• Haberler
  • Kültür
  • İngiliz arşivindeki kazıdan espiyonaj tarihine eşsiz pencere: Misyoner İstihbaratçılar

İngiliz arşivindeki kazıdan espiyonaj tarihine eşsiz pencere: Misyoner İstihbaratçılar

Dr. Berna Çaçan Ongun'un Misyoner İstihbaratçılar adlı eseri, William Jowett'ten Gertrude Bell'e, Arabistanlı Lawrence'a uzanan gizli ağın perde arkasını, 'silahsız Haçlı Seferi'nin çarpıcı jeopolitik detaylarıyla deşifre ediyor. Osmanlı coğrafyasında arkeoloji, okul ve kiliseler İngiltere'nin nüfuz stratejisinin sessiz sahneleri haline geliyor.

  • 8

İngiliz devlet ve kilise arşivlerinde yürütülen uzun soluklu bir araştırmaya dayanan yeni bir kitap, 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında “misyonerlik”, “arkeoloji” ve “bilimsel keşif” başlıkları altında yürütülen faaliyetlerin, Britanya İmparatorluğu’nun sistematik bir istihbarat ağına dönüştüğünü ortaya koyuyor.


Dr. Berna Çaçan Ongun’un kaleme aldığı “Misyoner İstihbaratçılar”, rahip William Jowett, Gertrude Bell ve T.E. Lawrence (Arabistanlı Lawrence) gibi isimlerin merkezinde yer aldığı geniş bir yapının, İngiltere’nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu stratejisindeki rolünü İngiliz arşiv belgeleri üzerinden inceliyor. Editörlüğünü gazeteci Kamuran Akkuş'un yaptığı eser, Hayat Yayınları’nın Deşifre X Kitaplar dizisinden yayımlandı.

İngiliz arşivindeki arşiv kazısından espiyonaj tarihine eşsiz pencere: Misyoner İstihbaratçılar
Çalışma, İngiltere’nin 19. yüzyıldaki küresel gücünün yalnızca donanmasına ve diplomatik ilişkilerine değil, sahaya yayılmış “düşük profilli ajanlar” ağına dayandığını savunuyor. Misyonerler, arkeologlar, öğretmenler, doktorlar ve seyyahlar; yerel toplumlarla kurdukları ilişkiler sayesinde etnik, dini ve siyasi yapılar hakkında bilgi toplayarak bu verileri Londra’daki karar alma merkezlerine aktardı.


Kitabın merkezindeki isimlerden William Jowett, 1815–1820 yılları arasında Malta’yı İngiliz misyoner ve istihbarat faaliyetlerinin ana üssüne dönüştürdü. Arşiv belgelerine göre Jowett, Osmanlı’daki Ermeni, Süryani, Keldani, Arap ve Bulgar toplulukları üzerine ayrıntılı raporlar hazırladı. Bu raporlar, Osmanlı’nın toplumsal ve diplomatik kırılganlık noktalarının tespitinde kullanıldı.


Eserde, Jowett’in kaleme aldığı Christian Researches in the Mediterranean adlı çalışma ilk kez tam metin olarak Türkçeye aktarılıyor. Malta’daki matbaanın İstanbul’dan İzmir’e, Ayvalık’tan Sakız Adası ve Atina’ya uzanan yayın ağı, kitapta yalnızca kültürel bir faaliyet değil, İngiltere’nin bölgedeki nüfuzunu artırmaya yönelik bir araç olarak değerlendiriliyor.
“Misyoner İstihbaratçılar”, arkeolojinin 19. yüzyılda nasıl bir siyasi örtü işlevi gördüğünü de ele alıyor. Gertrude Bell’in 1909’da Babil kazılarına katılımı, kitapta aşiret yapıları ve bölgesel dengeler hakkında bilgi toplamak için kullanılan bir kapak faaliyet olarak yorumlanıyor. Belgeler, Bell’in Irak’ın siyasi yapılanmasında oynadığı rolü doğruluyor.


Benzer biçimde T.E. Lawrence’ın “arkeoloji” gerekçesiyle çıktığı yolculukların, Mezopotamya’dan Mısır’a uzanan stratejik güzergâhların haritalandırılmasına hizmet ettiği belirtiliyor. Kitapta aktarılan sembolik örneklerden biri, 1921’de Winston Churchill’in Giza Piramitleri ziyareti. Bell ve Lawrence’ın aynı heyette yer alması, arkeoloji ile diplomasi ve istihbarat arasındaki yakın ilişkiyi gösteriyor.
Çalışma ayrıca yazar Agatha Christie’yi de Orta Doğu’daki kazılar üzerinden bu ağın dolaylı bir parçası olarak ele alıyor. Ongun’a göre bu kazıların bağlı olduğu İngiliz akademik kurumları, yalnızca bilimsel merkezler değil, Britanya’nın sahadaki stratejik uzantılarıydı.


“Misyoner İstihbaratçılar”, İngiliz arşivlerinden çıkarılan belgeler ışığında, Osmanlı topraklarında din ve bilim perdesi altında yürütülen faaliyetlerin, 19. yüzyıl güç mücadelesinin görünmeyen cephesini ortaya koymayı amaçlıyor.

 

 

 

 

Bakmadan Geçme

Haber Platosu - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!