p>23 Türk milliyetçisinin dava arkadaşları, ülküdaşları, onların öğrettiği yüce ülkü ve değerlerin ışığında adaleti, demokrasiyi savunmaya milletin adamları olmaya devam edeceklerdir.</p><p>Tarihi öneme sahip, şan ve şeref dolu 3 Mayıs 1944 başkaldırısını bir kez daha Türk milliyetçiliğinin, Ülkücü Hareket&#39;in olanca coşkusuyla selamlıyoruz.</p><p>Öksüz Türklüğünü dünyalara değişmeyenlerin günü kutlu olsun Allah Türk&#39;ü korusun ve yüceltsin.</p><p>3 Mayıs 1944&#39;ün kahramanlarını, Türkçü büyüklerimizi tarihi şahsiyetleri, dava önderlerimizi bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-baskaldirinin-onde_1683240937_azHoVl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Başkaldırının önderi Atsız'a selam olsun ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-baskaldirinin-onde_1683240937_azHoVl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Haber spikeri olmak için hangi nitelikler gerekir?]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/haber-spikeri-olmak-icin-hangi-nitelikler-gerekir/84556/</link>
            <description><![CDATA[Haber spikeri olmak için gereksinim duyulan özellikler nelerdir? Haberimizde bu soruya cevap teşkil edebilecek ilham verici önerileri sıraladık.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/haber-spikeri-olmak-icin-hangi-nitelikler-gerekir/84556/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/medya-iletisim/">Medya İletişim</category>
            <pubDate>Mon, 01 May 2023 12:58:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Haber spikerliği, iletişim dünyasında en gözde istihdam alanlarından biridir. Her şeyden önce bir haber spikerinin gazeteci, televizyoncu olması olmazsa kiterlerin olmazların başında gelmektedir. Haber spikerlerinin mutlaka bir gazetecilik, televizyon haberciliği, muhabirlik geçmişi olmalıdır.</p><p>Haber spikeri olmak için gerekli diğer nitelikleri şöyle sıralamak mümkün:</p><p><strong>İletişim becerileri: </strong>Haber spikerleri, yüzlerce, hatta binlerce kişiye aynı anda hitap etmek için iyi iletişim becerilerine sahip olmalıdır. Hem yazılı hem de sözlü olarak etkili bir şekilde iletişim kurabilmelidirler.</p><p><strong>Ses kalitesi:</strong> Haber spikerleri, güçlü, net ve anlaşılır bir ses tonuna sahip olmalıdır. Seslerinin dinleyicilere uygun bir şekilde ulaşmasını sağlamak için iyi bir diksiyona sahip olmalıdırlar.</p><p><strong>Geniş bir genel kültür: </strong>Haber spikerleri hemen her konuda belli bir bilgi birikimine sahip olacak, kimi konularda da derinlemesine fikir sahibi olacak şekilde yetişmiş olmalıdır.</p><p><strong>Araştırma ve haber takibi becerileri: </strong>Haber spikerleri, doğru ve güncel haberleri sunmak için araştırma yapmalı ve haberleri takip etmelidirler.</p><p><strong>Dil ve edebiyata hakimiyet: </strong>Dil ve edebi metinler konusunda yetkin olmak.</p><p><strong>Yabancı dil bilgisi:</strong> Haber spikerleri, uluslararası haberler hakkında raporlar sunabilirlerse daha iyi bir konuma sahip olabilirler. Bu nedenle, iyi bir yabancı dil bilgisi avantajlıdır.</p><p><strong>Güven: </strong>Haber spikerleri, izleyicilere güven vermelidirler. Bu nedenle güvenilir, saygın ve yetkin bir kişilik özelliklerine sahip olmalıdırlar ve bu fotoğrafı da verebilmelidirler.</p><p><strong>Esneklik: </strong>Haber spikerleri, işleri gereği esnek çalışma saatlerine uyum sağlamalıdırlar. Çünkü haberler her zaman ve her yerde olabilir.</p><p><strong>Televizyon sunuculuğu eğitimi: </strong>Birçok haber kuruluşu, işe almadan önce haber spikerleri için televizyon sunuculuğu eğitimi almalarını istemektedir.</p><p><strong>İyi bir görünüme sahip olmak:</strong> Haber spikerleri, televizyon ekranında çıkacakları için iyi bir görünüme sahip olmalıdır.</p><p><strong>Stres altında çalışabilme becerisi:</strong> Haber spikerleri, zaman zaman stresli durumlarla karşı karşıya kalabilirler. Bu nedenle, stres altında çalışabilme becerisi önemlidir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/haber-spikeri-olmak-icin-hangi_1682935089_srQV8i.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Haber spikeri olmak için hangi nitelikler gerekir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/haber-spikeri-olmak-icin-hangi_1682935089_srQV8i.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Spiker olmak için hangi nitelikler gerekir?]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/spiker-olmak-icin-hangi-nitelikler-gerekir/84555/</link>
            <description><![CDATA[Spiker olmak için hangi niteliklere sahip olmak gerekir? Cevabı haberimizde.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/spiker-olmak-icin-hangi-nitelikler-gerekir/84555/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/medya-iletisim/">Medya İletişim</category>
            <pubDate>Mon, 01 May 2023 12:41:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İletişim dünyasında, medyada iyi bir yer edinebilmek için spiker olmayı düşünebilirsiniz? Peki spiker olmak için temel gereksinimler nelerdir? Spiker olmak için bazı temel nitelikler şöyle sıralanabilir:</p>		<p><strong>İyi bir diksiyona sahip olmak: </strong>Spikerin ses tonu, telaffuzu, vurgusu ve tonlaması, iletişimini güçlendirir. Bu nedenle, doğru ve etkili bir iletişim için iyi bir diksiyon önemlidir.</p>			<p><strong>Doğal bir konuşma tarzına sahip olmak:</strong> Spikerin, konuşmalarında doğal ve akıcı bir tarzı olmalıdır. Bu, dinleyicilerin spikerin anlattığı konuları daha kolay anlamasını sağlar.</p>			<p><strong>Konuşma becerilerine sahip olmak:</strong> Spikerin, konuşmalarında doğru tonlamaları, vurguları ve ritimleri kullanabilmesi, anlatmak istediği mesajı daha etkili bir şekilde iletebilmesi için önemlidir.</p>			<p><strong>Araştırmacı olmak: </strong>Spiker, anlatacağı konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmalıdır. Bu nedenle, araştırmacı bir kişiliğe sahip olmak ve konuları detaylı bir şekilde incelemek, spikerin başarısını artırır.</p>			<p><strong>Esnek olmak: </strong>Spikerin, konuşma yapacağı alanlarda çeşitli konuları ele alması gerekebilir. Bu nedenle, esnek bir kişilik yapısına sahip olmak ve farklı konular hakkında bilgi sahibi olmak, spikerin başarısı için önemlidir.</p>			<p><strong>İyi bir dinleyici olmak: </strong>Spikerin, dinleyicilerin ihtiyaçlarını ve beklentilerini anlaması için iyi bir dinleyici olması gerekmektedir. Bu, spikerin dinleyicilerin ilgisini daha iyi çekebilmesi ve onların ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için önemlidir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/spiker-olmak-icin-hangi-niteli_1682934068_Qx6Guc.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Spiker olmak için hangi nitelikler gerekir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/spiker-olmak-icin-hangi-niteli_1682934068_Qx6Guc.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Televizyon habercisi olmak için gereken nitelikler nelerdir?]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/televizyon-habercisi-olmak-icin-gereken-nitelikler-nelerdir/84553/</link>
            <description><![CDATA[Televizyon habercisi olmak için gereken vasıfları derledik]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/televizyon-habercisi-olmak-icin-gereken-nitelikler-nelerdir/84553/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/medya-iletisim/">Medya İletişim</category>
            <pubDate>Fri, 28 Apr 2023 02:28:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Televizyon gazetecisi olmak için gereken vasıflar şunlardır:</p><p><strong>Gazetecilik eğitimi</strong>: Gazetecilik eğitimi, haber yazma, röportaj yapma ve haber sunma gibi konularda temel bir eğitim sağlar.</p><p><strong>İletişim becerileri:</strong> İyi bir televizyon habercisi, güçlü iletişim becerilerine sahip olmalıdır. Haberleri doğru, açık ve net bir şekilde sunabilmelidir.</p><p><strong>Güvenilirlik:</strong> Televizyon habercileri, izleyicilerin güvenini kazanmak için doğru ve tarafsız haberler sunmalıdır.</p><p><strong>Araştırma yeteneği:</strong> Televizyon habercileri, haberleri doğru bir şekilde sunabilmek için araştırma yapabilen ve kaynakları doğru bir şekilde değerlendirebilen kişiler olmalıdır.</p><p><strong>Esneklik:</strong> Televizyon habercileri, zaman zaman önceden belirlenmiş programların dışında haberleri takip etmek zorunda kalabilirler. Bu nedenle, esnek olmak ve hızlı düşünmek önemlidir.</p><p><strong>Stres yönetimi: </strong>Televizyon habercileri, sık sık stresli ve baskılı durumlarla karşılaşırlar. Bu nedenle, stres yönetimi becerileri ve sakin kalabilme yeteneği önemlidir.</p><p><strong>Kamera önü performansı: </strong>Televizyon habercileri, izleyicilerin karşısında rahat ve doğal bir şekilde konuşabilmelidirler. Kamera önü performansı iyi olan kişiler, izleyicilerin ilgisini çekebilir ve haberlerin daha etkili bir şekilde iletilmesine yardımcı olabilirler.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/televizyon-habercisi-olmak-ici_1682638108_yvpK8r.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Televizyon habercisi olmak için gereken nitelikler nelerdir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/televizyon-habercisi-olmak-ici_1682638108_yvpK8r.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir gazete nasıl kârlı bir yatırıma dönüştürülebilir?]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/bir-gazete-nasil-karli-bir-yatirima-donusturulebilir/84550/</link>
            <description><![CDATA[Bir gazete kârlı bir yatırıma dönüştürmek için aşağıdaki yöntemlerden faydalanılabilir]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/bir-gazete-nasil-karli-bir-yatirima-donusturulebilir/84550/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/medya-iletisim/">Medya İletişim</category>
            <pubDate>Fri, 28 Apr 2023 01:47:24 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bir gazete k&acirc;rlı bir yatırıma dönüştürmek için aşağıdaki yöntemler ilham verici olabilir:</p><p><strong>Dijitalleşme: </strong>Gazetenin dijitalleşmesi ve online abonelik modeline geçmesi, okuyucuların gazeteye daha kolay erişimini sağlayabilir ve daha geniş bir kitleye ulaşılmasına yardımcı olabilir.</p><p><strong>Reklam ve sponsorluk:</strong> Gazetenin reklam ve sponsorluk gelirlerini arttırmak için farklı sektörlerle işbirliği yapılabilir. Örneğin, finans sektöründeki bir şirketle birlikte finans haberlerine özel bir sayfa hazırlanabilir veya bir teknoloji şirketiyle birlikte teknoloji haberlerine özel bir sayfa hazırlanabilir.</p><p><strong>Yeni gelir kaynakları: </strong>Gazetenin farklı gelir kaynaklarına yönelmesi de faydalı olabilir. Örneğin, etkinlikler düzenleyerek bilet satışından gelir elde edilebilir veya özel içeriklerin ücretli olarak sunulması sağlanabilir.</p><p><strong>Abonelik modelleri:</strong> Gazetenin farklı abonelik modelleri oluşturarak, okuyucuların ihtiyaçlarına ve bütçelerine uygun seçenekler sunulabilir. Örneğin, sadece dijital abonelik, sadece baskılı abonelik veya hem dijital hem de baskılı abonelik gibi seçenekler sunulabilir.</p><p><strong>Kaliteli içerik: </strong>Son olarak, gazetenin kaliteli içerik üretmesi ve okuyucuların ihtiyaçlarını doğru bir şekilde karşılaması da önemlidir. İyi bir gazetecilik anlayışıyla, tarafsız ve güncel içerikler sunarak, okuyucuların güvenini kazanmak ve daha geniş bir kitleye ulaşmak mümkün olabilir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bir-gazete-nasil-karli-bir-yat_1682635644_P69cuS.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir gazete nasıl kârlı bir yatırıma dönüştürülebilir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/bir-gazete-nasil-karli-bir-yat_1682635644_P69cuS.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ekonomi haberleri ajansı nasıl kurulabilir?]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/ekonomi-haberleri-ajansi-nasil-kurulabilir/84549/</link>
            <description><![CDATA[Bir ekonomi haberleri ajansı kurmak için aşağıdaki adımları takip edebilirsiniz]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/ekonomi-haberleri-ajansi-nasil-kurulabilir/84549/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/medya-iletisim/">Medya İletişim</category>
            <pubDate>Fri, 28 Apr 2023 00:47:24 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya çapında Reuters ve Bloomberg gibi iki büyük ekonomi haberleri yayımlayan haber ajansı bulunmakta. Peki bir ekonomi haberleri ajansı kurmak için neler gerekir?</p><p>Ekonomi haberleri odaklı bir haber ajansı kurmak için aşağıdaki adımları takip edebilirsiniz:</p><p><strong>İş Planı Oluşturma: </strong>İlk adım, iş planınızı hazırlamaktır. İş planı, projenin kapsamını, amaçlarını, hedef kitlenizi, gelir modellerinizi, pazarlama stratejilerinizi ve finansal projeksiyonlarınızı içermelidir.</p><p><strong>Finansman Kaynakları:</strong> İkinci adım, finansman kaynaklarınızı belirlemektir. Bu, projenin maliyetlerini ve bütçenizi belirlemeyi içerir. Finansman kaynaklarınızı belirledikten sonra, projenin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için gelir modellerinizi tasarlayabilirsiniz.</p><p><strong>İnsan Kaynakları: </strong>Üçüncü adım, ekonomi haberleri ajansı için insan kaynaklarını belirlemektir. Yayın yapmak için deneyimli editörler, yazarlar, muhabirler, fotoğrafçılar ve teknik personel gerekecektir. İnsan kaynakları, kaliteli bir ürün oluşturmak için hayati önem taşır.</p><p><strong>Teknoloji ve Altyapı: </strong>Dördüncü adım, teknoloji ve altyapıdır. İnternet sitesi, haber yazılımı, haber kaynakları ve sunucular gibi bir dizi teknolojik altyapıya ihtiyacınız olacak. Bu altyapının kalitesi, haberlerinizi hızlı ve doğru bir şekilde yayınlamanızı sağlayacaktır.</p><p><strong>Kaynaklar: </strong>Beşinci adım, haber kaynaklarınızı belirlemektir. Bu kaynaklar, ekonomi haberleri ajansı olarak yayın yapmak için kritik öneme sahiptir. Kaynakları belirledikten sonra, bu kaynakları düzenli olarak takip ederek haberlerinizi çekebilirsiniz.</p><p><strong>Abonelik ve Dağıtım: </strong>Altıncı adım, abonelik ve dağıtım modelinizi belirlemektir. Müşterilerinize haberleri hızlı ve doğru bir şekilde ulaştırmak için bir abonelik sistemi oluşturabilirsiniz. Ayrıca haberlerinizi diğer medya organlarına dağıtarak daha geniş bir kitleye ulaşabilirsiniz.</p><p><strong>Pazarlama Stratejisi: </strong>Yedinci adım, pazarlama stratejisidir. Yeni bir ekonomi haberleri ajansı olarak, pazarlama stratejiniz müşterilerinize haberlerinizi neden seçmeleri gerektiğini anlatmalıdır. Sosyal medya, arama motoru optimizasyonu, dijital reklamcılık ve sponsorlu içerik gibi yöntemleri kullanabilirsiniz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ekonomi-haberleri-ajansi-nasil_1682632044_yJxPH2.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ekonomi haberleri ajansı nasıl kurulabilir? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ekonomi-haberleri-ajansi-nasil_1682632044_yJxPH2.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Haber ajansı kurmak için dikkat edilmesi gereken temel noktalar]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/haber-ajansi-kurmak-icin-dikkat-edilmesi-gereken-temel-noktalar/84547/</link>
            <description><![CDATA[İşte size haber ajansı kurarken dikkat etmeniz gereken bazı temel noktalar]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/haber-ajansi-kurmak-icin-dikkat-edilmesi-gereken-temel-noktalar/84547/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/medya-iletisim/">Medya İletişim</category>
            <pubDate>Mon, 24 Apr 2023 13:44:25 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Haber ajansı kurmak, oldukça zorlu bir süreç olabilir. Ancak, eğer bu alanda deneyiminiz ve bilginiz varsa, başarılı bir ajans oluşturma şansınız da yüksektir. İşte size haber ajansı kurarken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar:</p><p><strong>Piyasa Araştırması: </strong>Haber ajansı kurmak için öncelikle, piyasa araştırması yapmanız gerekir. Mevcut haber ajansları, rakip sayısı, müşteri talepleri ve ihtiyaçları hakkında bilgi edinin. Bu bilgi, size hangi tür haberlere odaklanmanız gerektiği ve nasıl farklılaşabileceğiniz konusunda yardımcı olabilir.</p><p><strong>Hedef Kitlenizi Belirleyin:</strong> Haber ajansı kurarken hedef kitlenizi belirlemek oldukça önemlidir. Hangi endüstriye veya sektöre odaklanacağınızı belirleyin ve bu hedef kitleniz için ne tür haberler sunacağınızı planlayın.</p><p><strong>Finansal Planlama: </strong>Haber ajansı kurmak için finansal planlama yapmanız gerekiyor. Gerekli bütçeyi belirleyin, gelir ve giderlerinizi göz önünde bulundurun ve k&acirc;r beklentilerinizi belirleyin.</p><p><strong>Personel Seçimi:</strong> Başarılı bir haber ajansı kurmak için nitelikli bir ekibe ihtiyacınız olacak. Bu nedenle, sektörde tecrübeli ve yetenekli editörler, muhabirler, fotoğrafçılar ve diğer çalışanları işe almanız gerekebilir.</p><p><strong>Teknolojik Altyapı: </strong>Haber ajansı kurmak için teknolojik altyapınızın güçlü olması gerekiyor. Bu, haberlerin toplanması, düzenlenmesi ve dağıtılması için uygun bir sistem kurmanız gerektiği anlamına gelir. Bu aşamada, haber ajansları için özel olarak tasarlanmış haberleşme ve yönetim yazılımlarını inceleyebilirsiniz.</p><p><strong>İş Planınızı Oluşturun:</strong> Haber ajansı kurarken iş planınızı oluşturmanız gerekir. İş planı, ajansınızın uzun vadeli hedeflerini belirlemek, iş faaliyetlerinizi yönetmek ve karlılığınızı artırmak için stratejiler geliştirmek için kullanılan bir dokümandır.</p><p><strong>İşletmenizi Yasal Olarak Kurun: </strong>Haber ajansı kurmak için işletmenizi yasal olarak kurmanız gerekiyor. İşletmenizin tüm yasal gereksinimlerini karşıladığından emin olun, tüm lisans ve izinleri alın ve gerektiği takdirde profesyonel danışmanlarla çalışın.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/haber-ajansi-kurmak-icin-dikka_1682333065_gZ5rbh.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Haber ajansı kurmak için dikkat edilmesi gereken temel noktalar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/haber-ajansi-kurmak-icin-dikka_1682333065_gZ5rbh.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazılı kültürün gelişmesine rağmen sözlü kültürden vazgeçilemiyor?]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/yazili-kulturun-gelismesine-ragmen-sozlu-kulturden-vazgecilemiyor/84546/</link>
            <description><![CDATA[Yazılı kültürün gelişmesiyle birlikte, bilgi ve kültürel ifadelerin saklanması ve yayılması için yazılı kaynaklar daha önemli hale geldi.

Ancak sözlü kültür hala önemli bir rol oynamaktadır.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/yazili-kulturun-gelismesine-ragmen-sozlu-kulturden-vazgecilemiyor/84546/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Mon, 24 Apr 2023 13:32:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sözlü kültür, insanların birbirleriyle iletişim kurmasının temel yoludur ve binlerce yıldır insanlar arasında bilgi, hikayeler, gelenekler, ritüeller, şarkılar, danslar ve diğer kültürel ifadelerin aktarımında kullanılmıştır. Yazılı kültürün gelişmesiyle birlikte, bilgi ve kültürel ifadelerin saklanması ve yayılması için yazılı kaynaklar daha önemli hale geldi.</p><p>Ancak sözlü kültür hala önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle kültürler arasında bilgi ve hikayelerin aktarımında, dil öğreniminde, aile içindeki iletişimde, sözlü geleneğin devamı sağlanmaktadır. Sözlü kültür, yüz yüze iletişimde insanlar arasındaki bağı güçlendirir ve insanların anılarını, tecrübelerini ve hislerini paylaşmalarını sağlar.</p><p>Ayrıca, sözlü kültür, kimi zaman yazılı kültürden daha etkili bir iletişim aracıdır. Örneğin, şiir, tekerleme, ninni gibi sözlü ifadeler, ezberlenmesi ve tekrar edilmesi kolay olduğu için daha kolay akılda kalır ve daha uzun süre hatırlanabilir.</p><p>Sonuç olarak, yazılı kültürün gelişmesine rağmen, sözlü kültürün önemi hala devam etmektedir ve birbirimizle iletişim kurmanın, kültürümüzü aktarmanın ve kültürel ifadelerimizi paylaşmanın vazgeçilmez bir parçasıdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yazili-kulturun-gelismesine-ra_1682332375_Egq9wC.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazılı kültürün gelişmesine rağmen sözlü kültürden vazgeçilemiyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yazili-kulturun-gelismesine-ra_1682332375_Egq9wC.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur, vefatının 26. yılında Alparslan Türkeş'i yazdı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-vefatinin-26-yilinda-alparslan-turkes-i-yazdi/84540/</link>
            <description><![CDATA[Araştırmacı yazar Hakkı Öznur, Milliyetçi Hareket'in lideri merhum Alparslan Türkeş’in vefatının 26. senei devriyesi dolayısıyla mesaj yayımladı]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-vefatinin-26-yilinda-alparslan-turkes-i-yazdi/84540/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Tue, 04 Apr 2023 18:09:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkücü fikir ve siyaset adamı, Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan, merhum Alparslan Türkeş ve şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu ile dava ve yol arkadaşlığı yapmış olan, her iki lideri de yakından tanıyan araştırmacı yazar Hakkı Öznur, Milliyetçi Hareket&#39;in lideri merhum Alparslan Türkeş&#39;in vefatının 26. senei devriyesinde şu mesajı yayımladı:</p><strong>TÜRK MİLLİYETÇLİĞİNE SALDIRANLAR TÜRK VE TÜRKİYE DÜŞMANLARIDIR&hellip;</strong><p>12 Eylül 1980 öncesiydi. Zor ve fırtınalı yıllardı. Ülke kızıl tehdit altında, vatan tehlikedeydi. Türkiye, bölünmek ve parçalanmak isteniyordu. ABD yanlısı NATO&#39;cu generaller, ihtilal şartlarını olgunlaştırmaya çalışıyordu. NATO merkezli Gladio, ülkemizi iç savaşa sürüklemek için Türkiye&#39;nin dört bir yanında tertipler düzenliyordu. Buhranlı dönemlerden geçiyorduk.</p><p>Ülkücüler, Türkeş liderliğinde hayatın her alanında emperyalizme ve yerli uşaklarına karşı, tarihi milli direniş sergileyip milli duruş ortaya koymuşlardır. Ülkücüler, Türkiye&#39;yi istikrarsızlığa sürükleyerek köleleştirmek isteyen, kara ve kızıl sömürgeciliğe ve onların yerli işbirlikçilerine vermiş oldukları o tarihi ve şerefli mücadelede binlerce mensubunu şehit vermiştir. Büyük dava ve mücadele adamı Alparslan Türkeş  her türlü emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı verilen o  tarihi ve destansı. mücadelenin, milli direnişin lideriydi.</p><p>Milliyetçi Hareket&#39;in lideri, Başbuğumuz Alparslan Türkeş&#39;in 80 yıllık ömrü çilelerle, mücadelelerle geçmiş, hayatı boyunca Türkiye&#39;nin birliğini, beraberliğini, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunmuştur.</p><p>Ülkücü Hareket&#39;in kurucusu, Türk Milliyetçiliği hareketinin lideri, Türklük ülküsü yolunda, Türk milliyetçiliği ülküsü yolunda büyük mücadeleler veren, inandığı  mukaddes davası ve yüce ülküsü için çileler çeken, tabutluklara atılan, işkenceler gören, sürgünlere gönderilen,  hapislerde yatan,, idamla yargılanan Başbuğumuz Alparslan Türkeş, bundan 26 yıl önce Hakk&#39;a yürüdü. sonsuzluğun sahibine kavuştu.</p><p>Alparslan Türkeş, her şartta, her daim, Türk milliyetçiliği ülküsünü inançla, azimle, kararlılıkla savundu. 1944&#39;lerde tabutluklara sokuldu, 1980&#39;lerde Mamak&#39;lara hapsedildi, idamla yargılandı.</p><p>Alparslan Türkeş, güçlü bir karaktere sahip, Türkiye&#39;nin milli çıkarlarını her şeyin üstünde tutan büyük bir siyaset ve devlet adamıydı.</p><p>Türkeş&#39;in kırmızı çizgisi, Ezan, Kur&#39;an, Bayrak, Vatan, Millet, Devlet, İstiklal Marşı&#39;dır. Alparslan Türkeş&#39;in ifadesiyle &ldquo;Türklük şuuru bu topraklarda ilelebed payidar olmamızın teminatıdır.&rdquo;</p><p><strong>ÜLKÜCÜYSEK, ÜLKÜCÜ HAREKETİN MENSUBUYSAK, TÜRKEŞ&#39;İN TARİHİ ROLÜ BÜYÜKTÜR!</strong></p><p>&ldquo;Türk milliyetçisiyim, Ülkücüyüm&rdquo; diyorsak, Ülkücü kimlik sahibiysek, Ülkücü hareket milletimize m&acirc;l olmuşsa, bunu, hareketin kurucusu Başbuğumuz Alparslan Türkeş&#39;e borçluyuz.</p><p>Diktalarla, diktatörlerle, demokrasi düşmanlarıyla ve her türlü vesayetçilerle mücadele ede ede bugünlere geldik. </p><p>Biz Ülkücü hareket mensupları, inandığımız hak dava için sevdalısı olduğumuz milletimiz, ülkemiz ve ülkümüz için çok ağır bedeller ödedik.</p><p>Tarihimiz boyunca haksızlık ve zorbalığa sessiz kalmadık, zalimlerin önünde diz çökmedik, başımızı öne eğmedik.</p><p>İdamlardan geçtik, idamlarla yargılandık. Hücrelere, zindanlara tıkıldık.  Cezaevlerinde, işkence merkezlerinde öldürüldük.  Vurulduk, kurşunlandık, bombalandık, asıldık, tabutluklara konduk, zulümlere maruz kaldık.</p><p>Darağaçlarına yürürken de son sözlerimizi söylerken de Hüseyni bir duruşa sahiptik. C-5&#39;de, Hasdal&#39;da, Harbiye&#39;de, Zincidere&#39;de, askeriyeye ve emniyete bağlı, işkence merkezlerinde, zindanlarda zalimlere boyun eğmedik, zulme rıza göstermedik.</p><p>Ölümlerin kol gezdiği, kızıl namluların kan kustuğu, fırtınalı, zor yıllardan geliyoruz. Vurulduk, kurşunlandık, bombalandık, asıldık, çarmıhlara gerildik, tabutluklara konduk, zulümlere maruz kaldık.</p><p>Bu tarihi ve destanlık mücadelede, 2100 Ülkücü hareket mensubu, &ldquo;Vatanım! Ha ekmeğini yemişim, ha uğruna kızıl kurşun&rdquo;, &ldquo;Kanımız Aksa da Zafer İslam&#39;ın&rdquo; diyerek şehit düştü.</p><p>12 Eylül darbesiyle Amerikancı, Kenanist rejim, rahmetli Başbuğumuz Alparslan başta olmak üzere on binlerce Ülkücüyü gözaltına aldı, işkence merkezlerinde işkencelerden geçirdi, zindanlara doldurdu, tabutluklara koydu, idam sehpalarına çıkardı.</p><p>Ülkücüler, Türkeş liderliğinde hayatın her alanında emperyalizme ve yerli uşaklarına karşı, tarihi milli direniş sergileyip milli duruş ortaya koymuşlardır. Ülkücüler, Türkiye&#39;yi istikrarsızlığa sürükleyerek köleleştirmek isteyen, kara ve kızıl sömürgeciliğe ve onların yerli işbirlikçilerine vermiş oldukları o tarihi ve şerefli mücadelede binlerce mensubunu şehit vermiştir.  </p><p><strong>ALPARSLAN TÜRKEŞ: ALLAHA, KUR&#39;ANA, VATANA, MİLLETE, BAYRAĞA, DAVAYA, ÜLKÜYE ADANMIŞ BİR ÖMÜR</strong></p><p>Milliyetçi Hareket&#39;in lideri büyük dava, siyaset, devlet adamı    merhum  Başbuğumuz Alparslan Türkeş&#39;in 80 yıllık ömrü çilelerle, mücadelelerle geçmiş,  hayatı boyunca Türkiye&#39;nin birliğini, beraberliğini, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü savunmuştur.</p><p>Ülkücü  Hareket&#39;in kurucusu, Türk Milliyetçiliği hareketinin lideri, Türklük ülküsü  yolunda, Türk Milliyetçiliği ülküsü yolunda,   büyük mücadeleler veren, çileler çeken, hapisler yatan,  idamla yargılanan, Başbuğumuz Alparslan Türkeş;  bundan 26 yıl önce hakka yürüdü  çok sevdiği sonsuzluğun sahibine kavuştu.</p><p>Türk dünyasının Başbuğu, aziz Türk milletinin ve  devletinin ebed- müddet  yaşatılması uğruna çok büyük çileler çekti, büyük mücadeleler verdi. Hem askerlik hem siyasi yaşamında hep;  Devlet-i Ebed Müddet ülküsüne sadık kalmıştır. Türkeş&#39;e göre  &ldquo;Devlet ebed müddet millet bizatihi kendisidir&rdquo; Devlet-i  ebed müddet&rdquo; düşüncesine sahipti. Fetih ruhuna, Çanakkale ruhuna, Kuvayı Milliye ruhuna sahipti. Bir dava ve ülkü insanı büyük lider Alparslan Türkeş  güçlü bir karaktere sahip, Türkiye&#39;nin milli çıkarlarını her şeyin üstünde tutan büyük bir siyaset ve  devlet adamıydı.</p><p>Büyük lider Türkeş tarihi tecrübesiyle, birikimiyle, devlet adamlığıyla   kamplaşmaya, cepheleşmeye, kutuplaşmaya, karşı çıkmış, ötekileştirici ve gerilimden, kaostan yana olan kirli politikaları şiddetle eleştirmiş, siyasi iktidarları uyarmış  demokrasiyi ve adaleti savunmuştur.</p><p><strong>PARLAMENTER DEMOKRASİYİ,  DEMOKRATİK HÜRRİYETÇİ SİSTEMİ SAVUNMUŞTUR</strong></p><p>Milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş, birçok konuşmasında, &ldquo;Türkiye&#39;nin milli güvenliğinin şemsiyesi adalet ve demokrasi&rdquo; demiştir. Adaletsizliklere, haksızlıklara, zulümlere karşı çıkmış, hak, hukuk, adalet ve demokrasi mücadelesi vermiştir.</p><p>Tek adamlığı, tek parti zihniyetini demokrasi için tehlike olarak görmüş ve asla tasvip etmemiştir.</p><p>Türkeş, 12  Eylül 1980 öncesi yayınlanan &ldquo; Gönül Seferberliği&rdquo; kitabında  Milliyetçi Hareketin yolu, hukukun üstünlüğünü esas alan ,çok partili, demokratik, parlamenter , hürriyetçi nizamdır&rdquo; demiştir.</p><p>Türkeş yine bir konuşmasında, &ldquo;Demokrasilerde meşruiyetin kaynağı millettir. Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerini korumadan demokrasiyi koruma ve geliştirmenin de imk&acirc;nı yoktur.&rdquo; demiştir.</p><p><strong>TÜRKEŞ: &ldquo;BİZİM MİLLİYETÇİLİĞİMİZ, DEMOKRATİK VE SİVİL MİLLİYETÇİLİKTİR&rdquo;</strong></p><p>Tavizsiz Türk milliyetçisi Türkeş, darbelere, cuntalara, kalkışmalara, muhtıralara her zaman karşı çıkmış, milli iradeyi ve demokrasi savunmuştur. 1944&#39;lerde tek parti diktatörlüğünün, 12 Eylül&#39;de Amerikancı dikta rejiminin baskılarına, zulümlerine maruz kalan Türkeş, her zaman hak, hukuk, adalet ve demokrasi demiştir.</p><p>Alparslan Türkeş&#39;in milliyetçilik anlayışının temelinde, Türk milletine ve değerlerine karşı beslenen derin hürmet ve sevgi yatmaktadır. Türkeş&#39;in ortaya koyduğu Türk milliyetçiliği anlayışında, başka milletlere karşı kin ve nefrete, gareze, öfkeye yer yoktur; aksine kendi milletine duyulan derin sevgi esastır.</p><p>Milliyetçi hareketin lideri Başbuğ Türkeş; &ldquo;Milliyetçiliğimiz, demokratik, sivil, kültürel milliyetçiliktir. Milliyetçiliğimiz milletten ve adaletten yana olmaktır. Savunduğumuz milliyetçilik, insan sevgisine dayanan, demokratik milliyetçiliktir. Demokratik milliyetçiliği reddeden her türlü sisteme karşıyız&rdquo; demiştir. Türkeş, Türk milliyetçiliğinin kaynağını Türk-İslam ülküsünden aldığını söyleyerek yeni sömürgecilik olan küreselleşmeye ancak milli kimliğini koruyarak, sivil, demokratik bir milliyetçilikle cevap verileceğini söylemiştir.</p><p>Başbuğ Türkeş, 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 yılında iki askeri kalkışmada bulunan Talat Aydemir ve yandaşlarının darbe çalışmalarını şiddetle reddederken, 10 Nisan 1963&#39;te Dikmen tepelerinde, Dikmen&#39;deki taşocağında Talat Aydemir&#39;in yüzüne &ldquo;Her gün ihtilalcilik olmaz. Suriye&#39;de olduğu gibi her gün darbe ve müdahale olmaz. Çare ve çözüm demokraside ve çok partili demokratik rejimdedir. Gittiğiniz yol bataklıktır. Darbeler asla çözüm değildir. Ülkenin hiçbir meselesini çözmez.&rdquo; diyordu.</p><p>Türkeş, 60 yıl önce 1963 yılının Eylül ayında idamla yargılandığı Mamak Mahkemesi&#39;nde, &ldquo;En kötü demokrasi en iyi ihtilalden daha iyidir. Ben en kötü demokratik idareyi en iyi ihtilal idaresine tercih ederim.&rdquo; demiştir.</p><p><strong>1944&#39;TE SANSARYAN HAN&#39;DA, 1980&#39;DE MAMAK&#39;TA</strong></p><p>Alparslan Türkeş, her şartta, her daim Türk milliyetçiliği ülküsünü inançla, azimle, kararlılıkla savundu. 1944&#39;lerde tabutluklara sokuldu, 1980&#39;lerde Mamaklara hapsedildi, idamla yargılandı.</p><p>79 yıl önce tek parti diktatörlüğünde Sansaryan Han&#39;da zulümlere maruz kaldı. 1500-2000 mumluk ampulleri tabutluklarda başına koydular. Hareketin lideri Türkeş, 44 hadiselerinden 36 yıl sonra Amerikancı Beşli Konsey tarafından yapılan milliyetçi hareket düşmanı 12 Eylül darbesinde, yine savunduğu fikirleri ve mücadelesinden dolayı hedef oldu.</p><p>12 Eylül 1980 öncesiydi. Zor ve fırtınalı yıllardı. Ülke kızıl tehdit altında, vatan tehlikedeydi. Türkiye, bölünmek ve parçalanmak isteniyordu. ABD yanlısı NATO&#39;cu generaller, ihtilal şartlarını olgunlaştırmaya çalışıyordu. NATO merkezli Gladio, ülkemizi iç savaşa sürüklemek için Türkiye&#39;nin dört bir yanında tertipler düzenliyordu. Buhranlı dönemlerden geçiyorduk.</p><p>&#39;Söz konusu vatansa gerisi teferruat&#39; diyen Ülkücüler, Başbuğ Alparslan Türkeş&#39;in önderliğinde, her türlü emperyalizme ve yerli iş birlikçilerine karşı tarihi ve destansı bir kavganın içindeydi.