Dr. Vehbi Kara

Bir Hakikat Dersi

Dr. Vehbi Kara

  • 854

Isparta Barla'lı Mehmet Ağabeyden dinlemiş olduğum bir hakikat dersini hem bir dua hem de bir hakikat dersi olması nedeniyle paylaşmak istiyorum.
Mehmet Ağabey’in babası Marangoz Mustafa Çavuş, Nur hizmetinin saff-ı evvellerinden ve tavizsiz hayatı ile herkese örnek olacak nâdir şahsiyetlerden biridir. Barla’da iken Mehmet Ağabey, babasının Bediüzzaman ile ilgili bir hatırasını anlatmıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen unutamadığım bu olayda Üstad, Mustafa Çavuş’a kızmış, Nur hizmetinin ne derece hakikatli ve tertemiz bir meslek olduğunu herkese ders vermişti.
Ezanın yasak olduğu bir zamanda gerçek hâli ile okuduğu için Mustafa Çavuş şikâyet edilmiş, mahkemeye çıkmıştı. Hâkim, iyi niyetli birisi olduğundan davayı kapatmak için “Ezan okumadın değil mi?” diye soru sormuş, Mustafa Ağabey de hiçbir şey söylememişti. Bunun üzerine Hâkim, dâvâyı beraatla neticelendirmiş ve Mustafa Çavuş bu fenalıktan kurtularak Barla’ya gelmişti. Durumu Üstad’a anlatınca hiç beklemediği bir tepki ile karşılaşmıştı.
Bediüzzaman, Mustafa Ağabeyin susmasını doğru bulmamış “Evet ezanı hakiki şekliyle okudum” demesi gerektiğini söylemişti.
Evet, şeâir yani sembol özelliği olan ezan konusunda Üstad asla taviz verilmesini istemiyordu. Bu olayı oğluna anlatarak herkesin bilmesini isteyen Mustafa Çavuş, Nur hizmetinin ne derece hakikat ve doğruluk mesleği olduğunu göstermiş oluyordu.
Bundan yüz yıl önce Bediüzzaman’a şöyle bir soru sormuşlardı:
- Her şeyden evvel bize lâzım olan nedir?
Cevap: Doğruluk.
- Daha? (başka)
- Yalan söylememek.
- Sonra?
- Sıdk, ihlâs, sadakat, sebat, tesanüt.
- Yalnız? (sadece bunlar mı?)
- Evet.
- Neden?
- Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. (sadık olma, yani doğruluktur)
İşte cevaplardan da anlaşılacağı üzere Bediüzzaman, her şeyden evvel bize doğruluğun gerekli olduğunu üç defa vurgulayarak konunun önemine dikkat çekmiştir.
Günümüzde gerçekler ile yalanlar o kadar birbirine yaklaşmıştır ki, çoğu zaman aynı vitrinde beraber sergilendiğine şahit oluyoruz.
Mevkii ve makam olarak çok önemli yerler işgal eden zatlardan doğruluklarla beraber yanlışları ve yalanları işittiğimiz çok vakıalar vardır. Artık bu tip olayları o kadar çok yaşıyoruz ki üzerinde durmuyoruz bile.
Fakat Bediüzzaman’ın meslek ve meşrebinde asla yalana yer yoktur. Belki gerektiğinde susma hakkı kullanılabilir, lâkin şeaire taalluk eden meselelerde buna dahi cevaz yoktur. İşte Nur hizmeti bu kadar saf ve temiz bir meslektir.
Bazı insanlar kendilerine göre bazı maslahatlar için yalana ve hileye başvurmakta bir beis görmezler. Fakat bu yol, iman kurtarma davası güden Nur hizmetkârları için asla kabul edilemez. Onlar şiddetle kaçındıkları yalana karşı doğruluktan her ne pahasına olursa olsun taviz vermezler.
Rabbim, bütün Nur talebelerine iman ile kabre girmeyi ve bizlere de o yolda sebat etmeyi nasip etsin.

 

Yazarın Diğer Yazıları