Abdulkadir Destan - Hukuki farkındalık notları

Devlet halkın dayanışma gücünün organizasyonudur...

Abdulkadir Destan - Hukuki farkındalık notları

  • 778

Devlet (Toplumsal dayanışma gücü)


 

Devlet; beynimi en çok zorlayan kavramların başında gelen ve var olan kavramların,

Beni hiç ikna edemediği bir tanımdır...

 

Devlet; mistik bir güç değil.

Bir kurul, bir heyet değil.

Devlet; hayal edilemeyecek bir güç değildir.

Devlet var olanın yıkılıp yeni toplumsal dayanışma ile kendi hukukunu yarattığı ve başvurulan esas kaynak olan anayasa (toplumsal sözleşmeden) alır.

Bu güç eski ile sadece kadim düzeyde bağı vardır. Çünkü kadim gücü kendisin ayakta tutacak olan esastır.

Bu esas anayasanın tarihsel süreci ve askeri geleneğini, reflekslerinin kodlarını taşır.

Devlet; halkın dayanışma gücünün organizasyonudur...

Devlet oluşumu kaynağını, halkın dayanışma gücünün sonucu olan “toplumsal sözleşmeden” (anayasa) almıştır.

 

Yöntemler kendi ortama ve koşullarında değişebilir.

 

Toplumsal sözleşmeyi yaratan halkın dayanışma gücü ve başkaldırısı sonucu kendi sözleşmesini yaratmak için; uygun yöntemle barışçıl veya kurtuluş savaşı gibi yöntemler kullanır.

 

Bazen reformlar yolu, bazen askeri bir yol bulabilirler.

Burada ki esasa hizmet edecek ve halkın dayanışma gücünü gösterecek bir üsluptur.

 

Devlet kendini oluşturan psikolojik gücü halkın dayanışmasından, fiziki gücünü ise halkın bizzat kendisinden alır.

Bu kurumun ismi,

Devlettir. (Toplumsal dayanışma gücü)

 

Devlet için; maalesef, bazı adaletsiz ve ahlaki yoksunların suçlarını üstüne attığı bir “şamar konum” oluşabilmektedir.

 

Oysa devlet; silahlı gücünü toplumun kendi canından, kadimliğini toplumsal tarihinden alırlar.

 

 

 

Bizim devletimize hükmet edenlerin, her davranışı, devlete hizmet olmalıdır.

Bu hizmetin parametreleri;

Toplumsal dayanışma gücünü besleyen ve toplumu oluşturan bireylerin,

Adalet, eşitlik, ahlaki çıtanın korunması,

Can güvenliği, düşünce özgürlüğü ve yaşam hakkı sağlaması için olmalıdır.

 

Bizler gerek vergimiz,

Gerek iş gücümüz ile katkı sunmak zorunda olduğumuz, karşılıklı bir akit imizdir. (Toplumsal sözleşme-Anayasa)

Olmaz ise olmamızdır.

 

Bilinmelidir ki; devletin ana gücünü (toplumsal dayanışma yine kendi koşulları ile yöntemini seçerek) kendi hükmünü, sosyal ve siyasal enstrümanlarını kullanarak hayata geçirir.

 

Öncelikle bu deprem ülkemizde toplumsal dayanışmamızı güçlendirerek, bir devlet (toplumsal sözleşme) olma bilincimizi canlandırmış ve bu bilincin görevlendirdiği hüküm verme organizasyonsuz olan hükumet, kendinin ve eksiklerin en kısa zamanda görerek gidermelidir.

Aynı dilek ve niyet başta ana muhalefet olmak üzere, bütün kurumlar için geçerlidir.

 

Çünkü biz devlete (toplumsal dayanışma gücü) hem gücümüzü, hem  de varlığımızı, sosyolojik ve psikolojik duruşumuzu vakf etmiş ve bir “nesil sözleşmesine” (zaman aşımı olmayan) sahibiz.

 

 

Bu olağan üstü durumda, devlet de (toplumsal dayanışma gücü) kendini kontrol eder.

Değiştirilmesi gerekenleri hemen yerine getirmek zorundadır.

Bu durum devletin (toplumsal dayanışma gücü) hükumetten toplumsal sözleşmeye dayanarak isteyeceği yaptırımlardır.

Eğer yerine getirilmez ise; devlet (toplumsal dayanışma gücü) bireylere ve topluma karşı sorumluluğunun gereğini yerine getirir.

 

Bu tespit; sosyolojik gerçekliğin, tarih önündeki duruşudur.

 

Bütün sistemlerin çöküşü, yükselmesi değişmesi bu gerçekliğin kabulü ile olmuştur.

 

Bu anlayış; Dünya tarihinin, sosyolojik bakış açısının, algoritmasıdır.

 

Ya çözersiniz.

Ya da çözülür erir gidersin…

 

Esas olan devlettir. (Toplumsal dayanışma gücüdür.)

 

 

Saygıyla…

 


  Tıp.Dr.-Stj.Av. Abdulkadir DESTAN

  

Yazarın Diğer Yazıları