Semih Gündüz

KISA KISA, DARBE GİRİŞİMİNDEN HİSSE

Semih Gündüz

  • 1607

Allah'a şükür 15 Temmuz Gecesini, vatanı bırakmadan, vatansız kalmadan atlattık. Yine yaşayacağımız yer burasıydı, ancak cuntaya teslim olsak, özgür irademizle varolacağımız bir ülkemiz olmayacaktı. Tabi, kayıplarımız da var. Kardeşleriminizin ruhu şad olsun, mekanları cennet olsun.

 

Ve, 15 Temmuz geçti ve yeniden hayatımıza döndük. Yine çalışma hayatı, ekonomi, siyaset ve diğerleri normal seyrine girecek. Bu noktada kısa kısa yazacaklarım var.

 

SORUNUN KAYNAĞI

 

Sorunun kaynağı, cemaat denen yapının ülkede alttan alta hakim hale gelmesiydi. Bu görünmeyen bir hareket değildi. Çoğu zaman desteklenmişti. Yaptıkları İslam için görülmüştü. Ancak, bugün İslam adına değil, kendi grubu adına davrandığı, hatta yabancıların güdümünde olduğu daha açık şekilde ortaya çıktı.Ve eline silah alıp devletine ve milletine saldıranlar dolayısıyla silahlı örgüt olarak tanımlanacak.

 

Almamız gereken ders ise, devlet yönetiminde gruplaşmanın ve kayırmacılığın devlete, millete ve siyasetçilere zarar verdiğidir. İlk etapta bu durum açık şekilde görünmese de; sonuçları ağır şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu durumun tartışılmasından kaçınılmamalıdır.

 

Devlette liyakatin esas alınması, kurumların ve bu personelin yapacakları işe odaklanması önemlidir.

 

Kamu personelinin büyüklenmesi, vatandaştan uzaklaşması, kamu yararı saikinden başka amaçlarla hareket etmesi hatalı davranışlardır. Memur ve işçilerin yanında, milletvekili, bakan, belediye başkanı, muhtar ve diğer görevliler de, seçilmişler ve atanmışlar ve kamu adına hizmet yürütenler de, görevlerini ve verdikleri hizmeti kamu adına, toplum yararına yaptığını unutmamalıdır. Hizmet vermekte eşit, adil, tarafsız davranmalıdır. Bireycilik ön planda tutulmamalıdır. Ancak, konu adalet olunca bir kişi bile adil çerçeve dışında tutulmamalıdır.

 

Şahsi görüşüm müslüman olmanın gerekleri de dikkate alınmalıdır. Ancak bu noktada insanlara baskı yapılmamalıdır. Ama, kötü olduğu açık olanların, açık açık yapılması mümkün olmamalıdır.

 

İDARECİLERİN SORUMLULUKLARI

 

İdarecilerin sorumluluğu ise, bu kapsamda daha esaslı olarak ele alınmalıdır. Onların tavrı gerek kuruma, gerekse kamuya ciddi şekilde yön vermektedir. O nedenle, idarecilerin daha bilinçli olması gerekir.

 

Yazılı kuralları eleştireceğim. Yazılı kurallar tek başına, iyi bir çalışma düzeni için yeterli değil, bence. Bunların salt biçimde yerine getirilmesi, iyi sonuçlar ortaya koymayabiliyor.

 

Her iş için yargıyı göstermek yerinde değil. Yargı önemli,olmazsa olmaz. Ancak, yargının adaleti sağlamada, gerçek adaleti sağlamada yetersiz kaldığı durumlarda veya yazılı kuralların gerçek adaleti sağlamada veya kamu yararını gözetmede bekleneni verememesi de dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, yazılı kurallar milli bir yaklaşımla gözden geçirilmelidir.

 

Adalet herkes için kaçınılmaz şart olmalıdır. Herkese adil olunmalıdır. Adaletsizlikler, bir sonraki daha büyük adaletsizliklerin kaynağı olmaktadır. Adaletten, adil davranmaktan kaçınılmamalıdır.

 

DEMOKRASİ ŞEHİDİ Mİ CİHAD VE ŞEHİD Mİ?

 

Demokrasi şehidi deniyor. Bu ne kadar doğru?

 

Bir evliliğin kurulmasında bile baskı yapılsa, bu bile hoşgörülmemektedir. Bu nedenle toplumun genelinde baskı yapmak olumlu karşılanmamaktadır. Seçim hakkı önemlidir.

 

Ancak, seçim hakkının korunması için bir insanın canını vermesinin ne kadar beklenebileceği, bence düşünülmelidir. Ayrıca, vefat eden kardeşlerimizin son nefeslerinde ALLAH edasıyla bu dünyadan göçtüklerini işitiyoruz.

 

Sokaklara çıkmalarının sebebi olarak, bir zulmü engellemek, vatanı korumak, meşru idarenin yaptıklarını da göz önünde bulundurarak koruma amaçlarının daha ağır bastığını düşünüyorum.

 

Elbette farklı düşündüğü halde karşı koyanlar da olmuştur, darbeye. Ancak, çoğunluğun belirtilen saiklerle hareket ettiğini düşünüyorum. Bu durumda, kardeşlerimiz ŞEHİT MİDİR demokrasi ŞEHİDİ MİDİR?

 

Ancak, bir diğer yandan bu noktada olumlu düşüncelerim de mevcut. Maksat birlikse, neticede toplumun TÜRK BAYRAĞI altında toplanması gerçekleşmiştir. Bu durum olumludur ve desteklenmelidir.

 

Yine de kardeşlerimiz şehiddir. Bu ziyaret ettiğimiz bir şehid ailesinin de ifadesidir.

 

ADALETİN ÖNEMİ

 

Yeniden adalet. Yargının geçmiş dönemlerde adalet yerine yapay delillerle, haklı haksız bir çok kişiyi suçlu ilan etmesi, geldiğimiz bu noktaya muhtemelen neden olmuştur. Bu olayda, ilk etapta suçsuz olanlar da suçlu görülmüş, (şu an için böyle söyleniyor), bu davalar bu şekilde neticelenmiştir. Muhtemelen kuru ile yaş birlikte cezalandırılmıştır. Bununla birlikte, olayın neticesinde belki suçlu olanlar da cezasız kalmıştır. Neticesi ise bugünler olmuştur.

 

Bu noktada, adaleti sağlamanın önemi ortaya çıkmaktadır. Cezalandırılması gerekenlerin cezasız kalması toplum vicdanını zedelerken, haksız yere cezalandırmalar da zedelemektedir. Bu nedenle, bu defa, Mahkemelerin ve kamunun önündeki olayların ve dosyaların, en adil ve en hızlı şekilde neticelendirilmesi gerekmektedir. Bunu söylemek güçtür ama, "ceza alanların bile, bizim cezamız budur demesi" beklenmelidir. İdarenin de işlemlerini ve eylemlerini adaletli bir şekilde tesis etmesi gerekir.

 

YÜKÜN AĞIRLIĞI

 

Bu sadece bir darbeye karşı direniş değildir. Can veren kardeşlerimiz bulunmaktadır. Vatan savunulmuştur. Şehitlerin kanı, görev ve sorumlulukların ağırlıklarını artırmaktadır. Yani, kamuda görev almak, sıradan bir iş olmaktan daha öte bir hal almıştır. En iyisini yapmak hedef olmalıdır. Bunun hakkını vermek için çalışılmalıdır. Aksi davranışlar uygun değildir.

 

Yazımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız, Allah darbelerden korusun, Allah'ın selamı ve bereketi üzerinize olsun.

 

Yazarın Diğer Yazıları