</p><p>12 Eylül 1980 tarihinde de darbe yapıp, yönetime el koyanlar tarafından, hareketin lideri Başbuğumuz Alparslan Türkeş, MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri d&acirc;hil 50 binden fazla ülküdaşımız, gözaltına alındı. Binlerce Ülkücü, uydurulan senaryo, tertip, düzmece belge ve yalancı şahitlerle haksız yere suçlanarak, tutuklandı.</p><p>12 Eylül askeri müdahalesiyle, MHP ve Ülkücü kuruluşların lider kadroları başta olmak üzere on binlerce Ülkücü tutuklandı. C-5, Harbiye, Hasdal gibi askeriyeye ve emniyete ait olan viranelerde işkencelerden geçirildi.</p><p><strong>KENAN EVREN  TÜRKEŞ&#39;İ  İNFAZ ETTİRMEK İSTEDİ</strong></p><p>Türkiye, 12 Eylül alacakaranlığına girerken 12 Eylül sabahı Konsey&#39;in görevlendirdiği askerler siyasi parti liderlerinin kapısındaydı. Başbakan Süleyman Demirel, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan evlerinden alınarak gözetim altına alındılar. MHP lideri Alparslan Türkeş için Konsey özel ekip görevlendirdi. Bu ekip Türkeş&#39;i evinde bulunmadı Türkeş&#39;in evine giden, direk konseye bağlı askerler eli boş döndü. Askeri yönetim üç gün süreyle Türkeş için &ldquo;teslim ol&rdquo; çağrısında bulundu. Çağrılar, radyo ve televizyonda sık sık anons edildi. Mill&icirc; Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren üç parti liderinin teslim olduğunu, Türkeş&#39;in de teslim olmasını, aksi halde suçlu duruma düşeceğini ifade eden bir bildiri yayımladı. Evren ve Konsey üyeleri Türkeş&#39;in bulunamaması üzerine tedirgin oldular ve korktular.  Türkeş, 3 gün sonra teslim olur  Cunta rejimi tarafından  İzmir Uzunada&#39;ya götürüldü 25  gün burada kaldı. Ardından Ankara&#39;ya getirildi. 11 Ekim günü   tutuklandı. </p><p>12 Eylül hükümetinin Dışişleri Bakanı İlter Türkmen, (Temmuz 1980 tarihinde Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği görevine Müsteşarlık) getirildi. 12 Eylül darbesinden sonra kurulan Bülend Ulusu hük&ucirc;metinde Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.)   Kenan Evren&#39;in Alparslan Türkeş için &quot;Yakalayın; şayet mukavemet ederse vurun!&quot; dediğini ve &ldquo;infaz emri&rdquo; verdiğini 2015 yılında bir söyleşide anlatmıştır. Evren&#39;in, emrindeki subaylara Türkeş&#39;in yakalanmaması üzerine öfkelendiğinde, İlter Türkmen Evren&#39;in yanında olduğunu söylüyor. Türkmen, Evren&#39;in hedefinin Alparslan Türkeş olduğunu, onu tutuklatıp, hapse  attırmak  istediğini   yine  açıkça  söylemiştir.</p><p>Kenan Evren&#39;in Türkeş&#39;e olan menfi tutumu Genelkurmay Başkanı olduktan sonra hep dikkat çekmiştir. Verilen bazı resepsiyonlarda,  Evren ve Komuta kademesi MHP lideri Türkeş&#39;e soğuk davranmıştır. Türkeş&#39;i görmezlikten gelmeye çalışmışlardır.</p><p><strong>MHP LİDERİ TÜRKEŞ MHP VE ÜLKÜCÜ KURULUŞLARIN YÖNETİCİLERİ TUTUKLANDI. MHP KAPATILDI. 50&#39;BİNDEN FAZLA ÜLKÜCÜ GÖZALTINA ALINDI</strong></p><p>12 Eylül 1980 tarihinde de darbe yapıp, yönetime el koyanlar tarafından, hareketin lideri Başbuğumuz Alparslan Türkeş, MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri d&acirc;hil 50 binden fazla ülküdaşımız, gözaltına alınmıştır. Binlercesi, uydurulan senaryo, tertip, düzmece belge ve yalancı şahitlerle haksız yere suçlanarak, tutuklanmıştır.</p><p>Genel Merkez yöneticilerinden milletvekili olanlar Kirazlıdere Dil Okulu&#39;nda başka partilerden haklarında kovuşturma yürütülen siyasetçilerle birlikte tutuldular. Disiplin kurulu üyeleri d&acirc;hil diğer yöneticiler Mamak&#39;a götürüldüler. Burada yaşlarına, sıfatlarına ve konumlarına bakılmaksızın standart h&acirc;le getirilen ağır eziyet ve işkenceyle karşı karşıya bırakıldılar. Milliyetçi Ülkücü Hareketin mensupları askeriyeye ve emniyete ait olan viranelerde işkencelerden geçirilmişlerdi.</p><p>Ülkücü hareket düşmanı bazı askeri savcı ve h&acirc;kimler, işkenceli sorgulara bizzat eşlik ediyordu. Asker ve polis karışımı özel işkence ekibi Ülkücülere işkence ederken, Mamak Cezaevi komutanı Raci Tetik ise zevkle seyrediyor ve kimi zaman işkencecilere nezaret ederek &ldquo;Gerekirse ölsünler, sakat kalsınlar, hiç önemli değil. Devam edin&rdquo; diyordu.</p><p><strong>MHP DÜŞMANI BAŞSAVCI NURETTİN SOYER, MHP&#39;Yİ KAPATTIRMAK İSTİYOR</strong></p><p>MGK Genel Sekreteri Haydar Saltık ve Başsavcı Nurettin Soyer ikilisinin MHP ve Ülkücü harekete yönelik planlı ve programlı çalışmaları doğrultusunda, emirleri altındaki özel güçler devreye sokuldu ve karanlık MHP baskını böyle başlamıştı. 12 Eylül gecesi, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı&#39;nın bünyesinde yer alan Başsavcı Nurettin Soyer&#39;in emriyle Pol-Derli Solcu polisler ve askerler, kanunsuz bir şekilde MHP Genel Merkezi&#39;ni bastılar.  Genel Merkez&#39;de vaktinden önce başlatılan arama Bolu Komando Tugayı&#39;ndan gelen bir asker&icirc; timle polislerden oluşan karma bir ekip tarafından el fenerlerinin ışığı altında yürütüldü. Polislerin ekip şefi konumundaki Baş Komiser Dürüst Oktay ile Zeki Kaman MHP camiasının tanıdığı isimlerdi. Emniyet teşkilatı içerisinde solcu polislerle kurduğu Pol-Der isimli ideolojik örgütün lider kadrosu içerisinde yer alan ve tutumları nedeniyle ilgili makamlara sık sık şik&acirc;yet edilen bu polisler, Başsavcı Nurettin Soyer&#39;in Mamak&#39;ta kurduğu özel ekibin seçkin elemanlarıydı.</p><p><strong>KENAN EVREN:  SOYER, ARKANDAYIM, İSTEDİĞİNİ YAPABİLİRSİN</strong></p><p>Hava H&acirc;kim Albay Nurettin Soyer, 1980 başında darbeyi planlayanlar tarafından Ankara 4. Kolordu Komutanlığı Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi Başsavcılığı&#39;na atanır.  Nurettin Soyer, Kenan Evren&#39;i ve Konsey üyelerini defalarca ziyaret etmiştir. Ardından onlarla toplantı yapmıştır. Konseyin, başta Türkeş olmak üzere MHP yöneticilerinin, Ülkücü kuruluşların yöneticilerinin tutuklanmaları taleplerini yerine getirecekti.</p><p>Beşli çeteye, MHP aleyhine hazırladığı sahte delilleri, gerçek dışı düzmece haberleri göstermiş ve onların onayını almıştır. Evren&#39;den cesaret alan Soyer, Konsey üyelerine &ldquo;sizin desteğiniz devam ettiği müddetçe Türkeş ve arkadaşları asla cezaevinden çıkamaz.&rdquo; diyordu.</p><p>Evren, Konsey üyelerinin de bulunduğu toplantıda askeri savcı Hava Albay Nurettin Soyer&#39;e, sivil ve askeri savcılar bulmasını, üzerinde çalışması talimatını verdi. Soyer, MHP ve Ülkücü kuruluşlar davası için 20 sivil, 6 askeri savcı ile çalıştı. Bunlara verilen emir, MHP&#39;nin kapatılması, MHP ve Ülkücü hareket mensuplarının cezalandırılması ve cezaevlerinde uzun yıllar yatmalarıydı.</p><p>12 Eylül sonrası Başbakanlık yapan emekli Oramiral Bülent Ulusu (18. Türkiye Başbakanı 21 Eylül 1980-13 Aralık 1983) Nurettin Soyer&#39;in Konsey ile olan ilişkisini ve onlara MHP aleyhine yaptığı konuşmayı şöyle anlatmıştır:</p><p>&ldquo;Savcı, Milli Güvenlik Kurulu&#39;na yani Konsey&#39;e MHP ile ilgili iddiaları anlatırken oradaydım, dinleyince dehşete kapıldık. Tam teşekküllü ameliyathane, cephanelikler, sandıklar dolusu silah, Genelkurmay&#39;ı dinleyen teknik donanım vs. anlatılınca Konsey hemen dava açın dedi!&rdquo;</p><p>Beşli Konsey&#39;den aldığı güç ile Soyer ve  arkadaşları  MHP  ve Ülkücü Kuruluşların yöneticileri başta olmak üzere  ülkücüleri  uyduruk senaryo,  düzmece belge ve yalancı şahitlerle tutuklamışlar zindanlara doldurmuşlardır. Askeri Savcı Soyer ve emrindeki asker-polis karışımı solcu çete, Beşli Konsey&#39;i arkalarına alarak Mamak&#39;ta her türlü hukuksuzluğu yapmışlardır</p><p><strong>SAVCI SOYER&#39;İN ADAMI  İŞKENCECİ   POLİS  ŞEFİ ZEKİ KAMAN:   TÜRKEŞ&#39;İN DEFTERİNİ DÜRMEKLE MEŞGULÜZ</strong></p><p>Hiçbir siyasi parti, MHP hariç, ihtilal gecesi aranmadı ve basılmadı. Ama MHP, gece saat 02.30&#39;da asker, polis karışımı özel timler tarafından basıldı. MHP Genel Merkezi&#39;nin baskınında başta Nurettin Soyer olmak üzere Pol-Derli Zeki Kaman ve Dürüst Oktay gibi özel tim görevlilerinin bulunması da bu baskının gerçek amacını ortaya koyuyordu. MHP Genel Merkezi&#39;ne gece gelerek, her türlü arama ve tarama işlerini yaparak, kamuoyunda MHP&#39;yi suçlu duruma düşürmek isteyen Nurettin Soyer&#39;in tek amacı, Milliyetçi Hareket&#39;i 12 Eylül mahkemelerinde yargılamaktı.</p><p>Direk, Kenan Evren&#39;e bağlı Askeri savcılıkta, savcılık karakolu kurulmuştu. Bu karakolun yanında C-5 adlı işkence merkezi vardı. POL-DER&#39; li Polis şefleri Zeki Kaman, Dürüst Oktay  burada Ülkücüler aleyhine özel çalışma yürütüyorlardı. MHP ve Ülkücü kuruluşlarla ilgili evraklar ülkücü düşmanı bu polis şefinin ve onunla birlikte çalışan polislerin elindeydi. Nurettin Soyer 12 kişiden oluşan Zeki Kaman ekibine Ülkücüleri gözaltına aldırıyor, işkence ettiriyordu. Bütün bu yaşananlar Soyer&#39;in bilgi ve talimatıyla olmuştur.</p><p>Dönemin bir askeri  yetkilisi, Savcı olmayan polis şefi, Zeki  Kaman&#39;ı Savcıların olduğu yerde görünce, &ldquo;siz burada ne yapıyorsunuz? sizin burda ne işiniz var? diye sormuştu. Savcı Soyer&#39;e ve Konsey&#39;e güvenen Zeki Kaman  ise cevaben  &ldquo;Türkeş Amcanın defterini dürmekle meşgulüz&rdquo; diyordu. Zeki Kaman denilen alçak bu cüreti Nurettin Soyer&#39;den ve cunta rejiminden alıyordu. Hakim ve savcılardan olması gereken dosyalar POL-DER&#39;li çetelerin elinde geziyordu.</p><p><strong>MHP VE ÜLKÜCÜ DÜŞMANI SAVCI NURETTİN SOYER, 220 ÜLKÜCÜNÜN İDAMINI İSTEDİ</strong></p><p>1978 Aralık ayında meydana gelen  Kahramanmaraş  olaylarından sonra  13 ilde Sıkıyönetim ilan edildi  İktidarda olan CHP bu özel dönemde görev yapacak hakim ve savcılar için özel çalışma yürüttü. CHP&#39;li Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık bu iş için Müşaviri  solcu Bnb.Askeri  Hakim  Olcay Mis&#39;i görevlendirdi. Sosyal demokrat-sosyalist- marksist görüşlere sahip kim varsa sıkıyönetimin yargı kadrosu yapıldı. Nurettin Soyer bunlardan biriydi. Dönemin  Ankara Sıkıyönetim Komutanı  Müfrit MHP karşıtı olan  Nihat Özer  kendisi gibi MHP ve Ülkücü düşmanı Soyer&#39;i vakit geçirmeden  başsavcı yaptı. </p><p>12 Eylül 1980 sonrası açılan MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası&#39;nın iddianamesini de askeri savcı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer Genelkurmay kararg&acirc;hında, ordu içindeki mezhepçi &ldquo;Saltık Çalışma Grubu&rdquo; ile birlikte hazırlamıştı.  Türk mahkemelerinde, Türk milliyetçileri yargılanmaya kalkışıldı.</p><p> 29 Nisan 1981 tarihinde 945 sayfalık bir iddianame ile başlayan davada milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş ve Ülkücü gençlik lideri Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun içinde bulunduğu 220 Ülkücünün idamı istenmiştir. 587 sanıklı,   MHP ve ülkücü kuruluşlar davası iddianamesinin hazırlanması yedi ay on gün sürdü. Mütalaası bir yılda tamamlandı.  </p><p>Türk mahkemelerinde, Türk milliyetçileri yargılanmaya kalkışıldı. 12 Eylül 1980 sonrası açılan &ldquo;MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası&#39;nın&rdquo; iddianamesini de askeri savcı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer Genelkurmay Kararg&acirc;hı&#39;nda, ordu içindeki mezhepçi &ldquo;Saltık Çalışma Grubu&rdquo; ile birlikte hazırlamıştı..</p><p><strong>MİLLİYETÇİ HAREKET&#39;İN  LİDERİ  TÜRKEŞ   CUNTA REJİMİNE VE CUNTANIN MAHKEMESİNE MEYDAN OKUDU</strong></p><p>12 Eylül 1980 sonrası açılan MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının askeri savcısı, Ülkücü düşmanı Nurettin Soyer de MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasının iddianame dedikleri iftiranameyi Genelkurmay Kararg&acirc;hı&#39;nda, ordu içindeki mezhepçi &ldquo;Saltık Çalışma Grubu&rdquo; ile birlikte hazırlamıştır.</p><p>1944 yılında Çankaya Köşkü&#39;nde, 12 Eylül sonrası Beşli Konsey-Evren-Saltık çalışma merkezinde Türk milliyetçilerine kumpaslar kurdular. Milliyetçi hareketin lideri Türkeş, bir ABD/NATO projesi olan 12 Eylül darbesine eğilmedi, küresel diktatör ABD     &#39;nin &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dediği &ldquo;Beşli Çete&rdquo;ye, cuntanın mahkemelerinde meydan okudu.</p><p>Mahkeme üç kişiden oluşuyordu. Başkan Hava Albay İrfan Yücesan, duruşma H&acirc;kimi Albay Vural Özenirler, Hv. H&acirc;kim Yzb. Fahir Kayacan&#39;dan oluşuyordu. Mamak mahkemesinde ilk sırada olan MHP lideri Alparslan Türkeş, yazmış olduğu kitaplarla kürsüye yürümüştür. Savcılık, iddianamede Türkeş&#39;in kitaplarını tamamen çarpıtmış, alttan bir üsten bir kelime alıp birbirine katmış, suç delili olarak kullanmıştı. Türkeş savcının alıntı yaptığı kitapların sayfalarından savcının iddialarını, çarpıtmalarını tek tek çürütmüştü. Bu arada iddia makamını teşkil eden Hv. H&acirc;kim Albay Nurettin Soyer, sesini çıkaramıyordu. Başbuğ Türkeş,  Masa başında hazırlanan yalanlarla, iftiralarla dolu 945 sayfalık düzmece iddianameyi, Mamak mahkemelerinde suratlarına fırlattı.</p><p><strong>TÜRKEŞ  NE SAVCILIK SORGUSUNDA NE MAHKEMELERDE BAŞINI EĞDİ</strong></p><p>Alparslan Türkeş, 12 Eylül 1980 darbe sonrası idamla yargılandığı &ldquo;MHP ve Ülkücü Kuruluşlar&rdquo; davasında Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No&#39;lu Askeri Mahkemesi Kıdemli Hakimliğine sunduğu savunmasında; &ldquo;Milliyetçi hareket, siyasi hayatta her zaman &lsquo;hak, hukuk, adalet&#39; demiştir. Milliyetçiliğimiz milletten ve adaletten yana olmaktır. Haksızlıklara, adaletsizliklere, yolsuzluklara daima karşı çıktık. Haksızlık ve adaletsizlik, zulüm demektir. Ülkeler küfür ile yıkılmaz ama zulüm ile yıkılır. Milletimizin hizmetinde olmaya daima gayret ettik.&rdquo; demiştir.</p><p>Türkeş 12 Eylül darbesinde tutuklandıktan sonra 14 Ekim 1981 tarihli Mamak Mahkemesi&#39;ndeki savunmasında, &ldquo;Ben hayatım boyunca demokrasiyi savundum. Hukuku ve adaleti savundum.&rdquo; demiş ve Milliyetçi hareketin gerçek demokrasiden ve hürriyetçi parlamenter rejimden yana olduğunu ifade etmiştir.</p><p>Milliyetçi Hareketin lideri Türkeş 14 Ekim 1981&#39;de yapılan duruşmada suçlamalara karşı savunmasına şu cümlelerle başlıyordu: </p><p>&ldquo; Bir siyasi davanın, idam talebiyle yargılanan bir numaralı sanığı olarak burada bulunuyorum. Hakkımızdaki iddianameyi dinledik. Talep edilen cezaları öğrendik. Şimdi de us&ucirc;l gereği bize söz verilmiş bulunuyor. Sizlerden tek bir ricam var: Sözlerimi kesmeden dinleyiniz. Karşınızda sizlerin şu anda tanıdığınız üniformayı 37 yıl şerefle taşımış, Türkiye&acute;nin son yirmi yıllık tarihi içinde emsali görülmedik düşmanlıkların ve emsalsiz sevgi bağlılıkların hedefi olmuş, bu dünyanın bin türlü kahır ve mihnetinden geçmiş bir insan konuşuyor.</p><p>Ben ve arkadaşlarım kanunların suç saydığı fiilleri işlediğimiz tesbit edildiği için bulunmuyoruz. Suçumuz sonradan icat edilmeye çalışılan ,çöp sepetlerinden çıkarılan kağıt parçaları delil yapılarak ,insanlık dışı işkencelerle ifade ve itiraflar temin edilerek ,hazırlanmış, her noktası ciddiyet ve hukuki mesnetten mahrum şu iddianame ortaya konmuştur. Bu iddianame baştan aşağı yalan ve iftiradan ibarettir. Benim bütün hayatım demeçlerim, icraatım bu iddiaları baştan aşağı reddedişten ibarettir. Sayın h&acirc;kimler, cumhuriyet tarihimizin en önemli davasına bakıyorsunuz; siz bizi yargılıyorsunuz tarih ise bizi olduğu gibi, sizi de iddia makamını işgal eden bu zevatı da yargılayacak ve hüküm verecektir&hellip; Ben de d&acirc;hil 220 kişinin idamı 367 kişi için de muhtelif ağır cezalar istenmektedir. Türk tarihinde hiçbir savcı bu kadar idam cezası talebinde bulunmamış, bu kadar mesnetsiz suçlamalarla bu derece sorumsuz iddianame tanzim etmemiştir. 2. Dünya Harbi&#39;nin savaş suçluları bile,   galiplerin mahkemelerinde yargılanırken haklarında bu kadar ağır ve çok cezalar talep edilmemiştir.&rdquo;</p><p>Başbuğumuz Türkeş ne savcılık sorgusunda ne mahkemelerde başını öne eğdi. Mahkemede iddianame denen iftiranameyi defalarca  kaldırıp heyete karşı salladı  ve  kürsüye vurdu.</p><p>Milliyetçi hareketin lideri Türkeş, bir ABD/NATO projesi olan 12 Eylül darbesine eğilmedi, küresel diktatör ABD&#39;nin &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dediği &ldquo;Beşli Çete&#39;ye&rdquo;, cuntanın mahkemelerinde meydan okudu, masa başında hazırlanan yalanlarla, iftiralarla dolu 945 sayfalık düzmece iddianameyi, Mamak mahkemelerinde suratlarına fırlattı.</p><p>Amerika&#39;nın &#39;Bizim Çocuklar&#39; dediği Beşli Konsey&#39;in tutuklattığı bir numaralı isim, milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş&#39;ti. 4 yıl 6 ay 25 gün tutuklu kaldı. Mahkemelerde ve mahpushanede bile dik durdu, eğilmedi. Zulme rıza göstermedi.</p><p>  9 Nisan 1985 yılında tahliye olan Başbuğ Türkeş, Mamak mahkemelerinde, cunta mahkemelerinde daima katılımcı demokrasiyi ve çok partili parlamenter sistemi savunmuş, &ldquo;Türk Milliyetçileri çoğulcu demokrasiden, çok partili demokratik parlamenter sistemden yanadır&rdquo; demiştir.  </p><p>Başbuğ Türkeş bir ahlak adamı  bir dava adamıdır. Bir konuşmasında; &ldquo;Biz, Türk milletinin davasını güdüyoruz. Arkamızda hiçbir yabancı güç yok. Arkamızda Türk milleti var. Emperyalizm, &lsquo;Büyük Türkiye&#39;, &lsquo;Türk Dünyası&#39;, &lsquo;Türk Birliği&#39;, &lsquo;Yeniden Büyük Türk-İslam Medeniyeti&#39; dediğimiz için bizi hedef almıştır. Yolumuz doğru ve sağlamdır. Allah bizimledir. Yenilmez insanlarız, çünkü imanımızı tamdır. Yenilmez olmamızın sırrı inançlardan, ülküden, büyük davadan dönmemek, taviz vermemek ve asla yenilmeyi kabul etmemektir&rdquo; demiştir.</p><p><strong>BAŞBUĞ TÜRKEŞ, HAYATI BOYUNCA BÖLÜCÜLÜKLE VE BÖLÜCÜLERLE MÜCADELE ETMİŞTİR</strong></p><p> Milliyetçi Hareketin lideri merhum Alparslan Türkeş&#39;i ve Türk milliyetçiliğini hedef alan saldırılar, bilinçli ve planlıdır. Kürt açılımını, Ermeni açılımını, Barzani açılımını savunan, terörist başı Öcalan&#39;a methiyeler düzen, &ldquo;Kürtçe resmi dil olarak kabul edilsin&rdquo; diyen malum çevreler, büyük siyaset ve devlet adamı Alparslan Türkeş&#39;i hedef alan &ldquo;ırkçılık&rdquo;  iftirasında bulunmaya ve Türk milliyetçiliği fikriyatına saldırmaya   devam ediyorlar.</p><p>PKK açılımını ve çözüm süreci denen ihanet sürecini destekleyen, &ldquo;PKK yasallaşmalı, HDP kapatılmamalı, Öcalan, Türkiye için bir şanstır.&rdquo; diyen etno/faşistler, bölücüler, beşinci kol gruplar, ajan provokatörler, her türlü kriptolar, merhum Alparslan Türkeş&#39;e yönelik alçakça iftiralara sistematik bir şekilde devam etmektedirler.</p><p>Ülkemizde Türk milliyetçiliği düşmanlığı yeni değildir. Tek parti döneminden günümüze, Türkeş ve Türk milliyetçileri, her türlü saldırılara uğramış, zulme maruz kalmıştır. 3 Mayıs 1944&#39;te Türk milliyetçileri, CHP iktidarında büyük baskı ve zulüm görmüş, tabutluklara sokulmuş, zindanlara atılmıştır.</p><p><strong>TÜRK MİLLİYETÇLİĞİNE SALDIRANLAR TÜRK VE TÜRKİYE DÜŞMANLARIDIR</strong></p><p>İkinci Dünya Savaşı&#39;na yol açan süreçte ve Almanların ilerlemeleri aşamasında, Avrupa&#39;da yükselen faşizmin en büyük işbirlikçiliğini CHP yapmıştır. CHP iktidarı ve yandaşları o günlerde gazete ve dergilerinde faşizme ve Nazizm&#39;e övgüler düzerken, Türk milliyetçileri Nazizm&#39;e ve faşizme karşı çıkmışlar ve faşist CHP iktidarında büyük zulüm görmüşlerdir.</p><strong>OKUMAK İÇİN TIKLAYIN</strong><p>1944 yılından, hatta Osmanlı&#39;dan Cumhuriyet&#39;e ve günümüze kadar Türk milletinin varoluş mücadelesi karşısında gayrimilli ideolojilerin mensupları, bazı masum kavramların arkasına sığınarak daima Türk milliyetçiliği fikriyatına saplantılı bir fikri sabit ekseninde hücum etmektedir. </p><p>Türk milletinin düşmanları  Alparslan Türkeş&#39;e Türk tarihinin hiçbir aşamasında müşahede edilmeyen, bu ülkenin tarihi yürüyüşüne yabancı ideolojilerin kavram ve yaftalarıyla &ldquo;Faşist&rdquo; dediler, &ldquo;Irkçı&rdquo; dediler, &ldquo;Kafatasçı&rdquo; dediler. Her türlü alçakça iftiralarda bulundular.</p><p>Milliyetçi hareketin lideri Başbuğ Alparslan Türkeş&#39;e ve onun liderliğindeki Türk milliyetçiliği hareketine karşı girişilen saldırılar, 1960&#39;lardan günümüze Marksist/bölücü çevreler, 1970&#39;lerden bu yana da siyasal İslamcı zihniyete mensup zihniyet ve akımlar, aktörler ve yapılar tarafından sistematik olarak devam ettirilmektedir.</p><p>Küresel diktatör ABD, Rusya (Sovyetler), Çin, Batı, İsrail, Vatikan muhibbanları, CIA devrimcileri, kapitalist enternasyonal, Neoconlar, Taşnak/Hınçak çeteler, kripto Ermeniler, kripto Yahudiler, derin Sol örgütler, bölücüler (PKK-Barzaniler-Talabaniler), devşirme dönme takımı, beşinci kol gruplar, Alparslan Türkeş ve Türk milliyetçiliği düşmanlığına devam ediyorlar.</p><p>Türkeş&#39;e ve Türk milliyetçiliğine saldıranlar; &ldquo;Kürt raporu&rdquo; hazırlayan, bölücülerin hamisi olan Graham Fuller&#39;in, Paul Henze&#39;nin, &ldquo;Karanlıklar Prensi&rdquo; Richard Perle&#39;nin, CIA istasyon şeflerinin çocuklarıdır.  BOP&#39;çuların, Atlantik Konseyi&#39;nin maşaları, taşeronları, yerli işbirlikçileridir.  </p><p><strong>ANDIMIZI YASAKLAYANLARLA TÜRK MİLLİYETÇİLERİNE SALDIRANLAR AYNI KARANLIK ZİHNİYETTİR</strong></p><p>Alparslan Türkeş, milletin inanç ve değerlerini savunan, Türk milliyetçiliğinin kuşatıcı, birleştirici ve bütünleştirici ruhunu konuşmalarında ve yazılarında ortaya koymuş ve inançla savunmuştur.</p><p>Alparslan Türkeş, Kur&#39;an-ı Kerim perspektifinden İslam&#39;la mecz olmuş Türk milliyetçiliğinin &ldquo;ırkçılık&rdquo; olmadığını, Türk milliyetçiliği ülküsüne düşman olanların ve etnik faşistlerle aynı kirli dili kullananların, küresel emperyalizme hizmet ettiklerini söylemiştir.</p><p>Andımızı kaldıran, &ldquo;Türk&#39;üm&rdquo; diyemeyen kirli ve karanlık zihniyet ile &ldquo;İstiklal Marşı&rdquo;, &ldquo;Türklük&rdquo;, &ldquo;Cumhuriyet&rdquo; sevdalısı Alparslan Türkeş&#39;e ve Cumhuriyeti kuran irade olan &ldquo;Türk milliyetçiliğine&rdquo; düşman olan zihniyet aynı melun zihniyettir.</p><p>Alparslan Türkeş&#39;e &ldquo;ırkçı&rdquo; diyen etki ajanıdır, nüfuz casusudur, beşinci kol görevlisidir, yabancı istihbarat servislerinin elemanıdır, CIA devrimcisidir, derin sol mensubudur, devşirme dönmedir, kripto Ermeni&#39;dir, kripto Yahudi&#39;dir. Bölücüdür, Barzanici&#39;dir, iç savaş tahrikçisidir. </p><p>Toplumsal ayrışmayı körükleyen, iç barışı bozmayı hedefleyen kutuplaştırıcı, ötekileştirici, kirli ve karanlık siyaset, Türkeş&#39;i ve Türk milliyetçiliğini hedef alan nefret dili (yazılar ve konuşmalar) tamamen maksatlı ve planlıdır.</p><p>Alparslan Türkeş gibi milletimizin derin sevgi ve saygı beslediği demokrat, engin hoşgörülü naif ve nezaket sahibi bir siyaset devlet adamına iftiralarda bulunmak itibar suikastlığıdır.</p><p>Bundan 26 yıl önce yüz binlerce insanın karlı bir Ankara gününde, tekbirlerle, dualarla, gözyaşlarıyla sevgi seli ile sonsuzluğun sahibine uğurladığı tarihi bir şahsiyetin, hayat ve dünya görüşü hakkında hilafı hakikat sözler sarf edilmesi, toplumsal barışa ve huzur ortamına yönelik bir provokasyondur.</p><p>Uzlaşmacı, birleştirici, bütünleştirici bir siyaset adamı olan Alparslan Türkeş, siyasi yaşamı boyunca her zaman eleştiriye açık olmuş, yapılan demokratik eleştirileri daima saygıyla karşılamıştır. Muarızları bile Türkeş&#39;in saygın bir siyasetçi ve devlet adamı olduğunu her zaman ifade etmiştir. Türkeş yaşarken uğradığı haksızlıklara, kirli ve karanlık saldırılara, kara propagandalara karşı, siyasi seviyesini ve nezaketini korumuş özgül ağırlığını daima hissettirmiştir.  </p><p>Andımız olsun ahdımız olsun ki, Türk milliyetçiliği ülküsünü savunmaya ve yolunda yürümeye azimle, inançla, kararlılıkla devam edeceğiz. </p><p><strong>MEYDANLARDA ATTIĞIM İLK SLOGAN,  DUVARLARA YAZDIĞIM İLK YAZI :  BAŞBUĞ  TÜRKEŞ</strong></p><p>Kendimi bildim bileli Ülkücüyüm ve Türk Milliyetçisiyim. Ülkücüyüm diyorsak, Ülkücü kimlik sahibiysek, Ülkücü hareket, milletimize m&acirc;l olmuşsa, bunu, hareketin kurucusu Başbuğumuz Alparslan Türkeş&#39;e borçluyuz.</p><p>Duvarlara yazdığım ilk yazı &ldquo;Başbuğ Türkeş&rdquo; olmuştu. Meydanlarda attığım ilk slogan da &quot;Başbuğ Türkeş&quot; idi. 15 Nisan 1978 Tandoğan&#39;da yapılan tarihi mitingde beş yüz bin Ülkücü &ldquo;Başbuğ Türkeş&rdquo; diyerek Ankara&#39;yı titretirken, o sloganları atanlardan biri de bendim. Başbuğ Türkeş, kortejin başındaydı. &ldquo;Ölümden ve İşkenceden Yılmayız&rdquo; pankartını taşıyordu. Ardından yüzlerce şehit Ülkücünün resimlerini taşıyan yüz binler akıyordu.</p><p>Rabbim nasip etti, genç yaşta Başbuğ ile tanışma ve siyaset yapma imkanı buldum. Daha dün gibi anılarım gözümün önünde.</p><p>Başbuğ&#39;um, 1985 Nisan&#39;ında cezaevinden tahliye olmuş, &ldquo;Kürşat&#39;ın kırk yiğidi&rdquo; gibi kırk Ülkücü, evinde ziyaret etmiştik. 12 Eylül&#39;ün o karanlık yıllarında diktatör Kenan Evren&#39;in ikamet ettiği Çankaya Köşkü&#39;nün önünden, Oran sokaklarından &ldquo;Başbuğ Türkeş&rdquo; sloganları atarak, &quot;Çankaya yokuşunda balam, Asya&#39;nın Bozkurtları&quot; marşını söyleyerek geçmiştik.</p><strong>Hakkı Öznur, Ankara Kitap Fuarı&#39;nda imza gününde</strong><p>Davasına, ülküsüne, bayrağına, milletine sevdalı, Türk milliyetçiliği ülküsünün yılmaz savunucusu, Ülkücü hareketin kurucu lideri, Başbuğ&#39;um Alparslan Türkeş ile Anadolu&#39;yu karış karış gezdiğimiz ve Başbuğ&#39;un liderliğinde ülküdaşlarıma ve milletimize hitap ettiğim günler aklımdan hiç çıkmıyor.</p><p>Türk milletinin ve Türk dünyasının Başbuğ dediği, büyük lider Alparslan Türkeş ile Ankara&#39;nın yoksul gecekondu semtlerinden olan Altındağ, Mamak gibi muhitlerde ev toplantıları, kahve toplantıları, mahalle ziyaretleri olmuştu. İşte o günlerden arta kalan bir fotoğraf karesi; 35 sene önce Ramazan ayında yine Ankara&#39;nın Altındağ semtinin yoksul gecekondularında kıymetli Başbuğ&#39;umuz Alparslan Türkeş ve dava arkadaşlarımızla birlikte bir teravih namazı öncesi, şanlı bir mazi, davasına adanmış bir nesil&hellip;</p><p>&ldquo;Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.&rdquo; dedikleri değerli bir hatıra.</p><p>Her iki büyük liderimizin de hepimizin üzerinde emeği ve hakkı vardır.</p><p>Kendileriyle çok yakın bir hukukum olmuştur.</p><p>Onlardan çok şeyler öğrendim. Onlardan çok istifade ettim.</p><p>Buhranlı ve zor dönemlerde Türk milletine istikamet veren, yol gösteren iki büyük lideri, rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş&#39;i vefatının 26  yıl dönümünde, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu da şehadetinin 14. yıl dönümünde bir kez daha rahmet, minnet ve dualar ile yad ediyorum. Cenab-ı Rabb&#39;ül alemin mekanlarını cennet, makamlarını &acirc;li eylesin.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-vefatinin-26-yilin_1680624448_zQpclh.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur, vefatının 26. yılında Alparslan Türkeş'i yazdı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-vefatinin-26-yilin_1680624448_zQpclh.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur, şehadetinin 14. yılında 'Model şahsiyet Yazıcıoğlu'nu anlatıyor]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-sehadetinin-14-yilinda-model-sahsiyet-yazicioglu-nu-anlatiyor/84536/</link>
            <description><![CDATA[Şehadetinin 14. yılında Muhsin Yazıcıoğlu'nun kabri başında anma programı düzenlendi. Programa katılan Hakkı Öznur'un konuşması ve yayımladığı mesajın tam metni...]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-sehadetinin-14-yilinda-model-sahsiyet-yazicioglu-nu-anlatiyor/84536/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Sun, 26 Mar 2023 18:57:42 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Şehit lider <strong>Muhsin Yazıcıoğlu,</strong> şehadetinin 14. yılında kabri başında okunan Kur&#39;an-ı Kerim ve yapılan dualarla anıldı, mezarı çiçeklerle donatıldı. Anma programına merhum Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun ailesi başta olmak üzere binlerce dava arkadaşı ve sevenleri katıldı. Kabrini gün içinde on binlerce vatandaş ziyaret ederek dualar ettiler. Kabrin başında, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşı, camianın ağabeyi, Ülkücü hareketin kanaat önderlerinden <strong>Hakkı Öznur,</strong> Avrupa Nizam-ı Alem Federasyonu Genel Başkanı <strong>Erol Yazıcıoğlu,</strong> birer konuşma yaptı. Yazıcıoğlu ailesi adına ise şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun oğlu<strong> Furkan Yazıcıoğlu,</strong> bir konuşma yaparak Anadolu&#39;nun dört bir yanından ve yurt dışından gelen dava ve yol arkadaşlarına, sevenlerine, vatandaşlara teşekkür etti.Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur&#39;un konuşması ve yayımladığı mesaj:<p>Acımız hala dipdiri. Hüznümüz devam ediyor.</p><p>Şehit liderimiz  Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun şehadetinden bugüne 13 yıl, 11 ay, 28 gün geçti. Toplam 5114 gün geçti. Şehadetinin 14. seneidevriyesinde şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve onunla birlikte şehadete yürüyen dava arkadaşlarımızı rahmetle, şükranla ve özlemle y&acirc;d ediyoruz. Ruhları ş&acirc;d, mek&acirc;nları cennet, makamları &acirc;li olsun.</p><p>Devlet ve millet olarak zor zamanlardan geçiyoruz. Milletler, önderlere, liderlere ve gerçek devlet adamlarına bu zor zamanlarda ihtiyaç duyarlar. Büyük ülkü ve devlet adamları, idealist insanlar, devlete, millete, vatana, sahip çıkmalarıyla, varlıklarıyla, duruşlarıyla, yol göstermeleriyle anılırlar ve aranırlar. İşte, milletin adamı, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu da bugün aranan, özlenen, anılan büyük devlet adamlarından biriydi.</p><p>11 ilimizde meydana gelen deprem, ülkemizi büyük bir acıya boğdu. Bugün yaşadığımız bu acılar dinmeden devam ederken, siyaset 14 Mayıs&#39;ta yapılacak olan cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerine odaklanmıştır. Ülkemizin yaşadığı bu kadar acı yetmezmiş gibi siyasette kutuplaşma ve cepheleşme de maalesef katlanarak devam ediyor. </p><p> Milletçe acımız büyük, hüznümüz ve kederimiz tarifsizdir. 6 Şubat&#39;ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen iki büyük deprem sonunda resmi kayıtlara göre 11 ilimizde 50 binin üzerinde vatandaşımızı kaybetmiş, on binlercesi yaralanmış ve sakat kalmıştır.</p><p>Sağduyulu, toplumu sarıp kucaklayan ve kuşatan, gönülden, yürekten barış diliyle yapıcı, onarıcı mesajlar vermesi gereken siyaset elitleri, maalesef bunu bir türlü başaramıyorlar.  Bugün ötekileştirici  siyaset dili, ayrıştırmayı körükleyen ana unsur olmuştur. Bu çok tehlikeli bir dil ve asla siyasette kullanılmaması gerekiyor.</p><p>Bugün ülkemizde, eskilerin &quot;kaht-ı ric&acirc;l&quot; yani &ldquo;devlet adamı kıtlığı&rdquo; dedikleri bir süreç yaşanıyor. Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yokluğu hem devlet nezdinde hem millet nezdinde derinden hissediliyor. Toplumun bütün kesimleri birleştirici, bütünleştirici, yol gösterici, sağduyulu, itidalli tavrıyla hep örnek olmuş Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu özlemle arıyor.</p><p>MODEL ŞAHSİYET:  MUHSİN YAZICIOĞLU</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun siyaset çizgisi, ayrıştırıcı değil birleştirici, ötekileştirici değil bütünleştiriciydi. Muhsin Yazıcıoğlu, her daim adaletten, demokrasiden, milletten yana olmuştur. Anadolu&#39;nun bağrından çıkan bu yiğit liderin, bu büyük siyaset ve millet adamının kahramanca, idealist mücadelesi toplum da her zaman büyük saygı uyandırdı. Milyonlarca insan ona sevgi ve hürmet besledi. Onun dik duruşuna davasına olan bağlılığına hep hayran oldu.</p><p>İstibdada karşı istiklale aşık olan Muhsin Yazıcıoğlu, sağlam karakterli, yüksek ahlaklı ve dik duruşlu bir dava adamıydı. İstikamet ve vakar sahibiydi.</p><p>Milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu, siyaset üreten bütün kesimlerle monoloğu değil diyalogu tercih eden, konuşmalarında vatandaşları kucaklayıcı bir dil kullanan ve bir siyasetçide olması gereken bütün güzel vasıfları üzerinde toplamış, bir rol-model siyasetçi, yüksek bir şahsiyet, özüne ve sözüne kayıtsız itimat ve itibar edilen tertemiz bir devlet adamıydı.