Mustafa Toygar

Muhalefet uyan…

Mustafa Toygar

  • 372

Önümüzdeki aylarda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin, aslında bir anayasa referandumu niteliğinde olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir. İktidar bu durumu gözden uzak tutma konusunda çaba sarf ederken, muhalefet bu konuyu ısrarla gündeme getirmesi gerekiyor.

Sadece 6’lı masa olarak nitelendirilen muhalefet partileri değil, diğer tüm muhalefet partileri de tek adam rejimine karşı olduklarını açıkladılar. Muhalefet cephesi, parlamenter sisteme yeniden dönülmesini, dönülürken de önceki dönemlerde sistemin aksayan yönlerini onaracaklarını teklif ediyorlar.

Seçimlerin sonucunda; AKP+MHP iktidar kanadı seçimleri kazanırsa adı, ‘Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ olan ucube başkanlık sistemi devam edecektir. Bu sistemin devamı ileri bir süreçte ‘Demokratik Cumhuriyetin’ rafa kaldırılmasına kadar götürüleceği iddiaları da insanları ürkütüyor.

Muhalefet uyan…

Eğer seçimleri muhalefet cephesi kazanırsa, ‘Tek Adam Rejimi’ tarih olacak, yeniden parlamenter sisteme, aksaklıklarıyla olsa da Demokratik Cumhuriyete geçilecektir.

Çok açık ve net olarak ifade etmek gerekirse bu seçimler, ‘Anayasa Değişikliği Referandumudur.’

AKP ve MHP muhalefete sürekli; “Hadi cumhurbaşkanı adayınızı açıklayın”  tarzı ifadeler ile tam da “cambaza bak” hikâyesinde olduğu gibi tüm dikkatleri seçilecek cumhurbaşkanının kimliğine odaklıyor. Hâlbuki bu, sadece cumhurbaşkanının kim olacağını belirleyen bir seçim değildir.

Ayrıca muhalefetin, cumhurbaşkanının kim olacağı konusunda bu kadar tartışma ortamı yaratmalarını da sıkıntılı buluyorum.

Yapılacak seçimi Parlamenter Demokratik Cumhuriyeti isteyen muhalefetin kazanacağını çok net söyleyebilirim, bu konuda en ufak şüphem, tereddüttüm yoktur. Hatta anketlere bakmaya dahi ihtiyaç hissetmiyorum. Ancak muhalefetin bu seçimlerin bir referandum niteliği taşıdığı konusunda güçlü vurgu yapması gerekiyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 16 Nisan 2017 Referandumuyla yüzde 51.41 oyla kabul edilmişti. Hangi şartlarda bu netice alınabilmişti?

-Bir defa OHAL şartlarında referanduma gidilmişti.

-15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimi ve ihaneti, halkın Erdoğan’ın etrafında birlik olmasını sağlamıştı. Bir tarafta ihanet, diğer tarafta ihanete karşı duran, onu bertaraf etmeye çalışan Erdoğan olması söz konusuydu.

- Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi anayasa hukuku literatüründe daha önce uygulanmış bir sistem değildi ve ilk defa Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanacaktı. Daha önce dünyanın herhangi bir ülkesinde de uygulanmış değildi. Yani ne tür olumsuzluklar yaratacağı çok bilinmiyordu.

-OHAL şartlarında, ballandıra ballandıra anlatılan bu kusursuz! sistemle Türkiye uçuşa geçecekti ama çakıldı.

-2017 referandumunda, bugün Gelecek Partisini kuran, partinin genel başkanı E. Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu ve arkadaşları evet oyu kullanmışlardı ama yapılacak seçimlerde bu sefer hayır oyu kullanacaklar.

-Keza E. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ali Babacan da 2017 referandumunda evet oyu kullanırken bugün kurdukları DEVA partisi olarak hayır oyu verecekler.

Bütün şartlar 2017’nin aynısı olsa dahi, bu iki partinin anketlerde yaklaşık yüzde 5 gözüken oyunu Evet ’ten alıp Hayır’a taşıyın bakalım: Evet, % 46.41 Hayır,53.59 gibi bir netice çıkar.

-5 yıl uygulanan bu sistemin o kadar çok aksaklıkları görülmüştür ki anayasayı yapan iktidar sahipleri dahi, adalet reformu gibi aksaklıkların düzeltilmesi gerekir itirafında bulunmuşlardır.

-Ekonomiden, eğitime, bilime, sanayi ve tarıma hemen tüm alanlarda AKP, parlamenter sistemdeki kendi iktidar dönemlerinin dahi çok gerilerine düşmüştür.

-İktidar sahipleri ve bu sisteme oy verenlerin dahi sistemin yürümediğini ve rahatsızlıklarını ifade ettiklerini görüyoruz. Sistemin sakat doğduğu ve asla yürümeyeceği, Türkiye’yi daha da geriye götüreceği ortadadır. Sistem bu kadar yıpranmışken, iktidar bu kadar yıpranmışken 2017 referandumuna göre muhalefetin yüzde 2 oy fazla almaları, kazanmaları için yetecektir.

Ayrıca ilk defa oy verecek 6 milyon 6 yüz bin Z kuşağı gençleri de unutmamak gerekir ki daha özgürlükçü düşünen bu gençlerin tek adam sistemine oy vermelerini düşünmek hayalperestliktir.

Peki, muhalefet ne yapıyor?

Cumhurbaşkanı kim olacak, senden mi olacak benden mi olacak tartışması?

Bırakın Allah aşkına bunları ya…

Bir de CHP üzerinden meclise girmeyi planlayan Ali Babacan, Türklüğü anayasadan çıkartacakmış!.. Sen önce seçimlere tek başına katılarak meclise gir de ondan sonra Türklüğü önce anayasadan sonra da Anadolu’dan çıkartmaya kalkış, gücün yeterse… Belli ki HDP oylarına talipsin ama oradan gelecek oylar yüzde 2 civarındadır ki zaten senin de anketlerde gözüken oy oranın o kadar. Sen muhalefeti dinamitliyorsun, iktidara çalışıyorsun, sus be kardeşim… O kadar kendine güveniyorsan tek başına seçimlere niçin girmiyorsun?

Velhasıl, muhalefetin absürt bir yanlış yapmadığı sürece bu seçimleri kaybetme ihtimali yoktur. Muhalefet bu seçimleri referanduma dönüştürerek:

-Rövanşı alabilir

-Parlamenter sisteme geçişi sağlayacak desteği isteyeceğine göre daha yüksek oranla kazanabilir.

-Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın üçüncü defa aday olmasını kullanarak bu sistemin yargı ve denetim mekanizmasından mahrum olduğu, anayasanın kolaylıkla çiğnenebildiği tezleri kullanılabilir.

-Referandum üzerinden gidilirse Erdoğan’ın güçlü karizması bertaraf edilebilir. Yani muhalefet kendi cumhurbaşkanı adayı ile Erdoğan’ı yarıştırmak yerine, Tek adam rejimi ile parlamenter sistemi yarıştırmalıdır.

Muhalefetin öncelikle kendi parti çıkarlarını bir kenara bırakarak, ülke menfaatlerini düşünmelerini de bekliyoruz.

Muhalefetin gelir gelmez katmerleşen ülke sorunlarını çözebileceklerini beklemiyoruz elbette. Sadece parlamenter sisteme geçilsin, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı hakim kılınsın; ekonomi, tarım, güvenlik, beyin göçü, Suriyeliler meselesi gibi acil konular halledilsin, millet bir nefes alsın kafidir.

 

Yazarın Diğer Yazıları