Mustafa Toygar

'Fırat Kalkanı Operasyonu' Allah'ın Büyük lütfudur. (Bu operasyon, niçin bu kadar önemlidir? )

Mustafa Toygar

  • 3420

 

 

 

        Ben hala 15 Temmuz ihanetini, “darbe girişimi” olarak niteleyemiyorum. Darbe kelimesi, devirmekten geliyor. Hâlbuki 15 Temmuz ihaneti tam bir işgal harekâtıydı. İçeride; FETÖ, Güney sınırlarımızda silahları ile mevzilenen, PYD-YPG + PKK ile Türkiye’yi işgal edecekler, bölüp parçalayacaklardı. Bu sebeple “darbe” kelimesi bana biraz hafif geliyor. Üstelik DAEŞ dâhil bu terör örgütleri, Neo-Haçlı Ordusunun unsurlarından başka bir şey de değildi. Kuvvetle muhtemel olan da, 15 Temmuz planlamasının NATO’da yapıldığıydı.

        15 Temmuz’a gelindiğinde; Silahlı Kuvvetler, Yargı, MİT, Milli Eğitim, Emniyet ve devletin birçok kurumunun FETÖ hainleri tarafından işgal edildiğini gördük.15 Temmuz’da Türkiye tamamen teslim alınacaktı.

        Defalarca yazmama rağmen bu girizgâhı yapmamın sebebi, Silahlı Kuvvetlerin 15 Temmuz sonrası düşürüldüğü anaforik durumu tekrar hatırlatmaktır.

        Özellikle, Silahlı Kuvvetlerin general seviyesinde, üst komuta kademesinin yarıdan fazlasının Fetöcü hainler tarafından işgal edildiğini öğrendiğimizde, “bu kadarı da olamaz” demiştik. Evet, hiç kimse bu kadarını beklemiyordu.

        Özellikle üst komuta kademesi olmak üzere 4 binden fazla subay – astsubay ordudan ihraç edildi ve hak ettikleri kodesi boyladılar. 15-20 yıldır soruların çalındığını düşünecek olursak, ihraç edilenlerden daha fazlasının içeride kripto olarak bulunduklarını da görebiliyoruz.

        15 Temmuz akşamı; Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları derdest edilmiş, üniformalı hainler uçak ve helikopterlerle halkı toplu katliama tabi tutmuşlardı. Her an sapla saman karışabilirdi. Vatansever Silahlı Kuvvetler mensupları ile hainler aynı potaya konabilirdi. Bu hususta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaklaşımı çok olumlu olmuş, TSK’leri yıllarca kendini toparlayamayacak hale düşmekten kurtarmıştır.

        Ancak yine de Ordunun saygınlığı büyük yara almış, özellikle komuta kademesinin moral-motivasyonu yerlerde sürünür hale gelmiştir. Silahlı Kuvvetler için en ağır zafiyet sayısal azalmadan öte, öz güven kaybı olduğunu daha evvel de belirtmiştik.

 

       “Fırat Kalkanı Operasyonu” Niçin bu kadar önemli?

 

        Türkiye’nin içerisinde bulunduğu kaos ortamında, “Fırat Kalkanı” gibi bir operasyona karar vermek gerçekten büyük cesaret, feraset ve liderlik örneğidir. Recep Tayyip Erdoğan 15 Temmuz’dan bu yana sergilediği liderlikten dolayı da kutluyoruz.

        Bu operasyon; Türkiye’ye ve Türk Silahlı Kuvvetlerine ilaç gibi gelmiştir.

Fırat Kalkanı Operasyonunun Türkiye’ye sağladığı yararları 6 ana başlık altında inceleyebiliriz:

        1-    Türk Silahlı Kuvvetleri yeniden özgüvenini kazanmaya başlamıştır.

        2-    Türk Milletinin büyük ekseriyeti, 15 Temmuzdan bu yana çok büyük endişeler içerisindeydi. “Silahlı kuvvetlerimiz bir düşman saldırısı durumunda ülkemizi koruyabilecek mi?” endişesi bertaraf edilmiştir.

         3-    Türkiye’de, 15 Temmuz sonrası, TSK’nin bu zaafından istifade ederek saldırılarını artıran; PKK+PYD-YPG+DAEŞ ve bunların işbirlikçisi FETÖ Terör örgütü mesajı almıştır. Bugünkü şartlar; Çanakkale ve İstiklal Savaşı dönemleri ile mukayese edilemeyecek kadar daha iyidir. O dönemde yedi düvele boyun eğmeyen Türkiye, bugün Batı’nın kurduğu terör örgütleri ile açtığı asimetrik savaşa boyun eğmeyeceğini dünya âleme göstermiştir.

         4-    Başta Amerika olmak üzere Batı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin savaşamaz, operasyon yapamaz hale geldiğini düşünüyordu. Normal zamanda Amerika bu operasyona müsaade bile etmezdi ama Silahlı Kuvvetlerimiz çok başarılı bir şekilde bu operasyonu sürdürüyor. Birlik ve beraberliğimizi bozmadığımız takdirde, Türkiye’nin güçlenerek yoluna devam edeceğini göstermiştir.

        5-    Birçoğu dönme – devşirme takımından olan yazar-çizerlerin; “önce içerideki işlerimizi halledelim, sonra dışarıya bakalım” gibi akıl vermeye matuf ihanetleri de boşa çıkartılmıştır. Devlette işler sırayla yapılmaz, özellikle devletin bekasını ilgilendiren konular, aynı anda koordineli bir şekilde yapılması elzemdir.

        6- Nihayetinde; “Fırat Kalkanı Operasyonunun” asıl amacı gerçekleştiriliyor. Amerika, DAEŞ ile Irak ve Suriye’nin kuzeyini Arap ve Türkmenlerden temizliyor, sonrasında da oralara, “PYD-YPG” güçlerini yerleştiriyor. Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) en büyük amacı; Irak, Suriye, Türkiye ve İran’ın da bir kısmını içerisine alan bir Kürdistan Devleti kurmaktır.

       Bu Amerikalılar, Avrupalılar, Yahudiler, Kürtleri ne çok seviyorlar değil mi? Bir kısım Kürt kardeşlerimiz! öyle zannediyorlar... Türk Tarih Kurumuna en uzun süreli başkanlık yapanlardan Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu belgeleriyle tek tek açıkladı ki; PKK-KCK ve HDP’nin üst yönetiminde bulunanların büyük ekseriyeti Ermeni’dir. Yine araştırmacı yazar, aziz dostum Hakkı Öznur, Cahşların Savaşı adlı 900 sayfalık kitabında belgeleriyle Irak ve Suriye bölgesindeki Kürt hareketinin yönetici kadrosunu mercek altına aldı. Orada da görülüyor ki, Barzani dâhil, Kürt örgütlenmelerinin yönetim kadrosunun çoğu Kürt Yahudi’sidir.

        Yıllardır Amerika’da tartışılan bir konu var; “Amerika mı İsrail’i yönetiyor, İsrail mi Amerika’yı yönetiyor?” Doğrusu her iki düşüncenin de önemli taraftarları vardır.

         Amerika’nın en büyük amacı İsrail’in güvenliği hatta Arz-ı Mevud’un gerçekleşmesi. Bu çerçevede, öncelikle İsrail’e kardeş Büyük Kürdistan Devletini kurmak, sonrasında da bu devleti İsrail’ bağlamaktır.

Yazarın Diğer Yazıları