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, yaptığı konuşmalarında devletin öfkeyle, nefretle, kinle, hırsla yönetilemeyeceğini söylemiş, devleti yönetimine talip olanlara, seçilip hükümet olanlara ve yönetimi elinde tutanlara &ldquo;Milleti karşınıza almayın, milletin milli ve manevi değerlerine saygılı olun. Ülkemize ve milletimize karşı sorumlu olduğunuzu unutmayın&rdquo; diye de tavsiyelerde bulunmuştur.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, toplumu ayrıştıran, ötekileştiren kin ve nefret dolu üslubu hep tehlikeli bulmuş, kışkırtıcı dil ve söylemi, öfkeyi, inatlaşmayı ve kutuplaştırmayı, bir siyaset tekniği olarak kullanan siyasetçileri de nazik bir dille eleştirmiştir. </p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, gelip geçici makamlar uğruna nefsinin esiri olmamış, ihtiraslara kapılmamış ve güç zehirlenmesi yaşayan, otokrasiye saplanan, kendini &ldquo;tek adam&rdquo; olarak gören, kibir abidesi siyasetçileri de daima uyarmıştır.</p><p>Siyasal yönetimlerin tek adam anlayışını kabul etmeyen Yazıcıoğlu, vatandaşları &ldquo;benden yana olanlar&rdquo; ve &ldquo;öteki tarafta olanlar&rdquo; diye ikiye ayıran düşünceyi zararlı bulmuş, &ldquo;insanları ötekileştirerek bir yere varılamayacağını&rdquo; çok kez ifade etmiştir. </p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, milletin evlatlarını &ldquo;bizler&rdquo; ve &ldquo;onlar&rdquo; diye ayırmazdı!  Ötekileştirici siyaset tarzını tehlikeli bulur ve bu dili ve söylemi kullananların demokrasiye ve aziz milletimize zarar verdiklerini söylerdi.</p><p>Türk milleti, bugün Muhsin Yazıcıoğlu gibi sözüne itimat edilen, güvenilen, ilkeli, seviyeli, tutarlı, toplumun değerlerine bağlı hassasiyetlerini bilen, devleti ve milletini tanıyan bir insanı cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor.</p><p>Bugün ülkemiz, Cumhur İttifakı ve Millet ittifakı olarak ikiye ayrılmışsa ve bu milletin üzerinde tam anlamıyla ittifak ettiği bir siyasi kişilik cumhurbaşkanı adayı olarak toplumun karşısına çıkmamışsa, bu elbette ülkemiz açısından çok acı bir durumdur. Bugün herkes, siyasilerden toplumun geniş kesimlerine kadar Muhsin Yazıcıoğlu gibi milleti ve devleti bilen, tanıyan bir siyasetçinin cumhurbaşkanı adayı olmasını istiyorsa bu çok önemlidir.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu hayatta olsaydı &ldquo;toplumsal mutabakatla&rdquo;, &ldquo;ortak akılla&rdquo; cumhurbaşkanlığına aday gösterilir ve milletin geniş desteğiyle cumhurbaşkanı seçilirdi.</p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU ÇİZGİSİ, HAK, HUKUK, ADALET ÇİZGİSİDİR</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun &ldquo;gizli ajandası&rdquo; yoktu. Açık, şeffaf ve milletiyle, dava arkadaşlarıyla iç içe, bir bütün olan milli bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu için kişilerin, grupların bekası değil, devletin, milletin bekası, ülkenin yarınları önemliydi. Muhsin Yazıcıoğlu, asla çıkarların adamı olmadı, daima fikirlerin adamı oldu. O, siyasi parti başkanının ötesinde tarihi bir kişilikti.</p><p>Günümüzün bazı siyasi liderleri gibi makyavelist değildi, oportünist değildi, ikiyüzlü değildi. Siyaseti kirletenlerle hep mücadele etmiş, temiz siyaseti savunmuş bir liderdi. &lsquo;Aldanmadı&#39;, &lsquo;aldatmadı&#39;, milletimizden özür dileyecek yanlışlar yapmadı.</p><p> &ldquo;Lekesiz, gölgesiz adalet&rdquo;, &ldquo;size tek şey vaat ediyorum adalet&rdquo; diyen, hak, adalet ve hürriyet ilkelerine hep bağlı kalan Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi yaşamı boyunca yasakçı, baskıcı, dayatmacı, ceberut zihniyetlerle mücadele etti.</p><p>Özgürlükçü demokrasiyi, güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemi ve demokratik siyaseti savunan, askeri vesayete, parti vesayetine ve her türlü vesayetçiliğe karşı çıkan, adalet ve demokrasi temelli siyaset yapan Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye&#39;nin demokratikleşmesi ve her türlü vesayetin ortadan kalkması için mücadele etmiştir.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, milletine asla yalan söylemedi, Politikanın hiçbir kiri bulaşmadı üzerine. Hep dik durdu, düz yaşadı. Çizgisini bozmadı, istikametini değiştirmedi. İnandığı değerlere hep bağlı kaldı. İstikameti-kıblesi dosdoğru bir dava adamı olarak yaşadı.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, tarihi tecrübesiyle, birikimiyle, kamplaşmaya, cepheleşmeye, kutuplaşmaya, karşı çıkmış, ötekileştirici ve gerilim üreten kirli politikaları şiddetle eleştirmiş, bu konularda siyasileri ve hükümetleri uyarmış, demokrasiyi ve adaleti savunmuştur.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, otokratik siyasete ve otoriter heveslere daima millet adına karşı çıkmış, demokratik, sivil siyaseti savunmuştur. Vesayetten ve güçten yana değil, milletten, haktan ve haklıdan yana taraf olmuş, hukukun üstünlüğünü savunmuştur.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, siyasette otoriterleşme eğilimlerine hep dikkat çekmiştir. Tek parti güdümlü otoriterleşmeye karşı durmuş, demokrasiyi ve özgürlükleri savunmuştur. Her zaman otoriter, hegemonik ve despotik iktidarlara ve ceberut devlet anlayışına karşı olmuştur.</p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU ÇİZGİSİ, OTOKRATİK SİYASETE VE OTOKRAT LİDERLERE KARŞIDIR</p><p>Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun 31 yıl önce ortaya koyduğu &ldquo;sivil inisiyatif programı&rdquo; sivil toplum, sivil siyaset, sivil anayasa, adalet, demokrasi ve özgürlük vurgusu ile Türk demokrasi tarihinde bir ilk ve önemli bir yere sahiptir. Sivil toplum, sivil siyaset vurgusu yapan, demokrasi dışı arayışlara bir reddiye olan bu program halen bugün bile geçerliliğini korumaktadır.</p><p>Sivil siyaset programı; sivil siyaset, sivil toplum, vurguları, askeri vesayete ve darbe anayasalarına karşı çıkan, sivil bir anayasa ve özgürlükçü demokrasiyi savunan, milli iradeye sahip çıkan özgün düşünceler, ilkeli, seviyeli siyaset anlayışı başta aydınlar, sivil toplum kuruluşları olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinin dikkatini çekmiş, destek bulmuştu.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu çizgisi, demokrasi düşmanlarına asla boyun eğmez, hiçbir güç ve odak tanımaz, askeri vesayete karşı çıkar, vesayetçiliği mahk&ucirc;m eder.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu çizgisi, otokratik siyasete, otokrat liderlere, otoriterleşmeye ve otoriter eğilimlere kökten karşıdır. Siyasette her türlü otoriterleşme eğilimlerini demokrasi için tehlike olarak görür.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu çizgisi, 28 Şubat sürecinde BAAS tipi dikta rejimi kurma çabasına girenlere karşı ilkeli bir duruş sergileyen, &ldquo;namlusunu milletine çevirmiş bir tankı asla alkışlamam&rdquo;, &ldquo;Türkiye, İran olmayacak, Cezayir olmayacak, Suriye yapılmasına da biz asla müsaade etmeyeceğiz&rdquo; diyen, milletten yana olan milli ve yerli bir çizgidir.</p><p>İLKESİZLER, ÜLKÜSÜZLER, HESAP ADAMLARI, KORKAKLAR, SARAYLARA KOŞARLAR</p><p>İlkesizler, ülküsüzler, hesap adamları, korkaklar saraya koşar, saraya biat eder, teslim olurlar. Dava adamları ise dik durur, inandıkları davanın peşinde, ülkülerinin peşinde koşarlar.</p><p>Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşlarının yönü, istikameti, çizgisi, bellidir. Bizim yönümüz saray, saraylar, köşkler değil, Taceddin Derg&acirc;hıdır.  Biz, saraya, muktedirlere bakarak hareket edenlerden değil, ilkelerine ve ülkülerine bakarak hareket eden Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşlarıyız.</p><p>Önceliğimiz, &ldquo;ilkelerimiz ve değerlerimiz&rdquo;dir. Siyaset, ilkeler ışığında ülkeye hizmet etmenin adıdır. Siyasi tutarsızlık ve ilkesizlik ise asla kabul edilemez ve onaylanamaz. İradesini muktedirlere, güç merkezlerine, odaklarına teslim edenler asla &ldquo;özgür olamazlar&rdquo;, ilkeli bir duruş sergileyemezler.</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, 2006 yılının Haziran ayında Birlik Akademisi&#39;nde verdiği bir konferansta, dik duruş ortaya koyamayan siyasetçilerle ilgili olarak tarihe geçen şu sözleri söylemiştir:</p><p>&ldquo;Ben siyaseti, Allah rızası ve içinden çıkmış olduğum Türk milleti için yaptım. Siyasette her zaman açık, şeffaf ve ilkeli olacaksınız. Milletine hizmet etmek isteyen siyasetçi, her zaman dik durmalıdır. Hakkı söylemek, kolay iş değildir, dik durmayı gerektirir. Açığı olanlar, diyet borcu olanlar, dik duruş ortaya koyamazlar. Eğilenler, bükülenler, yamulanlar, sistemin adamı olurlar, silinir giderler. İktidarlarla, güç odaklarıyla, çıkar çevreleriyle menfaat ilişkisine girenler, kirli ve karanlık ilişkileri olanlar, çok kolay teslim alınırlar. Ardından güç odaklarının istediklerini yerine getirirler ve onların maşası olurlar, onların söylediklerinin dışına çıkamazlar.&rdquo;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu 19 Mart 2009 günü Karaman seçim bürosunda şu tarihi sözleri söylemiştir. </p><p>&quot;Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Bir saniyesine bile h&acirc;kim olamadığımız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.&quot;</p><p>İ&#39;l&acirc;-yı Kelimetullah ve Nizam-ı Alem  davasının yılmaz savunucusu, &lsquo;Kendimi bildim bileli Ülkücüyüm&#39;, &lsquo;Türk milliyetçisiyim&#39; diyen, bir İstikl&acirc;l Marşı &acirc;şığı olan, milletini ve devletini &ldquo;aşk&rdquo; derecesinde seven Muhsin Yazıcıoğlu; &ldquo;Benim hayatımda hiçbir karanlık nokta olmadı. Hiç kimsenin çantasında beni tehdit edecek bir tek belge, bir tek bilgi bulunamaz! İç odak dış odak tanımam, baskıya, dayatmaya, zulme boyun eğmem. Siyasi yaşamım zalimlerle, zulmedenlerle, mafyayla, çetelerle, hırsızlarla mücadeleyle geçmiştir&rdquo; diyen ve tertemiz kadrolarla siyaset yapan bir Anadolu eridir. </p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU: &ldquo;ABD&#39;NİN, İSRAİL&#39;İN, KÜRESEL MAFYANIN ADAMI OLMAYI KABUL ETSEYDİM ÇOKTAN BAŞBAKAN OLURDUM&rdquo;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, küresel projelere alet olmamıştır. Küresel güçlere boyun eğmemiş, teslim olmamış ve millet adına alayına meydan okumuştur. Küresel emperyalizm ve iş birlikçileri ile daima mücadele etmiştir.</p><p>Afyon-Emirdağ&#39;daki konuşmasında şu sözleri, Türk siyasi tarihi ve demokrasisi açısından son derece önemlidir:</p><p>&ldquo;Eğer, Amerika&#39;nın, İsrail lobilerinin, AB fonlarının, küresel mafyanın, Türkiye&#39;yi sömüren sermayenin, çetelerin adamı olmayı kabul etseydim, başbakan yardımcısı olurdum, başbakan da olurdum, başka şeyler de olurdum. Ama ben sizinle yürümek istediğim için tenezzül bile etmedim, etmem de. Dış güçlerin dediklerini kabul etseydim, onların projelerinde yer alsaydım, başbakan da olurdum, iktidara da gelirdik. Ben milletin adamıyım. İktidara geleceksem milletimin desteğiyle gelirim, dış güçlerin, karanlık mihrakların desteğiyle değil. Ben sadece milletimden güç alırım, vesayetçilerden, kirli yol ve yöntemlerle siyaseti dizayn etmeye çalışan iç ve dış mihraklardan değil.&rdquo;</p><p>Yazıcıoğlu yaptığı bir meydan konuşmasında şunları ifade ediyordu:</p><p>&ldquo;Ülkemize yönelik küresel, siyaset mühendisliği yapılıyor. Küresel iradeye boyun eğmem. Sermayenin, statükonun emrine girmem. &lsquo;Başbakan olacağım&#39; diye, &lsquo;cumhurbaşkanı olacağım&#39; diye inançlarıma, ilkelerime, davama ihanet etmem. Geleceksem iktidara milletimin desteğiyle gelirim. Biz parayla, makamla, mevki ile satın alınacak adamlar değiliz.</p><p>Biz milletimizle siyaset yaparız ve ancak büyük Türk milletine hizmet ederiz. Biz bağımsız bir siyaseti, millete dayanan bir siyaseti, ilkemiz edindik. Hiçbir odak bizim siyasetimize ve duruşumuza müdahale edemez. Bu milli ve yerli çizgimizden ve milli duruşumuzdan asla taviz vermeyiz.&rdquo;</p><p>Milletin adamı Muhsin Başkan, 31 yıl önce askeri vesayete, bürokratik oligarşiye, oligarklara, milli irade düşmanlarına, şu tarihi sözlerle meydan okuyordu:</p><p>&ldquo;Biz bu ülkede toplumsal barışı, sosyal adaleti, yaşanabilir, özgür ve demokrat bir Türkiye&#39;yi tesis etmek, kurmak için yola çıktık. Milletle kavgalı, milletin inanç ve değerleriyle alay eden tahakkümcü, dayatmacı, baskıcı, ceberut sistem mutlaka değişmelidir ve Allah&#39;ın izniyle de değişecektir. Kendilerini, milletin ve demokrasinin üstünde gören güç ve odaklarla mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.&rdquo;</p><p>KAÇIŞINIZ YOK! BİR GÜN MUTLAKA YARGILANACAKSINIZ</p><p>Milletimizin ve kamuoyunun &ldquo;suikast&rdquo; dediği olayın üzerinde tam 14 yıl geçti. Liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştükleri elim olay aydınlatılamadı. Tam aksine, dosya karatılmaya, kapatılmaya, örtbas edilmeye çalışılmıştır. Muhsin Yazıcıoğlu davasında devam eden mahkeme süreçleri, eylemin örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir. Ortaya konan raporlar, belgeler, ifadeler, somut deliller, olayın suikast olduğunu ortaya koymuştur.</p><p>AKP hükümeti 14 yıldır &ldquo;kaza&rdquo;, &ldquo;peşini bırakın, bu işle uğraşmayın&rdquo; diyor. Devlet içinde hükümet içinde ordu içinde bürokrasi içinde bu olayı örtbas etmeye, karartmaya, kapatmaya çalışıyorlar.</p><p>İç ve dış mihraklar, devlet ve millet düşmanları, bu hain emellerinde asla muvaffak olamayacaklar.</p><p>Zannetmesinler ki suikastın peşini bırakacağız. Zannetmesinler ki kumpasçıların yaptıklarını yanlarına bırakacağız. Zannetmesinler ki susacağız, korkacağız, çekineceğiz, meydanları terk edeceğiz.</p><p>&ldquo;Muhsin Yazıcıoğlu, bizim kırmızı çizgimizdir&rdquo; diyen aziz milletimiz ve yiğit Alperenler, bu olayın peşini asla bırakmayacaktır. Kimse bu davayı örtbas edemez, karartamaz, kapatamaz. İhmalleri, kusurları ve suçları olanlar, elbette adalet önünde hesap vereceklerdir. Nereye giderlerse gitsinler, nereye kaçarlarsa kaçsınlar, nereye saklanırlarsa saklansınlar, cehennemin dibine de gitseler, onları bulmak ve mutlaka yargı önüne çıkartmak boynumuzun borcudur.</p><p>Biz, büyük lider, millet önderi, milletin adamı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yol arkadaşlarıyız, dava arkadaşlarıyız. Hiçbir güç, odak bize boyun eğdiremez. Hiçbir güç ve odak, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava arkadaşlarını, Alperen kadrolarını hak yoldan, Kur&#39;an yolundan, millet yolundan döndüremez.</p><p>Bizler, Muhsin Başkan&#39;ın dava ve yol arkadaşlarıyız. Sözümüzü söylemekten asla çekinmeyiz!</p><p>Biz, milli, yerli ve Ülkücü siyasetten, tam demokrasiden hukuk devletinden yanayız!</p><p>HİKAYESİ HİKAYEMİZ  HAYALLERİ  HAYALLERİMİZDİR</p><p>Hik&acirc;yesi hik&acirc;yemiz, hayalleri hayallerimizdir.</p><p>Hayatı boyunca zalimlerin önünde asla başını öne eğmeyen, her türlü güç ve şer odaklarına karşı dik durarak Hakk&#39;ın ve haklının yanında yer alan şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun misyonunu, inançla, kararlılıkla sürdüreceğiz. Hakkı, adaleti, sadakati, samimiyeti ve ahlakı, bu davanın mensupları olarak savunmaya devam edeceğiz.</p><p>Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun izinde giden dava arkadaşları, ülküdaşları, şehit liderlerinin öğrettiği yüce ülkü ve değerlerin ışığında adaleti, demokrasiyi savunmaya, milletin adamları olmaya devam edeceklerdir. Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun söylediği gibi dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz.</p><p>Ömrünü, aziz Türk milletine, Türk-İslam ülküsüne vakfetmiş, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu ile beraber olduk. İyi ki onun gibi yiğit bir liderle, adam gibi adamla yol ve dava arkadaşı olmuşuz. Ne mutlu bizlere&hellip;</p><p>Rabbimizin yüce kitabında Muhsinleri sevdiğini ferman ettiği ayetlerindeki gibi kendini Allah&#39;a adamış yiğit ve güzel bir insandı Muhsin Başkan&hellip;</p><p>Şehadetinin 14. seneidevriyesinde Muhsin Başkan&#39;ımızı ve şehadete yürümüş tüm şehitlerimizi, dava büyüklerimizi, dava arkadaşlarımızı, rahmetle y&acirc;d ediyorum.</p><p>Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun. Onları asla unutmadık ve unutmayacağız.</p><p>Ey şehit liderim;</p><p>Davan davamız, yolun yolumuz, kavgan kavgamız, sevdan sevdamızdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-sehadetinin-14-yil_1679857177_38BXow.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur, şehadetinin 14. yılında 'Model şahsiyet Yazıcıoğlu'nu anlatıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-sehadetinin-14-yil_1679857177_38BXow.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazarımız Cemal İncesoyluer hayatını kaybetti]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/yazarimiz-cemal-incesoyluer-hayatini-kaybetti/84534/</link>
            <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesinde diyabet nedeniyle bir süredir tedavi gören İncesoyluer, sabaha karşı yaşamını yitirdi.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/yazarimiz-cemal-incesoyluer-hayatini-kaybetti/84534/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/medya-iletisim/">Medya İletişim</category>
            <pubDate>Thu, 16 Mar 2023 22:19:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Haber Platosu yazarı<strong> Cemal İncesoyluer</strong> hayatını kaybetti.</p><p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesinde diyabet nedeniyle bir süredir tedavi gören İncesoyluer, sabaha karşı yaşamını yitirdi.</p><p>İncesoyluer için önce Tokat Gazeteciler Cemiyeti önünde tören düzenlendi. <strong>Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu</strong>&#39;nun da katıldığı törende İncesoyluer&#39;i meslektaşları son yolculuğunda yalnız bırakmadı.</p><p>Cemal İncesoyluer&#39;in naaşı ikindi vakti Ali Paşa Camisi&#39;nde kılınan cenaze namazının ardından Erenler Mezarlığında toprağa verildi.</p><p>İncesoyluer&#39;in vefatı sevenlerini ve basın camiasını hüzne boğdu.</p><p><strong>Tokat Valisi Numan Hatipoğlu,</strong> İncesoyluer&#39;in vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı.</p><p>Hatipoğlu, &ldquo;Tokat Gazeteciler Başkanı Cemal İncesoyluer beyefendiye Yüce Mevla&#39;dan rahmet sevenlerine sabır diliyorum.&rdquo; ifadesini kullandı.</p><p><strong>Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu, </strong>sosyal medya hesabından &ldquo;Geçirdiği rahatsızlık sonucu vefat eden Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cemal İncesoyluer&#39;e Allah&#39;tan rahmet; ailesine ve tüm basın camiasına baş sağlığı diliyorum.&rdquo; paylaşımında bulundu. Eroğlu, cenaze töreninin ardından da şu paylaşımı yaptı:</p><p> &ldquo;Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cemal İncesoyluer&#39;i, Ali Paşa Camii&#39;nde kılınan namazın ardından ebediyete uğurladık.</p><p>Rabbim, mek&acirc;nını cennet eylesin...&rdquo;</p><strong>Cemal İncesoyluer</strong><p><strong>TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca </strong>da İncesoyluer&#39;in vefatı dolayısıyla mesaj yayımladı.</p><p>Karaca&#39;nın taziye mesajı şöyle:</p><p> &ldquo;Acımız büyük. Federasyonumuzun genel başkan yardımcılığını yapan, çok değerli meslektaşımızı, abimizi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Cemal abimize Allah&#39;tan rahmet, ailesine ve basın camiasına başsağlığı diliyorum.&rdquo;</p><p>Gazeteci <strong>Kamuran Akkuş</strong> da İncesoyluer&#39;in vefatının ardından hüzünlü bir yazı kaleme aldı. Akkuş, sosyal medya hesabından taziye mesajı paylaşırken İncesoyluer&#39;le ilgili anılarına da yer verdi.</p><p>Akkuş&#39;un paylaşımı şöyle:</p><strong>VEFALI DOST, GAZETECİ-YAZAR CEMAL İNCESOYLUER&#39;E VEDA</strong> <strong>&ldquo;Yollarımız 1993&#39;te İstanbul&#39;da Beklenen Vakit gazetesinde kesiştiğinde ben İstanbul istihbarat servisinde görevli bir muhabir, kendisi de Reklam ve Dış İlişkiler Yönetmeni idi. Henüz 19&#39;umda idim o ise 32 yaşındaydı. Hitabıyla, üslubuyla, ses tonuyla, duruşu ve kıyafeti ile haza bir Osmanlı beyefendisi idi.</strong><strong>Sonra&hellip; Araya yıllar ve yollar girdi...</strong><strong>1995&#39;te Nabi Avcı&#39;nın yayın yönetmenliğinde Yeni Şafak gazetesinin kurucu Ankara Temsilcisi oldu. Ses getiren birçok habere imza attı onun yönetiminde Ankara büro.</strong><strong>1997 yılında yolumuz tekrar kesişecekti. Yeni gazete projesinin rafa kaldırılmasıyla ömrü kısa süren Sabah Medya Grubu macerasına nokta koymuş, yeni bir mecra arayışına koyulmuştum. Ekim ayı başıydı. İstanbul Bakırköy&#39;de yazdan kalma bir gündü&hellip; Özgürlük Meydanı&#39;nın oralarda bir meslektaş kalabalığı gördüm; kameramanlar, foto muhabirleri, muhabirler&hellip; Haliyle yaklaştım. Baktım bir basın açıklamasını takip ediyorlar. Kalabalık meslektaş grubu içinde Yeni Şafak&#39;tan Muhammed Pamuk arkadaşımla karşılaştım. Selam sabahtan sonra söze girdi:</strong><strong>- Cemal abi yana döne seni arıyor, sana bir türlü ulaşamamış. &ldquo;Bana Kamuran&#39;ı bulun&rdquo; diyor.</strong><strong>- Neden ki?</strong><strong>- Kendisi Yeni Mesaj gazetesinin haber müdürü oldu. Mutlaka seninle çalışmak istiyor.</strong><strong>Şirinevler&#39;deki gazete binasına aynı gün gittim, konuştuk, el sıkıştık. Gelecek planımda Ankara&#39;da gazetecilik yapmak vardı var olmasına da&hellip; Ummadığım bir anda Ankara defteri açılmıştı benim için; Yeni Mesaj gazetesinin Ankara haber müdürü olmuştum.</strong><strong>Türkiye&#39;nin yakın siyasi tarihinde kilometre taşı niteliğindeki birçok hadiseye şahitlik ettik o dönem. Refah Partisi&#39;nin (RP) Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılması takip ettiğimiz en flaş gelişmeydi.</strong><strong>Çok güzel bir dönem geçirdik gazetede Cemal Bey&#39;in yönetiminde. Gayet nezih, insani bir iletişim köprüsü vardı İstanbul-Ankara arasında. Bunda Cemal Bey&#39;in katkısı büyüktü. Genel Yayın Yönetmeni değerli Mehmet Emin Koç&#39;un katkısını anmak da üzerimde bir borç.</strong><strong>***</strong><strong>Sonrası yine ayrılık&hellip; Yine farklı mecralar, yıllar ve yollar&hellip;</strong><strong>2015&#39;te tekrar iletişimi sıklaştırdığımızda memleketine yerleşmişti, Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına seçilmişti. Ankara&#39;da birkaç kez bir araya geldik. 2018 sonu ve 2019 başlarında iki kez Tokat&#39;a gittim. İlk gidişimde Cemal abinin &ldquo;karşılaması&rdquo;, mükellef bir Tokat kebabı ile oldu. İkramın tadı h&acirc;l&acirc; damağımda, Cemal abinin sohbetinin lezzeti belleğimde canlı. O günlerde Tokat&#39;a ilişkin bazı projeler konusunda birlikte beyin teri döktük.</strong><strong>***</strong><strong>Cemal İncesoyluer&#39;in kalemi de kelamı da kuvvetliydi. Sözcükleri ve sözleri uzatmaz, kelimeleri israf etmez; kısa öz bir şekilde mesajı yerli yerine oturturdu.</strong><strong>***</strong><strong>Vefalı dost Cemal İncesoyluer, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle bir süredir yoğun bakımda tedavi gördü. Bugün (16 Mart 2023) Hakk&#39;ın rahmetine kavuştu. Yine bugün ikindi vakti memleketi Tokat&#39;ta toprağa verildi.</strong><strong>Allah rahmet eylesin. Makamı &acirc;l&icirc; olsun.</strong><strong>Yakınlarına, sevenlerine, basın camiasına sabır diliyorum.&rdquo;</strong> <strong>CEMAL İNCESOYLUER KİMDİR?</strong><p>1961&#39;de Tokat&#39;ta dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Tokat&#39;ta tamamladı. İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü&#39;nde öğrenim gördü. Gazetecilik mesleğine 1979 yılında Milli Gazete&#39;de musahhih olarak adım attı.  Askerlik dönüşü Tokat&#39;ta Birikim adıyla dergi yayımladı. Dört yıl süreyle Tokat Valisi Recep Yazıcıoğlu&#39;nun basın danışmanlığını yaptı. İhlas Haber Ajansının (İHA) Tokat muhabirliğini yaptı, Beklenen Vakit gazetesinde Reklam ve Dış İlişkiler Müdürü ve Cuma Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, Yeni Şafak gazetesinin Ankara temsilcisi, Sağduyu ve Yeni Mesaj gazetelerinde haber müdürü, Menajer dergisinin yayın koordinatörü, İHA&#39;da haber redaktörü, Başkent Tv&#39;de genel koordinatör görev aldı. Ayrıca İskilip Belediye Başkan Yardımcısı, Recep Yazıcıoğlu&#39;nun valiliği döneminde Denizli Valiliği Basın Danışmanı ve Mamak Belediyesi Basın Danışmanı olarak görev yaptı. Ulusal ve yerel gazetelerde üç bini aşkın makalesi yayımlandı. &quot;Bir Kent Bir Adam Bir Yorum&quot; ve &quot;Şafak Operasyonu&quot; isimli iki kitabı bulunuyor. Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi olan İncesoyluer, Tokat Haber gazetesi ve Haber Platosu internet haber portalında, günlük köşe yazdı. Tokat&#39;ta Yeni Dönem Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği görevinde bulundu. Milli İrade gazetesinin ve Kanal 101 haber portalının yayın yönetmenliğini yürüten İncesoyluer, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı idi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/yazarimiz-cemal-incesoyluer-ha_1678994355_NJnLyA.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazarımız Cemal İncesoyluer hayatını kaybetti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/yazarimiz-cemal-incesoyluer-ha_1678994355_NJnLyA.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Vakıflar Genel Müdürlüğü burs miktarını artırdı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/vakiflar-genel-mudurlugu-burs-miktarini-artirdi/84526/</link>
            <description><![CDATA[Vakıflar Genel Müdürlüğü ortaöğrenim, yükseköğrenim ve yabancı uyruklu öğrencilere verilen burs miktarlarını güncelledi.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/vakiflar-genel-mudurlugu-burs-miktarini-artirdi/84526/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Wed, 01 Mar 2023 15:15:22 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>AKAJANS - </strong>Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ortaöğrenim, yükseköğrenim ve yabancı uyruklu öğrencilere verilen burs miktarlarına güncelleme yapıldı.</p><p>Öğrenciler bursları 2023 yılı mart ayından itibaren belirlenen zamlı miktarlarıyla yatacak. Vakıflar Genel Müdürlüğünden ortaöğrenim, yükseköğrenim ve yabancı uyruklu öğrencilere müjdeli haber geldi. 2023 yılı Mart ayından itibaren geçerli olacak şekilde 200 TL olan ortaöğrenim eğitim yardımları 500 TL&#39;ye, yükseköğrenim ile yabancı uyruklu öğrencilere verilen 650 TL&#39;lik burs yardımının ise 1.250 liraya yükseltilmesi kararlaştırıldı.</p><p>Öğrenciler zamlanan burslarını 2023 yılı Mart ayından itibaren almaya başlayacak. Öğrencilerimizin yanında olduğumuzu hissettirmek, bir nebze olsun yaralarına merhem olmak için Vakıflar Genel Müdürlüğü burs miktarlarında artışa gidildi.</p><p>Vakıflar Genel Müdürlüğünün açıklamasında şunlar kaydedildi:</p><p> &ldquo;Kahramanmaraş merkezli ve 11 ilde hissedilen deprem sonrasında ülke olarak ağır hasarlar yaşandı. Asrın felaketi olarak tüm dünyanın kabul ettiği bu depremler sonrası hem bölgelerde yaşayan öğrencilerimiz hem tüm Türkiye&#39;de gençlerimiz ağır travmalarla karşı karşıya kaldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak VGM bursundan faydalanan öğrencilerin yanlarında olunduğunu hissettirmek adına verilen burs miktarlarında artışa gidildi. Tüm öğrencilerimize bu artışın hayırlı olmasını diliyoruz.&rdquo; </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/vakiflar-genel-mudurlugu-burs-_1677672922_awsfiZ.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Vakıflar Genel Müdürlüğü burs miktarını artırdı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/vakiflar-genel-mudurlugu-burs-_1677672922_awsfiZ.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Uğur'suz tam 30 yıl... Mumcu suikastiyle alakalı olay röportaj serisini şimdi okuyun]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/ugur-suz-tam-30-yil-mumcu-suikastiyle-alakali-olay-roportaj-serisini-simdi-okuyun/84508/</link>
            <description><![CDATA[Uğur Mumcu'nun vefatının 30'uncu yılında suikastle ilgili olarak Akajans'ın olay röportaj serisini tekrar okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz. ]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/ugur-suz-tam-30-yil-mumcu-suikastiyle-alakali-olay-roportaj-serisini-simdi-okuyun/84508/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Wed, 25 Jan 2023 00:39:25 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Araştırmacı gazetecilğin duayen ismi Uğur Mumcu 30 yıl önce bugün hain bir suikaste kurban gitti.</p><p><strong>Haber Platosu</strong> olarak Uğur Mumcu&#39;yu rahmet ve minnetle anıyoruz.</p><p>Ölümünün 30&#39;uncu yılında suikastle ilgili <strong>Akajans</strong>&#39;ın olay röportaj serisini tekrar okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz. </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ugur-suz-tam-30-yil-mumcu-suik_1674596365_S3bkpr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Uğur'suz tam 30 yıl... Mumcu suikastiyle alakalı olay röportaj serisini şimdi okuyun ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ugur-suz-tam-30-yil-mumcu-suik_1674596365_S3bkpr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[30 yıllık derin şüphe: Mumcu suikastinde Gladio ve PKK parmağı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/30-yillik-derin-suphe-mumcu-suikastinde-gladio-ve-pkk-parmagi/84507/</link>
            <description><![CDATA[30 yıllık sır cinayetin perdesi ne zaman aralanacak? Mumcu Cinayeti Araştırma Komisyonu Başkan Vekili Diker 2 yıl önce Akajans'a şu açıklamayı yapmıştı: “1993’te uzaktan kumandayla cinayet işlemek kabiliyeti CIA tarafından yerleştirilmiş Gladyo ve PKK’da vardı”]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/30-yillik-derin-suphe-mumcu-suikastinde-gladio-ve-pkk-parmagi/84507/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Wed, 25 Jan 2023 00:27:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>KEMAL ERDOĞAN</strong></p><p><strong>AKAJANS - </strong>Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu&#39;nun bombalı suikastle öldürülmesinin ardından 30 yıl geçti. Aradan 30 yıl geçmesine suikastin üzerindeki sır perdesi rağmen aralanamadı.</p><p>Dönemin TBMM Uğur Mumcu Cinayeti Araştırma Komisyonu Başkan Vekili <strong>Tevfik Diker,</strong> suikasta ilişkin tespit ve soru işaretlerini, bundan 2 yıl önce <strong>Akajans</strong> ile paylaşmıştı.</p><p>Diker, Mumcu cinayetinin 28. yılında yaptığı açıklamada, bir türlü üzerine gidilmeyen, irdelenmeyen çarpıcı soru işaretlerini gündeme taşımıştı.</p><p>İşte o haber:</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/30-yillik-derin-suphe-mumcu-su_1674595653_R4XQL6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 30 yıllık derin şüphe: Mumcu suikastinde Gladio ve PKK parmağı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/30-yillik-derin-suphe-mumcu-su_1674595653_R4XQL6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gazeteci Kayhan Ünal vefat etti]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/gazeteci-kayhan-unal-vefat-etti/84498/</link>
            <description><![CDATA[Başkent basınının renkli isimlerinden gazeteci Kayhan Ünal genç yaşta hayata veda etti]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/gazeteci-kayhan-unal-vefat-etti/84498/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/medya-iletisim/">Medya İletişim</category>
