Cemal İncesoyluer

Başkanlık sistemi ve Erdoğan

Cemal İncesoyluer

  • 1180

7 Haziran seçimlerinde “Başkanlık Sistemi” üzerine bir hayli polemikler izledik.

Polemiğin başat öznesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Elbette, CHP, MHP ve HDP cenahı da bu sisteme ilişkin “Hayır” demek suretiyle karşı çıkıyordu. HDP eş başkanı Selo Demo, mevzuyu daha da ileri götürerek, “Seni başkan yaptırmayacağız” cümlesini kurarak, neden başkanlığa karşı olduklarını veciz bir ifadeyle dile getirmişti.

Buraya kadar iyi güzel.

Fakat, ortada bir sorun var.

CHP yüzde 25 bandında, Erdoğan yüzde 52 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçildi.

MHP yüzde 12-15 bandında, Erdoğan bu oranın 4 katı oy alarak cumhurbaşkanı.

HDP yüzde 10-13 bandında, Erdoğan bu oranın 5 katı halkın teveccühüyle cumhurbaşkanlığı makamında.

Şimdi, “Cumhurbaşkanını halk mı seçsin” tek sorulu referandumda da aynı oran alınarak, yeni pozisyon ortaya çıktı. Referandumda da, her üç parti ve meclis dışındaki bütün adını bildiğimiz-bilmediğimiz partiler “hayır” kampanyası yürütmelerine karşılık, halk kahır ekseriyetle cumhurbaşkanını ben seçeceğim şeklinde bir karar verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında çatı adayı (CHP-MHP) Ekmeleddin İhsanoğlu, kapıkulu adayı da (HDP) Selahattin Demirtaş olduğu halde demokratik bir mücadeleye tanıklık ettik.

Mesela, halkın kararını protesto etmeyen, üstelik bu kararı pekiştirircesine cumhurbaşkanı adayı çıkaran mecliste grubu olan partiler, şimdi yeni bir kırmızı çizgi belirterek, “Başkanlık Sistemi” konusuna “hayır” diyorlar.

Bu konu dahil bir çok konuda siyasi retoriği olmayanların, bir şeylere karşı çıkması halkı ikna edemiyor.

Doğrulara bakalım…

Darbe anayasasına göre, cumhurbaşkanlığının yetki, görev ve sorumluluklarını belirleyen yasa/yasalar, tam tamına bir başkan için uygun tanımlamalardan ibarettir. Darbeci generaller, başka Kenan Evren olmak üzere diğer komite heyeti de, cumhurbaşkanının Evren olacağını varsayarak, anayasa da ki cumhurbaşkanıyla ilgili maddelere geniş ve güçlü bir prototip çizmişlerdi.

Erkler arası denge ya da yasama, yürütme ve yargı olarak tarif edilen erklerin “kuvvetler ayrılığı” prensibine uygun bir yapılanmanın hayal edildiği çok açık. Ancak, bu prensibin Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığı döneminde “kuvvetler ayrılığı” prensibi yerine, gücün hükmü sayılabilecek bir yönetim anlayışını bu ülke de hep birlikte yaşadık.

Bunun iki nedeni vardı.

Her ne kadar darbe hükümeti yönetimde yoktu ama, 5 komuta heyeti anayasal zırh içerisindeydi.

İkincisi ise, darbe yasasındaki “Cumhurbaşkanlığı faslı”, basbayağı bir başkanlık sistemini çağrıştıracak yetkilerle donatılmıştı.

AK Parti’nin son seçimlerdeki oy oranı yüzde 49.5’tur. Peki, tekrar olacak ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı oy kaçtı? Yüzde 52.

Başkanlık sistemi, yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükûmet sistemidir. Başkanlık sistemi, Başkanlık hükûmeti sistemi olarak da adlandırılmaktadır.

Başkanlık sistemi uygulandığı kimi ülkelerde yolsuzluk, otoriterlik, nepotizm (tanıdık kayırma), diktatörlüğe araç olma ve çoğulculuk karşıtı uygulamalar gündeme geldiğinde eleştirilerin ana odağı olmaktadır. Başkanlık sisteminin bulunduğu kimi ülkelerin yolsuzluk, nepotizm ve otoriterliğin aşılabilmesi amacıyla başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçtiği örnekler bulunmaktadır.

Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkeler genellikle cumhuriyet olduğu için devlet başkanları Türkçede cumhurbaşkanı olarak adlandırılır: İran Cumhurbaşkanı, Güney Kore Cumhurbaşkanı gibi. Yalnız Amerika Birleşik Devletleri de bir cumhuriyet olmasına rağmen, ülkenin resmî adında cumhuriyet geçmemesi sebebiyle

ABD cumhurbaşkanı çoğunlukla sadece başkan olarak adlandırılır.

Dünya da 42 ülke başkanlık sistemiyle yönetilmektedir.

Mesela Almanya’da eyaletler vardır ama, bir başkanlık sistemi söz konusu değildir. Aynı şekilde monarşiyle yönetilen demokratik ülkelerden İngiltere ve Danimarka’da, kral ve kraliçe hem temsil bakımından, hem de onay bakımından sembolik bir statüye sahiptir. Buna rağmen, İngiltere Kraliçesine rağmen bir uygulama mümkün değildir.

Başkanlık sistemlerinde devlet başkanı yasa önermez fakat yasama organının (parlamento) yaptığı yasaları veto etme hakkına sahiptir. Buna rağmen yasama organından nitelikli bir çoğunluk bu vetoyu iptal edebilir. Bu yöntem İngiliz Monarşi sisteminde herhangi bir yasanın kraliyet onayı olmadan yürürlüğe konamayacağı ilkesinden türetilmiştir.

Gücünü halktan alan bir cumhurbaşkanının anayasa da var olan yetkileri kullanmasını eleştirmek, tıpkı seçilmiş milletvekillerine “yasa yapamaz” demek gibidir.

Başkanlık Sistemi tartışılmalıdır. Ama sulandırmadan, çözüm odaklı irdeleyerek görüşleri ileri sürmekte, Türk siyasetçilerinin temel görevidir.

 

Yazarın Diğer Yazıları