Dr. Vehbi Kara

Bediüzzaman'ın Hükümetten Dört İsteği

Dr. Vehbi Kara

  • 664

 

Bediüzzaman devletten sadece dört talepte bulunmuştur. Bunlardan iki tanesi yerine getirilmiş iki tanesi ise henüz yapılamamıştır. Bu yazımızda yerine getirilenleri yazacağız. Yerine getirilmeyenleri ise bir sonraki yazıda ele almakta yarar vardır.  Bu istekler halkımızın büyük bir çoğunluğu tarafından tekrarlamaktadır. Elbette hükümetin gerekli adımları atması önemli olup halkın desteğinin artması açısından da önemlidir.

Bediüzzaman’ın yerine getirilen taleplerinde ilki ezan meselesi olup Adnan Menderes’in ilk icraatı da bu konuda olmuştur. 1932 yılından beri Türkçe okutulan, daha doğru bir ifadeyle aslı yasaklanan ezanın tekrar okunması 14 Mayıs’ta iktidarın değişmesi ile mümkün olmuştur. 16 Haziran’da Ezanın aslına uygun okunmasını sağlayan kanun CHP milletvekillerinin de oyları ile meclisten geçer.

Ezan kararında, M. Kamal ve İnönü dönemi serisinin üçüncüsü olan Demokrat Parti kurucusu ve üçüncü cumhurbaşkanı Celal Bayar açısından biraz temkinli olunması yönünde bir kanaati oluştursa da, Menderes her türlü riski göze almayı ve yasağı kaldırmayı başarmıştı.
Bediüzzaman Said Nursi, atılan bu adımı çok önemser, tarihi bir karar olarak memnuniyetini belirtir. Anadolu’nun bağrına saplanan, kalbine isabet eden ve manevi gücünü imhaya yönelik geçen döneme karşılık yeni hamlelerin devamını ister.

Emirdağ Lahikası isimli kitabında bu konuya şöyle değinmektedir:
“Nasıl ezan-ı Muhammediyenin (a.s.m.) neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi, öyle de, Ayasofya'yı da beş yüz sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmektir. Ve âlem-i İslâmda çok hüsn-ü tesir yapan ve bu vatan ahalisine âlem-i İslâmın hüsn-ü teveccühünü kazandıran, bu yirmi sene mahkemeler bir muzır cihetini bulamadıkları ve beş mahkeme de beraatine karar verdikleri Risale-i Nur'un resmen serbestiyetini dindar Demokratlar ilân etmelidirler. Tâ, bu yaraya bir merhem vurmalı. O vakit âlem-i İslâmın teveccühünü kazandıkları gibi, başkalarının zâlimane kabahati de onlara yüklenmez fikrindeyim.
Dindar Demokratlar, hususan Adnan Menderes gibi zatların hatırları için, otuz beş seneden beri terk ettiğim siyasete bir iki gün baktım ve bunu yazdım” 

İşte bu mektubunda geçen ve gerçekleştirilen diğer bir talebi de Risale-i Nur eserlerinin serbestiyetinin ilanıdır. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığının bu eserleri basmasının gerekliliğini defalarca izah eden Bediüzzaman, Alem-i İslam’ın bu vatanda yaşayanlara karşı hürmet ve muhabbetinin artacağını ifade etmektedir.

Allah Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olsun. Bu ikinci talebi yerine getirmiş ve Diyanet aracılığı ile bütün yurtta basılarak dağıtımını yapmıştır. Haza min fazli Rabbi…

Beyazıt Meydanında her Ramazan ayında açılan Kitap Fuarında Diyanet Vakfının yayınlarının satıldığı satanda gittim. Daha önce ellerinde kalmadığı için satın alamadığım Sözler ve Mektubat isimli kitapları satın aldım. Oldukça iyi indirim de yapmışlardı. Satışta görev alanlara dua ettiğimi söyleyerek şu soruyu sordum. Bediüzzaman’ın eserlerinin satışı nasıl gidiyor?

Cevap olarak şunu söylediler. Şimdiye kadar benzeri olmayan bir satış rakamına ulaştıklarını koli koli kitap getirerek talepleri karşılamaya çalıştıklarını söylediler. Sadece bu fuarda değil daha önce çeşitli illerde katılmış oldukları fuarlarda benzer bir manzara ile karşılaştıklarını da ifade ettiler.

Evet Kuran’ı Kerim’den sonra en fazla satış yapılan eserlerin başında Risale-i Nur eserleri geliyor. Yüzlerce yayınevi bu kitapları basıp yayınlayarak halkımızın imanının kuvvetlenmesine yardımcı oluyorlar. Zira bu eserlerde işlenen en önemli konu Allah’a iman, nübüvvet haşir ve adalet kavramlarıdır. Günümüzde insanların en fazla ihtiyaç duyduğu konuların başında da bu kavramlar yer almaktadır.

Gelecek yazımıza Bediüzzaman’ın hayatı boyunca yapılması için gayret ettiği Şark Üniversitesini yani meşhur adıyla Medresetüz Zehra’yı ve Ayasofyanın tekrar ibadete açılması isteğini işleyelim, vesselam…    

 

Yazarın Diğer Yazıları