            <pubDate>Sat, 07 Jan 2023 21:14:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>AKAJANS -</strong> Gazeteci Kayhan Ünal hayatını kaybetti.</p><p>Ankara basınının renkli isimlerinden gazeteci <strong>Kayhan Ünal </strong>genç yaşta vefat etti.</p><p>Bir dönem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Basın Danışmanı olarak da görev yapan <strong>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kariyer Uzmanı Kayhan Ünal</strong>, dün saat sabah saatlerinde evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.</p><p><strong>Akajans&#39;</strong>ın haberine göre, 1990&#39;lı yıllarda Radikal gazetesinin Ankara Bürosu&#39;nda muhabir olarak görev yapan, önemli güvenlik haberlerine imza atan Ünal, yaklaşık 20 yıldır bürokrat olarak iş yaşamını sürdürüyordu.</p><p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kariyer Uzmanı Ünal, <strong>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü</strong>&#39;nde ders veriyordu.</p><p>Kayhan Ünal&#39;ın cenazesi bugün Ankara&#39;nın Yenimahalle ilçesindeki Karşıyaka Mezarlığı&#39;nda toprağa verildi.</p><p>Ünal bir kız çocuğu babasıydı.</p><p>Kayhan Ünal&#39;ın vefatını çalışma arkadaşı <strong>Ömür Çelikdönmez </strong>sosyal medyadan şöyle duyurdu:</p><p>&ldquo;Çalışma Bakanlığı eski Basın Müşavirlerinden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kariyer uzmanı, değerli dost Beypazarı Karaşarlı Kayhan Ünal bugün geçirdiği kalp krizi sonucunda aramızdan ayrıldı, Rahmeti Rahmana kavuştu. Cenazesi 7 Ocak Cumartesi günü Karşıyaka Mezarlığı Camisinde öğle namazı sonrası kılınacak cenaze namazının ardından sırlanacak.Ruhu şad mekanı cennet olsun, Allah rahmet eylesin.&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/gazeteci-kayhan-unal-vefat-ett_1673115259_NstZ7h.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gazeteci Kayhan Ünal vefat etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/gazeteci-kayhan-unal-vefat-ett_1673115259_NstZ7h.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Öznur: Muhsin Yazıcıoğlu'nun hikâyesi hikâyemiz, hayalleri hayallerimizdir]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/oznur-muhsin-yazicioglu-nun-hikayesi-hikayemiz-hayalleri-hayallerimizdir/84487/</link>
            <description><![CDATA[Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu, doğumunun 68. yılında kabri başında dualarla anıldı.  Program öncesi gelenlere sıcak çorba, pilav, ayran ve çay ikramı yapıldı, lokma dağıtıldı]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/oznur-muhsin-yazicioglu-nun-hikayesi-hikayemiz-hayalleri-hayallerimizdir/84487/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Sat, 31 Dec 2022 19:47:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu, doğumunun 68. yılında kabri başında dualarla anıldı.  Program öncesi gelenlere sıcak çorba, pilav, ayran ve çay ikramı yapıldı, lokma dağıtıldı. Şehit Yazıcıoğlu&#39;nun mezarı başında Kur&#39;an-ı Kerim ve mevlit okundu. Gönüllere taht kuran lider, dualarla ve okunan Kuran&#39;la yad edildi. Mezarı çiçeklerle donatıldı, gözyaşlarıyla ıslandı.</p><p><br />Düzenlenen programda şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşı, Alperenlerin ağabeyi, Ülkücü fikir ve siyaset adamı Hakkı Öznur, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun 68. doğum yılında, milletin adamı, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun 40 yıllık siyasi yaşamını, milli çizgisini, milli duruşunu, milletten ve demokrasiden yana olan yiğit tavrını, ilkeli duruşunu anlatan bir konuşma yaptı.</p><p>Hakkı Öznur bir de mesaj yayımladı. Öznur, mesajında, Yazıcıoğlu ve büyük mütefekkir, bir Horasan ereni, çağımızın Yesevi&#39;si, Seyid Ahmet  Arv&acirc;si  hocamızı da anlattı.</p><p>O mesajın tam metni:</p><strong>ŞEHİT LİDER MUHSİN YAZICIOĞLU&#39;NUN YOKLUĞU DERİNDEN HİSSEDİLİYOR</strong><p>Milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yokluğu, derinden hissediliyor. Şehadetinden bugüne 13 yıl, 9 ay, 6 gün geçti. Toplam 5030 gün geçti. Acımız, hala dipdiri. Hüznümüz, devam ediyor. Türkiye, yiğit dava adamını, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nu arıyor.<br />Ömrünü, aziz Türk milletine, Nizam-ı &Acirc;lem ülküsüne vakfetmiş, milletin davasına adanmış bir ömür ile milletin adamı, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu, 68 yaşında. <br />Biz Allah yolunda, Kur&#39;an yolunda, millet yolunda şehit düşen Muhsin Başkan&#39;la beraber olduk. İyi ki onun gibi yiğit bir liderle, yol ve dava arkadaşı olmuşuz. Ne mutlu bizlere&hellip;<br />Yiğit lider, şehit lider, Muhsin Başkanımızı ve 31 Aralık 1988 yılında rahmet-i rahmana kavuşan büyük mütefekkir, Türk-İslam ülküsünün mimarı, Seyyid Ahmet Arv&acirc;si hocamızı, şehadete yürümüş tüm şehitlerimizi dava büyüklerimizi, dava arkadaşlarımızı rahmetle y&acirc;d ediyorum. Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun.  Onları asla unutmadık ve unutmayacağız.  <br />Aziz dava arkadaşlarım, ülküdaşlarım, yiğit Alperenler,<br />Zor zamanlardan geçiyoruz. Sıkıntılı ve bunalımlı günlerdeyiz. Zor zamanlardan geçerken, millet önderlerine, gerçek devlet adamlarına ihtiyaç duyarız. Onlar, devlete, millete, vatana, sahip çıkmalarıyla, varlıklarıyla, duruşlarıyla, yol göstermeleriyle hep anılırlar ve aranırlar. İşte, milletin adamı, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu da onlardan biriydi. Milletin sevdiği, değer verdiği, güvendiği, bir siyaset adamıydı.</p><p><br />Ülkücü Hareket&#39;in, Türk milliyetçiliğinin kutup yıldızı, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yokluğu hem devlet nezdinde hem millet nezdinde derinden hissediliyor. Toplumun bütün kesimleri onu özlemle arıyor. Birleştirici, bütünleştirici, yol gösteren, sağduyulu, itidalli tavrıyla hep örnek olmuştur.<br />Ömrünün her aşamasında ihlas ve istikamet üzerinde olan, cennet mek&acirc;n Muhsin Başkan, kadirşinas Türk milletinin gönlünde taht kurdu. Manevi rütbeler aldı. Aziz Türk milleti, şehit Muhsin Başkan&#39;ı zahiren Tacettin Derg&acirc;hı&#39;na, manen kendi yüreğine gömdü. <br />Ülkücülerin hik&acirc;yesi bitmez. Bu hik&acirc;ye burada bitmez. Muhsin Başkanımızın yarım kalan hik&acirc;yesini inşallah Türkiye&#39;nin geleceği ve teminatı olan Türk gençliği tamamlayacaktır. Muhsin Başkan&#39;ın hik&acirc;yesi hik&acirc;yemiz, hayalleri hayallerimizdir.<br />Siyasi çizgisinde kırıklık yoktur. İstikameti, kıblesi dosdoğru bir dava adamıdır. İman ve ahlak abidesi bir şahsiyetti. Milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu için önemli olan iktidar vizesi değil, yüce Rabbimizin rızasıydı. Hesap adamı değil, gerçek bir dava ve gönül adamıydı. O, istikamet ve vakar sahibiydi.</p><p><br />MUHSİN YAZICIOĞLU&#39;NUN GİZLİ AJANDASI YOKTU</p><p><br />Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun gizli ajandası yoktu. Açık, şeffaf ve milletiyle, dava arkadaşlarıyla iç içe bir bütün olan milli bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu için kişilerin, grupların bekası değil, devletin, milletin bekası, ülkenin yarınları önemlidir.<br />Muhsin Yazıcıoğlu, hiçbir zaman benliğini, nefsini, davanın önüne geçirmemiştir. &ldquo;Ben siyaseti Allah rızası ve içinden çıkmış olduğum Türk milleti için yaptım&quot; sözünü Muhsin Yazıcıoğlu, ağzından asla eksik etmemiştir.<br />Öylesine vakar sahibi, feraset sahibi bir insandı ki; &lsquo;zulüm Azrail olsa da ben hep Hakk&#39;ı tutacağım&#39; düsturuyla hareket ederdi.<br />Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun &ldquo;Haksız bir dava uğruna sultanlık yapacağıma, gerekirse haklı davada tek başıma yürürüm!&rdquo; sözü, bizim bağlı olduğumuz en temel esaslardan biridir. <br />Şehit Muhsin Yazıcıoğlu deyince dava adamlığı, davaya adanmışlık, fazilet, fedak&acirc;rlık, vefa, kadirşinaslık, hasbilik, beklentisizlik akla gelir. Her türlü istibdada karşıydı. İstiklal aşığıydı. Çile adamıydı. Davasının çilesini çekti hep.</p><p><br />ALDANMADI, ALDATMADI, DİK DURDU, DÜZ YAŞADI<br />Milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu, klasik bir politikacı değildi. Onda İslam ahlakı vardı. Ahlaklı, faziletli, dürüst, haysiyetli bir liderdi. Asla çıkarların adamı olmadı, daima fikirlerin adamı oldu. O, siyasi parti başkanının ötesinde tarihi bir kişilikti. Politikanın kayıkçı kavgasını andıran bir üslupla yürütüldüğü bir zeminde, inancın ve fikrin doğrularını söyleyerek, Türk siyasetinin hesap yapmayan tek lideriydi. </p><p><br />Muhsin Yazıcıoğlu için kişilerin, grupların bekası değil, devletin, milletin bekası, ülkenin yarınları önemlidir. Türkiye&#39;nin milli direnç merkeziydi, Meclis&#39;in sigortasıydı. <br />Günümüzün bazı siyasi liderleri gibi makyavelist değildi, Oportünist değildi, ikiyüzlü değildi, siyaseti kirletenlerle hep mücadele etmiş, temiz siyaseti savunmuş bir liderdi. &lsquo;Aldanmadı&#39;, &lsquo;aldatmadı&#39;, milletimizden özür dileyecek yanlışlar yapmadı. Ne &lsquo;aldandı&#39; ne &lsquo;aldattı&#39;. Hep doğru, ilkeli, tutarlı siyaset izledi.</p><p><br />Hiçbir çıkar ve menfaat duygusu olmadan millet aşkı ile yola çıkan Muhsin Yazıcıoğlu, milletine asla yalan söylemedi, yanlış yapmadı, popülizme sapmadı, sağa sola yalpalamadı, politikanın fırıldaklarından olmadı, ikiyüzlü davranmadı. İhtirasları yoktu&hellip; Nefsine esir düşmedi, kimseye iftira atmadı, kin tutmadı, tribünlere oynamadı, kaos peşinde koşmadı. İç ve dış karanlık odaklara teslim olmadı; egemen güçlere, çıkar çevrelerine boyun eğmedi.<br />Hep dik durdu, düz yaşadı. Hayat çizgisinde kırıklık yok, çizgisini bozmadı, istikametini değiştirmedi. İnandığı değerlere hep bağlı kaldı. Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını verdiği yüce davasına adadı. O, makam ve mevkileri değil, sonsuzluğu düşünen bir liderdi. </p><p><br />Siyaset üslubunda seviye, nezaket, naiflik, hoşgörü, diyalog, kuşatıcılık vardı. Bugün ülkeyi yönetenlerin üslubunda ise tam tersi var. Güç zehirlenmesi yaşayan siyasetçileri daima uyarmıştır. Güç çılgınlığı ile yoldan çıkan saldırgan ve çirkin bir dil kullanan, kendini &ldquo;tek adam&rdquo; olarak görenleri, otokrasiye saplanmakla itham etmiştir.</p>Her zaman dik durmuş, doğru gitmiş, milletin adamı şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun 19 Mart 2009 günü, Karaman seçim bürosunda söylediği şu sözleri çok önemli ve anlamlıdır: <br />&quot;Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Bir saniyesine bile h&acirc;kim olamadığımız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız doğru gideceğiz.&quot;<p>Söylediklerini yaşayan bir liderdi. Konuştuğu zaman dinlenen ve izlenen bir liderdi. İlkeli, seviyeli, tutarlı siyaset izleyen, her zaman dik duran, milletin adamı şehit Muhsin Yazıcıoğlu,  18 Haziran 2000 tarihinde katıldığı bir şölende şunları söylüyordu:<br />&ldquo;Ne loca ne sermaye bizi asla satın alamaz. Hiçbir locanın, hiçbir kirli sermayenin bizi satın alması mümkün değildir. Hiçbir küresel, egemen, emperyalist gücün önünde eğilmedik. Dik durduk. Dik durmaya devam edeceğiz. Küresel güçlerin senaryolarına alet olmayız, projelerinde yer almayız. Haksızlıkla beraber olmaktansa yalnız da olsak hakkı savunuruz.&rdquo;<br />Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, &ldquo;Kimseye diyet ödemedik! Biz milletle varız, milletimizle var olmaya devam edeceğiz&rdquo; demişti.  </p><p><br />Bir konuşmasında şunları ifade etmiştir:  <br />&ldquo;Bizim siyasi projelerimizin esasını, milli, manevi, insani ve demokratik değerler üzerinde yükselecek, her halük&acirc;rda kudretli ve büyük bir Türkiye ideali oluşturmaktadır.&rdquo;<br />Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül sürecini takip eden 1993 örtülü darbesinde ve bu sürecin devamı olan 28 Şubat ve sonrasında yine demokrasiye ve mill&icirc; iradeye sahip çıkarak, Türk demokrasi ve siyasi tarihine yiğit bir lider, gerçek bir &lsquo;siyaset ve devlet adamı&#39; olarak geçmişti.</p><br /><strong>MUHSİN YAZICIOĞLU: &ldquo;ABD&#39;NİN, İSRAİL&#39;İN, KÜRESEL MAFYANIN ADAMI OLMAYI KABUL ETSEYDİM ÇOKTAN BAŞBAKAN OLURDUM&rdquo;</strong><p><br />Muhsin Yazıcıoğlu, küresel güç merkezlerine koşmadı. Siyonist merkezlerde konuşmalar yapmadı. Yahudi lobilerinden, İngiliz kraliçesinden madalya almadı. CIA istasyon şefleri ile yurt içinde, yurt dışında gizli kapaklı görüşmeler yapmadı. Malik&acirc;nelerde, ofislerde bir araya gelmedi. Sabah kahvaltılarında, akşam yemeklerinde onlarla oturup yemek yemedi.<br />ABD, AB ve Davos&#39;ta dünyayı yönetmeye çalışan dünya kapitalizminden icazet almadı. Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi yaşamı boyunca küresel güç merkezleriyle mücadele etti. Muhsin Yazıcıoğlu&#39;na küresel, emperyalist güçler diz çöktürtemedi. Bu ülkede, bu coğrafyada emperyalizme boyun eğenler, işbirlikçiliğini, taşeronluğunu yapanlar oldu. Ancak, milli lider Muhsin Yazıcıoğlu, emperyalizme boyun eğmedi, emir ve talimat almadı, dışa bağımlı olmadı, güç odaklarının önünde eğilmedi, küresel diktatörlerin, karanlık merkezlerin emrine girmedi, onlarla kirli ve karanlık ilişkiler kurmadı.</p><p><br />Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, Mecliste, seçim meydanlarında, çeşitli platformlarda, küresel projelere nasıl alet olmadığını, dik durduğunu, boyun eğmediğini anlatmıştır. Sosyal medyada yayınlanmakta olan Afyon-Emirdağ konuşmasında yine tarihi öneme sahip şu sözleri söylemişti:</p><p><br />&ldquo;Eğer, Amerika&#39;nın, İsrail lobilerinin, AB fonlarının, küresel mafyanın, Türkiye&#39;yi sömüren sermayenin, çetelerin adamı olmayı kabul etseydim, başbakan yardımcısı olurdum, başbakan da olurdum, başka şeyler de olurdum. Ama ben sizinle yürümek istediğim için tenezzül bile etmedim, etmem de. Dış güçlerin dediklerini kabul etseydim, onların projelerinde yer alsaydım, başbakan da olurdum, iktidara da gelirdik. Ben milletin adamıyım. İktidara geleceksem milletimin desteğiyle gelirim, dış güçlerin, karanlık mihrakların desteğiyle değil. Ben sadece milletimden güç alırım, vesayetçilerden, kirli yol ve yöntemlerle siyaseti dizayn etmeye çalışan iç ve dış mihraklardan değil.&rdquo;</p><p><br />Biz büyük lider, millet önderi, milletin adamı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yol arkadaşlarıyız, dava arkadaşlarıyız. Hiçbir güç, odak bize boyun eğdiremez.<br />Hiçbir güç ve odak, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava arkadaşlarını, Alperen kadrolarını hak yoldan, Kur&#39;an yolundan, millet yolundan döndüremez.</p><p><br />Hayatı boyunca zalimlerin önünde asla başını öne eğmeyen, her türlü güç ve şer odaklarına karşı dik durarak Hakk&#39;ın ve haklının yanında yer alan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun misyonunu inançla, kararlılıkla sürdüreceğiz. Hakkı, adaleti, sadakati, samimiyeti ve ahlakı, bu davanın mensupları olarak savunmaya devam edeceğiz.<br />Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun izinde giden dava arkadaşları, ülküdaşları, şehit liderlerinin öğrettiği yüce ülkü ve değerlerin ışığında adaleti, demokrasiyi savunmaya, milletin adamları olmaya devam edeceklerdir.</p><p><br />Şehit liderimiz Muhsin Başkan gibi, inançlarımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Hakkaniyetten ayrılmayacağız. Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun söylediği gibi dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz.<br />Hüseyni yolun sevdalısı, şehit liderimiz Muhsin Başkan, yolundan, davasından dönmemişse, onun izinden ve yolundan giden yiğit, kahraman Alperenler de eğilmeden, bükülmeden Hüseyni yolda şan ve şerefle yürümeye devam edecektir.<br />Hakkı söylemek kolay iş değildir, dik durmayı gerektirir!<br />Muhsin Başkan&#39;ın hayatı cesaret, adalet ve şehadetti.<br />&ldquo;Üşüyorum&rdquo; şiirinde dediği şekilde; &ldquo;Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum&rdquo; diyerek 25 Mart 2009 tarihinde Rabbine ulaştı. Necip Fazıl&#39;ın bir şiirinde dediği gibi:<br />&ldquo;Ne kervan kaldı ne at, hepsi silinip gitti,<br />İyi insanlar iyi atlara binip gitti.</p><br /><strong>MEKTEP  ADAM : SEYYİD AHMET ARVASİ</strong><p><br />Büyük mütefekkir Seyyid Ahmet Arv&acirc;si Hoca, Ülkücü Hareket&#39;e en çok tesir eden ve yokluğu en fazla hissedilen isimdir. 27 yıl süren eğitimciliği sırasında inanç ve ülkülerin mücadelesini veren ve bu yüzden hayatı sürgünlerle, zulümlerle geçen Arv&acirc;s&icirc;, samimi ve tavizsiz bir Türk milliyetçisidir.<br />Seyid Ahmet Arv&acirc;si Hocamız, bu ilkelerde &ldquo;milletinin ve bütün insanlığın saadeti için çalışan Türk Milliyetçiliği bu ilkelerden hareketle idealine ulaşacak, İ&#39;la-yı Kelimetullah uğruna can verecek ve Nizam-ı &Acirc;lem&#39;i sağlayacaktır, düşüncesini&rdquo; ortaya koyuyordu.<br />Müslüman Türk gençliğine İ&#39;la-yı Kelimetullah&#39;ı ve Nizam-ı &Acirc;lem&#39;i anlattı. Diyalektiğini yazdı, estetiğini gösterdi. Onun Ülkücülük anlayışı, ülkemizde ve yeryüzünde Allah&#39;ın nizamını kurmayı hedefleyen cihanşümul bir hareketin adıydı. Nizam-ı &Acirc;lem Ülkücülerine de hedef olarak bu ideali göstermiştir.</p><p><br />Bir makalesinde, &ldquo;Türk milletinin ve dolayısıyla Türk milliyetçiliğinin davası Allah ve Rasul&#39;ünün davasıdır. Ve bunun adı İslamiyet&#39;tir.&rdquo; ifadesiyle milliyetçilik anlayışını en veciz bir şekilde ortaya koymuştur.<br />Ahmet Arv&acirc;si&#39;nin ilk kitabı olan 44 maddeden oluşan &ldquo;İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri&rdquo; Türk-İslam ülküsünün iskeleti mahiyetindedir. &ldquo;<br />&ldquo;Türk-İsl&acirc;m&rdquo; Ülkücüsü, insanı hem maddesi hem de ruhu ile kavrayan çağdaş bir &quot;Alperendir.&quot;</p><p>Eserlerinde Türk-İsl&acirc;m Ülkücülerine, Allah ve Rasul&#39;ünün yolundan ayrılmamalarını, Kur&#39;an ve sünneti mutlak rehber olarak kabul etmelerini, İsl&acirc;m&#39;ı bir hayat tarzı olarak benimseyip hayata geçirmelerini tavsiye etti.</p><p><br />&ldquo;Yaşanmayan bir davanın, yaşama şansı yavaş yavaş ortadan kalkar. Zafer, davasını yaşayarak yaşatanlarındır&rdquo; der Arv&acirc;si Hoca. <br />&ldquo;Türk-İslam Ülküsü&rdquo; kitabında &ldquo;Türk-İsl&acirc;m Ülkücüsü, her şeyden önce bir iman adamıdır. O, yüce ve şanlı kurtarıcımız ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (O&#39;na selam olsun) gibi inanır.&rdquo; der.</p><p><br />Arv&acirc;si Hoca Ülkücüyü şöyle tarif etmiştir:<br />&ldquo;Kendini Allah ve Rasul&#39;ünün davasına adamış, sırf Allah rızası için canını, malını ve mevkiini, din ve devleti, mülk ve milleti için fedaya hazır, şanlı, mukaddes, ay yıldızlı al bayrağın gölgesinde dövüşen, nefsini düşünmeyen ve ülküsünde fani olmuş yiğitlerdir. Onlar, büyük ve şanlı tarihimizin doğurduğu Allah ve Rasul&#39;ünün hizmetine sunduğu ulvi kadrolardır. Küfrün bütün oyunlarını bozan, cesaretini kıran, yolunu kesen kadrodur Türk-İsl&acirc;m Ülkücüsü.&rdquo;<br />İsl&acirc;m iman ve ahl&acirc;kından güç alan, yeni bir Ülkücü nesil, tarihin bağrından fışkırmış ve her gün biraz daha güçlenerek gelmektedir. Bunlar müminlere kaşı alçak gönüllü k&acirc;firlere karşı onurlu ve zorlu, Allah yolunda savaşanları kınayanların kınamasına aldırmayan yiğitler. Bu nesil, Allah&#39;ın Türk milletine ve İsl&acirc;m dünyasına ihsanıdır.&rdquo;<br />Her mütefekkirin bir temel dayanak noktası, değer ölçüsü ve inancı vardır.  Arv&acirc;si Hocamız da temel, İsl&acirc;m&#39;dır. Bütün görüşlerini de bu temele göre incelemiştir.<br />Arv&acirc;si Hocamız, 56 yıllık yaşamında inançlarının mücadelesini vermiştir. Bu yüzden hayatı sürgünlerle geçti. Hayatı boyunca zalimlere karşı eğilip bükülmemiş. Müslümanca tavrıyla adeta onlara kök söktürmüştü. İlk gençlik yıllarından itibaren, ecdadından gelen İsl&acirc;m&icirc; şuurla, öğretmenlik hayatına atıldığı döneme kadar, memleket meseleleri karşısında hiçbir zaman kayıtsız kalmamış, fikri ve siyasi hayatı yakından takip etmiştir.<br />Arv&acirc;si Hoca, kendi gündemini kendisi tayin eden, dolayısıyla Türkiye gündemine Ülkücülüğü bir fikir ve aksiyon olarak getiren bir entelektüeldir. &ldquo;Türk-İsl&acirc;m Ülküsü&rdquo; adlı köşesinde yazmaya başladığı makalelerde, ilk bakışta göze çarpan özellik, meselelerimizi İsl&acirc;m&#39;ın ışığında teşhise tabi tutması ve İsl&acirc;m&icirc; prensipler dairesinde hal çaresi aramasıydı.<br />Ülkücü Hareket&#39;in çizgisinin, Kur&#39;an ve sünnet doğrultusunda tevhidi bir dünya görüşüne bağlı olduğunu beyan eden Hergün&#39;deki günlük yazıları, Türk-İsl&acirc;m ülküsünü oluşturan çizginin mihenk taşı olmuştur.<br />1958 yılından itibaren eğitimci olarak görev yaptığı Van, Balıkesir, Bursa, İstanbul gibi illerde memleketin kaderine yön verecek mill&icirc;, manev&icirc; değerlere bağlı, Ülkücü kadroların yetişmesine çalışmıştır. Bulunduğu her yerde, her zeminde milliyetçi, mukaddesatçı derneklerle yakın ilişkisi olmuş, çıkartılan mill&icirc;-İsl&acirc;m&icirc; yayın organlarında makaleler yayınlamıştır.<br />56 yıllık ömrüne ciltler dolusu eserler sığdıran ve &ldquo;Bir Mektep Adam&rdquo; olan Seyyid Ahmet Arv&acirc;s&icirc;, bütün yazılarında Türk milletinin dolayısıyla da Türk milliyetçilerinin d&acirc;v&acirc;sının &ldquo;Allah ve Ras&ucirc;l&#39;ünün d&acirc;v&acirc;sı&rdquo; olduğunu her zaman ve her zeminde ifade etmiştir.<br />Arv&acirc;si Hoca, milliyetçilik anlayışını şöyle özetlemiştir: <br />&ldquo;Ben, İsl&acirc;m iman ve ahl&acirc;kına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, Türk milletini iki cihanda aziz ve mesut görmek isteyen ve böylece İsl&acirc;m&#39;ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyetçilik şuuruna yer yoktur. İster azınlıklardan gelsin ister çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında şanlı Peygamberimizin &ldquo;Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır&rdquo; tarzında ortaya koydukları yüce prensiplere de bağlıyım&rdquo;.<br />Arv&acirc;si, Türk milliyetçilerinin, Türk-İsl&acirc;m Ülkücülerinin d&acirc;vasının, Allah ve Ras&ucirc;l&#39;ünün d&acirc;vası olduğunu, bunun da &ldquo;İ&#39;l&acirc;-yı Kelimetullah&rdquo; d&acirc;vası olduğunu ve kıyamete kadar süreceğini savunuyordu. Aksini iddia edenlerin ya Türk milliyetçilerini tanımadığını ya da bühtan ettiklerini söylüyordu ve &ldquo;Türk milliyetçisi, her şeyden önce bir iman adamıdır&rdquo; diyordu. Türk milletinin dünyaya &ldquo;Niz&acirc;m-ı Alem&rdquo; vermek üzere gönderildiğine inanıyordu. &ldquo;Kesin olarak iman etmişimdir ki, Müslüman Türk milleti ve onun devleti güçlüyse İsl&acirc;m dünyası da güçlüdür&rdquo; diyen Arv&acirc;si, İsl&acirc;m dünyasını esir almak isteyen şer kuvvetlerin ilk hedefinin Türk devleti ve Türk milleti olduğunu belirtiyordu.</p><p><br /><strong>ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİN CENAZELERİNDE, ÜLKÜCÜ GENÇLERİ CEZAEVİ ZİYARETLERİNDE, OCAK KONFERANSLARINDA, HOCA, ÜLKÜCÜLÜĞÜN HER FAALİYETİNDE EN ÖNDE GİDENLERDENDİ</strong></p><p>10 Haziran 1979&#39;da yapılan MHP&#39;nin 14. Büyük Kongresi&#39;nde  kendisinin haberi olmadan MHP Genel İdare Kurulu Üyesi oldu. Arv&acirc;si Hoca, bu göreve seçildiğini 11 Haziran 1979 Pazartesi günü radyoda saat 13.00 haberlerini dinlerken öğrendi.</p><p><br />12 Eylül 1980 İhtilaline kadar 15 ay MHP Genel İdare Kurulu üyeliği görevi yaptı. Bu sürede yapılan bütün MHP Genel İdare Kurulu toplantılarına düzenli olarak katıldı.<br />Seyid Ahmet Arv&acirc;si 27 Şubat 1979 tarihli Hergün&#39;de yayınlanan &ldquo;Ülkücü Hareketlin Politikası&rdquo; başlıklı yazısında, Ülkücülerin politik çizgisinin ve anlayışının nasıl olması gerektiğini şu sözleriyle vurgulamıştır:<br />&ldquo;Türk-İsl&acirc;m Ülkücüsü, &ldquo;küçük&rdquo; politika yapmaz. O &lsquo;küçük politikacı&#39; değildir; küçük politika oyunlarına gelmez ve alet olmaz. Onun kendisi ile ilgili bir hesabı yoktur ve bu türden hesabı olanları hareketin &lsquo;çekirdeğine&#39; yaklaştırmaz.&rdquo; diyordu.<br />Seyit Ahmet Arv&acirc;si Hocamız, 12 Eylül öncesi MHP ve Ülkücü kuruluşların düzenlediği etkinliklere katılır gerek MHP gerekse Ülkücü Ocakları&#39;nın düzenlediği konferanslara sohbetlere çağrılır ve konuşmalar yapardı. Hoca, o zor ve fırtınalı yıllarda her gün şehitler verdiğimiz o yıllarda birçok şehit Ülkücünün cenazesine katılmıştır, şehitlerimizle ilgili yazılar yazmıştır. Yine birçok yazısında &ldquo;Yusufiye&rdquo; olarak adlandırdığı cezaevlerinde yatan Ülkücü gençleri de birçok kez kaldıkları cezaevlerinde ziyaret ederek, onlara büyük manevi destek vermişti.<br />12 Eylül öncesi bir kış günü &ldquo;Eskişehir Cezaevi&#39;nde&rdquo; yatan, çok sevdiği Ülkücü evlatlarını ziyaret etmişti. Rahatsız olmasına rağmen onları ziyarete gitmiş, &ldquo;Bu çocuklar Türkiye&#39;nin istikbali. İçeride iyi yetişiyorlar.&rdquo; demişti.<br />Arv&acirc;si Hocamız, &ldquo;Yusufiye-taş medreseler&rdquo; olarak adlandırdığı zindanlarda, inandığı davası uğruna nice zulümler gördü ama yaşadığı bütün zorluklara, sıkıntılara rağmen inançlarından ve fikirlerinden asla taviz vermedi. Tutuklu bulunduğu koşullarda bile mahkemelerde bile &ldquo;Ülkücülük, sadece bir inanç, bir kimlik değil her türlü baskılara, zulümlere karşı sönmeyen, söndürülemeyecek olan bir meşaledir.&rdquo; diyordu.</p><p><br /><strong>DİL OKULUNDA  NAMAZDA İMAMET MAKAMINDA</strong><br />Arv&acirc;si Hoca, MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasında, 5 yıldan 15 yıla kadar ceza talebiyle yargılandı. Dört ay tutuklu kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere hapisten çıktı. Dava sonunda beraat etti. <br />Türk-İsl&acirc;m ülküsünün mütefekkiri, &ldquo;asrın Yesevi&#39;si&rdquo; Seyyid Ahmet Arv&acirc;si, 34 yıl önce 31 Aralık 1988 tarihinde İstanbul&#39;da Hakk&#39;a yürüdü. Bir dava adamıydı, bir &ldquo;mektep adam&rdquo;dı.<br />MHP GİK üyesi olan hocamız, 12 Eylül Darbesi sonrası tutuklandığında kalbinden rahatsızdı. Fakat yine de tutuklanmıştı. Tutuklu kaldığı zaman içerisinde hapishanenin genişçe bir yerini Dil Okulu&#39;nda kalan MHP yöneticileri, evlerinden getirdikleri kilim ve örtülerle mescit haline getirdiler. Burada başta hareketin lideri Alparslan Türkeş olmak üzere MHP mensupları, beş vakit birlikte namaz kılmışlar, dua ve sohbetlerde bulunmuşlardı.<br />Arv&acirc;si Hoca, Dil Okulu&#39;nda rahatsızlık geçirdi. Bir süre Ankara Mevki Hastanesi&#39;nde tedavi gördü. Dil Okulu&#39;nda bile başta Türkeş olmak üzere, MHP&#39;li yöneticilere imamet makamına geçerek  Namaz  kıldırdı Yakın dostlarına &ldquo;orada mermerin üzerinde kıldığım namazın lezzetini hiçbir yerde bulamadım&rdquo; demiştir.<br />Kendisini ziyaret eden ailesine ve yakınlarına, &ldquo;Bizi merak etmeyin, biz iyiyiz, bugünler de geçecek, sakın moralinizi bozmayın&rdquo; derdi.<br />1987  GENEL SEÇİMLERİNDE   MÇP&#39;YE DESTEK VERDİ<br />MHP davasından tahliye olduktan sonra, yine ülküsüne ve milletine hizmetten geri durmadı. 1982 yılında &ldquo;Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz&rdquo; adlı eserini neşretti. 1983&#39;te dönemin &ldquo;Yeni Düşünce&rdquo;, &ldquo;Hamle&rdquo;, &ldquo;Doğuş&rdquo;, &ldquo;Milli Eğitim ve Kültür&rdquo; gibi Ülkücü yayın organlarında makaleler yayınlayarak, hizmetini sürdürüyordu. Arv&acirc;si, 12 Eylül sonrası bugün Türk devletini ve milletini tehdit eden en büyük tehlike olan bölücülük hareketini ve onun arkasındaki emperyalizmin oyunlarını şark meselesi olarak ele aldığı 1986 yılında yayınlanan &ldquo;Doğu Anadolu Gerçeği&rdquo; adlı eserinde hem bölge halkına hem de bütün Türkiye&#39;ye mesajlar vererek, bölgenin meselelerini bir eğitimci gözüyle yaklaşmış, bu problemin boyutlarını, PKK&#39;nın gücünün bugünkü noktaya gelmeden evvel, belki de ilk olarak, başlangıç yıllarında ortaya koymuştur. <br />12 Eylül sonrası Ülkücüler, Başbuğ&#39;umuz Alparslan Türkeş&#39;in liderliğinde MÇP&#39;nin etrafında toparlanarak bir haysiyet ve şeref mücadelesi başlatmışlardı. Ülkücü dava arkadaşlarının ve ömrünü Türk-İsl&acirc;m ülküsü doğrultusunda yetişmeleri için harcamış olduğu genç Ülkücülerin toplandığı MÇP&#39;nin hilal içindeki dokuz yıldızlı ambleminin mahzun olmasına gönlü razı olmamıştı. Herkes seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulunurken, Arv&acirc;si de siyasetle ilgili kanaatlerini ve hangi partiye oy vereceğini, seçimlerden bir gün evvel, 28 Kasım 1987 tarihli Türkiye gazetesinde yazdığı &ldquo;Yarın Kime Oy Vereceğim?&rdquo; adlı yazsında, desteğini açıkça MÇP&#39;den yana koyan Ülkücü tavrıyla gösteriyordu:<br />&ldquo;Bazı okuyucularım, ısrarla soruyorlar: &lsquo;Hangi partiye oy vereceksiniz?&#39;<br />Benim oy vereceğim kişi ve kadrolar, Türk-İsl&acirc;m kültür ve medeniyetinin yoğurduğu &lsquo;mill&icirc; ve mukaddes terkibe&#39; bağlı olmalı ve onu geliştirmeyi ideal edinmeli. Elbette, ben, mill&icirc; ve manev&icirc; değer ve mukaddeslerine yabancılaşmış kişi ve kadrolara oy veremem.<br />Benim oy vereceğim kişi ve kadrolar, planlarını, programlarını ve faaliyetlerini, dış mihraklarca hazırlanmış senaryolara göre değil, tamamı ile &lsquo;Türk milliyetçiliği&#39; şuuru içinde ve mill&icirc; ihtiyaçlara göre tedvin etmiş olmalı.<br />Benim oy vereceğim kişi ve kadrolar, gücünü, öz tarihimden, öz kültürümden, öz medeniyetimden almak; beni, mill&icirc; ve mukaddes hüviyetimi koruyarak yüceltmeye çalışmalı; iç ve dış düşmanlarına asla taviz vermemelidir.<br />Benim, oy vereceğim kişi ve kadrolar, dinime, dilime, tarihime, hak ve hürriyetlerime, mutlak manada saygı duymalı; beni, kendi öz vatanımda parya durumuna sokmamalıdır.<br />Benim oy vereceğim kişi ve kadrolar, zindanlarda, tutuk evlerinde inleyen, maddi ve manev&icirc; ıstırap çeken kardeşlerimin acısını ta yüreğinde duymalıdır. Evet, şu anda, benim ülkemde, en çok itilen, ezilen ve kovulan kadro hangisi ise ona oy vereceğim. Evet, Komünistlerin en çok korktuğu, locaların hiç sevmediği, iç ve dış, her türlü destekten mahrum kadrolara...<br />&ldquo;Yıldızlı göklerde dolaşan hilalin mahzun olmasına gönlüm razı olmuyor.&rdquo;</p><p><br /><strong>BİNLERCE ÜLKÜCÜNÜN KATILIMIYLA FATİH CAMİ&#39;NDEN SONSUZLUĞUN SAHİBİNE UĞURLANDI</strong><br />Türk milletinin büyük mütefekkiri, 31 Aralık 1988&#39;de İstanbul&#39;da Hakk&#39;a yürüdü. Vefatının duyulması üzerine, yurdun dört bir yanından talebeleri, dava arkadaşları ve ömrünü hizmetine adadığı Ülkücü Hareket&#39;in mensupları, İstanbul&#39;a akın ettiler. Arv&acirc;si Hoca&#39;ya karşı son vazifelerini yerine getirmek için sabahın erken saatlerinden itibaren Fatih Cami&#39;ne akın ettiler.<br />Daha öğle vakti girmeden caminin avlusu dolmuş, dışarıya taşmıştı. Seyyid Ahmet Arv&acirc;si&#39;nin rahle-i tedrisinden geçen fakat vazifeleri sebebiyle birbirini göremeyen öğrenciler, öğretmenler, siyasetçiler, bürokratlar, devlet adamları, hocalar, gerçek bir &acirc;limi kaybetmenin acısı içerisinde, Fatih Cami&#39;nde ona karşı son görevlerini yerine getirmek için toplanmışlardı.<br />Öğle namazının kılınmasından sonra, binlerce kişiden müteşekkil cemaat, Arv&acirc;si&#39;ye son vazifelerini yapmak için tabutunun arkasında saf saf dizildiler. Cenaze namazını eski Van Müftüsü Seyyid Kasım Efendi kıldırdı. Yetişmelerinde büyük emeğinin bulunduğu Ülkücü gençlik, hocanın naaşını tekbir sesleri arasında Edirnekapı Mezarlığı&#39;na kadar götürdüler. Seyyid Ahmet Arv&acirc;si&#39;nin naaşı, Kur&#39;an-ı Kerim tilaveti, dua ve salavatlarla burada defnedildi.<br />Müslüman Türk gençliğinin mill&icirc;-İsl&acirc;m&icirc; şuurla yetişmesine, eğitimine büyük önem veren Arv&acirc;si Hoca, başkanlığını yaptığı Türk Gençlik Vakfı&#39;nı 21 Temmuz 1979 tarihinde İstanbul&#39;da kurdu.<br />Seyid Ahmed Arv&acirc;s&icirc; Hocamız, 12 Eylül 1980&#39;den önce ve sonra Türk gençliğinin felahı için durmadan uğraşmıştır. Arv&acirc;si Hoca, tam bir idealistti. Türk milletinin bir gün, eskiden olduğu gibi Nizam-ı Alem&#39;i gerçekleştireceğine inanıyordu.<br />Şanlı Peygamberimizin izini takip eden Arv&acirc;si Hocamızın bir ülküsü vardı. O da gençlerimizin Kur&#39;an-ı Kerim&#39;in ahlakı ile ahlaklanmaları idi.<br />Büyük mütefekkir Arvas&icirc; Hocamız, bütün Müslüman Türk gençliğinin istifade etmesi elzem olan bir mütefekkirdir. Onun fikir ve kültür hayatımız için çok önemli olan  bütün eserleri, &ldquo;Arv&acirc;si Hoca Okuma Programları&rdquo; düzenlenerek kifayetli hocalar rehberliğinde gençlerimizle derinlemesine mütalaa edilmelidir. <br />68 kuşağı Ülkücülerinden İstanbul Ülkü Ocakları Birliğinin Genel Sekterliğini de yapmış olan kurucularından ve Seyid Ahmet Arv&acirc;si Hocamızı yakından tanıyan, hukuku olan, Arv&acirc;si Hoca&#39;nın kurduğu Türk Gençlik Vakfı&#39;nın Müdürlüğünü yapan ve bu vakfın yayın faaliyetlerini yürütmüş olan Ülkücü yazar, akademisyen Doç. Dr. Sakin Öner&#39;in şu tespitleri önemlidir:<br />&ldquo;Seyyid Ahmet Arv&acirc;si, bir misyon(amaç) ve vizyon(hedef) sahibiydi. Misyonu; Türk gençliğine ve milletimize &ldquo;İ&#39;l&acirc;-yı Kelimetullah&rdquo; idealini ve Türk-İsl&acirc;m ülküsünü benimsetmekti. Vizyonu ise, bu ideal ve ülkünün alperen ruhuyla yetiştirilecek gençler eliyle dünyaya yayılmasına vesile olmaktı. Bütün ömrünü bu amaç ve hedef uğrunda çalışma ile geçirdi.&rdquo;<br />İstanbul Nizam&#39;ı Alem Ocakları&#39;nın Aralık 1994 yılında Fırat Kültür Merkezi&#39;nde düzenlemiş olduğu Seyyid Ahmed Arv&acirc;si&#39;yi anma toplantısında şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, &ldquo;Arvas&icirc; Hoca &lsquo;Türk-İsl&acirc;m Ülküsü&#39; isimli 3 ciltlik eseriyle Türk gençliğine büyük ışık tutmuştur. Yani gerçek manada davanın kitabını Arv&acirc;si Hoca yazmıştır.&rdquo; demiştir.<br />O; &ldquo;Türk-İslam Ülküsü&rdquo; adlı 3 ciltlik kitabıyla Ülkücü Hareket&#39;in anayasasını yazan, tarihe, beşeriyetin h&acirc;fızasına ve Türk milliyetçilerinin gönlüne silinmez harflerle yazılan büyük bir mütefekkirdi. O, Ülkücü Hareket&#39;in fikri temellerini İsl&acirc;m&icirc; ölçülere göre şekillendiren ve yönlendiren çok önemli fikir adamlarından birisiydi,<br />Arv&acirc;si Hocamız, Türk milliyetçiliğini &quot;İ&#39;l&acirc;-yı Kelimetullah için Niz&acirc;m-ı &Acirc;lem ülküsü&quot; diye adlandıran isimdir. Eşine az rastlanır bir mütefekkir, bir ahl&acirc;k ve dava adamı olan Arv&acirc;si, entelektüel kişiliğiyle Türk fikir ve kültür hayatına damga vurmuştur.<br />Arv&acirc;si Hocamız, ömrünü mill&icirc; ve manev&icirc; davaya adamış; gecesini gündüzüne katarak Türk milli eğitimine ve Türk gençliğine hizmet için her sıkıntıya göğüs germiş, müstesna bir insandır. <br />Seyyid Ahmet Arv&acirc;s&icirc;, hayatını &ldquo;..Emrolunduğun gibi dosdoğru ol..&rdquo; (H&ucirc;d, 11/112) İl&acirc;h&icirc; &icirc;kazına göre şekillendiren, Kur&#39;&acirc;n-ı Azimüşş&acirc;n&#39;ı her konuda rehber olarak gören, hiçbir zaman şanlı Peygamberimiz(s.a.v.)&#39;in sünnet-i seniyyelerinden ayrılmayan, ömrünü inancına ve milletine adayan, Efendimiz&#39;de en k&acirc;mil manasıyla tebarüz eden birçok güzellikleri ve özellikleri bünyesinde toplayan bir alimdi.<br />Dr. Mehmet Güneş Hocamızın ardından yazdığı &ldquo;Bir &Icirc;m&acirc;n Burcu Seyyid Ahmet Arv&acirc;s&icirc;&rdquo; adlı yazısında &ldquo;Seyyid Ahmet Arv&acirc;s&icirc;, yaşadığını yazan, yazdığını yaşayan, inandığını söyleyen, söylediğinin arkasında duran bir münevver olan Seyyid Ahmet Arv&acirc;s&icirc;, örnek bir Alp-Erendi. O, 56 yıllık kısa ömrüne çok büyük hizmetler sığdıran gerçek bir &acirc;lim, s&acirc;lih bir Mü&#39;min, müstesn&acirc; bir insandı. O; sıradan bir kişi değildi, ender yetişen kelimenin k&acirc;mil manasıyla tam bir muallimdi. O, bütün hayatını İsl&acirc;m dinine ve bu hak dine 1000 yıllık hizmetiyle şereflenen Türk milletine adamış, mükemmel bir eğitimci, farklı bir yazar, ufku geniş bir erb&acirc;b-ı kalemdi.&rdquo; sözleri hakikatin kendisidir.<br />Her iki &ldquo;Büyük Ülkücü&rdquo;, iki &ldquo;Büyük Alperen&rdquo;, iki &ldquo;Kutup Yıldızı&rdquo;, şehit liderimiz Muhsin Başkan ve onun &ldquo;davanın kitabını Arv&acirc;si Hocamız yazdı&rdquo; dediği, &ldquo;MEKTEP ADAM&rdquo;, &ldquo;sırat-ı müstakim&rdquo; doğruluğunda bir çizgi üzerinde hayat sürdüler, bu mübarek çizgide Hakk&#39;a yürüdüler.<br />Her iki büyük &ldquo;ÜLKÜCÜ&rdquo;, Türk-İslam ülküsü çizgisinden taviz vermemiş, ömürlerini Allah rızası uğrunda harcamışlardır.<br />Çileli ve fırtınalı geçen hayatımızı vakfettiğiniz &quot;İ&#39;LA-YI KELİMETULLAH DAVASI&quot; davamız; &quot;NİZAM-I &Acirc;LEM ÜLKÜSÜ&quot; ülkümüz olacaktır.<br />F&acirc;tih&acirc;lar ve Y&acirc;sinler, Muhsin Başkan ve Arv&acirc;s&icirc; Hoca&#39;ya&hellip; </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/oznur-muhsin-yazicioglu-nun-hi_1672505842_SVMjhI.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Öznur: Muhsin Yazıcıoğlu'nun hikâyesi hikâyemiz, hayalleri hayallerimizdir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/oznur-muhsin-yazicioglu-nun-hi_1672505842_SVMjhI.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur, Selahattin Şenliler'i yazdı: Ülkücülük en güzel dava adamlarının hayatında yaşanır]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-selahattin-senliler-i-yazdi-ulkuculuk-en-guzel-dava-adamlarinin-hayatinda-yasanir/84485/</link>
            <description><![CDATA[Hakkı Öznur, Ülkücü camianın önde gelen isimlerinden, uzun yıllar cezaevlerinde yatmış, Ülkücü hareketin çilesini cefasını çekmiş, bir ülkü devi, gönül insanı ve şehit lider Yazıcıoğlu’nun yol ve dava arkadaşlarından Selahattin Şenliler’in vefatının 2. yılında merhumla ilgili bir yazı kaleme aldı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-selahattin-senliler-i-yazdi-ulkuculuk-en-guzel-dava-adamlarinin-hayatinda-yasanir/84485/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Wed, 28 Dec 2022 18:08:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>&ldquo;İnn&acirc; lillahi ve inn&acirc; ileyhi r&acirc;ci&ucirc;n.&rdquo;</strong> (Bakara Suresi, 156) (Hepimiz Allah&#39;tan geldik, tekrar O&#39;na döneceğiz.)</p><p>Ülkücü fikir ve siyaset adamı, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yol ve dava arkadaşı Hakkı Öznur, Ülkücü camianın önde gelen isimlerinden, uzun yıllar cezaevlerinde yatmış, Ülkücü hareketin çilesini cefasını çekmiş, bir ülkü devi, gönül insanı ve şehit lider Yazıcıoğlu&#39;nun yol ve dava arkadaşlarından Selahattin Şenliler&#39;in vefatının 2. yılında merhumla ilgili bir yazı kaleme aldı. Öznur, yazısında dava adamı, ülkü adamı, gönül insanı, ülkücü hareketin gazilerinden Selahattin Şenliler ile ilgili şunları anlattı:</p><p>SELAHATTİN ŞENLİLER, DAVAMIZIN, HAREKETİMİZİN GAZİLERİNDENDİR</p><p>Selahattin Şenliler ağabeyimiz, ömrünü aziz Türk milletine, Türk milliyetçiliği ülküsüne, Ülkücü harekete vakfetti.  Ülkücü hareketin çilesini, cefasını çekti. 12 Eylül 1980 öncesi, her türlü emperyalizme ve küfrün uşaklarına, işbirlikçilerine karşı verilen o tarihi, soylu kavgamızda en önde dövüşenlerdendi.</p><p>Ülkücü adanmışlığın ve feda ruhunun kuşağından, Bozok yaylasının yiğit evlatlarından Şenliler ağabey, 1974 yılında, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu&#39;nda yükseköğrenime başladı. Okulda komünist saldırılara karşı verilen mücadelede ön saflardaydı.</p><p>Her gün şehitler verdiğimiz o fırtınalı, zor yıllarda &ldquo;Vatanın ha ekmeğini yemişim ha uğruna kızıl kurşun&rdquo; diyen o vatansever, kahraman, fedak&acirc;r, feda kuşağının mensuplarından biri olarak 21 yaşında, 1976 başında komünistler tarafından Ankara&#39;da Emek semtinde vuruldu.</p><p>Selahattin Şenliler ağabey  vurulduktan sonra Ülkü Ocakları Genel başkanlığını yapmış olan Muharrem Şemsek ağabeyin odasının bulunduğu Yüksek Teknik Öğretmen&#39;e getirildi. Buradan daha sonra Yüksek Teknik Öğretmenin Yurdu&#39;na götürüldü. Kısa bir süre tedavisi burada devam etti. Şenliler&#39;den, 8 gün önce de Hasan Bölücek ağabey Komünistler tarafından vurulmuştu. Hacettepe&#39;de Komünistler tarafından vurulan Hasan Bölücek de bu yurda getirilmişti.</p><p>Ülkücü gençlik hareketinin lideri Muhsin Başkan, Şenliler&#39;i Etlik Aşağı Eğlence semtindeki Melek Apartmanı&#39;ndaki evine getirdi. Bu evde 4 kişi kalmaktaydı. Muhsin Başkan, Necmi Meral, Senail Özkan ile Hacettepe&#39;de vurulan Hasan Bölücek. Muhsin Başkan hem Hasan Bölücek&#39;le hem Selahattin Şenliler ile bizzat ilgilenmiş, yaralarına pansuman bile yapmıştı.</p><p>Şenliler ağabey hem yaralıydı hem aranıyordu. Daha sonra Yenimahalle Gençlik Kolları Başkanı Harun Çakır&#39;ın (rahmetli) kaldığı öğrenci evi olan Yahyalar bölgesindeki Yağcıoğlu Apartmanı&#39;ndaki eve götürüldü. Yenimahalle Ülkü Ocakları Başkanı Mahir Damatlar ağabey de Şenliler&#39;in kaldığı eve giderek hem durumunu kontrol ediyor ihtiyaçlarını sağlıyor yakından ilgileniyordu.</p><p>MUHSİN BAŞKAN VE HACETTEPE OPERASYONU</p><p>MHP Gençlik Kolları mensuplarından ülkücü öğrenci Hasan Bölücek, Dev-Genç militanları tarafından vurulduktan sonra Hacettepe Hastanesi&#39;ne getirilmişti. Başında polisler bekliyordu. Doktorların çoğu Solcu ve Sol örgütlere mensuptu. Durumu öğrenen ÜOD Genel Başkan Yardımcısı olan Muhsin Yazıcıoğlu, bir plan yaptı. Çünkü, Bölücek hem aranıyor hem de kaldığı hastanede solcu doktorlar vardı. Can güvenliği tehlikedeydi.</p><p>Muhsin Başkan, Bölücek&#39;in hastaneye yatışının ardından 1 hafta geçtikten sonra bazı ülküdaşlarıyla Hacettepe Hastanesi&#39;ne gelir. Hastane önünde suni bir kavga çıkarılır. Bu olay Hasan Bölücek&#39;in kaldığı yerin kapısında bekleyen polislerin dikkatini çeker. Polisler olayı çözmeye çalışırken Hasan Bölücek Muhsin Başkan&#39;ın kontrolünde hastanenin gizli dehlizlerinden kimsenin olmadığı yerden arka kapıdan çıkartılarak, arabaya bindirilerek Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış olan Muharrem Şemsek ağabeyin Yüksek Öğretmen&#39;de bulunan odasına getirildi. Önceden haber verilen Ülkücü doktorlar ve sağlıkçılar da orda beklemektelerdi. O yıllarda, Ankara&#39;daki bazı hastanelerde görev yapan az sayıdaki Ülkücü doktorlardan, asistanlardan bazıları yurda getirilerek hem Şenliler hem Bölücek&#39;in tedavileri yapıldı.</p><p>Beşevler&#39;deki Yüksek Öğretmen Yurdu&#39;nda Ülkücü sağlıkçıların kontrolünde tedavileri devam etti. Muharrem Şemsek ağabey, hem yaralı hem de aranan iki Ülkücü gençle yakından ilgilenmiş ve onları saklamış ve korumuştu. Bir süre geçtikten sonra Selahattin Şenliler ve Hasan Bölücek cezaevine düştüler. Ulucanlar Cezaevi ikinci koğuşunda beraber kaldılar.</p><p>ZİNDANLARI MEDRESE-İ YUSUFİYE&#39;YE ÇEVİRDİLER</p><p> 51 yıllık ülkücü geçmişe sahip Selahattin Şenliler ağabey, inandığı mukaddes, hak dava uğruna 1976 başlarında Ulucanlar Cezaevi&#39;ne girdi. Ulucanlar Cezaevi&#39;nde uzun bir müddet yattıktan sonra Mamak Cezaevi&#39;ne gönderildi. Ulucanlar Cezaevi&#39;nde rahmetli Arpacı ağabeyden sonra Ülkücülerin başkanlığını yaptı.   Bugün üçü de aramızda olmayan  Dr. Ahmet Tevfik Ozan,  Selahattin Arpacı,  Selahattin Şenliler Ulucanlar Cezaevi&#39;nin simge isimlerdendir.</p><p>Ülkücüler davalarını  cezaevinde de yaşarlar. Her üçü de cezaevlerini taş medreseye çeviren kadrolardandır.. &ldquo;İnananların bulundukları her ortamda görevleri vardır,  inandığın davayı yaşamanın yer&rdquo;i ve zamanı yoktur!&rdquo;  anlayışına sahip ülkücüler cezaevlerini Taşmedrese&#39;ye çevirmişler ve tarihe not düşmüşlerdir.</p><p>Hapishanelere &ldquo; Yusufiye&rdquo;  veya  Taşmedrese ismini çoktan vermişti ülküdaşlarımız&hellip; Selahattin Şenliler,  Selahattin Arpacı, Ahmet  Tevfik Ozan gibi binlerce dava adamının mezun olduğu  okulların listesinde  &ldquo;Taşmedreseler&rdquo; başta gelir. Taşmedreseler gerçek birer mekteptir.</p><p>1970-74 yılları arasında dönemin ÜOB başkanı İbrahim Doğan, dönemin ocak yöneticilerinden Sami Bal, Mahir Özsoy, Hasan Ali Arıkan, rahmetli Ali Güngör ve Turan Güven hocamız Ulucanlar cezaevinde yatan ilk ülkücülerdendir. Dönemin ÜOB Genel Başkanı İbrahim Doğan ağabey, 1970-1974 arası 4 yıl Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yattı. Bu yıllar arasında yüzlerce dava arkadaşlarımız, ağabeylerimiz, ülkücü gençlik hareketinden cezaevine giren ilk kadroyu oluşturmaktadır. 1974 sonrasında da ülkücüler başta Ulucanlar Cezaevi olmak üzere Türkiye&#39;nin birçok yerindeki cezaevlerinde inandıkları mukaddes dava için Ülkücü yolda mahpus olmuşlardır.  Bu mahpuslardan biri de Selahattin Arpacı&#39;ydı.</p><p>İNANDIĞIN DAVAYI YAŞAMANIN YERİ VE ZAMANI YOKTUR!</p><p>1976 yılında ODTÜ olaylarından cezaevine düşen sırasıyla Ulucanlar,  Isparta, Mamak ve tekrar  Ulucanlar cezaevinde yatan  1982  yılında   tahliye olan  Selahattin Arpacı ağabeyi,  28 Ocak 2020  günü Hakk&#39;a uğurlamıştık. Şenliler ağabey, zindanlarda beraber kaldığı ülküdaşını, yakın dostunu, kadim dostunu, 44 yıllık dava arkadaşını son yolculuğunda yalnız bırakmamış, cenazesine dava arkadaşlarımızla birlikte katılmıştı.</p><p>Merhum Selahattin Arpacı ağabeyimizin ve yanına uğurladığımız Selahattin Şenliler ağabeyin isimlerini, 12 Eylül 1980 öncesi yayınlanan Hasret, Genç Arkadaş, Ülkü Ocağı, Nizam-ı Alem ve Birliğe Çağrı gibi gazetelerimizde çıkan haberlerden biliyoruz.  Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Selahattin Arpacı, Selahattin Şenliler, Efendi Barutçu ve yüzlerce dava arkadaşlarımızın Ulucanlar Cezaevi&#39;nden gönderdikleri yazılar ve şiirler, gazetelerimizde yayınlanırdı. İsimlerini bu vesileyle biliyorduk.</p><p>Ulucanlar Cezaevi&#39;nin birinci kısım ikinci koğuşu Ülkücülerin yattığı koğuştu. 1. Kısım 2. Koğuşta ilk başlarda az sayıda ülkücü vardı. 1974-1975 yılları arasında cezaevindeki ülkücülerin başkanlığını Ahmet Tevfik Ozan yapıyordu. 1975 yılından sonra ülkücülerin sayısı cezaevinde çoğaldı. Önce 2. Koğuşun sonrasında da 1. Kısımdaki diğer koğuşların idare ve yönetimi ülkücülerin eline geçti.</p><p>1975 başlarından itibaren üniversitelerden, liselerden, semtlerden çok sayıda Ülkücü genç, cezaevine girdi. 1974-1975 arası Ülkü Ocakları Derneği Genel Başkanlığı&#39;nı yapan, hareketimizin gazilerinden Muharrem Şemsek, 1977-1978 yıllarında ÜOD ve ÜGD Genel Başkanlığı&#39;nı yapmış olan şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, Ülkü Ocaklı çok sayıda liseli, üniversiteli Ülkücü genç, 12 Eylül 1980 öncesi Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmışlardır.</p><p>Özellikle, Ankara&#39;daki semtlerden gelen birçok ülküdaşımız önce Ulucanlar daha sonra Mamak Cezaevi&#39;nde yatmışlardır. Ulucanlar cezaevinde yatan ülküdaşlarımızın büyük çoğunluğu daha sonra Mamak Cezaevinde yatmışlardır. 12 Eylül cuntası tarafından idam edilen can ülküdaşlarımızdan Ali Bülent Orkan, Fikri Arıkan, Mustafa Pehlivanoğlu Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmıştır.</p><p>SELAHATTİN AĞABEY ULUCANLAR CEZAEVİNDEKİ PROGRAMLARA MUTLAKA KATILIRDI.</p><p>Dava adamı yiğit ülkücü Selahattin Şenliler ağabey naif, duygusal bir insandı. Şair ruhluydu. Ulucanlar ve Mamak Cezaevi&#39;nde yazdığı &ldquo;Duvarların Ardından&rdquo; adını taşıyan şiir kitabı da vardı.  Selahattin Şenliler abi zindanlar için &ldquo;Medrese-i Yusufiyeler,&rdquo; tabirini kullanan Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun can gardaşı, dava arkadaşıydı.</p><p>Birçok dava arkadaşımız Selahattin Şenliler gibi o zindanları Medrese-i Yusufiye&#39;ye çevirmiş, kimisi betonların üzerinde dava şiirleri, öyküler ve yaşanmışlıklar kaleme alınmıştır.  Şenliler ağabey, yolunda ve izinde yürüdüğü, asla yalnız bırakmadığı şehit liderimiz Muhsin Başkan için de &ldquo;Gözlerim&rdquo; şiirini yazmıştı. Az yazdı, öz yazdı. Ama içinden geçenleri yazdı. Yazdığı gibi de yaşadı.</p><p>Ankara Ulucanlar Cezaevi&#39;ndeki programları kaçırmaz, orada olmaya gayret ederdi. Geleneksel hale gelen &ldquo;Geleneksel Türk Milliyetçileri 12 Eylül Buluşmaları&rdquo; (EKSEN Sendikası ve Selçuklu Vakfı) programına kimi zaman konuşmacı olarak katılır, kimi zaman şiirler okurdu. Önce, binlerce Ülkücü, Ulucanlar Cezaevi önünde bir araya gelir, sonra toplu halde cezaevinin içi gezilir. Selahattin Şenliler ağabey, yıllarca yattığı, başkanlık da yaptığı Ulucanlar Cezaevi&#39;nin her karışını iyi bildiği için gruba öncülük ederdi. Ülkücülerin kaldığı koğuşlar gezilirken, burada hangi dava arkadaşımızın, ülküdaşımızın kaldığını, yapılan eğitim çalışmalarını anlatırdı. Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmış olan yüzlerce ülküdaşımızla hem hasret giderir hem kucaklaşır hasbihal ederdi.</p><p>Kaldıkları koğuşları ziyaret sırasında günün mana ve önemine binaen kısa bir açıklama yaptıktan sonra tarihe tanıklık eden isimler ve Selahattin ağabey Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yaşadıklarını anlatırlardı. </p><p>Geçtiğimiz 12 Eylül programlarında Dr. İbrahim Doğan, Muhittin Çolak, Salih Dilek, Olcayto Turhan, Sami Bal, Hasan Ali Arıkan, Yılma Durak, Efendi Barutçu, Dr. Ahmet Tevfik Ozan, Şevket Bülent Yahnici, Mahir Damatlar, Lütfi Şehsuvaroğlu, Selahattin Şenliler ve yüzlerce dava arkadaşımızla cezaevi avlusunda hep birlikte söylediğimiz marşlar, attığımız sloganlar gözümün önünde. 40-50 yıl öncesine gitmiş, hatıralar canlanmıştı.</p><p>12 Mart öncesi ve sonrasında (1970-1974) yine 1975-1979 yılları arasında Ankara Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatmış 68 ve 78 kuşağı Ülkücüler, o büyük anlamlı tarihi mücadelede tarihe not düşmüş, tanıklık etmiş, mukaddes bir davanın ve kavganın yiğitleriydi. Ulucanlar Cezaevi&#39;ni gezerken, resimlere bakarken, gözlerimizin önünden şehitler alayı geçiyordu. Gözlerimizin önünde bir koca tarih akıyordu.</p><p>Selahattin Şenliler, Ulucanlar Cezaevi&#39;nde tarih yazan dava adamlarındandı.  12 Eylül ve cezaevleri ile ilgili Anadolu&#39;nun dört bir yanında düzenlenen programlara mutlaka iştirak eder, burada o yüksek belagati ile tarihe not düşer, yaptığı konuşmalarda cezaevi yıllarında kaleme aldığı dava şiirlerinden, zindan şiirlerinden okurdu.</p><p>ŞENLİLER AĞABEYİN TELEVİZYON&#39;DA OKUDUĞU &ldquo;ZİNDAN&rdquo; ŞİİRİ HALA HAFIZALARIMIZDA</p><p>Selahattin ağabey Ankara Tuna Caddesi&#39;ndeki BBP Genel Merkezi&#39;nde yanıma geldi. Habertürk Tv&#39;de 12 Eylül ile ilgili programa katılacağını ifade etti. Yapacağı konuşma üzerinde hasbihal ettik. Kendisine programda şunları mutlaka söyle dedim:</p><p>&ldquo;Bu ülkede yıllardır algı operasyonları yapılıyor. Ana akım denen medyada, Kartel medyasında, sol medyada yıllardır sanki 12 Eylül darbesi Sol&#39;a yapılmış gibi algı operasyonları yapılıyor. Sanki sadece Devrimciler idam edilmiş gibi hava estiriliyor. Bu ülkede vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için Türkiye&#39;nin birliği ve beraberliği için Ülkücüler, hayatlarını feda ettiler, canlarını verdiler. 2100&#39;e yakın ülküdaşımız şehit edildi. 9 arkadaşımız cunta rejimi tarafından idam edildi. Ankara Mamak Cezaevi&#39;nin içinde bulunan C-5 adlı işkence merkezi başta olmak üzere Türkiye&#39;nin dört bir yanındaki işkence merkezlerinde arkadaşlarımız işkencelerle şehit edildi. Yüz bine yakın Ülkücü gözaltına alındı, on binlerce dava arkadaşımız tutuklandı, zindanlara atıldı. Ülkücüler büyük zulümler gördü.</p><p>12 Eylül darbesi Ülkücü harekete karşı yapıldı, ABD&#39;nin tek hedefi Ülkücülerin iktidar olmasını engellemekti. Dönemin ABD elçisi 12 Eylülcülere, &ldquo;Size teşekkür ediyoruz. İyi ki yönetime el koydunuz yoksa Ülkücüler iktidara gelip Türkiye&#39;yi yönetecekti. Böyle bir şey bölgede ABD çıkarlarını tehlikeye sokardı.&rdquo; sözlerini söylemiştir. ABD&#39;nin &ldquo;Bizim Çocuklar&rdquo; dediği Beşli Çete&#39;ye, Konsey&#39;e tam destek vermiştir. Cuntanın şefi, diktatör Kenan Evren, Türkeş düşmanı, milliyetçi hareket düşmanıdır.&rdquo;</p><p>&ldquo;Çık, içinden geçenleri, yüreğinden geçenleri, meydanlarda söylediklerini söyle&rdquo; diyerek sözümü bitirdim. Mutlaka şiirsel sesinle bir Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yazdığın dava şiirlerinden, zindan şiirlerinden birini oku dedim. Duygusal bir yapıya sahipti. Hüzünlendi, anılara, geçmişe gidip geldi. Programı izledim, izledik. Cezaevinde yazdığı şiiri okudu. Vefatından on yıl sonra Habertürk&#39;te okuduğu o şiiri dinleyince hepimizi tekrar bir hüzün kaplıyor.</p><p> &ldquo;MAMAK CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ&rdquo; BİR DEVRİN HİK&Acirc;YESİDİR</p><p>Ulucanlar Cezaevi, ülkücüler ile birlikte Taşmedrese olmuştu. Selahattin Ağabey&#39;in 40 yıl sonra ortaya çıkan &ldquo;Mamak Cezaevi Günlüğü&rdquo; (Yüzde İki Yayınları) bir devrin hik&acirc;yesidir. 78 kuşağının, fedak&acirc;r bir kuşağın hik&acirc;yesidir. Mamak Asker&icirc; Cezaevi&#39;nde not tutmanın bile yasak olduğu zamanlarda dayak, işkence ve hücre cezası göze alınarak yazılan bu günlükler yakın tarihimize ışık tutuyor.</p><p>Ömrünü davasına adamış, çile mektebinin öğrencisi, taş medreseli Ülkücülerin simge isimlerinden olan Selahattin Şenliler ağabeyin cezaevinde tuttuğu, tarihi öneme sahip günlüklerle ilgili şu sözleri çok anlamlıdır:</p><p>&quot;Anadolu&#39;da her gelin kızın bir &#39;çeyiz sandığı&#39; olur. Bu çeyiz sandığı yaşlılığında onun &#39;kefen sandığı&#39; olur. 40 sene sonra rahmeti anacığımın kefen sandığından, kefen bohçasının altından ortaya çıkan &lsquo;Mamak Cezaevi Günlükleri&#39; bir devrin hik&acirc;yesidir. 1979 Türkiye&#39;sinde Ülkücülerin ve Solcuların, Mamak Sıkıyönetim Askeri Cezaevi&#39;nde yaşadığı olaylar... Bugüne kalan ibretlik benzerlikler... Yazmazsam olmazdı...&quot;</p><p>TAŞ MEDRESE&#39;DEN MEKTUPLAR</p><p>Cezaevlerini Taş Medreseye, Yusufiye&#39;ye çevirenlerden, Dr. Ahmet  Tevfik Ozan ağabeyden sonra Ülkücülerin cezaevlerindeki başkanı olan Selahattin Arpacı ağabey de cezaevi dönemini anlatan eserleriyle Ülkücü hareketin tarihine katkı sunmuştur. Ulucanlar  Ülkü  Ocağı teşkilatının Başkanlığını yapan Selahattin Arpacı, &quot;Taş Medrese&#39;den Mektuplar&quot; ve &quot;Taş Medrese Defteri&quot; ile başlattığı diziye, &quot;Taş Medrese Sohbetleri&rdquo;yle devam etmiştir. Kitabına &ldquo;Taşmedrese&#39;den Mektuplar&rdquo; adını koymuş, yayınlanan mektuplar hareketimizin 12 Eylül öncesi fikri, siyasi, sosyal, psikolojik durumunu yansıtıyor.</p><p>&ldquo;Taş Medrese&#39;den Mektuplar&rdquo; kitabı, Ülkücü hareketin yayın organlarına yazılmış &ldquo;Taş Medreseden Mektup&rdquo; adı altındaki yazı mektuplar ile dışarıdaki eşe dosta, ülküdaşa, kardeşe, arkadaşa yazılan özel mektuplardan oluşuyor.</p><p>&quot;İnandığı davayı yaşamanın yeri ve zamanı yoktur&quot; anlayışıyla kaleme alınan kitabın kapağını, Ankara Ulucanlar Cezaevi avlusunda Başkan Selahattin Arpacı&#39;nın imamlığında topluca namaz kılan Ülkücülerin Aralık 1978&#39;de çekilmiş bir fotoğrafı süslüyor.</p><p> ULUCANLAR CEZAEVİNDE TARİH YAZDILAR. FEDA KUŞAĞININ SELAHATTİN&#39;LERİNE SELAM OLSUN </p><p>Zaman içerisinde zindan, mahpushane, hapishane, cezaevi, taş medrese ve nihayet Yusufiye adını alarak Ülkücülerin dilinde farklı bir mana kazanan hapishanelerde 1970&#39;lerin sonlarından 1992 yılına kadar binlerce Ülkücü çile doldurmuştur.</p><p>Ülkücüler  zindanları, ilim ve irfanla &#39;Medrese-i Yusufiye&#39;ye çevirdiler. Ve hapishaneler bir nevi Medrese-i Yusufiye olmuştur. Kendilerine &quot;Yusufi&quot; ismini verenlerin Hz. Yusuf misali zindanları Medrese-i Yusufiyeye çeviren ülkücülerin hik&acirc;yesidir. Yusufiye medreselerinde nice güzel insan okumuştur&hellip;</p><p>1971 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi&#39;ne giren 1974 yılında HÜ Tıp Fakültesi Öğrenci Derneği Başkanı iken öğrenci olayları ve basın davaları nedeniyle tutuklanan, 1974 Kasım&#39;ında tutuklanan tıp öğrencisi Dr. Ahmet Tevfik Ozan ve ardından bir grup ODTÜ öğrencisi, Ulucanlar Cezaevi&#39;ne gelmişti. Ahmet ağabeyden sonra Ulucanlar cezaevinde teşkilat başkanlığını Selahattin Arpacı ağabey yaptı.</p><p>Ankara Ulucanlar Merkez Cezaevi&#39;ndeki ülküdaşlarımıza başkanlık, ağabeylik yapan Selahattin Arpacı ağabeyin teşvik ve yönlendirmeleriyle seminer defterleri oluşturulmuş ve o yıllardan bu yıllara merhum Selahattin Arpacı bu defterleri kutsal bir emanet gibi saklamış ve sahip çıkmıştır. Selahattin Arpacı 1976-1978 Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatan Ülkücülerin başkanlığını yapmıştır. Ülkücülere imamlık yaparken çekilen fotoğrafı ile hem akıllara hem de gönüllere kazınmıştır.</p><p>1953 Osmaniye doğumlu, Çukurova&#39;nın yiğit evlatlarından Arpacı, 1970&#39;lerin başında Ülkü Ocakları&#39;na girmiş, genç ülkücülerden biridir. ODTÜ Maden Mühendisliği&#39;ni kazanmıştı. ODTÜ, Dev-Genç adlı Çayanist örgütün h&acirc;kimiyeti altındaydı. Ülkücü kimliğiyle, duruşuyla ODTÜ&#39;de mücadele veren bir grup Ülkücü gençten biriydi. 1976 yılında ODTÜ-DER adlı DEV-GENÇ&#39;e bağlı derneğin iftiraları, Komünist yayın organlarının hedef göstermesi dolayısıyla tutuklanmış ve yedi yıl başta Ulucanlar Cezaevi olmak üzere çeşitli hapishanelerde çile doldurmuştur. 1982 yılında tahliye olmuş. Cezaevinden çıktıktan sonra hukuk fakültesini bitirmiştir.</p><p>12 Eylül 1980 öncesi Ulucanlar Cezaevi&#39;nde Ülkücü mahk&ucirc;mların kaldığı koğuşlarda cezaevi başkanlığı yapan Selahattin Arpacı, 16 Nisan 2017 başkanlık sistemi referandumu öncesinde, &quot;Evet dersek, kendi elimizle bir diktatör seçecek ve geri dönüşü olmayacak bir yola gireceğiz&quot; diyerek, Ülkücüleri tercihlerini yaparken dikkatli olmaya davet etmişti.  Uzun yıllar cezaevinde kalan ve taş medreseli ülkücülerin simge isimlerinden olan Avukat Selahattin Arpacı ağabey, 28 Ocak 2020 tarihinde Hakk&#39;a yürümüştür.</p><p>MUHSİN YAZICIOĞLU ÇİZGİSİNE HEP BAĞLI KALDI, HAREKETİN İLKELERİNİ VE DEĞERLERİNİ SAVUNDU</p><p>Selahattin Şenliler ağabey ile MÇP döneminde tanıştık.  Dile kolay tam 37 yıl olmuş. Yozgat meydanında MÇP adına yapılan toplantılarda, konuşmalar yapar, şiirler okur, kitleyi coştururdu.  Cezaevinden çıktı, mücadeleye kaldığı yerden devam etti. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında yine Ülkücü mücadele içerisindeydi. MÇP ve BBP&#39;de siyaset yaptı. Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu liderliğindeki Büyük Birlik hareketinin her kademesinde şanla, şerefle görev yaptı.</p><p>1995-1998 yılları arasında BBP Yozgat İl Başkanlığı görevini yürüten Şenliler, 2000 ve 2002 yıllarında yapılan Büyük Birlik Partisi Kurultay&#39;larında partinin Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) Üyeliği&#39;ne seçildi.</p><p>24 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Büyük Birlik Partisi Olağanüstü Kurultay&#39;ında Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) Üyeliği&#39;ne tekrar seçilerek, yapılan ilk MKYK Toplantısında Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmiştir. 2009 yılından 2018 yılına kadar, BBP Genel Başkan Yardımcılığı (uzun yıllar Genel Muhasip Mali İşler Başkanlığı) yaptı.</p><p> SON KONUŞMAMIZ BİR VEDA KONUŞMAMIZMIŞ</p><p>En son Selahattin ağabey ile yüz yüze Ankara&#39;da Ulucanlar&#39;da görüşmüştük Antalya&#39;da düzenlenen bir programa katılmıştı. Döndükten sonra telefonla beni arayarak &ldquo;Hakkı Baba, bir oturalım bir çay içelim, yemek yiyelim, hasbihal edelim&rdquo; dedi. Ben de &ldquo;olur abi başım üstüne&rdquo; dedim. Ulucanlar Cezaevi&#39;nin aşağısında bulunan bir lokantada akşamüzeri bir araya geldik. Ortak dostlarımızdan Metin Turhan kardeşimiz de bizimle beraberdi. Ülke meseleleri, hareketin meseleleri üzerine hasbihal ettik. Hareketin durumu, camiada yaşananlar kendisini çok üzmüş ve yormuştu. Kimi zaman geçmişi, geleceği ve kitapları konuştuk. Şehit liderimiz Muhsin Başkanlı yıllarımızı konuşurken ikimizde çok duygulandık, hüzünlendik. Muhsin Başkanımıza olan özlememiz hasretimiz bizi duygusal bir atmosfere sürükledi. Muhsin Başkan bizim sığınılacak limanımız, davaya olan inancımızın kalesiydi. </p><p>O güzel ve duygu yüklü sohbetimizin yüz yüze son görüşmemiz olacağı aklıma gelmezdi. Dönüşte memleketi Yozgat&#39;ta diş hekimine gitmiş, birkaç gün sonra rahatsızlanmış. Ailenin ve arkadaşlarımızın ısrarı ile Yozgat Devlet Hastanesi&#39;ne gitmiş, yapılan kontroller sonucu koronavirüse yakalandığı ortaya çıkmıştı. Evinde rahatsızlığı devam edince Yozgat Devlet Hastanesi&#39;ne kaldırdılar.</p><p>Koronavirüs olduğunu arkadaşlarımız haber verdi. Can kardeşim İlker Kayalıoğlu &ldquo;Ağabey, Selahattin ağabey koronavirüs olmuş bilgin olsun&rdquo; dedi. Hemen bunun üzerine Selahattin ağabeyi aradım. &ldquo;Hakkı Baba, Hakkı Baba, hakkını helal et can gardaşım, durum sıkıntılı.&rdquo; dedi. Ben de bunun üzerine: &ldquo;Ağabey dur hele, sen kurşun yemiş, kurşunların üstüne gitmiş, zindanları görmüş, nice badirelerden geçmiş bir insansın.&rdquo; dedim. Sabır ve tevekkül sahibiydi. Her şeye hazırlıklıydı. Karşılıklı helalleşmelerin ardından içime bir hüzün, ince bir sızı çöktü. Konuşması, sanki bir veda konuşması gibiydi. Birçok arkadaşımıza da bu minvalde bir konuşma yapmış, helallik istemiş. Bizden yana varsa hakkımız helal olsun. Ama onun hepimizin üzerinde hakkı ve emeği vardır.</p><p>Hastanede yatarken Mahir Damatlar ağabey aradı. Bir doktor arkadaşımız kendisine Selahattin abinin durumu ile ilgili bilgi vermiş. Mahir ağabey bunun üzerine &ldquo;Gardaş, Selahattin Başkan&#39;ın durumu sıkıntılı. Entübe olmuş durumu ağır&rdquo; dedi. İkimiz de durumun sıkıntılı olduğunu tahmin ettik. Rabbimiz&#39;den acil şifalar diledik. Entübe olup da daha sonra sağlık şartları düzelen, hastalığı yenenlerin olduğunu duyuyorduk. Ama entübe halindeyken Selahattin ağabey tekrar bir kalp krizi geçirmiş.</p><p>YUSUFİYELİ YİĞİDİMİZİ YOZGAT&#39;TA DUALARLA SONSUZLUĞUN SAHİBİNE UĞURLADIK</p><p>Selahattin Şenliler ağabeyin vefatını Sinan gardaşımız haber verdi. Çok büyük üzüntü duydum. Kelimeler kifayetsiz kaldı. Zaman hızla akıyor. Vakit daralıyor.  Gitgide yalnızlaşıyoruz. Gitgide eksiliyoruz.</p><p>Elim haberi alınca sabah Ankara&#39;dan bazı dava arkadaşlarımızla yola çıktık. Remzi Çayır, İlker Kayalıoğlu, Haşim Yanar, Metin Turhan, Muzaffer Bozgeyik arkadaşlarımızla Yozgat merkezdeki Çatak Kabristanı&#39;na geldik. Cenaze namazını kıldıktan sonra gözyaşları ve dualarla ağabeyimizi sonsuzluğun sahibine uğurladık. </p><p>Pandemi şartlarına rağmen Yozgat&#39;taki dava arkadaşlarımız ve çeşitli STK&#39;lara mensup kişiler ve sevenleri cenazeye katıldı. Pandemi dolayısıyla Yozgat d&acirc;hil olmak üzere Anadolu&#39;dan katılmak isteyen çok sayıda dava arkadaşımız, ülküdaşımız, Alperen gençlerimiz katılamadı. Onlar dualarını gönderdiler, dualarıyla oradaydılar.   </p><p>ÜLKÜSÜNE SEVDALIYDI, BAĞLIYDI, SEVMEDİ ÜLKÜDEN BAŞKASINI</p><p>Selahattin Şenliler, şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu çizgisine hep bağlı kaldı.  Muhsin&icirc; duruşunu her daim devam ettirdi. Gerçek bir büyük birlikçi ve dava adamıydı. &ldquo;Sevmedim ülküden başkasını&rdquo; diyen bir ülkü eri, bir mücadele adamıydı.</p><p>Hayatını ülkücülüğe, Ülkücü harekete adamıştı. Anadolu&#39;nun dört bir yanında 35 yıl boyunca konferanslar verdi. Ülkücü gençlerin, Alperen gençlerin eğitiminde emeği, hizmeti büyüktür. Hareketin ağabeylerinden biri olarak her zaman yol gösterdi, fikirleriyle tavırlarıyla bir ağabey olarak üstüne düşen tarihi rolü, layıkıyla yerine getirdi. Her zaman birliği, beraberliği, kardeşliği savundu. Ülküdaşlık hukukuna hep bağlı kaldı. </p><p>Bizler dünyalık menfaati, şahsi ikb&acirc;li ayaklar altına almış, hakikaten hakik&acirc;te r&acirc;m olmuş bir hareketin müntesipleriyiz. Allah&#39;ın davasının davacısı olmanın şerefiyle şereflenmiş hareketimiz, gücün değil hakkın yanında olmayı kendine her daim vazife bilmiştir.</p><p>Vefa, bizi biz yapan, bizi ayakta tutan önemli bir hasletimizdir. Güzel bir duygu, uygulanması şart olan büyük ehemmiyete haiz &acirc;li bir düstur, yüce bir sıfat, terk edilmemesi ve mutlaka yaşatılması elzem olan ulv&icirc; bir vasıftır.</p><p>Vefa, bir mü&#39;min vasfıdır. Vefa, sad&acirc;kat, samimiyet, kadirşinaslık gibi değerlerimiz, yüce dinimizin de yaşanmasını istediği ve terk edilmesinin Gayretullah&#39;a dokunduğu ulv&icirc; hasletlerdir.</p><p>Vefa samimiyettir, vefa doğruluktur, vefa sad&acirc;kattir, vefa ahdinde durmak, ahde bağlı olmak, emanete riayet etmektir. Vefası olmayanların davası da yoktur, geleneği de yoktur; geçmişi, geleceği de yoktur.</p><p>ZİNDANLARI YUSUFİYE&#39;YE ÇEVİREN ALPERENLER ARPACI, ŞENLİLER ve OZAN ÖTELERİN ÖTESİNDE BULUŞTULAR</p><p>1974-1977 arasında Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatan dönemin tıp fakültesi öğrencisi, Ahmet Tevfik Ozan ve solcu Yılmaz Güney mahk&ucirc;mları idare nezdinde temsil 1977 yılında tahliye olmuştu.</p><p>Dr. Ahmet Tevfik Ozan, 12 Eylül 1980 öncesi mahpushanelerin &ldquo;Yusufiye&rdquo; olmasında &ldquo;Taş Medrese&rdquo; olmasında büyük emeği olan feda kuşağının yiğitlerindendi.  Ülkücüler  zindanları ilim ve irfanla &#39;Medrese-i Yusufiye&#39;ye çevirdiler. Ve hapishaneler bir nevi Medrese-i Yusufiye oldu. Ahmet ağabeyde, zindanları Yusufiye&#39;ye çevirenlerdendi. Yusufiye medreselerinde Dr. Ahmet Tevfik Ozan gibi nice güzel insan okudu.</p><p>Gül yüzlü, gazi dervişimiz, Yusufiye&#39;li Ülkücü Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi emekli öğretim üyesi, Türk Edebiyatı Şairi Dr. Ahmet Tevfik Ozan ağabeyimiz yüksek tansiyona bağlı damar yırtılmasından 68 yaşında hakka yürüdü.</p><p> 1974-1977 yılları arasında Ulucanlar Cezaevi&#39;nde yatan bütün ülküdaşlar, Ülkücü Hareketin dervişi Ahmet Tevfik Ozan ağabeyi çok iyi tanır ve bilir. Selahattin Arpacı ağabeyi 28 Ocak 2020 günü Hakk&#39;a uğurladık. Ardından Selahattin Şenliler ağabey kısa bir süre önce 26 Aralık 2020&#39;de Rahmet-i Rahman&#39;a kavuştu. Dr. Ahmet Tevfik Ozan ağabey de 15 Ocak 2021 tarihinde sonsuzluğun sahibine kavuştu. Ulucanlar cezaevinin derviş gönüllüleri, karanlık zindanlarda beraber kalan, feda kuşağının üç yiğit ülkücüsü şimdi ötelerin ötesinde, ebed&icirc; &acirc;lem &ldquo;ahirette&rdquo;  buluştular.</p><p>ÜLKÜCÜLÜK, EN GÜZEL DAVA ADAMLARININ HAYATINDA YAŞANIR</p><p>Dava adamlarının vefası vardır. Büyük davalar, davaya adanmışlık ve vefa üzerinde yükselir ve zaferle taçlanır. Onlar, sonsuzluğun sahibinin yolundadırlar. Ve ötelerin ötesini düşlerler, düşünürler.</p><p>Ülkücülük, davaya adanmışlıktır, vefadır, kadirşinaslıktır. Ülküdaşlık hukuku çiğnenmeyecek, çiğnetilmesine göz yumulmayacak büyük, tarihi ve kutlu bir bağdır. Bu bağ kırılmaz, kopmaz, koparılamaz.</p><p>Dava adamı zor zamanların adamıdır. Ülkücülük en güzel dava adamlarının hayatında yaşanır. Ömrü, yaşanmaya değer kılan şey dava adamı olmaktır. Selahattin Şenliler ağabey de bir dava adamıydı. Hasbiydi. Hesap adamı değil, dava adamıydı.</p><p>Vefatının ikinci seneyi devriyesinde değerli ağabeyimizi rahmetle, minnetle, saygıyla, sevgiyle anıyorum.  Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun. </p><p>Bu aziz millet kendisine hizmet edenleri, şehitlerini kahramanlarını asla unutmaz. Selahattin ağabey, çileli yollardan geçmiş bir büyüğümüzdü.  Dr. Mehmet Güneş hocamızın ifadesiyle &ldquo;Dünya zahmetinden hakkın rahmetine hicret etti&rdquo;</p><p>Ruhu şad, mek&acirc;nı cennet olsun.   Ruhu için el-fatiha.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-selahattin-senlile_1672245490_jANxf8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur, Selahattin Şenliler'i yazdı: Ülkücülük en güzel dava adamlarının hayatında yaşanır ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-selahattin-senlile_1672245490_jANxf8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ankara'daki restorasyonu tamamlanan Zincirli Cami ibadete açılıyor]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/ankara-daki-restorasyonu-tamamlanan-zincirli-cami-ibadete-aciliyor/84478/</link>
            <description><![CDATA[Mülkiyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait Ulus Anafartalar Caddesi'ndeki Zincirli Camii restorasyonu tamamlanarak Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımlarıyla yeniden ibadete açılıyor.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/ankara-daki-restorasyonu-tamamlanan-zincirli-cami-ibadete-aciliyor/84478/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/kultur/">Kültür</category>
            <pubDate>Wed, 14 Dec 2022 18:56:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>AKAJANS -</strong>  Mülkiyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait Ulus Anafartalar Caddesi&#39;ndeki Zincirli Cami restorasyonu tamamlanarak Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy&#39;un katılımlarıyla yeniden ibadete açılıyor.</p><p>Akajans&#39;ın haberine göre, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli olan Zincirli Cami 17. yüzyılın ortalarında inşa edildi.</p><p>Şeyhülislam Ankarav&icirc; Mehmed Emin Efendi tarafından yaptırıldığı bilinen eser; dikdörtgen planlı, üzeri kiremit kaplı kırma çatı ile örtülü. Harim ve mahfil tavanı ahşaptan yapılan caminin tavanının bütün kenarlarından nakışlarla süslenmiş pervazlar dönmektedir. Müezzin mahfilinin tavanları ince çıtalarla altıgen ve üçgen bölümlere ayrılan caminin kenar pervazları; aşı boyalı, narçiçeği ve yapraklarından oluşan motiflerle süslü.</p><p>Ayrı bir güzelliğe sahip minberin üzeri aşı boyalı nakışlarla işlenen cami 15 Aralık 2022 tarihinde ikindi namazı sonrası ibadete açılacak.</p><p><strong>Burhan Ersoy: &ldquo;Cami içerisinde barındırdığı süslemeler ve nakış işlemeleriyle ön plana çıkmaktadır.&rdquo;</strong></p><p>Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy, yaptığı açıklamada, &ldquo;Zincirli Camii&#39;ni ihya ederek bir vakıf eserini daha geleceğe taşıdık&rdquo; ifadesini kullandı.</p><p>Ersoy şunları kaydetti:</p><p>&ldquo;Vakıflar Genel Müdürlüğümüz olarak 17. Yy.&#39;ın ortalarında inşa edilen ve korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli Zincirli Camii&#39;nin restorasyonunu tamamladık. Hacı Bayram-ı Veli Camii&#39;ne komşu Zincirli Camii, Ankara&#39;daki vakıf eserlerimiz içerisinde nadide bir değere sahip. İçerisinde barındırdığı süslemeler ve nakış işlemeleriyle ön plana çıkmaktadır.&rdquo; </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ankara-daki-restorasyonu-tamam_1671033392_BQ8AbX.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ankara'daki restorasyonu tamamlanan Zincirli Cami ibadete açılıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/ankara-daki-restorasyonu-tamam_1671033392_BQ8AbX.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Altı yaşındaki kız çocuğunun istismarına Erdoğan'dan sert tepki: Tam bir faciadır]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/alti-yasindaki-kiz-cocugunun-istismarina-erdogan-dan-sert-tepki-tam-bir-faciadir/84477/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Kabine Toplantısı sonrası ulusa seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “13 yaşında nişan, 14 yaşında evlilik gibi bir durumu kabul edebilmemiz asla mümkün değildir. Daha küçük yaştaki istismar iddiaları tam bir faciadır” ifadesini kullandı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/alti-yasindaki-kiz-cocugunun-istismarina-erdogan-dan-sert-tepki-tam-bir-faciadir/84477/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 20:48:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>AKAJANS -</strong> Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Altı yaşındaki kız çocuğunun istismar edilmesine sert tepki gösterdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde gerçekleşen Kabine Toplantısı sonrası ulusa seslenen Erdoğan, &ldquo;13 yaşında nişan, 14 yaşında evlilik gibi bir durumu kabul edebilmemiz asla mümkün değildir. Daha küçük yaştaki istismar iddiaları tam bir faciadır&rdquo; ifadesini kullandı.</p><p>Erdoğan, 6 yaşındaki çocuğun &quot;evlendirme&quot; bahanesiyle cinsel istismara maruz bırakılmasına sert tepki gösterdi.</p><p><strong>&#39;Tam bir faciadır&#39;</strong></p><p>14 yaşında evlilik gibi bir durumun asla kabul edilebilir olmadığını belirten Erdoğan, &quot;Daha küçük yaştaki istismar iddiaları tam bir faciadır&quot; açıklamasında bulundu</p><p>Erdoğan, şu ana kadar gerekli çalışmaların yapıldığının altını işaret ederek şunları kaydetti:</p><p>&quot;Bir kızımızın erken yaşta evliliğiyle öncesinde ve sonrasında yaşanan hususlarla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Şu ana kadar arkadaşlarım gereken çalışmaları yaptılar. Ama bunları görmezden gelen bir muhalefet söz konusu.</p><p>13 yaşında nişan 14 yaşında evlilik kabul edeceğimiz bir durum değildir. Daha küçük yaştaki istismar iddiaları tam bir faciadır. Mağdur, Bakanlığımız başvurduğu andan itibaren kurumlarımız konuyu sahiplenmiştir. İçişleri Bakanlığımızın çalışmalarından sonra konu yargıya taşınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iddiaları tüm boyutlarıyla ve belgeleriyle sorgulamaktadır.</p><p>Davanın ilk duruşması yakında bekleniyor. Mesele medyada yer alana kadar bakanlıklarımız ve kurumlarımız süreci titizlikle takip etmiştir. Geçmişteki ihmaller ve eksikler de soruşturma kapsamında ele alınmış, gerekli adımlar atılmıştır.&quot;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/alti-yasindaki-kiz-cocugunun-i_1670867319_O3Goql.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Altı yaşındaki kız çocuğunun istismarına Erdoğan'dan sert tepki: Tam bir faciadır ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/alti-yasindaki-kiz-cocugunun-i_1670867319_O3Goql.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erdoğan'dan türban, enflasyon ve öğrenci bursları konusunda önemli açıklamalar]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/erdogan-dan-turban-enflasyon-ve-ogrenci-burslari-konusunda-onemli-aciklamalar/84476/</link>
            <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nda alınan kararlara ilişkin  açıklamalarda bulundu. Erdoğan, başörtüsü düzenlemesine ilişkin, "Demokrasi, hak ve özgürlükler gibi kavramları samimiyetle savunan herke]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/erdogan-dan-turban-enflasyon-ve-ogrenci-burslari-konusunda-onemli-aciklamalar/84476/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/politika/">Politika</category>
            <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 20:19:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>(AKAJANS) - </strong>Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı sona erdi. Toplantı sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan, Kabine Toplantısı&#39;nda alınan kararlara ilişkin  açıklamalarda bulundu. Erdoğan, başörtüsü düzenlemesine ilişkin, &quot;Demokrasi, hak ve özgürlükler gibi kavramları samimiyetle savunan herkesi bu teklifi desteklemeye çağrıyoruz.&quot; açıklamasında bulundu.</p><p>Üniversite öğrencilerine müjde veren Erdoğan, &quot;Öğrencilerimize başarı destek ödemesi yapacağız. Bu yıl itibariyle lisansta 850 lira olan bursu 1250 liraya çıkarıyoruz. Yüksek lisansta 1700 liradan 2500 liaraya doktora da 2550 liradan 3750 liraya çıkarıyoruz&quot; dedi.</p><p>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi&#39;nde saat 15.50&#39;de başlayan toplantı, yaklaşık 3 saat sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının ardından ulusa sesleniş konuşması gerçekleştirdi.</p><p>Erdoğan&#39;ın konuşmasından satır başları şöyle:</p><p>&quot;Sözlerime başlarken Kumluca ve Finike ilçerinde meydana gelen sel felaketi nedeniyle vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Devletimiz tüm kurumlarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Cumartesi günü Samsun&#39;da onbinlerle bir araya gelerek toplu açılışlarımızı yaptık. Ülkemize ve milletimize hizmetle dolu 2 haftayı geride bıraktık.</p><p><strong>Türkiye Yüzyılı mesajı</strong></p><p>Cumhuriyetimizin 100. yılının sevincini yaşamak lafla sözle şiirle olmaz. Bizim için Cumhuriyetin 100. yılı istikbalimize yakışır eserlerle milletimizin karşısına çıkmak demektir. Dünyanın siyasi ve ekonomik olarak tarihi bir dönüşüm içerisine girdiği dönemde Türkiye Yüzyılı vizyonu hayati bir önem kazanmıştır. Cumhuriyetimizin ilk yüz yılında vaktimizi boşa tüketen tartışmaları artık geride bırakmalıyız. Artık hep birlikte ortak geleceğimize odaklanmalıyız. Türkiye Yüzyılına umutla kararlılıkla bakabildiğimizde bu aziz milletimize sorumluluğumuz hakkıyla yerine getirebiliriz. Türkiye Yüzyılı ile nesillerin özlemi olan güvenlik ve refah seviyesine çıkarmak istiyoruz.</p><p><strong>&#39;Emperyalist güçlere&#39; mesaj</strong></p><p>Vatan toprakları üstünde varlığımızı her dönemde karşımıza çıkan emperyalist güçlere karşı verdiğimiz mücadeleye borçluyuz. Bugün de milletimiz üzerinde karanlık hesaplar yapan emperyalist yapılara karşı aynı mücadeleyi tek vücut, tek yürek olarak vermek mecburiyetindeyiz. Milletimiz darbecilere, ekonomik tetikçilere karşı yanımızda yer alarak milli iradenin gücünü ispatlamıştır.</p><p><strong>Başörtüsüne ilişkin yasa teklifi</strong></p><p>Başörtüsü özgürlüğünü teminat altına almayı, ve aile kurumunu güçlendirmeyi amaçlayan anayasa değişikliği teklifi milletimizin sorunlarını milli iradenin gücü ile çözme kararlılığın son örneğidir. Demokrasi, hak ve özgürlükler gibi kavramları samimiyetle savunan herkesi bu teklifi desteklemeye çağrıyoruz.</p><p>Terörle mücadele</p><p>Kararlılık ve cesaretle uygulamaya koyduğumuz terör örgütleri ile mücadele ile bu sorunun üstesinden önemli ölçüde geldik. Son dönemde verdiği ağır kayıplara rağmen saldırılarını yeniden artırmaya çalışan terör örgütünü bu şekilde hareket etmeye yönelten sebepleri biliyoruz. Sınırımızdaki güvenlik hattını tamamlayarak bu sinsi planı bozacağız.</p><p><strong>Enflasyon ve fahiş fiyat artışları</strong></p><p>Emtia fiyatlarındaki yükselişin en belirgin faktörü olan dış sebeplerin istikrara kavuşmasının biraz vakit alacağı anlaşılıyor. İçerideyse kimi panikten kimi art niyetten kaynaklanan kurdaki ve maliyetteki artışla izah edilemeyen fahiş fiyat artışlarına maruz kaldığımız gerçektir. Enflasyonun birkaç ay içerisinde yüzde 40&#39;lara ineceği ortada, yüzde 20&#39;ler seviyesine indirmekte kararlıyız.</p><p><strong>6 yaşındaki kız çocuğunun istismara uğraması</strong></p><p>Arkadaşlarımız gereken çalışmaları yaptı ancak bunları görmezden gelen bir muhalefet söz konusu. Her şeyden önce günümüz şartlarında 13 yaşında nişan, 14 yaşında evlilik gibi bir durumu kabul edebilmemiz asla mümkün değildir. Daha küçük yaştaki istismar iddiaları tam bir faciadır. Mağdur, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımıza başvurduğu andan itibaren kurumlarımız bu konuyu sahiplenmiştir. İçişleri Bakanlığımız tarafından yürütülen soruşturmanın ardından konu yargıya intikal etmiştir. Bu aşamada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız avukat temin etmiştir. Dava ile ilgili ilk duruşmanın yakında yapılması bekleniyor.</p><p><strong>&#39;Bay Kemal Diyarbakır annelerini kaç kez ziyaret ettin?&#39;</strong></p><p>Bey Kemal kendine çeki düzen ver. Her şeyden önce böyle bir hadiseyi milletimizin inancıyla ve o inancın temsilcisi kurumlarla irtibatlandırmak en hafif ifadesiyle ahlaki olmayan bir çarpıtmadır. Niyet mağdurun hakkını savunmaksa biz bunu zaten yapıyoruz. Sonuna kadar da yapacağız. Bay Kemal Diyarbakır Anneleri&#39;ni kaç kere ziyaret ettin. Kızları, yavruları ellerinden alınan gözü yaşlı anneleri kaç kere ziyaret ettin. Medya ve benzeri yerlerdeki rezilliklere göz yumanların bu hadise üzerinden insanlarımızın bir kısmının değerlerine saldırmasına onlara linç uygulamasına müsaade göstermiyoruz. Bu konuyu da her seviyede takip etmeyi ve neticelendirmeyi sürdüreceğiz.</p><p><strong>Karadeniz&#39;deki doğal gaz keşfi</strong></p><p>Bugün 540 milyar metreküplük bir rezerve ulaştık. Bölgede yeni keşifler neticelendirildiğine milletimizle paylaşacağız. Günlük 10 milyon metreküp gaz üretimi ile başlayıp bunu 40 milyon metreküpe çıkaracağız. Gazı karada işleyecek Filyos&#39;un yüzde 85&#39;i tamamladık.</p><p><strong>Gabar Dağı&#39;nda petrol bulunması</strong></p><p>Terörden temizlenen Gabar Dağı&#39;nda mayın temizliği sırasında şehit olan Esma Çevik&#39;in adını verdiğimiz bölgede 150 milyon net petrol rezervine sahip yeni bir saha keşfettik. Dünyada 2022 yılında karada yapılan en büyük 10 keşiften biri olan bu sahadaki rezervin değeri 12 milyar dolara denk geliyor. Buradaki petrol üretimimizi çok daha üst seviyelere taşıyacağız.</p><p><strong>Sosyal destekler</strong></p><p>Hayata geçirdiğimiz ve sürekli geliştirdiğimiz Türkiye Aile Destekleri kapsamına giren 2,8 milyon hanemize 9,2 milyar lira nakti kaynak aktardık. Bu ay 3,8 milyar daha nakti kaynak aktarımı yapacağız. Kasım ayında 9,4 milyon ihtiyaç sahibi vatandaşımızın 2,9 milyar lira tutuarındaki genel sağlık sigortasını ödeyerek ücretsiz sağlık hizmeti almalarını sağladık.</p><p><strong>Üniversite öğrencilerine destek müjdesi</strong></p><p>Öğrencilerimize başarı destek ödemesi yapacağız. Bu yıl itibariyle lisansta 850 lira olan bursu 1250 liraya çıkarıyoruz. Yüksek lisansta 1700 liradan 2500 liaraya doktora da 2550 liradan 3750 liraya çıkarıyoruz. Kredi almış öğrencilerin sadece ana para ödemesini sağlayan düzenlemeye gittik. Bununla kalmadık 2022-2023 döneminde ücretlere zam yapmayarak öğrencilerimizin yurtlarında barınabilme hakkı sağladık. Bu yıl 850 bin kişi ile yurtlarımızda rekor barınma sayısına ulaştık.&quot;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erdogan-dan-turban-enflasyon-v_1670865552_JbVojF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erdoğan'dan türban, enflasyon ve öğrenci bursları konusunda önemli açıklamalar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/erdogan-dan-turban-enflasyon-v_1670865552_JbVojF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[O sendikadan  'Asgari ücret en az 9 bin 350 lira olsun' talebi]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/o-sendikadan-asgari-ucret-en-az-9-bin-350-lira-olsun-talebi/84475/</link>
            <description><![CDATA[Öz Ağaç-İş Sendikası Genel Başkanı Tuncay Dolu, asgari ücretin en az net 9 milyon 350 lira olması gerektiğini dile getirdi.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/o-sendikadan-asgari-ucret-en-az-9-bin-350-lira-olsun-talebi/84475/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/ekonomi/">Ekonomi</category>
            <pubDate>Mon, 12 Dec 2022 17:36:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>AKAJANS - </strong>Yaklaşık 10 milyon çalışanın gözü bu hafta ikinci kez toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu&#39;na çevrilirken Öz Ağaç-İş Sendikası Genel Başkanı Tuncay Dolu, asgari ücretin en az net 9 milyon 350 lira olması gerektiğini bildirdi.</p><p>Resmi verilere göre Türkiye&#39;de 2022 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 10 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor.</p><p><strong>Akajans</strong>&#39;ın haberine göre, 2023 Mayıs ya da Haziran aylarında yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimi öncesinde asgari ücrete yüzde 100&#39;e yaklaşan oranlarda zam yapılabileceği ihtimali, Cumhur İttifakı&#39;nı destekleyen kimi gazeteciler tarafından dile getiriliyor.</p><p>10 milyon çalışanı, ve yüz binlerce işvereni yakından ilgilendiren asgari ücret konusunda dananın kuyruğu bu ay sonuna kadar kopacak. İlk toplantısını 7 Aralık&#39;ta gerçekleştiren Asgari Ücret Tespit Komisyonu bu hafta 14 Aralık&#39;ta ikinci kez toplanacak.</p><p>Kritik toplantı öncesinde HAK-İŞ Konfederayonu&#39;na bağlı Öz Ağaç-İş Sendikasından milyonlarca asgari ücretlinin yüreğine su serpecek bir mesaj geldi. </p><p>Ağaç, k&acirc;ğıt ve mobilya iş kolunda en büyük sendika olarak faaliyet gösteren Öz Ağaç-İş Sendikasının Genel Başkanı Tuncay Dolu, &ldquo;2023 yılı için olması gereken asgari ücret artışı oranının çalışanın cebini rahatlatacak seviyede en az yüzde 70 olması yani net 9.350 TL olması gerektiğine vurgu yaparak &lsquo;&#39;2023 yılının enflasyon canavarı ve enflasyonu fırsat bilen canavarlarla mücadele yılıdır&#39;&#39; açıklamasında bulundu.</p><p>Dolu, yazılı açıklamasında, 2023 yılı asgari ücret görüşmeleri öncesi artış oranı beklentileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. </p><p>Tuncay Dolu, artış oranı belirlenirken her yıl savundukları üzere TÜİK&#39;in karma enflasyon sepeti değil, market raflarındaki yani temel gıda enflasyonundaki artış oranının baz alınması gerektiğini dile getirdi.</p><p> &ldquo;Son 2 yıl içinde temel gıdadaki reel artış TÜİK&#39;in paylaştığı artış oranından çok daha fazla oldu. Biz geçen sene aynı zamanlarda ekmek fiyatının 1,25 liradan 2,25 liraya çıktığını konuşuyorduk. Ancak enflasyon bu sene de yükselişe devam etti ve ekmek fiyatı şu an 5 lira, bu ayın sonu itibarıyla da en az 7 liraya çıkacağı ifade ediliyor.&quot; ifadesini kullanan dolu şunları kaydetti:</p><p>&quot;Geldiğimiz ekonomik durumda çalışanı tek ilgilendiren konu temel gıdadaki reel artış. Yani ekmekteki, yumurtadaki, peynirdeki fiyat artışı. Kiloyla alınan günlük ihtiyaçlar artık gramla, adetle alınmaya başlandı. Son iki yıldır devam eden fahiş fiyat artışı artık çalışanın cebini boşalttı. Diğer taraftan büyükşehirlerde kira ortalaması neredeyse 5 bin lirayı buldu. 5.500 TL asgari ücret alan bir işçi ancak kirasını ödeyebilir hale geldi. Çalışanlarımız artık ekonomik olarak açlık sınırından kurtulmak, rahat bir nefes almak istiyor.&rdquo;</p><strong>&quot;Hem enflasyon canavarı hem de fırsat canavarları ile mücadele&quot;</strong><p>Tuncay Dolu, Türkiye&#39;de son 2 yılda enflasyon canavarının yanı sıra fırsat canavarlarının da ortaya çıktığını işret ederek değerlendirmelerde bulundu:</p><p>&ldquo;Devletimiz sürekli artış halindeki enflasyona yönelik her ne kadar iyileştirme adımları atsa da çalışan bu iyileştirmeyi özellikle fiyat artışlarını bahane eden fırsat canavarlarının da etkisiyle cebinde hissetmiyor. Biz emekçiler olarak özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın çalışanları enflasyon canavarına ezdirmeyeceğine inanıyoruz ve fahiş fiyat artışlarını uygulayan fırsat canavarlarına da gerçekçi ve kalıcı yaptırımlarla nefes aldırmaması gerektiğini savunuyoruz. Ülkemizdeki enflasyon yetmezmiş gibi bir de bu fırsatçılar birleşip temel ihtiyaçlarda akıllarına estiği gibi fiyatlarla oynuyor, vatandaşı daha da zor duruma düşürüyor. Çalışanların ücret zammına göz diken fırsatçılar daha asgari ücret artmadan hemen hemen her gün fiyatlar değiştiriyor. Türkiye için dönüm noktası olan 2023 genel seçimleri öncesi yapılan bu spekülatif zamların sebebinin siyasi olduğunu düşünüyoruz.&rdquo;</p><strong>&quot;2023 yılı asgari ücret artışı ve ara zam şimdiden eridi&quot;</strong><p>Bu yıl bir ilk yaşanarak asgari ücrete Ocak ayında yüzde 50, Temmuz ayında ise yüzde 30 ara zam yapılmasına dikkati çeken Dolu, &ldquo;Yıl içinde 2 kere yapılan asgari ücret artışı TÜİK&#39;in enflasyon verileri ile kısmen uyuşsa da reeldeki fiyat artışları ile uyuşmuyor. Yapılan asgari ücret artışı ve ara zam yıl içerisindeki fiyat artışları ile zaten eridi. Ev, araba alma hayalini zaten kuramayan çalışan sadece marketteki fiyatlara bakıyor. TÜİK&#39;in ana harcama grup verilerine göre gıda ve ulaştırma, enflasyon sepetinde en çok artan gruplar. Ekim ayı itibarıyla TÜİK&#39;in açıkladığı tüketici gıda enflasyonu yüzde 99, üretici gıda enflasyonu ise yüzde 138.  Fırsatçıların da fiyat darbeleriyle marketlerde ana harcama ürünlerindeki artış ise bunun kat kat fazlası.&#39;&#39; ifadesini kullandı.</p><strong> &quot;Üretime, emeğe dayaı bir ekonomik kalkınma planı uyguluyorsanız emeğin sahibine de karşılığını vermelisiniz&quot;     </strong><p>Artan ihracat ve büyüme oranları ülkemizin kalkınması ve istihdam adına bizleri sevindirici olsa da bu büyümenin şu an için daha çok sanayici ve işverenlere yaradığını, işçinin cebine yansımadığını işret eden Dolu, Bununla beraber yaklaşık 2 yıldır sistematik olarak maliyetler bahane edilerek ürünlere zam yapan sanayici ve iş insanları, maliyetin bir unsuru olan işçi ücretlerine de diğer maliyetler kadar zam yaparak taşın altına elini koymalıdır. Siz üretime, emeğe dayalı bir ekonomik kalkınma planı uyguluyorsanız, emeğin sahibine de karşılığını vermeniz gerekir, çalışanların gelir seviyesi ve refah düzeyi zayıflatmamalı aksine artırılmalıdır.&rdquo; değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Öte yandan sendikal örgütlenmenin önemine dikati çeken Tuncay Dolu, &lsquo;&#39;Kayıt dışılığın önüne geçmek istihdamı desteklemek, haksız rekabeti önlemek ve en önemlisi emekçinin hakkını gözetmek için sendikal örgütlülüğün önündeki engellerin kaldırılması ve yasalarla teşvik edilmesi gerekir&#39;&#39; mesajı verdi.</p><p>Tuncay Dolu asgari ücretteki artışa ilişkin önerisini şöyle dile getirdi:</p><p>&ldquo;Tüm bu ekonomik durumu ele aldığımızda ve sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın &lsquo;Çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz&#39; açıklamasına güvenerek, asgari ücretin; asgari ücretliyi açlık sınırından kurtaran, yüzde 70 yani net 9.350TL&#39;nin altına düşmeyen ve refah payının da eklendiği bir oranda artmasını bekliyoruz. Aynı zamanda dar gelirlilerde büyük bir kambur haline gelen ve artık sürdürülebilir olmaktan uzak olan gelir vergisinde düzenleme yapılarak matrahın yükseltilmesi ve en azından yüksek enflasyon döneminde yüzde 10 ile gelir vergisinin sabitlenmesi gerekli olduğunu düşünüyoruz.&rdquo;</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/o-sendikadan-asgari-ucret-en-a_1670855779_3bj9Fs.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ O sendikadan  'Asgari ücret en az 9 bin 350 lira olsun' talebi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/o-sendikadan-asgari-ucret-en-a_1670855779_3bj9Fs.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Ülkücü Tarih Vakfı, Ülkücü Hafıza Merkezi mutlaka kurulmalı]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-ulkucu-tarih-vakfi-ulkucu-hafiza-merkezi-mutlaka-kurulmali/84472/</link>
            <description><![CDATA[“Milliyetçi Dergiler” Ankara’da  düzenlenen tarihi  ve muhteşem bir programla erişime açıldı. Araştırmacı yazar Hakkı Öznur, programda yaptığı konuşmada iki heyecan verici teklifte bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-ulkucu-tarih-vakfi-ulkucu-hafiza-merkezi-mutlaka-kurulmali/84472/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Thu, 08 Dec 2022 20:48:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>&ldquo;Milliyetçi Dergiler&rdquo; Ankara&#39;da  düzenlenen tarihi  ve muhteşem bir programla erişime açıldı.</p><p>Eksen ve İfade Derneği  &ldquo;Milliyetçi Dergiler Projesi&quot;ni hayata geçirerek aziz milletimize ve milliyetçilik tarihimize büyük hizmette bulundular. </p><p>Milliyetçiliğin Dijital Hafızası sloganıyla yürütülen Milliyetçi Dergiler projesi 03 Aralık 2022 günü saat 19.44&#39;te akademisyenlerin, araştırmacıların ve tüm ilgililerin erişimine açılmıştır. Milliyetçi Dergiler, Türk düşünce hayatında milliyetçi müktesebatın gelecek nesillere aktarılması gayesiyle 2019 yılında k&acirc;r amacı gütmeyen bir proje olarak Eksen Eğitim Sen ve İfade Fikir Derneği tarafından hayata geçirilmiştir. 2019 yılında başlanan literatür taramasının ardından dergilerin dijital ortama aktarılması aşamasına geçilmiştir. Literatür taraması ve dijital ortama aktarma çalışmaları 2020 yılından itibaren eş zamanlı olarak sürdürülmüştür. Milliyetçi Dergiler Projesi kapsamında, projenin başlangıcından itibaren 69 farklı derginin bütün sayıları dijital ortama aktarılmıştır.</p><p>Projenin internet sitesi olan milliyetcidergiler.org adresinde h&acirc;lihazırda 69 dergi, 1578 sayı, 18679 yazı ve 5021 yazar mevcuttur. İlgililerce https://www.milliyetcidergiler.org/kayit-ol adresinden sisteme kayıt olunması yolu ile dergilerin tamamı ücretsiz bir şekilde okumaya ve incelemeye hazırdır.</p><p>Sitenin fihrist sayfasından mevcut dergilerin hangi tarih aralığında yayınlandığına, basım yerine, imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürlerine ve kaç sayı basıldığına erişmesi mümkündür. Dergiler sayfasından proje kapsamında taranan ve tasnif edilen dergilerin künyelerine ve dergi sayıların ulaşılabilmektedir. İlgililerin, seçmiş oldukları dergi sayılarında bulunan yazılara; ilgili sayının sayfasında bulunan &ldquo;içindekiler&rdquo; kısmından doğrudan ulaşabilecekleri gibi sayının tamamına &ldquo;PDF Önizleme&rdquo; butonu aracılığıyla ulaşma şansı bulunmaktadır.</p><p> Proje kapsamında tarama ve tasnif çalışmalarına hala devam edilmektedir. Taranan ve tasnif edilen dergilerin de sisteme yüklenmesiyle web sitesinde yer alan dergi sayısının artacağı öngörülmektedir. Bu proje kapsamında www.milliyetcidergiler.org adresinin açılış ve tanıtım etkinliği 3 Aralık 2022 günü saat 18.45&#39;te geniş bir katılımın olduğu coşkulu bir etkinlikle gerçekleştirilmiştir. </p><p>Araştırmacıların ve konuyla ilgili herkesin merakla beklediği site, Milliyetçi Dergiler -Milliyetçiliğin Dijital Hafızası- adıyla 3 Aralık  günü ATO&#39;da yapılan geniş katılımlı muhteşem bir organizasyonla yayına girdi. ATO&#39;da düzenlenen programa ilgi ve katılım çok yüksekti.  5 kuşak,  Türk milliyetçileri, Ülkücüler bu anlamlı, nitelikli, nezih, çok üst seviyede  olan ve tarihe not düşülen toplantıda bir araya geldiler. Milliyetçi dergileri çıkartmış  çalışmış  yazılar yazmış  çok sayıda akademisyen , fikir, sanat, kültür, ilim insanları da bu toplantıya iştirak ettiler. </p><p>Programda İfade Fikir Derneği&#39;nin düzenlediği Mill&icirc; Egemenliğin 100. Yılında Milliyetçilikte Yeni Arayışlar Makale Yarışması&#39;nın ödül töreni de yapıldı. Programa tarihi değeri olan milliyetçi dergilerin çıkarılmasında görev almış bir çok isim yanı sıra günümüzde düşünce tarihi alanında çalışan akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının  temsilcileri de katıldı.</p><p>Eksen Eğitim Sen ve İfade Fikir Derneği&#39;nin hazırladığı projenin tanıtım etkinliğine  çok sayıda milliyetçi  ülkücü camianın önemli isimleri ve kanaat önderleri katılmıştır.</p><p>Etkinlik akışında İfade Fikir Derneği&#39;nin düzenlediği Milli Egemenliğin 100. Yılında Milliyetçilikte Yeni Arayışlar başlıklı makale yarışmasının ödül töreni düzenlenmiş, bu törenin açılış konuşmasını Enes Faruk Ertan gerçekleştirmiştir. Jüri üyeleri Prof. Dr. Tevfik Erdem,, Prof. Dr. İbrahim Maraş ve Dr. Gökhan Çınkara&#39;nın ödül kazanan makalelerin yazarlarına ödüllerini takdiminin ardından Milliyetçi Dergiler Projesi tanıtım etkinliğine geçilmiştir.</p><p>Milliyetçi Dergiler Projesi&#39;nin tanıtımında Eksen Eğitim Sen Genel Başkanı Dr. İsmail Yıldız, konuşmasında Milliyetçi Dergiler Projesinin nasıl başladığını anlatmıştır. İfade Fikir Derneği Genel Başkanı Vasıf İnanç Duygulu, projenin Türk fikir hayatı açısından önemine değinerek İfade Fikir Derneği&#39;nin çalışmaları hakkında bilgi vermiştir. Proje yöneticisi Burak Serhat Ermiş, milliyetcidergiler.org sitesinin çalışma prensipleri ve içeriği hakkında bilgiler vermiştir</p> <strong> İKİNCİ PROJENİZ  &ldquo;ÜLKÜCÜ DERGİLER VE  YAYINLAR&rdquo; OLMALIDIR</strong><p>Ülkücü  Cami&#39;anın önde  gelen isimlerinden  Ülkücü Hareket&#39;in tarihini yazan Araştırmacı  yazar  Hakkı Öznur programda bir konuşma yaptı. Öznur, konuşmasında, yanında getirdiği, Ülkücü Hareket&#39;in 80 öncesi  çıkardığı bazı dergileri kürsüden göstererek onlarla ilgilide çok önemli bilgiler verdi. Öznur yine çok önemli bir konuya dikkatu çekerek &ldquo;Ülkücü Tarih Vakfı,  Milli  Hafıza  Merkezi mutlaka kurulmalıdır&quot; açıklamasında bulundu.</p><strong>Hakkı Öznur&#39;un konuşmasının tam metni:</strong>&ldquo;Milliyetçiliğin   Dijital Hafızası&rdquo; projesini  hayata geçiren  Türk, Fikir, sanat, Kültür hayatına tarihi bir hizmet sunan  ve tarihe de not düşen;  bu çalışmanın mimarları, öncüleri  olan  EKSEN Sendikamıza, İFADE  Derneğimize, Milliyetçi Dergiler Projesi&#39;nde yer alan  genç  kardeşlerimize  Huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum Hepsini, canı gönülden kutluyorum tebrik ediyorum. Tarihi bir iş çıkarmışlar. Türk Milliyetçiliği tarihine çok büyük bir hizmet bu. Özellikle bu çalışmanın mimarları gençlerimiz adsız kahramanlarımızı kutluyorum iyi ki varlar var olsunlar.Bu projeyi hayata geçirmek kolay değil.  Milli şuur ve tarih bilincine sahip Milli Ülküye inanmış gönül vermiş önceliğimiz ilkelerimi ve değerlerimiz diyen Türkiye sevdalısı EKSEN Sendikamız ve hepsi tam bir idealist ve dava adamı olan yüksek ahlak ve karaktere sahip gençlerimizden oluşan İfade derneği hiçbir maddi imkanları olmadıkları  halde  arkalarında ne devlet ne  desteği  ne iktidar  desteği  ne kurumların   desteği olmadan ve  hiçbir  yere yaslanmadan hiçbir yere bağlı kalmadan  inanarak, birbirlerine güvenerek  ortaya koydukları yüksek idealizm ve büyük  fedakarlıklarla bu gençlerimiz  zoru  ülkücü inanç ve iradeyle başarmışlardır.Bu güzel projeyi hayata geçiren gençlerimiz ABD  fonlarından, AB  fonlarından, Soros fonlarından iç ve dış odakların vakıflarından para almadılar! onlar tarafından desteklenmediler.!Projelerini para almak için   sağa sola götürmediler, hiçbir yere gitmediler. Sadece   Rabbimize   dua ettiler &ldquo;işimizi kolaylaştır   alnımızın akıyla bu projeyi bitirmemizi aziz  millettimize  sunmamamızı  nasip et Allah&#39;ım &ldquo;  dediler Cenabı Hak bu gençlerimizin  samimi içten dualarını kabul etti  bakın işte bu güzel çalışma bugün  karşımızda ve milletimizin hizmetinde Davaya adanmışlık, Ülküdaşlık hukuku  saygı, sevgi, güven, kenetlenme, bağlılık hepsi bir araya gelince  böyle güzel işler meydana geliyor. Bu  inanmışlığın ve davaya adanmışlığın zaferidir.  İnşallah  bu projenin devamı olan yeni  projeleri&#39;de Allah&#39;ın izniyle inşallah bu imanlı, ihlaslı, çalışkan, üretken ülkücü gençlerimiz tarafından hayata geçirilecektir.Kıymetli  kardeşim  değerli eğitimci yazar  Dr İsmail Yıldız  bu projeden ilk  bahsettiğinde çok mutlu olmuştum.  &ldquo;çok güzel proje  bizlerde  bu projeye her türlü desteği veririz dedim&rdquo; çok değerli araştırmacı yazar  Metin Turhan kardeşimle  bu idealist  ve çalışkan kardeşlerimize yardımcı olmaya, katkı sağlamaya çalıştık.  Milliyetçi dergiler noktasında  bizler de  kişisel  arşivlerimizden  yayınlar verdik.EKSEN ve İFADE  Derneği  milliyetçiliğin dijital  hafızasını devreye sokarak arşiv- i  derya deniz ,aramayı kolaylaştıran bu proje ile önemli bir yapmışlardır. Dijital  teknolojinin arşivcilik alanında kullanılması çok önemlidir. Elinde &ldquo;milliyetçi  dergiler&rdquo; olan kardeşlerimizde bu projeyi  yapan arkadaşlarımıza bu  yayınları  verip  katkı sağlamalarını bekliyoruz .&ldquo;ÜLKÜCÜ  TARİH VAKFI&rdquo; MUTLAKA  KURULMALIDIRÜlkücü  Hareket&#39;in  tarihi ve  Ülkücü  hareket ile ilgili  çalışmalar  yapacak  adeta, &ldquo;Ülkücü Hafıza  Merkezi&rdquo;,  &ldquo;Milli Hafıza Merkezi&rdquo; olacak  ve işlevi görecek  bir  vakfın  kurulmasına büyük bir ihtiyaç var. Milliyetçi Ülkücü camiada bir çok vakıflar var, onlar kendi alanlarında  hizmete devam ediyorlar.  Ancak özel olarak sadece  politik tarihimiz Ülkücü  hareketin tarihi ve ülkücü mücadele ile ilgili  bir  &ldquo;ÜLKÜCÜ&rdquo;  tarih vakfımız yok!Ülkücü Camia olarak  bir muhasebe yapmalıyız. iç meseleler, kişisel meseleler bir  tarafa bırakılarak   siyaset üstü  kalmak şartıyla bir   &ldquo;Ülkücü Tarih Vakfı&rdquo; üzerinde bir araya gelinmeli, ortak bir çalışma yürütülmeli. Bir istişare ve meşveret heyeti  oluşturulmalı  gündelik siyasete müdahil  olmayan yazılı ,sözlü .görsel işitsel malzeme ve arşiv belgelerinin yer alacağı &ldquo;ÜLKÜCÜ  TARİH  VAKFI / ÜLKÜCÜ HAREKET VAKFI&rdquo; mutlaka kurulmalıdır.Ülkücü  Tarih  Vakfının amacı  bütün yazılı, sözlü, görsel, işitsel malzeme ve arşiv belgeleri ile müze malzemelerini toplamak, korumak, kullanıma açmak ve yayınlamak olmalıdır. Ülkücü Hafıza merkezi  dijital teknolojiyi arşivcilik alanında kullanmalıdır. Kurulacak olan Ülkücü Tarih Vakfımız açık veri, açık bilgi prensibine bağlı kalmalı ve bilginin metalaştırılmasına karşı olmalıdır. dijital ortama aktarılmış arşiv fonlarını, süreli yayınları, kitapları, kimi görsel-işitsel arşiv malzemesini web sayfası üzerinden kullanıma açmalıdır.Ülkücü Hareket&#39;e ait  dergi, gazete, broşür, bildiri, afiş ,kitap, resim albüm vb. yer alacağı  Ülkücü  Arşiv merkezi  Ülkücü  Tarih Vakfı bünyesinde yer almalıdır.ÜTV&#39;nın bir internet sitesi de olmalıdır. Ülkücü dergiler dijital arşivi, Sözlü Tarih mülakatları ve gelişmiş arama seçenekleri ile araştırmacıların ve dergi severlerin hizmetine sunulmalıdır.&ldquo;Ülkücü  Tarih  Vakfı&rdquo;,  Ülkücülükle  İlgili temel bir başvuru kaynağı olmalıdır.    Geçmişten günümüze yayınlanmış ülkücü dergilere,  gazetelere, yayınlara ulaşmalı ve bulmalıdır. Dergiler ve gazeteler kataloglanmalı, dijitalleştirilmeli ve arşivlenmelidir.  Türkiye`nin en kapsamlı veri tabanı, dijital arşivi ve matbu kütüphanesi tamamlanarak bütün yönleriyle araştırmacıların ve ilgililerin hizmetine sunulmalıdır.Ülkücü  akademisyenler,  yazarlar,  fikir  ve kültür adamları kurulacak böyle vakıfa üye olmalı ve çalışmalıdır. İnşallah kurulursa, Ülkücü tarih vakfı  Ülkücü Hareket üzerine bilgi ve belgeleri toparlayıp, arşiv düzeninde korumayı ve araştırmacıların kullanımına sunmayı amaçlayan bir tarih ve arşiv kurumu olmalıdır.MİLLİYETÇİ DERGİLER 1911 YILINDAN SONRA  ÇIKMAYA  BAŞLAMIŞTIRTürkiye&#39;de Fikir dergiciliğinin tarihi yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahiptir.  Türkçü/ Milliyetçi ilk dergi Kasım 1911 yılında çıkan Türk Yurdu dergimizdir. Türk Yurdu aradan geçen 111 yıla rağmen kimi zaman kesintilere uğraş ada bu gün yayın hayatına devam etmekte en uzun süreli yayınlardandır.&ldquo;Türk Yurdu&rdquo; dergisi de inşallah Türk Ocaklarımızın çok kıymetli yöneticileri tarafından, en kısa zamanda,  &ldquo;Milliyetçiliğin Dijital Hafızasına&rdquo; dahil edilecek bir şekle sokulacağına ve Türkün fikir kalesi Türk  Ocaklarımızın da bu idealist, samimi gençlerimize &ldquo;Türk Yurdu&rdquo; noktasında gereken katkıyı ve desteği vereceklerine inanıyorum.  Zaten bu kardeşlerimiz Türk Ocakları genel merkezini ziyaret ederek Genel Başkan çok kıymetli hocamız Prof. Dr. Mehmet Öz ile görüşerek hem bu proje ile ilgili bilgiler vermişler istişare etmişler toplantıya da davet etmişler. Birçok Türk Ocaklı akademisyenlerimizde görüyorum bu gün buradalar, var olsunlar. Türk Yurdu dergisi ile beraber  &ldquo;Genç Kalemler&rdquo;, &ldquo;Halka doğru&rdquo;,  &ldquo;Türk sözü&rdquo;  gibi dergilerde cumhuriyet öncesi Türk Milliyetçiliğine hizmet etmiş dergilerdir. Cumhuriyet döneminde Türk Yurdu yayın hayatına devam etti. Ancak 1930 yılında Türk Ocaklarının kapatılmasının ardından 1 yıl sonra Türk Yurdu yayın hayatına son verdi. Bu süreçte Türkçülüğün mistik önderi, şahikası Atsız hocamız tarih sahnesine çıkacaktır. Atsız Mecmua (1931 -1932)  döneminde çıkmış, 17 sayı yayınlanmıştır. Ardından Atsız hocamız (1933-1934)  döneminde 9 sayı çıkan &ldquo;Orhun&rdquo; dergisini çıkarmıştır. Orhun dergisinin ardından rahmetli Nejdet Sancar hocamızın eşi Reşide Sancar hocamız tarafından 15 Mayıs 1943&#39;te  &ldquo;Türk Sazı&rdquo; çıkartılmıştır.  Reşide Sancar adına alınan imtiyazla çıkarılan Türk Sazı dergisinin yayını ve daha ilk sayı dağıtıma çıkmadan derginin yayını durdurulmuştur.  Orhun&#39;unun on yıl süren zorunlu suskunluğunu bozma amacıyla çıkarılan bir dergidir. Fakat ancak tek bir sayı çıkmıştırTEK PARTİ  REJİMİ TÜRKÇÜLERE ZULMETMİŞ, MİLLİYETÇİ DERGİLERE BASKI UYGULAMIŞTIR &ldquo;Orhun&rdquo; dergisi Ekim 1943 yılında yeniden yayınlanmaya başlamış. Derginin ilk (10.) sayısı olarak yayınlanmıştır. 9. Sayının devamı olarak yayınına devam etmiştir. Orhun Dergisinin 16. Sayısı Nisan 1944&#39;de yayınlanmış. Yani bu süreçte toplam 6 sayı çıkmıştır. Tek parti dönemi Orhun Dergisinin yayınlanmasına müsaade etmemiştir.1939 &ndash; 1945 yılları arasında birçok milliyetçi dergi çıkmıştır. Reha Oğuz Türkkan &ldquo;Ergenekon,&rdquo; &ldquo;Gök-Börü&rdquo;  &ldquo;Bozkurt&rdquo; dergilerini Rıza Nur  &ldquo;Tanrıdağ&rdquo;  Fethi Tevetoğlu &ldquo;Kopuz&rdquo;,  Orhan Seyfi Orhan &ldquo;Çınaraltı&rdquo; dergisini çıkarmışlardı.Milliyetçi Dergiler peş peşe çıkarken bundan Tek Parti iktidarı rahatsız olmuş CHP diktatörlüğü,  milli şef faşizmi,  1943 yılından itibaren Türkçülere yönelik sistemli ve planlı baskılar ve zulümler başlatmıştır Atsız hocanın Orhun dergisinde yazdığı açık mektuplar Cumhurbaşkanı aynı zamanda CHP Genel Başkanı olan İsmet İnönü ve Tek parti yönetimini rahatsız etmiştir.Meşhur, &ldquo;1944 Irkçılık ve Turancılık davası&rdquo; ile uyduruk ve düzmece iftiralarla, Türkçüler başta Atsız hoca olmak üzere 23  Türk Milliyetçisi zindanlara atılmış, tabutluklara  sokulmuş işkenceler görmüştü. 3 Mayıs 1944 yılında Türk milliyetçileri Atsız Hoca önderliğinde, tek parti diktatörlüğüne, milli şef rejimine, meydan okumuştur.  3 Mayıs, tek parti diktatörlüğüne, istibdat rejimine, milli şef rejimine, despotizme, gayri mill&icirc; zihniyetlere, ideolojilere karşı Türk milliyetçilerinin tarihe not düştüğü, destan yazdığı, milli bir gündür.CHP&#39;nin tek-parti yönetimi, kendi bünyesi dışında herhangi tür siyasal faaliyete izin vermiyor, basına kısıtlamalar getiriyor ve hatta bağımsız kültürel faaliyette bulunmak isteyenlere zorluk çıkarıyordu. Yine de Türkçüler, çıkardıkları yayınlar, özellikle de dergiler aracılığıyla -bu yayınlar resmi makamlar tarafından zaman zaman kapatılsa da- yoğun bir propaganda faaliyeti yürüttüler.Milliyetçi görüşe sahip çeşitli dergiler, 1944 yılına kadar, hatta 1947&#39;de yargılama sona erinceye kadar yayın dünyasından hiç eksik olmadı. 1939-1944 dönemi, yani savaş yıllarına denk düşen dönem, Türkçü fikriyatın en hareketli olduğu dönemdi. Türkçü dergiler en verimli dönemlerine, genç Türkçü kuşağın katkılarıyla, 1939-1944 arasındaki  yıllarda kavuştular.Tek parti döneminde Türkçülük akımı, içinden çıkan yeni isimlerle ayakta kalmayı başardı. üç isim, Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Rıza Nur ön plana çıkmıştı. Bu isimlerden Rıza Nur 1942&#39;de ölmüş, Reha Oğuz Türkkan ise 1947&#39;de yurtdışına gitmişti. Çıkardığı dergilerle ismini duyuran Nihal Atsız hocamız ise 1930&#39;dan itibaren Türkçü fikriyatın ve hareketin en önemli ismi olmuştu.ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİLDİKTEN SONRADA ÇOK SAYIDA MİLLİYETÇİ DERGİ YAYIMLANDI1945 sonrasında Türkçü-Turancı çizgi Atsız ile mahdut kalmadı. Görece demokrasi ortamında Hüseyin Namık Orkun, Nejdet Sançar, Hikmet Tanyu, Fethi Tevetoğlu gibi isimler, bu akım içerisinde önemli roller üstlendiler.  1946 sonrası dönemde Türkçü çevreler yeniden yayın faaliyetine giriştikleri gibi, çeşitli örgütler ve Türkçü &quot;ocaklar&rdquo; etrafında da örgütlenmeye başladılar. Özellikle 1947 yılında eskilerin ve yeni gelenlerin işbirliğiyle yeni Türkçü dergiler yayımlandı.l945&#39;ten itibaren: Kızılelma, özleyiş, Toprak, Kür Şad, Orkun, Çınaraltı, Tanrıdağ, Altın Işık, Aras Çakmak,  Ocak, Mefkure, Milli Yol,  Fedai   vb. pek çok Türkçü dergi, 1960&#39;lerin ortalarına kadar  olarak çıkarıldı. Bu dergiler, Türkçülerin kitlelerle buluşması ve benimsedikleri milliyetçilik anlayışını anlamaları açısından en önemli mecra oldu. Atsız Hoca 15 Ocak 1964 yılında Ötüken Dergisinin ilk sayısını yayınlamıştır. Kasım 1975 yılına kadar toplam 143 sayı yayınlanmıştır. Ötüken bu özelliği ile Atsız Hocanın dergilere arasında en uzun ömürlüsüdür.  İnşallah Atsız hocamızın çıkardığı dergilerde Milliyetçi dergiler hafızasında yer alır ve milletimizin hizmetine sunulur. 1964 yılında kurulan, yaklaşık 58 yıldır Türk fikir ve kültür hayatına büyük hizmetlerde bulunan Milliyetçi Ülkücü Camianın önde gelen yayınevlerinden olan  ve yayınlarını yakından takip ettiğimiz, aldığımız, okuduğumuz Milli Ülkü milli kültür milli duruş deyince ilk akla yayınevlerinden çok değerli Ötüken Neşriyatı&#39;nda  Atsız  hocamızın dergilerinin  bu muhteşem projeye dijital hafızaya  aktarılması ile ilgili  özveriyi, hassasiyeti göstereceklerini ve  çok değerli katkıyı vereceklerine gönülden inanıyorum. 1931&#39;de kapatıldıktan sonra 1949&#39;da yeniden açılan Türk Ocağı&#39;nın etki alanı da sınırlı kalmıştır. Ancak 1959&#39;da Türk Ocağı&#39;nın Ankara&#39;daki genel merkezi aktif h&acirc;le gelebilmiş ve Galip Erdem&#39;in eğitimciliğinde yetişen bazı gençler sonradan siyasi hayatta ve milliyetçilik faaliyetlerinde etkili olmuşlardır1959 Mart&#39;ından itibaren Osman Turan&#39;ın sahipliği ve Galip Erdem&#39;in umumi neşriyat müdürlüğü ile çıkan aylık Türk Yurdu dergisini bunların dışında tutmamız gerekir. O zamanki Türk milliyetçilerinin kalburüstü bütün bilim ve kültür adamlarına ulaşan dergi, bu geniş kadrosuyla üst seviyede bir akademik ve kültürel muhteva tutturmayı başarmış ve bu kalitesiyle bir hayli de etkili olmuştur.1965&#39;TEN SONRA  ÇOK SAYIDA ÜLKÜCÜ  DERGİLER ÇIKMIŞTIRMilliyetçi Hareketin kurucusu ve lideri Başbuğumuz Alparslan Türkeş&#39;in 31 Temmuz 1965 tarihinde  CKMP  Genel Başkanı olmasından sonra  milliyetçi &ndash; Ülkücü dergi ve gazeteler yayınlanacaktır. Türkeş&#39;in Genel Başkan olduğu o tarihi kurultaya  daha  lise öğrencileriyken, dönemin  Türk Ocaklarında ve Üniversiteliler Kültür Derneğindeki ağabeyleri ile beraber kurultaya katılan Türkeş&#39;i destekleyen ve kazanmasında rol oynayan  Türkçü Gençler, genç Ülkücülerden bazıları da bu gün burada toplantıda aramızda.<strong>1966 -1980  yılları arasında çıkan bazı  dergilerimiz, gazetelerimiz :</strong>MİLLİ HAREKET:  Ahmet B. Karabacak tarafından Kasım 1966 da İstanbul&#39;da çıkarıldı. 58 sayı , 8 özel sayı toplam 66 sayı yayınlandı. 8-9 Şubat 1969 tarihinde Adana&#39;da yapılan   CKMP kurultayında partinin  ismi ve amblemi değişmişti.   Partinin ismi MHP, amblemi üç hilal olmuştu.  &ldquo;Milli Hareket&rdquo; bu kurultayda isim ve amblem değişikliğini desteklemiş, kurultayla ilgili bu yönde yayınlar yapmıştır. Milli Hareket, Kasım 1966&#39;da 15 günlük bir dergi olarak yayın hayatına başladığında, 20 sayfalık bir yayın organıydı. Dergi, 1968 yılının sonlarında aylık olarak çıkmaya başladı. 1971 yılının Aralık ayma kadar yayın hayatını sürdürdü. Daha sonra aralıklarla bazı özel sayılar yayınladıktan sonra, kapanmıştır.OCAK: 1968 yılının Ocak ayında &quot;Ankara Yüksek Tahsil Talebe Cemiyeti&quot; adına yayınlanmaya başlamıştı. Logosunun altında &quot;Sönmeden Yurdumun Üstünde Tüten En Son Ocak&quot; ibaresi yer almaktaydı. 1968 yılının Temmuz ayında Üniversiteler Kültür Derneği&#39;nin yayın organı haline gelmiştir.   Ocak dergisi, Ocak 1968 - Ocak 1975 tarihleri arasında bazen iki üç sayı bir arada, bazen ara verilerek, yaklaşık 7 yıl çıktı. Ocak Dergisi Ağustos 1971 tarihine kadar 16 sayfalık aylık bir dergi olarak  44 sayı  çıkmıştır. 1971 Kasım&#39;ın dan itibaren 3 aylık olarak neşredildi.   Türk Milliyetçiliğini dinamik bir tefekkür cehtiyle beslemeye çalışan Üniversiteliler Kültür Derneği ve yayım organı olan Ocak dergisi, bugün boşluğu hala hissedilen bir çalışmadır.  Ocak Dergisi, fikr&icirc; derinliğe sahip, münevver kadrosuyla Ülkücü Hareketin bir fikir kalesi olarak görev yapmıştır.Dergi, yayınlanmaya başladığı ilk sayısından son sayısına kadar, içeriği ve muhtevasıyla Ülkücü Hareketin fikr&icirc; ve siyas&icirc; gelişimine büyük etkisi olmuş, milliyetçi, ülkücü çevrelerden büyük destek, ilgi ve alaka görmüştür. Aylık olarak yayınlanan Ocak Kasım 1971&#39;den itibaren üç aylık araştırma ve inceleme dergisi olarak, 1975 yılına kadar 13 sayı yayınlandı. Türk kültür hayatına katkısını sürdürdü.DEVLET :  Devlet Gazetesi, 7 Nisan 1969 tarihinde, &quot;Adımız devlet, yolumuz milliyetçilik, rehberimiz ilim ve fikir, tarzımız siyasettir&quot; anlayışıyla yayın hayatına başladı. Ülkücü Hareket&#39;in Mill&icirc; Hareket&#39;ten sonra ikinci yayın organı oldu. Haftalık Siyas&icirc; Aktüalite Dergisi olarak çıkan derginin logosunun altında &quot;Ey Türk, Kendine Dön&quot; ibaresi vardı. Devlet Gazetesi, MHP hareketine destek veren, aralarında akademisyenlerin de bulunduğu 16 kişiden oluşan &quot;Yüksek İstişari Konsey&quot; diye nitelendirilen kişilerin öncülüğüyle ortaya çıktı. Devlet gazetesi kaynağını Türk-İsl&acirc;m ülküsünden alan, ülkücü dünya görüşünü oluşturan fikir ve düşünce yapısıyla, MHP hareketinin ideolojik politik çizgisini ortaya koymuştur.1969-197 Mart ayına kadar haftalık olarak ( 435) yayınlanan gazete, 1978 yılının Mayıs ayında aylık dergi olarak çıkmaya başlamış  Haziran 1979  tarihine kadar   14 sayı çıkmıştırTÖRE : Ülkücü Hareket&#39;in üniversitesi olarak adlandırılan, kültür ve sanat çevrelerinde ise &quot;Üniversite dergi&quot; olarak tanınan Töre Dergisi, 1971 Haziran&#39;ında yayınlanmaya başlamıştır. Derginin arka kapak sayfasında &quot;Ey Türk Üste Gök Çökmedikçe Altta Yer Delinme dikçe Senin İlini ve Töreni Kim Bozabilir&quot; ibaresi yer almaktaydı. 1970&#39;lerin başlarında ülkücü camiada Devlet Gazetesinden başka haftalık yayınlanan ve günlük politikayı aksettiren bir yayın organı yoktu. Fikir ve sanat alanında boşluğu dolduracak, ihtiyacı giderecek Türk Milliyetçiliğine hizmet edecek bir mecmuanın ihtiyacı hissediliyordu. Bu meselede herkes hemfikirdi. İşte Töre, gönül ve fikir birliği ile özellikle MHP Genel Başkan Yardımcısı rahmetli Dündar Taşer  büyüğümüzün büyük maddi ve manevi destekleriyle çıkmaya başlayacaktı.Töre Dergisinin Misyonu 1971 yılında &ldquo;Ayşe&rdquo; dergisi yerine adı &ldquo;Töre&rdquo; olarak değiştirilen ve yayına hazırlanan bu dergi dönemin muhtevasını yansıtan en önemli yayınlardan olmuştur.  1971&#39;de yayın hayatına başlayan Töre dergisi milliyetçi muhafazak&acirc;r kimliğiyle yer edinmiş ve dönemin önemli süreli yayınlarından olmayı başarmıştır.   Milliyetçi kesimin bütün akademisyenleri Töre&#39;deydi.  MİLLİ ÜLKÜ:  Genç Ülkücüler Teşkilatı&#39;nın aylık yayın organı olarak 1968 yılının Şubat ayından itibaren yayınlanmaya başlamıştır. Derginin logosunun altında &quot;Ülkücü Gençliğin Dergisi&quot; ibaresi yer almaktaydı. Ülkücü Hareketin gençlik organizasyonunun ilk teşkilatlanmaya ve kök salmaya başladığı bir dönemde Milli Ülkü, genç ülkücülerin ilk yayın organı olmuştur. 1970 yılına kadar aralıklarla da olsa çıkmıştır. Bu tarihte Milli Ülkü&#39;nün yerine on beş günlük &quot;Türk &lsquo;ün Sesi&quot; adlı yayın organı kısa bir süre yayınlanmış ise de daha sonra kapanmıştır.BOZKURT: 12 Mart 1971 muhtırasını müteakiben, dönemin olağanüstü şartlarında ülkücü gençliğin sesi olacak olan aylık Bozkurt Dergisi, Ekim 1972 yılında çıkmıştır. 1972 yılından 1977 yılma kadar Ülkücü Hareket&#39;e büyük hizmet vermiştir Genç ülkücülerin mill&icirc; şuur, tarih bilincine sahip ve ülkücü kimlikle yetişmeleri doğrultusunda çok büyük faydası olmuştur. Aylık Ülkü Dergisi olarak yayınlanmaya başlayan Bozkurt&#39;un, logosunun yanında &quot;Her şey Türk için, Türk&#39;e göre, Türk Tarafından&quot; yazılı ibaresi bulunmaktaydı.  1 Aralık 1975 tarihinden itibaren 15 günde bir yayınlanmaya başlamıştır. 1977 yılında  yayın hayatına son vermiştir.  Toplam 76 sayı çıkmıştır.GENÇ ARKADAŞ:  İlk olarak İstanbul Ülkü Ocakları tarafından çıkartılan, ülkücü gençlik hareketinde çok Önemli bir yere ve geçmişe sahip olan Genç Arkadaş, 15 Ocak 1975 yılında, 15 günlük bir gazete olarak İstanbul &lsquo;da çıkmaya başlamıştır. İlk çıktığında logosunun altında &quot;Bütün karanlıklar seninle aydınlanacak&quot; ibaresi bulunuyordu. Genç Arkadaş, 1 Ağustos 1976 tarihinde 25. sayıdan itibaren Ülkü Ocakları Derneği Genel Merkezi tarafından Ankara&#39;ya taşınmıştır. Genç Arkadaş, Türk-İsl&acirc;m Ülküsü fikriyatı doğrultusunda her türlü emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı verilen destanlık mücadelede, ülkücü gençlik hareketinin ideolojik ve politik sözcüsü olmuştur.Gazetede, ülkücü gençlik teşkilatlarının yapmış olduğu mitingler, yürüyüşler, paneller, gecelerle birlikte, komünistler tarafından o büyük mücadelede şehit edilen ülkücülerin hayatları, fikirleri ve inançları uğruna cezaevlerine düşen ülkücülerle ilgili her türlü haberler geniş bir şekilde yer alırdı.Genç Arkadaş Gazetesi&#39;nin, Ülkücü Hareketin ideolojik ve politik çizgisini net bir şekilde ortaya koyan başyazıları ve makaleleri, ülkücü gençlik tarafından büyük ilgi ve al&acirc;ka ile takip edilir, dikkatle okunurdu.BÜYÜK TÜRKİYE&#39;YE HASRET:   Genç Arkadaş&#39;la birlikte Ülkücü Hareketin fikr&icirc; ve siyas&icirc; gelişiminde önemli bir yere ve geçmişe sahip olan gazetelerden birisi de Hasret Gazetesi&#39;dir, Genç Arkadaştan kısa bir süre sonra 1975 yılının Nisan ayında aylık olarak yayınlanmaya başlamıştır. İlk çıktığında logosunun altında önce &quot;Zafer ya da hiç değil, Zafer ya da Zafer&quot; ibaresi yer alıyordu. Daha sonra 4. sayıdan itibaren bu ibare değiştirilerek, &quot;Büyük Türkiye&#39;ye Hasret&quot; adıyla çıktığında yeni logosunun altında &quot;Ruhumuzun Açlığı Seninle Giderilecektir&quot;, 21. sayıdan itibaren ise &quot;İsl&acirc;miyet Ruhumuz, Türklük Bedenimiz&quot; ibaresi yer almaktaydı. Hasret&#39;i çıkartan ilk kadro, 1972-74 döneminde Ankara İmam-Hatip Okulu mezunu imam-hatipli ülkücülerdir. Hasret yayın hayatına başladıktan İnşa bir süre sonra, başta Ülkü Ocakları Genel Merkezi olmak üzere, ülkücü kuruluşların dikkatini çekti. Ülkü Ocakları yönetiminde yer alan Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun çalışmalarıyla Hasret, imam-hatipli gençlerle yapılan değerlendirmeler sonucunda, Ülkü Ocakları Derneğinin kontrolünde çıkmaya başladı.12 Eylül 1980 öncesi ÜOD ve ÜGD Genel  Başkanlığı yapmış  Ülkücü Gençlik hareketinin lideri ,  25  mart 2009 tarihinde Keş dağlarında küresel bir tertiple, şehit edilen, milletin adamı,  cennet mekan  Muhsin Başkan&#39;da  Hasret  dergimizdeki bazı başyazıları yazmıştı.Muhsin Yazıcıoğlu 1980 öncesi, ölümün kol gezdiği, namluların kan kustuğu çatışmalı yıllarda Türk gençliğini hep şiddetten çatışmalardan uzak tutmaya çalıştı. Konuşmalarında ve yazılarında &ldquo;eller silah değil, kalem tutmalı&rdquo; diyerek, gençliğe tarihi öneme sahip mesajlar verdi.  Türk gençliğini, küresel emperyalizme ve onun emrindeki beşinci kol gruplara, iç savaş tahrikçilerine karşı daima uyardı. &ldquo;Tahriklere kapılmayın, provokasyonlara gelmeyin&rdquo; dedi.Ülkücü  Gençlik  hareketinin  yayın  organı  &ldquo;Büyük Türkiye&#39;ye Hasret&rdquo; ve  &ldquo;Genç Arkadaş&rdquo; gazetelerinde  ideolojik, politik başyazılar yazdı.  Genç Arkadaş&#39;ta &ldquo;Sistem Tartışmaları&rdquo; (4 bölüm)  Hasret Gazetesinde &ldquo; İslam&#39;ın Bayrağı Kanlarımızla yükseliyor&rdquo;, &ldquo;Ülkücü Gençlik  Ölecek İslam güneşi sönmeyecek&rdquo;, &ldquo;Gücümüzü İslam&#39;dan Alıyoruz&rdquo; . &ldquo;Önce İman Ve Ahlak&rdquo;. &ldquo;Ülkücü Gençlik Ölse de Zafer İslam Bayraktarlarının&rdquo;, &ldquo;Ölçü İslam Olmalı&rdquo;, Ülkücü hareketin ilkeleri Türk milliyetçiliği hareketi ve gayri &ndash;milli ideolojiler vb. onlarca yazı yazmış  ve yol göstermiştir. BÜYÜK ÜLKÜ: Genel Merkezi Kayseri&#39;de bulunan Büyük Ülkü Derneğinin yayın organı olan &ldquo;Büyük Ülkü Gazetesi&rdquo;, ilk olarak 1974 yılının Ocak ayında. Ülkücü Gazete başlığı ile dört sayfa olarak yayın hayatına başladı. Aralık 1974 tarihine kadar 12 sayı çıktı. Yayın hayatına üç yıl aradan sonra, 1977 yılının Şubat ayında, yine Kayseri&#39;de &quot;Büyük Ülkü&quot; ismi ve logosunun altında &quot;Ülkücü Gençlik Gazetesi&quot; yazan yeni mizanpajı ve zengin muhtevasıyla çıktı. 1978 Mayıs ayına kadar 15 sayı yayınlandı.ÜLKÜ OCAĞI: Hasret ve Genç Arkadaş&#39;ın kapanmasıyla, Ülkücü Gençlik Hareketinin sözcülüğünü, 6 Haziran 1979 tarihinde yayınlanmaya başlayan 15 günlük Ülkü Ocağı Dergisi yapmıştır. Kahramanmaraş olaylarından sonra 19 ilde ilan edilen sıkıyönetim nedeniyle, gerek yayınlanmasında, gerek dağıtım noktasında büyük problemlerle karşılaşan Ülkü Ocağı Dergisi, CHP iktidarının kolluk güçlerinin baskı ve zulümlerine rağmen, büyük fedak&acirc;rlıklar göstererek, ancak dört ay yayın hayatım sürdürmüştür. Ülkü Ocağı Dergisi çıktığı günden itibaren, Kayseri Özel Sayısı hariç, 5 sayı yayınlanmıştır. En son sayısı 1979 Eylülünde 80.000 adet basılmıştı. Ülkücü Hareketin çıkartmış olduğu yayın organları içerisinde yaşanan olağanüstü dönemin şartlarına rağmen, 80.000 adet basılması çok ciddi bir tirajdı.NİZAM-I &Acirc;LEM: Ülkü Ocağı&#39;nın yayın hayatına son vermesiyle birlikte, 5 Ekim 1979 tarihinde Nizam-ı &Acirc;lem Gazetesi haftalık olarak çıkmaya başladı.  5 Ekim 1979-29 Eltim 1979 tarihleri arasında 4 sayı yayınlanan Nizam-ı &Acirc;lem kendi alanında da yüz elli binlik tirajıyla adeta bir rekor kırmıştı.BİRLİĞE ÇAĞRI:  12 Eylül&#39;e doğru hızla sürüklenen ülkemizde &quot;Genç Arkadaş, Hasret, Büyük Ülkü, Ülkü Ocağı, Nizam-ı &Acirc;lem&#39;den sonra Ülkücü Hareket&#39;in en son yayın organı, 15 günde bir yayınlanmaya başlayacak olan Birliğe Çağrı Gazetesidir. 5 Aralık 1979-28 Temmuz 1980 tarihleri arasında toplam 11 sayı çıktı. Birliğe Çağrı, çizgisini &quot;Çıkarken&#39;&#39; adlı yazısında şu sözleriyle ortaya koyuyordu:&ldquo;Hedef, Allah&#39;ın Nizamını Kurmak, Türk&#39;ü Bu Nizamın Beşeri Mimarı Yapmaktır.LİSELİ GENÇ: Ülkücü liseli gençliğe yönelik olarak &quot;Liseli Genç&quot; adıyla yayınlanmaya başlayan aylık dergi. Büyük Ülkü Derneğinin Ankara Şubesi tarafından 1976 yılının Mayıs ayından itibaren çıkmıştır. Dergi daha sonra Ülkücü Gençlik Derneği bünyesinde oluşturulan Liseliler Masası tarafından yayın hayatı sürdürülecektir. Liseli Genç&#39;in ilk çıktığında logosunun altında &quot;Ülkümüz İçin Çarpacak Yüreğimiz&quot;, daha sonra ÜGD tarafından çıkarıldığı yeni dönemde logonun altında &quot;Kanımız Aksa da Zafer İsl&acirc;m&#39;ın&quot; ibaresi yer almıştır.BİZİM GERGEF: Ülkü Ocakları Derneği Genel Merkezi Kızlar Masası tarafından hazırlanan &#39;Bizim Gergef&#39;, 1977 yılının Mayıs ayında yayınlanmaya başlamıştır. Logosunun üstünde &quot;Türk Kızının Sesi&quot; ibaresi yer almaktadır. Dergide aile ve cemiyet ilişkilerinden aktüaliteye kadar, birçok konulara yer verilmiştir. Ülkücü hanımlar üzerinde büyük tesiri ve etkisi olmuştur.ÇAYLAK: Ülkücü Hareketin Milli Mizah Dergisi olan Çaylak, 1976 yılında ülkücü karikatüristler taralından çıkartılmıştır. Logosunun altında &quot;Güldürürken Düşündürür&quot; ifadesi yer almaktadır. 1979 yılına kadar yayınlanmıştır.KON: Doğu ve Güneydoğulu Ülkücüler tarafından çıkartılan Kon Gazetesi&#39;nin birinci sayısı 1979 yılının Ocak ayında yayınlanmıştır. İkinci sayısını yayınlamaya fırsat kalmadan CHP iktidarı döneminde Pol-Der&#39;li; komünist çeteler tarafından ikinci sayısı matbaada basılmak üzereyken yayını durduruldu, bir daha da çıkmadı.D&Icirc;VAN: Ülkücü Hareket&#39;in, Töre Dergisi&#39;nden sonra çıkartmış olduğu fikir ve sanat dergilerinden biri olan &quot;Divan&quot;, 1978 yılının Kasım ayında çıktı. Divan Dergisini çıkartan kadro, Töre Dergisine bakarak, yaşları küçük ama kabiliyetleri büyük olan, yetenekli gençlerden oluşmaktaydı. Divan Dergisi   daha sonra &quot;Yeni Divan&quot; adıyla yayılandı.TÜRKİYE VE DÜNYA :  MHP&#39;nin eğitimci kadrosundan hukukçu Esat Güçhan&#39;ın idaresinde çıkan 3 aylık fikir ve inceleme dergisi &quot;Türkiye ve Dünya&quot; 1980 yılının Ocak ayında çıktı. Toplam 3 sayı sürdü. Son sayı şehit Gün Sazak özel sayısıydı. 12 Eylül darbesi nedeniyle bir daha yayınlanmadı. Türkiye  ve  Dünya adlı dergide Türkiye&#39;nin ekonomik ve sosyal yapısı ile ilgili İlm&icirc; yazılar ve makalelere yer verildi.ÜLKÜCÜ KADRO: Ülkücü Kadro 1976 yılının 15 Aralık tarihinden itibaren 15 günlük bir yayın organı olarak 1978 yılına kadar 17 sayı çıktı. Milli Hareket dergisini çıkartan  Ahmet Karabacak Ülkücü  Kadro dergisini de çıkardı.Ülkücü Kuruluşlar Tarafından  çıkarılan dergiler:ÜLKÜ-TEK: Ülkücü Teknik Elemanlar Derneği&#39;nin yayın organı olan, iki aylık teknik araştırma ve inceleme dergisi Ülkü-Tek, 1974 yılının Ocak ayında çıkmış ve 1978 yılma kadar da yayın hayatım sürdürmüştür. Ülkü-Tek&#39;te enerji, sanayi, bayındırlık, tarım, iktisat, petrol, ekonomiden aktüaliteye kadar, Ülkücü Hareketin dünya görüşlerini içeren, ekonomik, siyas&icirc; ve sosyal görüşlerini ortaya koyan tahliller, öneriler ve projeler yayınlanmıştır. Ülkü-Tek&#39;in bünyesinde Tek-Güç adlı 1976-1979 yılları arasında da Ülkücü Teknik Elemanlara yönelik aylık gazete de çıkartılmıştır.ÜLKÜ-BİR: Ülkücü Öğretim Üyeleri ve Öğretmenler Derneği&#39;nin yayın organı olarak 1975 yılının Ağustos ayından itibaren aylık olarak yayınlanmaya başlamıştır. Ülkücü öğretmenlere yönelik yayınlanan gazetede, &quot;Türk Eğitim Sistemine Bakış&quot;, &quot;Milliyetçi Hareketin Eğitim Sistemi&quot; gibi konularda çeşidi haber ve yorumlar yer almıştır.MİLLİ EĞİTİM VE KÜLTÜR:  Ülkü-Bir bünyesinde yer alan kadrolar tarafından 1978 yılının Aralık ayında yayınlanmaya başlayan &quot;Milli Eğitim ve Kültür&quot;, 3 aylık ilm&icirc; araştırma dergisiydi.  Milli Eğitim ve Kültür Dergisi, çıktığı yıldan itibaren çeşitli konularda da özel sayılar çıkartmıştır. &quot;Hicretin 1400. yılında İsl&acirc;m&quot; ve &#39;Esir Türkler&quot; özel sayıları dikkati çekmektedir. Milli Eğitim ve Kültür, 12 Eylül darbesini müteakiben de yayın hayatını sürdürmüştün 1981 Nisan 9. sayısından itibaren 2 ayda bir çıkmaya başlamıştır. Derginin yazar kadrosu çok genişti. Türkiye&#39;nin tanınmış milliyetçi ve ülkücü aydınların tamamına yakım, Milli Eğitim ve Kültür Dergisi&#39;nde sürekli yazılar yazmışlardır.Derginin sahipliğini Ülkü Ocakları Derneğinin Kurucularından ve Genel Başkanlığını yapmış dava büyüklerimizden Muharrem Semsek, yapmıştı.ÜLKÜM:  Ülkücü Memurlar Derneği&#39;nin yayın organı olarak, 1976 yılının Ocak ayında aylık olarak çıkmaya başlamıştır. Logosunun altında &quot;Ülkücü Memur Gazetesi&quot; ibaresi yer almaktadır. 1980 yılma kadar yayın hayatını sürdürmüştür. Ülküm&#39;de, Türkiye&#39;nin ekonomik ve toplumsal düzeni, sistemin tıkanan bürokratik yapısı ve devletin çeşitli personel ve mevzuat kanunlarıyla ilgili alternatif görüşleri ortaya koyan makalelerle birlikte, ülkücü memurların faaliyetlerini içeren haber ve yorumlara yer verilmiştir.&emsp;YİĞİT KÖYLÜM: Ülkücü Köylüler Derneği&#39;nin yayın organını &quot;Yiğit Köylüm Dergisi aylık olarak Mayıs 1976 yılında çıkmaya başlamıştır. Logosunun altında &ldquo;Tarım kentleri sizin eseriniz olacaktır&quot; ifadesi yer alıyordu. 1980 yılma kadar yayın hayatını sürdürmüştür. Dergide Ülkücü Hareketin Türk köylüsüne, Türk tarımına bakışı ile ilgili görüşler, haber ve yorumlara yer verilirdi.KUTSAL ALINTERİ:  Ülkücü İşçiler Derneği&#39;nin yayın organı olan Alınteri Gazetesi, 1978 yılının Temmuz ayında çıkmaya başladı. Kapağının yanında &quot;İşçinin hakkını alın teri kurumadan veriniz Hz. Muhammed (s.a.v.)&rdquo; Hadis-i Şerifi yazılıdır. Gazete 30. Nisan 1979 tarihinde başına Kutsal kelimesi eklenerek &quot;Kutsal Alın Teri&quot; adıyla çıktı. Ülkücü işçi hareketinin sesi ve sözcüsü olan Kutsal Alın Teri, kara ve kızıl sendikacılığa karşı ülkücü sendikal anlayışı ön plana çıkartan, tekelci sermaye düzenine yönelik ülkücü işçi hareketinin alternatif bakış açısını ortaya koyan haber ve yorumlara yer verdi.ANANIN SESİ: Ülkücü Hanımlar Derneği&#39;nin yayın organı olan Ananın Sesi Gazetesi, 1979 yılının Ağustos ayında aylık olarak çıkmaya başlamıştır. Logosunun yanında &quot;Cennet anaların ayağı altındadır.&rdquo; hadis-i şerifi yer alır. Gazetede ülkücü hanımların faaliyetleriyle Türk kadınının meselelerinden aktüaliteye kadar haber, görüş ve yorumlar yer almıştır.12 Eylül darbesi sonrası da &ldquo;Ülkücü Dergiler&rdquo; yayımlanmaya , çıkmaya devam etmiştir.&ldquo;Yeni Sözcü&rdquo; 8 Aralık 1980 &ndash; 7 Haziran 1981 arası yayınlandı. Toplam 27 sayı çıktı. Yeni Sözcü yayın hayatına son verince ardından  Bakış , Hizmet,  Hamle,  Yeni Düşünce, Doğuş, dergileri çıktı.  1983 Eylül Ayında &ldquo;Bizim Ocak&rdquo; dergisi  yayınlanmaya başladı. Takip eden yıllarda  Ülkü Ocağı, Ülkü Ocakları, Nizam&ndash;ı Alem ,Alperen, dergileri , &ldquo;Yeni Hafta&rdquo;,  &ldquo;Muhalif&rdquo;, &ldquo;Gelecek&rdquo;,  &ldquo;Milliyetçi Çizgi&rdquo;,  &ldquo;Kurultay&rdquo;, vb. gazete ve  dergiler yayımlandı  Alperen ve Ülkü Ocakları  çıkmaya devam ediyor&rdquo;ABD ,AB  SOROS  VAKIFLARI ÜLKEMİZDE  DERİN SOL  ÖRGÜTLERİN BÖLÜCÜLERİN KURDUĞU SÖZDE VAKIFLARA, ENSTİTÜLERE, MERKEZLERE MADDİ  FİNANS DESTEĞİ VERİYORSon yıllarda Marksist TÜSTAV sol hareketlerle  ilgili çalışan  araştırmacılar ve   akademisyenler ve önemli bir mecra haline geldi. Derin Sol&#39;un ve  Bölücülerin sözde  tarih vakfı, enstitü, kültür ve sanat merkezi dedikleri  bir çok  merkezleri, üsleri  var. Türk Solu üzerine çalışmalar yapan ve kurulan vakıflardan biri olan &ldquo;TÜSTAV&rdquo;   7 Ekim 1987 tarihinde yapılan TKP&#39;nin 6. Kongresi ve TİP&#39;in 8. Kongresi&#39;nde birleşme kararları (TBKP) sonrasında kuruldu.  Kuruldukları Tarihten itibaren Sovyetlere bağlı olan SBKP kontrolündeki  TKP ile TİP&#39;in birleşerek kurdukları Türkiye Birleşik Komünist Partisi&#39;nin (TBKP) Ocak 1991&#39;de yapılan ilk ve son yasal kongresinde  Sol bir vakıf kurulması kararı alındı. Kurucuları; Nabi Yağcı ( haydar Kutlu), Ahmet Kardam ve Abdurrahman Atalay.Amaç: Öncelikli olarak TKP, TİP ve TBKP olmak üzere Türkiye işçi ve sol hareketine ilişkin bilgi ve belgeleri toparlamak, korumak, kullanıma açmak ve yayımlamak.Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı &ndash; TÜSTAV, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile Türkiye Komünist Partisi&#39;nin (TKP) birleşmesiyle oluşan Türkiye Birleşik Komünist Partisi&#39;nin 1991 Ocak ayında yapılan (TBKP) I. Olağan Büyük Kongresi&#39;nde alınan karar çerçevesinde, TBKP Genel Yönetim Kurulu&#39;nun karar ve çalışmalarıyla 1992&#39;de kuruldu.TBKP kongresinde iki karar aldı. Birincisi, siyasi mirasını sol birlik hareketine devrettiğini açıkladı ve üyelerini Sosyalist Birlik Partisi&#39;ne yönlendirdi.İkincisi, tarihsel belge vb. mirasını toplamak, düzenlemek ve kullanıma sunmak üzere TÜSTAV&#39; ın kurulması kararını  aldı.   4 Haziran 1990 yılında yasal olarak da kurulan TBKP, Ocak 1991&#39;de gerçekleşen kongresinde aldığı kararla Sosyalist Birlik Partisi (SBP) oluşumuna katıldı. TBKP Anayasa Mahkemesi Kararıyla kapatıldı.TÜSTAV çalışmaları 1999 yılından itibaren Marksist işçi ve sol hareketleri bütünüyle kucaklamaya dönük bir içerik kazandı.  Bu çerçevede bütün illegal ve legal  sol örgütlenmeler  sol  örgüt dava dosyaları gibi bir dizi arşiv belgesi de toplanıp tasnif edilerek kullanıma sunuldu.TÜSTAV   yetkilileri  Moskova&#39;ya giderek hem TKP arşivini  Komintern arşivini Moskova&#39;dan aldılar.  Alınan örgütsel sol belgeler, Türkiye&#39;de mikrofilmler dijital ortama aktarılarak CD&#39;lerde toplandı. Almanya&#39;nın Duisburg kentinde bulunan Türkiye Komünist Partisi (TKP) belgelerinin tamamı da Amsterdam&#39;a taşındı ve arşivlendi ve envanter Türkiye&#39;ye getirildi.Ömrü Türklüğe, Türkiye Cumhuriyetine ihanetle geçen yıllarca, Sovyet istihbaratı ile çalışan  Nabi Yağcı. TKP içindeyken  Komintern&#39;e dünya devriminin merkez kumandanlığı olarak  bakan  Komünist şeflerden biridir . TKP yöneticileri  Sovyet  kuyrukçuluğundan,   bugün PKK/ HDP kuyrukçuluğuna gelmişlerdir.ABD ,AB   ,Soros vb  yapılar Ülkemizde  Derin  Sol  Örgütlere ,  PKK/ HDP çizgisindeki bölücü örgütlere açıkça maddi  finansman sağlamaktalar &rdquo;Sol projeler&ldquo; adı altında sözde vakıf ve enstitülere  para akıtılmaktadır. CIA&#39;ye bağlı sözde  düşünce kuruluşları, AB ülkelerindeki  sözde düşünce kuruluşları,  Yahudi Soroz vb.  karanlık isimlerin vakıfları,  ülkemizde  beşinci kol  gruplara her türlü desteği vermekteler.  Macar asıllı ABD vatandaşı milyarder spekülatör George Soros Sol çalışmalara etnik ve mezhep   çatışmasına yönelik çalışmalara  açıkça  destek vermiştir devam ediyorlar.Siyonist  Soros&#39;un 1984&#39;ten itibaren dünyanın birçok ülkesinde açmaya başladığı Açık Toplum Vakıfları, Türkiye&#39;de 2001 yılında Açık Toplum Enstitüsü adıyla kurulmuş, enstitü 2008 yılında vakfa dönüştürülmüştü.  2001  yılında kurulan Açık Toplum Enstitüsü, Açık Toplum Vakfı.   vb  sözde vakıfların kirli ve karanlık ilişkileri vardır. TESEV, Soros &lsquo;un Türkiye&#39;de desteklediği en önemli kuruluşlardan biri Vakfın masraflarının  bir bölümü Soros tarafından karşılanıyor geri kalan kısım ise  Dünya Bankası fonları tarafından kapatılıyor.TESEV&#39; in dışında Tarih Vakfı, ve HDP çizgisindeki  derneklere ve örgütlere destek vermiştir. 2015 yılında Türkiye&#39;de Soros&#39; un 4,13 milyon TL ile destek verdiği vakıf/dernekler var.Sol tarih üzerine çalışan sözde vakıflara, derneklere destek var da  siyasal İslamcılara yok mu?  Var!  Onlarda, özellikle 20 yıllık AKP iktidarı döneminde  parayı buldular, büyüdüler. Kendilerini &ldquo;İslamcı&rdquo; olarak nitelendiren çevrelerin hazırladığı projeler hemen kabul ediliyor ve destekleniyor. Devlet kurumlarından iktidar nimetlerinden her yönüyle faydalanıyorlar.&quot;<p>Konuşmaların akabinde projeye danışmanlık yapan araştırmacılar Hakkı Öznur ve Metin Turhan&#39;a teşekkür plaketleri takdim edilmiştir. Plaket takdiminin ardından Milliyetçi Dergiler Projesi&#39;nde emeği geçenlerin çekildiği aile fotoğrafıyla etkinlik sona erdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-ulkucu-tarih-vakfi_1670523073_O2Ae1m.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Ülkücü Tarih Vakfı, Ülkücü Hafıza Merkezi mutlaka kurulmalı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-ulkucu-tarih-vakfi_1670523073_O2Ae1m.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hakkı Öznur: Alperenlik ahlaki bir duruştur, Muhsin Yazıcıoğlu'nun yoludur]]></title>
            <link>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-alperenlik-ahlaki-bir-durustur-muhsin-yazicioglu-nun-yoludur/84469/</link>
            <description><![CDATA[Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu'nun dava ve yol arkadaşı, Alperenlerin ağabeyi Hakkı Öznur, 6 Aralık Alperenler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.]]></description>
            <guid>https://www.haberplatosu.com/hakki-oznur-alperenlik-ahlaki-bir-durustur-muhsin-yazicioglu-nun-yoludur/84469/</guid>
            <category domain="https://www.haberplatosu.com/haberler/guncel/">Güncel</category>
            <pubDate>Tue, 06 Dec 2022 18:51:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ Şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava ve yol arkadaşı, Alperenlerin ağabeyi Hakkı Öznur, 6 Aralık Alperenler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.Tarihi öneme sahip mesajın tam metni:<p>&quot;Aziz dava arkadaşlarım, ülküdaşlarım, yiğit Alperenler,</p><p>Türkiye&#39;nin geleceği ve teminatı olan Alperen gençlerimiz, 6 Aralık 1992 gününü  &ldquo;Alperenler Günü&rdquo; ilan ettiler. Bu anlamı ve maneviyatı büyük günü, son yıllarda bütün sevgili Alperenlerimiz  &ldquo;Alperenler Günü&rdquo; olarak kutlamaya başladılar.</p><p>Her Alperen; değerlerimizi, ilkelerimizi, geleneklerimizi ve şanlı tarihimizi çok iyi bilmek zorundadır. Bu güzel bir gelenektir. Alperenlerimizi kutluyorum. Gelenekleri olmayanların gelecekleri de yoktur. Kahraman şehitlerimiz ve ülkücü değerlerimiz, geleceğimizin temelidir. Tarihleri şerefli bir mücadelenin ışığıyla parlayanların, gelecekleri de aydınlıktır.</p><p>Hareketin lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının bundan tam 30 yıl önce, 3 Ağustos 1992 tarihinde yayınladıkları &ldquo;Milli Mutabakat Çağrısı&rdquo; toplumun bütün kesimlerinde geniş yankı uyandırmıştı. &ldquo;Çokluk İçinde Birlik&rdquo; prensibi diyen milli mutabakat çağrısında, sivil ve demokratik siyaset vurgusu net bir şekilde yapılıyordu.</p><p>Milli mutabakat çağrısı,  Alperen hareketinin fikir temellerinin örgüsü olacaktı. Çağrıda, dinden siyasete, toplumdan hukuk sistemine kadar birçok sivil, demokratik, evrensel mesajlar yer almaktaydı.</p><p>Tarihi bir manifesto niteliği taşıyan çağrı&#39;da, hem liberal-kapitalist sisteme, hem dünya kapitalist sistemine, soğuk savaşın bitmesiyle dünya imparatorluğuna soyunan ABD&#39;nin &ldquo;yenidünya düzeni&rdquo; adlı küresel, hegemonik, emperyal politikasına temel bir itiraz ve karşı çıkış vardı.</p><p>ALPEREN HAREKETİ SİSTEME MUHALİF BİR HAREKETTİR</p><p>Yeni Oluşum hareketinin binası 29 Ağustos 1992&#39;de Anadolu&#39;nun dört bir yanından gelen milli ve yerli değerlere bağlı, Türkiye sevdalısı, inançlı, imanlı, ihl&acirc;slı binlerce dava adamının katılımıyla açılmıştı.</p><p>Ankara Tuna Caddesi&#39;ndeki, Yeni Oluşum Hareketi&#39;nin merkezi olan binanın 29 Ağustos 1992 Cumartesi günü yapılan açılış töreninde konuşan Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, &ldquo;Sistem ülkenin üstünde, bu tepeden inmeci, seçkinci, batıcı, Jakoben sistemi değiştirmek için yola çıktık, yeni oluşum hareketini başlattık. Hiçbir gruba cemaate siyasi tabana karşı ön yargımız yok. İmanımızın bize öğrettiklerini yapıyoruz&rdquo;  diyordu.</p><p>Muhsin Başkan devamında şunları söylüyordu:</p><p> &ldquo;Biz bu ülkede toplumsal barışı, sosyal adaleti yaşanabilir özgür ve demokrat bir Türkiye&#39;yi tesis etmek, kurmak için yola çıktık. Milletle kavgalı, milletin inanç ve değerleriyle alay eden tahakkümcü, dayatmacı, baskıcı, ceberut sistem mutlaka değişmelidir ve Allah&#39;ın izniyle de değişecektir. Kendilerini, milletin ve demokrasinin üstünde gören güç ve odaklarla mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.&rdquo;</p><p>&ldquo;Biz Türkiye&#39;nin geleceğiyiz&rdquo; diyen Yazıcıoğlu, &ldquo;sistem iflas etmiştir, bu sistem değişecektir&rdquo; diyerek, bürokratik oligarşiye, oligarklara meydan okuyordu.</p><p>6 ARALIK 1992 GÜNÜ 25 BİN KİŞİ ANKARA&#39;DA TARİH YAZDI</p><p>Milli, yerli, sivil ve demokrat Türkiye sevdalısı, vatan sevdalısı, millet sevdalısı, bayrak sevdalısı,  &ldquo;Yeni Oluşum Hareketi&#39;  6 Aralık 1992&#39;de, Ankara Yükseliş Koleji Spor Salonu&#39;nda on binlerin katılımıyla muhteşem bir toplantı düzenledi. </p><p>O gün, hem Alperen hareketi için, hem Türk siyasi hayatı ve demokrasisi için, son derece önemli bir gündür. Türk milletinin, Türk dünyasının ve İslam &acirc;leminin ümidi ve geleceği olan, Allah ve Resulünün şanlı yolunda yürüyen Alperenler, zalimlere, zulmedenlere; liberal, kapitalist sisteme, her türlü emperyalizme meydan okuyan tarihi bir kurultay yaptılar.</p><p>Alperenler, milli bir duruş ve tavır ortaya koymuşlar; yayınladıkları hak, hukuk, adalet temelli bir beyanname ile mazlumların sesi ve sözcüsü oldular.</p><p>Hareketin lideri, milletin adamı, Hüseyni sevdaya sahip şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, binlerce dava arkadaşıyla Ankara&#39;da Büyük Birlik Hareketinin temellerini atıyordu.</p><p>Anadolu Başkente akıyor, Ankara&#39;da bir tarih yazılıyordu. 38 yaşında yiğit bir lider Muhsin Yazıcıoğlu statükoya, egemen güçlere, çıkar çevrelerine millet adına meydan okuyordu. Sistem ve sistemin sahipleri korkmuştu. </p><p>Dört bir yanda dava arkadaşlarımız, günler öncesinden bu tarihi toplantının hazırlıklarına başladı. Türkiye&#39;nin dört bir yanına  &ldquo;siyasi karar kurultayının&rdquo; afişleri ve pankartları asıldı. Hatta öyle ki, Ankara&#39;nın gecekondu semtlerinde ve merkezi olan Kızılay vb. yerlerde yapılan afiş, pankart, bildiri çalışmalarına Muhsin Başkan da bazen gece yarısından sonra habersizce gelir ve bize moral ve güç verirdi. </p><p>Anadolu akın akın Yükseliş Koleji&#39;ne aktı. Dillerde tekbir ve salavatlarla, inançla, azimle heyecanla on binler Yükseliş Koleji&#39;nde buluşmuştu. Yükseliş Koleji dolmuş, taşmış binlerce gönüldaşımız, ülküdaşımız, dava arkadaşlarımız ve kurultayı izlemeye gelen binlerce insan dışarıda kalmıştı.</p><p>OĞUZ&#39;UN ÇOCUKLARININ ANKARA YÜRÜYÜŞÜ, SİSTEMİ VE KÜRESEL GÜÇLERİ KORKUTTU.</p><p>Oğuz&#39;un çocuklarının ayak sesleri sistemi ta o gün tedirgin etmiş, korkutmuştu. Sistem kendisine muhalif olan mazlumların Muhsin Yazıcıoğlu liderliğindeki milli ve yerli harekete olan ilgisini ve desteğini görmüştü.  </p><p>Yeni Oluşum Hareketi Anadolu&#39;da yapılan istişareler neticesinde, yeni bir siyasi oluşuma gidilmesi kararına vardı. 6 Aralık 1992 tarihinde Ankara Söğütözü&#39;ndeki Yükseliş Koleji&#39;nde yapılan 25 bin kişinin katıldığı &ldquo;Siyasi Karar Kurultayı&rdquo; ile partileşmeye giden yol açılmış oldu.</p><p>Türk siyasi tarihinde çok önemli bir yere ve öneme sahip olan, Siyasi Karar Kurultayı&#39;nda yayımladığımız &ldquo;sivil inisiyatif programı&rdquo; da Türk demokrasi tarihinde ilk ve önemli bir yere sahiptir. Sivil toplum, sivil siyaset vurgusu yapan, demokrasi dışı arayışlara bir reddiye olan bu program halen bu gün bile geçerliliğini korumaktadır.</p><p>Sivil siyaset programı; sivil siyaset, sivil toplum, vurguları askeri vesayete ve darbe anayasalarına karşı çıkan, sivil bir anayasa ve özgürlükçü demokrasiyi savunan, milli iradeye sahip çıkan özgün düşünceler, ilkeli, seviyeli siyaset anlayışı başta aydınlar, sivil toplum kuruluşları olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinin dikkatini çekmiş, destek bulmuştu.</p><p>Hareketimizin lideri Muhsin Yazıcıoğlu tarihi bir konuşma yapmıştı. Sistem ve sistemle bağlantılı iç ve dış mihraklar gayr-i milli unsurlar tedirgin olmuş, rahatsız olmuşlardı.   Şehit liderimiz Muhsin Başkan&#39;ın bize bıraktığı en büyük miras, zalimlere biat etmeme, zulme rıza göstermeme mirasıdır. </p><p>CAN ALPERENLER, ANKARA SOKAKLARINI  &ldquo;MUHSİN BAŞKAN&rdquo; DİYE İNLETİYORDU.</p><p>Bu büyük ve ihtişamlı toplantı, kamuoyunun da dikkatini çekmiş, yeni Oluşum Hareketi&#39;nin Siyasi Karar Kurultayı&#39;nı izlemeye gelen entelektüel çevreler kitlelerin heyecanını ve lider Muhsin Yazıcıoğlu&#39;na gösterilen büyük sevgi ve bağlılığı yakından görmüşlerdi.</p><p>Bu toplantıdan çıkan karar neticesinde, parti kurulmaya karar verildi. Oluşturulan gruplar, Anadolu&#39;yu tarayarak hazırlıklara başladı. Önce il temsilcileri oluşturuldu. Her ilde oluşturulan temsilciler tabandan tavana partinin inşa edilmesi için çalışmalar yaptı. Parti kuruluş çalışmalarına öncülük eden kadrolar, ilk olarak partinin amblemi için bir çalışma başlattılar. 1000&#39;e yakın isim ve amblem arasından 27 Aralık 1992 tarihinde geçici il temsilcileri ile yapılan istişareler neticesinde partinin ismi Büyük Birlik Partisi, amblemi ise hilal içinde gül olarak kabul edildi.</p><p>ALPEREN HAREKETİ  İLKELER VE DEĞERLER HAREKETİDİR</p><p>Ülkemizde, kurulu düzene tek alternatif olan Büyük Birlik Partisi, bir güneş gibi doğuyordu. Artık Türkiye&#39;nin geleceğinde Büyük Birlik Partisi vardı. Türkiye&#39;nin her yerinde oluşturulan 99 kişilik kurucular kurulu üyesi ile Büyük Birlik Partisi, 29 Ocak 1993 tarihinde resmen kuruldu.</p><p>29 yıllık şanlı bir geçmişe ve tertemiz bir tarihe sahip olan Alperen Hareketi&#39;nin mensupları, bu kutlu yola koltuk ve makam sevdasıyla değil, hizmet sevdasıyla çıktılar.</p><p>Alperen Hareketi ahlak hareketidir, vicdan hareketidir, ilkeler hareketidir. Davasından, ülküsünden, taviz vermeyen Anadolu yiğitlerinin kutsal hareketidir. </p><p>Alperen Hareketi hasbidir, hesabi değildir.   Biz Alperenler, tarihimiz boyunca diktalara, diktatörlüklere karşı çıktık, mücadele ettik. Alperenler, ne diktalara ne diktatörlere boyun eğer!</p><p>Alperen Hareketi bizim onurumuzdur. Bugünlere kolay gelmedi. İnandığımız hak dava için,  olduğumuz milletimiz, ülkemiz ve ülkümüz için çok ağır bedeller ödedik. Tarihimiz boyunca haksızlık ve zorbalığa sessiz kalmadık, zalimlerin önünde diz çökmedik, başımızı öne eğmedik.</p><p>Alperenler, tarihi boyunca demokrasi, adalet ve özgürlüklerden yana tavır almış, adaletsizliklere, haksızlıklara, zulme hep karşı durmuş; toplumda yükselen adalet ve özgürlük taleplerine de destek vermiştir.</p><p>Tarih, zalimlerden korkanları değil, zulme karşı duran ve zalimlerle mücadele edenleri kaydeder.</p><p>Hak, hukuk, adalet ilkesine bağlı kalmayı, zulme, kötülüğe ve kötü olana karşı direnmeyi, hak ve adalet uğrunda mücadele etmeyi, şanlı tarihimizden ve köklü geleneğimizden öğrendik.</p><p>ALPEREN ZALİME BİAT ETMEZ,  ZULME RIZA GÖSTERMEZ</p><p>Tarih elbet bir gün Saray&#39;daki kumpasları, dönen dolapları, çevrilen entrikaları, şantajları, tehditleri, boyun eğenleri, eğmek zorunda kalanları, muhbirleri, dönekleri, yandaşları, yalakaları, ispiyoncuları, alkışçı şakşakçıları, tek tek yazacaktır.</p><p>Korkaklar saraya koşar, saraya biat eder, teslim olurlar. Alperenler ise dik durur, inandıkları davanın peşinde, ülkülerinin peşinde koşarlar.</p><p>Alperenler, hesap adamı değil, dava adamıdırlar. Alperenler, parti devletine &ldquo;hayır&rdquo; dediler; hayır demeye de devam edecekler. Alperenlerin yönü, istikameti, çizgisi bellidir.</p><p>Bizim yönümüz saray, saraylar, köşkler değil, Taceddin Derg&acirc;hıdır. Biz, saraya, muktedirlere bakarak hareket edenlerden değil, ilkelerine ve ülkülerine bakarak hareket eden Alperen, ülkücü kadrolarız.</p><p>Alperen kadrolar her türlü hukuksuzluğun ve vesayetçiliğin karşısındadır. Adaletin, demokrasinin, hukukun yanındadırlar. Yanında olmaya da devam edeceklerdir.</p><p>ALPEREN HAREKETİNİN ÇİZGİSİ ŞEHİT LİDERİMİZ MUHSİN YAZICIOĞLU&#39;NUN ÇİZGİSİDİR</p><p>Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve şehit liderimizin ailesi kırmızı çizgimizdir. .Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun çizgisine ve onun ortaya koyduğu ilke ve değerlere sonuna kadar bağlı olan Alperen kadrolar, hareketimize, misyonumuza davamıza sahip çıkacaktır.</p><p>Hareketin misyonuna, ilkelere, değerlere, Muhsin Yazıcıoğlu çizgisine bağlılık, şan ve şeref dolu Alperen Hareketinin en güzel ve en önemli vasfıdır.</p><p>Yazıcıoğlu&#39;nun dava arkadaşları, şehit lideri Yazıcıoğlu&#39;nun ortaya koyduğu ilke ve değerlere bağlıdır. Hiçbir güç ve odak, Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun dava arkadaşlarını, Alperen kadrolarını hak yoldan, Kur&#39;an yolundan, millet yolundan döndüremez.</p><p>Alperen hareketinin lideri şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;dur. Alperen hareketinin çizgisi Yazıcıoğlu çizgisidir. Bir kez daha ifade ediyoruz: &ldquo;Muhsin Yazıcıoğlu kırmızı çizgimizdir&rdquo;.</p><p>Hayatı boyunca zalimlerin önünde asla başını öne eğmeyen, her türlü güç ve şer odaklarına karşı dik durarak Hakk&#39;ın ve haklının yanında yer alan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun misyonunu inançla, kararlılıkla sürdüreceğiz. Hakkı, adaleti, sadakati, samimiyeti ve ahlakı, bu davanın mensupları olarak savunmaya devam edeceğiz.</p><p>Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun izinde giden dava arkadaşları, ülküdaşları, Şehit liderlerinin öğrettiği yüce ülkü ve değerlerin ışığında adaleti, demokrasiyi savunmaya, milletin adamları olmaya devam edeceklerdir.</p><p>Alperen hareketi itidalli, sağduyulu, ülkesini ve milletinin meselelerini çok iyi bilen ve her zaman vakur duruşuyla, Muhsin-i tavırlarını sürdürecektir.</p><p>İLKELERDEN, DEĞERLERDEN TAVİZ VERİLMEZ!</p><p>Zor bir dönemden geçiyoruz&hellip;</p><p>Bu süreçte Alperenlik, ülküdaşlık ilişkilerini zedelemeyelim. Bu zorlu süreci birlik ve beraberlik içerisinde aşmaya gayret edelim ve her şart altında saygınlığımızı, saflığımızı koruyalım.</p><p>Alperen hareketi, ilkeler ve değerler hareketidir. Önceliğimiz, ilkelerimiz ve değerlerimizdir.  Alperenler olarak kadim geleneğimize, tarihimize, misyonumuza uygun hareket etmeli, yanlış anlamalara sebebiyet verecek tavır ve davranışlardan kaçınmalıyız. Hatalı olunan hususlarda birbirimizi kardeşlik hukuku içerisinde uyarmalı, hassasiyet sahibi olmalıyız. Her zaman yapıcı olmalıyız.</p><p>Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun şehadeti ile başlayan ve sistematik olarak devam eden Alperen hareketini yıpratma, zayıflatma ve yok etme politikası bütün çıplaklığıyla ortadadır.</p><p>Bugünün hayallerini yarının gerçeklerine dönüştürmek bizim irademize, çabalarımıza ve kararlılığımıza bağlıdır. İrade savaşını mutlaka kazanmalıyız.</p><p>Ateşler içinden geçen kavgayı, nehirlerin denizlere kavuşması sabrıyla bugünlere taşıyanlar asla yılgınlığa düşmezler. Endişe ve karamsarlığa kapılmazlar. Zahmetleri rahmetler takip edecektir. Çile varsa, zafer de vardır.</p><p>Can verilerek, kan dökülerek, nice ağır bedeller ödenerek biriktirilen yüce değerlerin içimizden bazı kişi ve grupların zaaflarına, hatalarına, kibrine, hırsına ve marazi duygularına yenik düşerek heba edilmesine hiçbir Alperen izin vermemelidir.</p><p>Dava arkadaşlığı sorumluluk gerektirir, vefa gerektirir, fedak&acirc;rlık gerektirir. Alperenlik hukuku çiğnenmeyecek, çiğnetilmesine göz yumulmayacak büyük, tarihi ve kutlu bir bağdır. Bu bağ kırılmaz, kopmaz, koparılamaz.</p><p>ZOR ZAMANLARIN YİĞİTLERİNE SELAM OLSUN</p><p>Cennet mek&acirc;n Liderimiz Şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun Türkiye&#39;nin geleceği ve teminatı olarak gördüğü, inandığı, güvendiği, benim gözbebeğim dediği, milletimizin medarı iftiharı Yiğit Alperenler&hellip;</p><p>Zor dönemlerde davaya, inançla, azimle, kararlılıkla sahip çıkan kahraman Alperenlerimize ve dava arkadaşlarımıza selam olsun!</p><p>Alperenlerimiz Anadolu kıtamızın vücut bulmuş halidir. Bizler dünyalık menfaati, şahsi ikb&acirc;li ayaklar altına almış, hakikaten hakik&acirc;te r&acirc;m olmuş bir hareketin müntesipleriyiz. Allah&#39;ın davasının davacısı olmanın şerefiyle şereflenmiş Alperen hareketimiz, gücün değil hakkın yanında olmayı kendine her daim vazife bilmiştir. Memleketimizin her zorlu sürecinde, tüm netameli dönemlerde tavizsiz bir şekilde milletinin yanında, şer şebekelerinin karşısında olmuştur. Din&ndash;ü devlet, mülk&ndash;ü millet uğrunda İ&#39;l&acirc;y-ı Kelimetullah için Nizam-ı &Acirc;lem yolunda Alperen Hareketimiz var olsun.</p><p>HESAP ADAMLARI KAYBEDER, DAVA ADAMLARI KAZANIR</p><p>Yine zorlu ve çetin bir imtihandan geçiyoruz. Dava adamları bu zor dönemlerde belli olur. Hesap adamları ise bu süreçte hemen kendini belli eder. Yaşadığımız bu süreçte dostlarımızı ve düşmanlarımızı daha yakından tanıdık. Kim dost kim düşman şimdi daha da belli. Hareketimizin içinde bulunduğu durumdan istifade etmek isteyen bazı bozguncu hesap adamları da açığa çıktı.</p><p>Şehit Liderimizin söylediği gibi: &ldquo;Hesap adamları kaybeder, dava adamları kazanır.&rdquo;</p><p>Sabır, tevekkül ve çelikleşmiş irademizle her türlü kumpasların, operasyonların, kirli ve karanlık oyunların üstünden dün olduğu gibi, bugün de Cenabı Hakk&#39;ın izniyle geleceğiz.</p><p>Biz Alperen Hareketinin mensupları, Allah şahittir ki çok ezber bozduk, çok oyunları boşa çıkardık. Alperen hareketi açık ve şeffaftır. </p><p>Bir kez daha söylüyoruz:</p><p>İLKESİ, DEĞERLERİ OLMAYANLAR, &ldquo;DİYET&rdquo; BORCU OLANLAR MUKTEDİRLERE TESLİM OLUR, BOYUN EĞER</p><p>Milletin adamı her zaman dik durmuş, doğru gitmiş şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun 19 Mart 2009 günü Karaman seçim bürosunda söylediği şu sözleri çok önemli ve anlamlıdır:</p><p>&quot;Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Bir saniyesine bile h&acirc;kim olamadığımız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.&quot;</p><p>İlkeli, seviyeli, tutarlı siyaset izleyen her zaman dik duran, milletin adamı şehit Muhsin Yazıcıoğlu, 2006 yılının Haziran ayında &ldquo;Birlik Akademisi&rdquo; nde verdiği bir konferansta, dik duruş ortaya koyamayan siyasetçilerle ilgili şu tarihi sözleri söylemiştir: </p><p>&ldquo;Ben siyaseti Allah rızası ve içinden çıkmış olduğum Türk Milleti için yaptım. Siyasette her zaman açık, şeffaf ve ilkeli olacaksınız. Milletine hizmet etmek isteyen siyasetçi, her zaman dik durmalıdır. Hakkı söylemek kolay iş değildir, dik durmayı gerektirir. Açığı olanlar, diyet borcu olanlar, dik duruş ortaya koyamazlar. Eğilenler, bükülenler, yamulanlar, sistemin adamı olurlar, silinir giderler. İktidarlarla, güç odaklarıyla, çıkar çevreleriyle menfaat ilişkisine girenler, kirli ve karanlık ilişkileri olanlar, çok kolay teslim alınırlar. Ardından güç odaklarının istediklerini yerine getirirler ve onların maşası olurlar, onların söylediklerinin dışına çıkamazlar.&rdquo;</p><p>Muhsin Yazıcıoğlu, &ldquo;Kimseye diyet ödemedik! Biz milletle varız, milletimizle var olmaya devam edeceğiz&rdquo; demiştir.</p><p>YİĞİT ALPERENLER, ASLA YALNIZ DEĞİLSİNİZ! ALLAH, SABREDENLERLE BERABERDİR</p><p>Yiğit Alperenler!</p><p>Emanetimizi, kimsenin kirle emellerine alet etmeyeceğiz. Yüce kitabımız Kur&#39;an-ı Kerim, büyük imtihanlar karşısında sabır der. Sabır ile verilecek olan tüm mücadelelerde ise Kur&#39;an kesin bir galibiyet vaat eder. Zira &ldquo;Allah sabredenlerin yanındadır!&rdquo; </p><p>Sabır yoksa zafer de yoktur. Sabredenler için ise, zafer mukadderdir. Bu zor ve sıkıntılı dönemi de birlik ve beraberlik içerisinde, sabır ve tevekkül ile aşacağız. </p><p>Alperenin tarihi görevi bugün için, dünden daha ağırdır. Yarın daha da ağır olacaktır. Her Alperen, yapısı gereği kolaya değil zora, rahata değil çileye talip olmuştur. Her Alperen zorluklara göğüs gerebilecek inanca sahiptir. Alperen Ülkücü, çelikten bir iradeye ve hepsinden daha da önemlisi, sabır ve tevekküle sahip olmalıdır.</p><p>Çıkar ve menfaat eksenli davranışlar zaten kısa ömürlüdür, gelecek de vaad etmez. Alperen tavır adamıdır. Sisteme muhaliftir. Alperen ikiyüzlü davranmaz. Devamlı surette hakikat ve inandığı değerler ışığında davranır. Samimiyeti sadece sözlü değil davranışlarla da ifade etmek veya yeri geldiğinde kalpte var olan samimiyeti fiiliyatla ortaya koymak gerekir.</p><p>Her şey bu dünyadan ibaret değil. Gelecekte kimin haklı kimin haksız olduğu görülecek. O günler geldiğinde sizde diyeceksiniz ki; iyi ki katlanmışız bu sıkıntılara.  </p><p>Allah&#39;a, kitabı Kur&#39;an&#39;a ve Resul-i Zişan&#39;ına (s.a.s.) ölesiye bağlılık, samimiyet ve ihl&acirc;s şiarımızdır.</p><p>ALPEREN VEFA ADAMIDIR</p><p>Vefa, bizi biz yapan, bizi ayakta tutan önemli bir hasletimizdir. Güzel bir duygu, uygulanması şart olan büyük ehemmiyete haiz &acirc;li bir düstur, yüce bir sıfat, terk edilmemesi ve mutlaka yaşatılması elzem olan ulv&icirc; bir vasıftır.</p><p>Vefa, bir mü&#39;min vasfıdır. Vefa, sad&acirc;kat, samimiyet, kadirşinaslık gibi değerlerimiz, yüce dinimizin de yaşanmasını istediği ve terk edilmesinin Gayretullaha dokunduğu ulv&icirc; hasletlerdir.</p><p>Peygamber efendiniz vefaya çok önem vermiştir. Ümmeti olarak bizler de hayatımızın her alanında ahde vefa ilkesini gözeterek emin, ahdine sadık, sözüne güvenilir insanlar olmalı ve bunu karakterimizin bir parçası haline getirmeliyiz.</p><p>Vefa samimiyettir, vefa doğruluktur, vefa sad&acirc;kattir, vefa ahdinde durmak, ahde bağlı olmak, emanete riayet etmektir. Vefası olmayanların davası da yoktur, geleneği de yoktur; geçmişi, geleceği de yoktur.</p><p>Dava adamlarının vefası vardır. Büyük davalar, davaya adanmışlık ve vefa üzerinde yükselir ve zaferle taçlanır. Onlar, sonsuzluğun sahibinin yolundadırlar. Ve ötelerin ötesini düşlerler, düşünürler.</p><p>Alperenlik, davaya adanmışlıktır, vefadır, kadirşinaslıktır.</p><p>Alperenlik Davası; sözünde duranların, ahde vefa gösterenlerin davasıdır. Kula vefası olmayanın Hakk&#39;a vefası olmaz. Vefa imandandır, vefası olmayanın imanı da olmaz.</p><p>Vefa, davaya adanmışlık, kadirşinaslık deyince ilk akla gelen şüphesiz şehit liderimiz Muhsin Başkandır. O bir vefa ve iman dava adamıydı.</p><p>Vefa sahibi hareketimiz, gelecek kuşaklar ve gelecek yüzyıllar için model bir şahsiyet olan mümtaz liderimiz şehit Muhsin Başkan&#39;ın yolunda ve izinde kutlu yürüyüşlerini inançla, azimle, kararlılıkla sürdüreceklerdir.</p><p>ALLAH MUHSİNLER&#39;LE BERABERDİR</p><p>Liderimiz Muhsin Başkan istikameti-Kıblesi dosdoğru bir dava adamıydı. İman ve ahlak abidesi bir şahsiyetti. Milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu Kur&#39;an ve sünnet çizgisinde bir hayat sürdü. Hesap adamı değil, gerçek bir dava ve gönül adamıydı. O, istikamet ve vakar sahibiydi. Hiç yanlış yapmadı, politikanın hiçbir kiri bulaşmadı üzerine. O, makam ve mevkileri değil, sonsuzluğu düşünen bir liderdi.</p><p>Bütün ömrünü, bütün varlığını Kur&#39;an&#39;a bağlayan bir adamdı. Davasını Kur&#39;an&#39;la anlatan, ülküsünü iliklerine kadar yaşayan Muhsin Yazıcıoğlu, bir Kur&#39;an ve peygamber sevdalısıydı. O&#39;nun referansı Kur&#39;an ve sünnetti.</p><p>Kamil bir Müslümandı, feraset sahibi bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu deyince Kur&#39;an&#39;a adanmış bir ömür ve Allah ve peygamber sevdası ile dolu bir yürek karşımıza çıkıyor.</p><p>Yüce kitabımız Kur&#39;an diyor ki, &ldquo;Allah, Muhsinlerle beraberdir.&rdquo; Kur&#39;an ayetlerinde &lsquo;Muhsin&#39; ifadesi birçok yerde geçmektedir.</p><p>Allah, iyilik ve güzellik insanı olan Muhsinlerle beraberdir. Hiç şüphesiz Yüce Allah, dünyada ve ahirette kötülerle değil, Muhsinlerle/iyilerle beraberdir. Dünyada kiminle birlikte olursak, kıyamet günü de onunla birlikte oluruz. Rabbimizin yüce kitabında Muhsinleri sevdiğini ferman ettiği ayetlerindeki gibi kendini Allah&#39;a adamış yiğit ve güzel bir insandı Muhsin Başkan&hellip;</p><p>ÖNDE GİDENLERİMİZE SELAM OLSUN</p><p>6 Aralık 1992 den bugüne 30 yıl geçti. Başta hareketimizin lideri, cennet mek&acirc;n Muhsin Başkan olmak üzere davamıza öncülük yapmış, unutulmaz büyük hizmetlerde bulunmuş Ahmet Er ağabeyimiz,  Abdürrahim Karakoç ağabeyimiz,  Prof Dr. Turan Güven ağabeyimiz, Prof. Dr. Ahmet Hamdi Turgut ağabeyimiz, Tahsin Yaprak Hoca, Ferhat Tüysüz, Cihan Yenişehirlioğlu, Hüseyin Aras, Hacı Bayrak, İsmail Hakkı Tekin, Ozan Fethi Kayman, Hasan Hüseyin Baysal, Bayram Ali Şahin, Rüştü Arıtan, Ahmet Turan Günaltay, Yılmaz Aydoğan, Selahattin Şenliler, İsa Armağan, Mustafa Kemal Çelik, Kemal Akdağ, Hüseyin Yılmaz, Erol Dok , Erol Yıldız , Mustafa Karakaş, gibi dava arkadaşlarımız, kardeşlerimiz ve ismini burada zikredemediğimiz hakka yürüyen, sonsuzluğun sahibine uğurladığımız aziz dava arkadaşlarımızı rahmetle, minnetle,  saygıyla, sevgiyle anıyoruz. Ruhları şad, mek&acirc;nları cennet olsun.  Onları asla unutmadık ve unutmayacağız. </p><p>YOLUMUZ ŞEHİT LİDERİMİZ MUHSİN YAZICIOĞLU&#39;NUN YOLUDUR</p><p>6 Aralık 1992&#39;den, 6 Aralık 2022 tarihine kadar 30 yıl, 359 ay, 10957 gün Liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştükleri 25 Mart 2009 tarihinden 6 Aralık 2022 tarihine kadar da, 13 yıl, 164 ay,  5004 gün geçmiştir.</p><p>Acımız hale taptaze, tarifi mümkün değil. Acımız, hüznümüz devam ediyor. Muhsinlerle de hüznümüz Allah&#39;adır bizim&hellip; Biz Allah yolunda, Kur&#39;an yolunda, millet yolunda şehit düşen Muhsin Başkan&#39;la beraber olduk. İyi ki onun gibi yiğit bir liderle, adam gibi adamla yol ve dava arkadaşı olmuşuz. Ne mutlu bizlere&hellip;</p><p>Biz büyük lider, millet önderi, milletin adamı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun yol arkadaşlarıyız, dava arkadaşlarıyız. Hiçbir güç, odak bize boyun eğdiremez. Misyonuna sahip çıkacağız, onun söylediği gibi dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz.</p><p>Muhsin Başkan gibi, inançlarımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Kula kulluk etmeyeceğiz. Hakkaniyetten ayrılmayacağız. Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun misyonuna sahip çıkacağız, onun söylediği gibi dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz.</p><p>Nasıl, cennet gençlerinin serdarı Hz. Hüseyin Efendimiz yolundan dönmediyse, nasıl ki Hüseyni yolun sevdalısı şehit liderimiz Muhsin başkan, yolundan, davasından dönmemişse, Şehit Muhsin Yazıcıoğlu&#39;nun izinden ve yolundan giden yiğit, kahraman alperenler de eğilmeden, bükülmeden Hüseyni yolda şan ve şerefle yürümeye devam edecektir.</p><p>Bu inanç ve duygular doğrultusunda başta şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere şehadete yürümüş tüm şehitlerimizi rahmetle y&acirc;d ediyorum ruhları ş&acirc;d mek&acirc;nları cennet olsun.</p><p>Ey Şehit liderim;</p><p>Davan davamız, yolun yolumuz, kavgan kavgamız, sevdan sevdamızdır.</p><p>Alperen hareketi gelecek kuşaklar ve gelecek yüzyıllar için model bir şahsiyet olan mümtaz liderimiz şehit Muhsin Başkan&#39;ın yolunda ve izinde kutlu yürüyüşlerini inançla, azimle, kararlılıkla sürdürecektir.</p><p>Hepinizi Allah&#39;a emanet ediyorum. O, ne güzel vekildir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.haberplatosu.com/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hakki-oznur-alperenlik-ahlaki-_1670341910_jONElM.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hakkı Öznur: Alperenlik ahlaki bir duruştur, Muhsin Yazıcıoğlu'nun yoludur ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.haberplatosu.com/c/90/370x208/s/dosya/haber/hakki-oznur-alperenlik-ahlaki-_1670341910_jONElM.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Haber Platosu ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Haber Platosu</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>